Çevre ve Orman Bakanlığı, 5831 Sayılı "Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile 6831 Sayılı Orman Yasası'nda yapılan değişikliklerin ormanların talan edilmesi veya yeni 2/B alanlarının oluşturulmasıyla ilgisinin olmadığını açıkladı. Bakanlık, aksine kanunla orman sınırlarının kesinleştirilerek geleceğinin güvence altına alındığını vurguladı.
Çevre ve Orman Bakanlığı, 27 Ocak 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 5831 Sayılı "Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile 6831 Sayılı Orman Yasasında yapılan değişikliklerle ilgili olarak son günlerde basın ve yayın organlarında yer alan ormanlar ve 2B ile alakalı bazı haber ve yorumlar yapıldığını hatırlattı. Bakanlık, bu nedenle kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için açıklama yapmak zorunda kaldığını ifade etti.
Çevre ve Orman Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği'nden yapılan yazılı açıklamada şu görüşlere yer verildi: "Bilindiği üzere 2/B alanları Anayasa'mızın amir hükmü kapsamında Maliye Hazinesi adına orman sınırları dışına çıkarılmış bulunan yerlerdir. Diğer bir ifade ile 2/B alanları Maliye Hazinesinin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, mülkiyet bakımından orman alanı değildir. Bakanlığımızın 2/B alanları ile ilgili görev-yetki ve sorumluluğu, bu alanların kadastro işlemini yaparak tapu siciline tescilini sağlamakla sınırlıdır. Yukarıda açıklandığı üzere Bakanlığımızın 2/B alanları ile ilgili olarak kanunla verilmiş olan kadastro görevi dışında bir ilişkisinin olmadığının kamuoyu tarafından açıkça bilinmesinde büyük fayda görülmektedir. Bu açıklamamızın gereği de; yapılan kanuni düzenlemenin orman kadastrosunu ilgilendiriyor olmasındandır. Ülkemizde gerek genel kadastro, gerekse orman kadastro sorunları yıllardır çözülememiş ülke meselelerinin başında gelmekteydi. Orman Kadastro sorunlarını çözüme kavuşturmak, genel kadastro ile orman kadastro çalışmalarını hukuki bir zeminde bileştirmek gayesiyle 2005 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanununda 5304 sayılı Kanunla yapılan düzenleme ile her iki kadastro çalışmasının bütünsellik içinde en kısa zamanda tamamlanması hedeflenmiştir. Kadastro çalışmaları 2005 yılında Ülkemizde yüzde 75 oranında tamamlanmış iken, bu kanuni düzenleme sayesinde çalışmalar hızlandırılarak üç yıl içerisinde tamamlanma oranı yüzde 95'e ulaşmıştır. Ancak 2005 yılına kadar arazi ve orman kadastro çalışmalarının farklı kurumlarca yapılmış olmasından; farklı ölçek ve sistemlerde yapılan iki kadastro çalışmasının teknik olarak yan yana getirilememesinden dolayı orman kadastro çalışmalarının büyük bir kısmı tescil edilememiştir. Yapılan kanuni düzenlemeyle; farklı ölçek ve sistemlerde yapılan iki kadastro çalışmasının teknik mevzuat kapsamında bütünleştirmek ve tescil edilmemiş yer bırakmamak hedeflenmiştir. Yapılan kanuni düzenlemenin teknik birçok faydasının yanı sıra, 2/B arazisi olarak orman sınırları dışına çıkarılmış yerlerde yargıya intikal eden zilyetlik iddiaları ile işgalciler adına tescil edilmesinin önü kesilmiştir. Bu kanun ile 2/B alanlarının işgalciler adına zilyetlikle tescil edilmesi engellenmiş ve doğacak muhtemel kamu zararları da önlenmiştir. Mezkur kanunda belirtilen hükümler bir bütün olarak ele alındığında; Devlete ait hazine arazilerinin tapuya tescil edilmesinden ve bu yerlerdeki zilyetlik iddialarının önünün kesilmesi sebebiyle bazı kişilerin haksız kazançtan mahrum kalanlar hariç herkesin desteklemesi gereken bir teknik mahiyette bir düzenleme olduğu değerlendirilmektedir. Bahsi geçen kanunda, 2/B alanlarının değerlendirilmesine ilişkin bir hüküm de mevcut değildir. Bu kanunla 2/B alanlarının tescili işlemi dışındaki her türlü görev-yetki ve sorumluğun Maliye Hazinesine ait olduğu ortaya konmakta ve 2/B alanlarındaki işgalcilerin tespiti işlem yani bir manada envanter çalışması yapılmaktadır. Ayrıca bu kanun ile bütün bu teknik işlemlerin tek elden yapılması sağlanacak, kamu kaynakları etkin ve verimli kullanılacak, kaynak israfı önlenecektir. Kimi yayın organlarında yer aldığı gibi bu kanuni düzenleme ile ormanların talan edilmesi veya yeni 2/B alanlarının oluşturulması söz konusu değildir. Aksine orman sınırları kesinleştirilerek geleceği güvence altına alınmaktadır. Ormanlarımızın talan edilmesi asla söz konusu olmadığı gibi bir metrekaresinin dahi işgal edilmesi mümkün değildir."
