fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

KENELERE KARŞI BİLİNÇSİZ YAPILAN İLAÇLAMA, İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • KENELERE KARŞI BİLİNÇSİZ YAPILAN İLAÇLAMA, İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR

    Bilinçsiz yapılan ilaçlama daha tehlikeli
    Kene mevsiminin başlaması ile birlikte, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı da yeniden gündeme geldi.
    Uzmanlar, park ve bahçelerde bilinçsizce yapılan ilaçlamaların, insan sağlığını tehdit ettiği uyarısında bulunuyor.
    Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Aydın, CİHAN'a yaptığı açıklamada bazı kene türleri ile bulaşan KKKA hastalığı ile ilgili duyarlılığın şehirlerde daha fazla olduğunu belirtti.
    Şikâyetlerin çoğunun şehir merkezlerinden geldiğini dile getiren Aydın, "Oysa taşıyıcı keneler daha çok kırsalda." diye konuştu.
    Özellikle büyükşehirlerde kene korkusu yaşanmaması gerektiğini söyleyen Aydın, belediyeleri de bilinçsiz yapılan ilaçlamalar konusunda uyardı.
    İlaçlamaların etkili olmayacağını ve başka canlılara da zarar vereceğini dile getiren Aydın, "Şehir merkezlerinde, parklarda kontrolsüz ilaçlamanın hiçbir anlamı yok, gerek de yok. Açık alanlarda ilaçlama yapmak çok anlamsız. " dedi.
    Asıl tehlikenin kırsalda yaşayan insanlar için geçerli olduğunu kaydeden Aydın, "Kırsalda yaşayan ve büyükşehirlerden kırsala giden insanların dikkatli olması gerekir. Eve geldiklerinde kene yapışıp yapışmadığını kontrol etmeli ve gerektiğinde hemen hastaneye başvurmalılar. Eğer, birkaç gün içinde grip belirtileri gösterirlerse de hastaneye tekrar gittiklerinde, daha önce yaşanan kene hikâyesini mutlaka ilk önce belirtmeliler." şeklinde konuştu.
    "Taşıyıcı keneler daha çok kırsalda, burada hayvan ilaçlaması önemli." diyen Aydın, şehir merkezlerinde yapılan bilinçsiz ilaçlamaların insan sağlığını tehdit ettiğini vurguladı.
    Aydın, kullanılan ilaçların ilerleyen dönemlerde kansere kadar varabilen bir çok rahatsızlığa yol açabileceği uyarısında bulundu.
    Bilgi Hastanesi Başhekimi Mete Aldan ise KKKA hastalığının en az domuz gribi kadar önemli olduğunu belirtti. Kenelere karşı şehir merkezlerinde yapılan ilaçlamalara değinen Aldan, şunları dile getirdi: "Bu konuda uzman bilim adamları, kenelere özel bir öldürücü ilacın bulunmadığını, bu yapılan ilaçlamalarla kenelerin değil, diğer böcek türlerini öldürdüğü, bunun da kenelerin artmasına neden olduğunu belirtiyorlar. Bu konuda bir şansızlıkta, Türkiye'de yakın dönemde bir kuş gribinin olması. Kenelerin doğal sistemdeki en önemli enimine edicisi tavuklar. Maalesef bu tavukların hepsini, itlaf ettik. Bu da kenelerin çoğalmasına neden oldu. Bu ilaçlarında insan sağlığına zararlı olduğu zaten biliniyor. Bu anlamda, belediyelerin veteriner fakültesindeki bilim adamları ile işbirliği yaparak bu ilaçlamaları daha bilimsel bir ortamda yapmalarında yarar var, diye düşünüyorum."
    Söz konusu ilaçların, kanserojen ve alerjik olabildiğini ifade eden Aldan, "Bu ilaçlamaların özellikle parklarda sıklıkla yapıldığını biliyoruz. Buralardaki çocuklarımızın, ellerini ağızlarına götürmeleri halinde kimyasal maddelerin etkisi ile kanserojen olabilir, zehirlenme olabilir, alerji olabilir." şeklinde konuştu.
    (CİHAN)Bilinçsiz yapılan ilaçlama daha tehlikeli - SAMANYOLUHABER
  • Fidanligi.com

