Küresel Isınma veGeleceğin Sıcak Dünyası
Dünya iklim sistemi çok karmaşık bir bulmaca gibidir. Atmosfer,
okyanuslar,
okyanus akıntı sistemi, kutup bölgeleri, ormanlar, çöller, buzullar,
yanardağlar,
insan etkinlikleri vb. birçok değişkeni vardır. Bunların iklim sistemi
üzerindeki
tek tek etkileri ve birbirleriyle karşılıklı etkileşimleri hala tam
olarak anlaşılmış değil. Hatta bu yönde daha alınması gereken çok uzun
bir yol olduğu bile söylenebilir. Bu nedenle hava durumu tahminlerinde,
kasırga
rotalarının ve gelecekteki iklim desenlerinin öngörülmesinde
iklimbilimcilerin
en çok başvurdukları araç, bilgisayar ortamında oluşturulan
matematiksel
modellerdir. Bu matematiksel modellere yönelik ilk çalışmayı, 1940'lı
yılların
sonunda dünyaca ünlü matematikçi John von Neumann'ın başkanlığındaki
bir grup bilim adamı başlattı. Bu çalışmalar sayesinde hava durumu
tahmini, kişilere bağlı bir sanat
olmaktan çıkıp bilimsel bir yapıya kavuştu. Küresel iklim sisteminin
modellenmesine
yönelik ilk çalışmalar da 1956'da başlatıldı. Gözlem tekniklerinin ve
gözlem
aygitlarının gelişimiyle birlikte atmosfer olayları ve dünya iklim
sistemine ilişkin toplanan bilgiler sürekli artti. Bu bilgiler
sayesinde matematiksel
modeller de her geçen gün daha iyileşti. Meteoroloji uydularının
kullanılmaya
başlaması, yüksek hızlı ve büyük bellekli bilgisayarların devreye
girmesiyle atmosfere ve okyanuslara yönelik gözlemlerin niteliğinde ve
gelen
verilerin değerlendirilmesinde de bir atılım yaşandı.
Günümüzde, iklimbilimcilerin kullandığı birkaç küresel iklim
modeli bulunuyor. Bunlar kimi zaman ayrıntılarda farklı sonuçlara
ulaşsalar da genel öngörüleri aynı oluyor. Örneğin bu
modellerin tümü, karbon dioksit oranındaki bir artışın dünyada yavaş
yavaş bir ısınmaya yol açacağım söylüyor. Bu ısınmanın gidişi de
küresel
enerji kullanma hızına bağlı olacak. Yapılan hesaplar, 1990'da 10
terawatt olan dünya güç tüketiminin, 2020'de 20 terawatt'a ve 2050'de
de 30 terawatt'a çıkacağını gösteriyor.
Bununla birlikte atmosferdeki karbon dioksit oranmın da 2050'li
yıllarda ikiye
katlanacağı tahmin ediliyor. Bu artışın ne kadarlık bir ısınmaya yol
açacağı
konusundaysa, değişik iklim modelleri farklı sonuçlar veriyor. Bazı
modeller, sıcaklık artişının 1°C ile sınırlı kalacağım söylerken
bazıları da artışın 5°C'ye kadar çıkabileceğini söylüyor. Bir başka
deyişle küresel bir ısınmanın olacağından neredeyse herkes emin. Ama
bu ısınmanın ne kadar olacağı, ne kadar süreceği ve en önemlisi dünyada
ne gibi değişikliklere yol açacağı konusunda kimse net bir şeyler
söyleyemiyor.
