fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Kemirgenler ve diğer omurgalı haşerelere karşı mücadele teknikleri

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Kemirgenler ve diğer omurgalı haşerelere karşı mücadele teknikleri

    Kemirgenler ve diğer omurgalı haşerelere karşı mücadele teknikleri
    Günümüzde Sürdürülebilir Kalkınma kavramını SÜRDÜRÜLEBiLiR YAŞAM yaklaşımı almıştır. insan nüfusunun hızlı artışı doğal yaşam alanlarının tahrip edilmesine ve birçok türün yok olma sürecinin başlamasına neden olmuştur. Ayrıca insan kalabalık yerleşkelerden Yabanıl Hayatın yaşam alanlarına doğru yeni bir yerleşme sürecini başlatma eğilimindedir. Dolayısıyla birçok yabani hayvan türü de bu süreçte insan için Pest ve Vektör bir canlı durumuna gelmektedir.
    Ekosistemlerdeki türlerin yok olması uzun bir süreçte insan neslinin ve sağlığının da tehdit altına girmesi demektir. Ekosistemlerdeki bozulma genelde yavaş bir süreçle gerçekleştiğinden çoğu zaman zor algılanır ve gerekli hassasiyet gösterilmez. Tahribat fark edildiği zaman ise çoğunlukla iş işten geçmiş olur. Bu konu Amerikalı araştırıcı Goudie (1982) tarafından aşağıdaki gibi ifade edilmiştir;
    Ekosistemlerin maruz kaldığı en önemli zararlı etki izlenmesi ve gözlenmesi çok zor olan yıkıcı tahribatlardır. Oluşan zararlı etkilerin, izlenebilmesi, sayısal olarak ifadesi çok nadir olarak başarılmakta, çoğu zaman da zararın telafisi için geç kalınmaktadır, Goudie (1981)
    Burada kapsamımıza giren haşereler asıl kemirgenler olmakla birlikte, Yarasalar, Kuşlar ve Yılanlar da zaman zaman yerleşkelerde şikayetlere neden olmaktadır.
    Asıl konumuz olan Kemirgenler olmakla birlikte Yarasalar, Kuşlar ve Yılanlardan da bahsedilecektir. ;
    Kemirgenler ve Yarasalar;
    Filum: Chordata (Sırtipliler veya Omurgalılar)
    Sınıf: Mammalia
    Takım: Rodentia (Kemirgenler)
    Takım: Chiroptera (Yarasalar)
    Ordoları içinde yer alan hayvanlardır.
    Sınıf: Reptilia (Sürüngenler)
    Sınıf: Aves ise Kuşları içine alır.
    Dünya genelinde 2000 kadar türü bulunan bu ordo üyeleri dünyadaki Memeli hayvan türlerinin % 40 kadarını oluşturur. Ülkemizde de 65 kadar kemirgen türü yayılış yapmaktadır.
    Bu sayı ülkemizdeki Memeli hayvan türlerinin önemli bir (toplam 165 tür) kısmını oluşturmaktadır. Kemirgenlere isim olan Rodentia kelimesi Yunanca Rodere (Kemirmek) kelimesinden köken alır. Kemirgenlerin ağzında bulunan insisör (kesici) dişler sürekli olarak uzarlar. Dolayısıyla bu hayvanlar diş uzunluklarını belli bir seviyede tutabilmek ve aynı zamanda dişlerini keskinleştirmek için sürekli kemire davranışı içinde bulunurlar. Ġnsisör dişlerin ön (mine) ve arka yüzeyi (dentin) farklı içerikte olduğu için, ön yüzey yavaş arka yüzey hızlı aşınır ve bunu sonucu keski gibi keskin bir diş yapısı oluşur. Ayrıca kemirgenlerin ağzında canine (köpek) dişi bulunmaz, insisör dişlerle molar (çiğneme) dişler arasında alt ve üst çenede dişsiz bir boşluk bulunur, bu boşluğa DiESTEMA boşluğu denir
    Kemirgenlerin oldukça gelişmiş bir duyuları vardır, özellikle dokunma ve koklama duyuları iyi gelişmiştir. iyi koşarlar, tırmanırlar ve yüzerler. Ekolojik töleransları oldukça fazladır buna bağlı olarak sıcaklık değişimlerine iyi uyum sağlarlar, bazı yabani türleri kış uykusuna yatarlar (hibernasyon) ve çok sayıda maddeyi (Sabun, kablo?vb) besin olarak tüketebilirler.
    Kemirgenler ekosistemlerin önemli bir bileşenidir, doğal yaşam alanlarında populasyonları S tipi bir büyüme eğrisi gösterir ve buna bağlı olarak belirli aralıklarla dalgalanmalar yapar. Bu dalgalanma zamanlarında sayıları çok arttığı için zararlı etkileri daha belirgin hale gelir. Kemirgenler hızlı üreme potansiyelleri ile doğanın et deposu canlıları konumundadırlar. Ekosistemdeki birçok türün (Yırtıcı memeliler; Kurt, Tilki, Sansar..vb, Gündüz yırtıcı kuşları ?Kartal ġahin, Atmaca..vb ve Gece yırtıcı kuşları ?Baykuşlar?) temel besin kaynağını oluştururlar. Dolayısıyla ekosistemlerde soylarının tükenmesi besin piramidinin çökmesi ve doğal ekosistemlerin bozulmasına yol açacağı için doğada populasyonlarının korunması önemlidir.
    Kemirgenlerin boyutları bir ev faresinden bir koyun büyüklüğüne kadar değişebilmektedir. Güney Amerika‟da yaşayan Kapibara (Hydrochoerus hydrochaeris) koyuna yakın boyutuyla dünyanın en büyük kemirgenidir
    Ülkemiz de ise Sumaymunu (Myocastor coypus) irice bir kedi boyutundadır. Ülkemiz rodent faunasına sonra giren bir tür olan bu hayvan Trakya‟daki Meriç Irmağında ve Doğuda Aras ırmağında yayılış yapar
    Doğal olarak ülkemiz faunasında bulunan Kunduzun (Castor fiber) soyunun son 30 ? 40 yıl içinde tükendiği bilinmektedir
    OMURGALI hayvanlarla deneysel çalışmalar yapmak etik kurul izni alınarak gerçekleştirilmektedir ve Omurgalı hayvan türlerinin türlerin çoğu koruma altındadır. Omurgalı hayvanlar aşağıda verilen gurupları içine alır;
    Pisces (Balıklar)
    Amphiba (Semender ve Kurbağalar)
    Reptilia (Kaplumbağa, Kertenkele ve Yılanlar)
    Aves (Kuşlar)
    Mammalia (Memeli hayvanlar)

