Sivrisineklerin biyolojileri ve sivrisinek mücadelesi
Biyolojileri
İnsan ve hayvanlardan kan emmeleri, hızla üremeleri ve çok sayıda öldürücü hastalık etkenini taşımaları sebebiyle sağlık ve ekonomik yönden en önemli vektör, dünyada 2700 civarında türü bilinen sivrisineklerdir. Türkiye’de en önemli cinsleri Anopheles, Culex, Aedes olmak üzere yaklaşık 60 sivrisinek türünün varlığı tespit edilmiştir. Yaşamlarında dört evre vardır. Bunlar : Yumurta, Larva, Pupa ve Ergin dönemleridir. Genellikle yumurtalarını su birikintilerine bırakırlar. Yumurtalar ve yumurtaların bırakılma şekilleri türlere göre farklılık göstermektedir. Anopheles yumurtaları iki ucu yukarıya doğru kıvrık , kayık tarzında ve tek tek suya bırakılırlar. Yumurtalar bazen su üzerinde dantel şeklinde küme yaparlar. Aedes türünün yumurtaları koyu renklidirler ve suda yüzemezler.Daha çok yağmur veya kar sularının toplanabileceği nemli veya kuru zeminlere tek tek bırakırlar. Aedeslerde yumurtada larva gelişimi susuz zamanlarda da sürer. Ancak yumurtadan larva çıkışı su ile temas halinde olabilmektedir. Culex türü ise yumurtaları paket halinde bırakırlar. Larvalar yumurta paketlerinin suyla temas ettiği yerden su içine çıkarlar. Ortalama 2-3 gün içerisinde açılan yumurtalardan çıkan larvalar üç kez deri değiştirerek sıcaklığa bağlı olarak yaklaşık 10 gün ila 6 ay arasında pupa dönemine girerler. Larvaların vücutları saydam bir kitinsel örtü (kutikula) ile kaplıdır. 4-5 gün süren pupa döneminin ardından başkalaşım (metamorfoz) tamamlanır ve ergin sivrisinek 5-6 dakika içinde ortaya çıkar. Halk sağlığı açısından önem taşıyan Anopheles cinsi dişileri bir seferde 400’e kadar yumurta bırakabilirler. Dişi sivrisinek 1-2 aylık ömrü süresince bir ila dört döl verebilir.
Yumurta ve larvaların gelişmesi için 10-15 0C’lik sıcaklıklar yeterli olmaktadır. Bu, larva mücadelesinin ılık geçen kış aylarında dahi devam etmesi yönünden önem taşır. Yumurta, larva ve pupa evreleri sucul ortamlarda, ergin evresi ise karada geçer. Anopheles larvaları genellikle temiz, oksijeni bol, sığ ve tuzsuz sucul alanlarda, Culex larvaları ise sayılan alanların yanı sıra az tuzlu, çamurlu ve kirli sularda da gelişebilmektedir. Sivrisineklerin dişileri yalnızca durgun yada çok yavaş akıntılı sularda yumurtlarlar.
Her çeşit göl, sazlık ve bataklık alanlar, doğal çukurlar, ağaç kovukları, kar ve yağmur suları, yavaş akan akarsuların kıyısında oluşan su bitkileri ve yosunlarla sarılmış durgun su odakları, havuzlar, sulama kanalları, çeltik tarlaları, içinde su birikebilecek her türlü kap ve malzeme, inşaat alanları ve bina temellerinde oluşan birikintiler, fosseptikler sivrisineklerin üremeleri için uygun ortamlardır.
Gündüzleri üreme yerleri çevresinde dinlenen sivrisinekler güneş batımı ile birlikte çiftleşmek veya beslenmek için uçmaya başlarlar. Sivrisinekler zayıf uçucudurlar. Genellikle kendi güçleriyle üredikleri yerlerden 500-1000 m’den fazla uçmayı tercih etmezler.
Zararları
Sivrisinekler sıtma, filariazis, deng, sarı humma ve ensefalomyelitis gibi viral veya parazitik hastalıkları insanlara bulaştırarak salgınlara yol açarlar. Yukarıda sayılan sivrisineklerden Anopheles sacharovi türü, sıtma paraziti olan Plasmodium vivax'ı taşıdığından ülkemiz için mücadelesi özel bir önem taşır. Dişileri insanlardan ve çiftlik hayvanlarından kan emdikleri için ayrıca rahatsız edici olmaları yönünden de önemlidir.
Entegre Sivrisinek Mücadelesi
Entegre mücadelede amaç mümkün olduğunca çeşitli, farklı biyolojik dönemlere etkili ve çevreye zararı en az yöntemlerin kullanılmasıdır.
