Çığ, genellikle bitki örtüsü olmayan engebeli, dağlık,
ve eğimli arazilerde, vadi yamaçlarında tabakalar halinde birikmiş olan kar kütlesinin iç ve/veya dış kuvvetlerin etkisi ile başlayan bir ilk hareket sonucu(tetiklenen),yamaçtan aşağıya doğru hızla kayması olarak tanımlanır.
Çığ kısaca, kar tabakası veya tabakalarının iç ve dış kuvvetler etkisi ile yamaç eğim yönünde gösterdiği akma hareketidir. Kar tabakalarının birbirlerinden farklı özellikleri olacağından; çığ, bazen diğer bir tabaka üzerinde kayan bir tabaka veya tabakalar ile veya tüm tabakaların zemin üzerinde topluca kaymaları sonucunda oluşur.
Türkiye’de Çığ Problemi
Türkiye’nin özellikle kuzey-kuzeydoğu ve doğu kesimlerinde, çığ olayına uygun topografik ve meteorolojik koşullara sahip dağlık alanlar mevcuttur. Ortalama yüksekliği 1000 m’yi geçen ve çığ oluşumuna uygun alanların yüzölçümü bu bölgeler içinde çok yüksek bir yüzdeye sahiptir. Dağlık alanların, Türkiye yüzölçümünün yaklaşık 1/3’ünü oluşturduğunu düşünecek olursak, çığ olayının meydana geldiği alanların yayılımının ne kadar büyük olduğu anlaşılır. Bu bölgelerde meydana gelen çığlar, yerleşim yerlerini, yolları, turistik tesisleri ve diğer bütün devlet yatırımlarını tehdit etmektedir. Çığ olayının yerleşim yerlerine etkisi her afet türü gibi sosyal ve ekonomik açıdan olmaktadır. Ülkemizde çığ afetinin, sosyal etkileri hakkında fikir vermesi açısından; 1958 yılından beri Türkiye’de AFET kayıtlarına geçmiş 448 adet çığ olayındaki can kayıplarının miktarı verilebilir. Bu kaybın en çarpıcı örneği, 1991-1992 kış mevsiminde 328 kişinin hayatını kaybetmiş olmasıdır. Çığın sosyal etkisi sadece can kayıpları ile sınırlı değildir. Çığdan etkilenen alanlardaki maddi kayıpları karşılayamayan insanların bölgeden göç etmesi de bir sosyal sonuçtur. Ekonomik açıdan bakıldığında ise, bölgede çığların verdiği hasarların kısa sürede telafi edilememesinin getirdiği zorluklar nedeni ile oluşan üretim ve iş gücü kayıpları giderek artmakta ve bazı bölgelerin turizm potansiyeli dahi dolaylı olarak etkilenmektedir.

Çığ olayı sonucunda oluşan insan kayıplarının on yıllık dilimlere göre dağılımı(Afet İşler Genel Müdürlüğü)
Çığ Nasıl Oluşur?
Eğer bir dağ yeterince yüksek ise (Türkiye’de 1000-1200 m yükseklikteki kesimler ve yukarısı), o bölgenin kışın aldığı yağışın önemli miktarı kar şeklindedir. Bu nedenle, bu gibi yüksek kotlara sahip dağlık alanlarda, o ortama özgü bir hava tipi (mikro klima) oluşur; kışın sıcaklıklar nadiren donma noktasının üstüne çıkar.
Dağlar, kalın kar örtüsüne sahip olduğu kadar çok fazla miktarda da rüzgar alan yerlerdir.
Dağlar büyük hava kütlelerinin hareketlerine engel teşkil etmelerinden dolayı, güçlü rüzgarların kendi üzerlerinde ve çevresinde oluşmasına neden olurlar. Bu rüzgarlar, yüzeydeki karı alıp taşır, çevresinde döndürüp yamaçlara ve diğer topografik oluşumlar üzerine bırakır, depolar, saçaklar ve kar kümeleri oluştururlar.
Eğimli bir yamaç üzerinde bulunan bir kar örtüsü, yerçekiminin de yardımı ile her zaman yüksek olan porozitesi ve canlı metamorfizması sonucu sürekli akma hareketi yapar. Bu akma hızı, karın yoğunluğunun derinlere doğru artması nedeni ile yüzeyden örtünün derinlerine doğru azalır. Şekilden de görüleceği üzere akma hareketi, A hattından A’ hattına doğru olmaktadır.
