fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Türkiye’ de Tarım Eğitimi ve Çözüm Önerileri

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Türkiye’ de Tarım Eğitimi ve Çözüm Önerileri

    Ülke tarımının sorunlarının ele alındığı aşağıdaki yazı, Köşe yazarlarımızdan Zıraat Mühendisi Hakan Ozan Erzincanlı'ya aittir. Bu kategoride yayınlanması uygun olur düşüncesiyle buraya da aktardım.

    Bu yazı merkez olmak üzere tartışabiliriz.

    Türkiye’ de Tarım Eğitimi ve Çözüm Önerileri
    Türkiye’ de tarım eğitimi bildik anlamda liselerde, üniversitelerin iki veya dört yıllık programlarında verilmektedir.

    Benim bildiğim kadarı ile bu anlamda üç unvan var: tekniker, teknisyen ve mühendis

    Açıkçası tekniker ve teknisyenin farkını bilmiyordum. İnternette biraz araştırdım ve şunu öğrendim:

    a) Endüstri meslek lisesi, kız meslek lisesi, teknik lise ve kız teknik lisesi mezunlarına, "teknisyen",
    b) Lise üstü iki yıl süreli yüksek teknik öğretim görenlere, "tekniker",

    unvanı verilir. (Bazı Lise, Okul Ve Fakülte Mezunlarına Unvan Verilmesi Hakkında Kanun Kanun Numarası: 3795)

    Bu kanunda açıklanmasa da ziraat fakültelerinde dört yıl lisans eğitimini bitirenlere de “ziraat mühendisi” unvanı verildiğini biliyorum.

    Türkiye’ de Ziraat Mühendisleri İşsiz (mi?)


    Bu beyanın hangi verilere dayanılarak söylendiğini merak ediyorum.
    • Mesela bu beyanı yaparken işsiz olan işletmeci, bankacı, diğer mühendisler, veterinerler, tıp doktorları ile karşılaştırma yapılmış mı?
    • İşsiz ziraat mühendislerinin ne kadarının tarım sektöründe iş başvurusu yaptığı belirli mi? Yani bu mezunların hepsi kendi sektöründe çalışmak istiyor mu?
    • Bu mezunlar, iş olduğu sürece ülkenin her yerinde çalışmayı göze alıyorlar mı yoksa belli bölgelerde ve şehirlerde ısrar mı ediyorlar?
    • Yeni mezun bir ziraat mühendisi, yeni mezun bir işletmeci ile aynı koşulları kabul ediyor mu? (Ben birçok vakada kabul etmediğine şahit oldum.)
    • Bu beyanı yapanlar tarımla ilgili bir firma için dört yıllık üniversite mezunu (bölüm bağımsız şekilde) aramışlar mı? (Ben aradım. 100 kadar başvurudan sadece ikisi ziraat mühendislerine aitti)
    Ancak elbette ziraat mühendisinin iş bulması ciddi bir sorun. Aslında sadece ziraat mühendisi için değil herkes için bir sorun. Çünkü okullarda insanlara “iş nasıl bulunur” konusu öğretilmiyor. Oysa bu başlı başına bir ders olmalı. Aksi halde çalıştıracak eleman bulamayan işveren ordusu ile işsizler ordusu asla buluşamayacak.

    Açıkçası tarım eğitimi almış ve iş bulamayan bir kişi, mezun olmadan bir yıl önce “iş bulma ve kariyer yönetimi” konusunda eğitim alsa, sorunlar büyük oranda çözülebilir. Lakin bu eğitimi alan kişi işe girebilmek için ne tür eksikleri olduğunu görüp bunları erkenden kapatmak yoluna gidebilir. Özgeçmiş hazırlama, iş görüşmesi yapma, iş başvurusu yapılacak kişi ve kurumlara ulaşma yöntemleri gibi konularda yeterli donanıma sahip olmayan mezunlar, işsizler ordusuna katılmaya birinci derecede aday oluyorlar.

    Bir de ülkemizde ne mezunu olursa olsun hemen herkeste kötü bir hastalık var. Bir okulu bitiren kişi “Şu kadar yıl okudum dirsek çürüttüm; ben mi onları arayacağım? Onlar beni bulsun” gibi bir havaya giriyorlar. Bu tavır çabucak siliniyor gibi görünse de aslında kişiler iş hayatları boyunca bu tavırla yaşıyorlar ve eğitimleri sebebi ile daha üst bir konumda olmaları gerektiğini sürekli savunuyorlar.

