Dünya Bankası tarafından desteklenen 60 ülke ve Birleşmiş Milletler'e (BM) bağlı kuruluşların bir bölümü, giderek artan bölgesel gıda kıtlıkları ile baş edebilmek için tarımsal yöntemlerde köklü değişiklikler yapılması gerektiği çağrısında bulundu. Raporu yazan ve tarımsal yöntemlerde köklü değişim isteyen bilim adamları genetik olarak değiştirilmiş gıda üretme teknolojisinin yoksulları besleme konusunda hızlı bir çözüm olmayacağını ve tarım arazilerinin büyük kısmının biyoyakıt üretimi için ayrılmasının beslenmeyi olumsuz yönde etkilediğini söylüyor.
"Uluslararası Kalkınma Teknolojisi ve Tarım Bilimi Değerlendirmesi" (IAASTD) adlı kuruluşun 2 bin 500 sayfalık rapora göre dünya genelinde gıda üretimi ve ticareti için kullanılan sistem, bu ürünlerden yararlanmada eşitsizlik getirdiği gibi çevre üzerinde ciddi etkilere de yol açıyor ve iklim değişikliğine katkıda bulunuyor. Raporun yazarları bilim ve teknolojinin ürünün artırılmasının yanısıra toprağın, suyun ve ormanların korunmasına da odaklanması gerektiğini söylüyor.
400 bilim adamı 4 yılda tamamladı
Zengin ve fakir ülkelerden hükümetlerin ve sivil toplum kuruluşlarının katkı yaptığı, 400 bilim adamının 4 yılda tamamladığı raporu yazan ekibin direktörü Robert Watson, İngiltere'de yayımlanan Guardian gazetesine yaptığı açıklamada, "Ticari anlayış her zaman olduğu gibi yoksullara zarar veriyor. Bu işe yaramıyor. Herkesin yararlanamamasına karşın gıda üretimindeki küresel artışı alkışlamak zorunda kalıyoruz. Küresel açıdan başarılı olamadık. Hindistan'ın bazı bölgelerinde çocukların yüzde 50'si beslenme yetersizliği ile karşı karşıya. Bu başarı değildir" dedi.
Hükümetlerin ve tarım sanayiinin gıda üretimini artırmaya odaklandığını doğal kaynaklara ve gıda güvenliğine ise çok az önem verildiğini belirten Watson, "Bu eğilimin devam etmesi halinde dünya sahip olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayrılacak. Bu bizi kimsenin yaşamak istemediği bir dünya ile karşı karşıya bırakacak. Gıdaları arazilerin yapısını bozmadan daha dayanıklı ve besleyici hale getirmeliyiz" dedi. Watson "Yatırımın azaldığı tarımda sürdürülebilir gıda üretimini oturtmak zorundayız. Yoksul ve zayıf bölgelerle ilgili sorunlara odaklanan bilimsel araştırmalar teşvik edilmeli" dedi.
Nüfus 2050'de 9.2 milyar olacak
Raporda ayrıca "Artan nüfus ve gelirler et ve süt başta olmak üzere gıda talebini artıracak. Bu da biyoyakıtta olduğu gibi arazi rekabetine yol açacak. Gıdada dağıtım eşitsizliği ve dünyanın azalan doğal kaynakları hükümetler açısından büyük siyasi ve sosyal tehdit oluşturuyor. İklim değişikliği ve 6.7 milyar olan dünya nüfusunun 2050'de 9.2 milyara ulaşacak olması kriz olasılığını artırıyor" deniyor. Rapor BM Dünya Gıda programının bazı ülkelerde fiyat artışlarının yüzde 80'e ulaştığı küresel gıda sonunun çözülebilmesi için zengin ülkelere 500 milyon dolarlık acil yardım katkısında bulunmaları konusunda çağrı yaptığı bir dönemde geldi.
REFERANS
"Uluslararası Kalkınma Teknolojisi ve Tarım Bilimi Değerlendirmesi" (IAASTD) adlı kuruluşun 2 bin 500 sayfalık rapora göre dünya genelinde gıda üretimi ve ticareti için kullanılan sistem, bu ürünlerden yararlanmada eşitsizlik getirdiği gibi çevre üzerinde ciddi etkilere de yol açıyor ve iklim değişikliğine katkıda bulunuyor. Raporun yazarları bilim ve teknolojinin ürünün artırılmasının yanısıra toprağın, suyun ve ormanların korunmasına da odaklanması gerektiğini söylüyor.
400 bilim adamı 4 yılda tamamladı
Zengin ve fakir ülkelerden hükümetlerin ve sivil toplum kuruluşlarının katkı yaptığı, 400 bilim adamının 4 yılda tamamladığı raporu yazan ekibin direktörü Robert Watson, İngiltere'de yayımlanan Guardian gazetesine yaptığı açıklamada, "Ticari anlayış her zaman olduğu gibi yoksullara zarar veriyor. Bu işe yaramıyor. Herkesin yararlanamamasına karşın gıda üretimindeki küresel artışı alkışlamak zorunda kalıyoruz. Küresel açıdan başarılı olamadık. Hindistan'ın bazı bölgelerinde çocukların yüzde 50'si beslenme yetersizliği ile karşı karşıya. Bu başarı değildir" dedi.
Hükümetlerin ve tarım sanayiinin gıda üretimini artırmaya odaklandığını doğal kaynaklara ve gıda güvenliğine ise çok az önem verildiğini belirten Watson, "Bu eğilimin devam etmesi halinde dünya sahip olanlar ve olmayanlar diye ikiye ayrılacak. Bu bizi kimsenin yaşamak istemediği bir dünya ile karşı karşıya bırakacak. Gıdaları arazilerin yapısını bozmadan daha dayanıklı ve besleyici hale getirmeliyiz" dedi. Watson "Yatırımın azaldığı tarımda sürdürülebilir gıda üretimini oturtmak zorundayız. Yoksul ve zayıf bölgelerle ilgili sorunlara odaklanan bilimsel araştırmalar teşvik edilmeli" dedi.
Nüfus 2050'de 9.2 milyar olacak
Raporda ayrıca "Artan nüfus ve gelirler et ve süt başta olmak üzere gıda talebini artıracak. Bu da biyoyakıtta olduğu gibi arazi rekabetine yol açacak. Gıdada dağıtım eşitsizliği ve dünyanın azalan doğal kaynakları hükümetler açısından büyük siyasi ve sosyal tehdit oluşturuyor. İklim değişikliği ve 6.7 milyar olan dünya nüfusunun 2050'de 9.2 milyara ulaşacak olması kriz olasılığını artırıyor" deniyor. Rapor BM Dünya Gıda programının bazı ülkelerde fiyat artışlarının yüzde 80'e ulaştığı küresel gıda sonunun çözülebilmesi için zengin ülkelere 500 milyon dolarlık acil yardım katkısında bulunmaları konusunda çağrı yaptığı bir dönemde geldi.
REFERANS

