fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Çirkin Saldırıyı Kınıyorum....

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Çirkin Saldırıyı Kınıyorum....

    İsrail'in masum Gazze halkı üzerine yaptığı çirkin saldırıyı kınıyorum. İHH gibi yardım kuruluşları ilaç ve insani yardımda bulunacaklar. Dualarımızla ve fiili desdeklerimizle, yaraların sarılmasına katkıda bulunmamızı talep ediyorum.
  • Fidanligi.com

  • #2
    Cevap: Çirkin Saldırıyı Kınıyorum....

    Eli kanlı katillerin ve buna sesiz kalan ve destekleyen ABD'nin bu soy kırımı caniliklerini nefretle lanetliyorum.

    Comment


    • #3
      Cevap: Çirkin Saldırıyı Kınıyorum....

      Lanetli milletin soy kırımı katliyamını kınıyoruz.

      Comment


      • #4
        Cevap: Çirkin Saldırıyı Kınıyorum....

        savasta ve barısta herzaman sivil toplum örgütleri devletlerin yapamadığını yapmaktadır, lütfen sahip çıkalım

        Comment


        • #5
          Cevap: Çirkin Saldırıyı Kınıyorum....

          Bu kansız ve vicdansız caniliği kınıyorum. Sizleri bu vicdansızlığın arkasındaki israil ve amerikanın mallarını boykot etmeye çağırıyorum. Bunlara birde ekonomik katkıda bulunmamayı tavsiye ediyorum.

          Comment


          • #6
            Cevap: Çirkin Saldırıyı Kınıyorum....

            Bizlerde bu terörist saldırıyı ve ülkemizde bu saldırının dolaylı destekçilerini esefle ve lanetle kınıyoruz.
            Ölen şehitlere de Allah'tan rahmet diliyoruz.
            Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. (Bu), Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah'tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır! O halde O'nunla yapmış olduğunuz bu alış verişinizden dolayı sevinin. İşte bu, (gerçekten) büyük kazançtır.
            (Tevbe 111)

            Comment


            • #7
              Cevap: Çirkin Saldırıyı Kınıyorum....

              Sn Site üyeleri:Yüreğim yanıyor.Ancak buradan Hünkar Fatih Sultan Mehmet Han'ın bir veciz sözünü hatırlatmak istiyorum."Benim Fethetdiğim Toprakları Ecnebilere satanlar ALLAH'ın Gazabına uğrasınlar.Burada Yahudilere toprak satanlar;İngiliz casus Lavrens'in altınlarına kanıp,Osmanlı askerlerini çölde şehit edenlerin vebalı ne olacak? şimdi diyeceksinizki; Bu masumların kabahati ne? burada bir atasözü var" Dedesi erik yemiş,torunun dişi kamaşmış".Bütün bunlar birer ibret vesilesi,Uyanık olmalıyız.Daha önce bu sitede yabancılara toprak satımıyla ilgili bir yazıda, görüşümü belirtmiştim.Bu cihetle memleketimizden bir çöp parçasına bile karşıyım.Kainat'ın efendisi Peygamber efendimizin hadisine mazhar olmuş bir padişahın bu sözlerine kulak asmalıyız.Bu ecdata layık olmayı şiar edinmek gereklidir.Bu menfur ve hain saldırıda ölenlere Rabbim rahmet eylesin,yaralılara acil şifalar dilerim.Siyonizm bir beladır.Bunun sorumlusunu herkes biliyor.Ancak tüm Alem-i islamda uyanık olmaldır.Parasını İngilterede Futbol takımı alan ve İspanyada veya başka Avrupa ülkesinde saray yapan,harvurup harman savuran,sorumsuz arap şehleri,bu kazndıkları paranın bir kısmını filistin halkına harcasalar olmazmı? ayrıca Gazzedeki ablukayı kaldırmayan Mısır'a ne demeli? Konu uzadıkca uzayacak esen kalınız.

              Comment


              • #8
                Cevap: Çirkin Saldırıyı Kınıyorum....

                Evet, Sayın tabiatçının sözlerine katılıyorum.Bende bu hain saldırıyı lanetliyor,İsrail'in kahrı için Allah'a yalvarıyorum...ALLAH BÜYÜKTÜR ve EN GÜZEL VEKİLDİR...

