fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

İç Mekanlarda Yapay Işık Koşullarında Yetiştirme

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • İç Mekanlarda Yapay Işık Koşullarında Yetiştirme

    2.2.1.1.1.2. İç Mekanlarda Yapay Işık Koşullarında Yetiştirme
    Yapay ışık uygulamaları ilk defa Afrika menekşeleri (Saintpeulia)nde başla mıştır. Afrika menekşelerinin sun'i ışık kullanılarak bütün yıl çiçeklenmeleri ve hatta hiç doğal ışık almayan yerlerde de yetiştirilip çiçeklenebilmeleri sağlanmış tır (Resim: 212 b sağ). Üstelik yapay ışıkta Afrika menekşeleri pencere eşiğinde yetiştirilenlerden çok daha simetrik olarak büyütülebilmektedir.
    Bugün artık birçok türde, doğal ışık noksanlığı veya yokluğu yapay ışık ile karşılanabilmektedir.
    Bu konularda kullanılan yapay ışık kaynaklan "seraların ışıklandırılması" kısmında daha önce ele alınmıştır. Bunlardan Glüh ve Siccad tabir edilen sıcak lambalar ve bildiğimiz sıcaklık veren normal akkor lambalar ancak ısıtma ihtiya cı olan yerlerde kullanılmalıdır. Özellikle bunlardan Siccad lambalannın ışınlarının % 92'si sıcaklık veren infraruj ışınlar halindedir ve ancak ışınlarını % 8'i ay dınlatma sağlayan ışınlardır. Bu lambalar aynı zamanda kuraklık etkisi de yapar. Kapalı mekan peyzaj düzenlemelerinde yapay ışık ihtiyacı bir dereceye kadar ya zın da olduğundan sıcaklık vermeyen soğuk lambalar daha çok kullanılır. Bunlar ekseri beyaz ışık veren floresans soğuk lambalar, civalı alçak ve yüksek basınçlı lambalar, sodyum buharlı lambalardır. Bunlardan civalı yüksek basınçlı lambalar kuvvetli ışınlandırma gücüne sahiptir. Düşük basınçlı civa lambaları da yüksek dayanma gücü ve iyi ışık randımanı ile uzun gün şartlan yaratırlar.


    Resim: 212 b.
    Solda : Bir oturma odasında düşük ışık entansitesini yapay yolla yükselterek başarı ile çeşitli bitkiler ye
    tiştirilebilir.
    Sağda : Bir kilerde yapay ışık altında Afrika menekşelerinin yetiştirilmesi.
    Canham, A.E. 1966: Artificial Light in Horticulture.

    Işığın kalitesi de bitki büyümesinde önem taşır. Bu konuda mavi ışık en etki li olanıdır. Çiçeklenmede de mavi ışık ve kırmızı dalga boylan ışık spektrumlan içersinde en etkili ışıklardır.
    Sıcaklık etkisi yapan bildiğimiz normal ampuller yani akkor elektrik ampul leri sandan kırmızıya kadar olan dalga uzunluklannda etkindir. Fakat bunlar ma vi ışık bakımından zayıftır. Bu ışıklar sıcaklık verdiğinden, kullanımlannda soğuk lambalarda mümkün olduğu halde, bunlar bitkilere fazla yaklaştınlmamalıdır. Bitkilerden uzak olunca da ışık entansiteleri bir hayli zayıflar.
    Halbuki floresans lambalar uygun dalga boylarında kırmızı ve mavi ışık spektrumları oluşturmaktadırlar. Aynca kayda değer bir sıcaklık yapmadıkları (özellikle soğuk beyaz floresanslar) için de bitkilere, daha fazla yaklaştınlabilir. Dolayısıyle aynı wat ışık kaynağı bitki üzerinde çok daha yüksek bir ışık entan sitesi sağlayabilir. Böylece boyluca bitkiler zarar görmeksizin bu ışık kaynaklan onlann daha yakınlanna alınabilir.
    Floresans tüpleri en çok mavi ve kızıl spektrumlara sahip olduklanndan bit kilerin büyümeleri, gelişmeleri açısından idealdir. Özellikle bu lambalar yaprak ları için yetiştirilen kapalı mekan süs bitkileri için bilhassa tercih edilmelidir.
    Ancak tomurcuk ve çiçeklerin oluşması için sıcaklık da etkin olduğundan, sı caklık yapmayan beyaz tüpler ile sıcaklık yapan floresans tüpleri kanşık olarak kullanmak tavsiye edilir.
    150 watlık ampuller standarttır. Bu akkor yani sıcaklık veren lambaların bit kilere ne kadar yaklaştınlabileceği konusu verdikleri sıcaklıkla ilişkilidir. Kaba bir tahmin yapmak gerekirse bitkiye olan en az mesafeler, 45 cm ve azami mesa­feleri de 120 cm olmalıdır. Ampul tamamlayıcı bir hizmet yapıyorsa 120-180 cm uzaklıkta olması uygundur. Birden fazla ampul kullanılması, aydınlatıcının sabit olması ve yardımcı aydınlatıcılara başvurulması halinde mesafe arttınlabilir veya azaltılabilir.
    Ampuller floresans tüplerine nazaran çok daha kompakttır. Yani daha toplu ışık verir ve daha kolay monte edilebilir, değişik entansitelere göre daha kolay de ğiştirilebilir. Ancak bitkiler için kullanılan floresans lambalar akkor ampullerden daha uzun süre dayanır. Akkor ampuller 2000 saat, ötekiler ise 10.000-20.000 sa at kullanılabilir. Yani günlük kullanıma göre iki yıl kadar dayanmaktadırlar.
    Yalnız daha önce belirttiğimiz gibi ilk 100 saatte ışık entansitelerinde kayıp % 10 olup bu daha sonra % 20'ye çıkmaktadır. Lambalann aynca temiz tutulma ları da gerekir. Toz etkileri ışık entansitesini % 30 kadar azaltabilir.
    Floresans lambalar aynı vvattaki akkor lambalardan 3 kat daha fazla ışık ve rir. 60 cm'den uzun olmayan floresans tüpleri ev bitkileri için en iyisidir. Ofisler de daha boylu bitkiler için ve gölgeye dayanıklı türler için konu daha farklı düşü nülmelidir.
    Bitkilerde yapay ışıklandırma teknolojisi günümüzde gittikçe gelişmektedir.

