1.2.2.7. SERALARIN SULAMA SİSTEMLERİ*
Bitki yetiştirmede zorunlu olan sulama, gerek yetişme ortamı ve gerekse ha vanın nisbi rutubetini istenen seviyede tutmada etkindir. Yetişme ortamında bulu nan su, besin maddelerini fiziki ve kimyevi yollarla eriterek bitkinin kökleri va sıtasıyla bunları almasını sağlar. Sera havasında nem halinde bulunan su ise, transpirasyonu dengeler.
Seralarda kullanılan su iyi nitelikte olmalıdır. Kalsiyum içiren sular alkalen reaksiyonlu olduğundan yetiştirilen bitkilerde bazı mantar hastalıkları ve kloroza neden olabilir. Kolloidal maddeler ve suda çözünür katı maddeler içeriği de su analizleriyle ortaya çıkarılarak kullanımına karar verilmelidir.
Su kaynaklan olarak akarsulardan faydalanma durumunda, fidanlık bahsinde de belirtildiği gibi endüstriyel artıklar v.s. ile bir kirlenmenin olup olmadığını iyi ce incelemek gerekir. Kuyu sulan ise oksijence fakir ve soğuk sulardır. Bunlann bazı zararlı eriyikleri taşımalan da muhtemeldir. Seralar için en iyi nitelikte su, yağmur sulandır. Bunlar atmosferden inerken oksijence zenginleşmiş, zararsız maddeler taşımayan sulardır. Bu yüzden birçok sera işletmesi gerek çatı örtülerin de ve gerekse açıktan yağmur sulannı toplayarak depo edip kullanmaktadırlar.
* Alkan, Z. 1977: Sera Planlama ve İnşa Tekniği, Ege Ü. Mühendislik Bilimleri Fakültesi, Denizli Yüksek Okulu Yayını. -Chabot, E. 1949: Greenhouse Gardening for everyone. M. Barrovvs and Company Inc. New-york. -Günay, A. 1980: Serler Cilt 1, Çağ Matbaası, Ankara. -Saatçioğlu, F. 1976: Fidanlık Tekniği l.Ü. Or man Fakültesi Yayın No. 2188/223. -Welch, H.J. 1970: Mist Propagation and Automatic Watering, Faber and Faber Ltd. London.
Seradaki suyun veriliş şekliyle verilen miktarı da iyi ayarlanmalıdır. Fazla su, buharlaşma yaparak seranın hava nemini de istenmeyen ölçülerde (% 9O'ın üze rinde) yükseltebilir.
Seralarda suyun ince zerrecikler halinde püskürtülerek sis halinde verilmesi yetiştirmede çok başarılı sonuçlar sağlar. Bu tarz, yani "mist propagation " tekni ği ile bir sulama veya rutubetlendirme, dikilen çeliklerin köklenmesi kadar de vamlı taze kalmalarını, solmamalarını ve hızla köklenmelerini sağlar. Serada bu kabil bir şişleme tesisatı yapıldığı takdirde, devamlı sulamaya ve yastıklardaki çe lik ve aşılan çoğu zaman çifte cam veya plastikle örtmeye gerek kalmaz. Böyle ce ışık şartları da daha iyi olur. Zamanımızda püskürtme ve şişleme sistemleri, is tenilen miktar ve zaman ayarlamalarına göre otomatik kontrol cihazları yardımıy-le en mükemmel şekilde yapılabilmektedir. Ancak devamlı şişleme, çeliklerin köklenmesine menfi etki yapar. Yapraklar üzerinde devamlı ıslaklık gelişmeyi ya vaşlatır, mantar riskini arttırır. Bu itibarla seralarda kesintili şişleme esastır.
