31 Mart 2009
Bugün 31 Mart 2009 6 R.Ahir 1429 Mart: 18 Kasım:145 31 Mart Vakası (1908) - II.İnönü Zaferi (1921)
HADİS-İ ŞERİF
Hiçbir müslüman yoktur ki, Allah’a dua atsin de, Allah duasına şu 3 halden biri ile cevap vermesin: Kişi dua ettiğinde, Allah, onun karşılığını dünyada acilen (peşin) verir. Duanın karşılığını ahirete erteler. Yaptığı dua kadar, o kuldan bir dert ve sıkıntıyı giderir. Bu sözü işitince sahabiler sevinç içinde: Öyleyse, bizler çok dua ederiz, dediler. Allah Resulü de şu açıklamayı yaptı: Allah’ın kabul etmesi, sizin duanızdan daha çoktur. Hadis (Müsned).

SAHÂBE-İ KİRAMIN FAZİLETİ
Ashab-ı Kiram; iyilikte, takvada, yakînde, hidâyete ermek ve başkalarının hidâyetine vesîle olmakta en yüksek mertebeye sâhib-dirler. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sohbetinde ve hizmetinde bulunmaları ve ona yardım etmeleri sebebiyle Allâhü Teâlâ onların hatâlarını mağfiret edeceğini va'd etmiştir. Bunun için onlar hakkında ancak iyi ve güzel şeyler konuşmak lâzımdır.
Tabiînin büyük âlimlerinden İbrahim en-Nehâî'ye (vefatı H. 96) sahâbe-i kiramın arasında meydana gelen ihtilâfı .sordular. O da "Allâhü Teâlâ ellerimizi o kandan temizledi. Biz de dilimizi bulaştırmayalım. Onları ancak hayırla yâd edelim." diye cevap verdi.
Ebu Hüreyre (r.a.) Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) "Ashabıma sövmeyiniz. Ashabıma sövmeyiniz. Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemîn ederim ki, sizden biriniz Uhud Dağı kadar altın infâk etse (zekât veya sadaka olarak verse), onların bir, hatta yarım müdden (832 gr veya yarısı miktarında verdikleri buğdaydan, yani çok az bir sadakadan) aldıkları sevaba asla ulaşamazdınız." buyurduğunu rivayet etmiştir.
Ashab-ı Kiram, Kâinatın Efendisi'nin sohbetini dinlemişler, ahlâka, fazîlet ve meziyetlere ulaştıran feyzin ve vahyin geldiği zamanda yaşamışlar, bu sebeple de, Ümmet-i Muhammed için mümkün olan en yüksek dereceye yükselmişlerdir.
Onların infâkı (zekât ve sadakaları), İslâm dininin yardıma çok büyük zaruret ve ihtiyacı olduğu bir zamanda, hiçbir şüphe duymadan, samimî niyetlerinden ve hâlis inançlarından dolayı idi. Onlardan sonrakilerde bu fazîlet yoktur. Diğer tâat ve amelleri de böyledir. Hadîs-i şerîfte "Ashabıma sövmeyiniz" ifadesinin tekrar edilmesi de te'kid için ve onlara sövmenin son derece çirkin olduğunu bildirmek içindir.
Bir kimseye ashâb-ı kiramın halleri sorulursa, cevap olarak "O, bir ümmetti geldi, geçti. Ona kendi kazandığı vardır, size de kendi kazandığınız vardır. Siz onların amellerinden sorulacak değilsiniz." (Bakara sûresi, âyet 134) mealindeki âyeti okumalıdır.
Ümmet-i Muhammed'e kalblerinde Ashab-ı Kirâm'a karşı muhabbet meydana getirecek güzel hâlleri anlatılmalı, Resûlullâh'ın (s.a.v.) onlar üzerindeki hakkı ve hürmeti muhafaza olunmalıdır. Allâhü Teâlâ sevdiği için Resûlullâh'ı sevmek gibi, Resûlullâh (s.a.v.) sevdiği için de onları sevmek gerekir. (Radıyallâhü anhüm)
FIKRA
Tembel Temel askerde. Sabah içtimasından kaytarıp bir ağacın altına yatar. Ancak biraz sonra yakalanır. Komutan yanına çağırır. “Mesleğin nedir?” Temel; “İnşaat kalfaluğu yapayrum komutanım.” Komutan; “Ha demek öyle. Peki sen inşaatta yanında çalışan bir işçiyi böyle yatarken yakalarsan ne ederdin?” Temel fırsatı kaçırmaz; “Hemen, hiç düşünmeden işine son verir, evine gönderürdüm komitanum!..”
İngiliz lordu gezmek için Afrika’ya gitmiş. Niyeti en otantik, en bakir yerleri gezip dolaşmak, kara kıtayı bir turist gibi değil, bir serüven adamı gibi keşfetmek. Lordu tutup, ilkel kabilelerin yaşadığı medeniyetten uzak bir yere götürmüşler. Adam rehberi ve birkaç muhafız ile yerli köylerini dolaşmaya başlamış. Saz kulübelerden oluşan bir köye rastlamış. Köyü dolaşmış, insanlara bakmış. Köyün öbür ucunda, açık araziye bakan bir yerde çıplak bir zenciyi kütükten bir tamtamın başında görmüş. Bakmış ki adam elindeki ağaçtan tokmağı biteviye kütüğe vuruyor. Dikilmiş başına, “Neden tamtam çalıyorsun?” diye sormuş. Yerli kütüğe vurmayı kesmeden cevap vermiş, “Köyümüz susuz kaldı. Onun için çalıyorum.” İngiliz elindeki pipoyu ağzına götürüp bir nefes çekerken, bilgiç bilgiç gülümsemiş, “Yani mevsim kurak geçti, nehirler kurudu. Su kalmadı. Sen de tamtam çalıp ruhları yardıma çağırıyorsun. Aklın sıra dua ile yağmur yağdıracaksın öyle mi?” Yerli tamtamını çalmayı sürdürürken, bilgiçlik taslayan İngiliz’e şöyle bir yan bakış fırlatmış, “Hiç alakası yok!” demiş. “Ben yandaki köyden tesisatçıyı çağırıyorum!..”
GÜNÜN SÖZÜ
"Hayatta en büyük eglence baskasinin yapamazsin dedigini yapmaktir. " Walter Bagehot
YEMEK MENÜSÜ
· YUMURTALI
· PEYNİRLİ EKMEK,
· REÇEL, ZEYTİN SÜT
ÇOCUĞUNUZA İSİM
Erkek: YALINÇ: (Tür.) Er. - Karışık olmayan, sade, yalın, yapılması ve anlaşılması kolay olan.
Kız: ÜLKER: (Tür.) - Boğa burcunda yedi yıldızdan biri. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
MANİ
Mavi yelekli yârim
Çarkıfelekli yârim
Beni bırakıp gitti
Demir yürekli yârim

BİLMECE
Deniz niçin tuzlu olur?
Cevabı Yarın.
Dünkü Cevap: Trafik Polisi