Kayma ise, kar örtüsünde oluşan diğer bir deformasyon bileşenidir. Kar örtüsünün bir buz tabakası veya zemin üzerinde kayması ile oluşur. Bu terimin genel kullanımı, zemin üzerinde bükülmeyle sonuçlanan kaymalar içindir. Kayma hızı, zemindeki ve zemine yakın kar tabakasındaki su miktarı ile yakından ilişkilidir.
Yağmur veya ısınan havanın etkisi ile fazla miktarda kar erimesi sonucu kar örtüsündeki su miktarının artması nedeniyle zemin üzerinde pürüzlülüğü sağlayan ufak cisimler su altında kaldığından, kar tabakası ve zemin arasındaki sürtünme azalır ve kayma hızı artar.
Uzun süreli sıkışma etkisi altında kalan bir kar örtüsünde oluşan deformasyon, kar örtüsünün derinlere doğru yoğunluğunun ve sertliğinin artmasını sağlar.
Yerçekimi etkisi ise, karın ağırlığı altında taneler üzerine baskı yaparak örtü içinde oturmaya, yoğunlaşmaya ve dayanımını arttırmaya yardımcı olur. Kar tabakaları kendi duraylılıklarını kaybederken, bazı koşullar altında yeni bir fiziksel oluşuma atlama tahtası haline gelirler ki bu olay ÇIĞ'dır
Meteorolojik Faktörler
Meteorolojik faktörler, uygun topoğrafik ve arazi koşullarında çığ oluşumuna zemin hazırlar. Genel olarak, yağış ( kar , yağmur, yağış şiddeti), rüzgar (hız, yön, yüksek irtifa rüzgarları, yerel rüzgar durumu), sıcaklık (mevcut sıcaklık koşulları), atmosfer basıncı ve bulutluluk ( kar yüzeyinin hızlı soğuması açısından) çığ oluşumuna etki eden önemli meteorolojik faktörlerdir.
Bu meteorolojik faktörler şiddetli tipi sonrası 36 saatten uzun süren ılık bir havanın esmesi, kar örtüsü üzerine yağmurun yağması, bir defada 25 cm den fazla yeni kar tabakasının oluşması, ılık bir günün ardından ani sıcaklık düşüşünün meydana gelmesi ve rüzgarın 24 saatten uzun bir süre 7 m/sn den daha hızlı esmesi durumlarında çığ oluşumuna daha elverişli ortamı oluştururlar.
Diğer taraftan, uzun süreli kar yağışlarından sonraki ilk güneşli gün, eğer kar yüzeyi donmuş ise, açık ve bulutsuz bir geceden sonraki ilk gün çığ oluşumuna oldukça elverişlidir.
Katastrofik çığların(Katastrofik çığlar genellikle uzun tekrarlama periyoduna sahip ve orman büyüme sınırının üstündeki hatlardan başlayan çığlar) çoğu, geniş ölçekli hava sistemlerinin getirdiği kar yağışı sonucu ortaya çıkan direk yükleme nedeni ile oluşurlar.
Çığ oluşumu, meteorolojik karakterlidir ve hava durumu ile topografyanın ilişkisini açıklayacak uzun süreli gözlemlere dayalı çalışmalara gerek duyulmaktadır.
Çığlar, farklı kalınlıklara sahip kar örtüsünün çeşitli faktörlerin etkisiyle eğim boyunca hareketi sonucunda ortaya çıkar. Çığlar, yerleşim birimleri, dağ spor ve turizm tesisleri, karayolları, köy yolları, demiryolları, haberleşme ve enerji nakil hatları, sanayi, askeri ve diğer benzeri tesisler için büyük tehlikeler oluşturduğu gibi can kayıplarına da neden olurlar. Türkiye’de Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ve Karadeniz Bölgesi’nin iç kesimlerinde bir çok yerde gerçekleşmektedir. Bu bölgelerdeki mezra tipi yerleşim birimlerinin çoğu çığ tehdidi altındadır.
