KAYNAKLARIMIZ
Çevremizde var olan toprak, hava, su, bitkiler, petrol, güneş, rüzgar, kömür, doğalgaz ve madenler gibi varlıklar doğal kaynaklarımızı oluşturmaktadır. Bu kaynakların hava, su, toprak doğal olarak kullanıldıkları halde petrol, yer altı suları gibi kaynaklar doğrudan kullanılmazlar.
Dünyamızda var olan kaynakalrı iki gruptatoplayabiliriz.
1. Yenilenebilir (daimi)Doğal Kaynaklar:
a- güneş enerjisi b- rüzgarlar, gel-git olayı, akan sular c- bitki ve hayvanlar
d- temiz su e-temiz hava
2.Yenilemez Doğal Kaynaklar:
a- petrol b- metalik mineraller, altın c-metalik olmayan mineraller, civa d- toprak
1.Toprak Kaynakları: Toprak tüm canlıların yaşamlarını devam ettirmek için bağımlı oldukları bir kaynaktır. Bitki köklerinin ve toprak içi hayvanlarının yaşadıkları doğal bir ortamdır. Toprak içinde bitkilerin gelişmesi için gerekli olan organik ve inorganik maddeleri barındırır. Ayrıca su ve hava içerir. Toprak içinde taşıdığı bu maddelerle canlıların hayat kaynağı olma özelliği taşır.
Toprak içindeki mikroorganizmalar , topraktaki canlı yaşamı içi bir denge oluşturur. Topraktaki bu organizmaları , bitki kökleri, mantarlar,alg, aktinomistler ve bakteriler olmak üzere beş gruba ayırabiliriz. Bitki kökleri canlıyken topraktaki çözünebilen inorganik besinleri alırlar. Ayrıca besin maddelerinin yararlı hale gelmesinde rol alırlar . mantarlar toprağın yapı maddelerinin değişmesinde büyük rol oynarlar. Mantarların topraktaki en büyük rolleri yakın zamanda anlaşılmıştır.
Bakteriler toprak içinde bulunan canlılardır. Çevrelerindeki organik besin kaynaklarını enzimleriyle parçalayarak basit organik bileşiklere çevirirler. Daha sonra emilim(absorbsiyon) yoluyla bünyelerine alırlar.
Toprak bunlardan başka bünyesinde önemli kaynaklar olan petrol ve kömür barındırır.toprak içine atılan her türlü yabancı maddeyi, absorbe(yok etme) gücüne sahiptir. Ancak son yıllarda toprağa aşırı derecede yükleme yapılmış , toprağın bu maddeleri yok etme gücü ve zamanı kalmamıştır. Bu nedenle yaşam için büyük önem taşıyan kaynak hızla kirlenmiş ve yok olmaya yüz tutmuştur. Bu durum dünyadaki tüm topraklar için aynıdır Ayrıca nüfusun hızlı artışı , konut ihtiyacı, kullanılabilir toprak alanlarının azalmasına neden olmuştur. Bitki örtüsünü tahribi erozyonu körüklemiştir.
Toprağı korumak, erozyonu önlemek için, ağaç dikimine hız vermek, toprağa atılan atık miktarını azaltmamız gerekmektedir.
Su Kaynakları: Su doğal ortamda döngülerle kendi kendini yenileyebilen önemli bir kaynaktır. Yeryüzünün %71 i sularla kaplıdır. Ancak bu suların kullanılabilir miktarı sınırlıdır. Fiziksel çevre konusunda da ele aldığımız su kaynakları ve kaynakların kirliliğinin önlenmesi konusu ülkemizde ve dünyada bir problem teşkil etmektedir.
Üç tarafı denizlerle kaplı çok sayıda akarsuya sahip olan yurdumuz kullanabilir su kaynakları bakımından fazla zengin sayılmaz. Buna yurdumuzun her bölgesinin yağış almaması ,akarsu debilerinin düzensiz oluşu ve bazı akarsuların yaz aylarında tamamen kuruması neden olmaktadır.
Besin Kaynakları: Besin kaynaklarının birinci halkasını yeşil bitkiler oluşturmaktadır. İkinci halkasını bitkilerle beslenen otoburlar, üçüncü halkasını ise etoburlar meydana getirmektedir. İnsanlar hem bitkilerle hem hayvanlarla beslenen gruba girer.
