2.1.1.1. TOHUMLA İLGİLİ GENEL BİLGİLER*
Generatif üretme doğrudan tohuma dayanır. Irsel nitelikleri yüksek ve kalite li tohumun bitki yetiştirmede maliyete etkisi azdır, fakat yetiştirmenin başarısın da etkisi çok büyüktür.
Bitki aleminde eğrelti ve yosunlan bir tarafa bırakırsak, gerçek tohumla üre-yen bitki (tohumlu bitkiler = Spermatophytajler, peyzajda bütün bitkisel materya li oluşturan Gymnospermae (açık tohumlular)55 ve Angiospermae (kapalı tohum-
Aldhous, J.R. 1972: Nursery Practice. Forestry Commission Bulletin No. 43. London. -Baldwin, H.I. 1942: Forest Tree Seed, Chronica Botanica Comp. Waltham, Mass. U.S.A. -F.A.O. 1955: Tree Seed Notes, Food and Agriculture Organizatione of the United Nations, Rome-Gordon, A, G. and Rowe, D.C.F. 1982: Seed Manuel for OmomentaLTrees and Shrubs, Forestry Commission Bulletin No. 59, London. -Hartmann, H.T. and Kester, N. 1, 1959: Plant Propagation, Principles and Practices, Englevvood Cliffs, N.J. Prentice-Hall, Inc. U.S.A. -Kains, M.G. and McQuesten, 1945: Propagation of Plants. Orange Judd Publishing Company, Inc. Newyork. -Kozlowski, T.T. 1992: SEED BIOLOGY (Importance, Development and Germination Vol. 1, Germination Control, Metabolism and Pathology Vol. 11, Insect, Seed Colection, Storage, Testing and Cer-tifıcation Vol. 111, Academic Press, Newyork. -Krügman, S.L. et al. 1974: Seed Biology - Seeds of Woody Plants in the United States, For. Ser. U.S. Dept. of Agriculture Handbook, No. 450. -Nienstaed, H. and Synder, E.B. 1974: Principles of Genetic Improvement of Seeds of Woody Plants in the United States For. Ser. U.S. Dept. of Agriculture Handbook No. 450 et ali. -Orman Genel Müdürlüğü 1986: Fidanlık Çalışma ları, Fidanlık ve Tohum işleri Dairesi Yayını, Ankara. -Saatçioğlu, F. 1971: Orman Ağacı Tohumları. I.Ü. Or man Fakültesi Yayın No. 1649/173. -Saatçioğlu, F. 1976: Fidanlık Tekniği I.Ü. Orman Fakültesi Yayın No. 2188/223. -Stoeckeler, J.H. and Jones, G.W. 1957: Forest Nursery Practice in the Lake States. Agriculture Handbook No. 110, U.S. Dept. of Agriculture, Forest Service. -Ürgenç, S. 1982: Orman Ağaçlan Islahı. I.Ü. Orman Fakültesi Yayın No. 2836/293.. Ürgenç, S. 1986. Ağaçlandırma Tekniği. Î.Ü. Orman Fakültesi Yayı nı No. 3314/375.
55. Bilindiği gibi Gymnospermae'ler yani tohumlan açık olan bitkiler, tohumlu eğreltiler, palmiye yapraklı gymnospermae'ler (Cycas'lar), mızrak yapraklı Gymnospermae'ler (kordaites'Ier) bunlara dahildir. Fil ku lağı yapraklı gymnospermae'ler (Ginkgolar) ve en gelişmişleri olarak da Conifer olarak adlandırılan iğne yapraklı gyspermlerden oluşurlar. Bu itibarla yapraklı gibi görülen bir Ginkgo bloba gerçekte konifer yani iğne yapraklılar içinde bulunan gymnospermae'lere dahildir.
276
FİDANLIK VE YETİŞTİRME TEKNİĞİ
lular)'ı içeren ağaç, boylu ve bodur çalı, çok yıllık ve tek yıllık bütün çiçekleri * kapsar. Bu tohumlu bitkileri Linne Phanarogame (çiçekli bitkiler) adı ile anım-
samaktadır. Çiçekli bitkilerde üreme organı çiçek ve ondan oluşan tohum veya meyvadır.
Türlere göre büyük bir farklılık olmamakla beraber bitki, her tür ve yetişme ortamına göre belli bir süre sonraki gelişme devresinde olgunluğa ulaşarak önce çiçek tomurcuklan ve sonra bunlar olgunlaşarak erkek ve dişi çiçekleri oluşturur. Dişi çiçeklerin döllenmesine müteakip de meyve ve tohum gelişmesiyle genera- tif üretme materyali tohumlar üretime hazır hale gelir. Eğer bitki çelikten veya ı özellikle aşı yolu ile üretilmiş bir bitki ise, bunun tohum verimi çok erken yaşta
gerçekleştirilebilir.
Dişi çiçeğin yaşama gücünde bir tohum geliştirmesi için hem tozlaşma ve hem de döllenmenin olması şarttır. Bazı durumlarda meyva gelişse de içindeki to humun içi boştur, embriyosu oluşmamıştır veya dumura uğramıştır. Bu kabil to humlarla bir generatif üretme yapılamaz. Embriyonun dumura uğraması erken olursa, ekseri bu durumda meyva gelişemez küçük kalır veya erkenden dökülür. Bu durumdaki meyva ve tohumlan kullanmak suretiyle bitkiyi üretmek mümkün olmaz. Genellikle erkek ve dişi çiçekler ayn ayn bitkilerde yer alan bir cinsli iki evcikli (Dioik) bitkilerde örneğin Söğüt, Kavak, Kokar ağaç, Defneler, Ilex, Cep-helataxus, Arokaryalar, bir kısım Ardıçlar, Ginkgolar v.b. pek çok cins ve türler hem dişi ve hem de erkek bitki birbirine yakın bulunursa genellikle tozlaşma ve bunu takiben de döllenme olur ve bu takdirde dişi ağaçtan oluşan meyva ve to humlardan yeni bireyler üretilebilir. Aksi halde bu taksonlardan bir bitki, meyva ve tohum içerse dahi böyle bir bitkinin, döllenme olmadığı için bunun tohumun dan yeni bir bitki üretilemez. Buna karşılık bir cinsli ve bir evcikli erkek ve dişi çiçekler ayn ayn olmalarına rağmen aynı bitki üzerinde bulunan bitki cinsleri ve türleri ile Hermafrodit (erdişi) olan yani erkek ve dişi organlan ayni çiçek üzerin de bulunan bitkilerden elde edilen tohumlarda kendileme olsa bile çimlenme ve yeni bir bitki oluşturma yeteneği vardır. Polenlerin dişi çiçeklere ulaşması olgusu olan bu tozlaşma aynı çiçekten veya aynı bitkinin öteki çiçeklerinden veya aynı klonun öteki bitkilerinden gelen çiçek tozlarıyla olursa bu takdirde kendileme ya ni kendiyle tozlaşma olgusu ortaya çıkar. Yabancı tozlaşma yani çiçek tozlarının başka bitkilerden veya başka klonlardan gelerek dişi çiçeğe ulaşması olan yaban cı tozlaşmaya birçok bitki türleri ihtiyaç duyarlar. Birçok çiçekli bitkiler, çalılar, meyva ve orman ağaçlan bu yabancı tozlaşmayı gerektirirler. Bunlarda aynı ağaç ta erkek ve dişi çiçekler bulunsa bile bu kabil kendiyle tozlaşma bazı doğal mani alarla engellenir. Örneğin erkek ve dişi bireylerin ayrı ayn olması veya Ceviz, Amerikan cevizi çeşitlerinde olduğu gibi aynı bitki polenlerinin, dişi çiçekler po-