    Doğal ışık yani güneş ışınlarının entansitesi ve devamı zaman zaman değişik liğe uğrar. Ancak yapay ışıkta entansite yaz, kış ve günün her saati hep aynı en- tansitede devam eder.
    Gün ışığı 27.000 lux üzerinden 8 saat devam ettiği kabul edilirse (kış saatle rinde)'gün boyu 27.000 x 8 = 216.000 lux'lük entansitede bir ışık verilmiş olur. Bunun % 30'u yani 70.000 lux'ü bulutlu olduğu zamana isabet ettiği ortalama bir değer olarak kabul edilirse 216.000 - 70.000 = 146.000 lux'lük bir ışık entansite si oluşur.
    Buna karşılık 9.000 lux'lük bir yapay ışık günde 16 saat süreyle verilecek olursa 9000 x 16 = 144.000 lux eder.

    Böylece verilen bu yapay ışık doğal ışığa hemen hemen denk olur.
    Yukardaki hesap floresans tüplerden çıkan ışık emisyonunun entansitesine dayanmaktadır. Buhar basınçlı lambalar ile sodyum lambaları çok daha parlak ışık verirler. Fakat bunların spektrumlan daha az etkili olup sonuç hemen hemen aynı kalır.
    Yalnız şurası da dikkate alınmalıdır ki lambaların ışık entansiteleri daha ön ce belirttiğimiz gibi kullanıldıkça bir miktar azalır. Bu işe kirlenme de katılınca, başlangıca nazaran ışık azalmasının % 40'a kadar düşebileceği düşünülmelidir.
    Ancak hangisi olursa olsun bir lambanın ne kadar m2 yüzeyi ne kadar uzak lıktan aydınlattığının bilinmesi gerekir. Zira ışık entansitesi uzaklığın karesi nis- betinde azalır. Örneğin bir ışık kaynağı 1 m mesafeden bir bitkinin yüzeyinde 400 lux'lük bir ışık entansitesi sağlıyorsa (burada biz ışık kaynağının entansitesi değil bitki yüzeyi üzerindeki ışık entansitesini esas almamız gerekir) bu kaynak 1 m ge riye çekilirse yani bitkiye olan uzaklığı 1 m değil 2 m olursa bu takdirde aynı ışı ğın bitki üzerindeki entansitesi 400/22 = 100 lux'e düşer, 3 m mesafede ise 400/32 = 44 lux olur.
    Bu nedenle yapay ışığın bitkiye yakınlığı ışığın entansitesi bakımından çok önemlidir. Sıcaklık veren lambalara bitkiler fazla yaklaştırılmaması gerektiğinden bu konuda sıcak lambalar soğuk lambalara nazaran çok daha şanssızdırlar.
    Bu itibarla lambanın ne kadar uzaklıktan bitkiyi ışıklandırdığı meselesi çok önemlidir. Bu nedenle lux olarak verilen ışıklandırma şiddeti son yıllarda 1 m uzaklıktaki bir ışık kaynağından 1 m2 yüzeye verilen ışık miktarı olarak algılan­maktadır. Bu durumda örneğin 1 m2'ye 150,200 vvatlık bir ışık verildiğinde bu ışık 2000-5000 lux olarak iyi bir ışık şiddeti kabul edilmekte ve bu 150-200 wat/m2 olarak gösterilmektedir.