  • #2
    Cevap: KENELERE KARŞI BİLİNÇSİZ YAPILAN İLAÇLAMA, İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR

    Kene ve Haşerelerle Mücadelede Yapılan Önemli Bir Yanlış:
    Açık Alanları İlaçlamak

    Pestisitler, zararlı böcekleri, kemirgenleri, zararlı
    bitkileri öldürmek için kullanılan kimyasal maddeler
    olup insan sağlığına zarar veren zehirlerdir.
    Haşerelerle mücadelede kullanılan zehirlerin (pestisit)
    temel kullanım alanı; (gerekli korunma önlemleri
    alınmak kaydıyla) tarım alanları, ahır ve kümes gibi
    hayvan barınaklarıdır (1,2). Oysa özellikle yaz
    aylarında açık alanların ilaçlanması, erişkin sineklerle
    mücadele için sisleme yapılması, park ve bahçelere
    kene vb. haşereler için ilaçlama yapılması gibi bir çok
    yanlış uygulamanın yapıldığı sık sık
    görülebilmektedir.
    Bu yazı kapsamında pestisitlerin kentsel alanlarda,
    açık alanlarda, park ve bahçelerde, piknik alanlarında
    kullanılmasının zararları tartışılacaktır.
    ABD?nde 17357 çocuğu kapsayan bir araştırmada
    pestisitlerle temas eden çifçilerin ve tarım işçilerinin
    çocuklarında; lenfoma riskinin 2,2 kat, Hodgkin
    lenfoma riskinin 2,5 kat ve bütün çocukluk
    kanserlerinin 1,4 kat fazla görüldüğü saptanmıştır (1).
    Gerek çocukluk çağında gerekse diğer yaşlarda
    saptanan kanser olgularının pestisitlerle ilişkisinin
    araştırıldığı çalışmalarda; ?hangi kimyasal maddenin
    hangi etkiye neden olduğu?, ?hangi spesifik
    formülasyonun hangi kanser tipine neden olduğu?
    gibi soruların yanıtını bulmak çok zordur. Çünkü
    kanserli vaka sayısı, bu kadar çok kimyasalın her
    birinin risk düzeyini araştırmaya yeterli
    olamayacaktır (1-7).
    Pestisit üreten, satan ve kullanılmasını savunanların
    temel argümanı; kendi ürettikleri kimyasalın
    kanserojen olmadığı ve bu konuda çalışma
    bulunmadığıdır. Kanser gibi çok faktörlü ve kronik
    olan hastalıklarda neden-sonuç ilişkisini araştırmak
    uzun zaman ve maliyet gerektirmektedir. Böyle bir
    araştırmanın yapılıp sonuçlarının ortaya çıkması uzun
    yıllar aldığından bir toksik kimyasal maddenin etkisi
    araştırılıp zararlı etkileri ortaya konana kadar
    toplumda büyük etkiler oluşmuş olacaktır (1,2).
    Örneğin DDT, hemen herkesin bildiği ve 1940 ile
    1980 yılları arasında tüm dünyada yaygın olarak
    kullanılmış bir toksik maddedir. Yaklaşık 40 yıl
    yaygın olarak kullanıldıktan sonra sağlık etkileri fark
    edilebilmiş ve birçok öldürücü sağlık etkisinden
    dolayı 1980?li yıllardan itibaren tüm dünyada
    yasaklanmıştır. Bir başka örnek, yıllardır haşere
    mücadelesinde kullanılan toksik bir madde olan
    aldrinin, çocukluk kanserlerinde 3 kat artışa neden
    olduğunun son 10 yıl içinde saptanmasıdır. Son
    birkaç yıl içinde yasaklanan, ancak yıllarca
    kullanılmış olan pestisitlere bir başka örnek
    organofosfatlı pestisitlerdir.
    Pestisitlerin kullanıldığı bölgelerde kanser ve diğer
    birçok hastalığın sıklığının arttığı bilinmektedir.
    Özetlemek gerekirse; haşerelerle mücadelede
    kullanılan kimyasal maddelerin (pestisitler) birer
