2.2.1.2.5. İç Mekan Süs Bitkilerinin Gübrelenmesi
İç mekanlarda süs bitkilerinin gübrelenmesinde esas itibariyle yapay (ticari) gübreler kullanılabilir. Bunlar daha önce fidanlık bahsinde (Bkz. 1.3.1.5.3.) ele alınmıştır. Burada kapalı mekanlarda yetiştirilen süs bitkilerinde gübreleme konu sundaki ayrıcalıklar, pratik bir yaklaşımla açıklanacaktır. Ancak gübreleme konu sunun oldukça girift ve çok yönlü bir saha olduğu, geniş uygulamalar için gere ken düzenlemelerin uzmanlarla işbirliği içinde çözülebileceği unutulmamalıdır.
iç mekan süs bitkilerine gübre verilmesinde şu hususlar dikkate alınmalıdır:
1. Saksı toprağının önce toprak asiditesi ayarlanmalıdır. Saksılı süs bitkileri nin en iyi gelişme gösterdikleri pH dereceleri genelde hafif asit veya asit olmak la beraber, gene az çok farklılıklar gösterir. Bu konuda iç mekan süs bitkilerinin istedikleri pH dereceleri (Ek Tablo: 5)de gösterilmiştir. Saksıdaki harcın reaksi yonu basit bir pH ölçer ve diğer basit yöntemlerle kolaylıkla ölçülebilir. Bu değerleri türün isteklerine göre ayarlamak için başvurulan yöntemler ve kullanılan gübre çeşitleri gene fidanlık bahsinde (1.3.1.5.3. Toprak Islahı ve Gübreleme) başlığı altında verilmiştir.
2. Gübreleme düşük konsantrasyonda ve azar azar yapılmalıdır. Fazla gübre toksik etki yapar, özellikle kılcal köklere zarar verir.
3. Gübrelemeden sonra bitki iyice sulanmalıdır.
4. Gübreleme gölgede yapılmalı ve uygulama akşam üstü olmalıdır. Böylece yapraklar üzerine damlayan eriyiğin yanık lekeleri oluşturması (yüksek sıcaklık ve güneş altında kalmadığından) önlenmiş olur.
5. Latent devrede gübre verilmemeli, gübrelemeyi sonbahar başlangıcında kesmeüdir. Ancak kışın ısıtılan yerlerde bitkiler tam olarak latent devreye gireme diğinden bunlarda gübreleme aralıklan uzatılarak (genelde ayda bire çıkanlarak) gübre verilmesine devam edilmelidir.
6. Saksıları yeni değiştirilmiş bitkilere hemen gübre verilmemeli, 4-6 hatta geçip kök yaralan kapandıktan sonra gübrelenmelidir.
7. Yavaş gelişen türlerde genç bireylere gübre vermemelidir. Bunlan gübre vererek hızlı büyümeye teşvik bazı fizyolojik bozukluklar ve anormal şekillerin oluşmasına neden olur. Hızlı büyüyen süs bitkilerinin ise gübreleme ihtiyaçlan daha fazladır.
8. Alaca yapraklı kültüvarlara gübre az verilmelidir. Aksi halde alacalı renk düz yeşil renge dönüşür.
9. Hasta bitkiler gübrelenmez.
10. Gübrelemede, saksıda kullanılan harç daha doğrusu yetişme ortamının cins ve karışım oranlan dikkate alınmalıdır. Örneğin kumun fazla olduğu saksı kenarları, su tutma gücü daha fazla olan ortamlara nazaran (bitki türü farklılıkları dikkate alınmakla beraber) az fakat daha sık aralıklarla gübrelenmelidir.
11. Iç mekan süs bitkilerinde bazı besin maddelerinin lüzumundan fazla ve rilmesi de az verilmesi kadar ve bazı durumlarda belki de daha da fazla zararlı olur ve diğer bazı besin elementlerinin alınmasını zorlaştırır. Bitkinin ve çiçeklerinin dayanıklılığını azaltır.