Günümüzde dünyada kişi başına ürettiği besin, insanlık tarihinde daha önce rastlanmadığı kadar çoktur. 1985 de kişi başına yaklaşık 500 kg tahıl ve kök bitki üretilmiştir. Buna rağmen 730 milyon insan yeteri kadar beslenememiştir. Bu konuda Afrika kıtasında yüzyılın insanlık dramı yaşanmıştır. Binlerce insan açlıktan hayatını kaybetmiştir. Besin kaynaklarının korunması ve dengeli kullanılması gerekmektedir. Besinlerin dağılımının düzenli hale getirilmesi uygun besin işleme ve saklama tekniklerinin kullanılmasını gerektirmektedir.
Türkiye ormanları haritası
Ormanlarımız: Ormanlar çok sayıda bitki ve hayvan populasyonunu bünyesinde barındıran bir ekosistemdir. Çevresine sayısız yararı lan ormanların en önemli işlevi erozyonu önlemektir. Ağaçlar kökleriyle sıkı sıkı toprağı tutmakta yapraklar ve dallar , yağmur damlalarının hızını keserek toprağın kaymasına engel olmaktadır. Toprağın emme fırsatı bulduğu yağmur suları, yer altı sularına karışmaktadır. Geri kalan su buharlaşarak yağmura dönüşmektedir. Ormanlar, havada canlılar için tehlike oluşturan karbon dioksit gazını emerek yerine oksijen üretir. Birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Erozyonu önleyen, yağış getiren ve kereste üretimi sağlayan , ormanlar uygun koşullarda kendi kendini yenileyebilen kaynaklardır. Ancak zamanında insanoğlunun olumsuz etkileri sonucu ormanlar azalmış ve yerlerini otsu bitkilere bırakmıştır.
Tarımsal toprakların verimini sürdürmek ve artırmak için ormanların varlığı çok önemlidir. Bununla birlikte tarımsal gelişme ,artan dünya kereste ticareti, yakacak odun talebi , orman örtüsünün büyük bölümünü yok etmiştir.
Yurdumuzda orman alanı 20.2 milyon hektarı bulunmaktadır.bu alan yurdumuz alanının %26 sını oluşturmaktadır. Ormanlarımız daha çok sahil şeridi olan bölgelerimizde görülmektedir. Oysa ormanlık alanlarımızın çoğaltılması için milletçe ağaç dikimine ve bunları korumaya özen göstermeliyiz.
Diğer Kaynaklarımız: Bir yerin doğal dengesini korumada sulak alanlar, çayır ve meralarında önemli katkıları vardır. Çünkü buralarda yüzlerce bitki ve hayvan yaşamlarını sürdürmektedir. Bu canlıların denge içinde yaşayabilmeleri için sulak alanların, çayır ve meraların korunması gerekmektedir.
Enerji Kaynaklarımız: gelişmenin sağlıklı olarak sürdürebilmesi için gerekli olan enerji kaynakları özellikle sanayi, ulaşım ve konutlarda kullanılmaktadır. Bu kaynaklar yaşantımıza vazgeçilmez yararları yanında üretim, çevrim, taşınım ve tüketim esnasında kayba uğrar ve çevre kirlenmesine yol açar. Her geçen gün artan enerji ihtiyacının, çevre açısından sağlam ve güvenli kaynaklardan sağlanması, ekolojik denge yönünden büyük önem taşımaktadır. Bugün ihtiyacı karşılayabilecek böyle bir enerji kaynağı yoktur bu nedenle dünyanın her yerinde enerjiye bağlı çevre sorunları yaşanmaktadır.
Yurdumuzun enerji kaynağı ihtiyacının %44’ü kömürden, %18’i petrolden, %29’u odun,tezek,bitki atıklarından, %8’ini ise su kaynaklarından,jeotermal ve diğer kaynaklardan elde etmekteyiz. İhtiyacımız olan petrol ve doğalgazın %80 kadarını ithal etmekteyiz.
Fosil Yakıtlar: Fosil yakıtlar, jeolojik olaylar sonucu toprak altında kalan bitki ve hayvan kalıntılarıdır. Bu kalıntıların en önemlileri kömür ve petroldür. Doğuda sınırlı rezervlere sahip fosil yakıtlar yenilenemeyen kaynaklardır. En çok tüketilen kaynak olan petrol rezervlerinin 40-50 yıl sonra tükeneceği tahmin edilmektedir. Bunun yanı sıra doğalgaz rezervlerinin 100 yıl, kömürün ise 300 yıl kadar ihtiyaçları karşılayabileceği tahmin edilmektedir. Fosil yakıtlar içinde çevreyi en çok kirleten kömürdür.