Bir derecelik bir artışın bugünkü toplumsal yapıları ve düzeni pek
etkilemeyeceği
düşünülüyor. Ancak eğer dünyanın sıcaklığı 5°C artarsa, bu durum
yalnızca insanlık için değil tüm canlılar için çok büyük etkileri
olacak. Bu noktada politikacılar devreye giriyor, ilki 1979'da düzenlenen Dünya iklim
Konferans'ından bu yana, sıcaklık artişının insanlık için bir yıkım
olabileceği düşüncesi yavaş yavaş politikacıların
gündemine de girmeye başladı. Ne var ki ani ve büyük sıcaklık artışları
ve insan sağlığını tehdit eden ciddi gelişmeler olmadığı için, bu düşüncenin
politikada yerleşmesi zaman aldı. Ama bugün gelinen noktada politikacılar
da artık geleceğe yönelik kimi önlemler almak istiyorlar. Çünkü günümüzde
yalnızca bilim adamlarının ve çevreci örgütlerin değil kamu oyunun da
ciddi bir baskısını üzerlerinde duyuyorlar. Ama politikacıların doğru
kararlar alabilmesi için resmi tam olarak görmeleri gerek. Bir başka
deyişle küresel ısınmanın, dünyanın hangi bölgelerini nasıl etkileyeceğim
bilmek istiyorlar. Çünkü bu kararlar, toplumsal ve ekonomik yapılarda köklü
değişimlere yol açacak ve belki de yüz milyonlarca insanın yaşam biçimini
değiştirecek.
![]() |
Geleceğin Sıcak Dünyası
Küresel ısınmaya karşı alınacak önlemlerin maliyeti yüzlerce milyar dolar olacağından,
zamanı gelmeden ya da gereksiz bölgelere yönelik önlem almayı
kimse istemiyor. Bunun için de politikacılar, bilim adamlarından olabildiğince
doğru öngörüler bekliyorlar. Ne var ki bilim adamları, küresel ısınmanın
sonuçlarım tahmin etmekte şu an için güçlük çekiyorlar, iklimbilimciler
yaklaşık yüz elli yıl önce ortaya çıkan ve bugünlerde biraz hız kazandığı
görülen bu sürecin nedenleri, süresi, olası sonuçları ve yapılması
gerekenler konusunda bir görüş birliğine daha varabilmiş değiller. Isınmanın,
gezegenin çehresini ve üzerindeki yaşamı köklü biçimde değiştireceğinin
farkındalar. Ama onlar için bölgesel olarak öngörülerde bulunmak, şimdilik
gerçekten çok zor. Yalnızca genel olarak ne tür değişiklikler olacağını söyleyebiliyorlar.
Bir kere ısınma,
dünya yüzeyinde her bölgede aynı ölçüde olmayacak. Sıcaklık artişının,
yüksek enlemlerde ve özellikle de kutup bölgelerinde daha şiddetli
hissedilmesi bekleniyor. Bu bölgelerdeki sıcaklık artişının dünya
ortalamasının iki katı kadar olacağını tahmin ediliyor. Yani dünyanın ortalama
sıcaklığı 3,5°C artarsa, kutup bölgelerinde ortalama sıcaklık 7°C
kadar artacak. Doğal olarak bu durum Arktik Denizi'yle Antarktika'daki buzların
ve dağlardaki buzulların erimesini de beraberinde getirecek. Uzun erimde bu bölgeler
belki yine bitki ve ormanlarla kaplanacak. Buzların erimesinin de çok önemli
bir etkisi olacak; deniz düzeylerinin yükselmesi. Ancak bu yükselmenin ne
kadar olacağı, sıcaklık artişına ve buzların erime miktarına bağlı.
Yapılan hesaplara
göre 3-4°C'lik bir sıcaklık artışı, 2050 yılında denizlerin düzeyini
en fazla 35 cm kadar yükseltecek. Bu yükselmede, buzların erimesinin yanı
sıra sıcaklık artışı yüzünden okyanuslardaki suların ısıl genleşmesinin
de payı olacak. Deniz düzeyinin yükselmesi kıyı şeritlerinin değişmesine
ve kıyı ülkelerinin toprak kaybetmesine yol açacak. Örneğin 2100 yılına
doğru, deniz düzeyi 60 cm yükseldiğinde, ABD'nin toprak kaybının 25.000
kilometrekareye ulaşacağı hesaplanıyor. Büyük bir bölümü alçak
deltalardan oluşan Bangladeş'se topraklarının %10'unu yitirebilir. Bu durum
daha şimdiden başta Bangladeş, Maldiv Adaları, Mozambik, Pakistan ve Endonezya
olmak üzere birçok ada halkını ve kıyı ülkeleri endişelendiriyor.