Türkiye'nin Çığ Dağılımı Haritası

KAYNAK: Türkiye Acil Durum ve Yönetimi Genel Müdürlüğü
Yıllık OlarakHasar Yapan DepremlerSellerHeyelanlarKaya ve çığ DüşmeleriToplamOlay4268321134Can Kaybı8392420887Yaralı1.00010771.114Ağır hasarlı Bina4.9501.2201.260628.055Orta Hasarlı Bina3.00070--3.700Az Hasarlı Bina4.0003.000--7.000Etkilenen Nüfus120.00025.0007.5605.000157.560Ekonomik Kayıp (Milyon)6001202512757
Veri Toplama
Ne Kadar Bilgiye İhtiyaç Vardır?
Belirsizlikleri giderebilmek için bol miktarda bilgiye ihtiyaç vardır. Belirsizlikler şu sebeplerden dolayı ortaya çıkarlar:
Yenilmeye direnç ile yenilmeye doğru hareket eden güçler oranı olarak tanımlanır.
Kar duraylılığı
Kar duraylılığı değerlendirilmesinde kullanılan faktörler, yorumlanma kolaylıklarına ve kar duraylılığı değerlendirilmesiyle olan ilgilerine göre kabaca üç sınıfa ayrılabilirler. Sınıf numarası ne kadar yüksekse, değerlendirilmesi daha belirsiz ve delille ilişkisi daha az doğrudandır. Aşağıda iyi bir genel nedenler zinciri görülmektedir:
Kar duraylılığına dair doğrudan delil sağlayan faktörlerin (Sınıf I) ardından kar örtüsü yapısını açığa çıkaran (Sınıf II) faktörler en büyük ağırlığa ve önceliğe sahip olmalıdır. Bununla beraber pratikte lokal hava durumu, alanın genişliği, gözlem alanlarına ulaşılabilirlik, aktivite tipi ve çığ kontrol ölçümleri gözlem tipi ve sayısını belirler.
Veri toplamada faydalı bazı anahatlar aşağı verilmiştir:
Analiz, kar örtüsü fiziği, ampirik ilişki, tecrübe ve kar dokusunu hissetme yeteneği ve hüküm verme yeteneği içerir.
Albert Einstein’in söylediği gibi “Gerçekliğe ait her bilgi tecrübe ile başlar ve onunla biter”.
Pratik Kurallar
“Çığ çalışmalarındaki tek pratik kural, hiçbir pratik kural olmamasıdır” (Perla’nın pratik kuralı).
Modeller
Bireysel faktörlerin ayrı ayrı ve birarada gözlemlenerek kar duraylılıkları ile ilişkilendirilmesiyle Tahmin Modelleri geliştirilmiştir. Bunlar daha çok hava değişiminin doğrudan sonucu olan duraylı olmayan durumlarda (örneğin yağan kar, rüzgar, sıcaklıklar) başarılıdır.
Sınıf III: Meteorolojik Faktörler
Bu sınıf güncel veya gelecekteki kar duraylılığı veya zayıflığına dair doğrudan olmayan deliller sağlar. Veri daha çok kar yüzeyinden veya üzerinden toplanır. Bunlar mevcut direnç ve zayıf tabakaları yükleme ile ilgili sonuçlar geliştirmek üzere kullanılırlar ve çoğunlukla ampirik olarak geliştirilmiş kar duraylılığı ilişkisi ile doğrudan bağlantılıdırlar. Veri daha çok güncel ve gelecekteki kar duyarlılığını tahmin için kullanılmıştır.
Sınıf III faktörleri örnekleri, yeni kar miktarı, rüzgar hızı ve yönü, hava sıcaklığı, güneşten ışınımı, nem, ve kar yüzeyinin durumunu içerir. Hava tahmin raporları (buzlanma seviyeleri ile miktar ve tipini içeren) ve yağan kar hareketleri , yoğunluk tahminini ve kar yerleşimi de Sınıf III kapsamındadır.