    Oysa kişinin yapması gereken, okuduğu için övünerek bazı yetkiler ve imtiyazlar almayı beklemek değil; eğitimi ne olursa olsun yaptığı işleri çok iyi yaparak o yetki ve imtiyazlara kavuşmaktır. Hatta bunları yetki ve imtiyaz almak için değil, sevdiği ve o işle var olduğu için yapmaktır.

    Örneğin çok saygıdeğer ziraat yüksek mühendisi bir ustam, bilmeyenler eğitimini sorduklarında ilkokul mezunu olduğunu söyler. Yüksek mühendis unvanı ile bir yere gelmeyi kabul etmez. Yaptıklarının ve fikirlerinin unvanı ve konumu dolayısı ile dinlenilmesini istemez. Yaptıkları ve söylediklerinin doğru, gerekli ve faydalı olduğu için onaylanmasını ister. Öyle de olur. İlkokul mezunuyum beyanlarına rağmen dünyayı değiştiren büyük işler yapmıştır. Kendisini buradan selamlıyorum.

    Türkiye’ de Ziraat Mühendisleri Bilgisiz mi?

    Daha doğrusu "Türkiye’ de yeni mezun ziraat mühendisleri yeterli bilgi almadan mı mezun oluyorlar ya da ziraat fakülteleri hatta tarım eğitimi veren tüm kurumlarda yeterli eğitim verilemiyor mu?" diye sormak lazım.

    Bu soruların cevabı maalesef büyük oranda “evet”.

    İzin verin küçük bir anımı daha anlatayım (kişiler, yerler ve tanım verebilecek detayları gizleyerek):
    5 yıl kadar önce bir devlet üretme çiftliğinden hayvan seçmeye gittim. Bana hayvanları gösteren kişi, üretme çiftliği içerisindeki tarım meslek yüksek okulunun hayvancılık öğretmeni bir zooteknist ziraat mühendisi idi. Bana gösterdiği hayvanlar yeni geliştirilmiş bir ırktı. Ben söz konusu hayvanları inceleyerek bu hayvanların bahsettiği ırk olmadığını, başka bir ırk olduğunu söyledim. Kendisi iddia etti ve bazı fiziksel özellikleri göstererek doğru söylediğini ispatlamaya çalıştı.

    Ben ise ikna olmamıştım. Üniversiteye giderek orada söz konusu ırkın ıslahını yapan öğretim görevlisine koyunların hangi ırk olduğunu sordum. Kendisi de benim düşündüğüm ırk koyunların orada olduğunu ve 40 yıldır bu koyunları o çiftlikte ıslahının yapıldığını söyledi. Ben hocamıza oradaki zooteknist ziraat mühendisi eğitmenin hayvanların ırkını yanlış bildiğini söylediğimde, bu kişi adına üzüldü. Ben de üzüldüm. Hem bu kişi adına, hem onun ders verdiği tekniker adayları adına, hem mesleğimiz adına, hem koyunculuk sektörü adına üzüldüm.

    Açıkçası bilgi eksikliği bir sorun ancak bilinmesi gereken önemli bir konu var;

    Ziraat eğitimi alanlar, farklı farklı yaklaşık 10-12 alanda eğitim alır ve sonuçta tek bir unvan ile mezun olurlar. Örneğin Ege Üniversitesi’ nin yetiştirmeyi amaçladığı ziraat mühendisi tanımına bakalım:

    Günümüzde bünyesinde 10 adet bölüm (Bahçe Bitkileri, Bitki Koruma, Peyzaj Mimarlığı, Süt Teknolojisi, Tarım Ekonomisi, Tarım Makinaları, Tarımsal Yapılar ve Sulama, Tarla Bitkileri, Toprak ve Zootekni) bulunduran Ziraat Fakültesi; ülke ve bölge tarımını modernleştirmek, sorunlara bilimsel yaklaşımlarla çözümler getirmek, teorik ve pratik bilgilerle donanımlı Ziraat Mühendisleri ve Peyzaj Mimarları yetiştirmek, tarımın her dalında araştırma, teknoloji ve hizmet üretmek ve yaymak gibi görevleri yerine getirmeyi hedef almıştır.

