Koca Yusuf 1865’te Deliorman’ın Çerna (Karalar ) köyünde dünyaya gelir. Yusuf on altı yaşında ayağına kısbet geçirerek er meydanında boy göstermeye başlar ve çevikliği, kuvveti, ustalığının yanı sıra; açık sözlülüğü, mertliği ve ahlaklı olmasıyla da dikkatleri çekmiştir.Yirmi yaşına geldiğinde kendisine antrenman verecek pehlivan bulamayan Koca Yusuf çoğu vakit tek başına çalışmaktadır.Yusuf, koca koca kütükleri kaldırmakta, bu kütükleri kucağına alarak taşımaktadır. Her gün yüksek dağlara inip çıkan, koşan, temiz havayı ciğerlerine dolduran Yusuf, duvar idmanı yapmakta, çamur yoğurarak parmaklarını ve bileklerini kuvvetlendirmektedir.


Kendisi ata binmek için bir binek taşı varmış onunla antrenman yaparmış, O taşları kaldırıp indirirmiş. Köydeki mandaları kuyruğundan tutarak durduruyormuş Koca Yusuf yirmi yaşında iken 1885 yılında, 26 senedir Kırkpınar Başpehlivanlığını elinde bulunduran Aliço ile berabere kalmış, Aliço da sonrasında Koca Yusuf’un “başpehlivanlığa” layık bir yiğit olduğunu kabul ederek başpehlivanlığı devretmiştir. Bu tarihten itibaren Deliormanlı Koca Yusuf Türkiye’nin başpehlivanıdır. Karşısına çıkan hiçbir pehlivan kendisinden bu ünvanı almaya muvaffak olamamıştır. Güreşin efsanevi isimlerinden olan Yusuf, 154 kiloluk gövdesi, güreş becerisi, gücü ve sporcu ahlakı ile “Koca” lakabını almıştır.

“Korkunç Türk”
1897’de Avrupa’ya gitti ve Paris’te minder güreşinin kurallarını öğrendi. Bu dönemde güreştiği ve döneminin önemli sporcuları olan Olsen, Pons, Fournier ve Sebes gibi isimlerin tamamını yendi. Avrupa’da büyük ün kazanınca Amerika Birleşik Devletleri’nden davet aldı ve oraya gitti. Bu arada Yusuf’un karşısına çıkacak güreşçi bulamayan organizatörler nihayet akıllarınca bir çare bulurlar. Yusuf’un karşısına peş peşe beş güreşçi çıkacaktır. Ne var ki, Yusuf birincisinin sırtını yere serince diğer dört güreşçi, mindere çıkmaktan vazgeçerek organizatörleri hayal kırıklığına uğratırlar. Bir diğer çare olarak Yusuf’a beş dakika dayanana yüz dolar vaadedilir. Bu da netice vermez. Çünkü hiçbir güreşçi Yusufun karşısında beş dakika dayanamamaktadır.Yaptığı güreşlerden yenilmemesinden ve heybeti dolayısıyla The Terrible Turc (Korkunç Türk) ismi verilmiştir.

300 kiloluk antrenman taşı
Çerna, 100 haneli küçük bir köy. Köy muhtarı Embatin Ahmet, Koca Yusuf’un sülalesinden kimsenin köyde kalmadığını söylüyor. Deliorman’da Koca Yusuf dendiği zaman herkes yukarıdaki, dilden dile dolaşan efsaneleşmiş kahramanlıkları anlatır. Çünkü Avrupalıların ‘Yenilmez Türk’ lakabı taktıkları Koca Yusuf dünya güreş tarihine adını altın harflerle yazdırmış bir pehlivandır. Deliormanlı olması Şumenliler için ayrı bir gurur kaynağıdır. Şumen’in Çerna (Karalar) köyünde gelmiş geçmiş en büyük güreş ustası için anıt yapılmış, bir Koca Yusuf hayranı tarafından. Türkiye’den bir hayranı Bulgaristan ziyareti esnasında tanıştıkları birisinin Karalar köyünden olduğunu anlayınca ‘Karalarlı Koca Yusuf’un köyü mü?’ diye sorar. Evet cevabını alınca hemen köyü ziyaret eder ve hayranı olduğu kahraman adına bir anıt yapılmasına vesile olur. Anıtın yanında ise pehlivanın antrenman yaptığı 300 kilodan fazla olduğu söylenen taş duruyor. Beş kişi taşı yerinden bile kımıldatamıyor. Bu taş anıtın yanına makina yardımıyla getirilmiş.Bu da bu ünlü pehlivana olan hayranlığı artırıyor. Doğup büyüdüğü ev bugünlerle yok olmayla karşı karşıya kalsa da anıt hayranlarının ve köylünün yüzünü güldürüyor. ‘’La Buorgogne’’ adlı geminin batması sonucu Atlas Okyanusu’nun derinliklerine gömüldüğü bilinir. Böylece hayatının sonunda bile sırtı yere gelmedi büyük güreşçinin.