Mantari hastalıklar, Külleme, Baklagil hastalığı, Mildiyö hastalığı, Kök çürüklüğü, Solgunluk hastalığı, Yaprak küfü hastalığı, Beyaz çürüklük hastalığı, Kurşuni küf hastalığı tedavi yöntemleri
Değişik sebzelerin yetiştirilme tekniklerini ayrıntıları ile inceledik. Üretimde karşımıza çıkan en önemli sorunlardan birisi hastalıklardır. Üreticilerimize ve ülkemiz ekonomisine büyük kayıplar oluşturan hastalıklar çok çeşitlidir. Her hastalık ayrı bilgi ve mücadele şekli ister.
Hastalık bitkiye bulaşmadan önce gerekli önlemler alınmalıdır. Bulaştıktan sonra yapılacak işler hem az hem de zordur. Hastalıksız, sağlıklı ve kaliteli üretim nasıl yapılır? Bazı hastalıklara karşı nasıl bir mücadele uygulanır?
MANTARİ HASTALIKLAR
KÜLLEME Külleme hastalığı hemen hemen bütün bitkilerde görülmektedir Ancak sebzelerde küllemenin ayrı bir önemi vardır. Külleme tarla ve açıkta sebze yetiştiriciliği yapılan yerlerde kavun, hıyar, kabak, karpuz, bamya gibi sebzelerde; örtüaltı yetiştiriciliği yapılan yerlerde de yine hıyar, kavun,domates, patlıcan, biber v.b. sebzelerde genellikle her yıl görülür.
BELİRTİSİ Hastalık, bitkilerin alt yapraklarından başlar. Daha sonra taze yapraklara ve sürgünlere geçer. Küllemenin bitkideki görünümü yaprakların genelde üst yüzünde bazen hem alt hem de üst yüzünde un serpilmiş gibi lekelerin oluşudur. Lekeler zamanla birleşerek bütün yaprağı kaplar. Küllemeli bitkiler büyüyemez, çiçek açmaz, meyveler tatsızlaşır. Hastalık çok ilerlemişse yaprak ve meyve dökümü olur.
BULAŞMA YOLLARI Külleme hastalığı çevrede bir kaç bitkide görüldüğünde rüzgar ve böceklerle çevreye dağılarak yeni bitkilere bulaşır. Hastalığın mevsim içinde yayılması ve bulaşmaların olması için, ortamda %60-70 nem ve 27 °C'ye kadar varan sıcaklık koşullarının olması çok uygundur. Külleme yağmurlu havalardan çok çiğli ve puslu günlerde yayılır. Hastalık, kışı bitkilerin yaprakları üzerinde siyah renkte, yuvarlak üreme organı halinde geçirir. Baharda bu üreme organı gelişerek burada meydana gelen sporları etrafa yayılır ve yeni bitkilerde hastalık oluşur.
MÜCADELESİ
KÜLTÜREL ÖNLEMLER Hastalığın çokça görüldüğü yerlerde, hastalıklı bitki artıklarını toplayıp yakmak gerekir.
KİMYASAL MÜCADELE Kimyasal ilaçlarla külleme hastalığına karşı mücadele yapılmaktadır. İlaçlamalar havanın serin ve sakin olduğu zamanlarda, bitkinin her tarafının ilaçla kaplanması şeklinde olmalıdır. İlaçlamalara hastalık görülür görülmez başlanmalı, 10 gün ara ile tekrarlanmalıdır. Sistemik etkili ilaç kullanımında bu ara 14-15 güne çıkabilir. Şiddetli çiğ ve yağıştan sonra toz kükürt ile ilaçlama yapmamak gerekir. Zira yağışın ardından çıkabilecek güneş bitkide yakma yapabilir. Son ilaçlama ile hasat arasında en az 15-20 gün ara olmalıdır. Küllemeye karşı kullanılan sistemik ve kontak etkili ilaçlar ve uygulama dozları aşağıdaki tabloda verilmiştir.
BAKLAGİL HASTALIĞI
ANTRAKNOZ Baklası yenen sebzeler olarak kabul edilen bakla, bezelye ve fasulyenin en önemli hastalıklarından biridir. Hastalık; bitkilerin kök, kök boğazı, gövde, yaprak sapı, yaprak, meyve ve tohumlarında görülür.
BELİRTİLERİ
FASULYEDE Fasulyede antraknoz genç bitkilerde görülür, ilk kez kotiledon (ilk çıkan yapraklar) yapraklarda ve gövdede çökük siyah lekelerle başlar ve daha sonra tüm fidede yanıklığa yol açar. Daha ileri devredeki bitkilerde antraknoz yaprak, meyve ve tohumlarda görülür. Yapraklarda, yaprağın alt kısmındaki damarlarda koyu renkli çizgi şeklinde lekeler oluşturur. Şiddetli durumlarda tüm damarlarda bu şekilde koyu renkli lekeler olur ve bunların arasındaki kısım kurur, sonuçta yapraklar dökülür. Dal ve gövdede de uzunlamasına içe çökük kahverengi-siyah lekeler oluşturur. Meyvede ise koyu kahve renkte ortası çukur 0.5-1 cm çapında lekeler meydana getirir. Aynı esmer renkteki çökmeler tohumda da görülür.