    Türkiye‟nin taraf olduğu aşağıda listelenen sözleşmelerle çok sayıda hayvan türü koruma altına alınmıştır. Bu sözleşmelerde koruma altına alınan türele karşı haşere mücadelesi yürütmek özel izin gerektirir.
    1. Kuşların Korunması Hakkında Uluslararası Sözleşme, Paris 1959. Resmi gazete 17.12.1966, sayı: 12480.
    2. Avrupa‟nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının Korunması Sözleşmesi (Bern Convention) Bern 1979. Resmi gazete 20.20.1984, sayı: 18318.
    3. Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, Rio. Ġmza tarihi 5 Haziran 1992.
    4. Su Kuşlarının Yaşama Ortamı Olarak Uluslar arası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme (Ramsar Sözleşmesi), 1975. Türkiye‟nin imzası 1994.
    Bunun dışında yarı resmi bir organizasyon olan IUNC ?Doğa ve Doğal Kaynakların Korunması için Uluslararası Birlik= International Union for Conservation of Nature and Natural Resources? türlerin ve doğanın korunmasına yönelik önemli çalışmalar yapar ve
    türlerin koruma kriterlerini yayınlar. Dolayısıyla koruma kriteri olan türlere karşı da haşere mücadelesi yapmak yasaktır. Örnek olarak;
    Türk hamsteri (Mesocricetus brandti) ve Anadolu yer sincabı (Spermophilus xanthoprymnus) verilebilir
    Rodentlerle Mücadele

