Doğalgazda yüzde 99, petrolde ise yüzde 92 dışa bağımlıyız. Gelecekte sanayiciye elektriksiz günler yaşatabilecek enerji alanındaki ciddi politika eksikliği; Türkiye’yi dış politikada da her türlü müdahaleye açık hale getirebilecek bir tehdit unsuru... GÖZDE KILIÇ YAŞIN (*)
Türkiye, 2008’in ilk ayını tamamlarken ve doğalgaz sıkıntısını yaşamayı sürdürürken; İran’dan kesintinin sebebi hakkında yapılan açıklama bakımından bir nevi “dejavu” yaşanıyor. Bu arada Boğazlar’ı ve aynı zamanda Türkiye’yi by-pass eden Burgaz-Dedeağaç hattının imzaları tamamlandı ve Ege’nin bu yakasında da Türkiye-Yunanistan arasında bir boru hattının açılış töreni düzenlendi. Yine de bu süreçte Türkmen gazının alımı konusunda hâlâ anlaşma yapılmış değil ve Samsun-Ceyhan hattının ne ile doldurulacağı meselesi de henüz açıklığa kavuşmadı. Anlaşılan enerji temininde ciddi sıkıntılar var.
Ancak aynı zamanda Türkiye, doğalgazda %99, petrolde %92 dışa bağımlı hale geldi. Halbuki Türkiye, Türk - Yunan boru hattı projesiyle “AB’nin doğalgazda dördüncü ana arteri” olacaktı. Bir taraftan en pahalı Rus gazını kullanan bir taraftan da Rusya’nın neredeyse bütün projelerinde devre dışı bırakılan Türkiye’nin, tükettiği yaklaşık 32 milyar m3’lük doğalgazın %63’ünü Rusya’dan aldığı da dikkate alınınca hesaplarda bir yanlışlık olduğu göze çarpıyor.
Doğalgaz ile elektrikürettiren politika
Üstelik pazarın %60’ını ele geçiren Rusya’nın Türkmenistan-Türkiye işbirliğinin önünü kesecek politikalara gitmesi de doğal bir sonuç oluyor. İran gazı kestiğinde sıvılaştırmış gaz (LNG) depolarıyla aralık, ocak, şubat aylarında “voleyi vurmak” için hazır bekleyen ülkelerin kapısına “fiyatta pazarlık şansı” kalmamış çaresiz tacir mantığıyla gidildiğine göre tüketilen gazın yüzde 18’inin İran’dan karşılanıyor olması da önemli.
Tüm bunlara ilaveten tedarikinde tamamen dışa bağımlı olunan doğalgaz, elektrik üretiminde kullanılıyorsa ciddi bir politika eksikliğinden bahsetmek gerekir. Ülkede kullanılan elektriğin %43.8’inin doğalgaz tüketen santrallarda üretiliyor olması, Türkiye’nin su ve kömür zengini sayıldığı diğer bilgilerle çelişik bir durum yaratıyor. Ülkeye gelen doğalgazın sadece yaklaşık %20’sinin ısınma amaçlı ancak yaklaşık %60’ının elektrik üretiminde kullanıldığı dikkate alınırsa sanayiye verilecek elektrikte de kesintilerin yaşanacağı anlaşılıyor. Üstelik elektrik üreticisi özel sektörle yapılan anlaşmada elektrik alınmadığı zaman bile alınmış gibi para ödeneceği şarta bağlanabiliyorken elektrik üretiminde kullanılacak gazın verilmemesi durumunda gaz tedarikçisi ülkenin ödemesi gereken “tazminat”ın titizlikle ele alınmamış olması düşündürücü ve aynı zamanda ağır zarara uğratıcı bir eksiklik.
Havaya bırakılan gazınparasını da ödüyoruz
Türkiye dışarıdan doğalgaz alımına, 1984’te SSCB ile yaptığı anlaşmadan sonra, 1987’de başlamışsa ve bu tarihten sonra ülke içi tüketim artırılmışsa, muhtemel problemlere karşı çözüm paketlerinin çoktan devreye sokulmuş olması icap ederdi. Anlaşmaların ülke menfaatlerine uygun bir biçimde hazırlanması ya da enerji çeşitliliği ile enerji tedarikçisinde çeşitlilik yaratılması ya da “mücbir sebep” kesintilerine mahkumiyetin azaltılmasında diğer bir oyuncunun varlığı hareket kabiliyetini kısıtlıyor olabilir. Ancak en az 15 yıldır enerji sorunları bakımından ülkenin gündemini meşgul eden yeraltı depolarının inşası meselesinde bir sonuca ulaşılamamış olması hakkında herhalde tek bir sözcüğe bile gerek yok. Depo olmayınca yurtdışından alınan doğalgaz doğrudan tüketime veriliyor; tüketilebildiği ölçüde sorun yok ancak tüketilemeyen ve kullanılmadığı için havaya bırakılan doğalgazın parası da ödeniyor.
Her nasılsa doğalgaz alım anlaşmaları “al ya da öde” şeklinde yapıldığından, “mücbir sebep” kesintilerinde tazminat alınamazken satıcı ülkenin verdiği doğalgaz kullanılamayacak olsa dahi parası ödeniyor.
Türkiye-Yunanistan Doğalgaz Boru Hattı, Türkiye için önemli bir fırsat olarak görülüyordu. Ancak bu fırsat, Türkiye’nin gaz rezervlerinin bulunması ya da gaz tedariki anlamında çok boyutlu anlaşmaları uygulamaya koyabilmesi durumunda gerçekleşecek bir iyi niyet temennisi gibi duruyor bu aşamada. Nitekim İran’dan gelen gaz kesintiye uğradığında Yunanistan’a verilecek doğalgazda da kesintiye gidilmesi gerekti. Demek ki, Azerbaycan’dan gelen doğalgaz, bugün de yaşanan kriz durumlarında ancak iç tüketimi karşılayabiliyor. Doğalgaza iç tüketimde duyulan ihtiyacın sistemli bir şekilde hızla ve aslında gerek olmadığı halde artırılmış olması bir tarafa tedarikte sıkıntıya düşülmesine rağmen uzun bir boru hattının döşenmesinin mantığının da anlatılması gerekiyor.
gözlemgazetesi