    zehir olduğu açıkça bilinmektedir. Hatta akut
    zehirlenme yapmayacak düşük miktarlarda temas
    edilse dahi; kanser, sakat doğumlar, sinir sistemi
    bozuklukları, hormonal sistemde bozukluklar
    (endocrine disruption), şeker hastalığı (diabet) vb.
    birçok geri dönüşü olmayan kronik hastalıklara
    neden oldukları bilimsel olarak ortaya konmuştur
    (4-11).
    Kene mücadelesinde hangi durumlarda toksik
    kimyasallar kullanılabilir?
    ? Keneyle bulaşan hastalıkların salgın yaptığı
    bölgelerde,
    ? Evcil hayvanların veya yaban hayvanlarının yoğun
    olduğu bölgelerde,
    ? Kenelerin nimf evresine yönelik olmak kaydıyla
    ? Sadece ruhsatlı pestisitler kullanılabilir.
    Bu durumlarda da uygulayan kişilerin eldiven,
    maske, şapka, uzun kollu giysi vb. kişisel koruyucu
    ekipmanlarını mutlaka kullanması zorunludur.
    Uygulanacak toksik maddenin, kene mücadelesinde
    kullanılabileceğine ilişkin Sağlık Bakanlığı ruhsatı
    olmalıdır.
    Geniş çevre ilaçlamaları hiçbir bilimsel kaynakta
    önerilmemektedir.
    ?Kenelerin çevrede çok olması, hastalık ve salgın
    şüphesi olması durumunda; mera, çayır, çalı, çırpı ve
    gür otların bulunduğu yerler gibi kenelerin
    yaşamasına müsait alanlarda, diğer canlılara ve
    çevreye zarar vermeden, gerekli korunma önlemlerini
    almak koşuluyla dikkatli bir şekilde akarisit
    uygulamalarına başvurulabileceği?ni bildiren
    bilimsel kaynaklarda bu ifadenin hemen ardından
    ?Ancak, genel olarak geniş çevre ilaçlamaları faydalı
    görülmemektedir.? ifadesi yer almaktadır.
    Hem insanların hem de hayvanların vücuduna
    kenenin konmasını önlemek amacıyla, doğrudan cilde
    sürülen kaçırıcı kimyasal maddeler (örneğin DEET)
    veya giyilen eldiven ve elbiselere emdirilen kovucu
    maddeler (Örneğin permetrin) kullanılabileceği
    bildirilmektedir (12). Ancak uzun süreli temas edilen
    bu kimyasalların da ne gibi sağlık etkileri olabileceği
    bilinmediğinden gerekli değilse kullanmamalı, ya da
    olabildiğince kısa süreli kullanmalı, cilde temas eden
    bu kimyasalları ilk fırsatta yıkanmalıdır.
    KENELERDEN KORUNMA
    Açık alan ilaçlamasının sakıncaları ortaya konunca
    akla gelen ilk soru ?kenelerden nasıl
    korunulacağıdır?
    Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de Sağlık
    Bakanlığı gerekli korunma tedbirleri konusunda halka
    yönelik bilgilendirme dokümanlarıyla ve basın yayın,
    medya ile halkı bilgilendirmiş ve bilgilendirmektedir.
    Bu kapsamda temel korunma tedbirleri şunlardır
    (13):
    1. Kenelerin yoğun olabileceği çalı, çırpı ve gür ot
    bulunan alanlardan uzak durulmalı ve bu gibi
    alanlara çıplak ayak yada kısa giysiler ile
    gidilmemelidir. Zorunlu hallerde uzun paçalı
    pantolon ve uzun kollu giysiler giyilmelidir.
    Uzaklaştırıcı kimyasalları vücutlarına veya
    elbiselerine sürmeleri gerekmektedir
    2. Sağlık personeli, olası hastalar veya ısırma
    vakalarıyla karşılaştıklarında hasta insanların kan ve
    vücut sıvılarından korunmak için mutlaka eldiven,
    önlük, gözlük, maske v.b. kullanılmalıdır.