Sivrisinek mücadelesinin belkemiğini larva mücadelesi oluşturur. Üreme alanlarının azaltılması ve ilaçlamasını hedefleyen bu mücadelede mevcut populasyonu önemli oranda azaltma imkanı vardır. Ergin uçkun mücadelesi larva mücadelesini destekleyici olarak kullanılır. Özellikle bulaşıcı hastalık tehdidi söz konusu ise daha sık aralıklarla yapılmalıdır.
Haritalama: Bölgedeki yerleşim birimleri ve çevresinde sivrisinek türlerinin saptanması, üreme, dinlenme ve kışlama alanlarının tespiti.
Fiziksel kontrol yöntemleri: Yumurtaların bırakıldığı su birikintilerinin kontrol altında tutulması( kurutulması, açıkta su birikmesine uygun materyal bırakılmaması).
Direnç testleri: Yörede kullanılan insektisitlerin etkinliğinin belli aralıklarla ölçülmesi.
Kimyasal ve biyolojik kontrol yöntemleri: Kış, İlkbahar ve Yaz mevsimleri olmak üzere üç ana bölümde yapılmalıdır.
Kış Kontrol Çalışmaları
Genel olarak Kasım- Mart ayları arasında yürütülür. Sivrisinekler türe ve iklime bağlı olarak ergin veya larva şeklinde bina bodrumları, kuyu ve fosseptiklerde, bitmemiş inşaatlarda ve terkedilmiş binalarda, ahırlarda kışı geçirebilirler. Haritası çıkarılmış kışlaklara 15-30 gün aralıklarla yapılacak ergin ve larva mücadelesi yaz aylarında karşılaşılacak populasyonun büyük ölçüde çökmesine neden olur.
İlkbahar Kontrol Çalışmaları
Mart - Mayıs arasında yürütülür. Havanın ısınmasıyla kışlaktan çıkan erginler çiftleşmek ve yumurta bırakmak amacıyla su kenarlarına, çalılıklara ve ağaçlık bölgelere uçarlar. Bu periyotta amaç dinlenme ve üreme yerlerindeki erginlerin yok edilmesidir. Uygun olan yerlerde larva mücadelesi de yapılmalıdır.
Yaz Kontrol Çalışmaları
Yaz ayları boyunca larva mücadelesine ara vermeksizin devam edilmelidir. Mahalle aralarında yapılan ergin mücadelesi sadece yoğun bir istila sözkonusu ise düşünülmelidir. Aksi halde maliyeti ve populasyonun büyüklüğü gözönüne alındığında uçkun sivrisinek üzerindeki kontrol gücü oldukça yetersizdir. İyi bir kış ve ilkbahar mücadelesi yapılmışsa yaz aylarında ergin mücadelesine nadiren gerek duyulur.
Ergin mücadelesinde ULV veya termal sisleme yöntemleri kullanılmalı, larvasitler pulverizatörlerle veya serpme şeklinde üreme alanlarına atılmalıdır. Larvasit uygulamalarında operatörün elini üreme yeri üzerinde bir kez gezdirmesi yeterlidir.
Alan ilaçlaması
Uçkun populasyonu arttığında ve özellikle salgın bir hastalık tehlikesi söz konusu ise en etkili yöntem açık alanlarda insektisitlerin su ile seyreltildiği ULV yöntemi ile ilaçlamadır. Uçkun mücadelesinde sıcak sisleme yöntemi de kullanılabilir. Ancak seyreltici olarak kullanılan mazotun çevreye olan etkisi değerlendirilmelidir. Püskürtme oranları ULV uygulamaları için genellikle 0.5-2.0 L / ha ve sıcak sisleme uygulamaları için 10-50 L / ha arasında ayarlanmalıdır. Şehir içinde araç üstü cihazlarla yapılacak uygulamalarda araçlar saatte 8-16 km hızda kullanılmalıdır. Açık alan uygulamaları sivrisineklerin genellikle aktif olduğu gün batımı saatlerinde ve rüzgar hızı saatte 10 km’nin altında iken yapılmalıdır. Uygulamalara uçkun populasyonu belirgin bir şekilde azalana kadar haftada iki kez devam edilmelidir. Yaz aylarında hacimsel ergin mücadelesine ek olarak rezidüel ilaçlamaya da mutlaka devam edilmelidir.
Kapalı alan rezidüel ilaçlama
Sivrisinek yoğunluğunun veya sıtma riskinin arttığı hallerde birkaç ay kalıcılığı olan insektisitlerin ev yada hayvan barınaklarında iç duvar ve tavanlara el pulverizatörleri ile püskürtülmesi ergin populasyonunu azaltması bakımından yararlıdır. Sıtma bulaşma riskinin sürdüğü dönem boyunca rezidüel ilaçlamalar tekrarlanmalıdır.
