Bakış Sohbetleri'nin bu haftaki konuğu olan Kayısı Araştırma Geliştirme Vakfı Müdürü Doç. Dr. Bayram Murat Asma ile Malatya'nın kayısı gerçeğini konuştuk.
Deneme üretimi yapılan erkenci ve geç olgunlaşan kayısı çeşitleri üzerinde araştırmalarını, yeni projelerini sorduk. Pazarlamadaki sorunları ve Malatya kayısısının yurt dışı pazarlarında yerini öğrenmeye çalıştık. Kayısının Malatya'nın bir markası olduğuna dikkat çeken Asma, Kayısı Araştırma Enstitüsü'nün kurulması gerektiğini belirtiyor ve kayısıda yaşanan sorunların çözülebileceğini düşünüyor.
BAKIŞ: Kayısı Araştırma Geliştirme Vakfı, kayısı ile ilgili bilimsel çalışmalar ve bazı projeler yürütüyor? Şu anda hangi projeler devam ediyor?
Doç Dr. BAYRAM MURAT ASMA: Bizim çok sayıda projemiz var. Ben, ağırlıklı olarak genetik ve ıslah konusunda çalışıyorum. Genetik ve ıslah konusu, öncelikli olarak üzerinde durulması gereken bir konu. Neden diye soracak olursanız? Malatya'nın kayısıları dünyada en kaliteli kayısı olarak tanınıyor. Sebebi de kurutmalık, şekeri yüksek, oldukça gösterişli ürünlere sahip. Ama bunlar mesela 1920 veya 1930'larda ıslah edilmiş. 70-80 yıl önce ıslah edilmiş kayısıları kullanıyoruz. Ama dünyada değişen tüketici tercihleri var. Biz gelecekte insanların tercihlerinde değişiklikler meydana geleceğini düşünerek, bugünkünden daha farklı, daha kaliteli ve daha üstün yeni kayısı çeşitleri geliştirmek istiyoruz.
Bu amaçla 2001 yılında Çok Amaçlı Kayısı Islah Projesi geliştirdik. Devlet Planlama Teşkilatı, TÜBİTAK, Malatya Kayısı Tanıtma Vakfı, İnönü Üniversitesi, Meyvecilik Araştırma Enstitüsü, Tarım Bakanlığı, Tarım İl Müdürlüğü, Ziraat Meslek Lisesi gibi birçok kurumun değişik destekleri var. Mesela, Meyvecilik Araştırma Enstitüsü'nün suyunu, Tarım İl Müdürlüğü'nün arazisini, TÜBİTAK'ın parasını kullanıyoruz. İnönü Üniversitesi de bize maddi anlamda destek veriyor.
Projemizin alt projeleri de var. Mesela “Geç Olgunlaşan Sofralık Kayısı Islah Projesi.” Bu bir alt projedir. Bir diğeri, “Kurutmalık Üstün Yeni Kayısı Projesi.” Bir başka projemiz, mesela Temmuz ayında Hasanbey dışında bizim sofralık kayısımız olmaz. Temmuz ayında 80-100 gr gelen yeni kayısı çeşitleri oluşturmak istiyoruz. Avrupa'da çok ciddi sıkıntılara yol açan, Malatya'da olmayan, gelecekte çok ciddi sıkıntılara yol açacak bir hastalık var.
Şarke Virüsü denilen bir hastalık. Bu Şarke Virüsü Malatya'da yok ama Kahramanmaraş'a kadar geldi. Virüs hastalığı olduğu için kimyasal mücadelesi yok. Ya siz ağaçlarınızı sökeceksiniz, ya da bu hastalığa dayanıklı yeni kayısı çeşitleri geliştireceksiniz. Malatya'nın Hacıhaliloğlu, Hasanbey gibi kayısı çeşitleri bu hastalığa karşı son derece hassas. Şimdi bizim başka bir projemizle, Avrupa Birliği fonlarınca desteklenen Şarke Virüsü'ne dayanıklı yeni kayısı çeşitleri geliştirmek istiyoruz. Mesela kuraklık artık çağımızın bir gerçeği. Biz son zamanlarda soğuğa dayanıklılık ve kuraklık konusunda çalışmalara başladık. Esasında kayısı, badem gibi, asma gibi susuzluğa dayanıklı ama ağacı 15-20 günde bir su vermeye alıştırdıysanız bu aralıklarla sulamak zorundasınız. Yani bir insan gibidir. Nasıl alıştırırsanız öyle gider. Biz diyoruz ki acaba kuraklığa dayanıklı kayısı geliştirebilir miyiz?