Satın alınan süs bitkilerinin başlangıçtaki güzel görünümlerini zamanla kay bettikleri gözlenir. Bu konuda gübreleme yapmamanın veya uygun gübre kullan mamanın etkileri büyüktür. Bu itibarla önce bitkinin gübrelenmeye ihtiyacı olup olmadığını ve sonra da hangi gübrelere ihtiyacı bulunduğu konusunu tek tek uy gulamalarda herhangi bir analize (yaprak ve toprak analizi gibi) başvurmaksızın bazı pratik gözlemlerle kabaca da olsa tahmin etmek mümkündür.
Süs bitkilerinde sürgün ve yaprak gelişimini sağlayan azot noksanlığı ilk ön¬ce kendisini yaşlı yapraklarda belli eder. Bu yapraklarda koyu yeşil renk kaybo¬lur önce yeşilimsi san bir renk oluşur. Diğer yapraklar da normalden daha küçük olur. Sonra bütün yaprak renkleri sararır ve yapraklar dökülmeleri başlar. Ancak sararmaların, yetersiz sulama veya aksine fazla sulama, kötü drenaj ve demir nok¬sanlığından da kaynaklanabileceğini dikkate almak gerekir. Azot yetersizliğinde ayrıca sürgün oluşumu yavaşlar ve sürgünler sertleşir. Azotun aşın verilmesi ha¬linde ise yaprak ve sürgünlerde, gövdede gevşek bir yapı, yapraklarda büyüme, koyulaşma ve gelişmeye karşı, çiçek veriminde bir gerileme gözlenir.
Süs bitkilerinde kök gelişimini, çiçek tomurcuğu ile renk pigmentinin oluşu¬munu, çiçeklenmenin bol olmasını ve çiçeklerin uzun süre dayanmasını sağlayan fosforun noksanlığında ise; ilk belirtiler yaşlı yapraklarda başlar, yapraklar par¬laklığını kaybeder, donuklaşır. Sonra yapraklann altında damarlar arasında gri, san, menekşe renkli, kırmızı lekecikler gözlenir. Genç yapraklar küçülür, yaşlıla¬rı dökülür, bitkilerde gelişme ve yan dal oluşumu zayıflar. Çiçekler azalır, geç açar ve çiçekler küçük kalır. Fosforun fazlaca verilmesi ise daha çok diğer bazı elementlerin alınmasını güçleştirir.
Süs bitkilerinde sürgün ve gövdenin yeter derecede sertleşmesini sağlayan, bitkiye dayanıklılık kazandıran, beslenmeden kaynaklanan yaprak buruşmalan, kıvnlmalan ve dökülmelerinin hızlanmasını önleyen ve çiçeklerin daha iyi kok¬masını sağlayan potasın, noksanlıklan ise, kendisini yapraklarda uçlardan başla¬yıp kenarlara doğru giden sararmalar ve sonra da kahverengine dönüşmeler ve dö¬külmelerde ortaya çıkar. Çiçekler soluk renkte ve küçük kalır. Potas fazlalığı ise azot ve kalsiyum alımını güçleştirir. Yapraklan zamanından önce sarartır.
Burada ancak bu üç önemli elementin noksanlıkları ve fazlalıklan ile ilgili kısa bilgi verilmesi ile yetinilmiştir.
Gübrelemenin zamanına gelince;
Azot gübreleri genellikle büyüme başlarken ilkbahar ve yaz başlangıcında azotça zengin kompoze gübreler olarak verilmesi, fosfor oranının çiçeklenmenin başlangıcında arttırılması, vejetasyon sonuna doğru dokularda gerekli sertleşme¬yi ve dayanıklılığı arttırmak üzere de potas gübrelerinin daha ağırlıklı olarak ve¬rilmesi esas alınmalıdır.
Gübrenin ne miktar ve ne aralıklarla verilmesi gerektiği; sorunu ise türlere göre büyük ölçüde değişir. Bu konuda yardımcı olmak üzere bir tablo verilmiştir (Ek Tablo: 6).