Fosil yakıtların kullanımı ile atmosferde dünyanın ısınması, iklim değişikliği, asit yağmurları, kentsel ve endüstriyel hava kirliliği meydan gelmektedir. Canlılar için son derece zararlı olan bu kirliliğin etkileri kış aylarında artmaktadır. Bu durum göz önüne alınarak fosil yakıtların tüketimi mümkün olduğu kadar azaltılmalıdır.
Nükleer Enerji: Nükleer enerji üretimi pahalı ve zordur. Önceleri atom bombası yapımında kullanılan bu kaynak 2. Dünya Savaşından sonra enerji için kullanılmaya başlanmıştır. Bugün dünyanın bir çok ülkesinde yaygın olarak kullanılmaktadır.
Nükleer enerji fosil yakıtlara göre daha elverişli, tükenmeyen, kaza olmadığı taktirde çevreyi daha az kirleten bir enerji çeşididir. Ancak bugün bir çok ülkenin binlerce ton nükleer atığı çözümsüz beklemektedir. Bunların bazıları atıklarını okyanuslara boşaltırken bazıları da geri kalmış ülke topraklarına atmaktadır.
Nükleer reaktörlerde meydana gelen sızıntılar ve patlamalar çevreye son derece zararlı etkiler yapmaktadır. 1986 yılında meydana gelen Çernobil faciası, sadece bulunduğu çevreyi değil tüm Avrupa ülkelerini etkilemiştir. Kaza sonucu atmosferde tehlikeli boyutlarda radyoaktif madde salınımı olmuş, yurdumuzda bu kirlenmeden nasibini almıştır.
Güneş Enerjisi ve Diğer Enerji Kaynakları (jeotermal, rüzgar, dalga, biyokütle)
Dünyada en fazla bulunan ve çevreye en zararsız olduğu halde kullanım alanı en az olan enerji türü güneş enerjisidir. Güneş enerjisinin henüz depo edilme olanağı yapılan tüm çabalara rağmen bulunamamıştır. Bu konuda gelişmiş ülkelerde birçok denemeler yapılmış ancak sonuçsuz kalmıştır. Güneş enerjisi çevreye zarar vermeme ve en ucuz kaynak olma özelliğini kaybetmemiştir.
Jeotermal enerji ise yer altındaki kayaların arasına sıkışıp basınç altında aşırı derecede ısınmış suların oluşturduğu yeni ve yenilenebilir bir enerji kaynağı türüdür.
Çevremizde var olan toprak, hava, su, bitkiler, petrol, güneş, rüzgar, kömür, doğalgaz ve madenler gibi varlıklar doğal kaynaklarımızı oluşturmaktadır. Bu kaynakların hava, su, toprak doğal olarak kullanıldıkları halde petrol, yer altı suları gibi kaynaklar doğrudan kullanılmazlar.
Dünyamızda var olan kaynakalrı iki gruptatoplayabiliriz.
1. Yenilenebilir (daimi)Doğal Kaynaklar:
a- güneş enerjisi b- rüzgarlar, gel-git olayı, akan sular c- bitki ve hayvanlar
d- temiz su e-temiz hava
2.Yenilemez Doğal Kaynaklar:
a- petrol b- metalik mineraller, altın c-metalik olmayan mineraller, civa d- toprak
1.Toprak Kaynakları: Toprak tüm canlıların yaşamlarını devam ettirmek için bağımlı oldukları bir kaynaktır. Bitki köklerinin ve toprak içi hayvanlarının yaşadıkları doğal bir ortamdır. Toprak içinde bitkilerin gelişmesi için gerekli olan organik ve inorganik maddeleri barındırır. Ayrıca su ve hava içerir. Toprak içinde taşıdığı bu maddelerle canlıların hayat kaynağı olma özelliği taşır.
Toprak içindeki mikroorganizmalar , topraktaki canlı yaşamı içi bir denge oluşturur. Topraktaki bu organizmaları , bitki kökleri, mantarlar,alg, aktinomistler ve bakteriler olmak üzere beş gruba ayırabiliriz. Bitki kökleri canlıyken topraktaki çözünebilen inorganik besinleri alırlar. Ayrıca besin maddelerinin yararlı hale gelmesinde rol alırlar . mantarlar toprağın yapı maddelerinin değişmesinde büyük rol oynarlar. Mantarların topraktaki en büyük rolleri yakın zamanda anlaşılmıştır.
Bakteriler toprak içinde bulunan canlılardır. Çevrelerindeki organik besin kaynaklarını enzimleriyle parçalayarak basit organik bileşiklere çevirirler. Daha sonra emilim(absorbsiyon) yoluyla bünyelerine alırlar.