    İyi ışık almayan kapalı mekanlarda, özellikle kışın kuzey pencerelerden ge len ışığın az olduğu mekanlarda birçok türde bitkinin yetişmesi için bu ışık yeter siz kalmaktadır. Bu durumda gün ışığının yapay ışıkla takviyesi gerekir. Bu ko nuda 20 vvatlık ve 60 cm boyunda iki floresans tüpten oluşan bir floresans lamba grubu 60 x 100 cm genişlik ve boydaki bir sahaya, bitkinin yetişmesi için yeterli ışığı verebilir (1 m mesafeden). Bu saha 102-162 cm genişlikte olursa bunun için 120 cm boyunda floresans lambaların kullanılması uygun olmaktadır.
    Işığın üstten verilmesi de önemlidir. Zira yapraklann klorofil tabakaları üst yüzeylerindedir. Böylece bu ışık fotosenteze çok daha müsait yönde etki yapar. Bazı bitki türlerini yukardan verilen 1600 lux'lük bir ışıkla, daha iyi yetiştirmek mümkün olmaktadır. Örneğin Draceana ve Philodendron familyalanna bağlı tür ler 550-800 lux'lük bu şekildeki bir ışıkta dahi canlılıklarını devam ettirebilmek tedirler. Ancak bu türler de daha uzun süre yapraklı kalmalan ve büyüme yapa­bilmeleri için bundan daha fazla entansitede ışığa gereksinim duyarlar. Özellikle olgun kalın yapraklar fazla entansitede ışık görürlerse 4-8 hafta sonra yeniden parlak durumlanna ulaşırlar.
    Işığın üstten fakat hiç değilse iki taraftan gelmesi daha etkin ve simetrik bir büyüme sağlar.
    Ancak lüzumundan yüksek entansitede ışığın da zararlı olduğunu ifade et mek gerekir.
    Yumuşak (soft) ışıklar daha emniyetle kullanılır.
    Işığın kısa sürelisi de, uzun sürelisi de zararlıdır. Işığın bütün gün devam et tirilmesi yoluna asla gidilmemelidir. Zira birçok bitki türü gelişmelerinde belirli bir karanlık devre geçmesine ihtiyaç duyarlar. Bu karanlıkta geçen süre onlar için bir dinlenme devresi olduğu gibi, ışıkta oluşturulan asimilant maddelerin bitki or- ganlanna taşınması ve depolanmasını sağlayan bir zaman aralığı olarak da hizmet görür. Bu yüzden bu bitkilerde ışıklandırma daha uzun süre devam ettirilirse fiz yolojik rahatsızlıklar ve hastalıklar ortaya çıkar.
    Iç mekanlarda tespit edilen ışık miktan itibaridir. Yani o andaki dıştaki ışığın miktanna göre değişir. Bu durumda hem dışardaki dolu ışık entansitesi ve hem de o andaki iç mekandaki ışık entansitesi tespit edilerek oranlanır. Buna daha önce de belirttiğimiz gibi nisbi ışık alımı diyoruz. Tabiatıyla bu doğal ışıklandırmada daha büyük önem taşır. Zira iç mekandaki doğal ışık dıştaki ışığa bağımlıdır.
    îç mekan yetiştiriciliğinde ışık konusunda bizi iki husus direkt ilgilendirir. Biri bitkiye ulaşan aktüel ışık miktan yani bu bitkinin yüzeyindeki ışık entansite- sidir. Diğeri de büyümeyi etkileyen ışığın kalitesidir.