Bu tablo, çeşitli süs bitkilerine göre ayrı ayrı verilecek gübrelerin çeşit, kon-santrasyon ve veriliş aralıklarını belirtmektedir. Ancak genelde şunu söylemek gerekir ki, çiçekli bir süs bitkisinin iyi ve bol çiçekler oluşturması için fazla azot içeren karışımlar kullanmamalıdır. Yaprakları için yetiştirilen süs bitkilerinde ise aksi düşünülmelidir.
Piyasada da hazır yaprak gübresi ve çiçek açtırma gübresi diye buna göre ha-zırlanmış ayrı ayrı karışımlar mevcuttur. Sonuncu tertip gübrede fosfor oranı çok yüksek olabilmektedir (örneğin yaprak gübrelerinde oranlar eşit, bilfarz % 20 azot, % 20 fosfor ve % 20 potas olduğu halde çiçek artımını sağlamak için veri¬len gübrelerde bu nisbet % 12 azot, % 48 fosfor ve % 8 potas gibi değerlere ula¬şır). Bu karışımlar ayrıca demir, bakır, manganez, çinko, bor ve molipten gibi ba¬zı iz elementleri de içerirler. Bunların birçokları üzerinde belirtilen ölçülere göre hazır sıvı halinde değilseler prospektlerinde belirtilen şekilde hazırlanır ve ekse¬risi yapraklara püskürtülerek ve bazı durumlarda da (Afrika menekşelerinde oldu¬ğu gibi), toprağa verilerek uygulanır.
Gübreleme esas itibariyle büyüme mevsimi, çiçeklenme dönemi sık verilir. Bu sıklık gene türlere göre büyük ölçüde değişir.
Yaz ayları Aechmea, Aglaonema, Chlorophytum, Phoenix, Schefflera, Jucca ve Begonyalar (Rex begonyalar daha seyrek 15 günde) haftada bir olmak üzere gübrelenirler. Anthurium ise çiçeklenme döneminde haftada bir gübreleme ister.
Buna karşılık Abutilon, Achiimenes, Ctenanthe, Guzmania, Gardenia ise çi-çeklenme döneminde 15 günde bir, Aphelandra, Ampelopsis, Araucaria, Aspara- gus, Beaucarnea, Bougainvillea, Caladium, Calceolaria, Codiaeum (Kreton), Coleus, Cordyline, Cyperus, Dieffenbachia, Dracaena, Euphorbia, Ficus, Fitto- nia, Fuchsia, Hoye, Hydrangea, Monstera, Neoregelia, Neprolepis, Peperomia, Pilea, Viriesealâr büyüme mevsiminde 15 günde bir, Chamaedorea, Kentia ve Platyceriunı\w gene büyüme mevsiminde üç haftada bir, Ananas, Cissus, Gynu- ra, Kalanchoe, Philodeııdrori\ar ise ayda bir gübrelenmelidirler. Bazı türlerin ise gübrelenme gereksinimi fazla değildir. Örneğin Cereus'lar, Adianthum'lar bunlar arasında sayılabilir. Pembe benekli yaprakları ile dikkati çeken Hypoestes taeni- ata'1 lar da genellikle gübreyi gerektirmezler. Aksi halde yapraklarındaki göz alıcı pembe beneklerinin etkinliği kaybolur.
Gübrenin tane veya tablet halinde verilişinde taneler 1 gr kompoze gübreden oluşturulur ve 12 numara (yani 12 cm üst çapında) bir saksıya ortalama ayda bir adet olmak üzere, genel bir tavsiyede bulunulabilir. Bu tabletler saksının kenarı¬na yakın kısma konur ve saksı toprağına elle hafifçe bastırılarak yerleştirilir. Ancak tane veya kapsül halinde verilen gübreler geç tesir eder.