Mesela geç olgunlaşan bizim için bir hayaldi. Ama bakınız bugün bunu üretebildik. Tamam. Çok kaliteli değil ama biz bu aşamaya projemizin daha yüzde 10'unda geldik. Şu anda bizim elimizde 8 bin tane meyve vermesi gereken ağacımız var, ama biz 2 bin tane ağaçtan ürün almaya başladık.
Harika şeyler çıktı ortaya. Gelecek sene bu 8 bin ağaç 20 bin olacak. 20 bin olmasının anlamı şu: Milli Piyango'dan ne kadar çok bilet alırsanız şansınız çok olur ya, bizim de ne kadar çok ağacımız olursa o kadar şansımız yüksek olur.
BAKIŞ: Şimdi bunca ağaç var ve hepsinin bakımı, ilacı, gübresi, suyu var. Bu da bir maliyet gerektiriyor. Maddi imkanlarınız ne durumda? Yeterli oluyor mu?
BAYRAM MURAT ASMA: Bizim imkanlarımız çok kısıtlı. Öyle bize ayrılmış milyarlarca paramız da yok. Sayın Valimiz bize bu konuda talepte bulunduğumuzda destek oluyor. Sayın Rektör'den istiyoruz. TÜBİTAK destekliyor. TÜBİTAK bizi çok ciddi destekliyor. Üç yılda bize 150 bin YTL para verdi.
BAKIŞ: Çok ciddi projeleri yürütmek için bu rakam yeterli mi? Ya da olması gereken rakam nedir?
BAYRAM MURAT ASMA: Bizim projenin bütçesinin en az 1-2 milyon YTL olması gerekiyor. Neden? Çünkü 10 bin tane ağaca 1'er kg gübre verseniz 10 bin ton eder. Onun suyu, ilacı, gübresi inanılmaz rakamlar.
BAKIŞ: İnönü Üniversitesi'ne bağlı olarak Ziraat Fakültesi'nin kurulması sizin çalışmalarınızı nasıl etkiler?
BAYRAM MURAT ASMA: Tabi ki olumlu etkiler. Bunun için çare aranırsa çare çok. Bugün İstanbul Üniversitesi'nde İktisat Fakültesi var ama İstanbul Üniversitesi'nde Muhasebe Enstitüsü kurulmuş. Malatya'da neden Kayısı Araştırma Enstitüsü olmasın? Bu Malatya'ya bir güç katar. Hem ziraat fakültesi olsun, hem de Kayısı Araştırma Enstitüsü olsun. 1976 yılında bizim kayısıda kazandığımız para 6 milyon dolar. 28 yıllık süreçte ne kadar para getirdiği ortaya çıkmış. 28 yılda bugün 300 milyon dolara çıkmış. Önümüzdeki 10 yıl içinde neden bu rakam 1 milyon dolar olmasın?
BAKIŞ: 300 milyon dolar tekel olduğumuz bir ürün için elbette yetersiz…
BAYRAM MURAT ASMA: Tabi ki bu yetersiz. 300 milyon dolar dediğiniz nedir ki? Dünyanın en güzel kayısısın yetiştirelim, böyle güzelliklere sahip olalım, 300 milyon dolar yeterli olsun?
BAKIŞ: İspanya'da, İtalya'da ve dünyanın birçok ülkesinde kayısı yetiştiriliyor. Hatta İspanya'nın, İran'ın bizden fazla kayısı ürettiği söyleniyor. Şimdi bunlardan hangisi doğru? Biz, kuru kayısı üretimde mi bir numarayız?