    Örneğin ben zootekni lisans mezunu bir ziraat mühendisiyim. Zootekni bölümü kendi içinde üç anabilim dalına ayrılır: 1) Hayvan Yetiştirme 2) Yemler ve hayvan besleme 3) Islah (Biyometri ve Genetik) Hayvan besleme kendi içerisinde yine ayrılır da ayrılır. Ve bu ayrılmış küçülmüş konulardan sadece biri bile deniz derya konulardır. Adı sadece “Geviş Getiren Besleme Mühendisliği” olan bir bölüm açılabilir ve emin olunuz öğrenciler 4 yıl boyunca çok zorlu ve yoğun bir eğitim programından geçmek zorunda kalırlar. (Bunun örneği balık yetiştiriciliği dersidir. Zootekni bölümünde balık yetiştiriciliği dersi yeterli gelmemiş ve bu ders koca bir su ürünleri fakültesini doğurmuştur.) Yine sadece yem teknolojisi, yem üretimi adı altındaki ders ile kocaman yem fabrikalarının işleyişini, yem üretimini hatta işletme içi üretim vs. gibi daha da fazlası konuları öğrenmeye çalışırsınız.

    Bu bağlamda bir ziraat fakültesinde, her bölümde 3 anabilim dalı ve bu anabilim dalları altında her birinin yukarıda bahsettiğim gibi 10 kadar alt konusu olsa, her bir bölümde bilinmesi gereken 30 zorlu konu, toplamda 300 konu eder.
    Yani bir ziraat mühendisi mezun olduğunda bu 300 konunun da uzmanı olduğu düşünülür, bunlar konusunda uzmanlık alır.
    Belki 50 veya 100 yıl önce bu konularda yapılmış araştırma sayısı az, üretilmiş bilgi miktarı yetersizdi ve bu ortamda ziraat mühendisliği kavramı oluşturuldu. Ancak bugünün koşullarında bu 300 konuyu uzman seviyesinde bilmek bırakın 20-25 yaşında bir ortalama bir insanı; 80 yaşına gelmiş dahiler için bile olanaksızdır.

    Ve yine ancak çözüm, 300 kadar bölüm açıp her birinden bir mühendis çıkarmak olmayacaktır.

    Açıkçası bunun mezun olan kişiyi yeterli donanıma getirmeme ihtimali de var. Çünkü örneğin bir insanı koyun besleme uzmanı olarak yetiştirdiğimizi varsayalım. Bu kişi yem bitkileri üretimi, gübreleme, bitki koruma, süt kalitesi, barınak koşulları, barınak planlama, tarım ekonomisi, diğer hayvanların farklılıkları vs. gibi birçok konuda bilgi almadığı sürece; sadece kendi konusunda kalan, onlarca uzman desteği olmadığı sürece bir projeyi oluşturamayan ve en kötüsü karmaşık bir teknik sorunun çözümü için olayın bütününü göremeyen biri olarak yetişmiş olacaktır.

    Çözüm Nedir?

    Şunu bilmek lazım: Tarım okumuş kişi, köylünün ve kentlinin gözünde tarımsal üretimle ilgili her şeyi bilen kişidir. Tarımsal üretimle ilgili her sorunda bu kişiye başvurulması ve bu kişinin sorunu bir çözüme yönlendirmesi beklenir. Bu bağlamda ben tarım uzmanının (sadece ziraat mühendisi de demiyorum) “her şeyin bir şeyini, ama bir şeyin her şeyini çok iyi bilmesi" gerektiğini düşünüyorum.

    Bir tarım uzmanı mezun olunca aklında bazıları sağlam (örneğin tez konusunu iyi biliyordur) bazısı zayıf olmak üzere çeşitli bilgiler vardır. Bu bilgileri ile sektöründe faydalı olmaya, değer yaratmaya çalışmalıdır. Bu bağlamda araştırmacı, eleştirel, sürekli gelişime odaklı, önyargısız, sürekli gelişime açık bir felsefeye sahip olmalıdır.

    Ancak sorun yine de tam olarak çözülmez. Çünkü en önemli konulardan biri olan deneyim eksikliği kolay kolay kapatılamaz. Ve takdir edersiniz ki bu kadar geniş konularda deneyim kazanmak öyle bugünden yarına olacak iş değildir.
    Bu konuda bence acilen devreye sokulması gereken çözüm usta-çırak sistemidir.
    Usta-Çırak Sistemi

    Bu toprağın insanı usta-çırak ilişkisi ile öğrenir. Deneyimler ustadan çırağa iş üzerinde gösterilerek öğretilir. Konu çok dallı olduğu için de tek usta değil, yetişen tarım uzmanının birçok ustadan özellikle pratik eğitim alması şarttır.