Toprak bunlardan başka bünyesinde önemli kaynaklar olan petrol ve kömür barındırır.toprak içine atılan her türlü yabancı maddeyi, absorbe(yok etme) gücüne sahiptir. Ancak son yıllarda toprağa aşırı derecede yükleme yapılmış , toprağın bu maddeleri yok etme gücü ve zamanı kalmamıştır. Bu nedenle yaşam için büyük önem taşıyan kaynak hızla kirlenmiş ve yok olmaya yüz tutmuştur. Bu durum dünyadaki tüm topraklar için aynıdır Ayrıca nüfusun hızlı artışı , konut ihtiyacı, kullanılabilir toprak alanlarının azalmasına neden olmuştur. Bitki örtüsünü tahribi erozyonu körüklemiştir.
Toprağı korumak, erozyonu önlemek için, ağaç dikimine hız vermek, toprağa atılan atık miktarını azaltmamız gerekmektedir.
Su Kaynakları: Su doğal ortamda döngülerle kendi kendini yenileyebilen önemli bir kaynaktır. Yeryüzünün %71 i sularla kaplıdır. Ancak bu suların kullanılabilir miktarı sınırlıdır. Fiziksel çevre konusunda da ele aldığımız su kaynakları ve kaynakların kirliliğinin önlenmesi konusu ülkemizde ve dünyada bir problem teşkil etmektedir.
Üç tarafı denizlerle kaplı çok sayıda akarsuya sahip olan yurdumuz kullanabilir su kaynakları bakımından fazla zengin sayılmaz. Buna yurdumuzun her bölgesinin yağış almaması ,akarsu debilerinin düzensiz oluşu ve bazı akarsuların yaz aylarında tamamen kuruması neden olmaktadır.
Besin Kaynakları: Besin kaynaklarının birinci halkasını yeşil bitkiler oluşturmaktadır. İkinci halkasını bitkilerle beslenen otoburlar, üçüncü halkasını ise etoburlar meydana getirmektedir. İnsanlar hem bitkilerle hem hayvanlarla beslenen gruba girer.
Günümüzde dünyada kişi başına ürettiği besin, insanlık tarihinde daha önce rastlanmadığı kadar çoktur. 1985 de kişi başına yaklaşık 500 kg tahıl ve kök bitki üretilmiştir. Buna rağmen 730 milyon insan yeteri kadar beslenememiştir. Bu konuda Afrika kıtasında yüzyılın insanlık dramı yaşanmıştır. Binlerce insan açlıktan hayatını kaybetmiştir. Besin kaynaklarının korunması ve dengeli kullanılması gerekmektedir. Besinlerin dağılımının düzenli hale getirilmesi uygun besin işleme ve saklama tekniklerinin kullanılmasını gerektirmektedir.
Türkiye ormanları haritası
Ormanlarımız: Ormanlar çok sayıda bitki ve hayvan populasyonunu bünyesinde barındıran bir ekosistemdir. Çevresine sayısız yararı lan ormanların en önemli işlevi erozyonu önlemektir. Ağaçlar kökleriyle sıkı sıkı toprağı tutmakta yapraklar ve dallar , yağmur damlalarının hızını keserek toprağın kaymasına engel olmaktadır. Toprağın emme fırsatı bulduğu yağmur suları, yer altı sularına karışmaktadır. Geri kalan su buharlaşarak yağmura dönüşmektedir. Ormanlar, havada canlılar için tehlike oluşturan karbon dioksit gazını emerek yerine oksijen üretir. Birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Erozyonu önleyen, yağış getiren ve kereste üretimi sağlayan , ormanlar uygun koşullarda kendi kendini yenileyebilen kaynaklardır. Ancak zamanında insanoğlunun olumsuz etkileri sonucu ormanlar azalmış ve yerlerini otsu bitkilere bırakmıştır.
Tarımsal toprakların verimini sürdürmek ve artırmak için ormanların varlığı çok önemlidir. Bununla birlikte tarımsal gelişme ,artan dünya kereste ticareti, yakacak odun talebi , orman örtüsünün büyük bölümünü yok etmiştir.
Yurdumuzda orman alanı 20.2 milyon hektarı bulunmaktadır.bu alan yurdumuz alanının %26 sını oluşturmaktadır. Ormanlarımız daha çok sahil şeridi olan bölgelerimizde görülmektedir. Oysa ormanlık alanlarımızın çoğaltılması için milletçe ağaç dikimine ve bunları korumaya özen göstermeliyiz.