277
PROF. DR. SUAD I. ÜRGENÇ
len kabul etme durumuna gelmeden veya bu devreyi geçtikten sonra açılması vı ya örneğin Leylak, Petonya ve Bademlerde olduğu şeklindeki polenin ayni bitk nin dişi çiçek borusunda gelişme yeteneğine sahib olmaması gibi kendine uyu: mazlık durumları gibi. Tozlaşmayı bu bitkilerde yapay olarak yapmak mümkii olsa bile, kendileme (kendiyle tozlaşma) yeni generasyonu ekseri dejenerasyon götürür. Ancak bunlardan homozigot bitkiler arasında kontrollü tozlaşma ile ar ve babaya benzer bitkiler geliştirmek mümkün olsa da tohum alınacak bitki het< razigot ise bu tohumlardan meydana gelen yeni bitkiler ana ve babaya benzeme: Örneğin Lale, Krizantem, Gül, Kamelya gibi süs bitkilerinde bu yüzden tohum] üretme yöntemi kullanılmaz. Zira bunlar anaya benzer bitki vermezler yani an: nın özellikleri yavruları olan genç bitkilere geçmez, çeşidin değeri kendinde sonraki nesilde kaybolur. Bu yüzden bu bitkiler vejetatif olarak üretilmelidir. Ar cak bazı bitkilerde hem kendileme yoluyla ve hem de yabancı tozlaşma yoluyl üretme mümkündür. Fakat bazı bitkiler ise (örneğin birçok çayır türleri, Japon tıı fili ve ekseri hububat gibi) özelliklerini kaybetmeden kendiyle uzlaşma (kendik me) yoluyla üretilirler. Bunlarda yabancı tozlaşma % 4'ten azdır. Bunların homc zigot tohumdan kendileme yoluyla üretilmeleri halinde çeşidin özellikleri kon nur yani ana baba bitkilerinin aynı özelliklerini taşır. Yalnız bu ana ve baba bire) ler heterozigot ise onların tohumlarından çıkan bireyler farklı özellikler taşırla Buna karşılık bu bitkilerde yabancı tozlaşma gelişme (evrim) sağlar.
Tohum ve Meyvanin Yapısı
Meyva ve tohumların kullanımında onların birbirinden çok farklı olan yapı lannı yakından tanımak ve gerekli işlemlerde bunları dikkate almak gerekir.
Dişi çiçek döllendikten sonra oluşan tohum, bazı fiziksel ve kimyasal deği simler geçirerek olgunlaşır. Bu olgunlaşmanın şekil ve ölçüsü bitki türlerine gör değişir. En dikkati çeken değişim, meyvanın kuruyarak ve yarılarak tohumlan dağılmasıyle ortaya çıkar. Bu olgunlaşmanın en tipik göstergesi, meyva ve tohu mun kabuğunda .genellikle önce yeşil olan rengin zamanla türe has farklı renkle re dönüşümüdür.
Tohum ve meyvanın olgun hale gelmesi türlere göre çok farklı şekillerde te zahür eder. Olgun bir meyva ve tohumu nasıl anlayabiliriz ve ne zaman toplaya biliriz sorusunu türlere göre tohum temini kısmında göreceğiz.
Olgun bir tohum üç esas kısımdan oluşur: 1) Embriyo, 2) Besi depo dokula n (endosperm veya perisperm), 3) Tohum kabuğu (iç ve dış kabuk).
Embriyo bilindiği gibi erkek ve dişi eşey hücrelerinin birleşmesinden oluşaı yeni bir bitkiciktir Embriyo; radicula (kökçük), plumula (gövde kısmı) ve Cotylodon (çenek yapraklar)dan oluşur (Resim: 110). Radicula tohumun mikropil tara fından çıkarak bitkinin kökünü, plumula gövdesini, çenekler ise yapraklarını oluşturur. Bu çenek yaprakların sayısı bir adet olursa tek çenekli bitkileri (Mono-cotylodonlar) oluşturur. Çayır ve soğanlı bitkiler bütün bu grup bitkilere girer. Çenek yapraklar iki adet olursa iki çenekli bitkiler (Dicotylodonlar) sözkonusu olmaktadır (Resim: 110 solda). Bunlar Demir ağaçları, Söğütler, Kavaklar, Ka yın, Kızılağaç, Fındık, Kestane, Meşe, Ceviz, Carya, Karaağaç, Çitlenbik, Dutlar, Şimşirler, Sığlalar, Çınarlar, Manolyalar, Lale ağaçları, Calycanthuslar, Defne ler, Clematis, Berberis, Mahonyalar gibi pekçok ağaç ve süs bitkisini içlerine alırlar. Bir de ikiden fazla çenek yapraklarına sahip tohum veya intaş fidecikleri vardır ki, bunlar da bütün Çamlar, Ladinler, Göknarlar gibi koniferler ve Gink-golar gibi diğer gymnospermae'lerdir (Resim: 110 orta ve sağ). Bazı bitkilerde bu çenek yapraklar yedek besin maddelerinin çoğunu depo ederler ve bitki ilk ge lişmesini bu depo maddeleriyle yapar. Meşeler ve Kestanelerde olduğu gibi. Re sim: 110) birbirinden farklı şekilde oluşan tohum tipleri olarak Manolya, Göknar ve Camlardaki tohum tiplerini göstermektedir. Yedek besin maddeleri kotilodon-larda toplanmış ve bu suretle endospermi yok olmuş veya çok küçülmüş tohumlar da vardır. Tohumların bazılarında kotilodonlar çimlendikten sonra klorofil oluş turur ve fotosentez yoluyla yeni dokular ve dolayısıyla yapraklar geliştirirler (Meşeler gibi), bazı türler Akçaağaçlarda olduğu gibi tohumlar çimlenmeden ev vel de klorofil içermektedirler ve dolayısıyle bunlarda endosperm incelmiş kuru muş ve ancak tohumun muhafazası görevini yüklenmiştir.

Olgun tohumlann rutubet içerikleri de türlere göre büyük değişiklik gösterir. Ekseri yapraklılarda başlangıçta yüksek olan rutubet içeriği tozlaşma ve döllen meden sonra tedricen azalır. Prunus, Sorbus ve Vıburnum gibi türlerde ise tohum lar kuruduktan sonra başarılı bir şekilde depo edilebilir. Kestane, Kayın ve Meşe ler gibi büyük tohumlu cinslerde ise, tohumu rutubetli olarak saklama zorunluğu vardır.
