Sera Gazları
Dünyanın kabuğu denince akla hemen, dünyanın iç kısmında sıvı durumundaki
mantonun üzerinde bulunan ve kalınlığı yer yer 6 km ile 70 km arasında
değişen katı bölüm, litosfer, gelir. Ne var ki bilim adamlarının Dünya'nın
kabuğundan anladıkları daha farklıdır. Onlara göre kabuk, o katı bölüm,
litosfer, ile birlikte hidrosferi (okyanuslar, denizler, göl ve ırmaklar),
atmosferi ve buralarda yaşayan canlıları (biyosfer) da kapsar. Kabuğu
oluşturan bu katı, sıvı ve gaz bölümler ve biyosfer birbirleriyle sürekli
ve yoğun bir etkileşim
içindedir. Bunlardan herhangi birindeki bir değişiklik ötekilerde de değişimlere
yol açar. Karbon çevrimi, bu karşılıklı ilişkiyi ortaya koyan güzel ve
somut bir örnektir.
Yaşam, havadaki karbon dioksitin, canlı organizmalardaki karbon
temelli organik bileşiklere dönüşmesi üzerine kuruludur. Dünyadaki
karbonun büyük bölümü kayalardadır. Ancak
bunlardaki karbonun çevrime katılması çok uzun sürer. Öte yandan
atmosferle hidrosfer arasında çok daha hızlı bir karbon alışverişi
vardır.
Atmosferdeki karbon dioksit suda çözünerek karbonik asit oluşturur;
sonra
sırasıyla bikarbonat ve karbonat iyonlarına dönüşür. Suyun içinde
yaşayan
bitkiler fotosentez için suda çözünmüş olarak bulunan karbonatlardan ve
karbon dioksitten yararlanırlar. Okyanuslar her yıl atmosferden
yaklaşık
104 milyar ton karbon dioksit çeker ve 100 milyar ton kadar da karbon
dioksit
salar. Okyanusların karbon çevrimindeki etkisi bilinmekle birlikte bu
çevrimde
yer alırken hangi iç süreçlerin
işlediği hala açıklığa kavuşmuş değil.
Karadaki bitkiler de fotosentez sırasında atmosferdeki karbon dioksiti alır ve karbon temelli
bileşiklere çevirirler. Bunların bir bölümü metabolizmalarında kullanılır;
geri kalan bölümü de depolanır. Bitkilerin depoladığı karbon, bitki
yiyen hayvanlara geçer. Kara bitkileri fotosentez yoluyla her yıl yaklaşık
100 milyar ton karbon dioksiti atmosferden çeker. Bitkiler, hayvanlar ve
toprak her yıl soluma yoluyla 100 milyar ton karbon dioksit salar.

Karbon, ağaç dokularında da depolanır. Kayalardan sonra karalardaki en büyük karbon
deposu ormanlardır. Yaşayan ormanlar yeryüzündeki; geçmiş dönemlerde yaşamış
ormanlar da yer altmdaki (kömür, petrol ve doğalgaz biçiminde) karbon
depolarıdır. Dünyadaki doğal süreçlerin on milyonlarca yıldır depoladığı
bu karbon stokları, yirminci yüzyıl boyunca insanlar tarafından çok hızlı
bir biçimde atmosfere (karbon dioksit olarak) geri verilmiştir; hala da veriliyor.
Öte yandan atmosferdeki karbon dioksit oranım düşürecek ormanlar da hızla
yok ediliyor. Fosil yakıtların tüketimi ve ormansızlaştirma yüzünden
her yıl atmosfere yaklaşık 7 milyar ton karbon dioksit salınıyor.
Şu anda atmosferde 750 milyar ton dolayında karbon dioksit
bulunuyor. Bitkilerin,
hayvanların ve toprağın soluması, fosil yakıtların kullanılması,
ormansızlaştirma
ve okyanus-atmosfer etkileşimi yüzünden her yıl yaklaşık 207 milyar ton
karbon dioksit atmosfere salınıyor. Bu miktar her yıl artıyor. Öte
yandan, kara bitkilerinin fotosentezi ve
yine okyanus-atmosfer etkileşimi nedeniyle de yaklaşık 204 milyar ton
karbon dioksit her yıl atmosferden çekiliyor. Bu durumda yılda 3 milyar
ton
dolayında karbon dioksit atmosfere ekleniyor. Bu da aslında insanların
fosil
yakıt kullanımı sonucunda atmosfere salınan karbon dioksit miktarına
eşit.
Ne var ki dünyadaki fosil yakıt rezervleri, atmosferdeki karbon dioksit
düzeyini
5-10 katına çıkaracak denli fazla. Bilim adamlarının tahminlerine göre
insanlar, yer altmdaki bu karbon stoklarını
yavaş yavaş atmosfere aktaracak. 2050 yılında atmosferdeki karbon
dioksit
oranının 1850'deki düzeyin iki katına, 2100'de de üç katına çıkması
bekleniyor.
![]() |
Su buharı ve karbon dioksitle birlikte, dünyanın ısınmasına yol açan bir başka gaz
da metan. Havadan hafif olan metan, renksiz ve kokusuz bir gaz ve atmosferde,
karbon dioksit miktarının iki yüzde birinden daha az bulunuyor. Ama metan
moleküllerinin ısı tutma yeteneği, karbon dioksit moleküllerinin 20 katıdır.
Atmosferde kalış süresi de 10 yıl kadardır. Bilim adamları yaşadığımız
küresel ısınmanın % 10-15'lik bölümünden atmosferdeki metanın sorumlu
olduğunu düşünüyorlar. Atmosferdeki metan miktarı tıpkı karbon dioksit
miktarı gibi biyolojik süreçlerden etkileniyor. Ülen bitki ve hayvanların
anaerobik çözünmesi sırasında topraktaki bakterilerce ortaya çıkartılıyor.
Bu nedenle de nemli topraklarda, pirinç tarlalarında, bataklık bölgelerde
ve çöplüklerde bolca bulunur. Ayrıca doğal gazın % 50-90'ı metandır.
Petrol, doğal gaz ve maden çıkarma çalışmaları sırasında da atmosfere
metan karışır. Günümüzde atmosferdeki metan oranı 18. yüzyıldakinin
2,5 katıdır. Yapılan araştırmalar metan miktarının her yıl % l oranında
arttığını gösteriyor. Küresel ısınma organik madde çözünümünü hızlandırdığı
için bilim adamları metan miktarındaki bu artışın daha da hızlanacağını
tahmin ediyorlar.
kaynak:http://zinderud.com

Bir yanıt yazın