                Comment


                • #9
                  Cevap: Çirkin Saldırıyı Kınıyorum....

                  Gazze kan gölü. Sanki Kamboçya'da Kızıl Kmerlerin ölüm tarlası...

                  İki yıldan beri, açlık, susuzluk ve elektriksizliğe mahkumiyet tarzında geçen İsrail ablukası ardından, bu defa, 100 tonluk bomba yağmuru!

                  Gazze kan gölü. Sanki Kamboçya'da Kızıl Kmerlerin ölüm tarlası...
                  Cesetler savrulmuş meydanlara... Üç günde 307 ölü. Binlerce yaralı. Kadın, çocuk, genç, yaşlı... Gazze bir mülteci barınağı...

                  1.5 milyon nüfusun 900 bini mülteci durumunda... Üzerlerine bomba yağıyor. Dünya sessiz. Tıpkı Bosna'da aylarca yaşanan utanç verici sessizlik gibi...

                  Ehud Olmert, El Halil'deki Yahudi yerleşimci cinayetleri için "Yahudi olarak utanıyorum" demişti. Şunları söylemişti:

                  "El Halil'de Araplara ateş eden Yahudilerin görüntülerinden bir Yahudi olarak utanç duyuyorum. Tanık olduğumuz için "katliam" tanımından başka bir şey bulamıyorum. Biz ki, katliamın ne olduğunu bilen bir ulusun çocuklarıyız.

                  Bunu söylemeden önce çok düşündüm ama bu olan başka türlü tanımlanamaz" Olmert, cinayet işini "Şimdi savaş zamanı" diye bombaları uçaklara yükleyen Ehud Barak'a bıraktı ve utancı unuttu. Gazze'ye bomba yağdırırken artık "Yahudi olarak" utanmıyor. Utanç tüm insanoğlunun. Bu vahşeti kınayamayan BM'nin...

                  Bu vahşet karşısında suskun kalan, hatta Hasan Nasrallah'ın ifadesiyle, "İsrail'in Hamas'ı yok etmesi"ne sevinen Mahmud Abbas'ın ve diğer Arap yönetimlerinin...

                  Şüphesiz vahşet karşısında en insani tepkiyi "İsrail insanlık suçu işliyor" diyerek, Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan verdi. Onun tepkisi içeride pek diplomatik bulunmadı. Daha önce tekerlekli sandalyeye bağlı olarak yaşayan Şeyh Ahmet Yasin'in vahşi bir biçimde öldürülmesi karşısında da "Devlet terörü" tanımlaması yapmıştı. O tepki de diplomatik bulunmamıştı.

                  Zaten o da "diplomatik" olsun diye değil "insani" olsun diye sesini yükseltmiş olmalı. Dünya çok diplomatik (!) davranıyor İsrail'e karşı. Amerika, Avrupa, öteki ülkeler çok diplomatik! Hiç kimse İsrail'i ve Yahudi lobisini karşısına almayı göze alamıyor. O da, ürettiği tüm savaş teknolojisini, dünyanın en mazlum toplumu olan Filistinliler üzerinde deneme imkanını buluyor.

                  Başbakan Erdoğan, Türkiye adına, insanlığın sesini yükseltiyor. Bosna'da da Türkiye sahip çıkmıştı, karnı deşilen annelere, nişangah yapılan bebeklere, tecavüze uğrayan genç kızlara, yurdundan edilen yaşlılara... Avrupa, 250 bin insan katledildi, sesini çıkarmadı. Amerika, ancak ondan sonra devreye girebildi. Amerika, Filistin'de, yani İsrail'e karşı, Bosna'da yaptığını da yapamıyor. Bush döneminden kalma ABD Dışişleri Bakanı Condelezza Rice, "Hak ettiler" babında bir şeyler söylemiş.

