SALATA VE MARUL Beslenme ve İnsan Sağlığı Bakımından Önemi
Yeşil salatanın insan beslenmesinde büyük bir yeri vardır. Bütün bir yıl boyunca ister dışarıda, ister ser ve sıcak yastıklarda yetiştirilen salatalar, vitamin ve mineral madde kaynağı, iştah açıcı ve besleyici bir tüketim maddesidir. Salata çeşitlerine göre etrafını saran dış yaprakların miktarı değişik orandadır. Ülkemizde tüketimde kullanılmayan bu kısımlar atıldıktan sonra geriye, % 75-85 oranında kullanılan kısmı kalır. Dolayısıyla çeşitlere göre atılan yaprak miktarı % 15-25 arasındadır. Atılan kısım diğer memleketlerde çeşit, yetiştirme ve pazarlama tekniğinin daha iyi olması nedeniyle % 5-10 civarındadır. DILLINGEN’e (1956) göre, 100 gr taze yemeğe hazırlanmış salata 94-95 gr su, 1-1,5 gr ham protein, 0,2-0,4 gr yağ, 1,5-2,5 gr karbonhidrat ile 30 mg kalsiyum, 40 mg fosfor, 1,5 mg demir ihtiva eder. Salatanın 100 gr’ı yaklaşık 20 cal verir. GRAFE’ye (1960) göre salatanın beslenme değeri ve içeriği maddeler DILLINGEN ile hemen hemen aynı olup, 100 gr Salatada 0,9 gr protein, 0,2 gr yağ, 0,1 gr karbonhidrat, 95,0 gr su ve 30 mg kalsiyum bulunmaktadır. Aynı yazar, Salatada 5000 (I.B) A vitamini, 0,08 mg B1, 0,10 mg B2, 0,2 mg Niacin, 8 mg C vitamini bulunduğunu açıklamaktadır. Salatanın beslenme değeri diğer sebzelere göre biraz fakir, fakat azot bulundurmayan extrakt maddeler bakımından zengindir. Salata bitkisinin içinde bulunan beyaz renkli sıvıda, yani süt içinde elma asidi, oksalik asit, limon asidi, armut asidi gibi alkoloidler bulunur. Bu maddelerin çok yüksek değerlerde olması insanı zehirleyebilir. Ne var ki Salatalarda bulunan miktarı hiçbir zaman insanı zehirleme ölçüsüne ulaşmamaktadır (DILLINGEN, 1956). GÖBELEZ’e (1969) göre, salatalar iştah açar. İyi çiğnenir ve tükürükle karıştırılırsa, bütün mide ve bağırsak yolunda mevcut salgı bezlerini çalıştırır, hazmı kolaylaştırır. İnsanın çabuk acıkmasını sağlar. Bol selüloz içermesi ile pekliğin önüne geçer ve hemoroiti olanlara özellikle önerilir. Dalak ve karaciğer tıkanıklığına, sarılık hastalığına iyi gelir. İdrar tutukluğunu giderir. Sinirli kişilere huzur verir. Aşırı cinsi arzuları hafifletir. 1 litre suda 60 gr marul veya kıvırcık yaprağı kaynatılırsa ve bu suyla yüz yıkanırsa ergenlik sivilceleri kaybolur. Zeytinyağında haşlanması ile yapılan lapa, kan çıbanı, apse ve yanıklara iyi gelir. Bir kaşık tohumu bir tas suda kaynatılır ve elde olunan su ılıklaştırılıp göz banyosunda kullanılırsa göz hastalıklarının çoğu giderilir. Salataların kirli sularla sulanması halinde üzerlerinde hastalık taşıyan mikroplar bulunabilir. Bu salataları yemeden evvel bir litre suya 2 damla javel suyu veya 1 kaşık klorak katıp, bu suda bir iki saat tutulduktan sonra temiz su ile iyice durulayıp sonra yenmelidir. Böylece tifo ve benzeri hastalık mikropları yok edilir. Sinek ve sümüklü böceklere karşı 1 litre suya 1 kaşık sirke katmalı ve salatalar yıkanmalıdır.