Biyolojileri
İnsan ve hayvanlardan kan emmeleri, hızla üremeleri ve çok sayıda öldürücü hastalık etkenini taşımaları sebebiyle sağlık ve ekonomik yönden en önemli vektör, dünyada 2700 civarında türü bilinen sivrisineklerdir. Türkiye’de en önemli cinsleri Anopheles, Culex, Aedes olmak üzere yaklaşık 60 sivrisinek türünün varlığı tespit edilmiştir. Yaşamlarında dört evre vardır. Bunlar : Yumurta, Larva, Pupa ve Ergin dönemleridir. Genellikle yumurtalarını su birikintilerine bırakırlar. Yumurtalar ve yumurtaların bırakılma şekilleri türlere göre farklılık göstermektedir. Anopheles yumurtaları iki ucu yukarıya doğru kıvrık , kayık tarzında ve tek tek suya bırakılırlar. Yumurtalar bazen su üzerinde dantel şeklinde küme yaparlar. Aedes türünün yumurtaları koyu renklidirler ve suda yüzemezler.Daha çok yağmur veya kar sularının toplanabileceği nemli veya kuru zeminlere tek tek bırakırlar. Aedeslerde yumurtada larva gelişimi susuz zamanlarda da sürer. Ancak yumurtadan larva çıkışı su ile temas halinde olabilmektedir. Culex türü ise yumurtaları paket halinde bırakırlar. Larvalar yumurta paketlerinin suyla temas ettiği yerden su içine çıkarlar. Ortalama 2-3 gün içerisinde açılan yumurtalardan çıkan larvalar üç kez deri değiştirerek sıcaklığa bağlı olarak yaklaşık 10 gün ila 6 ay arasında pupa dönemine girerler. Larvaların vücutları saydam bir kitinsel örtü (kutikula) ile kaplıdır. 4-5 gün süren pupa döneminin ardından başkalaşım (metamorfoz) tamamlanır ve ergin sivrisinek 5-6 dakika içinde ortaya çıkar. Halk sağlığı açısından önem taşıyan Anopheles cinsi dişileri bir seferde 400’e kadar yumurta bırakabilirler. Dişi sivrisinek 1-2 aylık ömrü süresince bir ila dört döl verebilir.
Yumurta ve larvaların gelişmesi için 10-15 0C’lik sıcaklıklar yeterli olmaktadır. Bu, larva mücadelesinin ılık geçen kış aylarında dahi devam etmesi yönünden önem taşır. Yumurta, larva ve pupa evreleri sucul ortamlarda, ergin evresi ise karada geçer. Anopheles larvaları genellikle temiz, oksijeni bol, sığ ve tuzsuz sucul alanlarda, Culex larvaları ise sayılan alanların yanı sıra az tuzlu, çamurlu ve kirli sularda da gelişebilmektedir. Sivrisineklerin dişileri yalnızca durgun yada çok yavaş akıntılı sularda yumurtlarlar.
Her çeşit göl, sazlık ve bataklık alanlar, doğal çukurlar, ağaç kovukları, kar ve yağmur suları, yavaş akan akarsuların kıyısında oluşan su bitkileri ve yosunlarla sarılmış durgun su odakları, havuzlar, sulama kanalları, çeltik tarlaları, içinde su birikebilecek her türlü kap ve malzeme, inşaat alanları ve bina temellerinde oluşan birikintiler, fosseptikler sivrisineklerin üremeleri için uygun ortamlardır.
Gündüzleri üreme yerleri çevresinde dinlenen sivrisinekler güneş batımı ile birlikte çiftleşmek veya beslenmek için uçmaya başlarlar. Sivrisinekler zayıf uçucudurlar. Genellikle kendi güçleriyle üredikleri yerlerden 500-1000 m’den fazla uçmayı tercih etmezler.
Zararları
Sivrisinekler sıtma, filariazis, deng, sarı humma ve ensefalomyelitis gibi viral veya parazitik hastalıkları insanlara bulaştırarak salgınlara yol açarlar. Yukarıda sayılan sivrisineklerden Anopheles sacharovi türü, sıtma paraziti olan Plasmodium vivax'ı taşıdığından ülkemiz için mücadelesi özel bir önem taşır. Dişileri insanlardan ve çiftlik hayvanlarından kan emdikleri için ayrıca rahatsız edici olmaları yönünden de önemlidir.
Entegre Sivrisinek Mücadelesi
Entegre mücadelede amaç mümkün olduğunca çeşitli, farklı biyolojik dönemlere etkili ve çevreye zararı en az yöntemlerin kullanılmasıdır.