                  "İsrail'in yaptığı Hamas'a misilleme" diye meşrulaştırmış İsrail'in vahşetini... "Aşırı güç kullanımı" gibi diplomatik bir dil bile kullanamamış. Diplomasinin labirenti içinde 307 can, binlerce yaralı kayboluyor ne yazık ki... İyi ki Türkiye var. Bu cinayetlere göz yummak sanılmasın ki, İsrail için iyiliktir. Zalimin zulmüne yardım etmek ve göz yummak ne zamandan beri zalime iyilik sayılıyor. Bir insanın, insanlıktan uzaklaşmasına yardım etmek ona iyilik midir? İsrail'in bu coğrafyada kırdığı ceviz bini aştı. Sabra, Şatilla, Beyrut ve Gazze...

                  Vahşet halkaları birbirine ekleniyor. İşte bir gün İsrail Başbakanı çıkıp "Yahudi olarak utanıyorum El Halil'de yapılanlar sebebiyle" diyor. Şu anda İsrail'de bu vahşet serisinden utanan birçok Yahudi olduğu muhakkak. Dünyada, milyonlarca vicdan İsrail vahşeti karşısında isyan ediyor.

                  Batı'da birçok namuslu bilim - fikir adamı, kendi toplumlarının İsrail vahşeti karşısında vurdumduymazlığına, hatta İsrail'e destek vermesine isyan ediyor. 100 ton bomba! Bombalanan evlerin enkazından çıkan bebek cesetleri...

                  Ekranlarda ölüm tarlası... İşte bir yılbaşı öncesinde, Hristiyan dünyasının Cristmas'ında, Yahudi aleminin Şabat'ında İsrail eşittir bebek cesetleri... İsrail eşittir 100 ton bomba... İsrail eşittir Filistin'in enkazı... Bu vahşet tablosu hangi topluma onur verir? İsrail'e şimdi en çok utanç yakışıyor!


                  30.Aralık.2008 08:19:02

                  Ahmet Taşgetiren

                  Comment


                  • #10
                    Cevap: Çirkin Saldırıyı Kınıyorum....

                    Bu bağlamda, İnsani yardım kuruluşlarının önemi bir kat daha kendisini göstermektedir.

                    Comment


                    • #11
                      Cevap: Çirkin Saldırıyı Kınıyorum....

                      Allah var ve harşevi görüyor. O şahit oluyor. Yapılnlara ve yapılmayanlara. Rabbim müslümsnlsra yardım etsin. Onlara basiret ve akıl versin Amin.

                      Comment


                      • #12
                        Cevap: Çirkin Saldırıyı Kınıyorum....

                        ŞEHİT ŞEYH AHMET YASİN'İN VASİYETİ

                        Allah'ım! Ümmetin suskunluğunu Sana şikâyet ediyorum!"
                        Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!
                        "Allah'ım! Ümmetin suskunluğunu sana şikâyet ediyorum!
                        Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah!
                        Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim!
                        Ben ki saçları ağarmış, ömrümün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belâlarının estiği biriyim!
                        Tek isteğim, benim gibi Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!
                        Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helâk olmuş ölüler!
                        Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felâketler karşısında? Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok, Allah için ve ümmetin namusu için kızacak?
                        Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak! Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken?
                        Siyonist katilleri ve uluslararası işbirlikçilerini görmezden gelirken!
                        Omuzlarımıza el verecek ve gözyaşlarımızı silecek bir bakış! Bu ümmetin kurumları, sivil güçleri, partileri, teşkilâtları ve bariz şahsiyetleri, Allah için kızmaz mı? Tümü birden sokaklara dökülüp, bizim için dua etmeye; "Ey Rabbimiz! Gücümüzü topla, zaafımızı gider ve mü'min kullarına yardım et!" diye çağıramaz mı? Buna da mı gücünüz yetmiyor?
                        Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak:
                        "Bizler direndik! İleri atıldık ve kaçmadık!" Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek! Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız!
                        Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin! Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz. Bırakın savaşçı onuruyla ölelim! Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın!
                        Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin! Temennimiz, Allah'ın, emaneti savsaklayan herkesten kısas almasıdır! Umarız bizim aleyhimize olmazsınız! Allah aşkına, bari aleyhimize olmayın!
                        Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları!
                        "Allah'ım! Sana şikâyette bulunuyorum... Sana şikâyette bulunuyorum... Gücümün azlığını, imkânımın yetersizliğini ve insanlara karşı zaafımı Sana şikâyet ediyorum.
                        Sen mustazafların Rabbisin... Sen bizim Rabbimizsin... Bizi kime bırakıyorsun? Bize cehennem olacak uzaklara mı? Veya düşmana mı? Allah'ım! Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çiğnenen hürmetler, yetim bırakılan çocuklar, oğlunu yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar, yıkılmış evler ve ifsad edilmiş ekinler aşkına Sana şikâyette bulunuyorum.
                        Sana şikâyette bulunuyorum! Gücümüz dağıldı... Birliğimiz bozuldu... Yollarımız ayrıldı...
                        Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini Sana şikâyet ediyoruz..."