Saksılara gübrenin eriğik halinde verilmesi alımı daha kolaylaştırır ve hızlan¬dırır, etkinliğini arttırır. Bu nedenle bu gübreleme yöntemi, saksıdaki süs bitkile¬ri için tercih edilir. Bu eriyik halindeki karma gübreleri önerilen oranlara göre kendimiz de hazırlayabiliriz. Bu konuda saksı bitkileri için genel bir uygulama olarak 10 İt suda 6 gr amonyum nitrat, 6 gr amonyum fosfat ve 6 gr potasyum klo- rür eritilmesi çok kullanılan uygun bir üniversal eriyik oluşturur. Bu gübre, veri¬lecek miktara göre 10-15 saksıya, kap büyüklükleri ve bitkinin gereksinimi dik¬kate alınarak ve (Ek Tablo 6) verilerinden de faydalanılarak taksim edilebilir.
Toz gübreler de gene saksı kenarına serpilerek verilir ve toprak hafifçe kabar¬tılarak gübre toprakla karıştırılır. Ancak bu yöntem iç mekan süs bitkilerinde az yaygındır. Üre içeren formülleri ise, saksı bitkilerinde kullanmamalıdır.
Gübreler süs bitkilerinde doğrudan doğruya yapraklara püskürtülerek de ve-rilebilmektedir (yaprak gübresi).
Hangi çeşit gübre kullanılırsa kullanılsın gübrelemeyi takiben saksı toprağı sulanmalıdır.
Saksılara yılda bir iki defa da daha önce bahsedilen yavaş eriyen ve etkisi uzun süren bazı organik yapay gübrelerin (kemik tozu v.s.) verilmesi de önerilir. Bu konuda Japonya'da öğütülmüş balık artıkları çok kullanılmaktadır.
Bitki beslenmesinde, onların büyüme ve gelişmelerinde hormonların etkileri ve kullanım yöntemleri de daha önce (s. 343-346) açıklanmış bulunmaktadır.
FİDANLIK VE YETİ?TİRME TEKNİ?İ
Prof Dr. Suat Ürgenç
İç mekanlarda süs bitkilerinin gübrelenmesinde esas itibariyle yapay (ticari) gübreler kullanılabilir. Bunlar daha önce fidanlık bahsinde (Bkz. 1.3.1.5.3.) ele alınmıştır. Burada kapalı mekanlarda yetiştirilen süs bitkilerinde gübreleme konu sundaki ayrıcalıklar, pratik bir yaklaşımla açıklanacaktır. Ancak gübreleme konu sunun oldukça girift ve çok yönlü bir saha olduğu, geniş uygulamalar için gere ken düzenlemelerin uzmanlarla işbirliği içinde çözülebileceği unutulmamalıdır.
iç mekan süs bitkilerine gübre verilmesinde şu hususlar dikkate alınmalıdır:
1. Saksı toprağının önce toprak asiditesi ayarlanmalıdır. Saksılı süs bitkileri nin en iyi gelişme gösterdikleri pH dereceleri genelde hafif asit veya asit olmak la beraber, gene az çok farklılıklar gösterir. Bu konuda iç mekan süs bitkilerinin istedikleri pH dereceleri (Ek Tablo: 5)de gösterilmiştir. Saksıdaki harcın reaksi yonu basit bir pH ölçer ve diğer basit yöntemlerle kolaylıkla ölçülebilir. Bu değerleri türün isteklerine göre ayarlamak için başvurulan yöntemler ve kullanılan gübre çeşitleri gene fidanlık bahsinde (1.3.1.5.3. Toprak Islahı ve Gübreleme) başlığı altında verilmiştir.
2. Gübreleme düşük konsantrasyonda ve azar azar yapılmalıdır. Fazla gübre toksik etki yapar, özellikle kılcal köklere zarar verir.
3. Gübrelemeden sonra bitki iyice sulanmalıdır.
4. Gübreleme gölgede yapılmalı ve uygulama akşam üstü olmalıdır. Böylece yapraklar üzerine damlayan eriyiğin yanık lekeleri oluşturması (yüksek sıcaklık ve güneş altında kalmadığından) önlenmiş olur.