Doğa faktörleri çok çeşitlidir. Bunlarla ilgili bilgilerin bazıları araçlarla ve cetvellerle edinilir (örn.rüzgar hızı, yağan karın derinliği, kar sıcaklığı ve zayıf tabakaların makaslama direnci). Subjektif sınıflamalar daha çok diğerlerine uygulanır (örn.bağ oluşturma kalitesi, zayıf tabakalardaki olası kopma yayılması, kayak testi sonuçları). Çoğu faktör başlama bölgelerinde doğrudan gözlenememektedir; bunun yerine konuyla ilgili indeks bilgi veren güvenlikli, uygun yerlerde belirlenirler.
ve eğimli arazilerde, vadi yamaçlarında tabakalar halinde birikmiş olan kar kütlesinin iç ve/veya dış kuvvetlerin etkisi ile başlayan bir ilk hareket sonucu(tetiklenen),yamaçtan aşağıya doğru hızla kayması olarak tanımlanır.Çığ kısaca, kar tabakası veya tabakalarının iç ve dış kuvvetler etkisi ile yamaç eğim yönünde gösterdiği akma hareketidir. Kar tabakalarının birbirlerinden farklı özellikleri olacağından; çığ, bazen diğer bir tabaka üzerinde kayan bir tabaka veya tabakalar ile veya tüm tabakaların zemin üzerinde topluca kaymaları sonucunda oluşur.
Türkiye’de Çığ Problemi
Türkiye’nin özellikle kuzey-kuzeydoğu ve doğu kesimlerinde, çığ olayına uygun topografik ve meteorolojik koşullara sahip dağlık alanlar mevcuttur. Ortalama yüksekliği 1000 m’yi geçen ve çığ oluşumuna uygun alanların yüzölçümü bu bölgeler içinde çok yüksek bir yüzdeye sahiptir. Dağlık alanların, Türkiye yüzölçümünün yaklaşık 1/3’ünü oluşturduğunu düşünecek olursak, çığ olayının meydana geldiği alanların yayılımının ne kadar büyük olduğu anlaşılır. Bu bölgelerde meydana gelen çığlar, yerleşim yerlerini, yolları, turistik tesisleri ve diğer bütün devlet yatırımlarını tehdit etmektedir. Çığ olayının yerleşim yerlerine etkisi her afet türü gibi sosyal ve ekonomik açıdan olmaktadır. Ülkemizde çığ afetinin, sosyal etkileri hakkında fikir vermesi açısından; 1958 yılından beri Türkiye’de AFET kayıtlarına geçmiş 448 adet çığ olayındaki can kayıplarının miktarı verilebilir. Bu kaybın en çarpıcı örneği, 1991-1992 kış mevsiminde 328 kişinin hayatını kaybetmiş olmasıdır. Çığın sosyal etkisi sadece can kayıpları ile sınırlı değildir. Çığdan etkilenen alanlardaki maddi kayıpları karşılayamayan insanların bölgeden göç etmesi de bir sosyal sonuçtur. Ekonomik açıdan bakıldığında ise, bölgede çığların verdiği hasarların kısa sürede telafi edilememesinin getirdiği zorluklar nedeni ile oluşan üretim ve iş gücü kayıpları giderek artmakta ve bazı bölgelerin turizm potansiyeli dahi dolaylı olarak etkilenmektedir.

Çığ olayı sonucunda oluşan insan kayıplarının on yıllık dilimlere göre dağılımı(Afet İşler Genel Müdürlüğü)
Çığ Nasıl Oluşur?
Eğer bir dağ yeterince yüksek ise (Türkiye’de 1000-1200 m yükseklikteki kesimler ve yukarısı), o bölgenin kışın aldığı yağışın önemli miktarı kar şeklindedir. Bu nedenle, bu gibi yüksek kotlara sahip dağlık alanlarda, o ortama özgü bir hava tipi (mikro klima) oluşur; kışın sıcaklıklar nadiren donma noktasının üstüne çıkar.
Dağlar, kalın kar örtüsüne sahip olduğu kadar çok fazla miktarda da rüzgar alan yerlerdir.
Dağlar büyük hava kütlelerinin hareketlerine engel teşkil etmelerinden dolayı, güçlü rüzgarların kendi üzerlerinde ve çevresinde oluşmasına neden olurlar. Bu rüzgarlar, yüzeydeki karı alıp taşır, çevresinde döndürüp yamaçlara ve diğer topografik oluşumlar üzerine bırakır, depolar, saçaklar ve kar kümeleri oluştururlar.Eğimli bir yamaç üzerinde bulunan bir kar örtüsü, yerçekiminin de yardımı ile her zaman yüksek olan porozitesi ve canlı metamorfizması sonucu sürekli akma hareketi yapar. Bu akma hızı, karın yoğunluğunun derinlere doğru artması nedeni ile yüzeyden örtünün derinlerine doğru azalır. Şekilden de görüleceği üzere akma hareketi, A hattından A’ hattına doğru olmaktadır.