BEZELYE VE BAKLADA Bezelye ve baklada Antraknoz hastalığının belirtileri birbirine benzer. Hastalık yine yaprak, çiçek, meyve, tohum, sap, kök ve kök boğazında görülür. Hastalık, yaprakta iç içe halkalar şeklinde, ortası açık kahve, dış kısmı koyu renktedir. Meyve ve tohumdaki lekeler oval veya dairesel, içe doğru çökük ve siyaha yakın renktedir. Baklada lekelerin büyüklüğü 1.5 cm kadar olabilir. Sap ve gövdedeki lekeler uzunumsudur. Bu lekeler tüm bitkiyi kaplar. Hatta çiçekte de şekilsiz siyah lekeler oluşur. Antraknoz sözü geçen bu üç bitkide de tohuma kadar geçtiğinden, özellikle tohum üretimi amacıyla yapılan yetiştirmelerde tohumlukların özelliğini bozmakta ve yeni meydana gelecek bitkilerde de hastalığın çıkmasına neden olmaktadır . Genç bitkilerde ölüme neden olur, daha yaşlı bitkilerde de kurumalar ve meyvede lekeler yaptığından ürünün kalitesini düşürür ve üründe azalma yapar.
BULAŞMA YOLLARI Hastalık rutubetli ve yağışlı yıllarda fazla görülür. Hastalığın mevsim içinde bitkiden bitkiye yayılması rutubetli havalarda yağmur ve rüzgarla olmaktadır. Hastalığı yapan etmen, bulaşık bitki artıklarında kışı geçirir. Bulaşık tohum ekildiğinde tohum çimlenirken beraberinde gelişen mantar, bitki daha fide devresinde iken hastalık yapar ve bitkiyi kurutur.
MÜCADELESİ
KÜLTÜREL ÖNLEMLER
- Bir yıl evvel hastalığın yoğun görüldüğü tarlalarda 2-3 yıl aynı bitkinin ekilmemesi gerekir.
- Hastalıklı bitki artıkları toplanıp yakılmalı veya derine gömülmeli.
- Kullanılacak tohumluk hastalıktan ari olmalıdır.
- Tohum koruyucu amaçla ilaçlanmalıdır.
KİMYASAL MÜCADELE Sadece fasulyede uygulanır. Günlük ortalama sıcaklık 17 - 23 °C arasında ve rutubet % 90'nın üstüne çıktığında ve yörede hastalık belirtileri görülür görülmez ilaçlamaya başlanır. İlaçlama bitkinin tüm yeşil aksamına kuru yer kalmayacak şekilde ilaçlı su ile uygulanır. Kullanılacak ilaçlar ve bunların dozları aşağıdaki tabloda verilmiştir.
MİLDİYÖ HASTALIKLARI Mildiyö hastalıkları, açıkta sebze üretiminde, fide yetiştiriciliğinde ve örtüaltı yetiştiriciliğinde yaygın olarak görülür. En çok görüldüğü bitkiler domates, patates, lahana, ıspanak, marul, hıyar ve kavundur. Mildiyö hastalıkları türe hastır. Örneğin domatesteki lahanaya ve soğandaki marula geçemez. Ancak hıyarda görülen mildiyö kabak ve kavunda hastalık yapar. Mildiyö hastalığı rutubetli yerlerde ve yağışlı yıllarda fazla görülür. Hastalık bir yerde görüldüğünde hızla geniş alanlara yayılır. Hastalığın gelişmesi ve yayılması %90-100 nem ve 15-20 °C sıcaklıkta hızlıdır. Rutubetin %80'nin altına düştüğü hallerde ve sıcaklığın verilen sınırların altında veya üstünde olduğu koşullarda hastalığın yayılması durur.
BELİRTİLERİ Mildiyö hastalığı bitkilerin daha çok yapraklarında olmak üzere gövde ve meyvelerinde zarar yapar. Bazı bitkilerde tohuma kadar geçer. Hastalık; lahana, marul, ıspanak, hıyar gibi bitkilerin yaprak ve yaprak sapında soluk yeşil renkte yağımsı lekeler şeklinde başlar. Daha sonra lekeler koyulaşır ve orta kısımları ölür. Rutubetli havalarda yaprağın altında gri renkte tüylü bir örtü vardır. Zamanla lekeler birleşir, bütün yaprağın kurumasına neden olur.
Domateste meyvede de lekeler görülür. Meyve yüzeyinde küçük, düzensiz olarak dağılmış soluk renkte lekeler oluşur. Bu lekeler daha sonra siyahlaşır ve içe doğru çökük çürüklük oluşur. Çürüklük meyvenin içine doğru ilerler. Domateste koşullar hastalık için elverişli olursa tüm bitkide yanıklığa yol açar. Hatta sera ve rutubetli yerlerde geniş alanların aniden çökmesine, adeta yangın geçirmiş gibi bir görünüm olmasına yol açar. Mildiyö hastalığının soğandaki görünümü; yaprakların dip ve orta kısımlarında önce hafif sarımtırak lekeler ve daha sonra bunların gri mavi havımsı bir örtüyle kaplanması şeklindedir. Hastalık ilerledikçe tüm bitkiyi kaplar, bitkinin yaprakları sararır ve kurur. Hastalık bitkileri küçükken yakalandığında ise bitkiler bodur kalır. Lahana ve marul da ise mildiyö hastalığı bitkiler fide devresinde iken başlar. Fidelerin yaprakları önce sararır, sonra kurur. Hastalık hızla tüm fideliğe yayılarak fidelerin elden çıkmasına neden olur. Tarlaya şaşırtılan bitkilerde hastalık önce yaşlı alt yapraklarda görülür. Burada yer yer sarı lekeler belirir. Lekelerin alt yüzünde kirli beyaz renkte bir küf tabakası oluşur. Zamanla iç yapraklara doğru ilerler ve yapraklarda kuruma ve çürüme olur. Hastalık yaprağı yenen sebzelerde yaprakların sararmasına, kurumasına, çürümesine neden olduğundan lahana, marul ve ıspanak gibi sebzelerde üründe doğrudan doğruya kayıp olur. Bitkilerin tümden kurumasına yol açar. Domates gibi meyvesi yenenler de çürümeler yapar.