5. Latent devrede gübre verilmemeli, gübrelemeyi sonbahar başlangıcında kesmeüdir. Ancak kışın ısıtılan yerlerde bitkiler tam olarak latent devreye gireme diğinden bunlarda gübreleme aralıklan uzatılarak (genelde ayda bire çıkanlarak) gübre verilmesine devam edilmelidir.
6. Saksıları yeni değiştirilmiş bitkilere hemen gübre verilmemeli, 4-6 hatta geçip kök yaralan kapandıktan sonra gübrelenmelidir.
7. Yavaş gelişen türlerde genç bireylere gübre vermemelidir. Bunlan gübre vererek hızlı büyümeye teşvik bazı fizyolojik bozukluklar ve anormal şekillerin oluşmasına neden olur. Hızlı büyüyen süs bitkilerinin ise gübreleme ihtiyaçlan daha fazladır.
8. Alaca yapraklı kültüvarlara gübre az verilmelidir. Aksi halde alacalı renk düz yeşil renge dönüşür.
9. Hasta bitkiler gübrelenmez.
10. Gübrelemede, saksıda kullanılan harç daha doğrusu yetişme ortamının cins ve karışım oranlan dikkate alınmalıdır. Örneğin kumun fazla olduğu saksı kenarları, su tutma gücü daha fazla olan ortamlara nazaran (bitki türü farklılıkları dikkate alınmakla beraber) az fakat daha sık aralıklarla gübrelenmelidir.
11. Iç mekan süs bitkilerinde bazı besin maddelerinin lüzumundan fazla ve rilmesi de az verilmesi kadar ve bazı durumlarda belki de daha da fazla zararlı olur ve diğer bazı besin elementlerinin alınmasını zorlaştırır. Bitkinin ve çiçeklerinin dayanıklılığını azaltır.
Satın alınan süs bitkilerinin başlangıçtaki güzel görünümlerini zamanla kay bettikleri gözlenir. Bu konuda gübreleme yapmamanın veya uygun gübre kullan mamanın etkileri büyüktür. Bu itibarla önce bitkinin gübrelenmeye ihtiyacı olup olmadığını ve sonra da hangi gübrelere ihtiyacı bulunduğu konusunu tek tek uy gulamalarda herhangi bir analize (yaprak ve toprak analizi gibi) başvurmaksızın bazı pratik gözlemlerle kabaca da olsa tahmin etmek mümkündür.
Süs bitkilerinde sürgün ve yaprak gelişimini sağlayan azot noksanlığı ilk ön¬ce kendisini yaşlı yapraklarda belli eder. Bu yapraklarda koyu yeşil renk kaybo¬lur önce yeşilimsi san bir renk oluşur. Diğer yapraklar da normalden daha küçük olur. Sonra bütün yaprak renkleri sararır ve yapraklar dökülmeleri başlar. Ancak sararmaların, yetersiz sulama veya aksine fazla sulama, kötü drenaj ve demir nok¬sanlığından da kaynaklanabileceğini dikkate almak gerekir. Azot yetersizliğinde ayrıca sürgün oluşumu yavaşlar ve sürgünler sertleşir. Azotun aşın verilmesi ha¬linde ise yaprak ve sürgünlerde, gövdede gevşek bir yapı, yapraklarda büyüme, koyulaşma ve gelişmeye karşı, çiçek veriminde bir gerileme gözlenir.
Süs bitkilerinde kök gelişimini, çiçek tomurcuğu ile renk pigmentinin oluşu¬munu, çiçeklenmenin bol olmasını ve çiçeklerin uzun süre dayanmasını sağlayan fosforun noksanlığında ise; ilk belirtiler yaşlı yapraklarda başlar, yapraklar par¬laklığını kaybeder, donuklaşır. Sonra yapraklann altında damarlar arasında gri, san, menekşe renkli, kırmızı lekecikler gözlenir. Genç yapraklar küçülür, yaşlıla¬rı dökülür, bitkilerde gelişme ve yan dal oluşumu zayıflar. Çiçekler azalır, geç açar ve çiçekler küçük kalır. Fosforun fazlaca verilmesi ise daha çok diğer bazı elementlerin alınmasını güçleştirir.
