Liquid
Sıvı (Fluid gibi)
26.006 tarım, bahçe, peyzaj, bitki ve teknik terim.
Sıvı (Fluid gibi)
Sıvı
Sıvı Kirletici
Sıvı Dozaj Formu
Sıvı Patlayıcı
Sıvı Fazı Hidrolizi
Sıvı Sekonder İyon Kütle Spektrometresi
İng: Liquidate > Okunuşu: likvideyt >Türkçesi: TASFİYE ETMEK, ÖLDÜRME, KURTULMAK, BAŞINDAN ATMAK
Akışkanlık
Sıvılaşma/Sıvılaştırma
Sıvılaştırılmış Gaz
Bir ticaret işinin yapılabilmesi için hükümetçe verilen izin, ihraç izni, beratı başkasına ait olan bir mal yapmak, bir imkanı kullanmak veya bir teknik yöntemden faydala
Licenced-Production
Licence Agreement
İng: List > Okunuşu: list >Türkçesi: LİSTE
Liste Fiyatı
List Price
Bir katalogda yazılan ya da bir satış elemanı tarafından şirketin resmi ve nihai satış fiyatı olarak ifade edilen fiyat.
İng: Listen > Okunuşu: lisın >Türkçesi: DİNLEMEK
İng: Literature > Okunuşu: litricır >Türkçesi: EDEBİYAT
Kaynakça
Turnusol kağıdı
Genellikle yer yüzeyinden yaklaşık seksin kilometre derinliğe kadar uzanan yer kabuğu katmanı.
Sedye
İng: Litter > Okunuşu: litır >Türkçesi: ÇÖP,DAĞINIKLIK
İng: Little > Okunuşu: litıl >Türkçesi: KÜÇÜK
Tutulan balıkların salınmak veya alıkoyulmak üzere canlı olarak bekletildiği file, saz, kafes, tekne bölmesi v.b. gibi balığın yaşam ortamı ile su alışverişini doğrudan s
İng: Live > Okunuşu: laıv >Türkçesi: CANLI
İng: Live > Okunuşu: liv >Türkçesi: YAŞAMAK
Atış Mühimmatı
Canlı Prova
İng: Liver > Okunuşu: livır >Türkçesi: KARACİĞER
İng: Lives > Okunuşu: layvz >Türkçesi: YAŞAMLAR
İng: Living > Okunuşu: living >Türkçesi: YAŞAM BİÇİMİ
Canlı doku eşdeğeri
Buharlaşma sonucu su kaybı oranını ölçen alet.
Hücrelerin tahribi (yıkımı).
1681 yılında Londra'da kurulan, gemilerle ilgili sigortacılar birliği.
Sıvılaştırılmış doğal gaz.
Yüklü
İng: Load > Okunuşu: loud >Türkçesi: YÜK, YÜKLEMEK,SİLAH DOLDURMAK
Yük Ayırıcı
Yükleme Sınırı
Yükleyici
Doldurma
Yükleme silindiri.
İng: Loaf > Okunuşu: lof >Türkçesi: BÜTÜN EKMEK, VAKTİ BOŞA GEÇİRMEK
Borç
İng: Loan > Okunuşu: lon >Türkçesi: ÖDÜNÇ VERMEK, BORÇ VERMEK, BORÇ
Tefeci
Lobe Switching
Lob Anahtarlama
Baskı gruplarının amaçlarına varmak için kongrede, pariementoda yaptıkları çalışmalar. Kişilerin ya da özel çıkar gruplarının siyasal karar alma sürecinin etkileme amacın
İng: Local > Okunuşu: lokıl >Türkçesi: BÖLGESEL, YEREL
Yerel
Lokal/Yerel
Mahalli İdare
Lokal anestezik
Yerel Alan Ağı
Yerel Alan Ağı
Mahalli Bütçe
Yerli Katkı
Yerli Katkı Oranı
Mahalli Saat
İç Tedarik
Yerli Üretim
Lokal tolerans
Sınırlama, Yerini Belirleme, Yerelleştirme
Yerel
Lokal uygulanan ürün
İng: Locate > Okunuşu: lokeyt >Türkçesi: KURMAK,YERLEŞTİRMEK
Mahalli
Yerleşim
Yerleşim planları.
İng: Lock > Okunuşu: lok >Türkçesi: KİLİTLEMEK, KİLİT
Kilitleme.
Kilitleme vidası.
Lokavt
Lokomotif
Yer
Sisteme Girmek
Sistemi Kapatmak
Sistemden Çıkmak
Logaritma
Lojistik Destek
Lojistik Destek Gemisi
Lojistik Başkanlığı
Logistics Department
Logistic Support
Logistic Support Ship
Çeşitli ürünleri bir araya getirmek, onları depolamak, onları gruplandırarak küçük birimler halinde müşterilere sunmak ve perakende raflarına yerleştirmek.
Lockout
İşveren tarafından işçilerin topluca işten çıkarılması, işverenin işi durdurması. Bir iş kolunda veya iş yerinde faaliyetin büsbütün durmasına sebep olacak tarzda işveren
Ring Spanner Set
Locomotive
Libor (London Interbank Offered Rate)
Platanus x acerifolia. (Ağaç türü)
İng: Lonely > Okunuşu: lanliy >Türkçesi: YALNIZ, KİMSESİZ