Tohumların olgunlaşması esnasında karpeller de gelişerek meyvayı meydana getirirler.
Tohumu içeren meyvalar ve kozalaklar familya, cins ve türlere göre çok de ğişik olur.
Gymnospermae Her tohumlar ya kozalaklar içinde veya yalancı çekirdekli et li meyva görünümündedirler. Gymnospermae 'ler eğer karpel sayısı 3 ve daha faz la ise bunlarda karpeller çoğunlukla biraraya gelerek familya, cins ve türlere gö re şekil, yapı ve büyüklüğü değişen kozalaklar oluştururlar ve bunların içinde to humlarını olgunlaştırırlar. Bazı taksonlarda kozalakların pulları odunlaşmıştır (örneğin çamların büyük ekseriyetinde), bazılarında deri gibi sertleşmiştir (örne ğin Göknarlar, Ladinlerde). Tohumların bazılarında karpeller çok sertleşmiş, odunlaşmıştır (örneğin fıstıkçamı ve sahilçamında). Bazılarında kuru ve derimsi bir zara dönüşmüştür (örneğin Göknar ve Sedirlerde olduğu gibi).
Gymnnspermlerin bazı taksonlarında da yukarda belirtildiği gibi kozalaklar yerine etli meyva görünümünde tohumlar oluşmaktadır. Örneğin bunlardan Gink-go 'larda tohum oldukça büyük olup dış kısmı yani tohum kabuğu erik gibi etleş-miştir. Cycas 'larda durum aynıdır. Porsuk tohumları da dış kısmı sert olan tohu mun alt kısmı (tohumun mantosu - Arillus) denilen kadeh gibi, olgunlaştığında kırmızı renkte etli bir kapçığın içine oturmuştur. Cephalataxus'larda ise tohumlar daha büyük ve erik şeklindedir. Olgunlaştığında kırmızı kahverengi bir renk alır. Ardıçların ise kozalakları etli üzümsü kozalaklar halindedir.
Angiospermlerde ise tohumlar yumurtalık (Ovarium) içine yerleşmiştir. Böy lece tohumlar meyva tarafından kuşatılmış bir şekilde içte kalır. Tohum veya to humları içeren bu meyvalar yalancı meyva veya hakiki meyva şeklinde olabilir.
Hakiki meyvalar karpellerin etlenmesiyle oluşurken, yalancı meyvalar kar peller dışında diğer çiçek kısımlarındaki besin maddelerinin depo edilmesiyle oluşur, gerçekte onlar da etli olan meyvalardır. Örneğin elmanın, armudun, ayva nın etli kısmı karpellerden oluşmayıp çiçek tablasının etlileşmesinden oluşur. Asıl yediğimiz kısım bu kısımdır, karpel ise bunlarda ortadaki sertleşmiş kısımdır ve onun içinde de olgunlaşınca kahverengini alan tohumlar yer alır. Bu itibarla kar-
pelin değil çiçeğin diğer kısımlarının etleşmesiyle oluşan yalancı meyvalara kar şılık birçok angiospermlerde hakiki meyva karpeller etlileşerek oluşur.
Angiospermlerde meyvalar: I. basit (sade) meyvalar, II. Birleşik meyvalar ol mak üzere iki esas grupa ayrılır.
I. Basit (sade) meyvalar tek çiçek ve tek pistliden oluşur. Bunlar: A) Etli ve sulu meyvalar, B) Kuru meyvalar olmak üzere iki farklı grupta toplanır.
A. Etli (sulu) meyvaların tohumunu kuşatan perikarp açılmaz. Bunların bir kısmının perikarpının üst tabakası (ekzokarp) önce zar halinde, orta ve iç taba kalar (yani mezokarp ve endokarp 'ı) etlidir ve tohum bu etli kısmın içinde olur. Örneğin defne meyvaları.
Etli meyvaların diğer bir kısmı ise, perikarpın üst tabakası ekzokarp, ince zar halinde değil yumuşak veya deri gibi sert, perikarpın orta ve iç tabakaları ise et li olan ve tohumu bu etli kısım içinde bulunan meyvalardır. Örneğin Üvez meyva ları gibi. Bir kısmı da üzümsü (berry) tipi meyvalardır. Bunlara örnek Berberis, Manolya ve Böğürtlen meyvaları verilebilir.
Bazı etli meyvalarda da perikarbın dış ve orta tabakaları etli fakat iç taba kası (endokarp) odunlasarak çekirdek halini almış, meyvalardaki tohumlar da bu çekirdeğin içine yerleşmiştir. Bunlara taş meyva da tabir edilmektedir. Örneğin Erik, Badem, Alıç, Üvez, Zeytin, Kara yemiş gibi.
B. Kuru meyvalar ise a) tek tohumlu açılmayan kuru meyvalar, b) Birçok to humlu açılan kuru meyvalar olmak üzere iki grupta toplanır.
a. Tek tohumlu açılmayan kuru meyvalar:
a,. Kanatlı olabilir bu takdirde Şamara adını alır. Örneğin Akçaağaç, Dişbu dak, Karaağaç, Aylantus, Lale ağacı meyvaları gibi. Bunların bazılarında örne ğin Akçaağaçlarda meyva tohuma yapışık kalır, böylece meyva ve tohum ikisi bir likte ekimde tohum olarak işlem görür.
a2. Kanatsız olabilir bu takdirde de perikarp ile tohum zarı kaynaşmıştır. Bunlar da Aken adını alır. Örneğin Kasımpatları, Samançiçeği, Sarı ve yaz pa patyaları.
a3. Perikarp az veya çok kalın, deri gibi sert (örneğin Kayın, Meşe, Kestane, Ihlamur, Zelkova, Betula gibi) veya odunlaşmış (örneğin Fındık) olabilir. Bu tak dirde bu meyvalara da Nusk (Nus=nut) denir.
b. birçok tohumlu, açılmayan kuru meyvalar: ise ya tek (b,) veya iki veya da ha fazla (b2) karpelden oluşturur.
B1. Tek karpelden oluşan çok tohumlu kuru meyvalar, ya karın dikiş hattı bo yunca yarılarak açılır. Bunlar keseli (folik) meyvalar adını alır. Örneğin Manol ya, Delphinium, Şakayık gibi, ya da açılma hem karından hem de sırt hattından olur, bu meyvalara da Legüme (Bakla-Pot) denir. Örneğin Erguvan, Yalancı akas ya, Gladiçya, Keçiboynuzu, Sarısalkım, Sophora, Ulex gibi.
B2. İki veya daha fazla karpelden oluşan meyvalar ise kapsül adını alır. Bun larda perikarp çatlayarak tohumlar dökülür. Orkideler (Orchis L), Menekşe (Vı-ola L.), Çuha çiçeği (Primula L), Sığır kuyruğu (Verbascum L), Kantaron (Gen-tiana L.), Zambak (Lilium L.), Süsen (İris L.), Ormangülü (RhodondronL.), Har-nup'lar (Siliqua L.), Haşhaş (Papaver L.), Fundalar (Ericacea)lar da çatlayan kapsül meyvalar oluştururlar. Küpe çiçeği (Oenotheraceae) ve Kazayağı (Cheno-podium L.) da kapsül meyvalar oluştururlar. Ancak bunlar daha başka şekilde kapsül (hortumlu kapsül) geliştirirler. Atkestanesi, Sığla, Evonymus, Hamameli-ase'lerde olduğu gibi. Ancak bunlardan Sığla kapsül formunda fakat gerçekte bi leşik meyvadır.