    477
    Bir bitki üzerine gelen aktüel ışık, floresans tüpünün dışa verdiği ışıktan mu hakkak ki daha azdır. Bu azlık kaynağın bitkiye olan uzaklığı yanında, ışığın şek line ve açısına göre de değişir. Işık ölçer farklı pozisyonlarda tutulduğunda da farklı değerler verir. Yapay ışıklar kullandıklarından kısa bir zaman sonra da ışık entansitesini kaybedeceği hesaplarda gözönünde bulundurulmalıdır.
    Ampul şeklindeki ışık kaynakları ile çubuk şeklindeki ışık kaynaklarında ışı ğın farklı şekilde dağılımı dikkate alınmalıdır. Kaynağın merkezinden kenarlara doğru ışık entansitesinde önemli farklılıklar gözlenir. Nitekim tüpün kenarları da­ha az ışık verir. Bu nedenle yapay ışıklandırmada fazla ışığa ihtiyaç gösteren tür ler grup yerleştirmelerinde ortaya, az ışık gereksinimleri olanlar ise kenarlara yer leştirilmelidir.
    Işıklandırmada iki tüpten fazlasını yerleştirmek daha avantajlıdır. Bu suretle kuvvetli 2 tüp yerine daha az kuvvetli 3-4 tüp kullanmak daha iyidir. Böylece ke narlardan kayıp azalır ve bitkiye çeşitli açılardan ışık geldiğinden özellikle boylu bitkilerin alt tarafları da yeterli ışık alarak bitkide daha üniform bir ışıklandırma sağlanır ve alt dallardaki yapraklar daha uzun süre hayatiyetlerini korurlar.
    Profesyonel yetiştiriciler duvarlara ve tavana akseden ışığın miktarını da he saba katarlar. Bu konuda reflektörlerin biçim ve nitelikleri de ışık entansitesine büyük ölçüde etki yaptığı dikkate alınmalıdır.
    Işık ölçerlerin daima görünen ışıklan ölçtükleri de göz önünde tutulmalıdır.
    Yapay ışığın kullanımı gereken durumlarda, bitki için yeterli olan 4-5 saatlik doğal ışığa eşdeğer sürede verilen yapay ışık, yetersiz kalır. Bunun için günde 12- 16 saat yapay ışık gerekir. Eğer yapay ışığı doğal ışık yerine değil de ancak do ğal ışığa eklemek suretiyle günlük ışıklanma süresine uz?tma şeklinde verme söz konusu ise bu takdirde yapay ışık verme süresi daha kısalır.
    Çiçekli bitkiler yapraklan için yetiştirilen bitkilerden daha yüksek ışık entan sitesi isterler. Bunlar için en az 5000 lux'lük bir ışık gerekir.
    Ancak Afrika menekşesinin, tamamen kapalı, penceresiz, hiçbir ışık almayan bir yerde örneğin karanlık bir bodrumda, 80 vvatlık sıcak ve beyaz floresans bir lambanın 40 cm yüksekliğe konarak ve günde 12 saat ışık verilerek, yetiştirilme si mümkün olmaktadır (Resim: 212 b sağ).
    Daha önce tablo 12'de verilen gölge şartlarında yetişebilen süs bitkileri için de iç mekanlarda en düşük ışık entansitelerinde Aglaonema spp., Aphelandra squ- arrosa, Calathea spp., Chlorophytum comosum, Cojfea arabica, Fittonia versc- haffeltii, Marantha spp.'lar yetiştirilmektedir.

    İç mekanlarda çiçekleriyle anımsanan süs bitkileri içersinde de daha du yapay ışık entansitelerinden Anthorium, Begonya spp., Achimenes, Calceolaria (Çanta çiçeği), Gloxsinia, CalacLium ve Spathiphyllum \ yetiştirmek mümkündür. Bunlara yaprakları için yetiştirilen Croton, Peporomia, Pilea,Rex begonya, Dif- fenbahia, Phylodendron, Sansaveria' lar da eklenebilir.
    Iç mekanlarda da önemli yerleri olan Begonyalar 3 gruba ayrılmaktadır. Bi rinci grubu kışın çiçeklenenler oluşturur. Bunlar kısa gün bitkileridir. Günler kı- salınca sonbahardan itibaren çiçeklenirler. 2. grubu ise yazın çiçeklenenler oluş turur. Bu grup içersinde B.semperflorens (daha küçük çiçekler) B. tuberhybrida (daha büyük çiçekli) belli başlı türleridir. Yazın çiçeklenen begonyalar uzun gün bitkileridir. Çiçeklenmeleri için uzun gün ışığı gereklidir. Bu yapay yoldan sağla nabilir. Bunlarda gün ışığı uzatılırsa Ocak ayında da çiçeklenme olur (Resim: 212 C-l solda). Resimde solda gece 4 ay yapay ışık verilen begonyanın hem iri ve hem de bol çiçekli olduğu gözlenmektedir. Buna karşılık aynı yaşta (29 Kasım köklenmeye alınan) normal gün ışığında büyütülmüş olan küçük saksıdaki begon ya (aynı resimde sağda) ise o anda henüz çiçeksizdir (25 Haziran).
    3. grup Begonyalar yapraklan için yetiştirilen begonyalardır. Bu konuda Be- gonia rex bunlann en önemlilerini oluşturur. Bunlarda da yapay ışık gelişmeyi, yaprak renklenmesini çok daha cazip hale getirir (Resim: 212 C-2, sağ) 1 m mesa feden verilen 10 W/m2 entansitede bir floresans lamba ışığında geceleri yapılan ışıklandırmadan alınan sonuç (sağda) ile normal gün ışığında (aynı resimde solda) yetiştirilen aynı yaşlı iki begonya arasındaki büyük fark açıkça gözlenmektedir.
    Bromeliaceae familyasına dahil birçok süs bitkileri (Bilbergia, Aechmea, Cryptanthus, Guzmania, Nidilarium, Tıllandsia, Vriesea) suni ışığa çok iyi cevap verebilmektedirler. Örneğin bunlardan Aechmea fasciata uzun gün bitkisi olarak kışın yapay yolla ışıklanma süresi uzatılırsa çiçeklenebilmektedir. Bunun için Tungstem ışık 20 W/m2 hesabı ile günde 8 saat (22.00 - 6.00 arası) 4-5 hafta süreyle verilmek suretiyle bu sağlanabilir.
    Aynı familyadan Bilbergia 25 W/m2 akkor lamba altında günde 7 saat (22.00 - 5.00 arası) hesabiyle 7-8 hafta boyunca verilen ışık sonrası, normal çiçeklendiği aylar olan Haziraıı-Temmuz aylardan çok önce çiçeklenebilir.
    Calceolaria (çanta çiçeği) de yapay ışık kullanılarak erken çiçeklendirilebi- lir ve çiçeklenme ?ubat ortasına kadar erkene alınabilir. Yapay ışık bunlarda çi- çeklenmenin devam süresini de uzatır. Bunun için her gece 3-20 W/m2 entansite de 8 saat ışık verme yeterlidir.