SisJeme sisteminde yastıkları veya tezgahları dolaşan su boruları ya yastıkla rın üstünden geçirilir veya yastığın ortasından geçecek tarzda yastık üzerine yer leştirilir ve belirli aralıklarla eğik veya diklemesine çıkan 80-100 cm kadar uzun luktaki boruların uçlarına özel şişleme veya püskürtme memeleri takılır (Resim: 50 b). Eğer su borusu yastıkların yukarsından geçiyorsa bu defa da memeler yas tıklara doğru sarkıtılarak yerleştirilir. Ancak her iki durumda da, püskürtme me meleri hepsinin, suyu sera yollarına püskürtmeyecek şekilde aynı seviyede olma sı gerekir. Üretme yastıklarında şişleme memeleri arasındaki aralık 1.3 m'yi geç mezse şişleme eşit yani tamamen bir örnek olur. Genellikle tertibat sıcak yaz gün lerinde yaklaşık 3 dakikada bir, geceleri ise 1-2 ve en fazla 3 saatte bir çalışırsa yeter etkinlik sağlanmış olur. Bu konuda, yetiştirme ortt mında köklenme sahası na konan bir tansiyometre ile nem düştüğünde püskürtme memeleri faaliyete ge çirilecek şekilde bir ayarlama da yapılabilir. Şişleme, suyun basıncı (genellikle 5.5-6.5 atmosfer basınç sözkonusudur) ve meme deliklerinin büyüklüğüne (ge nellikle i mm) bağlıdır. Bu delikler elle kabili ayar olarak ayarlanabilmekte ve altlarına da bir filitre konularak suyun süzülerek gelmesi temin edilmekte ve me melerin tıkanması önlenmektedir. Kireçli sert sular meme deliklerini kapattığın dan yağmur suyu kullanımı bu yönden de fayda sağlar. Ancak kullanılacak suyun özellikle tuz ve kireç içermemesi gerekir.
Seradaki hava rutubetinin çok yüksek oluşu halinde bitkilerin transpirasyon yolu ile suyu dışan atmaları azalmakta ve su bitkide hücreler içinde birikmekte, boy uzamakta fakat bitki içinde su silkiiasyonu zayıfladığından köklerin suda eri miş olan besin maddelerini alımı da aksamakta, böylece boy uzamasına rağmen bitki cılızlaşmakta ve renkte açılma meydana gelmektedir. Havada nisbi rutubetin
azlığı durumunda ise hava kuruduğundan bitkilerdeki su transpirasyonla daha bü yük bir sür'atle sarfedilmekte ve bunu engellemek üzere stomat açıklıkları küçül mekte ve bu ise CO2 difızyonunu yani alımını düşürmekte ve dolayısıyla fotosen tez de buna tabi olarak azalmaktadır. Zira bilindiği gibi fotosentez olgusunda 6 CO2+6H2O -» C6H12O6+6O2 karbonhidratların oluşması için büyük ölçüde CO2'e ihtiyaç olacağı bilinmektedir. Bu durumda CO2 alımı düşünce bitkiler beslenemez solma ve pörsüme başlar.
Bu itibarla hava rutubetinin fazlalığı da, azlığı da sakıncalıdır. Bu durumda hava rutubetinin ne fazla yüksek ve ne de fazla düşük olmayacak normal bir sevi yede olması, yetiştirilen bitkilerin gelişmesi için gerekmektedir. Her bitki türü ve hatta ayni türün her gelişme safhası için en iyi gelişmeyi sağlayan bir optimal ru tubet oranı sözkonusudur. Bu oran ışıklanma yoğunluğuna (zira ışık şiddeti azal dıkça fotosentez de yavaşlayacağından fazla suya ve yüksek nisbi rutubete ihtiyaç kalmaz), fotosentezin hızına ve esas olarak da sera havasının sıcaklığına göre de ğişir. Sıcaklık arttıkça havadaki rutubet oranı düşer, soğuyunca aksine yükselir.
Bu itibarla bitkiler için sayısal bir optimal nisbi rutubet değeri verilemezse de genellikle ortalama bir değer olarak seralarda nisbi hava rutubetinin 18-20°C sı caklıklarda % 70-80 civarında olması arzulanır. Ancak % 80-90'ı üstündeki yük-
sek hava rutubeti serada zararlı mikroorganizmaları, özellikle mantari enfeksi yonları arttırır. Bu nedenle rutubetin fazla yüksek tutulması doğru olmaz. Zira se ralarda en büyük sakıncalardan biri de bu mantari enfeksiyonlardır. Enfeksiyon etkileri % 70 rutubette sönüktür. Ancak başlamış bir enfeksiyon sözkonusu ise bu taktirde nisbi rutubeti daha da düşürmek zorunlu olabilir. Bu durumda sıcaklığı biraz azaltmakla nisbi rutubeti düşürmek mümkündür. Seralarda; havalandırma, ısıtma, yağmurlama ve özellikle şişleme sistemlerinin ayan ve buharlaşma yüze yi büyük su kaplar* kullanımı, küçük havuzlar yapımı gibi olanaklara başvuru larak istenen rutubet düzeyi ayarlanabilir.
Ancak daha önce belirtildiği gibi bir de toprak daha doğrusu ortam rutubeti söz konusudur. Bu değerin sürekli olarak bitki solma noktası üstünde ve tarla nem kapasitesi düzeyinde olması istenir20. Tarla nem kapasitesi toprağın tutabildiği su dur. Bu miktarın üstündeki suyu artık toprak ememez drene eder. Tarla nem ka pasitesiyle solma noktası arasındaki su, bitkilerin "faydalanabilir su miktarrdır. Bitkiler tarla nem kapasitesine yakın olan faydalanabilir suyu daha kolay kulla nırlar. .