BAYRAM MURAT ASMA: Biz önce bütün bu tartışmaların tümüne son vermek için şöyle bir çalışma yaptık. 1990 yılında doktora tezim için Malatya kayısılarının özelliklerini yazmak istedim. Broşürün dışında başka bir şey yoktu. 2000 yılında Kayısı Yetiştiriciliği, 2004 yılında Mişmiş, 2005 yılında Kayısıda Kükürt Sorunu, 2007 yılında Kayısı Yetiştiriciliği Projesi, 2008 yılında Anılarda Kayısı kitaplarını yayınladık. Bizim amacımız şuydu. Her kafadan bir ses çıkmasın. Bilen ile bilmeyenin söyledikleri aynı kefeye konulmasın. Tabi ki bu konuda farklı görüşler vardır. Ama gerçeği şudur: Türkiye, yılda 500-900 bin ton yaş kayısı üretiyor. Bunun büyük bir bölümünü kurutmalık olarak değerlendiriyor. İkinci sırada İran geliyor. İran'ın üretimi 250-280 bin ton. Esasında ikinci sırada Bağımsız Devletler Topluluğu geliyordu ama onlar dağılınca ülkelerin üretimi tek tek sayılmaya başlandığı için ikinci sırada İran geliyor. Üçüncü sırada Pakistan, dördüncü sırada İspanya, beşinci sırada İtalya geliyor. İspanya ve İtalya'nın üretimi 150 ile 200 bin ton arası. Ama İspanya ve İtalya şunu yapıyor. 1 kg yaş kayısıyı erken hasatlıyor, organize olmuş ve 3-4 Avro'ya satıyor. Fransa, 50-80 bin ton kayısı ihracatından 250 milyon dolar para kazanıyor.
Şimdi ben size soruyorum. Biz 4 kg yaş kayısı kurutuyoruz. 1 kg kuru kayısı elde ediyoruz. 2 liradan satıyoruz. Onlar 1 kg yaş kayısıyı 2 liradan satıyor. Hangisi daha kazançlı?
Bizim bu projemizin tabanı bu. Biz diyoruz ki dünyaya Haziran ayının birinci haftasından itibaren Ekim ayının sonuna kadar sürekli arz edebilelim.
BAKIŞ: Dünyada yaş kayısı üretim nedir? Hangi ülkeler ne kadar üretiyor?
BAYRAM MURAT ASMA: Dünyada 100 bin tonun üzerinde yaş kayısı üreten ülke sayısı 7'dir. Türkiye, Fransa, İspanya, İtalya, İran ve Pakistan. Ama bana göre bizim kayısılarımız dünyanın en kaliteli kayısılarıdır. Kayısının erkenci olması, geç olması bir değerdir. Tadı güzel, şekeri güzel Malatya kayısısının güzelliği boşta kazanılmış bir güzellik değil. Dünyanın en ünlü bilim adamlarını Malatya'ya davet ettik. Bizim kayısılarımızı yediklerinde çok şaşırdılar. Ama biz bunu yeterince değerlendirebiliyor muyuz? Değerlendiremiyoruz.
BAKIŞ: Piyasaya Haziran ayından Ekim'e kadar yaş kayısı sunmak bizim ticaret hacmimizi elbette arttıracak. Ancak bunun dışında pazarlamada ne gibi sıkıntılarımız var? İş adamlarımız kayısı ile ilgili bilimsel çalışmalardan yeteri kadar yararlanıyorlar mı?
BAYRAM MURAT ASMA : Malatya'da kayısı yetiştiriciliğinin iki temel sorunu var. Bir tanesi yetiştiricilik aşamasında bir tanesi de pazarlama aşamasında. Yetiştiricilik aşamasında 2004 yılında Malatya'da çok şiddetli bir don olayı meydana geldi. 100 bin ton kuru kayısı üreten Malatya 20 bin ton kuru kayısı üretti. Üretimin yüzde 80'i kaybolup gitti. Son zamanlara kadar Malatya'da aile işletmeleri vardı, ailenin gelini, kızı, kendi çocuğu işletmelerde çalışırdı ama şimdi artık aileler küçüldü, işçi sorunu var. Dışardan gelen mevsimlik işçiler bu işi tam bilmiyor. İşçilik maliyetleri çok yükseldi. Mekanizasyon çok az. Bir başka sorun, pazarlama aşamasında kuru kayısıya yönelik pazarlama kurulmuş. Örneğin Malatya'da, yaklaşık 700 tane kayısı ticareti ile uğraşan kişi var, 33 tane de kayısı ihracatı ile uğraşan firma var. Bunun İzmir, İstanbul gibi illerde 10-15 tane ihracatla uğraşan insan var. Bunların yüzde 90'ı kuru kayısı ihracatı yapıyor. Yani bütün sistemini, bütün hedeflerini ona göre koymuş. Son zamanlarda yaş kayısı ihracatında Malatya'da kıpırdanmalar var.