Deniz
düzeyinin yükselmesi, kıyılardaki toprak kaybının yanında bir başka önemli
sorun daha yaratacak: Kıyılara yakın temiz su kaynaklarının denizle
birleşmesi. Temiz su sorunu, 21. yüzyılda, sıcak dünyanın belki de en önemli
sorunu olacak. Çünkü artan buharlaşma yüzünden de göl ve ırmak sularında
% 20'ye varan bir su kaybı olması bekleniyor.
Sıcaklığın artış oranı orta enlemlerde ve ekvatorda, kutuplardakinden daha farklı
olacak. Örneğin ekvatorda bu artışın, dünya ortalamasının çok altında
olacağı tahmin ediliyor. Bunun yanında sıcaklık artışı kışları,
yazlara göre birkaç derece daha fazla olacak. Benzer bir durum, geceyle gündüz
arasında da görülecek. Gece sıcaklarındaki artışın gündüzkülerden
yaklaşık %10 daha fazla olacağı tahmin ediliyor. Bu durumda karalar,
geceleri eskisi kadar soğumaya fırsat bulamayacak. Yazla kış, geceyle gündüz
arasındaki sıcaklık farkının azalması, bütün dünyadaki rüzgar
desenlerini etkileyecek; belki de fırtınaların sıklığı, şiddeti ve
rotaları değişecek.

Küresel ısınma,
insan sağlığı açısından yeni durumlar oluşturacak. Temmuz 1995'te
ABD'nin Şikago kentinde aşırı sıcaklar yüzünden 465 kişi yaşamını
yitirmişti. Sıcaklık artışı nedeniyle bu tür olaylar yüzünden her yıl
binlerce kişinin yaşamım yitirmesi bekleniyor. Ayrıca böcek yumurtalarının
ölmesini sağlayan gece ve kış soğuklarının hafiflemesi, önemli bir
sorun olacak. Bunun basit
ve somut örneği, sıtma taşıyan sivrisinekler. Bu sivrisinekler, 17°C'nin
altında en fazla 1-2 gün yaşayabilir. Bu durum, onları dünya nüfusunun %
58'nin yaşadığı bölgelerden şimdilik uzak tutuyor. Ama 5°C'lik bir küresel
ısınma, onların doğal yaşam alanını genişleterek, dünya nüfusunun %
60'ını o alanın içinde bırakacak. Bu düzeydeki bir küresel ısınmanın,
her yıl fazladan bir milyon kişinin sıtmadan ölmesine yol açacağı sanılıyor.
Bunun yanında kimi bölgelerde şiddetli kuraklık dönemlerinin ardından
gelecek aşırı yağışların virüs mutasyonlarını hızlandırabileceği
tahmin ediliyor. Bu nedenle yalnızca sıtmaya değil, bugün kuzey enlemlerinde
seyrek rastlanan kimi hastalıklara da daha sık rastlanacak. Ayrıca sıcaklıkla
birlikte salgın hastalıklarında artması bekleniyor.
Küresel ısınmanın
oluşturacağı çok daha önemli bir başka etkinin de taşıyıcı bant üzerinde
olmasından korkuluyor. Küresel ısınma yalnızca hava sıcaklıklarım değil,
deniz suyu sıcaklıklarını da arttıracak kuşkusuz. Eğer bu ısınma, taşıyıcı
bantın alttan ve üstten giden akıntıları arasındaki sıcaklık farkını
azaltirsa ve bu sırada okyanusların daha fazla yağış almasına yol açarak
tuzluluk oranını düşürürse, bu dev akıntı sistemi durabilir. Okyanus tortulları
üzerinde yapılan araştırmalar, geçmiş dönemlerde taşıyıcı bantın birkaç
kez durmuş olduğunu ortaya koyuyor. Eğer böyle bir durum olursa Belfast'ın
iklimi, yüzlerce kilometre kuzeydeki Spitsbergen'inki gibi olur. Bir başka
deyişle küresel sıcaklık artişının, Kuzey Avrupa'daki sonuçlarından
biri, şiddetli bir soğuma olabilir!