II. Bileşik meyvalar:
Bunlar da ya Böğürtlen ve Çileklerde olduğu gibi tek çiçek ve çok pistliden oluşan bileşik (Aggregate meyva) meyvalar olabilir. Sığla, Lale ağacı, Manolya ve Güller bu gruba girer veya çok çiçek ve çok pistilden oluşur (Multiple meyva) kızılağaç, Huş meyvaları gibi.
Tohumlarda dış kabuk çoğunlukla kurur, sertleşir, kalınlaşır. Bazan kabuktaki sertlik ve kalınlık tohumda çimlenme engeli yaratabilir. Örneğin Akasyalar, Ergu vanlar ve Gladiçyalarda olduğu gibi. İç kabuk ise çoğunlukla ince ve saydam bir zardan ibarettir. Bazı bitkilerde etli meyva kısmının tohuma yapışık kaldığını ve birlikte ekildiği (Akçaağaçlarda) daha önce belirtilmiş idi. Meşelerde ise meyva ve tohum kabukları ayrı ayrı fakat meyva kabuğu tek parçadır. Sert çekirdeklilerin çe kirdeği veya Ceviz gibi olanlarda sert kabuklar, perikarpın sertleşmiş kısmı olup iki parçadırlar, bunlar büyük bir güçlük göstermeden iki parçaya ayrılabilirler. To hum kabukları embriyoyu mekanik zararlardan ve kurumadan korur, tohumun uzun süre depolanabilmesini sağlar, uzun mesafelere nakline imkan verir.
Her bitki türü belirli bir olgunluğa ve yaşa ulaşmadan tohum vermez. Bu yaş ve olgunluk devresi; türlere, coğrafık mevki ve bireyin güneş ve ışıklanma duru muna göre değişir. Tablo: 8 bazı önemli türlerin tohum verme yaşlarını göster mektedir.
Çiçek, tohum ve meyve verimi, birçok bitkilerde her yıl olmaz. Bu durum türlere göre, hatta aynı türde yıldan yıla bireylere göre de değişir. Bu itibarla pra-tikte çok iyi, iyi, orta, zayıf tohum yıllan ve tohumsuz yıllar gibi değimler kulla nılır. Genellikle bol bir tohum yılını zayıf veya tohumsuz bir yıl izler. Zira bol to hum dolayısıyla o yıl bitki evvelce depo ettiği bütün besin maddelerini sarfeder. Ertesi yıl ise bu yüzden yeni meyve ve tohumlar geliştiremez. Buna tohum yılla rının periyoditesi denir. Bu periyoditeyi iyi bilmek ve iyi takip etmek gerekir. Ak si halde üretme programı aksar. Bir fidanlık işletmesi için generatif üretim sözko-nusu ise ekim sirkülasyonu bozulur. Tablo: 8 önemli bazı türlerin tohum yıllan aralıklarını vermektedir.
Bol tohum yıllarında bu türlerin tohumlarına arız olan zararlılar (böcek, kuş, sincap, fare vs.) yemeye bol meyve ve tohum bulduklarından büyük ölçüde ürer ler ve ertesi yıl az miktarda meydana gelen tohum ve meyvalara arız olarak onla rın büyük bir kısmına zarar verirler. Böyle zamanlarda polen miktarı da az oldu ğundan tozlaşma ve döllenme de iyi olmayacak ve dolayısıyla tohumlarda boş ta ne nisbeti yüksek olacaktır. Böyle yıllar tohum temini mümkün olsa bile, toplanan tohumların büyük ekseriyeti çeşitli zararlıların tahribine uğrayacaktır. Verim dü şük olduğundan tohum hasadı ekonomik açıdan da çok pahalıya malolacaktır. Bu yüzden zengin bir tohum yılını takip eden zayıf bir tohum yılında tohum toplamak, her durumda önerilmez- Saklanması mümkün olan tohumlarda bir yıl evvel zen gin tohum yılında toplanan fazla tohumdan faydalanılır.
Tohum yıllannın aralıklan genellikle büyük tohumlu bitkilerde daha uzar. Zi ra bol tohum yılında sarfettiği çok miktarda depo maddelerini bitki kısa zamanda tekrar toplayıp tohum ve meyve oluşturamaz. Örneğin Meşeler, Kayınlar 4-5 yıl da bir yeterli tohum verirler. Buna mukabil ufak tohumlu ve meyveli bitki türleri daha sık bazen her yıl az çok tohum verebilirler. Örneğin Huşlar.
Tohum yıllannın sıklığı ve tohum veriminin çokluğu genelde; o yörenin ik lim koşullanna, yükseltisine göre de değişir, iklim ısındıkça güneşli veya güney bakılara yöneldikçe, yükseklik azaldıkça tohum yıllan sıklaşması yanında verim de artar. Tozlaşma zamanı yağışlar ve yüksek rutubet tohum verimini azaltırken bu devrede kuru rüzgarlann esmesi tozlaşmayı arttınr, dolu dane nisbetini yüksel tir. Ancak kuvvetli rüzgarlann ince dalları kırarak çiçeklere zarar verdiği de unu tulmamalıdır. Don, özellikle ilkbahar donlan da çiçekleri etkileyerek tohum veri mini azaltabilir. Dolu da aynı şekilde verimi düşürebilir. Kuşlar, böcekler gibi za rarlılar özellikle üzümsü ve etli mey valarda büyük zararlara neden olabilir. Bu iti barla böyle durumlarda zarann en fazla olduğu tam olgunlaşma durumu uzatılma dan tohumlar olgunlaşır olgunlaşmaz bekletilmeksizin hemen toplanmalıdır.
Tohum verimi belli bir süreye kadar bitki yaşı arttıkça çoğalır. Fakat ileri yaş larda verim düştüğü gibi tohumda boş dane nisbeti de artar.
Tohum toplanacak bireyler ne kadar serbest durumda olursa o kadar fazla to hum vereceği de daima hesaba katılmalıdır.
Tohumların 1 kg'lanndaki tohum verimi türlere göre büyük ölçüde değişir. Bunlan bilmek, pratikte yetiştirilecek fidan miktarına göre, ne miktar meyva ve tohum toplamaya ihtiyaç olacağını saptamayı ve buna göre tohum hasadını plan lamayı sağlar. Bu konuda bazı önemli türlere ait bu veriler (Tablo: 9)'da biraraya getirilmiştir. Ancak bu verilerin toplama zamanına ve mevsime göre de bir mik tar değişeceği dikkate alınmalıdır.