BULAŞMA YOLLARI Hastalığın yayılışı, yetiştirme mevsimi içinde bulaşık alanlardan yağmur ve rüzgarla temiz bölgelere taşınması şeklinde olur. Hastalığa neden olan etmenler bulaşık bitki artıklarında, soğan gibi bitkilerin arpacık adı verilen üretim materyalinin katmanları arasında, ıspanakta tohuma kadar geçerek, tohumla ertesi yıla taşınır ve yeni yılda hastalık tekrar ortaya çıkar.
MÜCADELESİ
KÜLTÜREL ÖNLEMLER
-Hastalığın görüldüğü yerlerde, bitki artıkları imha edilmelidir.
-Tohum mildiyö hastalığının görülmediği, bulaşık olmayan tarla ve bitkilerden alınmalıdır.
-Bitkilere fazla su vermemeli, yeteri kadar sulanmalıdır.
-Münavebe uygulanmalıdır. Örneğin domates yetiştiriciliği yapılan bir yerde sık sık domates mildiyösü görülüyorsa, buraya 1-2 yıl domates ekilmemeli, bunun yerine diğer sebzelere yer verilmelidir.
KİMYASAL MÜCADELE Mildiyö hastalıklarına karşı kimyasal ilaçlarla başarılı sonuçlar alınmaktadır. Hastalık bir defa bir tarla veya bölgede görüldüğünde süratle yayılma gösterir. Bu nedenle genellikle ilkbahar ve yaz başlangıcında, ikinci ürün yetiştiriciliği yapılan güney illerimizde, sonbahar başlarında hastalık görülür görülmez ilaçlamaya başlamak gerekir. İlaçlamaların arası ve sayısı ilacın çeşidine göre değişmekle birlikte, genellikle bir hafta ara ile uygulama yapılmaktadır. Hava sıcaklığı ve nem durumuna bağlı olarak 2-3 bazen 5 kez ilaçlama yapılmaktadır. İlaçlamadan sonra yağış olduğunda uygulama tekrarlanmalıdır. İlaçlamalarda bitkinin her tarafının ilaçlı su ile iyice yıkarcasına ıslatılmasına özen gösterilmeli, hiç kuru yer bırakılmamalıdır. Mildiyö hastalığına karşı kullanılan ilaçlar, uygulama dozları ve tavsiye edilen bitkiler aşağıdaki tabloda verilmiştir.
SEBZE FİDELERİNDE KÖK ÇÜRÜKLÜĞÜ (ÇÖKERTEN) HASTALIĞI Fide kök çürüklüğü veya çökerten adı ile anılan hastalık sadece sebzelerde değil, diğer bütün bitkilerde yaygın olarak görülür. En geniş şekliyle de fidelerde zararlı olur.
BELİRTİLERİ Fide kök çürüklüğü, fidelikte yer yer sararmaların oluşması ile başlar. Sarılık sınırı gittikçe artarken sararan fidelerin toprak yüzüne devrildiği görülür. Adeta fideler baygın gibi yatar. Bu nedenle hastalığın bir adı ''Baygınlıktır''. Baygın fideler kurur ve fidelikte yer yer boş alanlar meydana gelir. Bu boşluklara çiftçiler "Ayna" adını verirler.
Kök çürüklüğünden dolayı baygın fideler çekilirse kök boğazının iplik gibi inceldiği ve esmerleştiği görülür. Böyle bitkilerin kökleri sağlam fideler gibi beyaz değil, kahverengileşmiştir. Kök boğazı ince olduğu için fide ayakta duramaz ve bayılır. Bu hastalık yalnız fideliklerde değil, fasulye, kavun, hıyar ve kabak tarlalarında da bitkilerin genç gövdelerinde görülür.
BULAŞMA YOLLARI Fide kök çürüklüğü etmenlerinin (mantarlarının) yayılmasına bulaşık toprak, tohum, toprak işleme aletleri ve gübre sebep olur.
MÜCADELESİ
KÜLTÜREL ÖNLEMLER
-Fidelik için kullanılacak harç toprağı temiz olmalıdır.
-Tohum çok sık ekilmemelidir.
-Fidelikteki hastalıklı fideler ayıklanmalıdır. Fidelik toprağı ile üzerindeki örtü arasında yeterli yükseklik bırakılmalıdır.
-Fideler güneşli havalarda açılıp havalandırılmalıdır.
-Fazla sulamadan kaçınmalı ve fazla azotlu gübre verilmemelidir.
-Fidelikler bol güneş alan, soğuk rüzgarları tutmayan yerlerde kurulmalıdır.
KİMYASAL MÜCADELE
İlaçlı mücadelede:Tohum, toprak ve fideler toprak yüzüne çıktıktan sonra fidelik ilaçlaması şeklinde yapılır.
- Tohum ilaçlaması koruyucu olarak yapılır. Ekimden önce tohumun uygun bir ilaçla ilaçlanması gerekir.