    Campanula (C. isophylla) gece 20 W/m2 entansitede floresans ışığı verilerek yaz ve sonbaharda çiçek açan bu türün Mart'ta çiçeklenmesi sağlandığı gözlen mektedir (Resim: 212 C-3, sağ).


    Resim: 212 c.
    1: Yazın çiçeklenen Begonia tuberhybrida'da 29 Kasım'da ekilen tohumlardan çıkan begonyalardan sağdaki doğal ışıkta, soldaki 4 ay yapay ışıkta bırakıldıktan sonra, ikisi arasında Haziran'da ortaya çıkan büyük fark. Yapay ışıkta yetişen hem çok daha kuvvetli gelişmiş, hem de büyük çiçekler vermiştir.
    2: Soldaki, gün ışığında, sağdaki yapay ışık altında yetiştirilmiş, büyümeleri birbirinden çok farklı iki Begonia rex bitkisi.
    3: Normal koşullarda, yaz ve sonbaharda çiçek açan Campanula izophylla'nın, sağdaki birey gece iki saat ışık altında gelişmesi ve Mart'ta çiçeklenmesi, soldaki aynı yaşta normal gün ışığı altında az gelişen ve hiç çiçeklenmeyen bir birey.
    4: Aphelandra squarrosa'da yapay yolla sağlanan uzun gün şartlarında gelişme, soldaki yapay ışı ğa bir ay, sağdaki daha iyi gelişmiş ise iki ay tabi tutulmuştur.
    Canham, A.E. 1966: Artifıcal Light in Horticulture Centrex Publishing Company-Eindhoven, Holland.

    Cineraria da da gün ışığına 4 saat yapay ışık ilave edilerek yapılan ışıklan dırma veya 23.00 - 7.00 arası 8 saat süreyle yapay ışık verilmesi halinde çanta çi çeğinde olduğu gibi erken devrede bol miktarda çiçeklenme gözlenebilmektedir.
    Dekoratif yapraklar için yetiştirilen bitkiler arasında Aphelandra sguarrosa da gün ışığı yapay yolla 10 W/m2 entansitede bir floresans lamba ile iki ay uzatı larak çok daha hızlı ve cazip bir gelişme sağlanabilir (Resim: 212 C-4, sağ).

    Eğreltilerde de ışık entansitesini ve ışıklanma süresini uzatarak fotosentezi arttırmak, dolayısıyle gelişmeyi hızlandırmak mümkün olmaktadır. Bunun için geceleri 1 m yükseklikten 400 W yüksek basınçlı bir civa lambası ile 8 m2'lik bir sahayı ışıklandırmak üzere yerleştirilen büyük bir grup 8 saat yapay ışık verilerek en iyi sonuç sağlanabilir. Daha küçük gruplar için bu değer 50 W/m2 hesaplana bilir.
    (Resim: 212 b sol) bir oturma odasında düşük ışık entansitesi yapay yolla yükseltilerek başarı ile çeşitli bitkilerin yetişebildiğini kanıtlamaktadır.
    Bu aydınlatmalarda 100 vvatlık bir lamba, 25 cm'lik bir reflektör yardımıyla 1.5 m mesafeden 240 lux'lük bir aydınlatma sağlamaktadır. Bu durumda 7 adet 100 vvatlık lamba 1600 lux'lük bir aydınlatma yapılabilmektedir. Bu ışık objeye 30-40 cm yaklaştırıldığında çok daha etkin olduğu belirlenmiştir. Hatta bazı bit kiler burada verilen 1600 lux'den daha düşük ışıkta yetiştirilebilirler.
    Resim 50 a'da ortadaki resim tungusten basınçlı lambalarla aydınlatma şart ları altında Ortancaların yetiştirilmesini ve üstteki resim de gene yapay ışık altın da yıl boyu çiçeklenen Krizantemlerin yetiştirilmelerini göstermektedir.
    Yapay ışığın süs bitkilerinde sulama gereksinimini biraz daha arttıracağı da daima dikkate alınmalıdır.
    FİDANLIK VE YETİ?TİRME TEKNİ?İ
    Prof Dr. Suat Ürgenç
  • Fidanligi.com