    3. Haşere kovucular hayvanların baş veya
    bacaklarına da uygulanabilir; ayrıca bu maddelerin
    emdirildiği plâstik şeritler, hayvanların kulaklarına
    veya boynuzlarına takılabilir.
    4. Kenelerin bulunduğu alanlara gidildiği zaman,
    vücut kene yapışıp yapışmadığı belli aralıklarla
    kontrol edilmelidir.
    5. Vücuda yapışmış keneler uygun bir şekilde kene
    ezilmeden, ağızdan veya başından tutularak bir
    cımbız veya pens yardımıyla sağa sola oynatarak
    alınmalıdır. Isırılan yer alkolle temizlenmelidir.
    Mümkünse kenenin tanı için alkolde saklanması
    uygun olur.
    Hayvan barınakları gibi özellikli yerlerin
    ilaçlanmasında ise yine gerekli önlemleri almak ve
    ruhsatlı olmak koşuluyla sadece akarisit grubu
    pestisitler kullanılabilir Akarisit kullanmanın başlıca
    zorlukları şunlardır:
    1. Dış ortamda bulunan keneler akarisit ilaçların
    ulaşamayacağı yerlerde saklanabilmektedir. Zor
    koşullarda bile olsa uzun süre canlı
    kalabilmektedirler. Akarisitle temas etseler bile kolay
    kolay ölmezler ve akarisitlere karşı direnç
    geliştirebilirler.
    2. Tarım ve orman alanlarına yayıldıklarından
    çevreye zarar verecek düzeyde akarisit kullanımı
    gerekmektedir.
    3. Hayvanları akarisitle ilaçlamak çok zor bir
    işlemdir. Kenenin yapışabileceği bölgeleri ilaçlamak
    için bütün vücudunu ilaçlamak zorunluluğu vardır -ki
    bu da çok zordur.
    4. Keneler çok hızlı ürediklerinden ilaçlamaların
    tekrar tekrar yapılması gerekmektedir.
    Sonuç olarak; kene vb. haşerelerle mücadele
    amacıyla açık alanların kimyasal maddelerle
    ilaçlanması;
    a. Kene vb. haşerelerde direnç gelişimine yol
    açarak ilaçlama yapılan yerlerde dirençli
    haşerelerin çoğalmasına neden olacaktır. Böylece
    haşereyi yok etme amacıyla yapılan uygulama,
    amacının tam tersine bir sonuç verecek, haşereler
    artacaktır.
    b. Haşere ile mücadele etmek amacıyla kullanılan
    kimyasallar ekolojik dengeyi olumsuz etkileyecektir.
    Arı, karınca, kelebek gibi ekosistemin vazgeçilmez
    parçaları olan yararlı böcekleri de yok edecek,
    ekolojik dengenin bozulmasına paralel olarak
    kuşlar, evcil hayvanlar ve bitki türleri de olumsuz
    etkilenecektir.
    c. Açık alan ilaçlamasının belki de en önemli
    zararı; özellikle çocuklar olmak üzere insanların
    yaşadığı alanların toksik kimyasallarla
    kirletilmesidir. Bu toksik maddelerin yarı ömrü (yani
    toksik etkisini sürdürdüğü süre) aylar hatta yıllarca
    sürebilmektedir. Yağmur, rüzgar vb. etkenler bu
    zehirleri uygulanan alanın dışına sürükleyerek
    başka yerlerdeki toplumların sağlığını da
    etkileyebilmektedir (2,8,9).
    Bu nedenle özellikle kentsel alanlarda açık alanlara,
    piknik alanlarına, park ve bahçelere her ne şekilde
    olursa olsun kimyasal maddeler atılmamalıdır. Bu
    konuda; ziraat uzmanları ve veterinerlerin
    yaklaşımlarının aksine halk sağlığı uzmanlarının
    yaklaşımı dikkate alınmalıdır. Çünkü öncelikli hedef
    tarımsal ürünü veya hayvanları korumak değil toplum
    sağlığını korumak olmalıdır.