FİDANLIK VE YETİŞTİRME TEKNİĞİ
Prof Dr. Suat Ürgenç
Generatif üretme doğrudan tohuma dayanır. Irsel nitelikleri yüksek ve kalite li tohumun bitki yetiştirmede maliyete etkisi azdır, fakat yetiştirmenin başarısın da etkisi çok büyüktür.
Bitki aleminde eğrelti ve yosunlan bir tarafa bırakırsak, gerçek tohumla üre-yen bitki (tohumlu bitkiler = Spermatophytajler, peyzajda bütün bitkisel materya li oluşturan Gymnospermae (açık tohumlular)55 ve Angiospermae (kapalı tohum-
Aldhous, J.R. 1972: Nursery Practice. Forestry Commission Bulletin No. 43. London. -Baldwin, H.I. 1942: Forest Tree Seed, Chronica Botanica Comp. Waltham, Mass. U.S.A. -F.A.O. 1955: Tree Seed Notes, Food and Agriculture Organizatione of the United Nations, Rome-Gordon, A, G. and Rowe, D.C.F. 1982: Seed Manuel for OmomentaLTrees and Shrubs, Forestry Commission Bulletin No. 59, London. -Hartmann, H.T. and Kester, N. 1, 1959: Plant Propagation, Principles and Practices, Englevvood Cliffs, N.J. Prentice-Hall, Inc. U.S.A. -Kains, M.G. and McQuesten, 1945: Propagation of Plants. Orange Judd Publishing Company, Inc. Newyork. -Kozlowski, T.T. 1992: SEED BIOLOGY (Importance, Development and Germination Vol. 1, Germination Control, Metabolism and Pathology Vol. 11, Insect, Seed Colection, Storage, Testing and Cer-tifıcation Vol. 111, Academic Press, Newyork. -Krügman, S.L. et al. 1974: Seed Biology - Seeds of Woody Plants in the United States, For. Ser. U.S. Dept. of Agriculture Handbook, No. 450. -Nienstaed, H. and Synder, E.B. 1974: Principles of Genetic Improvement of Seeds of Woody Plants in the United States For. Ser. U.S. Dept. of Agriculture Handbook No. 450 et ali. -Orman Genel Müdürlüğü 1986: Fidanlık Çalışma ları, Fidanlık ve Tohum işleri Dairesi Yayını, Ankara. -Saatçioğlu, F. 1971: Orman Ağacı Tohumları. I.Ü. Or man Fakültesi Yayın No. 1649/173. -Saatçioğlu, F. 1976: Fidanlık Tekniği I.Ü. Orman Fakültesi Yayın No. 2188/223. -Stoeckeler, J.H. and Jones, G.W. 1957: Forest Nursery Practice in the Lake States. Agriculture Handbook No. 110, U.S. Dept. of Agriculture, Forest Service. -Ürgenç, S. 1982: Orman Ağaçlan Islahı. I.Ü. Orman Fakültesi Yayın No. 2836/293.. Ürgenç, S. 1986. Ağaçlandırma Tekniği. Î.Ü. Orman Fakültesi Yayı nı No. 3314/375.
55. Bilindiği gibi Gymnospermae'ler yani tohumlan açık olan bitkiler, tohumlu eğreltiler, palmiye yapraklı gymnospermae'ler (Cycas'lar), mızrak yapraklı Gymnospermae'ler (kordaites'Ier) bunlara dahildir. Fil ku lağı yapraklı gymnospermae'ler (Ginkgolar) ve en gelişmişleri olarak da Conifer olarak adlandırılan iğne yapraklı gyspermlerden oluşurlar. Bu itibarla yapraklı gibi görülen bir Ginkgo bloba gerçekte konifer yani iğne yapraklılar içinde bulunan gymnospermae'lere dahildir.
276
FİDANLIK VE YETİŞTİRME TEKNİĞİ
lular)'ı içeren ağaç, boylu ve bodur çalı, çok yıllık ve tek yıllık bütün çiçekleri * kapsar. Bu tohumlu bitkileri Linne Phanarogame (çiçekli bitkiler) adı ile anım-
samaktadır. Çiçekli bitkilerde üreme organı çiçek ve ondan oluşan tohum veya meyvadır.
Türlere göre büyük bir farklılık olmamakla beraber bitki, her tür ve yetişme ortamına göre belli bir süre sonraki gelişme devresinde olgunluğa ulaşarak önce çiçek tomurcuklan ve sonra bunlar olgunlaşarak erkek ve dişi çiçekleri oluşturur. Dişi çiçeklerin döllenmesine müteakip de meyve ve tohum gelişmesiyle genera- tif üretme materyali tohumlar üretime hazır hale gelir. Eğer bitki çelikten veya ı özellikle aşı yolu ile üretilmiş bir bitki ise, bunun tohum verimi çok erken yaşta
gerçekleştirilebilir.
Dişi çiçeğin yaşama gücünde bir tohum geliştirmesi için hem tozlaşma ve hem de döllenmenin olması şarttır. Bazı durumlarda meyva gelişse de içindeki to humun içi boştur, embriyosu oluşmamıştır veya dumura uğramıştır. Bu kabil to humlarla bir generatif üretme yapılamaz. Embriyonun dumura uğraması erken olursa, ekseri bu durumda meyva gelişemez küçük kalır veya erkenden dökülür. Bu durumdaki meyva ve tohumlan kullanmak suretiyle bitkiyi üretmek mümkün olmaz. Genellikle erkek ve dişi çiçekler ayn ayn bitkilerde yer alan bir cinsli iki evcikli (Dioik) bitkilerde örneğin Söğüt, Kavak, Kokar ağaç, Defneler, Ilex, Cep-helataxus, Arokaryalar, bir kısım Ardıçlar, Ginkgolar v.b. pek çok cins ve türler hem dişi ve hem de erkek bitki birbirine yakın bulunursa genellikle tozlaşma ve bunu takiben de döllenme olur ve bu takdirde dişi ağaçtan oluşan meyva ve to humlardan yeni bireyler üretilebilir. Aksi halde bu taksonlardan bir bitki, meyva ve tohum içerse dahi böyle bir bitkinin, döllenme olmadığı için bunun tohumun dan yeni bir bitki üretilemez. Buna karşılık bir cinsli ve bir evcikli erkek ve dişi çiçekler ayn ayn olmalarına rağmen aynı bitki üzerinde bulunan bitki cinsleri ve türleri ile Hermafrodit (erdişi) olan yani erkek ve dişi organlan ayni çiçek üzerin de bulunan bitkilerden elde edilen tohumlarda kendileme olsa bile çimlenme ve yeni bir bitki oluşturma yeteneği vardır. Polenlerin dişi çiçeklere ulaşması olgusu olan bu tozlaşma aynı çiçekten veya aynı bitkinin öteki çiçeklerinden veya aynı klonun öteki bitkilerinden gelen çiçek tozlarıyla olursa bu takdirde kendileme ya ni kendiyle tozlaşma olgusu ortaya çıkar. Yabancı tozlaşma yani çiçek tozlarının başka bitkilerden veya başka klonlardan gelerek dişi çiçeğe ulaşması olan yaban cı tozlaşmaya birçok bitki türleri ihtiyaç duyarlar. Birçok çiçekli bitkiler, çalılar, meyva ve orman ağaçlan bu yabancı tozlaşmayı gerektirirler. Bunlarda aynı ağaç ta erkek ve dişi çiçekler bulunsa bile bu kabil kendiyle tozlaşma bazı doğal mani alarla engellenir. Örneğin erkek ve dişi bireylerin ayrı ayn olması veya Ceviz, Amerikan cevizi çeşitlerinde olduğu gibi aynı bitki polenlerinin, dişi çiçekler po-