    Kemiricilerin büyük bir kısmı tarım zararlısı olarak bilinir ve bunlara karşı çoğunlukla kimyasal metotlarla mücadele edilir. Tarım zararlısı kemirgenlerin yanında insana yakın yaşayan, insanla aynı ortamı ve besini kullanan kemirgen türlerine karşı da kimyasal mücadele yaygın bir şekilde yapılmaktadır.
    Diğer bir çok zararlıda olduğu gibi rodentlerde bir çok hastalığın vektörüdür (veba, ateşli hummalar, tularemi, kanamalı sarılık, hanata virüsü, bağırsak parazitleri, kuduz, diğer virüsler.. vb =haemorrhagic fever, lymphocytic choriomeningitis, Venezuelean equine encephalitis, tick-born encephalitis) ve insanla iç içe yaşadığı zaman hijyenik şartları bozucu bir etki meydana getirir Örneğin hiçbir hastalık taşımasa bile etrafa dışkısını bırakır ve idrarını yapar. Bu yolla gıdaların bakteriyel (çoğunlukla Salmonella) kontaminasyonuna ve bozulmasına neden olur. Kemirgenlerin çoğunluğu nokturnaldir (gececildir), gündüz saatlerinden ziyade gece aktivite gösterirler.
    Ülkemizdeki yerleşkelerde haşere olarak genelde 3 tür kemirgen bulunur (). Bunlar;
    1) Rattus rattus (Çatı sıçanı)
    2) Rattus norvegicus (Lağım sıçanı, Göçmen Sıçan veya Norveç Sıçanı)
    3) Mus musculus (Sinonim: Mus domesticus, Ev faresi).
    Bunlar dışında tarım alanlarında ise genelde Microtus (Tarla faresi) cinsine ait türler zarar yapar

    Biyolojileri

    Rattus rattus (Çatı sıçanı): Rattus rattus genelde ahşap binalarda çatıyı tercih eder. Sırt rengi koyu siyahtan kahverengiye kadar renk varyasyonu gösterir. Lağım sıçanından farkı; kuyruk uzunluğunun benden uzunluğundan oldukça fazla olması ve daha ince yapılı olmasıdır. Ülkemizin her tarafında yayılış gösterir.

    Populasyon başarıları ortamdaki besin miktarı ile ilişkilidir. Bol besin temin edilebilen yerlerde yılda 6 doğum yapabilirler. Her batında ortalama 7 kadar yavru yaparlar, yavru sayısı 1 ile 16 arasında değişir. Özellikle erginleştikçe doğrula yavru sayısı artar. Hamilelik süreleri 24 gün kadardır. Yavrular 1 ? 1,5 ayda sütten kesilirler ve 6 ay içinde erginliğe ulaşırlar. Ancak doğum yapmaları için belirli ağırlık ve boyuta gelmeleri gerekir (Pakistan‟da yapılan bir çalışmada dişlerde hamilelik minimum: 80 gr ve 140 mm‟de, erkeklerde çiftleşme minimum 96 gr ve 150 mm boyutlarına ulaşınca olmuştur), bu durum iyi besin bulmalarına bağlıdır. Genel bulundukları ortamda 3-5 bireylik küçük koloniler halinde bulunurlar.
    Doğada yaşam süreleri 3 ? 5 yıl kadardır.
    Rattus norvegicus (Lağım sıçanı): Bu tür kanalizasyon sistemi veya binaların bodrum ve benzeri altyapılarını tercih eder. Genelde unlu mamül üreten işletmelerin depoları bunlar için iyi bir barınak oluşturur. Karadeniz şeridinde de oldukça yaygındır. Genelde güney kıyılarımızda pek fazla bulunmaz. Sırt rengi genelde bozarmış kahverengidir. Tam siyah renk formları bu türde görülmez.
    Lağım sıçanı yılda en fazla 6-7 kez doğum yapabilir bu doğumlardaki yavru sayısı hayvanın yaşına bağlı olarak 1 ile 14 arasında değişir genelde doğumda 6 civarında yavru yaparlar. Hamilelik 21 gün sürer, yavrular 1. ayın sonuna doğru sütten kesilir ve 3. aydan sonra üremeye hazır hale gelir. Çatı sıçanına göre daha büyük koloniler oluştururlar ve yere yuvalanma, toprakta yuva açma eğilimi bu türde daha belirgindir. Laboratuarlarda deney hayvanı olarak kullanılan albino sıçanlar bu türün ıslahı sonucu elde edilmiş
    örneklerdir. Su da yüzme yetenekleri önceki türe göre oldukça fazla olup gerektiğinde klozetlerin S şeklindeki sifonlarını dalarak geçerler. Buna karşın tırmanma yetenekleri zayıftır.
    Lağım Sıçanları Veba hastalığı nedeniyle 1342-1357 yılları arasında Avrupa nüfusunun % 25‟inin, 1892-1918 yıllarında ise Hindistan da 11 milyon insan hayatını kaybetmesinin sorumlusu olarak gösterilmekle birlikte bu hastalığın yayılmasında daha etkin rol oynayan başka kemirgen türleri olduğu bilinmektedir.
    Doğada yaşam süreleri 2 -3 yıl kadardır.
    Mus musculus (Ev faresi): Ülkemizin her tarafında yaygın olarak bulunan Ev faresi ise başının geçebildiği çok küçük deliklerden bile geçebilir. Sırt renkleri tam siyahtan sarımsıya kadar değişik gösterir. Ülkemizde yayılış yapanlar genelde sarımsı ve kahverengidir
    Ekolojik Temelli Mücadele Yaklaşımı