Kayma ise, kar örtüsünde oluşan diğer bir deformasyon bileşenidir. Kar örtüsünün bir buz tabakası veya zemin üzerinde kayması ile oluşur. Bu terimin genel kullanımı, zemin üzerinde bükülmeyle sonuçlanan kaymalar içindir. Kayma hızı, zemindeki ve zemine yakın kar tabakasındaki su miktarı ile yakından ilişkilidir.
Yağmur veya ısınan havanın etkisi ile fazla miktarda kar erimesi sonucu kar örtüsündeki su miktarının artması nedeniyle zemin üzerinde pürüzlülüğü sağlayan ufak cisimler su altında kaldığından, kar tabakası ve zemin arasındaki sürtünme azalır ve kayma hızı artar.
Uzun süreli sıkışma etkisi altında kalan bir kar örtüsünde oluşan deformasyon, kar örtüsünün derinlere doğru yoğunluğunun ve sertliğinin artmasını sağlar.
Yerçekimi etkisi ise, karın ağırlığı altında taneler üzerine baskı yaparak örtü içinde oturmaya, yoğunlaşmaya ve dayanımını arttırmaya yardımcı olur. Kar tabakaları kendi duraylılıklarını kaybederken, bazı koşullar altında yeni bir fiziksel oluşuma atlama tahtası haline gelirler ki bu olay ÇIĞ'dırMeteorolojik Faktörler
Meteorolojik faktörler, uygun topoğrafik ve arazi koşullarında çığ oluşumuna zemin hazırlar. Genel olarak, yağış ( kar , yağmur, yağış şiddeti), rüzgar (hız, yön, yüksek irtifa rüzgarları, yerel rüzgar durumu), sıcaklık (mevcut sıcaklık koşulları), atmosfer basıncı ve bulutluluk ( kar yüzeyinin hızlı soğuması açısından) çığ oluşumuna etki eden önemli meteorolojik faktörlerdir.
Bu meteorolojik faktörler şiddetli tipi sonrası 36 saatten uzun süren ılık bir havanın esmesi, kar örtüsü üzerine yağmurun yağması, bir defada 25 cm den fazla yeni kar tabakasının oluşması, ılık bir günün ardından ani sıcaklık düşüşünün meydana gelmesi ve rüzgarın 24 saatten uzun bir süre 7 m/sn den daha hızlı esmesi durumlarında çığ oluşumuna daha elverişli ortamı oluştururlar.
Diğer taraftan, uzun süreli kar yağışlarından sonraki ilk güneşli gün, eğer kar yüzeyi donmuş ise, açık ve bulutsuz bir geceden sonraki ilk gün çığ oluşumuna oldukça elverişlidir.
Katastrofik çığların(Katastrofik çığlar genellikle uzun tekrarlama periyoduna sahip ve orman büyüme sınırının üstündeki hatlardan başlayan çığlar) çoğu, geniş ölçekli hava sistemlerinin getirdiği kar yağışı sonucu ortaya çıkan direk yükleme nedeni ile oluşurlar.
Çığ oluşumu, meteorolojik karakterlidir ve hava durumu ile topografyanın ilişkisini açıklayacak uzun süreli gözlemlere dayalı çalışmalara gerek duyulmaktadır.
Çığlar, farklı kalınlıklara sahip kar örtüsünün çeşitli faktörlerin etkisiyle eğim boyunca hareketi sonucunda ortaya çıkar. Çığlar, yerleşim birimleri, dağ spor ve turizm tesisleri, karayolları, köy yolları, demiryolları, haberleşme ve enerji nakil hatları, sanayi, askeri ve diğer benzeri tesisler için büyük tehlikeler oluşturduğu gibi can kayıplarına da neden olurlar. Türkiye’de Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ve Karadeniz Bölgesi’nin iç kesimlerinde bir çok yerde gerçekleşmektedir. Bu bölgelerdeki mezra tipi yerleşim birimlerinin çoğu çığ tehdidi altındadır.
