Aslında bilinçli bir insan için, tatil geleneğinin ismi, tebdili mekân olarak değiştirilmelidir. Tatil deyince, sanki bir boş veriş, tabiri caizse çalışmanın yerini eğlenme almalı gibi bir anlayış oturmaktadır.
Fakat tebdili mekân denilince, bir iç huzuruna kapı aralama, önümüze çıkacak bir ariften marifet öğrenme gibi, içi dolu ve aydınlık bir anlam çıkmaktadır. Hâsılı kullandığımız tanımlamalar, gerçekleştirdiğimiz aktivitelerin içeriğini birebir etkilemektedir.
Geçen hafta, ailecek kısa bir süreliğine, arkadaşların organize ettiği bir organizasyona katıldık. Alanya, Tuğra otelde hem dinlenme hem de eğitim amaçlı güzel bir organizasyon. Biraz yorucu olmasına karşılık, istifade ettiğimi düşündüğüm iyi bir mekân değişikliği oldu. İsimlerin, kavramların içeriğini nasıl etkilediğinden bahsetmiştim. Tuğra denilince, sizlerin de kafasında anlamlı bir intiba bıraktığını tahmin edebiliyorum. Benim için de, Tuğra sembolü ve tarihteki onurlu imzasıyla güzel intibalar bırakmaktadır. Tuğraya tatil köyü ismini takarsanız da, Tuğranın içeriğini boşaltıp, o güzelim sembolü tatile çıkartmış olmaz mıyız? Umarız, bilinçli olarak bu ismi koyan yetkililer, semeresini alırlar ve farklı bir mekan anlayışına imza atarlar.
Bizim kültürümüzde, herhangi bir işten yorulduğumuz zaman, başka bir işleve yönlendirilerek dinlenme sağlanır. Başarılı olan insanların hayat mantığında da, bu tatil kavramı hiçbir zaman yer bulamamıştır. Dolayısı ile biz, tebdili mekân yaparak ferahlayacaksak, birileri bunun adına tatil dedi diye, tatil kalıbına kendimizi sıkıştırmamamız gerektiğine inanıyorum.
Dört günlük programımızda, değerli konuşmacılarımızın paylaştığı ortak konu “Huzurlu Aile” idi. Konu önemli olduğu için, aklımda kalan bazı önemli noktaları da sizlerle paylaşmak istedim. Konuşmacılar, her gün bir kişi olmak üzere, Prof. Dr. Ethem Cebecioğlu, M.Ali Eşmeli, Adem Saraç beyefendilerdi. Ethem Cebeioğlu ilk ve son gün konuşmalarını yaparak öncelikle bizlere ayna tuttu, avare ve şaşkın halimize iyi bir tokat atarak kendimize gelmemize sebep oldu.
Bütün konuşmacılarımız, örnek ailede bizim rolümüz ve Peygamberimizin örnek hayatından örnekler verdiler. Genelde hepsi aynı ortak noktada birleşerek şöyle bir sonuç üzerinde hem fikir oldular. Ailede, normal olarak işlerin yolunda gidebilmesi için, ekstradan bir şey yapmaya gerek yok. Herkes, beklentilerinden önce, kendisinden beklenilen sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor. Dolayısı ile sorumluluklarımızı yerine getirmeye gayret ettikçe, işler doğal olarak yolunda gitmeye devam eder.
Ethem Cebecioğlu, Ankara’da bulunduğum zaman zarfında, bilgilerinden istifade ettiğim çok özel bir insan. Esprili yaklaşımları ile konuyu daha anlaşır kılan, tatlı bir üslubu var. Dolayısı ile onun konuşmalarına galiba biraz daha yoğunlaştım. Ethem hocam konuşmalarında, insanların gülmediğinden yakınıyor. Materyalist akım, insanların içlerine işlemiş. İnsanların duygularını anlayabilmemiz için onlarla aynileşmemiz gerekiyor. Mahmut Sami Efendinin hayatından biraz örnekler veren Ethem bey, onun fakirlerin yediği ofis pirincinden yediğini ve onların sobayı yakma zamanına kadar, soba yakmadığından bahsetti. Kendilerine niçin böyle yaptığını, maddi olarak imkânlarının yerinde olduğu söylenildiğinde, onlarla aynı halde yaşadığı zaman, onların ihtiyaçlarını daha iyi idrak edebileceğini söylediğini bildirdiler.