Yeşil salatanın insan beslenmesinde büyük bir yeri vardır. Bütün bir yıl boyunca ister dışarıda, ister ser ve sıcak yastıklarda yetiştirilen salatalar, vitamin ve mineral madde kaynağı, iştah açıcı ve besleyici bir tüketim maddesidir. Salata çeşitlerine göre etrafını saran dış yaprakların miktarı değişik orandadır. Ülkemizde tüketimde kullanılmayan bu kısımlar atıldıktan sonra geriye, % 75-85 oranında kullanılan kısmı kalır. Dolayısıyla çeşitlere göre atılan yaprak miktarı % 15-25 arasındadır. Atılan kısım diğer memleketlerde çeşit, yetiştirme ve pazarlama tekniğinin daha iyi olması nedeniyle % 5-10 civarındadır. DILLINGEN’e (1956) göre, 100 gr taze yemeğe hazırlanmış salata 94-95 gr su, 1-1,5 gr ham protein, 0,2-0,4 gr yağ, 1,5-2,5 gr karbonhidrat ile 30 mg kalsiyum, 40 mg fosfor, 1,5 mg demir ihtiva eder. Salatanın 100 gr’ı yaklaşık 20 cal verir. GRAFE’ye (1960) göre salatanın beslenme değeri ve içeriği maddeler DILLINGEN ile hemen hemen aynı olup, 100 gr Salatada 0,9 gr protein, 0,2 gr yağ, 0,1 gr karbonhidrat, 95,0 gr su ve 30 mg kalsiyum bulunmaktadır. Aynı yazar, Salatada 5000 (I.B) A vitamini, 0,08 mg B1, 0,10 mg B2, 0,2 mg Niacin, 8 mg C vitamini bulunduğunu açıklamaktadır. Salatanın beslenme değeri diğer sebzelere göre biraz fakir, fakat azot bulundurmayan extrakt maddeler bakımından zengindir. Salata bitkisinin içinde bulunan beyaz renkli sıvıda, yani süt içinde elma asidi, oksalik asit, limon asidi, armut asidi gibi alkoloidler bulunur. Bu maddelerin çok yüksek değerlerde olması insanı zehirleyebilir. Ne var ki Salatalarda bulunan miktarı hiçbir zaman insanı zehirleme ölçüsüne ulaşmamaktadır (DILLINGEN, 1956). GÖBELEZ’e (1969) göre, salatalar iştah açar. İyi çiğnenir ve tükürükle karıştırılırsa, bütün mide ve bağırsak yolunda mevcut salgı bezlerini çalıştırır, hazmı kolaylaştırır. İnsanın çabuk acıkmasını sağlar. Bol selüloz içermesi ile pekliğin önüne geçer ve hemoroiti olanlara özellikle önerilir. Dalak ve karaciğer tıkanıklığına, sarılık hastalığına iyi gelir. İdrar tutukluğunu giderir. Sinirli kişilere huzur verir. Aşırı cinsi arzuları hafifletir. 1 litre suda 60 gr marul veya kıvırcık yaprağı kaynatılırsa ve bu suyla yüz yıkanırsa ergenlik sivilceleri kaybolur. Zeytinyağında haşlanması ile yapılan lapa, kan çıbanı, apse ve yanıklara iyi gelir. Bir kaşık tohumu bir tas suda kaynatılır ve elde olunan su ılıklaştırılıp göz banyosunda kullanılırsa göz hastalıklarının çoğu giderilir. Salataların kirli sularla sulanması halinde üzerlerinde hastalık taşıyan mikroplar bulunabilir. Bu salataları yemeden evvel bir litre suya 2 damla javel suyu veya 1 kaşık klorak katıp, bu suda bir iki saat tutulduktan sonra temiz su ile iyice durulayıp sonra yenmelidir. Böylece tifo ve benzeri hastalık mikropları yok edilir. Sinek ve sümüklü böceklere karşı 1 litre suya 1 kaşık sirke katmalı ve salatalar yıkanmalıdır.