Türkiye'nin Çığ Dağılımı Haritası

KAYNAK: Türkiye Acil Durum ve Yönetimi Genel Müdürlüğü
Yıllık OlarakHasar Yapan DepremlerSellerHeyelanlarKaya ve çığ DüşmeleriToplamOlay4268321134Can Kaybı8392420887Yaralı1.00010771.114Ağır hasarlı Bina4.9501.2201.260628.055Orta Hasarlı Bina3.00070--3.700Az Hasarlı Bina4.0003.000--7.000Etkilenen Nüfus120.00025.0007.5605.000157.560Ekonomik Kayıp (Milyon)6001202512757
Veri Toplama
Ne Kadar Bilgiye İhtiyaç Vardır?
Belirsizlikleri giderebilmek için bol miktarda bilgiye ihtiyaç vardır. Belirsizlikler şu sebeplerden dolayı ortaya çıkarlar:
- Gözlemlerin çoğu çığ başlama noktalarından toplanmaz,
- Kar şartları arazi ve zamana göre farklılık gösterir,
- Hiçbir faktör tek başına tam cevap sağlamaz,
- Tek tek faktörlerin duraylılık ile nasıl bir ilişki içinde olduğuna dair bilgi tamamlanmış değildir.
Yenilmeye direnç ile yenilmeye doğru hareket eden güçler oranı olarak tanımlanır.
Kar duraylılığı
Kar duraylılığı değerlendirilmesinde kullanılan faktörler, yorumlanma kolaylıklarına ve kar duraylılığı değerlendirilmesiyle olan ilgilerine göre kabaca üç sınıfa ayrılabilirler. Sınıf numarası ne kadar yüksekse, değerlendirilmesi daha belirsiz ve delille ilişkisi daha az doğrudandır. Aşağıda iyi bir genel nedenler zinciri görülmektedir:
- Sınıf III: Meteorolojik Faktörler (yağış, rüzgar, sıcaklık, güneş radyasyonu)
- Sınıf II: Karörtüsü Faktörleri (kar örtüsü güçsüzlüğü ve kar örtüsü üzerindeki yük)
- Sınıf I: Duraylılık Faktörleri (yamaçaşağı yükte zayıflık ve direnç ilişkisi)
Kar duraylılığına dair doğrudan delil sağlayan faktörlerin (Sınıf I) ardından kar örtüsü yapısını açığa çıkaran (Sınıf II) faktörler en büyük ağırlığa ve önceliğe sahip olmalıdır. Bununla beraber pratikte lokal hava durumu, alanın genişliği, gözlem alanlarına ulaşılabilirlik, aktivite tipi ve çığ kontrol ölçümleri gözlem tipi ve sayısını belirler.
Veri toplamada faydalı bazı anahatlar aşağı verilmiştir:
- Gözlemler doğru bir şekilde, güvenilir ve standartlara (veri toplama için standartlar mevcut olduğunda) uygun yapılmalıdır. Örneğin, hava gözlemleri, meteorolojik ve endüstriyel ana hatlara göre ve kar örtüsü gözlemleri de Uluslarası Kat Sınıflamasına göre yapılmalıdır.
- Tüm gözlemler kar duraylılığı ile ilgili olmalıdır. Örneğin, bütün kar örtüsünun su eşdeğeri her zaman kar duraylılığı ile ilgili olmayabilir, bu nedenle bu değer diğer örneklerin analizi ile elde edilmelidir.
- Gözlemler hava ve kar şartlarının çığ başlama bölgelerine en benzer olduğu yerlerde yapılmalıdır.
- Yeterli bir değerlendirme için çeşitli noktalarda çok sayıda Sınıf I ve Sınıf II gözlemleri yapılmalıdır. Örneğin mümkün olan en çok sayıda yamaçta kayak testi yapılmalı çeşitli yükselti ve durumlarda, test profili çıkarılmalıdır.
Analiz, kar örtüsü fiziği, ampirik ilişki, tecrübe ve kar dokusunu hissetme yeteneği ve hüküm verme yeteneği içerir.
Albert Einstein’in söylediği gibi “Gerçekliğe ait her bilgi tecrübe ile başlar ve onunla biter”.
Pratik Kurallar
“Çığ çalışmalarındaki tek pratik kural, hiçbir pratik kural olmamasıdır” (Perla’nın pratik kuralı).