  • #2
    BİTKİ YETİŞTİRME LAMBALARI;

    İç mekanda bitki yetiştirme "Yüksek Yoğunlukta Işık Veren (HID)" ışıklandırma ile yapılır. İki tür yüksek yoğunlukta ışık vardır, Metal Halojenürler (MH) ve Yüksek Basınç Sodyum (HPS) ve her ikisi de farklı ışık spektrumunu kapsar.
    MH ışıklar spektrumun mavi kısmını üretir ve büyüme döneminde olan genç bitkilerin yanı sıra marul ve ıspanak gibi yapraksı yeşillikler için kullanılırlar.
    HPS ışıklar bitkilerin meyvelenme döneminde kullanılırlar. Mahsul olarak çiçek veya meyve veren domates, gül gibi bitkiler için kullanılırlar.
    Bir bitki, iyi ve yeterli ışıklandırma olmadan, besini enerjiye dönüştürmesinde esas prensip olan fotosentezi yapamayacaktır. Bu sebepten iç mekanlarda oluşturulan her yetiştirme ortamı için ışık önemli bir faktördür.

    HID Yetiştirme Lambaları
    Yüksek Yoğunlukta Işık Veren (HID) lambalar iç mekanlardaki bahçelerin tamamında ana ışık kaynağıdır. Bir HID lamba uygulamasıyla, bahçıvanlar yetiştirme ortamındaki sınırlı miktardaki lümenle kısıtlanmamış olurlar. HID ışıklandırma ayrıca iç mekan aydınlatması ile ilgili olarak günümüzde var olan en etkili kaynaktır. Bu lambalar aynı güce sahip enkandesen lambalarla karşılaştırıldığında 4-6 kat daha fazla lümen/watt üretirler. Ampul büyüklükleri 100 ila 1500 watt arasında değişir:
    Bir HID lamba uygun bir şekilde eşleştirilmiş bir transformatör, kapasitör ve kimyasal bir karışımla dolu olan iç tüpe sahip bir ampulle çalışır. Temel olarak duvardaki prize ulaşan bir kabloya sahip metal bir -balast ve ampule güç ileten bir duya bağlanan bir kablonuz vardır. Ampulün etrafında yansıtıcı bir başlık vardır ve ışığı bitkilerin üzerine yansıtır. Yansıtıcıların iç kısmı beyaza boyanmıştır ya da yüksek yansıtıcı özelliğe sahip alüminyum veya parlak kromla kaplanır, bu 1970lerin diskolarında oldukça revaçta olan lambalar gibi gözükür. Bazı yansıtıcılar ampulün içindeki sıcak havanın odanın içine verildiği hava soğutmasına imkan verecek şekilde yapılır.
    HID ışıklandırma sistemlerinin temel sorunlarından bir tanesi sonuç olarak bitkilerin hızlı bir şekilde kurumasına neden olacak yoğunlukta ısı yaymaları ve doğal spektrumun tamamını verecek kapasitede olmamalarıdır. HID lambalar insan teknolojisinin imkan verdiği ölçüde doğal ışığa yakındırlar ancak doğal güneş ışığı hala daha dolu ve parlaktır. Bilinmesi gereken iki tür HID lamba vardır, Metal halojenürlüler ve Yüksek Basınç Sodyumlar.
    HID ışıklandırma sisteminin ampulün elektrik gücü miktarı ve çeşidi ile EŞLEŞMESİ GEREKTİĞİ unutulmamalıdır. 600 wattlık bir HPS sistemi 1000 wattlık HPS ampulü çalıştırmaz. Eğer bir HPS sistem ise bir MH ampulü de çalıştırmaz. Bu kısıtlama daha fazla esneklik sağlayan değişken ampullerin kullanılmaya başlamasıyla kolay hale gelmeye başlamıştır. HPS değişim ampulleri sodyum ışığı üretirler ve MH tesisatlarda kullanılmak üzere tasarlanmışlardır. MH değişim lambaları Halide ışık üretirler ve HPS tesisatlarda kullanılmak üzere tasarlanmışlardır.

