fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

S.Nursi'den Avukata Keramet Dersi

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • S.Nursi'den Avukata Keramet Dersi


    Bediüzzaman Said Nursi'yi Eskişehir hapishanesinde ziyaret eden stajyer avukat Kemal Taner anlatıyor
    Bediüzzaman Said Nursi'yi Eskişehir hapishanesinde ziyaret eden stajyer avukat Kemal Taner anlatıyor:

    "Hapishaneye yanına görüşmeye gitmiştim. Namazı yeni kılmış, tesbih çekiyordu. Elini öptükten sonra kendilerine dedim ki: 'Efendim, size birçok keramet gösterir, diyorlar. Halbuki ben sizden herhangi bir harikal hal ve vezayit görmedim. Eğer böyle birşey gösteriyorsanız, bana da gösterin, meselâ şu elinizdeki tesbih kendi kendine yürüsün.'

    "Bediüzzaman tebessüm etti. Bana temsilî şu hikâyeyi anlattı:

    "Bir adamın çok sevdiği, sevimli, sevgili bir tek oğlu varmış. Adam bu kıymetli yavrusuna, çok değerli bir hediye almak için, kuyumcu dükkânına götürmüş, Çok çeşitli elmas ve mücevherattan hangisini beğenir ve isterse oğluna alacakmış.

    "Mücevherat dükkânında, kuyumcu adam, dükkânı süslemek için; tavana, çok çeşitli renklerde, kırmızı, yeşil, mavi, mor, pembe, sarı her renkte büyük balonlar asmış. Çocuk dükkâna girince mütemadiyen tavandaki balonlara bakarak, 'Baba ben bu balonlardan isterim' diye tutturmuş, başlamış ağlamaya. Adam, 'Oğlum, ben sana çok pahalı ve kıymetli, elmas, mücevher alacağım' diyormuş, Çocuk ise, 'Ben balon isterim' diye ağlayıp duruyormuş. Bu misali bana anlatan Bediüzzaman, sözlerine devamla:

    "Ben Kur'ân'ın elmas ve mücevherat dükkânının bekçisiyim, dellalıyım. Ben baloncu değilim. Benim dükkânımda, benim pazarımda, Kur'ân'ın ebedi ve ölümsüz elmasları var. Ben bunlarla meşgulüm. Ben Kur'ân nurunu ilân ediyorum, balonculuk yapmıyorum' dedi.

    "Bediüzzaman'ın ne demek istediğini anlamıştım, yaptığım hareketten dolayı mahçup olmuştum."

    (Necmeddin Şahiner, Son Şahitler)
  • Fidanligi.com

  • #2
    Cevap: S.Nursi'den avukata keramet dersi

    Çok harika ve manidar bir ders olmuş.

    Comment


    • #3
      Cevap: S.Nursi'den avukata keramet dersi

      Şu zamanda ne kadar balon taliplisi var değil mi?
      Allah,bizleri de gerçek mücevher taliplilerinden eylesin.

      Comment


      • #4
        Cevap: S.Nursi'den avukata keramet dersi

        Saray’da bir tören düzenlenmişti. Dönemin padişahı Sultan Reşat’tı.

        Bu törene zamanın diğer âlimleriyle birlikte o da davet edilmişti.

        Bediüzzaman, bu davete, kendisine özel yerel kıyafetiyle katılmak istedi: Ayağında çizmesi, belinde kuşağı ve hançeri, başında da ucunu omuzlarına kadar sarkıttığı sarığı...

        Ona, hiç olmazsa bu tören süresince diğer âlimler gibi cübbe giymesini rica ettiler.

        Israrlar üzerine, bir cübbe giyerek Saray’a öyle gitti.

        Şeyhülislâm, âlimler, bakanlar, yüksek rütbeli komutanlar ve üst düzey memurlar “saçak” öpeceklerdi.

        Padişahın oturduğu tahtın yan tarafından ipekten yapılmış bir kumaş sarkıtılmıştı.

        Saçak öpme merasimi başladığında, kimi bu saçağı, kimi padişahın eteğini öpüyor, kimi de baş eğip gerisin geri çekiliyordu.

        Sıra Bediüzzaman’a gelmişti. Bediüzzaman yerinden çık­tı, dik ve vakur adımlarla yürüyerek Padişahın önüne ka­dar geldi.

        Eli göğsünde “Esselâmü aleyküm” diyerek selâm verdi ve Sultan Reşat’ın önünden geçerek gitti.

        Padişah şaşırmıştı. Bu eşi benzeri görülmemiş bir şeydi.

        Yanındaki paşaya sordu:

        “Kim bu adam paşa? Beni mahalle muhtarı mı sandı? Niçin böyle selâm etti?”

        Paşa eli önünde bağlı bir halde:

        “Efendim, bu zâtın lakabı Bediüzzaman, ismi Said’dir. Çok yüksek bir ilmi vardır. Çok da izzetlidir. Feleğe baş eğ­­meyen biridir.”

        Sultan Reşat kısa bir süre düşündü. Durumu kavramıştı. Zaten âlimlere büyük saygısı ve sevgisi olan biriydi. Böyle bir âlim ise onun daha çok ilgisini çekmiş, takdirini kazanmıştı.

        Herkesin duyabileceği bir şekilde şunları söyledi Sultan Reşat:

        “Ben şimdiye kadar ilmin izzetini koruyan pek az insan gördüm ve tanıdım. Gerçek âlim, işte böyle olmalıdır.”

        Bu olaydan sonra Bediüzzaman’la Sultan Reşat samimi iki dost oldular ve pek çok şey paylaştılar.

        Comment

        Working...
        X