4 -8 bin ton arasında yaş kayısı ihracatından bahsediliyor. Peki Malatya 50 bin ton yaş kayısı ihraç edebilir mi? Tabi ki edebilir. 50 bin ton yaş kayısı ihracatını 2 dolardan hesaplarsanız bakın kuru kayısıya ilave olarak da 100 milyon dolar da yaş kayısıdan gelir elde edersiniz. Kayısı Malatya'da sosyal bir ürün. Yani kayısı Malatya'da herkesi ilgilendiriyor. 300-350 milyon dolar kayısının Malatya'ya girdisinin olduğunu tahmin ediyoruz. Bunun en az 150 milyon doları tüccarın eline geçse yaklaşık 250 milyon dolar da Malatya'nın ekonomisine giriyor. Dolayısıyla kayısı Malatya ilinin dinamiği. Ama pazarlamayı tam profesyonelce yapamıyoruz.
BAKIŞ: Malatya'da soğuk hava deposu kapasitesi düşük. Bunun acilen yaygınlaştırılması gerekmiyor mu?
BAYRAM MURAT ASMA: Yaş kayısıda soğuk hava depoları olması lazım. Soğutuculu kamyonlar olması lazım. Çünkü kayısı, dalından koptuğu an bozulmaya başlıyor. Bunun dalından koparılır koparılmaz mutlaka soğutucu sistemi bulunan kamyonların içerisinde soğutmaya alınması ve soğuk hava depolarına konulması lazım. Alt yapının oluşturulması şart. Bir de Malatya'da bu işe kafa yoracak insanların artması gerekiyor. Yok demiyorum, var ama yetersiz. Bizim için yurt içi pazar önemli ama asıl hedefimiz yurtdışı olmalı.
İngiltere'de, Amerika'da, Almanya'da, Fransa'daki marketlere girmesi gerekiyor. Şu göz ardı ediliyor. Mesela Washington dendiği zaman portakal olduğunu anlıyoruz değil mi? Neden Amerika'daki en ünlü mağazada, Beydağı ismi, Anadolu ismi, Malatya ismi marka olmasın ki?
devamı.........
Deneme üretimi yapılan erkenci ve geç olgunlaşan kayısı çeşitleri üzerinde araştırmalarını, yeni projelerini sorduk. Pazarlamadaki sorunları ve Malatya kayısısının yurt dışı pazarlarında yerini öğrenmeye çalıştık. Kayısının Malatya'nın bir markası olduğuna dikkat çeken Asma, Kayısı Araştırma Enstitüsü'nün kurulması gerektiğini belirtiyor ve kayısıda yaşanan sorunların çözülebileceğini düşünüyor.
BAKIŞ: Kayısı Araştırma Geliştirme Vakfı, kayısı ile ilgili bilimsel çalışmalar ve bazı projeler yürütüyor? Şu anda hangi projeler devam ediyor?
Doç Dr. BAYRAM MURAT ASMA: Bizim çok sayıda projemiz var. Ben, ağırlıklı olarak genetik ve ıslah konusunda çalışıyorum. Genetik ve ıslah konusu, öncelikli olarak üzerinde durulması gereken bir konu. Neden diye soracak olursanız? Malatya'nın kayısıları dünyada en kaliteli kayısı olarak tanınıyor. Sebebi de kurutmalık, şekeri yüksek, oldukça gösterişli ürünlere sahip. Ama bunlar mesela 1920 veya 1930'larda ıslah edilmiş. 70-80 yıl önce ıslah edilmiş kayısıları kullanıyoruz. Ama dünyada değişen tüketici tercihleri var. Biz gelecekte insanların tercihlerinde değişiklikler meydana geleceğini düşünerek, bugünkünden daha farklı, daha kaliteli ve daha üstün yeni kayısı çeşitleri geliştirmek istiyoruz.