    Metal Halojenürler (MH)
    HID lambaların iki çeşidinden biri olan metal halojenürler daha dengeli bir spektruma sahiptirler. Bitkilere spektrumu en mavi ucundan başlayarak ışık verirler, bu bitkiye baharın geldiği ve artık büyüme zamanı olduğu mesajını verir. Genel olarak, Metal Halojenür ışıklar çok fazla yaprak gelişmesi istenen ve marul, ıspanak, kabak ve otlar gibi gür olması istenen bitkilerde kullanılır. Ayrıca büyümenin vegetatif aşaması için mükemmeldirler. Dallar arasındaki boğum aralıklarının sıklığını arttırırlar ve bitkilerin daha sonra meyve ve çiçek gelişimini destekleyecek dal ve büyük yapraklar oluşturmalarına imkan verirler.

    Yüksek Basınçlı Sodyum (HPS)
    Yüksek Basınçlı Sodyum (HPS) lambalar spektrumun hasat zamanındaki gün batımını andıran kırmızı/turuncu kısmından ışık üretirler. Bitkiler bu tür ışığı üreme süreçlerinde kullanırlar ve dolayısıyla HPS ampuller bitkilerin daha fazla meyve ve çiçek üretmesini sağlarlar. Watt başına 97-150 lümen kapasitesiyle HPS ışık MH’ye oranla daha fazla lümen üretir ancak çiçek açan bitkilerin vegetatif aşamada sadece kırmızı spektrumdaki ışığa maruz bırakılmaları, solmalarına, renklerini kaybetmelerine ve doğal olmayan bir şekilde aşağıya doğru bakmalarına neden olur.
    HPS lambalar, benzerleri olan MH’ler gibi spektrumlarında daha az yoğunluğa sahip olan mavi kısmı arttıran ampullere sahiptirler. SunAgro (HPS) veya Hortilux ile ışık spektrumunun mavi kısmında %25-30 artış sağlayabilirsiniz. Bu lambalar daha doğal olan bir genel büyüme sağlayacaklardır.

    Floresanlar
    Floresan ışıklandırma temel olarak filizlendirmek ve yeni gelişmeye başlayan aşılarda (klonlarda) köklenmeyi başlatmak için kullanılırlar. Ortalama bir floresan lamba 2300 lümen üretir, bu tipik bir domates bitkisinin yetişmesi için yeterli değildir (41,000-46,000 lümene ihtiyaç duyar). Bitkileri kabul edilebilir büyüme hızında yeşillendirecek tam spektrumlu ve yüksek ışık veren özel floresanlar vardır ancak büyüme yine de yavaş olacak ve HID ışığa oranla daha az genel büyüme görülecektir.
    Floresan ışıklandırmanın kullanılmasında bazı çok önemli faydalar vardır. Enerji tasarrufu sağlarlar ve nispeten ekonomiktirler ve bir çok bitkinin yetişmesine uygun olan geniş bir ışık spektrumu yayarlar. Ayrıca çok az ısı çıkışı vardır. Bu lambalar filizlendirme ve çok genç bitkilerin yetiştirilmesinde başarılıdır.

    İç Mekanlarda Yetiştirme Lambaları İle Çalışmak
    Farklı türdeki bitkiler farklı miktarlarda ışığa gereksinim duyarlar. Marul ve otsu bitkiler, meyvelerini üretmek için çiçek açmaları gereken biber veya domatese oranla daha az ışığa gerek duyarlar. Bazı bitkiler kışın büyür ve yazın çiçek açar. Çoğu bitki bahar ve yaz aylarında görülen uzun günlerde büyür ve yazın sonlarında, sonbaharda ve kışın başlarında günler kısalınca çiçek açarlar. Bu koşullar iç mekanlarda oluşturulan bir ortamda kolaylıkla canlandırılabilir.