Modeller
Bireysel faktörlerin ayrı ayrı ve birarada gözlemlenerek kar duraylılıkları ile ilişkilendirilmesiyle Tahmin Modelleri geliştirilmiştir. Bunlar daha çok hava değişiminin doğrudan sonucu olan duraylı olmayan durumlarda (örneğin yağan kar, rüzgar, sıcaklıklar) başarılıdır.
Sınıf III: Meteorolojik Faktörler
Bu sınıf güncel veya gelecekteki kar duraylılığı veya zayıflığına dair doğrudan olmayan deliller sağlar. Veri daha çok kar yüzeyinden veya üzerinden toplanır. Bunlar mevcut direnç ve zayıf tabakaları yükleme ile ilgili sonuçlar geliştirmek üzere kullanılırlar ve çoğunlukla ampirik olarak geliştirilmiş kar duraylılığı ilişkisi ile doğrudan bağlantılıdırlar. Veri daha çok güncel ve gelecekteki kar duyarlılığını tahmin için kullanılmıştır.
Sınıf III faktörleri örnekleri, yeni kar miktarı, rüzgar hızı ve yönü, hava sıcaklığı, güneşten ışınımı, nem, ve kar yüzeyinin durumunu içerir. Hava tahmin raporları (buzlanma seviyeleri ile miktar ve tipini içeren) ve yağan kar hareketleri , yoğunluk tahminini ve kar yerleşimi de Sınıf III kapsamındadır.
Doğa faktörleri çok çeşitlidir. Bunlarla ilgili bilgilerin bazıları araçlarla ve cetvellerle edinilir (örn.rüzgar hızı, yağan karın derinliği, kar sıcaklığı ve zayıf tabakaların makaslama direnci). Subjektif sınıflamalar daha çok diğerlerine uygulanır (örn.bağ oluşturma kalitesi, zayıf tabakalardaki olası kopma yayılması, kayak testi sonuçları). Çoğu faktör başlama bölgelerinde doğrudan gözlenememektedir; bunun yerine konuyla ilgili indeks bilgi veren güvenlikli, uygun yerlerde belirlenirler.


Kar yağışı, çığ oluşumunda çok önemli bir parametredir. Özellikle mevcut kar örtüsü üzerine bir defada 20-25 cm' den fazla kar yağması durumunda, bu yeni taze karın sadece kendisi bile kısa süre içinde bir çığı meydana getirebilir. Elbetteki bu yeni karın ağırlığı ile kritik dayanım noktasına gelmiş alttaki tabakaların harekete geçmesi (tetiklenmesi) de muhtemeldir. Eğer, kar yağışı tipi şeklinde sürüyor ise çığ riski daha hızlı artar. Yağmur yağışı ise, kar örtüsüne ısı kazandırmasının yanında, örtüdeki su içeriğinin artması sonucu örtünün yoğunluğunu dolayısı ile tabakanın ağırlığını arttırır. Bu durum tabakalar arasındaki gerilim dengesini bozabilecek niteliktedir. Özellikle ilkbahar aylarına girerken yağmur nedeniyle oluşan bu tip çığlar tipiktir.
Bu parametrede kar örtüsünün zeminde kalma süresini, kar tabakaları bahsinde anlattığımız bazı tabaka için oluşumlarını, gün be gün güneş ışınlarını alma miktarına bağlı olarak kontrol eder. Yani farklı yönlere bakan yamaçlarda herşey benzer gibi gözükse de kar yüzeyinin altında bir çok temel farklılıklar vardır: farklı kar yapısı, farklı bir hikaye, farklı duraylılık değeri, kısaca herşeyleri farklıdır. Yine yapılan istatistiklere göre en fazla yıkıcı etkiyi yapan ve daha sık çığ oluşumuna meydan veren yamaçlar kuzeybatı ila güneydoğu yönleri arasındaki bir yelpazede bulunur. Bu yönler güney ve batı aralığına göre daha az ışık aldığından tabakalarda ısı kaybı vardır ve bu karanlıkta kalan yerdeki tabakalarda kış süresince duraylı hale gelme süreci çok yavaş işlediğinden tipik olarak çığı çağıran türdeki kar kristalleri (düzlemsel kristaller, şeker kar) meydan gelir. Güneş alabilen yamaçlar ise kış ortasında daha duraylı olabilmelerine karşın kış sonu ve ilkbahar başlarında kısa sürede duraylılıklarını kaybederler. 







Comment