Herkese kazasız,belasız bir ömür dileyerek başlıyorum.Malum üzre HAİTİ'de şiddetli bir deprem oldu.Ölü sayısı Yüzbinlerle ifade edilmekte,enkaz altından çıkan çesetler ve insanların halleri yürekler acısı.Bir ada ülkesi olan vede geliri sadece Turizme dayalı olan vede evleri derme çatma olan bu ülkenin yedi şiddetindeki depreme dayanma riski elbetde yokdur.Üstelik zemin gevşek ise;Bütün bunları ülkemize uyarlamak zorundayız.Ayın 14.ü Perşembe günü Düzce vilayetimizdeydim.Oradaki boş arsaları ve bazı yarım kalan binaları görünce içim burkuldu,İnanın yediğim yemek boğazıma takıldı kaldı adeta.Lokantanın karşısında,İki boş arsa mevcutdu,enkazların üzerinde yabani otlar ve ağaçcıklar çıkmıştı.Bizi Misafir eden arkadaşa sordum"Burası şehrin en güzel ve işlek yeri bu arsalar neden boş?". Cevaben "Ağbi bu arsalarda kocaman apartmanlar dikiliydi,İnan hiç canlı insan çıkmadı ve Kamyonla enkaz taşınırken el ve kol gördüm".Haa..bundan ders çıkarılmışmı? cııkkk!! aynı teraneler devam etmekte.Bir İnanan olarak,Kadere inancım sonsuz ama bu iş tevekkül değil ki..En güzel Tarım arazilerine hala binalar yapılmakta.Orman Fidanlık müdürlüğüne uğradık.Terminal olacakmış????.Yaaa kardeşim etmeyiniz,yapmayınız,ne olur yaa.İnsan biraz düşünür.İnanın o terminal olacak yerden alınız toprağı gübre diye satılır o kadar verimli vede 1. sınıf arazi.Hem Anayoldan uzak da; birilerinin bu memleketin güzelim arazilerini böyle harcamaya hakkı yok.Bunlara rapor veren mühendislere yazıklar olsun vede bu memleketin sahipleri yokmu kardeşim!!.Kentleşme hala çarpık,hoşuma gitmedi;bir atasözümüz de şöyle diyor"Bir musibet,bin nasihatdan evladır".Ancak,bize herhalde bilmem kaçınca musibet lazım ki;Demeyede gönlüm elvermiyor.Öte yandan Bir Alman firması gelip Hem Antalya'da hemde bu ilimizde Fidan üretmekte.49 yıllığına bir kamu kuruluşunun arazisini kiralamışlar ve bir kaç TÜRK ziraat Mühendisine hisse vermişler.Adamlara helal olsun.Çatır,çatır fidan satıyorlar.Üstelik;benim Vilayetim orjinli fidanlar.Çalışan işciler bizim insanımız yorumu size bırakıyorum.Biz dört kişiydik,diğerleri hepsi genç.Gelirken hepsini azarladım,nasihat etdim."Ulan utanın,sıkılın Elin adamını görüyorsunuz,sizin neyiniz eksik ". Onlarda abi bizim paramız var,yerimiz var.Ancak,fidanı aşılamayı bilmiyoruz" dediler.Bende size yardımcı olacağım söz dedim.Şimdi 4 kişi İNŞALLAH bu yıl en başta ceviz fidanı olarak işe başlayacağız.Hayırlısı bakalım.Sağlık ve esenlik dileğimle.
Duyuru
Collapse
No announcement yet.
DEPREM
Collapse
X
-
Cevap: DEPREM
İnşallah bu musibetlerde ders çıkarılır. Bazı insanlarımız kader ile Tevekkülü bir birine karıştırmaktadırlar. Tedbiri almak lazım. Diğer husus ise Fidan yetiştirmek sanıldığı kadar zor ve masraflı da değil. Gecen hafta gittiğim bir üretim yerinde gördüm. Hiç bir teknik elemanı olmadan bazı insanlarımız nasılda fidan yetiştirmiş görülmeye değer. Yıllarca insanlarımız hazır devlet işine alışmış. Hani derler ya " salla başını al maaşını" öyle olmuş.Cesaret etmek lazım ve genç müteşebbis ruhlu insanlarımızın önünü açmak lazım.
-
Cevap: DEPREM
ubeyd Nickli Üyeden Alıntı Mesajı gösterİnşallah bu musibetlerde ders çıkarılır. Bazı insanlarımız kader ile Tevekkülü bir birine karıştırmaktadırlar. Tedbiri almak lazım. Diğer husus ise Fidan yetiştirmek sanıldığı kadar zor ve masraflı da değil. Gecen hafta gittiğim bir üretim yerinde gördüm. Hiç bir teknik elemanı olmadan bazı insanlarımız nasılda fidan yetiştirmiş görülmeye değer. Yıllarca insanlarımız hazır devlet işine alışmış. Hani derler ya " salla başını al maaşını" öyle olmuş.Cesaret etmek lazım ve genç müteşebbis ruhlu insanlarımızın önünü açmak lazım.
abi benim önümü neden açmıyonuz
Comment
-
-
Cevap: DEPREM
Yataklarının veya sıraların, masaların altına giren arkadaşlarım ezilerek öldüler (isim, adres vb detayları anlatıyor). Ben hayat üçgeninin yaşayan örneğiyim. Ölen arkadaşlarım 'çömel ve korun' örnekleridir.Depremde nerede durmalıBina yıkımlarında oluşabilecek şartlar dahilinde direk olarak gözlemlenebilen ve bilimsel şartlar altında hayatta kalma tekniklerimi uyguladığım film 'çömelip korunan/saklanan' kişiler için hayatta kalma şansının sıfır olduğunu ortaya koydu.