    Işık Çevrimleri
    İç mekan yetiştiricilerinin en önemli görevlerinden bir tanesi ışığın günlük ve mevsimsel akışını taklit etmektir. Vegetatif büyümede bitkiler bahar ve yazın erken dönemlerinde karşılaşacakları spektrumun mavi kısmına benzer uzun büyüme günlerine maruz bırakılırlar. Sebze, meyve veya çiçek üretmesi beklenen bitkiler ışık çevriminde yapılan bir değişiklikle bu üretime teşvik edilirler. Kısa günlerin ve uzun gün batımlarının (spektrumun kırmızı kısmı) görüldüğü sonbaharın geldiğini hissetmesi gereken bir bitki için, genel olarak 18 saatlik bir ışık vegetatif büyüme için en iyisidir ve çiçek açma için en iyi süre ise 12 saat boyunca ışık verilmesidir (bazı bitkilerde bu program tam tersidir)
    Bitkilerin hemen hemen tamamı düzenli bir ışık ve karanlık periyoduna gerek duyarlar. Aydınlık süre boyunca enerji absorbe ederler. Karanlık süre boyunca absorbe ettikleri enerjiden organik moleküller üretirler. Doğal çevrimi oluşturduğunuzda, süreklilik çok çok önemlidir. Bitkiler düzenli süreci severler ve bu bozulduğunda strese girerler.
    Işığın açık ve kapalı olduğu düzenli aralıkları ayarlamak için iyi bir zamanlayıcı kullanılmalıdır. Periyotların uygun bir şekilde ayarlanmasıyla bitkiler her gün aynı saatlerde ışık ve karanlığa maruz kalabilirler. Genel olarak kullanılan aralık her gün 6-12 saat karanlıktır. Karanlık dönemin ışıkla kesintiye uğratılmaması önemlidir, bu nedenle odaya istenmeyen ışığın girmesine neden olacak ziyaretleriniz konusunda dikkatli olun.

    Yansıtıcılar
    Dikey yansıtıcılar ampule dikey olarak takılırlar. Bu yönlendirme ışığın dairesel bir şekilde aşağı ve dışarı doğru yansımasına neden olur. Bunlar her ikisi de çok düzgün bir ışık dağılımı sağlayan konik ve parabolik şekiller halinde mevcuttur. Bitkiler bu tür yansıtıcılar vasıtasıyla ışığa biraz daha yakın olurlar. Dikey yansıtıcılar ağırlık merkezlerinden tek bir zincire asılırlar.
    Yatay yansıtıcılar ampullere yatay olarak takılırlar. Bu yönlendirme ışığın yansıtıcının tepe noktasından sekerek dikdörtgen şeklindeki veya kutuya benzer bir şekilde aşağıya doğru yansımasına neden olur. Farklı şekil ve büyüklüklerde yatay yansıtıcılar vardır. Yansıtıcılar iki adet zincirle uç uca asılırlar. Yatay yansıtıcıların çoğunun dikey yansıtıcılarla karşılaştırıldıklarında bitkilerden daha yükseğe asılmaları gerekir.

    Bu arada, artık günümüzde, yüksek enerji harcayan ve ısı yayan (HID ve HPS) lambalar yerine, Çok daha tasarruflu ve güvenli LED lambalar kullanılmaktadır.

    Led Lambalar ile ilgili bir kaç özellik sunmak isterim.

    Bitki Yetiştirmede, Neden LED Aydınlatma?

    Fiziksel darbelere ve şoka dayanıklıdırlar.
    Güvenilirdirler.
    Uzun ömürlüdürler. (100.000 saate kadar ömürleri vardır).
    Düşük güç tüketimlerinden dolayı Solar Enerji (PV) ile çalışan devrelerde ve mobil uygulamalarda alternatifsizdirler.
    Yüksek verimli aydınlatma sağlarlar.
    Çok düşük sıcaklık ve düşük ışık kirliliğine sahiptirler.
    Elektromagnetik müdahale ve parazit (HUM) oluşturmazlar.
    Hem İndoor (iç mekan), hem de Outdoor (dış mekan)’da kullanılabilirler.
    Nem ve suya dayanıklıdırlar.
    Uzun vadede daha ucuz enerji tüketim maliyetleri vardır.
    Tek veya bir çok renk bir arada kullanılabilirler. Bu özellikleriyle bitkilerin ihtiyacı olan spektrum değerleri ve dalgaboylarında üretilebilirler.Click image for larger version

Name:	spektrum tam.jpg
Views:	1
Size:	264.8 KB (Kilobyte)
ID:	77243

    Yüksek parlaklık ve yüksek kontrasta sahiptirler.
    Düşük Güç Tüketimi ve düşük ısı yayılımına sahiptirler.
    Kolay kurulma özelliklerine sahiptirler.
    Nanosaniye seviyesinde reaksiyon verme süreleri vardır ve bu hızları akkor flamanlı v.b. ışık kaynakları ile kıyaslanamaz üstünlüktedir.
    Cıva, kurşun v.b. Ağır metaller içermez, Çevre dostudur.
    Geleneksel floresan lambasına karşın ortalama 1/10 güç tüketimi yaparlar.
    Bakıma ihtiyaç duymazlar.
    Küçük boyutlu ve hafiftir.
    Plug-N-Play (Tak ve çalıştır) kolaylığına sahiptirler.
    LED’ler, flamanlı olmadıkları için, sıradan elektrikli aydınlatma ampullerinden daha dayanıklıdırlar.
    Led lambalar ile bilgi ve ihtiyaçlarınızın temini için lütfen arayınız. 0.555.221 69 22 sahin.

    Comment

    Working...
    X