- Toprak ilaçlaması ekimden önce ve ekimden sonra yapılır. Ekimden önce yapıldığında fidelik toprağı ve malzemesi %40'lık formaldehit ile ekimden 15-20 gün önce 100 It suya 4 It karıştırılır. Karışımdan m2'ye 10 It verilir. Fidelik 2-3 gün kapalı tutulduktan sonra açılır, 7-10 gün havalandırılır ve ekim yapılır.
-Tohum ekilip kapak harcıyla kapatıldıktan sonra fideliğe m2'ye %0.6'lık göztaşından 5 litre verilir. İlaçlı yer 10 dakika sonra 5 litre temiz su ile sulanmalıdır.
*Fidelik ilaçlamalarında verilen iki doz hastalık yoğunluğuna ve bitkinin gelişme durumuna göre değişmektedir. Fideler toprak yüzüne çıktıktan sonra fidelikte hastalık görüldüğünde de ilaç uygulanır. Yine burada da her ilaçlamadan sonra mutlaka temiz su ile fideliğin sulanması gerekir. Fidelik ilaçlaması birer haftalık aralıklarla 2-3 kez tekrarlanabilir. Fidelikte bitkiler çıktıktan sonra uygulanacak ilaçlar ve uygulama dozları yukarıdaki tabloda verilmiştir.
SEBZELERDE SOLGUNLUK HASTALIKLARI
Solgunluk hastalıkları sadece sebzelerde değil, meyve ağaçları, süs bitkileri hatta kültür bitkileri arasında bulunan ve istenmeyen yabancı otlarda bile görülmektedir. Ancak en yaygın olarak görüldüğü sebzeler domates, biber, kavun, karpuz ve hıyardır. Solgunluk hastalığına neden olan etmenler (mantarlar) toprakta her zaman bulunur. Ancak, şartlar hastalık için uygun olduğunda bitkilerde hastalık görülür.
BELİRTİLERİ Hastalık, bitkiler gençken ortaya çıktığında fide kök çürüklüğüne benzer şekilde çökerten belirtileri gösterir ve bu bitkiler hemen ölürler. Bitkiler normal büyüklüğünü aldığı, çiçek ve meyve döneminde (kavun, karpuz ve hıyarda kol atma devresi olarak kabul edilir) hastalığın ilk belirtileri ortaya çıkar. Solgunluk gösteren bitkilere karşıdan baktığımızda, domates ve biberde yaprakların solmuş, aşağıya sarkmış, sanki bitki susuz kalmış gibi bir görünüm alır. Solgunluk gösteren bitki yakından incelendiğinde yapraklarda solma ve pörsüme görülür. Yapraklar daha sonra sararır ve tüm bitki solar. Bu görünüm susuz kalmış bitkiyi andırır. Ancak, susuz kalan bitkiye su verildiğinde bitki normal haline döndüğü halde, hastalıktan dolayı solmuş bitki tekrar eski haline dönemez. Solgunluk gösteren bir bitkiyi söküp kök boğazını enine kestiğimizde bu kısmın esmerleşmiş olduğu görülür. Köklerde çürüme olur. Nemli yerlerde solgunluk gösteren kavun, karpuz ve hıyar gibi bitkilerin saplarında beyazımsı bir küf tabakası da meydana gelir. Solgunluk tüm bitkide görüldüğünden ve sulama ile diğer bitkilere yayıldığından geniş alanlarda ekonomik önemde kayıplara neden olmaktadır. Hastalık bitki artıklarında uzun yılar canlı olarak kalabildiğinden gelecek yıl ekilen yeni bitkide de solgunluk görülür.
BULAŞMA YOLLARI
Solgunluk hastalığının yayılması hastalıklı bitki artıklarıyla, çeşitli tarım aletleri ile bulaşık toprağın nakliyle, aşı materyaliyle, yumru gibi bitkisel materyalle ve sulama suyuyla olmaktadır.
MÜCADELESİ
KÜLTÜREL ÖNLEMLER
- En az 2-3 yıl bulaşık olan yere aynı veya benzeri bitkinin ekilmemesi (buğday vs. ile münavebe yapılması) gerekir.
- Tarladaki bitki artıklarını toplayıp yakmak veya gömmek gerekir.
- Temiz tohumluk kullanmak gerekir.
- Bitkileri sırta alarak sulama suyunun bitkinin kök boğazına değmemesine özen göstermek gerekir.
- Aşırı kimyasal gübre vermekten kaçınılmalıdır.
- Hastalığa dayanıklı çeşitlerle üretim yapılmalıdır.
- Solgunluk hastalıklarının pratik ve ucuz ilaçlı savaşım yolu yoktur.
DOMATES YAPRAK KÜFÜ HASTALIĞI
Özellikle seralarda domates bitkisini hastalandırmaktadır. Yaprakların alt tarafında oluşan küf; fungusun üreme organlarıdır. Hastalığın çıkması için rutubetin %95 veya daha fazla, uygun sıcaklığın da 20-25oC olması gerekmektedir.
BELİRTİLERİ
Domates yaprakları üzerinde önce sarı renkli lekeler görülür. Daha sonra bu lekelerin alt kısmında zeytuni kahverengi küf oluşur. Hastalık kısa zamanda bütün yaprakları kaplar ve bitkiyi kurutur. Mücadele yapılmadığı zaman seradaki mahsul %80 oranında zarar görebilir.