    Prof.Dr. Ö. Faruk Tekbaş
    GATA Çevre Sağlığı BD.

    Comment


    • #3
      Cevap: KENELERE KARŞI BİLİNÇSİZ YAPILAN İLAÇLAMA, İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR

      Bu yazının bana göre en önemli kısmı şu iki noktadır.
      "
      Gerek çocukluk çağında gerekse diğer yaşlarda
      saptanan kanser olgularının pestisitlerle ilişkisinin
      araştırıldığı çalışmalarda; “hangi kimyasal maddenin
      hangi etkiye neden olduğu”, “hangi spesifik
      formülasyonun hangi kanser tipine neden olduğu”
      gibi soruların yanıtını bulmak çok zordur. Çünkü
      kanserli vaka sayısı, bu kadar çok kimyasalın her
      birinin risk düzeyini araştırmaya yeterli
      olamayacaktır (1-7).
      Pestisit üreten, satan ve kullanılmasını savunanların
      temel argümanı; kendi ürettikleri kimyasalın
      kanserojen olmadığı ve bu konuda çalışma
      bulunmadığıdır. Kanser gibi çok faktörlü ve kronik
      olan hastalıklarda neden-sonuç ilişkisini araştırmak
      uzun zaman ve maliyet gerektirmektedir. Böyle bir
      araştırmanın yapılıp sonuçlarının ortaya çıkması uzun
      yıllar aldığından bir toksik kimyasal maddenin etkisi
      araştırılıp zararlı etkileri ortaya konana kadar
      toplumda büyük etkiler oluşmuş olacaktır (1,2).
      Örneğin DDT, hemen herkesin bildiği ve 1940 ile
      1980 yılları arasında tüm dünyada yaygın olarak
      kullanılmış bir toksik maddedir. Yaklaşık 40 yıl
      yaygın olarak kullanıldıktan sonra sağlık etkileri fark
      edilebilmiş ve birçok öldürücü sağlık etkisinden
      dolayı 1980’li yıllardan itibaren tüm dünyada
      yasaklanmıştır. Bir başka örnek, yıllardır haşere
      mücadelesinde kullanılan toksik bir madde olan
      aldrinin, çocukluk kanserlerinde 3 kat artışa neden
      olduğunun son 10 yıl içinde saptanmasıdır. Son
      birkaç yıl içinde yasaklanan, ancak yıllarca
      kullanılmış olan pestisitlere bir başka örnek
      organofosfatlı pestisitlerdir."

      Ayrıca diğer tavsiyeler daha önemlidir.

      Tavsiyelerde yer alan kişisel güvenlik tedbirlerini uygulamak için halkı bilinçlendirmek, ilaçlara bu kadar para vermekten daha kolay olacaktır diye düşünüyorum. Ayrıca şu unutulmamalı ki biz ne kadar doğaya ilaç atarsak doğada aynı şekilde bize tepki göstermektedir.

      Comment


      • #4
        Cevap: KENELERE KARŞI BİLİNÇSİZ YAPILAN İLAÇLAMA, İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR

        Bu alanda yapılmış bir çalışma. KENELERDEN KORUNMA
        VE KONTROL

        Comment

        Working...
        X