277
PROF. DR. SUAD I. ÜRGENÇ
len kabul etme durumuna gelmeden veya bu devreyi geçtikten sonra açılması vı ya örneğin Leylak, Petonya ve Bademlerde olduğu şeklindeki polenin ayni bitk nin dişi çiçek borusunda gelişme yeteneğine sahib olmaması gibi kendine uyu: mazlık durumları gibi. Tozlaşmayı bu bitkilerde yapay olarak yapmak mümkii olsa bile, kendileme (kendiyle tozlaşma) yeni generasyonu ekseri dejenerasyon götürür. Ancak bunlardan homozigot bitkiler arasında kontrollü tozlaşma ile ar ve babaya benzer bitkiler geliştirmek mümkün olsa da tohum alınacak bitki het< razigot ise bu tohumlardan meydana gelen yeni bitkiler ana ve babaya benzeme: Örneğin Lale, Krizantem, Gül, Kamelya gibi süs bitkilerinde bu yüzden tohum] üretme yöntemi kullanılmaz. Zira bunlar anaya benzer bitki vermezler yani an: nın özellikleri yavruları olan genç bitkilere geçmez, çeşidin değeri kendinde sonraki nesilde kaybolur. Bu yüzden bu bitkiler vejetatif olarak üretilmelidir. Ar cak bazı bitkilerde hem kendileme yoluyla ve hem de yabancı tozlaşma yoluyl üretme mümkündür. Fakat bazı bitkiler ise (örneğin birçok çayır türleri, Japon tıı fili ve ekseri hububat gibi) özelliklerini kaybetmeden kendiyle uzlaşma (kendik me) yoluyla üretilirler. Bunlarda yabancı tozlaşma % 4'ten azdır. Bunların homc zigot tohumdan kendileme yoluyla üretilmeleri halinde çeşidin özellikleri kon nur yani ana baba bitkilerinin aynı özelliklerini taşır. Yalnız bu ana ve baba bire) ler heterozigot ise onların tohumlarından çıkan bireyler farklı özellikler taşırla Buna karşılık bu bitkilerde yabancı tozlaşma gelişme (evrim) sağlar.
Tohum ve Meyvanin Yapısı
Meyva ve tohumların kullanımında onların birbirinden çok farklı olan yapı lannı yakından tanımak ve gerekli işlemlerde bunları dikkate almak gerekir.
Dişi çiçek döllendikten sonra oluşan tohum, bazı fiziksel ve kimyasal deği simler geçirerek olgunlaşır. Bu olgunlaşmanın şekil ve ölçüsü bitki türlerine gör değişir. En dikkati çeken değişim, meyvanın kuruyarak ve yarılarak tohumlan dağılmasıyle ortaya çıkar. Bu olgunlaşmanın en tipik göstergesi, meyva ve tohu mun kabuğunda .genellikle önce yeşil olan rengin zamanla türe has farklı renkle re dönüşümüdür.
Tohum ve meyvanın olgun hale gelmesi türlere göre çok farklı şekillerde te zahür eder. Olgun bir meyva ve tohumu nasıl anlayabiliriz ve ne zaman toplaya biliriz sorusunu türlere göre tohum temini kısmında göreceğiz.
Olgun bir tohum üç esas kısımdan oluşur: 1) Embriyo, 2) Besi depo dokula n (endosperm veya perisperm), 3) Tohum kabuğu (iç ve dış kabuk).
Embriyo bilindiği gibi erkek ve dişi eşey hücrelerinin birleşmesinden oluşaı yeni bir bitkiciktir Embriyo; radicula (kökçük), plumula (gövde kısmı) ve Cotylodon (çenek yapraklar)dan oluşur (Resim: 110). Radicula tohumun mikropil tara fından çıkarak bitkinin kökünü, plumula gövdesini, çenekler ise yapraklarını oluşturur. Bu çenek yaprakların sayısı bir adet olursa tek çenekli bitkileri (Mono-cotylodonlar) oluşturur. Çayır ve soğanlı bitkiler bütün bu grup bitkilere girer. Çenek yapraklar iki adet olursa iki çenekli bitkiler (Dicotylodonlar) sözkonusu olmaktadır (Resim: 110 solda). Bunlar Demir ağaçları, Söğütler, Kavaklar, Ka yın, Kızılağaç, Fındık, Kestane, Meşe, Ceviz, Carya, Karaağaç, Çitlenbik, Dutlar, Şimşirler, Sığlalar, Çınarlar, Manolyalar, Lale ağaçları, Calycanthuslar, Defne ler, Clematis, Berberis, Mahonyalar gibi pekçok ağaç ve süs bitkisini içlerine alırlar. Bir de ikiden fazla çenek yapraklarına sahip tohum veya intaş fidecikleri vardır ki, bunlar da bütün Çamlar, Ladinler, Göknarlar gibi koniferler ve Gink-golar gibi diğer gymnospermae'lerdir (Resim: 110 orta ve sağ). Bazı bitkilerde bu çenek yapraklar yedek besin maddelerinin çoğunu depo ederler ve bitki ilk ge lişmesini bu depo maddeleriyle yapar. Meşeler ve Kestanelerde olduğu gibi. Re sim: 110) birbirinden farklı şekilde oluşan tohum tipleri olarak Manolya, Göknar ve Camlardaki tohum tiplerini göstermektedir. Yedek besin maddeleri kotilodon-larda toplanmış ve bu suretle endospermi yok olmuş veya çok küçülmüş tohumlar da vardır. Tohumların bazılarında kotilodonlar çimlendikten sonra klorofil oluş turur ve fotosentez yoluyla yeni dokular ve dolayısıyla yapraklar geliştirirler (Meşeler gibi), bazı türler Akçaağaçlarda olduğu gibi tohumlar çimlenmeden ev vel de klorofil içermektedirler ve dolayısıyle bunlarda endosperm incelmiş kuru muş ve ancak tohumun muhafazası görevini yüklenmiştir.
Olgun tohumlann rutubet içerikleri de türlere göre büyük değişiklik gösterir. Ekseri yapraklılarda başlangıçta yüksek olan rutubet içeriği tozlaşma ve döllen meden sonra tedricen azalır. Prunus, Sorbus ve Vıburnum gibi türlerde ise tohum lar kuruduktan sonra başarılı bir şekilde depo edilebilir. Kestane, Kayın ve Meşe ler gibi büyük tohumlu cinslerde ise, tohumu rutubetli olarak saklama zorunluğu vardır.