BULAŞMA YOLLARI
Toprakta kalan hastalıklı bitki artıklarıyla bitkilere bulaşır.
MÜCADELESİ
KÜLTÜREL ÖNLEMLER
Değişik sebzelerin yetiştirilme tekniklerini ayrıntıları ile inceledik. Üretimde karşımıza çıkan en önemli sorunlardan birisi hastalıklardır. Üreticilerimize ve ülkemiz ekonomisine büyük kayıplar oluşturan hastalıklar çok çeşitlidir. Her hastalık ayrı bilgi ve mücadele şekli ister.
Hastalık bitkiye bulaşmadan önce gerekli önlemler alınmalıdır. Bulaştıktan sonra yapılacak işler hem az hem de zordur. Hastalıksız, sağlıklı ve kaliteli üretim nasıl yapılır? Bazı hastalıklara karşı nasıl bir mücadele uygulanır?
MANTARİ HASTALIKLAR
KÜLLEME Külleme hastalığı hemen hemen bütün bitkilerde görülmektedir Ancak sebzelerde küllemenin ayrı bir önemi vardır. Külleme tarla ve açıkta sebze yetiştiriciliği yapılan yerlerde kavun, hıyar, kabak, karpuz, bamya gibi sebzelerde; örtüaltı yetiştiriciliği yapılan yerlerde de yine hıyar, kavun,domates, patlıcan, biber v.b. sebzelerde genellikle her yıl görülür.
BELİRTİSİ Hastalık, bitkilerin alt yapraklarından başlar. Daha sonra taze yapraklara ve sürgünlere geçer. Küllemenin bitkideki görünümü yaprakların genelde üst yüzünde bazen hem alt hem de üst yüzünde un serpilmiş gibi lekelerin oluşudur. Lekeler zamanla birleşerek bütün yaprağı kaplar. Küllemeli bitkiler büyüyemez, çiçek açmaz, meyveler tatsızlaşır. Hastalık çok ilerlemişse yaprak ve meyve dökümü olur.
BULAŞMA YOLLARI Külleme hastalığı çevrede bir kaç bitkide görüldüğünde rüzgar ve böceklerle çevreye dağılarak yeni bitkilere bulaşır. Hastalığın mevsim içinde yayılması ve bulaşmaların olması için, ortamda %60-70 nem ve 27 °C'ye kadar varan sıcaklık koşullarının olması çok uygundur. Külleme yağmurlu havalardan çok çiğli ve puslu günlerde yayılır. Hastalık, kışı bitkilerin yaprakları üzerinde siyah renkte, yuvarlak üreme organı halinde geçirir. Baharda bu üreme organı gelişerek burada meydana gelen sporları etrafa yayılır ve yeni bitkilerde hastalık oluşur.
MÜCADELESİ
KÜLTÜREL ÖNLEMLER Hastalığın çokça görüldüğü yerlerde, hastalıklı bitki artıklarını toplayıp yakmak gerekir.
KİMYASAL MÜCADELE Kimyasal ilaçlarla külleme hastalığına karşı mücadele yapılmaktadır. İlaçlamalar havanın serin ve sakin olduğu zamanlarda, bitkinin her tarafının ilaçla kaplanması şeklinde olmalıdır. İlaçlamalara hastalık görülür görülmez başlanmalı, 10 gün ara ile tekrarlanmalıdır. Sistemik etkili ilaç kullanımında bu ara 14-15 güne çıkabilir. Şiddetli çiğ ve yağıştan sonra toz kükürt ile ilaçlama yapmamak gerekir. Zira yağışın ardından çıkabilecek güneş bitkide yakma yapabilir. Son ilaçlama ile hasat arasında en az 15-20 gün ara olmalıdır. Küllemeye karşı kullanılan sistemik ve kontak etkili ilaçlar ve uygulama dozları aşağıdaki tabloda verilmiştir.
BAKLAGİL HASTALIĞI
ANTRAKNOZ Baklası yenen sebzeler olarak kabul edilen bakla, bezelye ve fasulyenin en önemli hastalıklarından biridir. Hastalık; bitkilerin kök, kök boğazı, gövde, yaprak sapı, yaprak, meyve ve tohumlarında görülür.
BELİRTİLERİ
FASULYEDE Fasulyede antraknoz genç bitkilerde görülür, ilk kez kotiledon (ilk çıkan yapraklar) yapraklarda ve gövdede çökük siyah lekelerle başlar ve daha sonra tüm fidede yanıklığa yol açar. Daha ileri devredeki bitkilerde antraknoz yaprak, meyve ve tohumlarda görülür. Yapraklarda, yaprağın alt kısmındaki damarlarda koyu renkli çizgi şeklinde lekeler oluşturur. Şiddetli durumlarda tüm damarlarda bu şekilde koyu renkli lekeler olur ve bunların arasındaki kısım kurur, sonuçta yapraklar dökülür. Dal ve gövdede de uzunlamasına içe çökük kahverengi-siyah lekeler oluşturur. Meyvede ise koyu kahve renkte ortası çukur 0.5-1 cm çapında lekeler meydana getirir. Aynı esmer renkteki çökmeler tohumda da görülür.