Sivrisinek mücadelesinin belkemiğini larva mücadelesi oluşturur. Üreme alanlarının azaltılması ve ilaçlamasını hedefleyen bu mücadelede mevcut populasyonu önemli oranda azaltma imkanı vardır. Ergin uçkun mücadelesi larva mücadelesini destekleyici olarak kullanılır. Özellikle bulaşıcı hastalık tehdidi söz konusu ise daha sık aralıklarla yapılmalıdır.
Haritalama: Bölgedeki yerleşim birimleri ve çevresinde sivrisinek türlerinin saptanması, üreme, dinlenme ve kışlama alanlarının tespiti.
Fiziksel kontrol yöntemleri: Yumurtaların bırakıldığı su birikintilerinin kontrol altında tutulması( kurutulması, açıkta su birikmesine uygun materyal bırakılmaması).
Direnç testleri: Yörede kullanılan insektisitlerin etkinliğinin belli aralıklarla ölçülmesi.
Kimyasal ve biyolojik kontrol yöntemleri: Kış, İlkbahar ve Yaz mevsimleri olmak üzere üç ana bölümde yapılmalıdır.
Kış Kontrol Çalışmaları
Genel olarak Kasım- Mart ayları arasında yürütülür. Sivrisinekler türe ve iklime bağlı olarak ergin veya larva şeklinde bina bodrumları, kuyu ve fosseptiklerde, bitmemiş inşaatlarda ve terkedilmiş binalarda, ahırlarda kışı geçirebilirler. Haritası çıkarılmış kışlaklara 15-30 gün aralıklarla yapılacak ergin ve larva mücadelesi yaz aylarında karşılaşılacak populasyonun büyük ölçüde çökmesine neden olur.
İlkbahar Kontrol Çalışmaları
Mart - Mayıs arasında yürütülür. Havanın ısınmasıyla kışlaktan çıkan erginler çiftleşmek ve yumurta bırakmak amacıyla su kenarlarına, çalılıklara ve ağaçlık bölgelere uçarlar. Bu periyotta amaç dinlenme ve üreme yerlerindeki erginlerin yok edilmesidir. Uygun olan yerlerde larva mücadelesi de yapılmalıdır.
Yaz Kontrol Çalışmaları
Yaz ayları boyunca larva mücadelesine ara vermeksizin devam edilmelidir. Mahalle aralarında yapılan ergin mücadelesi sadece yoğun bir istila sözkonusu ise düşünülmelidir. Aksi halde maliyeti ve populasyonun büyüklüğü gözönüne alındığında uçkun sivrisinek üzerindeki kontrol gücü oldukça yetersizdir. İyi bir kış ve ilkbahar mücadelesi yapılmışsa yaz aylarında ergin mücadelesine nadiren gerek duyulur.
Ergin mücadelesinde ULV veya termal sisleme yöntemleri kullanılmalı, larvasitler pulverizatörlerle veya serpme şeklinde üreme alanlarına atılmalıdır. Larvasit uygulamalarında operatörün elini üreme yeri üzerinde bir kez gezdirmesi yeterlidir.
Alan ilaçlaması
Uçkun populasyonu arttığında ve özellikle salgın bir hastalık tehlikesi söz konusu ise en etkili yöntem açık alanlarda insektisitlerin su ile seyreltildiği ULV yöntemi ile ilaçlamadır. Uçkun mücadelesinde sıcak sisleme yöntemi de kullanılabilir. Ancak seyreltici olarak kullanılan mazotun çevreye olan etkisi değerlendirilmelidir. Püskürtme oranları ULV uygulamaları için genellikle 0.5-2.0 L / ha ve sıcak sisleme uygulamaları için 10-50 L / ha arasında ayarlanmalıdır. Şehir içinde araç üstü cihazlarla yapılacak uygulamalarda araçlar saatte 8-16 km hızda kullanılmalıdır. Açık alan uygulamaları sivrisineklerin genellikle aktif olduğu gün batımı saatlerinde ve rüzgar hızı saatte 10 km’nin altında iken yapılmalıdır. Uygulamalara uçkun populasyonu belirgin bir şekilde azalana kadar haftada iki kez devam edilmelidir. Yaz aylarında hacimsel ergin mücadelesine ek olarak rezidüel ilaçlamaya da mutlaka devam edilmelidir.
Kapalı alan rezidüel ilaçlama
Sivrisinek yoğunluğunun veya sıtma riskinin arttığı hallerde birkaç ay kalıcılığı olan insektisitlerin ev yada hayvan barınaklarında iç duvar ve tavanlara el pulverizatörleri ile püskürtülmesi ergin populasyonunu azaltması bakımından yararlıdır. Sıtma bulaşma riskinin sürdüğü dönem boyunca rezidüel ilaçlamalar tekrarlanmalıdır.


Comment