                        ŞEHİD Şeyh Yasin

                        Comment


                        • #13
                          Cevap: Çirkin Saldırıyı Kınıyorum....

                          "Ey Rabbimiz! Gücümüzü topla, zaafımızı gider ve mü'min kullarına yardım et!" diye çağıramaz mı? Buna da mı gücünüz yetmiyor?
                          Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak:
                          "Bizler direndik! İleri atıldık ve kaçmadık!" Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek! Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız!
                          Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin! Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz. Bırakın savaşçı onuruyla ölelim! Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın!
                          Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin! Temennimiz, Allah'ın, emaneti savsaklayan herkesten kısas almasıdır! Umarız bizim aleyhimize olmazsınız! Allah aşkına, bari aleyhimize olmayın!


                          Gerçekten bu vasiyeti her okuyuşumda ilk defa okuyormuş gibi, nefesim kesilir, içime bir mızrak saplanır sanki. Biliyorum, onlar şehit oldu, biz çocuklarımızın ismini Ahmet Yasin koyduk, Allah her zaman doğru olan için gerçek fethi nasip edecektir.

                          Filistinin maruz kaldığı, açık terör bizim sofralarımıza gıda terörü olarak girmektedir. Bu bağlamda herkese bir sorumluluk düşse de, gıda sektörü ile ilgili olan hepimize iki kat daha sorumluluk düşmektedir.

                          Comment


                          • #14
                            Cevap: Çirkin Saldırıyı Kınıyorum....

                            Sen Filistin, hokkaları doldur kanla,
                            Şairler eğer ahın varken
                            Uzanırlarsa tomurcuklara güllere
                            Herbiri kanlı bir ateş gibi korku
                            Bir azar, bir şamar olsun.

                            Filistin, sen işine bak, kar toprağını,
                            Yoğur gazabını Yaradanın..

                            ../..

                            Farzet körsün, olabilir,
                            Elele tut,
                            Taş al ve at,
                            Kafiri bulur.

                            Hani ceylanların,
                            Hani cihat marşın?

                            Bir yumruk harbinden nasıl kaçtın?
                            En arka safta bile kalmadın,
                            Cengi attın, dünyaya daldın,
                            Tezeğe konan sinekler gibi.

                            Dönüyor burgaç,
                            Dünya üstten, yanlardan daralıyor.
                            Ovalardan,
                            Dar geçitlere sürülen sığırlar gibi,
                            Bir gün ister istemez,
                            Karşısında olacaksın kaçtıklarının.

                            Dua et,
                            O gün henüz mahşer olmasın...

                            cahit zarifoğlu

                            Comment


                            • #15
                              Cevap: Çirkin Saldırıyı Kınıyorum....