Toprak veya ortamdaki rutubet kaybını azaltmak ve bitkilerin yakın çevresin deki nisbi hava rutubetini yüksek tutmak için ise, yüksek rutubet isteyen bitkileri sera içinde plastik örtüler içine alarak, toprağı devamlı işleyerek kapillariteyi kır mak veya sap, saman, siyah plastik v.s. gibi maddelerle toprağı örterek yani malç-hyarak suyun toprak içersinde kalması önlemlerine başvurulabilir. Bu konuda toprak rutubetini ölçen tansiyometreler ile hava rutubetini ölçen nem ölçerler ve ya higrograflar veya tercihen higtotermograflar kullanılarak bu değerler kontrol altında tutulabilir.
Seralarda havanın belli bir rutubette (ekseriyette % 70-80) tutulması için hav zanın nisbi rutubetini zenginleştiren özel aletler geliştirilmiştir. Bunların püskürt tükleri su zerreleri o kadar küçüktür ki herhangi bir toplanma ve birleşme olma dan havaya karışarak nisbi hava rutubetini süratle zenginleştirir, istenen nisbi ha va rutubeti bir higrostat yardımı ile otomatik olarak sağlanabilir. Bu imkanlara sa hip olmayan basit seralarda aynı iş su havuzları yardımıyla ve filit makinelerine benzer püskürtücülerle elle yapılır.
Ancak bazı türleri, genellikle yapraklan tüylü olan taksonlannı köklendirme-de şişlemeden iyi sonuç alınmaz. Zira yapraktaki tüyler nedeniyle bitki devamlı ıs lak kalacak ve yapraklarda çürühıe ve mantar etkileri köklenmeyi engelleyecektir.
20. Solma (pörsüme) noktası: Bitkilerin bir daha turgor yapamayacak kadar porsuduğu (solduğu) anda toprağın sahip olduğu su miktarı.
Tarla nem kapasitesi: Bir toprağın yer çekimi kuvvetine karşı tutabildiği en yüksek su miktarıdır. Fazlası dre ne olur. Yani toprağın bitkiler tarafından yararlanılan en yüksek su biriktirne gücüdür.
Bitki yetiştirmede zorunlu olan sulama, gerek yetişme ortamı ve gerekse ha vanın nisbi rutubetini istenen seviyede tutmada etkindir. Yetişme ortamında bulu nan su, besin maddelerini fiziki ve kimyevi yollarla eriterek bitkinin kökleri va sıtasıyla bunları almasını sağlar. Sera havasında nem halinde bulunan su ise, transpirasyonu dengeler.
Seralarda kullanılan su iyi nitelikte olmalıdır. Kalsiyum içiren sular alkalen reaksiyonlu olduğundan yetiştirilen bitkilerde bazı mantar hastalıkları ve kloroza neden olabilir. Kolloidal maddeler ve suda çözünür katı maddeler içeriği de su analizleriyle ortaya çıkarılarak kullanımına karar verilmelidir.
Su kaynaklan olarak akarsulardan faydalanma durumunda, fidanlık bahsinde de belirtildiği gibi endüstriyel artıklar v.s. ile bir kirlenmenin olup olmadığını iyi ce incelemek gerekir. Kuyu sulan ise oksijence fakir ve soğuk sulardır. Bunlann bazı zararlı eriyikleri taşımalan da muhtemeldir. Seralar için en iyi nitelikte su, yağmur sulandır. Bunlar atmosferden inerken oksijence zenginleşmiş, zararsız maddeler taşımayan sulardır. Bu yüzden birçok sera işletmesi gerek çatı örtülerin de ve gerekse açıktan yağmur sulannı toplayarak depo edip kullanmaktadırlar.
* Alkan, Z. 1977: Sera Planlama ve İnşa Tekniği, Ege Ü. Mühendislik Bilimleri Fakültesi, Denizli Yüksek Okulu Yayını. -Chabot, E. 1949: Greenhouse Gardening for everyone. M. Barrovvs and Company Inc. New-york. -Günay, A. 1980: Serler Cilt 1, Çağ Matbaası, Ankara. -Saatçioğlu, F. 1976: Fidanlık Tekniği l.Ü. Or man Fakültesi Yayın No. 2188/223. -Welch, H.J. 1970: Mist Propagation and Automatic Watering, Faber and Faber Ltd. London.