    1. Mekanik mücadele (Kapanlar ve sonik sistemler)
    2. Biyolojik mücadele
    3. Kimyasal mücadele yöntemleri
    şeklinde bir mücadele sırası izlenir.
    Mücadeleye başlamadan önce mekanda veya ortamda kemirgen bulunup bulunmadığına dair izler incelenir. Bu izler;
    - Kemirilmiş sabun, kablo veya besinler
    - Dışkılar (Siyah uzun oval; 1 cm kadar uzunlukta 2 ? 3 mm genişliğinde dışkılar genelde Çatı ve Lağım sıçanına aittir. 0,5 cm uzunlukta ve 1-2 mm enindeki dışkılar Ev faresi tarafından yapılır)
    - Kemirilmiş ev eşyaları ve yuvalanma için toplanmış materyal birikintileri (kağıt kırpıkları)
    Not 1: Sıçan ve Ev fareleri bunlar dışında bulundukları zeminde ayak iyi veya sürtünme izi de bırakabilirler. Bu izler türden türe farklıdır. Sıçanlar genelde yürürken gövdelerini yere sürtmezler biraz yerden yüksek tutarlar, sadece kuyrukları yere temas eder. Ev farelerinin vücudu ise genellikle yere sürünür. Bu nedenle zeminine serilecek beyaz bir 153
    gözlem tozu üzerinde bu izleri görmek ve hangi türün olduğunu anlamak mümkündür. Sıçanların ön pençelerinde 4, arka pençelerinde 5 adet parmak izi bırakırlar.
    Sıçanlar özellikle dışkılarından kolaylıkla fark edilmelerine karşın Ev farelerinin ortamda tespit edilmeleri oldukça zordur. Bu nedenle bina içinde tavan ve çatı araları, pervaz araları, duvarlardaki delikler, yağmur suyu boruları ve benzeri yerle kontrol edilmelidirler. Dış mekanlarda ise ahşap yapılar, ahır ve depolar, çöplükler başlıca yuvalanma yerleridir. Kemirgenler son derece kurnaz ve yeni ortam koşullarına uyum sağlama yeteneğinde hayvanlardır. Girişleri önlemek için alınacak önleme karşı, bina içine giriş için yeni yollar keşfederler. Çok küçük deliklerden geçebilirler veya tahta yapılarda geçebilecekleri delikler açarlar veya mevcut delikleri kemirerek genişletirler.
    Genelde Ev faresi kafasının geçmesi için yeterli olan 8 mm kadar çapı olan bir delikten, Lağım sıçanı ise 15 - 20 mm aralıktan geçebilirler veya bu dip delikleri kolaylıkla kemirerek genişletebilir ve rahat geçilebilecek hale getirirler.
    Not 2: Bütün uğraşlarına rağmen ortamda yukarıda açıklanan izleri gözlenemeseniz bile mutfağınızda kemirgen bulunabilir, tabak ve bardakları yalayıp koklayarak veya idrarını yaparak kontamine edebilirler. Bu nedenle mutfak veya başka bir mekanda şüphelenilen alana floresans izleme tozu az miktarda dökülür ve tam bir karanlık ortamda UV ışığı altında yüzeyler incelenir. Etrafa idrar yapılmışsa mavi parlak renkte görülerek saptanabilir.
    Mekanik mücadele:

    Kemiricilerin yaşam alanlarının ortadan kaldırılması özellikle tesis ve binalara girişlerinin engellenmesi önem taşır. Kemirgenleri binalara, tesislere girip çıktığı deliklerin izolasyonun yapılması (Kanalizasyon logar deliklerine tel ızgara takılması, poliüretan köpük ile delik ve yarıkların kapatılması büyük önem taşır aksi takdirde mücadele yapılan bölgeye tekrar yerleşirler. Mekanik mücadele bunların beslenme ve üreme alanlarının ortadan kaldırılması esasına dayanır. Buna yönelik önlemler alındıktan sonra mekanik mücadelede çeşitli kapanlar kullanılır.
    -Kapanlar kemirici izlerinin (dışkı, kemirme izi gibi) saptandığı yerlere kurulur. Yem olarak peynir veya üzerine fıstık ezmesi sürülmüş ekmek kullanılır, canlı ve ölü yakalama kapanları olmak üzere farklı tipleri vardır. (ġekil 9, 10, 11, 12, 13 ). Canlı yakalama kapanlarında yakalanan hayvanlar içinde eterle pamuk bulunan ağzı kapatılmış bir kavanoz içine alınır ve burada bekletilerek eter anestezisi altında ölmeleri sağlanır. Canlı yakalanan hayvanların suda boğulması veya yakılması kesinlikle YASAKTIR. Öldürülmüş veya ölü hayvan leşi etrafa rastgele atılmaz, dikkatlice en az 0.5 mt derinlikte çukurlara gömülür.
    Yapışkan levhalar da kemirgen mücadelesinde kullanılmaktadır. Ortasında yiyecek bulunan yapışkan levha kemirgenin olduğu ortama yerleştirilir ve bu levhaya yapışan kemirgen etkisiz hale gelir. Ancak Ankara‟da yaptığımız gözlemlerde bu tip levhaların fırın ve pastanelerde un çuvalları üzerine yerleştirildiği, buna yapışan özellikle Sıçanların ektremitelerini (el, kol) koparıp kaçtıkları ve unların kanla kontamine olduğu görülmüştür. Bu nedenle yapışkan levhalar depolarda yiyecekler üzerine konulmaması gerekir.
    -Sonik cihazlar: 32 ? 62 kHz (32000 ? 62000 Hz) sonik ses yayan cihazlarda kapalı mekanlardan kemirgenlerin uzak tutulması için kullanılır. Ġnsan kulağı 20 ? 20000 Hz arasını duyduğu için bu sesleri duyamaz. Bu metodun sınırlı ve kapalı alanlarda kullanılabilmesi, kör noktalara etki etmemesi gibi yetersizlikleri vardır. Temelde kemirgenin uzun vadede alana yuvalanması engeller, geçici olarak ortamda kemirgen bulunabilir. Bu da zararlı etkisinin devamına neden olur.
    Sakıncası: Ortamda bulunan diğer domestik hayvanları da rahatsız eder ve kemirgen sese zamanla alışabilir.
    - Elektrik şoku: Son zamanlarda yemleme tuzaklarına benzer kutular içine elektroşok veren düzenek yerleştirerek kemirgeni öldüren cihazlarda üretilmiştir. Bunlar genelde Ev fareleri üzerine etkilidir ve bazı güvenlik sorunları olabilir.

Working...
X