                              ABDÜLHAMİD HAN VE FİLİSTİN MESELESİ
                              1897 yılının 29 Ağustosunda Macar asıllı Avusturya lı Yahudi bir gazeteci olan Theodor Herzl ilk dünya siyonist kongresini toplamıştır.İsviçre nin Basel şehrinde yapılan bu kongreye yaklaşık 200 delege katılmıştır.Tüm dünyadan çağrıya icabet eden bu yahudilerin tek amacı vardı Filistinde bir Yahudi devleti kurmak.Zaten kongreyi organize eden Herzl in daha evvel yayınlamış olduğu bir kitabın adı bunu teyid eder haldedir.Kitabın adı 'Yahudi devletidir.' O zamana kadar yeryüzünde dağınık halde bulunan yahudiler artık bir devlet kurmak için kollarını sıvamışlar ve bunun içinde Atalarımızın yurdu dedikleri Osmanlı hakimiyetinde bulunan Filistin topraklarına göz dikmişlerdir.O zamanlar Osmanlı sultanı 2.nci Sultan Abdulhamid Han dır.
                              . Yahudi Theodor Herzl
                              Theodor Herzl, 17 Mayıs 1901 ve 4 Temmuz 1902 tarihlerinde Sultan Abdulhamid Han la iki kez görüşmüştür.Theodor Herzl Bir Avusturyalı dük vasıtası ve Osmalı hahambaşısı Moşe Levi ile birlikte ulu sultanın huzuruna çıktığında Filistin topraklarından yer taleb etmiş ve gerekirse bu yerler karşlığında mali sıkıntı içinde olan Osmanlıya 5 milyon altın lira vermeyi teklif etmiştir.Fakat Sultan Abdulhamid Han parayla toprak satılmasını talep eden onun bu teklifini redderek şu meşhur sözlerini tarihe not düşürmüştür'' "Topraklarımın parçalanmasına razı olamam, halkım bu topraklar için döğüştü ve bu toprakları kanları ile suladı, Yahudilerin milyonları kendilerine kalsın." sonradan Hahambaşına "Siz Hahambaşı, İmparatorluğumun bir santim toprağının bile terk edilemeyeceğini çok iyi bildiğiniz halde, bu adamı böyle bir teklifte bulunması için nasıl getirirsiniz." Demişse de!. Yahudilerin Filistin'e yerleşme istekleri hakkında ki şu sözleri bu güne gelene kadar geçen süreci ve sonucu ayrıca bu gün Dünya politikası üzerindeki etkileri anlamak açısından çok ilginçtir. "Para kuvveti her şeyi yapar. Onlar bugün hükümet teşkil edecek değiller ya! Bu bir mukaddemedir. Gaye ve emeldir. Şimdi işe başlayıp bir çok sene hatta bin sene sonra maksatlarına muvaffak olabilirler ve zannederim olacaklar da!"
                              Toprak istek talepleri reddedilen Yahudiler Abdulhamid Han için sonun başlangıncını teşkil edecek olaylara başlamışlar ve pes etmemişlerdir .İç ve dış olaylarda ki sorunların artması,Cuma namazı çıkışı ermenilerin Abdulhamid e suikast girişimleri(1905),Fransız akademisyen (Albert Vandal)tarafından 'doğudaki ermenileri bastırdığı için 'le Sultan Rouge''(kızıl sultan) yakıştırmaları hep bu sıkıştırma faaliyetlerinin bir parçasıdır.Malesef bizlerede yıllarca bu ülkede bir Fransız ın ermeniler lehine olmak üzere kullandığı 'kızıl Sultan' tabiri Abdulhamid Han ı toplum nazarında küçültmek için okutulmuştur.(Abdulhamid Han ı daha iyi anlayabilmek için Mustafa Amağan ın ''Abdulhamid in Kurtlarla Dansı'' isimli eseri okumanızı tavsiye ederim)Dolayısıyle bu düşünceyi benimseyenler belkide farkında bile olmadan Ermeni destekçilerinin maşası olmuşlardır..Bugünde ülkemiz hala bu soykırım meseleleri yüzünden sıkıştırılmaya devam edilmektedir.İlginçtir dikkatimi çekmiştir,dünya ülkelerinin çoğu yahudilerin lehine olmak üzere nazizmi destekleyenleri,antisemitizmi destekleyenleri potansiyel suçlu olarak görürken,buna uygun kanunlar çıkartıp yahudi milletini mutlu ederken,ermeni meselesi konusunda 19 civarında ülke parlemontosunda Türkler ermeni soykırımı yapmışlar manasında soykırım kanunlarını meclisten geçirerek bizi potansiyel suçlu ilan etmeye ve uluslararası arenada sıkıştırmaya çalışmaktadırlar.