Tohumların olgunlaşması esnasında karpeller de gelişerek meyvayı meydana getirirler.
Tohumu içeren meyvalar ve kozalaklar familya, cins ve türlere göre çok de ğişik olur.
Gymnospermae Her tohumlar ya kozalaklar içinde veya yalancı çekirdekli et li meyva görünümündedirler. Gymnospermae 'ler eğer karpel sayısı 3 ve daha faz la ise bunlarda karpeller çoğunlukla biraraya gelerek familya, cins ve türlere gö re şekil, yapı ve büyüklüğü değişen kozalaklar oluştururlar ve bunların içinde to humlarını olgunlaştırırlar. Bazı taksonlarda kozalakların pulları odunlaşmıştır (örneğin çamların büyük ekseriyetinde), bazılarında deri gibi sertleşmiştir (örne ğin Göknarlar, Ladinlerde). Tohumların bazılarında karpeller çok sertleşmiş, odunlaşmıştır (örneğin fıstıkçamı ve sahilçamında). Bazılarında kuru ve derimsi bir zara dönüşmüştür (örneğin Göknar ve Sedirlerde olduğu gibi).
Gymnnspermlerin bazı taksonlarında da yukarda belirtildiği gibi kozalaklar yerine etli meyva görünümünde tohumlar oluşmaktadır. Örneğin bunlardan Gink-go 'larda tohum oldukça büyük olup dış kısmı yani tohum kabuğu erik gibi etleş-miştir. Cycas 'larda durum aynıdır. Porsuk tohumları da dış kısmı sert olan tohu mun alt kısmı (tohumun mantosu - Arillus) denilen kadeh gibi, olgunlaştığında kırmızı renkte etli bir kapçığın içine oturmuştur. Cephalataxus'larda ise tohumlar daha büyük ve erik şeklindedir. Olgunlaştığında kırmızı kahverengi bir renk alır. Ardıçların ise kozalakları etli üzümsü kozalaklar halindedir.
Angiospermlerde ise tohumlar yumurtalık (Ovarium) içine yerleşmiştir. Böy lece tohumlar meyva tarafından kuşatılmış bir şekilde içte kalır. Tohum veya to humları içeren bu meyvalar yalancı meyva veya hakiki meyva şeklinde olabilir.
Hakiki meyvalar karpellerin etlenmesiyle oluşurken, yalancı meyvalar kar peller dışında diğer çiçek kısımlarındaki besin maddelerinin depo edilmesiyle oluşur, gerçekte onlar da etli olan meyvalardır. Örneğin elmanın, armudun, ayva nın etli kısmı karpellerden oluşmayıp çiçek tablasının etlileşmesinden oluşur. Asıl yediğimiz kısım bu kısımdır, karpel ise bunlarda ortadaki sertleşmiş kısımdır ve onun içinde de olgunlaşınca kahverengini alan tohumlar yer alır. Bu itibarla kar-
pelin değil çiçeğin diğer kısımlarının etleşmesiyle oluşan yalancı meyvalara kar şılık birçok angiospermlerde hakiki meyva karpeller etlileşerek oluşur.
Angiospermlerde meyvalar: I. basit (sade) meyvalar, II. Birleşik meyvalar ol mak üzere iki esas grupa ayrılır.
I. Basit (sade) meyvalar tek çiçek ve tek pistliden oluşur. Bunlar: A) Etli ve sulu meyvalar, B) Kuru meyvalar olmak üzere iki farklı grupta toplanır.
A. Etli (sulu) meyvaların tohumunu kuşatan perikarp açılmaz. Bunların bir kısmının perikarpının üst tabakası (ekzokarp) önce zar halinde, orta ve iç taba kalar (yani mezokarp ve endokarp 'ı) etlidir ve tohum bu etli kısmın içinde olur. Örneğin defne meyvaları.
Etli meyvaların diğer bir kısmı ise, perikarpın üst tabakası ekzokarp, ince zar halinde değil yumuşak veya deri gibi sert, perikarpın orta ve iç tabakaları ise et li olan ve tohumu bu etli kısım içinde bulunan meyvalardır. Örneğin Üvez meyva ları gibi. Bir kısmı da üzümsü (berry) tipi meyvalardır. Bunlara örnek Berberis, Manolya ve Böğürtlen meyvaları verilebilir.
Bazı etli meyvalarda da perikarbın dış ve orta tabakaları etli fakat iç taba kası (endokarp) odunlasarak çekirdek halini almış, meyvalardaki tohumlar da bu çekirdeğin içine yerleşmiştir. Bunlara taş meyva da tabir edilmektedir. Örneğin Erik, Badem, Alıç, Üvez, Zeytin, Kara yemiş gibi.
B. Kuru meyvalar ise a) tek tohumlu açılmayan kuru meyvalar, b) Birçok to humlu açılan kuru meyvalar olmak üzere iki grupta toplanır.
a. Tek tohumlu açılmayan kuru meyvalar:
a,. Kanatlı olabilir bu takdirde Şamara adını alır. Örneğin Akçaağaç, Dişbu dak, Karaağaç, Aylantus, Lale ağacı meyvaları gibi. Bunların bazılarında örne ğin Akçaağaçlarda meyva tohuma yapışık kalır, böylece meyva ve tohum ikisi bir likte ekimde tohum olarak işlem görür.
a2. Kanatsız olabilir bu takdirde de perikarp ile tohum zarı kaynaşmıştır. Bunlar da Aken adını alır. Örneğin Kasımpatları, Samançiçeği, Sarı ve yaz pa patyaları.
a3. Perikarp az veya çok kalın, deri gibi sert (örneğin Kayın, Meşe, Kestane, Ihlamur, Zelkova, Betula gibi) veya odunlaşmış (örneğin Fındık) olabilir. Bu tak dirde bu meyvalara da Nusk (Nus=nut) denir.
b. birçok tohumlu, açılmayan kuru meyvalar: ise ya tek (b,) veya iki veya da ha fazla (b2) karpelden oluşturur.
B1. Tek karpelden oluşan çok tohumlu kuru meyvalar, ya karın dikiş hattı bo yunca yarılarak açılır. Bunlar keseli (folik) meyvalar adını alır. Örneğin Manol ya, Delphinium, Şakayık gibi, ya da açılma hem karından hem de sırt hattından olur, bu meyvalara da Legüme (Bakla-Pot) denir. Örneğin Erguvan, Yalancı akas ya, Gladiçya, Keçiboynuzu, Sarısalkım, Sophora, Ulex gibi.
B2. İki veya daha fazla karpelden oluşan meyvalar ise kapsül adını alır. Bun larda perikarp çatlayarak tohumlar dökülür. Orkideler (Orchis L), Menekşe (Vı-ola L.), Çuha çiçeği (Primula L), Sığır kuyruğu (Verbascum L), Kantaron (Gen-tiana L.), Zambak (Lilium L.), Süsen (İris L.), Ormangülü (RhodondronL.), Har-nup'lar (Siliqua L.), Haşhaş (Papaver L.), Fundalar (Ericacea)lar da çatlayan kapsül meyvalar oluştururlar. Küpe çiçeği (Oenotheraceae) ve Kazayağı (Cheno-podium L.) da kapsül meyvalar oluştururlar. Ancak bunlar daha başka şekilde kapsül (hortumlu kapsül) geliştirirler. Atkestanesi, Sığla, Evonymus, Hamameli-ase'lerde olduğu gibi. Ancak bunlardan Sığla kapsül formunda fakat gerçekte bi leşik meyvadır.