Seradaki suyun veriliş şekliyle verilen miktarı da iyi ayarlanmalıdır. Fazla su, buharlaşma yaparak seranın hava nemini de istenmeyen ölçülerde (% 9O'ın üze rinde) yükseltebilir.
Seralarda suyun ince zerrecikler halinde püskürtülerek sis halinde verilmesi yetiştirmede çok başarılı sonuçlar sağlar. Bu tarz, yani "mist propagation " tekni ği ile bir sulama veya rutubetlendirme, dikilen çeliklerin köklenmesi kadar de vamlı taze kalmalarını, solmamalarını ve hızla köklenmelerini sağlar. Serada bu kabil bir şişleme tesisatı yapıldığı takdirde, devamlı sulamaya ve yastıklardaki çe lik ve aşılan çoğu zaman çifte cam veya plastikle örtmeye gerek kalmaz. Böyle ce ışık şartları da daha iyi olur. Zamanımızda püskürtme ve şişleme sistemleri, is tenilen miktar ve zaman ayarlamalarına göre otomatik kontrol cihazları yardımıy-le en mükemmel şekilde yapılabilmektedir. Ancak devamlı şişleme, çeliklerin köklenmesine menfi etki yapar. Yapraklar üzerinde devamlı ıslaklık gelişmeyi ya vaşlatır, mantar riskini arttırır. Bu itibarla seralarda kesintili şişleme esastır.
SisJeme sisteminde yastıkları veya tezgahları dolaşan su boruları ya yastıkla rın üstünden geçirilir veya yastığın ortasından geçecek tarzda yastık üzerine yer leştirilir ve belirli aralıklarla eğik veya diklemesine çıkan 80-100 cm kadar uzun luktaki boruların uçlarına özel şişleme veya püskürtme memeleri takılır (Resim: 50 b). Eğer su borusu yastıkların yukarsından geçiyorsa bu defa da memeler yas tıklara doğru sarkıtılarak yerleştirilir. Ancak her iki durumda da, püskürtme me meleri hepsinin, suyu sera yollarına püskürtmeyecek şekilde aynı seviyede olma sı gerekir. Üretme yastıklarında şişleme memeleri arasındaki aralık 1.3 m'yi geç mezse şişleme eşit yani tamamen bir örnek olur. Genellikle tertibat sıcak yaz gün lerinde yaklaşık 3 dakikada bir, geceleri ise 1-2 ve en fazla 3 saatte bir çalışırsa yeter etkinlik sağlanmış olur. Bu konuda, yetiştirme ortt mında köklenme sahası na konan bir tansiyometre ile nem düştüğünde püskürtme memeleri faaliyete ge çirilecek şekilde bir ayarlama da yapılabilir. Şişleme, suyun basıncı (genellikle 5.5-6.5 atmosfer basınç sözkonusudur) ve meme deliklerinin büyüklüğüne (ge nellikle i mm) bağlıdır. Bu delikler elle kabili ayar olarak ayarlanabilmekte ve altlarına da bir filitre konularak suyun süzülerek gelmesi temin edilmekte ve me melerin tıkanması önlenmektedir. Kireçli sert sular meme deliklerini kapattığın dan yağmur suyu kullanımı bu yönden de fayda sağlar. Ancak kullanılacak suyun özellikle tuz ve kireç içermemesi gerekir.
Seradaki hava rutubetinin çok yüksek oluşu halinde bitkilerin transpirasyon yolu ile suyu dışan atmaları azalmakta ve su bitkide hücreler içinde birikmekte, boy uzamakta fakat bitki içinde su silkiiasyonu zayıfladığından köklerin suda eri miş olan besin maddelerini alımı da aksamakta, böylece boy uzamasına rağmen bitki cılızlaşmakta ve renkte açılma meydana gelmektedir. Havada nisbi rutubetin
azlığı durumunda ise hava kuruduğundan bitkilerdeki su transpirasyonla daha bü yük bir sür'atle sarfedilmekte ve bunu engellemek üzere stomat açıklıkları küçül mekte ve bu ise CO2 difızyonunu yani alımını düşürmekte ve dolayısıyla fotosen tez de buna tabi olarak azalmaktadır. Zira bilindiği gibi fotosentez olgusunda 6 CO2+6H2O -» C6H12O6+6O2 karbonhidratların oluşması için büyük ölçüde CO2'e ihtiyaç olacağı bilinmektedir. Bu durumda CO2 alımı düşünce bitkiler beslenemez solma ve pörsüme başlar.