                              Yahudiler ve masonlar İttihat ve Terakki Cemiyetini avuçları içine almışlar ve bunların yönetimde oldukları süreçte 3 adet yahudi yi nazır (bakan olarak kabineye sokmaya başarmışlardır.Özellikle Selanik mebusu yahudi Emanuel Karaso ve İzmir mebusu yahudi Nissim Russo Abdulhamid e karşı gizli emellerini korumuşlardır. Özellikle Emanuel Karaso 3 dönem mecsiste bulunmuştur.Sağlığında ike bir kaç defa da Theodor Herzl görüşmeler yapmıştır.Karaso Makedonyada ki''La Risorta ''Mason locasının üstadı idi ve bu Loca direk İtalya ya bağlıydı.İttihaçların içerisinde Masonluk revaçtaydı.Dönme yahudilerin içinde cirit atttığı,ele geçirdiği Bu cemiyet 31 Mart vakası denilen olayı tertip ederek 13 Nisan 1909 tarihinde Abdulhamid Han ı alaşağı etmiş ve Koca sultandan Filistin toprağını satmamanın bedelini tahttan indirirek almışlardır.(Selanik ten yola çıkan bu orduya yol boyunca yanlış hatırlamıyorsam halktan 700 civarında yahudi bizzat katılmış ve Abdulhamid Han ın hal edilmesini can-ı gönülden desteklemişlerdir.Bu konularla ilgili ayrıntıları Soner Yalçın ın''Efendi''isimli eserinde rahatlıkla bulabilirsiniz.)Özellikle bugünlerde bazı kesimlerin ısrarla kullandığı irtica ,irticacılar tabiri ittihatçıların bugünlere armağanıdır.İttihatçıların içindeki etken insanları burada gözardı etmemenizi salık veririm.Zamanın Meşhur Şairi İzmir li Şair Eşref
                              İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne yahudi kökenlilerin hakimiyetini dile getirmek için çok anlamlı bir dörtlük söylemiştir. Bu dörtlüğünde şöyle diyor:
                              "Avdetiler ile hükümetimiz,
                              Benzedi devlet-i Yehuda'ya,
                              Bab-ı fetvayı da çıfıtlık edip
                              Verdiler en-nihaye Musa'ya"
                              Açıklaması:
                              "Hükümetimiz Dönmeler yüzünden, adeta Yehuda devletine dönüştü.
                              Fetva makamını da yahudilerin kontrolüne sokup, sonunda Musa'ya verdiler."
                              Nitekim İttihatçı ekibin Abdulhamid Han ı düşürmek için ortaya koyduğu senaryo ilginçtir.31 mart 1325(13 Nisan 1909)Vakası İrticai bir ayaklanma olarak kabul edilir ve ayaklanmada kullanılan figüranlar''şeriat isterük''sloganları atmıştır.Bugün dahi değişen pek bir şey yoktur.Gizli eller Ali Kalkancı Şeyhini,Fadime Şahin mağduresini sözüm ona yem olarak orataya atarlar ve onların etrafında dolaşıp şeriat isterük diyenleri delil gösterip dilediklerini elde ederler..Olan bu ülkeye olur yine..Ülkenin ekonomisi küçülür,demokrasisi küçülürTıpkı Abdülhamid Han ın hal edip iktidarı ele geçiren ittihatçıların fiili olarak iktidarı ellerinde bulundurdukları 5-6 yıl içinde koskoca Osmanlıyı nasıl küçülttükleri gibi.İttihat ve terakki cemiyeti 1889 yılında yılında İstanbul da kurulmuş ve 1918 yılında kendini feshetmiştir.Liderleri yurt dışına çıkmak zorunda kalmıştır.Türk tarihinde 29 yıllık süren gizli,karanlık,ilişkiler yumağı haline İttihat Terakki bugün hala tartışılmaya devam edilmektedir.Abdulhamid Han ın tahttan indirilişini bildirmek için seçilen heyette çok ilginçtir.Bu kararı tebliğ eden heyetin içinde bir tek Türk yoktu. Osmanlı ahalisini temsilen padişahın karşısına çıktığını iddia eden böyle bir heyette, ahalinin ana unsurunu teşkil eden ve devletin yönetimini resmiyette elinde tutan önemli bir etnik unsuru temsil eden bir tek kişinin bulunmaması dikkat çekiciydi. Padişah da bu durum karşısında şu ifadeyi kullanmıştı: "Bir Türk padişahına, 33 sene bu makamda bulunmuş İslam halifesine hal' kararını bildirmek için bir yahudi, bir Ermeni, bir Arnavut ve bir nankörden başkasını bulamadılar mı?"