Evliliklerin ilk beş yılı çok önemlidir diyen Ethem bey, bu zaman zarfında tüm maskelerin düştüğünü, kişilerin gerçek kimliklerinin ortaya çıktığını bildirdiler. Karşılıklı hoş görü ve sabırın doruk noktada olması gereken yıların, bu yıllar olduğunu önemle bildirdiler. Bu arada, büyük yükün erkeğin omuzlarında olduğu, kadınların fıtrat itibarı ile çok konuşan bir yapısının olduğunu ve erkeklerin sabırla dinlemesi gerektiğini söylediler. Erkeklerin yük çekmeye dayanıklı bir mizacının olduğundan bahseden Ethem hoca, burada yükün biraz erkeğin omuzları üzerinde olduğundan bahsettiler.
Günümüz gelin-kaynana kavgalarının aksine, Osmanlı geleneğinde geniş ailelerin olduğunu, dede ve ninelerin çocukların eğitim ve terbiyesinde büyük rol oynadığından bahseden Ethem bey, oturup kalkmasını bilmeyin günümüz zıpır neslinin karşılaştırmasını da yaptı. Evliliğin temeli ve nikah sahih ve sağlam olduğu müddetçe, hayırlı nesillerin geleceğini fark eden Osmanlının, evlilik müessesine verdiği önemi bir kere daha gözler önüne serdi. Günümüzde yapılan nikah tazeleme geleneğinin bu Osmanlı hassasiyetinden kaynaklandığını bahseden Ethem hoca, bu güzel geleneğin yaygınlaştırılmasını tavsiye etti.
Aslında pek çok güzel hatıra ve konunun ele alındığı güzel bir ortam oluştu. Burada bize tokat gibi gelen, Ethem hocanın bir sitemi gerçekten çok etkiledi. Aktarmaya çalışayım, “Buraya gelen davetli konuşmacıların sütünü yeterince sağmadınız. Bir yere çağırıldım ve adamlar 48 saatte 24 saat konuşturdular.” Bunu buraya aktarıyorum ki, sizler de bizim düştüğümüz gaflete düşmeyin. Kim ki, istifade edilecek bir şahıs, peşini bırakmayın ve istifade edebileceğiniz kadar istifade edin.
Hayatta esas duruşumuzu bozmayan, onurlu ve kararlı nesiller olmalı ve oluşturmalıyız. Bunun için, yaptığımız hareketlerde kimin ne düşündüğünden ve ne dediğinden çok bizi yaratanın ne dediği çok önemlidir.
Hep iyiliklerle ve iyi insanlarla olmanız dileği ile güzel mekânlar diliyorum.
Duyuru
Collapse
No announcement yet.
TEBDİLİ MEKÂNDA FERAHLIK VARDIR...
Collapse
X
Collapse
-
TEBDİLİ MEKÂNDA FERAHLIK VARDIR...
Etiketler: hiçbiri
-
#1ubeyd commented31.05.09, 15:55Editing a commentEskiden aileler toplu yaşar ve çocuklar dede ve ninelerinden edep hayâ öğrendi. Oturup kalmamasını saygı sevi ilişkisini yaşayarak öğrenirdi.Şimdiki nesil herhalde bira fazla tebdili mekan ediyor.Yani derdi maişet ve memuriyet çok yer gezmesine ve dolaşmaya mecbur ediyor.Her gittiği yere tam adapta olayım çevre edineyim derken babanın yer değiştirmesi çocukları çok olumsuz etkiliyor.Şahsen benim 20 yıllık evlilik hayatımda 7 yer değiştirmem çocuklarım üzerinde çok olumsuz etki yaptığı kanaatindeyim.Kısacası her şeyin hayırlısı tebdili mekanını bile hayırlısı.
You must be logged in to post a comment. -