BEZELYE VE BAKLADA Bezelye ve baklada Antraknoz hastalığının belirtileri birbirine benzer. Hastalık yine yaprak, çiçek, meyve, tohum, sap, kök ve kök boğazında görülür. Hastalık, yaprakta iç içe halkalar şeklinde, ortası açık kahve, dış kısmı koyu renktedir. Meyve ve tohumdaki lekeler oval veya dairesel, içe doğru çökük ve siyaha yakın renktedir. Baklada lekelerin büyüklüğü 1.5 cm kadar olabilir. Sap ve gövdedeki lekeler uzunumsudur. Bu lekeler tüm bitkiyi kaplar. Hatta çiçekte de şekilsiz siyah lekeler oluşur. Antraknoz sözü geçen bu üç bitkide de tohuma kadar geçtiğinden, özellikle tohum üretimi amacıyla yapılan yetiştirmelerde tohumlukların özelliğini bozmakta ve yeni meydana gelecek bitkilerde de hastalığın çıkmasına neden olmaktadır . Genç bitkilerde ölüme neden olur, daha yaşlı bitkilerde de kurumalar ve meyvede lekeler yaptığından ürünün kalitesini düşürür ve üründe azalma yapar.
BULAŞMA YOLLARI Hastalık rutubetli ve yağışlı yıllarda fazla görülür. Hastalığın mevsim içinde bitkiden bitkiye yayılması rutubetli havalarda yağmur ve rüzgarla olmaktadır. Hastalığı yapan etmen, bulaşık bitki artıklarında kışı geçirir. Bulaşık tohum ekildiğinde tohum çimlenirken beraberinde gelişen mantar, bitki daha fide devresinde iken hastalık yapar ve bitkiyi kurutur.
MÜCADELESİ
KÜLTÜREL ÖNLEMLER
- Bir yıl evvel hastalığın yoğun görüldüğü tarlalarda 2-3 yıl aynı bitkinin ekilmemesi gerekir.
- Hastalıklı bitki artıkları toplanıp yakılmalı veya derine gömülmeli.
- Kullanılacak tohumluk hastalıktan ari olmalıdır.
- Tohum koruyucu amaçla ilaçlanmalıdır.
KİMYASAL MÜCADELE Sadece fasulyede uygulanır. Günlük ortalama sıcaklık 17 - 23 °C arasında ve rutubet % 90'nın üstüne çıktığında ve yörede hastalık belirtileri görülür görülmez ilaçlamaya başlanır. İlaçlama bitkinin tüm yeşil aksamına kuru yer kalmayacak şekilde ilaçlı su ile uygulanır. Kullanılacak ilaçlar ve bunların dozları aşağıdaki tabloda verilmiştir.
MİLDİYÖ HASTALIKLARI Mildiyö hastalıkları, açıkta sebze üretiminde, fide yetiştiriciliğinde ve örtüaltı yetiştiriciliğinde yaygın olarak görülür. En çok görüldüğü bitkiler domates, patates, lahana, ıspanak, marul, hıyar ve kavundur. Mildiyö hastalıkları türe hastır. Örneğin domatesteki lahanaya ve soğandaki marula geçemez. Ancak hıyarda görülen mildiyö kabak ve kavunda hastalık yapar. Mildiyö hastalığı rutubetli yerlerde ve yağışlı yıllarda fazla görülür. Hastalık bir yerde görüldüğünde hızla geniş alanlara yayılır. Hastalığın gelişmesi ve yayılması %90-100 nem ve 15-20 °C sıcaklıkta hızlıdır. Rutubetin %80'nin altına düştüğü hallerde ve sıcaklığın verilen sınırların altında veya üstünde olduğu koşullarda hastalığın yayılması durur.
BELİRTİLERİ Mildiyö hastalığı bitkilerin daha çok yapraklarında olmak üzere gövde ve meyvelerinde zarar yapar. Bazı bitkilerde tohuma kadar geçer. Hastalık; lahana, marul, ıspanak, hıyar gibi bitkilerin yaprak ve yaprak sapında soluk yeşil renkte yağımsı lekeler şeklinde başlar. Daha sonra lekeler koyulaşır ve orta kısımları ölür. Rutubetli havalarda yaprağın altında gri renkte tüylü bir örtü vardır. Zamanla lekeler birleşir, bütün yaprağın kurumasına neden olur.
Domateste meyvede de lekeler görülür. Meyve yüzeyinde küçük, düzensiz olarak dağılmış soluk renkte lekeler oluşur. Bu lekeler daha sonra siyahlaşır ve içe doğru çökük çürüklük oluşur. Çürüklük meyvenin içine doğru ilerler. Domateste koşullar hastalık için elverişli olursa tüm bitkide yanıklığa yol açar. Hatta sera ve rutubetli yerlerde geniş alanların aniden çökmesine, adeta yangın geçirmiş gibi bir görünüm olmasına yol açar. Mildiyö hastalığının soğandaki görünümü; yaprakların dip ve orta kısımlarında önce hafif sarımtırak lekeler ve daha sonra bunların gri mavi havımsı bir örtüyle kaplanması şeklindedir. Hastalık ilerledikçe tüm bitkiyi kaplar, bitkinin yaprakları sararır ve kurur. Hastalık bitkileri küçükken yakalandığında ise bitkiler bodur kalır. Lahana ve marul da ise mildiyö hastalığı bitkiler fide devresinde iken başlar. Fidelerin yaprakları önce sararır, sonra kurur. Hastalık hızla tüm fideliğe yayılarak fidelerin elden çıkmasına neden olur. Tarlaya şaşırtılan bitkilerde hastalık önce yaşlı alt yapraklarda görülür. Burada yer yer sarı lekeler belirir. Lekelerin alt yüzünde kirli beyaz renkte bir küf tabakası oluşur. Zamanla iç yapraklara doğru ilerler ve yapraklarda kuruma ve çürüme olur. Hastalık yaprağı yenen sebzelerde yaprakların sararmasına, kurumasına, çürümesine neden olduğundan lahana, marul ve ıspanak gibi sebzelerde üründe doğrudan doğruya kayıp olur. Bitkilerin tümden kurumasına yol açar. Domates gibi meyvesi yenenler de çürümeler yapar.