Süs bitkilerinde sürgün ve gövdenin yeter derecede sertleşmesini sağlayan, bitkiye dayanıklılık kazandıran, beslenmeden kaynaklanan yaprak buruşmalan, kıvnlmalan ve dökülmelerinin hızlanmasını önleyen ve çiçeklerin daha iyi kok¬masını sağlayan potasın, noksanlıklan ise, kendisini yapraklarda uçlardan başla¬yıp kenarlara doğru giden sararmalar ve sonra da kahverengine dönüşmeler ve dö¬külmelerde ortaya çıkar. Çiçekler soluk renkte ve küçük kalır. Potas fazlalığı ise azot ve kalsiyum alımını güçleştirir. Yapraklan zamanından önce sarartır.
Burada ancak bu üç önemli elementin noksanlıkları ve fazlalıklan ile ilgili kısa bilgi verilmesi ile yetinilmiştir.
Gübrelemenin zamanına gelince;
Azot gübreleri genellikle büyüme başlarken ilkbahar ve yaz başlangıcında azotça zengin kompoze gübreler olarak verilmesi, fosfor oranının çiçeklenmenin başlangıcında arttırılması, vejetasyon sonuna doğru dokularda gerekli sertleşme¬yi ve dayanıklılığı arttırmak üzere de potas gübrelerinin daha ağırlıklı olarak ve¬rilmesi esas alınmalıdır.
Gübrenin ne miktar ve ne aralıklarla verilmesi gerektiği; sorunu ise türlere göre büyük ölçüde değişir. Bu konuda yardımcı olmak üzere bir tablo verilmiştir (Ek Tablo: 6).
Bu tablo, çeşitli süs bitkilerine göre ayrı ayrı verilecek gübrelerin çeşit, kon-santrasyon ve veriliş aralıklarını belirtmektedir. Ancak genelde şunu söylemek gerekir ki, çiçekli bir süs bitkisinin iyi ve bol çiçekler oluşturması için fazla azot içeren karışımlar kullanmamalıdır. Yaprakları için yetiştirilen süs bitkilerinde ise aksi düşünülmelidir.
Piyasada da hazır yaprak gübresi ve çiçek açtırma gübresi diye buna göre ha-zırlanmış ayrı ayrı karışımlar mevcuttur. Sonuncu tertip gübrede fosfor oranı çok yüksek olabilmektedir (örneğin yaprak gübrelerinde oranlar eşit, bilfarz % 20 azot, % 20 fosfor ve % 20 potas olduğu halde çiçek artımını sağlamak için veri¬len gübrelerde bu nisbet % 12 azot, % 48 fosfor ve % 8 potas gibi değerlere ula¬şır). Bu karışımlar ayrıca demir, bakır, manganez, çinko, bor ve molipten gibi ba¬zı iz elementleri de içerirler. Bunların birçokları üzerinde belirtilen ölçülere göre hazır sıvı halinde değilseler prospektlerinde belirtilen şekilde hazırlanır ve ekse¬risi yapraklara püskürtülerek ve bazı durumlarda da (Afrika menekşelerinde oldu¬ğu gibi), toprağa verilerek uygulanır.
Gübreleme esas itibariyle büyüme mevsimi, çiçeklenme dönemi sık verilir. Bu sıklık gene türlere göre büyük ölçüde değişir.
Yaz ayları Aechmea, Aglaonema, Chlorophytum, Phoenix, Schefflera, Jucca ve Begonyalar (Rex begonyalar daha seyrek 15 günde) haftada bir olmak üzere gübrelenirler. Anthurium ise çiçeklenme döneminde haftada bir gübreleme ister.