Bu ilginç örnekten de anlaşılacağı gibi küresel ısınmanın etkisi, hava sıcaklıklarmın
dünyanın her yerinde artması biçimde olmayacak. Gerçekte bu ısınma, çok
karmaşık bir yapısı olan dünya iklim sisteminde köklü değişimlere yol
açacak; kimi bölgeler (kuzey yarı küredeki kıtaların iç bölgeleri gibi)
çok ısınıp kuraklık çekerken kimi bölgeler ılıman bir iklimin, kimileri
de aşırı yağışların ve taşkınların etkisinde kalacak. Yağış dönemleri,
miktarları ve türleri değişecek. Artan sıcaklık, daha çok buharlaşmaya
ve buna bağlı olarak da daha çok bulut oluşmasına yol açacak. Yani 21. yüzyılın
ortalarında
dünyamız daha sıcak, daha nemli ve bol yağışlı olacak.
Böyle bir dünyada
tarım üretiminin nasıl olacağı çok karmaşık ama çok da önemli bir konu.
Bilim adamları arasında yaygın kanı; sıcaklık ve yeni yağış düzeni
nedeniyle, ekilebilecek alanların kuzeye doğru bir miktar genişleyeceği.
Yeni iklim desenleri, çiftçilerin bir bölümünü, ektikleri tarım
bitkilerini değiştirmeye zorlayacak. Ama atmosferdeki karbon dioksit miktarındaki
artışın, genel olarak dünya tarımım olumlu etkilemesi bekleniyor. Japonya'da
yapılan bir araştırmada, karbon dioksitin iki katına çıkması durumunda
pirinç üretiminin % 25 artacağı ortaya çıktı. Karbon dioksit bitkiler için
besin demek. Atmosferdeki karbon dioksit oranının iki katma çıkması -öteki
koşulların aynı kalması durumunda-dünyada alınan tarım ürününü % 10
ile % 50 arasında artıracakmış gibi görünüyor. Öte yandan tarım
bitkilerinde görülen hastalıklarda da sıcaklıkla birlikte bir artış
bekleniyor. Bu yüzden kurak bölgelerdeki çiftçiler hem daha çok sulama
yapacaklar hem de daha fazla tarım ilacı kullanacaklar. Bir başka deyişle
bu bölgelerde tarımsal etkinliklerin maliyeti artacak.
Küresel ısınmanın
bir başka önemli etkisi de iklim kuşaklarmın kayması olabilir. Örneğin
bilim adamları yağmur kuşağının kuzeye doğru genişlemesini bekliyorlar.
Ancak bu genişleme çerçevesinde yağışlar her bölgede de artmayacak;
belli bölgelerde yoğunlaşacak. Birçok iklim modeli Güney Avrupa'daki yaz
yağmurlarının azalacağını öngörüyor. Amerika, Avrupa ve Asya'nın 55°
Kuzey enleminin yukarısında (yılın büyük bir bölümünde sıcaklığın
sıfır derecenin altında olduğu bölgeler) karyağışının artması bekleniyor.
Daha güney bölgelerde kar yağışında bir azalmanın ve yağmurlarda da bir
artışın olacağı, karın toprakta kalma süresinin azalacağı tahmin
ediliyor. Şiddetli yağmurların daha sık yağması ve daha çok su bırakması
bekleniyor.
Son çalışmalar,
ısınan bir dünyada iklimsel aşırılıkların da yaygınlaşacağını,
yani kuraklık, orman ve çayır yangını, taşkın ve sıcaklık dalgası
gibi olaylarda bir patlama yaşanacağını gösteriyor. Doğal olarak tüm
bunlar, hayvan ve bitkilerin doğal yaşam alanlarında değişikliklere yol açacak.
Birçok hayvan
türünün beslenme düzeni sarsılacak, yaşam alanları daralacak ve büyük
göçler yaşanabilecek. Yeni koşullara uyum sağlayamayan çok sayıda bitki,
böcek ve kuş türü ortadan kalkacak.
Çağlar
Sunay
kaynak:http://zinderud.com

Bir yanıt yazın