
Profesyonel "çevrecilik"! ve çevresi, "Ekolojist" olabilir mi?Konya'da son yıllarda adeta moda halin gelen Avrupa Birliği Projeleri arasında en çok rağbet gören çevre projeleri uygulamalarını gördükçe kimin gerçek çevreci, kimin çevreden nemalaşanlardan olduğunu anlamakta güçlük çekiyoruz? Yani doğrusu kim sözde çevreci kim özde çevreci olduğunu anlayabiliyor musunuz?
Öyle ya gün geçmiyor hemen her gün basında bir çevre haberi okuyabiliyorsunuz. Daha önce adını sanını duymadığımız pek çok uzman çevre adına ahkam kesiyor. Biraz derinlemesine araştırıyorsunuz beyimiz yada hanım efendi Avrupa Birliği projesi çerçevesinde verilen çevre eğitiminde seminer vermekle görevli bir uzmanmış. Yani sözde çevreci biri. Eğitim programı bitiyor verilen çay molasında yakıyor sigarasını. Çevreciliği tam bir profesyonel anlamda yapıyor. Görev sona erdi çevrecilik bitti.
Hepimizin ortak geleceği olan çevrenin korunması ve geliştirilmesi devletimizin olduğu kadar vatandaşlarımızın da hem yasal hem de insanlık görevidir. Bu anlayış içinde sessiz sedasız çevre koruma çabaları içinde olan gerçek çevreci vatandaşlarımızı gördükçe gurur duyuyorum. Ama öbür tarafta çevreden para kazanan sözde çevrecileri gördükçe de utanıyorum. Aynı zamanda da kaygılanıyorum.
Çevre konusu öyle hassas bir konudur ki yapılacak yanlışların bedelini maalesef hiç kusuru olmayan nesiller ödeyecektir. O nedenledir ki bu sözde çevrecileri projelerinde görevlendirenlerin vebali büyüktür. Pırıl pırıl yavrulara, gençlere çevre eğitimi verirken iyilik yapalım derken neye vesile olduklarını unutmamalıdırlar.
Yıllarını hem resmi görevli hem de gönüllü olarak çevre, toprak ve erozyonla mücadeleye adamış biri olan bu satırların yazarı kamuoyunda çevreci olarak tanınır ve bilinir. Ama kendisi o sözde çevrecilerle aynı kefeye konmak istemiyor. Bu işi İbadet aşkıyla yapan özde ekolojistler de sanırım aynı görüştedirler.
Türkiye ve Dünya'da çevre konusu yükselen bir değer. Bu sorun sadece birkaç dernek veya vakıfın çabalarıyla çözümlenemeyecek kadar büyük. O nedenle iş çevre ise her kapı açılıyor. Bunu çok iyi bilen sözde çevreciler diğer pek çok konuda olduğu gibi para kokusu aldıklarından hemen birkaç proje geliştiriyorlar ve köşe başlarını tutabiliyorlar.
Evet bu ilk bakışta çok normal gibi görülüyor. İşi bu olan için, bu konu profesyonel yaklaşımla tabii ki normal. Ancak mevzubahis çevre olunca normal değil. Çünkü bu konuda atılacak her adım ve söylenecek her söz sadece lafta kalmamalı uygulamasını da görmeliyiz. Su tasarrufundan bahseden biri önce kendiside su tasarrufu yapmalı ve bu konuda örnek olmalı. Atıkların ger dönüşümünden bahseden bir kişi önce kendisi geri kazanım malzemelerini biriktirmelidir. Yeşilin öneminden bahseden biri önce kendisi fidan dikmeli.
Bizi üzen bu tür konularda sözde çevrecilere devletin yetkili makamlarının destek vermesi, Belediyelerin ve mahalli idarelerin bu insanlara kucak açmasıdır. Nitekim özellikle çevre eğitim projelerinde görev alan sözde çevrecilerin eğitim verdikleri okullardan kulağımıza gelen şikayetler bu işi yıllardır gönüllü olarak yürüten bizleri üzüyor.
Son günlerin deyimi olan sözde değil özde konusunda çevrecilikte de sözde değil özde çevrecilerin sesine kulak verin. Sözde çevrecilere ise kızmayın onlar vazifesini yapıyorlar. Çünkü geçimini buradan sağlıyorlar. Bir şikayetiniz varsa onlara bu görevi veren ilgili ve yetki makamlara bildirin.
Sonuç olarak ülkemizin en önemli sorunlarından olan çevre sorunlarının çözümüne yönelik her yaşta ve her kesimde insanımız sözde değil özde çevreci olmalı ve yaşantısını buna göre düzenlemelidir. Yani söyledikleri ile yaşadıkları uyumlu olan özde çevreci olmak
Kolay bir iş değil.. Hz. Mevlana'nın söylediği gibi "Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol." Kalın sağlıcakla.
Bu köşe yazısının kaynağı-Internet Adresi:
Namık Ceyhan / Çevre Atmosferi
http://www.mansetgazetesi.com/haber.asp?id=4468
Partimi Temsil ettiğim Edremit İlçesinde madencilik ve çevre
hassasiyetleri konusunda son derece iki yüzlü çifte standartçı
politikalar izleyen CHP ve sözde çevreci örgüt GÜMÇED konusunda son
uygulamalarımı dava arkadaşlarımın bilmesini istiyorum.