BULAŞMA YOLLARI Hastalığın yayılışı, yetiştirme mevsimi içinde bulaşık alanlardan yağmur ve rüzgarla temiz bölgelere taşınması şeklinde olur. Hastalığa neden olan etmenler bulaşık bitki artıklarında, soğan gibi bitkilerin arpacık adı verilen üretim materyalinin katmanları arasında, ıspanakta tohuma kadar geçerek, tohumla ertesi yıla taşınır ve yeni yılda hastalık tekrar ortaya çıkar.
MÜCADELESİ
KÜLTÜREL ÖNLEMLER
-Hastalığın görüldüğü yerlerde, bitki artıkları imha edilmelidir.
-Tohum mildiyö hastalığının görülmediği, bulaşık olmayan tarla ve bitkilerden alınmalıdır.
-Bitkilere fazla su vermemeli, yeteri kadar sulanmalıdır.
-Münavebe uygulanmalıdır. Örneğin domates yetiştiriciliği yapılan bir yerde sık sık domates mildiyösü görülüyorsa, buraya 1-2 yıl domates ekilmemeli, bunun yerine diğer sebzelere yer verilmelidir.
KİMYASAL MÜCADELE Mildiyö hastalıklarına karşı kimyasal ilaçlarla başarılı sonuçlar alınmaktadır. Hastalık bir defa bir tarla veya bölgede görüldüğünde süratle yayılma gösterir. Bu nedenle genellikle ilkbahar ve yaz başlangıcında, ikinci ürün yetiştiriciliği yapılan güney illerimizde, sonbahar başlarında hastalık görülür görülmez ilaçlamaya başlamak gerekir. İlaçlamaların arası ve sayısı ilacın çeşidine göre değişmekle birlikte, genellikle bir hafta ara ile uygulama yapılmaktadır. Hava sıcaklığı ve nem durumuna bağlı olarak 2-3 bazen 5 kez ilaçlama yapılmaktadır. İlaçlamadan sonra yağış olduğunda uygulama tekrarlanmalıdır. İlaçlamalarda bitkinin her tarafının ilaçlı su ile iyice yıkarcasına ıslatılmasına özen gösterilmeli, hiç kuru yer bırakılmamalıdır. Mildiyö hastalığına karşı kullanılan ilaçlar, uygulama dozları ve tavsiye edilen bitkiler aşağıdaki tabloda verilmiştir.
SEBZE FİDELERİNDE KÖK ÇÜRÜKLÜĞÜ (ÇÖKERTEN) HASTALIĞI Fide kök çürüklüğü veya çökerten adı ile anılan hastalık sadece sebzelerde değil, diğer bütün bitkilerde yaygın olarak görülür. En geniş şekliyle de fidelerde zararlı olur.
BELİRTİLERİ Fide kök çürüklüğü, fidelikte yer yer sararmaların oluşması ile başlar. Sarılık sınırı gittikçe artarken sararan fidelerin toprak yüzüne devrildiği görülür. Adeta fideler baygın gibi yatar. Bu nedenle hastalığın bir adı ''Baygınlıktır''. Baygın fideler kurur ve fidelikte yer yer boş alanlar meydana gelir. Bu boşluklara çiftçiler "Ayna" adını verirler.
Kök çürüklüğünden dolayı baygın fideler çekilirse kök boğazının iplik gibi inceldiği ve esmerleştiği görülür. Böyle bitkilerin kökleri sağlam fideler gibi beyaz değil, kahverengileşmiştir. Kök boğazı ince olduğu için fide ayakta duramaz ve bayılır. Bu hastalık yalnız fideliklerde değil, fasulye, kavun, hıyar ve kabak tarlalarında da bitkilerin genç gövdelerinde görülür.
BULAŞMA YOLLARI Fide kök çürüklüğü etmenlerinin (mantarlarının) yayılmasına bulaşık toprak, tohum, toprak işleme aletleri ve gübre sebep olur.
MÜCADELESİ
KÜLTÜREL ÖNLEMLER
-Fidelik için kullanılacak harç toprağı temiz olmalıdır.
-Tohum çok sık ekilmemelidir.
-Fidelikteki hastalıklı fideler ayıklanmalıdır. Fidelik toprağı ile üzerindeki örtü arasında yeterli yükseklik bırakılmalıdır.
-Fideler güneşli havalarda açılıp havalandırılmalıdır.
-Fazla sulamadan kaçınmalı ve fazla azotlu gübre verilmemelidir.
-Fidelikler bol güneş alan, soğuk rüzgarları tutmayan yerlerde kurulmalıdır.
KİMYASAL MÜCADELE
İlaçlı mücadelede:Tohum, toprak ve fideler toprak yüzüne çıktıktan sonra fidelik ilaçlaması şeklinde yapılır.
- Tohum ilaçlaması koruyucu olarak yapılır. Ekimden önce tohumun uygun bir ilaçla ilaçlanması gerekir.