Bu amaçla 2001 yılında Çok Amaçlı Kayısı Islah Projesi geliştirdik. Devlet Planlama Teşkilatı, TÜBİTAK, Malatya Kayısı Tanıtma Vakfı, İnönü Üniversitesi, Meyvecilik Araştırma Enstitüsü, Tarım Bakanlığı, Tarım İl Müdürlüğü, Ziraat Meslek Lisesi gibi birçok kurumun değişik destekleri var. Mesela, Meyvecilik Araştırma Enstitüsü'nün suyunu, Tarım İl Müdürlüğü'nün arazisini, TÜBİTAK'ın parasını kullanıyoruz. İnönü Üniversitesi de bize maddi anlamda destek veriyor.
Projemizin alt projeleri de var. Mesela “Geç Olgunlaşan Sofralık Kayısı Islah Projesi.” Bu bir alt projedir. Bir diğeri, “Kurutmalık Üstün Yeni Kayısı Projesi.” Bir başka projemiz, mesela Temmuz ayında Hasanbey dışında bizim sofralık kayısımız olmaz. Temmuz ayında 80-100 gr gelen yeni kayısı çeşitleri oluşturmak istiyoruz. Avrupa'da çok ciddi sıkıntılara yol açan, Malatya'da olmayan, gelecekte çok ciddi sıkıntılara yol açacak bir hastalık var.
Şarke Virüsü denilen bir hastalık. Bu Şarke Virüsü Malatya'da yok ama Kahramanmaraş'a kadar geldi. Virüs hastalığı olduğu için kimyasal mücadelesi yok. Ya siz ağaçlarınızı sökeceksiniz, ya da bu hastalığa dayanıklı yeni kayısı çeşitleri geliştireceksiniz. Malatya'nın Hacıhaliloğlu, Hasanbey gibi kayısı çeşitleri bu hastalığa karşı son derece hassas. Şimdi bizim başka bir projemizle, Avrupa Birliği fonlarınca desteklenen Şarke Virüsü'ne dayanıklı yeni kayısı çeşitleri geliştirmek istiyoruz. Mesela kuraklık artık çağımızın bir gerçeği. Biz son zamanlarda soğuğa dayanıklılık ve kuraklık konusunda çalışmalara başladık. Esasında kayısı, badem gibi, asma gibi susuzluğa dayanıklı ama ağacı 15-20 günde bir su vermeye alıştırdıysanız bu aralıklarla sulamak zorundasınız. Yani bir insan gibidir. Nasıl alıştırırsanız öyle gider. Biz diyoruz ki acaba kuraklığa dayanıklı kayısı geliştirebilir miyiz?
Mesela geç olgunlaşan bizim için bir hayaldi. Ama bakınız bugün bunu üretebildik. Tamam. Çok kaliteli değil ama biz bu aşamaya projemizin daha yüzde 10'unda geldik. Şu anda bizim elimizde 8 bin tane meyve vermesi gereken ağacımız var, ama biz 2 bin tane ağaçtan ürün almaya başladık.
Harika şeyler çıktı ortaya. Gelecek sene bu 8 bin ağaç 20 bin olacak. 20 bin olmasının anlamı şu: Milli Piyango'dan ne kadar çok bilet alırsanız şansınız çok olur ya, bizim de ne kadar çok ağacımız olursa o kadar şansımız yüksek olur.
BAKIŞ: Şimdi bunca ağaç var ve hepsinin bakımı, ilacı, gübresi, suyu var. Bu da bir maliyet gerektiriyor. Maddi imkanlarınız ne durumda? Yeterli oluyor mu?
BAYRAM MURAT ASMA: Bizim imkanlarımız çok kısıtlı. Öyle bize ayrılmış milyarlarca paramız da yok. Sayın Valimiz bize bu konuda talepte bulunduğumuzda destek oluyor. Sayın Rektör'den istiyoruz. TÜBİTAK destekliyor. TÜBİTAK bizi çok ciddi destekliyor. Üç yılda bize 150 bin YTL para verdi.
BAKIŞ: Çok ciddi projeleri yürütmek için bu rakam yeterli mi? Ya da olması gereken rakam nedir?
BAYRAM MURAT ASMA: Bizim projenin bütçesinin en az 1-2 milyon YTL olması gerekiyor. Neden? Çünkü 10 bin tane ağaca 1'er kg gübre verseniz 10 bin ton eder. Onun suyu, ilacı, gübresi inanılmaz rakamlar.
BAKIŞ: İnönü Üniversitesi'ne bağlı olarak Ziraat Fakültesi'nin kurulması sizin çalışmalarınızı nasıl etkiler?