Haberler.com
Çevre ve Orman Bakanlığı, 27 Ocak 2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 5831 Sayılı "Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile 6831 Sayılı Orman Yasasında yapılan değişikliklerle ilgili olarak son günlerde basın ve yayın organlarında yer alan ormanlar ve 2B ile alakalı bazı haber ve yorumlar yapıldığını hatırlattı. Bakanlık, bu nedenle kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için açıklama yapmak zorunda kaldığını ifade etti.
Çevre ve Orman Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği'nden yapılan yazılı açıklamada şu görüşlere yer verildi: "Bilindiği üzere 2/B alanları Anayasa'mızın amir hükmü kapsamında Maliye Hazinesi adına orman sınırları dışına çıkarılmış bulunan yerlerdir. Diğer bir ifade ile 2/B alanları Maliye Hazinesinin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, mülkiyet bakımından orman alanı değildir. Bakanlığımızın 2/B alanları ile ilgili görev-yetki ve sorumluluğu, bu alanların kadastro işlemini yaparak tapu siciline tescilini sağlamakla sınırlıdır. Yukarıda açıklandığı üzere Bakanlığımızın 2/B alanları ile ilgili olarak kanunla verilmiş olan kadastro görevi dışında bir ilişkisinin olmadığının kamuoyu tarafından açıkça bilinmesinde büyük fayda görülmektedir. Bu açıklamamızın gereği de; yapılan kanuni düzenlemenin orman kadastrosunu ilgilendiriyor olmasındandır. Ülkemizde gerek genel kadastro, gerekse orman kadastro sorunları yıllardır çözülememiş ülke meselelerinin başında gelmekteydi. Orman Kadastro sorunlarını çözüme kavuşturmak, genel kadastro ile orman kadastro çalışmalarını hukuki bir zeminde bileştirmek gayesiyle 2005 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanununda 5304 sayılı Kanunla yapılan düzenleme ile her iki kadastro çalışmasının bütünsellik içinde en kısa zamanda tamamlanması hedeflenmiştir. Kadastro çalışmaları 2005 yılında Ülkemizde yüzde 75 oranında tamamlanmış iken, bu kanuni düzenleme sayesinde çalışmalar hızlandırılarak üç yıl içerisinde tamamlanma oranı yüzde 95'e ulaşmıştır. Ancak 2005 yılına kadar arazi ve orman kadastro çalışmalarının farklı kurumlarca yapılmış olmasından; farklı ölçek ve sistemlerde yapılan iki kadastro çalışmasının teknik olarak yan yana getirilememesinden dolayı orman kadastro çalışmalarının büyük bir kısmı tescil edilememiştir. Yapılan kanuni düzenlemeyle; farklı ölçek ve sistemlerde yapılan iki kadastro çalışmasının teknik mevzuat kapsamında bütünleştirmek ve tescil edilmemiş yer bırakmamak hedeflenmiştir. Yapılan kanuni düzenlemenin teknik birçok faydasının yanı sıra, 2/B arazisi olarak orman sınırları dışına çıkarılmış yerlerde yargıya intikal eden zilyetlik iddiaları ile işgalciler adına tescil edilmesinin önü kesilmiştir. Bu kanun ile 2/B alanlarının işgalciler adına zilyetlikle tescil edilmesi engellenmiş ve doğacak muhtemel kamu zararları da önlenmiştir. Mezkur kanunda belirtilen hükümler bir bütün olarak ele alındığında; Devlete ait hazine arazilerinin tapuya tescil edilmesinden ve bu yerlerdeki zilyetlik iddialarının önünün kesilmesi sebebiyle bazı kişilerin haksız kazançtan mahrum kalanlar hariç herkesin desteklemesi gereken bir teknik mahiyette bir düzenleme olduğu değerlendirilmektedir. Bahsi geçen kanunda, 2/B alanlarının değerlendirilmesine ilişkin bir hüküm de mevcut değildir. Bu kanunla 2/B alanlarının tescili işlemi dışındaki her türlü görev-yetki ve sorumluğun Maliye Hazinesine ait olduğu ortaya konmakta ve 2/B alanlarındaki işgalcilerin tespiti işlem yani bir manada envanter çalışması yapılmaktadır. Ayrıca bu kanun ile bütün bu teknik işlemlerin tek elden yapılması sağlanacak, kamu kaynakları etkin ve verimli kullanılacak, kaynak israfı önlenecektir. Kimi yayın organlarında yer aldığı gibi bu kanuni düzenleme ile ormanların talan edilmesi veya yeni 2/B alanlarının oluşturulması söz konusu değildir. Aksine orman sınırları kesinleştirilerek geleceği güvence altına alınmaktadır. Ormanlarımızın talan edilmesi asla söz konusu olmadığı gibi bir metrekaresinin dahi işgal edilmesi mümkün değildir."
Haberler.com