II. Bileşik meyvalar:
Bunlar da ya Böğürtlen ve Çileklerde olduğu gibi tek çiçek ve çok pistliden oluşan bileşik (Aggregate meyva) meyvalar olabilir. Sığla, Lale ağacı, Manolya ve Güller bu gruba girer veya çok çiçek ve çok pistilden oluşur (Multiple meyva) kızılağaç, Huş meyvaları gibi.
Tohumlarda dış kabuk çoğunlukla kurur, sertleşir, kalınlaşır. Bazan kabuktaki sertlik ve kalınlık tohumda çimlenme engeli yaratabilir. Örneğin Akasyalar, Ergu vanlar ve Gladiçyalarda olduğu gibi. İç kabuk ise çoğunlukla ince ve saydam bir zardan ibarettir. Bazı bitkilerde etli meyva kısmının tohuma yapışık kaldığını ve birlikte ekildiği (Akçaağaçlarda) daha önce belirtilmiş idi. Meşelerde ise meyva ve tohum kabukları ayrı ayrı fakat meyva kabuğu tek parçadır. Sert çekirdeklilerin çe kirdeği veya Ceviz gibi olanlarda sert kabuklar, perikarpın sertleşmiş kısmı olup iki parçadırlar, bunlar büyük bir güçlük göstermeden iki parçaya ayrılabilirler. To hum kabukları embriyoyu mekanik zararlardan ve kurumadan korur, tohumun uzun süre depolanabilmesini sağlar, uzun mesafelere nakline imkan verir.
Her bitki türü belirli bir olgunluğa ve yaşa ulaşmadan tohum vermez. Bu yaş ve olgunluk devresi; türlere, coğrafık mevki ve bireyin güneş ve ışıklanma duru muna göre değişir. Tablo: 8 bazı önemli türlerin tohum verme yaşlarını göster mektedir.
Çiçek, tohum ve meyve verimi, birçok bitkilerde her yıl olmaz. Bu durum türlere göre, hatta aynı türde yıldan yıla bireylere göre de değişir. Bu itibarla pra-tikte çok iyi, iyi, orta, zayıf tohum yıllan ve tohumsuz yıllar gibi değimler kulla nılır. Genellikle bol bir tohum yılını zayıf veya tohumsuz bir yıl izler. Zira bol to hum dolayısıyla o yıl bitki evvelce depo ettiği bütün besin maddelerini sarfeder. Ertesi yıl ise bu yüzden yeni meyve ve tohumlar geliştiremez. Buna tohum yılla rının periyoditesi denir. Bu periyoditeyi iyi bilmek ve iyi takip etmek gerekir. Ak si halde üretme programı aksar. Bir fidanlık işletmesi için generatif üretim sözko-nusu ise ekim sirkülasyonu bozulur. Tablo: 8 önemli bazı türlerin tohum yıllan aralıklarını vermektedir.
Bol tohum yıllarında bu türlerin tohumlarına arız olan zararlılar (böcek, kuş, sincap, fare vs.) yemeye bol meyve ve tohum bulduklarından büyük ölçüde ürer ler ve ertesi yıl az miktarda meydana gelen tohum ve meyvalara arız olarak onla rın büyük bir kısmına zarar verirler. Böyle zamanlarda polen miktarı da az oldu ğundan tozlaşma ve döllenme de iyi olmayacak ve dolayısıyla tohumlarda boş ta ne nisbeti yüksek olacaktır. Böyle yıllar tohum temini mümkün olsa bile, toplanan tohumların büyük ekseriyeti çeşitli zararlıların tahribine uğrayacaktır. Verim dü şük olduğundan tohum hasadı ekonomik açıdan da çok pahalıya malolacaktır. Bu yüzden zengin bir tohum yılını takip eden zayıf bir tohum yılında tohum toplamak, her durumda önerilmez- Saklanması mümkün olan tohumlarda bir yıl evvel zen gin tohum yılında toplanan fazla tohumdan faydalanılır.
Tohum yıllannın aralıklan genellikle büyük tohumlu bitkilerde daha uzar. Zi ra bol tohum yılında sarfettiği çok miktarda depo maddelerini bitki kısa zamanda tekrar toplayıp tohum ve meyve oluşturamaz. Örneğin Meşeler, Kayınlar 4-5 yıl da bir yeterli tohum verirler. Buna mukabil ufak tohumlu ve meyveli bitki türleri daha sık bazen her yıl az çok tohum verebilirler. Örneğin Huşlar.
Tohum yıllannın sıklığı ve tohum veriminin çokluğu genelde; o yörenin ik lim koşullanna, yükseltisine göre de değişir, iklim ısındıkça güneşli veya güney bakılara yöneldikçe, yükseklik azaldıkça tohum yıllan sıklaşması yanında verim de artar. Tozlaşma zamanı yağışlar ve yüksek rutubet tohum verimini azaltırken bu devrede kuru rüzgarlann esmesi tozlaşmayı arttınr, dolu dane nisbetini yüksel tir. Ancak kuvvetli rüzgarlann ince dalları kırarak çiçeklere zarar verdiği de unu tulmamalıdır. Don, özellikle ilkbahar donlan da çiçekleri etkileyerek tohum veri mini azaltabilir. Dolu da aynı şekilde verimi düşürebilir. Kuşlar, böcekler gibi za rarlılar özellikle üzümsü ve etli mey valarda büyük zararlara neden olabilir. Bu iti barla böyle durumlarda zarann en fazla olduğu tam olgunlaşma durumu uzatılma dan tohumlar olgunlaşır olgunlaşmaz bekletilmeksizin hemen toplanmalıdır.
Tohum verimi belli bir süreye kadar bitki yaşı arttıkça çoğalır. Fakat ileri yaş larda verim düştüğü gibi tohumda boş dane nisbeti de artar.
Tohum toplanacak bireyler ne kadar serbest durumda olursa o kadar fazla to hum vereceği de daima hesaba katılmalıdır.
Tohumların 1 kg'lanndaki tohum verimi türlere göre büyük ölçüde değişir. Bunlan bilmek, pratikte yetiştirilecek fidan miktarına göre, ne miktar meyva ve tohum toplamaya ihtiyaç olacağını saptamayı ve buna göre tohum hasadını plan lamayı sağlar. Bu konuda bazı önemli türlere ait bu veriler (Tablo: 9)'da biraraya getirilmiştir. Ancak bu verilerin toplama zamanına ve mevsime göre de bir mik tar değişeceği dikkate alınmalıdır.
FİDANLIK VE YETİŞTİRME TEKNİĞİ
Prof Dr. Suat Ürgenç