BAYRAM MURAT ASMA: Tabi ki olumlu etkiler. Bunun için çare aranırsa çare çok. Bugün İstanbul Üniversitesi'nde İktisat Fakültesi var ama İstanbul Üniversitesi'nde Muhasebe Enstitüsü kurulmuş. Malatya'da neden Kayısı Araştırma Enstitüsü olmasın? Bu Malatya'ya bir güç katar. Hem ziraat fakültesi olsun, hem de Kayısı Araştırma Enstitüsü olsun. 1976 yılında bizim kayısıda kazandığımız para 6 milyon dolar. 28 yıllık süreçte ne kadar para getirdiği ortaya çıkmış. 28 yılda bugün 300 milyon dolara çıkmış. Önümüzdeki 10 yıl içinde neden bu rakam 1 milyon dolar olmasın?
BAKIŞ: 300 milyon dolar tekel olduğumuz bir ürün için elbette yetersiz…
BAYRAM MURAT ASMA: Tabi ki bu yetersiz. 300 milyon dolar dediğiniz nedir ki? Dünyanın en güzel kayısısın yetiştirelim, böyle güzelliklere sahip olalım, 300 milyon dolar yeterli olsun?
BAKIŞ: İspanya'da, İtalya'da ve dünyanın birçok ülkesinde kayısı yetiştiriliyor. Hatta İspanya'nın, İran'ın bizden fazla kayısı ürettiği söyleniyor. Şimdi bunlardan hangisi doğru? Biz, kuru kayısı üretimde mi bir numarayız?
BAYRAM MURAT ASMA: Biz önce bütün bu tartışmaların tümüne son vermek için şöyle bir çalışma yaptık. 1990 yılında doktora tezim için Malatya kayısılarının özelliklerini yazmak istedim. Broşürün dışında başka bir şey yoktu. 2000 yılında Kayısı Yetiştiriciliği, 2004 yılında Mişmiş, 2005 yılında Kayısıda Kükürt Sorunu, 2007 yılında Kayısı Yetiştiriciliği Projesi, 2008 yılında Anılarda Kayısı kitaplarını yayınladık. Bizim amacımız şuydu. Her kafadan bir ses çıkmasın. Bilen ile bilmeyenin söyledikleri aynı kefeye konulmasın. Tabi ki bu konuda farklı görüşler vardır. Ama gerçeği şudur: Türkiye, yılda 500-900 bin ton yaş kayısı üretiyor. Bunun büyük bir bölümünü kurutmalık olarak değerlendiriyor. İkinci sırada İran geliyor. İran'ın üretimi 250-280 bin ton. Esasında ikinci sırada Bağımsız Devletler Topluluğu geliyordu ama onlar dağılınca ülkelerin üretimi tek tek sayılmaya başlandığı için ikinci sırada İran geliyor. Üçüncü sırada Pakistan, dördüncü sırada İspanya, beşinci sırada İtalya geliyor. İspanya ve İtalya'nın üretimi 150 ile 200 bin ton arası. Ama İspanya ve İtalya şunu yapıyor. 1 kg yaş kayısıyı erken hasatlıyor, organize olmuş ve 3-4 Avro'ya satıyor. Fransa, 50-80 bin ton kayısı ihracatından 250 milyon dolar para kazanıyor.
Şimdi ben size soruyorum. Biz 4 kg yaş kayısı kurutuyoruz. 1 kg kuru kayısı elde ediyoruz. 2 liradan satıyoruz. Onlar 1 kg yaş kayısıyı 2 liradan satıyor. Hangisi daha kazançlı?
Bizim bu projemizin tabanı bu. Biz diyoruz ki dünyaya Haziran ayının birinci haftasından itibaren Ekim ayının sonuna kadar sürekli arz edebilelim.
BAKIŞ: Dünyada yaş kayısı üretim nedir? Hangi ülkeler ne kadar üretiyor?
BAYRAM MURAT ASMA: Dünyada 100 bin tonun üzerinde yaş kayısı üreten ülke sayısı 7'dir. Türkiye, Fransa, İspanya, İtalya, İran ve Pakistan. Ama bana göre bizim kayısılarımız dünyanın en kaliteli kayısılarıdır. Kayısının erkenci olması, geç olması bir değerdir. Tadı güzel, şekeri güzel Malatya kayısısının güzelliği boşta kazanılmış bir güzellik değil. Dünyanın en ünlü bilim adamlarını Malatya'ya davet ettik. Bizim kayısılarımızı yediklerinde çok şaşırdılar. Ama biz bunu yeterince değerlendirebiliyor muyuz? Değerlendiremiyoruz.