Adım Doug Copp.
Dünyanın en tecrübeli kurtarma birimi Amerikan Uluslar arası Kurtarma Ekibinin Kurtarma şefi ve afet olayları müdürüyüm. Bu makaledeki bilgiler bir deprem anında hayat kurtaracaktır.
875 yıkılmış binaya sürünerek girdim, 60 ülkeden kurtarma ekipleriyle çalıştım, birçok ülkede kurtarma ekipleri oluşturdum, ve çok sayıda ülkede birçok kurtarma ekibinin üyesiyim. 2 Yıl boyunca birleşmiş milletler felaket 'azaltma' uzmanıydım. 1985'ten beri aynı anda gerçekleşenler hariç dünyadaki bütün büyük felaketlerde çalıştım.
1996'da benim hayatta kalma metodumun geçerliliğini ortaya koyan bir film yaptık. Türk hükümeti, İstanbul belediyesi, İstanbul Üniversitesi, Case yapımcılık, ve ARTI bu pratik ve bilimsel testin filme alınmasında işbirliği yaptılar.
İçinde 20 maket (mannequis) olan bir okulu ve evi yıktık. On maket 'çömel ve korun' metodunu uygularken, 10 maket 'hayat üçgeni' metodumu uyguladı. Tasarlanmış yıkımdan sonra görüntüleri filme almak ve sonuçları belgelemek için enkazı geçip binaya girdik.
Hayat üçgeni metodumu kullananlar için hayatta kalabilme şansı yaklaşık olarak % 100 oldu. Bu film Türkiye'de ve Avrupa'nın geri kalan kısmında milyonlarca izleyici tarafından izlendi. Bu film ABD, Kanada ve Güney Amerika'da RealTV programında izlendi.
Enkazına girdiğim ilk bina 1985 Mexico City depreminde bir okuldu. Bütün çocuklar sıralarının altındaydı. Her bir çocuk kemiklerinin kalınlığına kadar ezilmişlerdi. Sıralarının yanındaki koridorlara uzanmış olsalardı hayatta kalmış olabilirlerdi. Bu 'ayıptı, gereksizdi' ve çocukların neden koridorlarda (sıraların arasında) olmadığını merak ettim. O an, çocuklara bir şeyin/eşyanın altına saklanmalarının söylendiğini bilmiyordum.
Basitçe ifade edilirse, binalar yıkılırken, objelerin üzerine düşen tavan ağırlığı veya içerideki mobilyalar bu nesnelere çarparken yanlarında bir yer, boşluk bırakırlar. Bu boşluk benim 'hayat üçgeni' dediğim alandır. Nesne ne kadar büyük ve ne kadar dayanıklı olursa daha az ezilecektir.
Nesneler ne kadar az ezilirse boşluk ve bu boşluğu kullanan kişinin yaralanmama olasılığı o kadar artar. Bir dahaki sefere televizyonda yıkılan bina izlerken gördüğün üçgenleri say. Heryerdeler.
Yıkılan bir binada göreceğiniz en yaygın biçimdir.
Deprem anında hayatta kalma, ailelerine bakma ve başkalarını kurtarma hakkında 750 bin nüfuslu Trujillo kentinin İtfaiye bölümünü eğittim. Trujillo İtfaiye Departmanının kurtarma şefi Üniversitede profesördür. Bana her yerde eşlik etti. Kişisel ifadeleridir:
'Adım Roberto Rosales. Trujillo kurtarma ekibi şefiyim. 11 yaşındayken çöken bir binada mahsur kaldım. Mahsur kalışım 1972 yılında 70.000 kişini öldüğü depremde oldu. Erkek Kardeşimin motosikletinin yanında oluşan 'hayat üçgeni' içinde hayatta kaldım.
DOUG COPP'UN ÖNERİLERİ
1)'Binalar çökerken basitçe 'çömelen ve korunan' kişiler istisnasız her defasında ezilerek ölüyorlar. Masa, araba gibi nesnelerin altına giren kişiler her zaman ezilirler.
2)Kediler, köpekler ve bebekler'in hepsi doğal bir şekilde dizlerini ana rahmindeki gibi karınlarına doğru çekerek kıvrılırlar. Deprem anında sizde bu şekilde kıvrılmalısınız. Bu doğal bir güvenlik ve hayatta kalma içgüdüsüdür. Daha küçük bir boşlukta hayatta kalabilirsiniz. Hafifçe ezilecek ama yanında boşluk yaratacak bir kanepe, geniş büyük bir eşyanın yanında durun.