Edremit GÜMÇED Bşk.M.Akif Öznal ve ona hamilik eden başta Zeytinli,
Altınoluk, Güre, Ayvalık, Burhaniye ve Akçay belediyeleri ve Belediye
Başkanları edremit körfezinde madencilik olayında son derece çifte
standartçı politikalar izlemektedirler.
Tüm bunları Bergama Ovacık Maden İşletmelerini ziyaretimden sonra
kamuoyuna sundum. Ancak bölgemde faaliyette bulunan yerel gazeteler
bir şekilde yerel yönetimlerin baskılarıaltında oldukları için ve de
bir yerel gazete sahibinin inşaatlarının projelerini hazırlayan
mimarın GÜMÇED Bşk olması nedeniyle yerel basın konuyu
yansıtamamıştır. Bende Sındırgı ilçesinde SINDIRGI HABER GAZETESİ'nde,
ulusal alanda BUGÜN GAZETESİ'nde konuyu işletebildim.
Zeytinli belediyesinin Kazdağı eteklerinde kum çakıl ocağı işletmesine
ses çıkaramayan çevre örgütü başkanı madenciliğe karşı inanılmaz
performans göstermekten hiçmi hiç çekinmemektedir. Hatta alenen NEREDE
MADENCİLİK VAR İSE BİZ ONA ENGELOLACAĞIZ diyebilmektedir.
Ülkesinin gelişmesini istemeyen fitne düşünce bununla da yetinmeyip
kamuoyunu yanlış yönlendirmekten de korkmamaktadır. Geçenlerde midilli
adasında bir araya gelen lesbos valisi, midilli belediye bşk ile
birlikte ayvalık, burhaniye ve dikili belediye bşk ları madencilik
konusunun engellenmesi için yunanlılarla işbirliğine gitmemiz lazım
demekten bile çekinmemişlerdir.
İda-Madra platformu tarafından yapılan açıklamada ida-madra arasında
altın madeni faaliyetleri devam ederse midilli sakinlerinin suyunun
zehirleneceğini bu yüzden altın madeni çalışmalarının derhal
durdurulması gerektiğini söyleyebilen bu fitne düşünceye basına çıkan
açıklamamda YUNANLININ SUYUNU BIRAK EDREMİTE BAK dedimdiye beni yunan
düşmanı bile etmiştir.
Şimdi değerli arkadaşlarımın bilgilerine sunacağım gerçekleri yakın
zamanda yüce mahkemeyede sunacağımı tüm davadaşlarımın bilmesini
istiyorum.
Sözde çevreci lakin aslında çevre düşmanı bu başkanın neden bu yolda
mücadele ettiğini belirterek başlamak istiyorum. Ülkemiz her yıl
Almanyadan her sene 6,5 Milyar dolar altın ithal etmektedir. Şayet
madenlerimizi kendimiz çıkarırsak bunu bize satamayacaktır. Bu yüzden
başta Alman Adenour vakfı olmak üzere birçok STK bugün bu çevreci
hareketleri desteklemektedir. Daha düne kadar bergamadan
hatırlayacağınız pijamaları ile sokakları arşınlayan Asteriks lakaplı
Oktay Konyar DTP toplantısında terör başının annesi ile birlikteydi ve
istanbulda düzenlenen PKK gösterilerinde ön saflarda yer almaktaydı.
Tüm bu bileşkelerin ve çıkar kardeşliklerinin amaçlarını artık
sorgulamamız gerekmektedir.
Bu çevre düşmanı başkan ile ilgili 8 resimden oluşan yazılı basın
açıklamam oldu. Bu 8 resmin 4 ü doğru 4 ü bubi tuzağıydı. ve ne
mutluki amacıma ulaştım.
Çünkü ben zeytinli belediyesi kazdağında ağaç kesiyor desem
yazılmayacaktı, ancak kendisi üzerine ithamda bulununca kendisini
savunmak adına bu fitne düşünce, çifte standartçı anlayış şahsımı
hedef gösteren ve tetikçilik ile itham ettiği basın açıklamasında
kendi ağzıyla zeytinli belediyesinin marifetlerini ağzından
kaçırmıştır.
Ağaç kesen CHP li belediye başkanı oldumu sessizlik moıduna hapsolan
bu çevre düşmanı sözde çevreci başkan, dahada ilginç bir şey yapmakta,
çizmiş olduğu projelerde ağaç kesmekten hiç mi hiç çekinmemiştir.
Çevrecilik ile hiç mi hiç ilgisi olmayan bu örgütlerin ve sözde
başkanlarına asla prim vermeyiniz. Çünkü bunlar aslında YUNAN
İŞBİRLİKÇİLERİDİR, BEBEK KATİLLERİNİN DOSTLARIDIR. ALMAN ÇIKARLARININ
BEKÇİLERİDİR. Bu konuda şahsımın mahkemeye verilmesi benim için
onurdur.
Önümüzdeki hafta içinde kanaltürk ve ihlas haber ajansına verdiğim
yazılı ve görüntülü basın açıklamamı izlediğiniz anda burada ülkemin
çıkarları için nasılbir mücadele verdiğimi izleyeceksiniz.
Eeee ne demişler..."Ekoloji, "çevrecilik"! üzerine sürülen bir krema değildir.Ekoloji , ekolojidir.
Ekolojıyi bir "felsefe" olark gören ve algılayan bilimum sayıdaki ukala ve komik çevreci! erbaba selamlarımı iletirim.
Saygılarımla
Levent Mercan


Comment