- Toprak ilaçlaması ekimden önce ve ekimden sonra yapılır. Ekimden önce yapıldığında fidelik toprağı ve malzemesi %40'lık formaldehit ile ekimden 15-20 gün önce 100 It suya 4 It karıştırılır. Karışımdan m2'ye 10 It verilir. Fidelik 2-3 gün kapalı tutulduktan sonra açılır, 7-10 gün havalandırılır ve ekim yapılır.
-Tohum ekilip kapak harcıyla kapatıldıktan sonra fideliğe m2'ye %0.6'lık göztaşından 5 litre verilir. İlaçlı yer 10 dakika sonra 5 litre temiz su ile sulanmalıdır.
*Fidelik ilaçlamalarında verilen iki doz hastalık yoğunluğuna ve bitkinin gelişme durumuna göre değişmektedir. Fideler toprak yüzüne çıktıktan sonra fidelikte hastalık görüldüğünde de ilaç uygulanır. Yine burada da her ilaçlamadan sonra mutlaka temiz su ile fideliğin sulanması gerekir. Fidelik ilaçlaması birer haftalık aralıklarla 2-3 kez tekrarlanabilir. Fidelikte bitkiler çıktıktan sonra uygulanacak ilaçlar ve uygulama dozları yukarıdaki tabloda verilmiştir.
SEBZELERDE SOLGUNLUK HASTALIKLARI
Solgunluk hastalıkları sadece sebzelerde değil, meyve ağaçları, süs bitkileri hatta kültür bitkileri arasında bulunan ve istenmeyen yabancı otlarda bile görülmektedir. Ancak en yaygın olarak görüldüğü sebzeler domates, biber, kavun, karpuz ve hıyardır. Solgunluk hastalığına neden olan etmenler (mantarlar) toprakta her zaman bulunur. Ancak, şartlar hastalık için uygun olduğunda bitkilerde hastalık görülür.
BELİRTİLERİ Hastalık, bitkiler gençken ortaya çıktığında fide kök çürüklüğüne benzer şekilde çökerten belirtileri gösterir ve bu bitkiler hemen ölürler. Bitkiler normal büyüklüğünü aldığı, çiçek ve meyve döneminde (kavun, karpuz ve hıyarda kol atma devresi olarak kabul edilir) hastalığın ilk belirtileri ortaya çıkar. Solgunluk gösteren bitkilere karşıdan baktığımızda, domates ve biberde yaprakların solmuş, aşağıya sarkmış, sanki bitki susuz kalmış gibi bir görünüm alır. Solgunluk gösteren bitki yakından incelendiğinde yapraklarda solma ve pörsüme görülür. Yapraklar daha sonra sararır ve tüm bitki solar. Bu görünüm susuz kalmış bitkiyi andırır. Ancak, susuz kalan bitkiye su verildiğinde bitki normal haline döndüğü halde, hastalıktan dolayı solmuş bitki tekrar eski haline dönemez. Solgunluk gösteren bir bitkiyi söküp kök boğazını enine kestiğimizde bu kısmın esmerleşmiş olduğu görülür. Köklerde çürüme olur. Nemli yerlerde solgunluk gösteren kavun, karpuz ve hıyar gibi bitkilerin saplarında beyazımsı bir küf tabakası da meydana gelir. Solgunluk tüm bitkide görüldüğünden ve sulama ile diğer bitkilere yayıldığından geniş alanlarda ekonomik önemde kayıplara neden olmaktadır. Hastalık bitki artıklarında uzun yılar canlı olarak kalabildiğinden gelecek yıl ekilen yeni bitkide de solgunluk görülür.
BULAŞMA YOLLARI
Solgunluk hastalığının yayılması hastalıklı bitki artıklarıyla, çeşitli tarım aletleri ile bulaşık toprağın nakliyle, aşı materyaliyle, yumru gibi bitkisel materyalle ve sulama suyuyla olmaktadır.
MÜCADELESİ
KÜLTÜREL ÖNLEMLER
- En az 2-3 yıl bulaşık olan yere aynı veya benzeri bitkinin ekilmemesi (buğday vs. ile münavebe yapılması) gerekir.
- Tarladaki bitki artıklarını toplayıp yakmak veya gömmek gerekir.
- Temiz tohumluk kullanmak gerekir.
- Bitkileri sırta alarak sulama suyunun bitkinin kök boğazına değmemesine özen göstermek gerekir.
- Aşırı kimyasal gübre vermekten kaçınılmalıdır.
- Hastalığa dayanıklı çeşitlerle üretim yapılmalıdır.
- Solgunluk hastalıklarının pratik ve ucuz ilaçlı savaşım yolu yoktur.
DOMATES YAPRAK KÜFÜ HASTALIĞI
Özellikle seralarda domates bitkisini hastalandırmaktadır. Yaprakların alt tarafında oluşan küf; fungusun üreme organlarıdır. Hastalığın çıkması için rutubetin %95 veya daha fazla, uygun sıcaklığın da 20-25oC olması gerekmektedir.
BELİRTİLERİ
Domates yaprakları üzerinde önce sarı renkli lekeler görülür. Daha sonra bu lekelerin alt kısmında zeytuni kahverengi küf oluşur. Hastalık kısa zamanda bütün yaprakları kaplar ve bitkiyi kurutur. Mücadele yapılmadığı zaman seradaki mahsul %80 oranında zarar görebilir.
BULAŞMA YOLLARI
Toprakta kalan hastalıklı bitki artıklarıyla bitkilere bulaşır.
MÜCADELESİ
KÜLTÜREL ÖNLEMLER