Diğer Kaynaklarımız: Bir yerin doğal dengesini korumada sulak alanlar, çayır ve meralarında önemli katkıları vardır. Çünkü buralarda yüzlerce bitki ve hayvan yaşamlarını sürdürmektedir. Bu canlıların denge içinde yaşayabilmeleri için sulak alanların, çayır ve meraların korunması gerekmektedir.
Enerji Kaynaklarımız: gelişmenin sağlıklı olarak sürdürebilmesi için gerekli olan enerji kaynakları özellikle sanayi, ulaşım ve konutlarda kullanılmaktadır. Bu kaynaklar yaşantımıza vazgeçilmez yararları yanında üretim, çevrim, taşınım ve tüketim esnasında kayba uğrar ve çevre kirlenmesine yol açar. Her geçen gün artan enerji ihtiyacının, çevre açısından sağlam ve güvenli kaynaklardan sağlanması, ekolojik denge yönünden büyük önem taşımaktadır. Bugün ihtiyacı karşılayabilecek böyle bir enerji kaynağı yoktur bu nedenle dünyanın her yerinde enerjiye bağlı çevre sorunları yaşanmaktadır.
Yurdumuzun enerji kaynağı ihtiyacının %44’ü kömürden, %18’i petrolden, %29’u odun,tezek,bitki atıklarından, %8’ini ise su kaynaklarından,jeotermal ve diğer kaynaklardan elde etmekteyiz. İhtiyacımız olan petrol ve doğalgazın %80 kadarını ithal etmekteyiz.
Fosil Yakıtlar: Fosil yakıtlar, jeolojik olaylar sonucu toprak altında kalan bitki ve hayvan kalıntılarıdır. Bu kalıntıların en önemlileri kömür ve petroldür. Doğuda sınırlı rezervlere sahip fosil yakıtlar yenilenemeyen kaynaklardır. En çok tüketilen kaynak olan petrol rezervlerinin 40-50 yıl sonra tükeneceği tahmin edilmektedir. Bunun yanı sıra doğalgaz rezervlerinin 100 yıl, kömürün ise 300 yıl kadar ihtiyaçları karşılayabileceği tahmin edilmektedir. Fosil yakıtlar içinde çevreyi en çok kirleten kömürdür.
Fosil yakıtların kullanımı ile atmosferde dünyanın ısınması, iklim değişikliği, asit yağmurları, kentsel ve endüstriyel hava kirliliği meydan gelmektedir. Canlılar için son derece zararlı olan bu kirliliğin etkileri kış aylarında artmaktadır. Bu durum göz önüne alınarak fosil yakıtların tüketimi mümkün olduğu kadar azaltılmalıdır.
Nükleer Enerji: Nükleer enerji üretimi pahalı ve zordur. Önceleri atom bombası yapımında kullanılan bu kaynak 2. Dünya Savaşından sonra enerji için kullanılmaya başlanmıştır. Bugün dünyanın bir çok ülkesinde yaygın olarak kullanılmaktadır.
Nükleer enerji fosil yakıtlara göre daha elverişli, tükenmeyen, kaza olmadığı taktirde çevreyi daha az kirleten bir enerji çeşididir. Ancak bugün bir çok ülkenin binlerce ton nükleer atığı çözümsüz beklemektedir. Bunların bazıları atıklarını okyanuslara boşaltırken bazıları da geri kalmış ülke topraklarına atmaktadır.
Nükleer reaktörlerde meydana gelen sızıntılar ve patlamalar çevreye son derece zararlı etkiler yapmaktadır. 1986 yılında meydana gelen Çernobil faciası, sadece bulunduğu çevreyi değil tüm Avrupa ülkelerini etkilemiştir. Kaza sonucu atmosferde tehlikeli boyutlarda radyoaktif madde salınımı olmuş, yurdumuzda bu kirlenmeden nasibini almıştır.
Güneş Enerjisi ve Diğer Enerji Kaynakları (jeotermal, rüzgar, dalga, biyokütle)
Dünyada en fazla bulunan ve çevreye en zararsız olduğu halde kullanım alanı en az olan enerji türü güneş enerjisidir. Güneş enerjisinin henüz depo edilme olanağı yapılan tüm çabalara rağmen bulunamamıştır. Bu konuda gelişmiş ülkelerde birçok denemeler yapılmış ancak sonuçsuz kalmıştır. Güneş enerjisi çevreye zarar vermeme ve en ucuz kaynak olma özelliğini kaybetmemiştir.
Jeotermal enerji ise yer altındaki kayaların arasına sıkışıp basınç altında aşırı derecede ısınmış suların oluşturduğu yeni ve yenilenebilir bir enerji kaynağı türüdür.