                              Yahudi etkisindeki İttihatçılar Sultan Abdulhamin Han ı Selanik e 20 ssat süren bir tren yolculuğu ile ev hapsine yolladılar.O nu bir eve hapseetiler ve evin sadece balkonuna çıkabilme izni verdiler.Daha sonra İstanbula getirildi yanlış hatırlamıyorsam Beylerbeyi sarayında 10 Şubat 1918 de 9 yıllık bir ezadan sonra vefat etti.
                              İttihat ve Terakki Baskısıyla 2.nci meşrutiyeti ilan eden Abdulhamid Han Meşrutiyeti ilan etmeyip Meclisi açtırmamaktaki amacını o zamanlar 'Eğer Meşrutiyet ilan edilip Seçimler yapılırsa bu zor zamanda azınlıklar mecliste gereğinden çok söz sahibi olabilirler ve hükümetin icralarına engel olabilirler.'' demişti.Zaman onu yine haklı çıkardı.İlan edilen meşrutiyet sonrası 240 sandalyeli mecliste 100 sandalyeyi azınlıklar kazandı.(Bugün ise TBMM de 550 milletvekili içerisinde ayrılıkçı fikirleri savunan 24 kişi var.Yarın bu sayı kaç olur bilemeyiz)
                              1526 yılının 24 Ağustos un da Merhum Yavuz Sultan Selim Han ile Memluklu sultanı Kansu Gavri arasında arasında Halep civarındaki Mecidabık savaşından sonra Filistin toprakları Osmanlı topraklarına katılmıştır.Ta ki 1918 yılına kadar Osmanlıların elinde kalmıştır. Filistin toprakları o zamanlar üç sancakla yönetilmiştir.Kudüs,Gazze ve Nablus sancakları.Tam 392 yıl Osmanlı yönetimi içrisinde huzurlu bir hayat süren Filistin halkı 24 Nisan 1920 de San Remo konferansı sonrasında İngiliz mandası himayesi altına girdi.A tipi manda olarak ifade edilen bu hükmetmedeki esas ilgili toprakların aslında bağımsız olduklarını ama kendi kendini yönetmek ten aciz olduklarını ve bu olgunluğa erişince tam bağımsız olabileceklerini ifade eder.(Manda yönetim şekilleri için Dr.Kadir Kosalak ın''Milli Mücadelede Manda ve Himaye Meselesi''isimli eserini okumanızı tavsiye ederim)İngilizler bu manda işine ta 14 Mayıs 1948 de İsrail yahudi devletinin kurulmasına kadar devam eder.Emperyal İngilizler Yaklaşık olarak 1918-1948 yılları arasında 30 yıl Filistin topraklarını bir nevi sömürge toprakları gibi kullanır.Daha evvel Filistin olarak anılan o bölgelerde İngilizlerin böl, parçala,yut taktiği sayesinde bugün üç devletçik vardır.Bunlar;1922 de Ürdün,1948 de İsrail,1988 de Cezayir de sürgünde kurulan Filistin(bugün hala bağımsız bir ülke statüsünde değildir.)Arap yarımadasının doğusunda ki ülkecikler,güneyinde ki kore misali iki tane yemen ülkesi,Bugün Irak ın üç etnik temele bölündürülmesi çabası,Türkiye de Kürt ayrılıçıklarının Abd,ingiltere,israil ve batılılarca el altından desteklenmesi amacı hep müslüman ülkeler üzerinde oynanan emperyallerin oyunlarıdır.Osmanlının son dönemlerinde neler yaşanıyorsa sanki bugünde olaylar kılık değiştirip tekrar önümüze sürülüyorlar.Dış borçlar meselesi,azınlıklar meselesi,(Musul)-Kerkük meselesi,içimizdeki ayrılıkçılar meselesi,soykırım meselesi... Biz yoksa hala uyanığız zannedipte uyanamadık mı yoksa?Sevgiyle kalın dostlar..

                              (Not:Bugün Kin devleti İsrail Gazze ye kara saldırısı başlattı.Dualarımız mazlumlarla...3 Ocak 2009)

                              --

                              Zulmün milliyeti yoktur.Zulm ile abad olanın sonu hüsran olur...

                              Comment

                              Working...
                              X