3)Ahşap evler deprem anındaki en güvenli yapılardır. Sebebi basittir; ahşap esnektir ve depremin zorlamasıyla hareket eder. Eğer ahşap bina çökerse geniş yaşam boşlukları oluşur. Ayrıca, ahşap binalar daha az yoğunlukta yıkılış ağırlığına sahiptir. Tuğla binalar ayrı tuğla parçalarına ayrılacaklardır. Tuğlalar bir çok yaralanmalara sebep olacaktır, ama (beton) bloklardan daha az ezilmiş vücutlar yaratırlar.
4)Eğer gece yataktayken deprem olursa, basitçe yuvarlanarak yataktan düşün. Yatağın çevresinde güvenli bir boşluk oluşacaktır. Oteller müşterilerine deprem anında yatakların yanında yere uzanmalarını salık veren bir uyarı notunu odalarda her kapının arkasına asarlarsa depremlerde çok büyük hayatta kalma oranlarını sağlayabilirler.
5) Televizyon izlerken deprem olursa ve kolayca kapıdan veya pencereden dışarı kaçmak mümkün değilse, kanepe veya büyük bir koltuğun/sandalyenin yanında cenin pozisyonunda kıvrılarak yere uzanın..
6)Bina çökerken Kapı kirişlerinin altına geçen herkes ölür...Nasıl mı? Eğer kapı kirişlerinin altına geçerseniz ve kapı kirişi öne veya arkaya doğru düşürse inen tavanın altında ezilirsiniz. Eğer kapı kirişi yana doğru yıkılırsa ikiye bölünürsünüz. Her iki durumda da ölürsünüz!
7)Hiçbir zaman merdivenlere gitmeyin/yönelmeyin. Merdivenler (ana binadan) farklı bir 'frekans aralığına' sahiptir; ana binadan bağımsız/ayrı olarak sarsılırlar. Merdivenler ve binanın geri kalanı devamlı olarak birbirlerine çarparlar, ta ki merdivenlerin yıkılışı
gerçekleşene kadar. Merdivenlere ulaşan insanlar basamaklar yüzünden yaralanırlar. Korkunç şekilde sakatlanırlar. Bina yıkılmasa dahi, merdivenlerden uzak durun. Merdivenler binanın hasar görmesi en muhtemel kısmıdır. Depremde yıkılmamış olsa dahi, merdivenler bağırarak kaçmaya çalışan insanların aşırı yüklenmesi ile çökebilir. Merdivenler binanın geri kalan kısmı zarar görmemiş olsa dahi her zaman güvenlik açısından kontrolden geçirilmelidir.
8)Binanın dış duvarlarına yakın yerlerde durun, mümkünse dışına çıkın.Binanın iç kısımlarındansa dış kısımlarına yakın yerlerde olmak çok daha iyidir. Binanın dış çevresinden ne kadar içeride olursanız, çıkış yolunuzun kapanma ihtimali o kadar artacaktır.
9) Aynen Nimitz yolundaki katlar arasındaki (yıkılan) blokların meydana getirdiği gibi, deprem anında üst yolun yıkılmasıyla ezilen araçların içinde bulunan insanlar ezilirler. San Francisco depreminin kurbanlarının hepsi araçlarının içindeydiler. Hepsi öldü.
Araçlarının dışına çıkıp,aracın yanına uzanıp veya oturarak kolaylıkla hayatta kalabilirlerdi. Ölen herkes eğer araçlarından çıkıp, araçlarının yanına oturabilseler veya uzanabilselerdi yaşıyor olabilirdi. Ezilen bütün araçların yanında-kolonların direkt olarak üzerine düştüğü araçlar hariç- 3 feet yükseklikte boşluklar oluşmuştu.
10)Enkaz halindeki gazete ofislerini ve çok miktarda kağıdın olduğu ofisleri dolaşırken kağıdın sıkışmadığını /ezilmediğini keşfettim. Kağıt yığınlarının/kümelerinin etrafında geniş boşluklar bulunur/oluşur.
Comment
-
Cevap: DEPREM
Sn Behramkale:Yazdıklarınız çok doğru vede gerçekci,Ancak bu gerçeklerin başta okullar olmak üzere toplumun her ferdine işlenmesi gerekli.Ülkemizin bir deprem ülkesi olduğu gerçeğini unutmadan yaşamalı ve bunlardan ders çıkarmalıyız.Bu bence kader değil ki;Amenna inancım sonsuz ama tevekkül bu değil ki.Enkazın başında ağlayacağımıza binalarımızı depreme göre yapsak vede ondan sonra gelenlere amenna desek olmazmı? Konuya gösterdiğiniz ilgiden dolayı size sonsuz teşekkürler,Sağlıcakla kalınız.
Comment


Comment