Buna karşılık Abutilon, Achiimenes, Ctenanthe, Guzmania, Gardenia ise çi-çeklenme döneminde 15 günde bir, Aphelandra, Ampelopsis, Araucaria, Aspara- gus, Beaucarnea, Bougainvillea, Caladium, Calceolaria, Codiaeum (Kreton), Coleus, Cordyline, Cyperus, Dieffenbachia, Dracaena, Euphorbia, Ficus, Fitto- nia, Fuchsia, Hoye, Hydrangea, Monstera, Neoregelia, Neprolepis, Peperomia, Pilea, Viriesealâr büyüme mevsiminde 15 günde bir, Chamaedorea, Kentia ve Platyceriunı\w gene büyüme mevsiminde üç haftada bir, Ananas, Cissus, Gynu- ra, Kalanchoe, Philodeııdrori\ar ise ayda bir gübrelenmelidirler. Bazı türlerin ise gübrelenme gereksinimi fazla değildir. Örneğin Cereus'lar, Adianthum'lar bunlar arasında sayılabilir. Pembe benekli yaprakları ile dikkati çeken Hypoestes taeni- ata'1 lar da genellikle gübreyi gerektirmezler. Aksi halde yapraklarındaki göz alıcı pembe beneklerinin etkinliği kaybolur.
Gübrenin tane veya tablet halinde verilişinde taneler 1 gr kompoze gübreden oluşturulur ve 12 numara (yani 12 cm üst çapında) bir saksıya ortalama ayda bir adet olmak üzere, genel bir tavsiyede bulunulabilir. Bu tabletler saksının kenarı¬na yakın kısma konur ve saksı toprağına elle hafifçe bastırılarak yerleştirilir. Ancak tane veya kapsül halinde verilen gübreler geç tesir eder.
Saksılara gübrenin eriğik halinde verilmesi alımı daha kolaylaştırır ve hızlan¬dırır, etkinliğini arttırır. Bu nedenle bu gübreleme yöntemi, saksıdaki süs bitkile¬ri için tercih edilir. Bu eriyik halindeki karma gübreleri önerilen oranlara göre kendimiz de hazırlayabiliriz. Bu konuda saksı bitkileri için genel bir uygulama olarak 10 İt suda 6 gr amonyum nitrat, 6 gr amonyum fosfat ve 6 gr potasyum klo- rür eritilmesi çok kullanılan uygun bir üniversal eriyik oluşturur. Bu gübre, veri¬lecek miktara göre 10-15 saksıya, kap büyüklükleri ve bitkinin gereksinimi dik¬kate alınarak ve (Ek Tablo 6) verilerinden de faydalanılarak taksim edilebilir.
Toz gübreler de gene saksı kenarına serpilerek verilir ve toprak hafifçe kabar¬tılarak gübre toprakla karıştırılır. Ancak bu yöntem iç mekan süs bitkilerinde az yaygındır. Üre içeren formülleri ise, saksı bitkilerinde kullanmamalıdır.
Gübreler süs bitkilerinde doğrudan doğruya yapraklara püskürtülerek de ve-rilebilmektedir (yaprak gübresi).
Hangi çeşit gübre kullanılırsa kullanılsın gübrelemeyi takiben saksı toprağı sulanmalıdır.
Saksılara yılda bir iki defa da daha önce bahsedilen yavaş eriyen ve etkisi uzun süren bazı organik yapay gübrelerin (kemik tozu v.s.) verilmesi de önerilir. Bu konuda Japonya'da öğütülmüş balık artıkları çok kullanılmaktadır.
Bitki beslenmesinde, onların büyüme ve gelişmelerinde hormonların etkileri ve kullanım yöntemleri de daha önce (s. 343-346) açıklanmış bulunmaktadır.
FİDANLIK VE YETİ?TİRME TEKNİ?İ
Prof Dr. Suat Ürgenç