Bu itibarla hava rutubetinin fazlalığı da, azlığı da sakıncalıdır. Bu durumda hava rutubetinin ne fazla yüksek ve ne de fazla düşük olmayacak normal bir sevi yede olması, yetiştirilen bitkilerin gelişmesi için gerekmektedir. Her bitki türü ve hatta ayni türün her gelişme safhası için en iyi gelişmeyi sağlayan bir optimal ru tubet oranı sözkonusudur. Bu oran ışıklanma yoğunluğuna (zira ışık şiddeti azal dıkça fotosentez de yavaşlayacağından fazla suya ve yüksek nisbi rutubete ihtiyaç kalmaz), fotosentezin hızına ve esas olarak da sera havasının sıcaklığına göre de ğişir. Sıcaklık arttıkça havadaki rutubet oranı düşer, soğuyunca aksine yükselir.
Bu itibarla bitkiler için sayısal bir optimal nisbi rutubet değeri verilemezse de genellikle ortalama bir değer olarak seralarda nisbi hava rutubetinin 18-20°C sı caklıklarda % 70-80 civarında olması arzulanır. Ancak % 80-90'ı üstündeki yük-
sek hava rutubeti serada zararlı mikroorganizmaları, özellikle mantari enfeksi yonları arttırır. Bu nedenle rutubetin fazla yüksek tutulması doğru olmaz. Zira se ralarda en büyük sakıncalardan biri de bu mantari enfeksiyonlardır. Enfeksiyon etkileri % 70 rutubette sönüktür. Ancak başlamış bir enfeksiyon sözkonusu ise bu taktirde nisbi rutubeti daha da düşürmek zorunlu olabilir. Bu durumda sıcaklığı biraz azaltmakla nisbi rutubeti düşürmek mümkündür. Seralarda; havalandırma, ısıtma, yağmurlama ve özellikle şişleme sistemlerinin ayan ve buharlaşma yüze yi büyük su kaplar* kullanımı, küçük havuzlar yapımı gibi olanaklara başvuru larak istenen rutubet düzeyi ayarlanabilir.
Ancak daha önce belirtildiği gibi bir de toprak daha doğrusu ortam rutubeti söz konusudur. Bu değerin sürekli olarak bitki solma noktası üstünde ve tarla nem kapasitesi düzeyinde olması istenir20. Tarla nem kapasitesi toprağın tutabildiği su dur. Bu miktarın üstündeki suyu artık toprak ememez drene eder. Tarla nem ka pasitesiyle solma noktası arasındaki su, bitkilerin "faydalanabilir su miktarrdır. Bitkiler tarla nem kapasitesine yakın olan faydalanabilir suyu daha kolay kulla nırlar. .
Toprak veya ortamdaki rutubet kaybını azaltmak ve bitkilerin yakın çevresin deki nisbi hava rutubetini yüksek tutmak için ise, yüksek rutubet isteyen bitkileri sera içinde plastik örtüler içine alarak, toprağı devamlı işleyerek kapillariteyi kır mak veya sap, saman, siyah plastik v.s. gibi maddelerle toprağı örterek yani malç-hyarak suyun toprak içersinde kalması önlemlerine başvurulabilir. Bu konuda toprak rutubetini ölçen tansiyometreler ile hava rutubetini ölçen nem ölçerler ve ya higrograflar veya tercihen higtotermograflar kullanılarak bu değerler kontrol altında tutulabilir.
Seralarda havanın belli bir rutubette (ekseriyette % 70-80) tutulması için hav zanın nisbi rutubetini zenginleştiren özel aletler geliştirilmiştir. Bunların püskürt tükleri su zerreleri o kadar küçüktür ki herhangi bir toplanma ve birleşme olma dan havaya karışarak nisbi hava rutubetini süratle zenginleştirir, istenen nisbi ha va rutubeti bir higrostat yardımı ile otomatik olarak sağlanabilir. Bu imkanlara sa hip olmayan basit seralarda aynı iş su havuzları yardımıyla ve filit makinelerine benzer püskürtücülerle elle yapılır.
Ancak bazı türleri, genellikle yapraklan tüylü olan taksonlannı köklendirme-de şişlemeden iyi sonuç alınmaz. Zira yapraktaki tüyler nedeniyle bitki devamlı ıs lak kalacak ve yapraklarda çürühıe ve mantar etkileri köklenmeyi engelleyecektir.
20. Solma (pörsüme) noktası: Bitkilerin bir daha turgor yapamayacak kadar porsuduğu (solduğu) anda toprağın sahip olduğu su miktarı.
Tarla nem kapasitesi: Bir toprağın yer çekimi kuvvetine karşı tutabildiği en yüksek su miktarıdır. Fazlası dre ne olur. Yani toprağın bitkiler tarafından yararlanılan en yüksek su biriktirne gücüdür.