BAKIŞ: Piyasaya Haziran ayından Ekim'e kadar yaş kayısı sunmak bizim ticaret hacmimizi elbette arttıracak. Ancak bunun dışında pazarlamada ne gibi sıkıntılarımız var? İş adamlarımız kayısı ile ilgili bilimsel çalışmalardan yeteri kadar yararlanıyorlar mı?
BAYRAM MURAT ASMA : Malatya'da kayısı yetiştiriciliğinin iki temel sorunu var. Bir tanesi yetiştiricilik aşamasında bir tanesi de pazarlama aşamasında. Yetiştiricilik aşamasında 2004 yılında Malatya'da çok şiddetli bir don olayı meydana geldi. 100 bin ton kuru kayısı üreten Malatya 20 bin ton kuru kayısı üretti. Üretimin yüzde 80'i kaybolup gitti. Son zamanlara kadar Malatya'da aile işletmeleri vardı, ailenin gelini, kızı, kendi çocuğu işletmelerde çalışırdı ama şimdi artık aileler küçüldü, işçi sorunu var. Dışardan gelen mevsimlik işçiler bu işi tam bilmiyor. İşçilik maliyetleri çok yükseldi. Mekanizasyon çok az. Bir başka sorun, pazarlama aşamasında kuru kayısıya yönelik pazarlama kurulmuş. Örneğin Malatya'da, yaklaşık 700 tane kayısı ticareti ile uğraşan kişi var, 33 tane de kayısı ihracatı ile uğraşan firma var. Bunun İzmir, İstanbul gibi illerde 10-15 tane ihracatla uğraşan insan var. Bunların yüzde 90'ı kuru kayısı ihracatı yapıyor. Yani bütün sistemini, bütün hedeflerini ona göre koymuş. Son zamanlarda yaş kayısı ihracatında Malatya'da kıpırdanmalar var.
4 -8 bin ton arasında yaş kayısı ihracatından bahsediliyor. Peki Malatya 50 bin ton yaş kayısı ihraç edebilir mi? Tabi ki edebilir. 50 bin ton yaş kayısı ihracatını 2 dolardan hesaplarsanız bakın kuru kayısıya ilave olarak da 100 milyon dolar da yaş kayısıdan gelir elde edersiniz. Kayısı Malatya'da sosyal bir ürün. Yani kayısı Malatya'da herkesi ilgilendiriyor. 300-350 milyon dolar kayısının Malatya'ya girdisinin olduğunu tahmin ediyoruz. Bunun en az 150 milyon doları tüccarın eline geçse yaklaşık 250 milyon dolar da Malatya'nın ekonomisine giriyor. Dolayısıyla kayısı Malatya ilinin dinamiği. Ama pazarlamayı tam profesyonelce yapamıyoruz.
BAKIŞ: Malatya'da soğuk hava deposu kapasitesi düşük. Bunun acilen yaygınlaştırılması gerekmiyor mu?
BAYRAM MURAT ASMA: Yaş kayısıda soğuk hava depoları olması lazım. Soğutuculu kamyonlar olması lazım. Çünkü kayısı, dalından koptuğu an bozulmaya başlıyor. Bunun dalından koparılır koparılmaz mutlaka soğutucu sistemi bulunan kamyonların içerisinde soğutmaya alınması ve soğuk hava depolarına konulması lazım. Alt yapının oluşturulması şart. Bir de Malatya'da bu işe kafa yoracak insanların artması gerekiyor. Yok demiyorum, var ama yetersiz. Bizim için yurt içi pazar önemli ama asıl hedefimiz yurtdışı olmalı.
İngiltere'de, Amerika'da, Almanya'da, Fransa'daki marketlere girmesi gerekiyor. Şu göz ardı ediliyor. Mesela Washington dendiği zaman portakal olduğunu anlıyoruz değil mi? Neden Amerika'daki en ünlü mağazada, Beydağı ismi, Anadolu ismi, Malatya ismi marka olmasın ki?
devamı.........


Comment