    Yarım yamalak yapılan 1-2 aylık staj tarım uzmanı adayının deneyim kazanmasını sağlayamaz.
    Üniversitelerde batı tarzı eğitimi alıp uyguladık. Bu sistemle bilim adamı yetiştirilir. Üniversitede ustalar akademisyenlerdir ve akademisyenler asıl uzmanlıkları olan bilim adamlığı konusunda öğrencilerine yol gösterir ve ustalık yaparlar. Öğrenciler mezun olduktan sonra üniversitede kalırlarsa, ustalarının yolundan giderek bilim adamı olabilirler. Bu uygundur.

    Ancak bu mezunların usta tarımcı olması için başka ustalardan eğitim almaya ihtiyaçları vardır. Profesör Larry Tise, Anadolu ahalisinin 16'ncı yüzyılda dünyanın en usta tarımcıları olduğundan bahseder. Bu durum, bu topraklarda iyi işleyen usta çırak ilişkisinin başarısıdır. Usta-çırak sistemini tarım eğitimi mekanizmasının içerisinden çekip alırsanız, tarım uzmanlarınız güçsüz kalır.

    Sistem Nasıl Yeniden Yapılandırılmalıdır?

    Geçen gün ziraat mühendisleri odasına bir işim düştü. Emekli ziraat mühendisleri toplanmış her günkü gibi kendi aralarında sohbet ediyordu. Ne üzücüdür ki o kadar deneyimli bu ustaların deneyimlerini aktaracakları etkin bir mecra maalesef yok.

    Oysa bu kişiler yeni mezunlara sahada deneyimlerini aktarmalı. Bilgi, üniversitelerin kontrolünde gençliğin enerjisi ve olgunluğun deneyimleri ile birleşip sinerji oluşturmalı.

    Açıkçası tarım uzmanı sadece bitki beslemeci, ilaçlama uzmanı, hayvan beslemeci değil; aynı zamanda birçok alanda iş yapma ve yönetme becerisine sahip, ahlaklı kişi olmak zorundadır.

    Genç bir tarım uzmanı adayı, ustalarından görmediği sürece nasıl olup da diploma kiralamanın yanlış olduğunu öğrenecek? Nasıl olup da çiftçiye bir konuyu anlatırken “ben mühendisim, ben büyüğüm, çok bilirim” dememesi gerektiğini öğrenecek? Ya da işverenin karşısına geçip “çok para isterim, her işi yapmam” dememesi gerektiğini bilecek? Nerede, nasıl davranması gerektiğini ona kim gösterecek?

    Dostlar, bu soruların cevabını bu gencimize ancak bir usta öğretebilir.
    Hem de sadece sözel anlatımla olacak iş değil bu. Bunlar pratik uygulamalarla görülüp öğrenilmeli. Ayrıca söz konusu gencimiz elbette tarımsal üretimle ilgili daha önceki teknik bilgilerini de ustasının deneyimleri ile harmanlayıp kendini geliştirmeli ve yetiştirmeli.

    Bu amaçla tarım ile ilgili eğitim verilen tüm okulların mutlaka en az bir yıl daha uzatılması ve bu süreçte deneme çiftliklerinde gençlerin emekli tarımcılarla beraber çalışmaları gerektiğini düşünüyorum. Hatta bu pratik eğitim sürecinin adının ve yapısının farklılaştırılıp, ahilik geleneklerine uygun hale getirilmesinin uygun olacağını düşünüyorum. Bu bağlamda konu sayısı 300 bile olsa bu sayıda uzmanlaşmış emekli tarımcıların gençlere ustalık yapması gerektiğini düşünüyorum.

    Bu ustaların sadece okumuşlardan değil alaylılardan da olması gerektiğini düşünüyorum. Sahaya inmiş her tarımcı bilir ki sahada öyle okuma yazma bilmeyen tarımcılar vardır ki, benim diyen ziraat mühendisinden iyi budama yapar, kimisi çok iyi aşı yapar ya da kimi tek bir meyvede çok uzmanlaşmış olur. Ben nar konusunda uzmanlaşmış bir ilkokul üçüncü sınıftan terk tarımcı ile tanışmıştım. Nar hakkında pratiğe dönük neredeyse bilmediği konu yoktu ve (sanırım imla hataları yüzünden) bastırmaya utandığı bir narcılık kitabı yazmıştı.

    Açıkçası deneyimli ile genç, usta ile çırak mutlaka buluşturulmalı.

    Tarımsal üretim konusunda, 16’ ıncı yüzyılda zaten sahip olduğumuz geleneksel yetenekler ile günümüz bilimini birleştirip hem köylümüzün hem kentlimizin taleplerine uygun tarım uzmanları yetiştirmek zorundayız. Bunun yolu da son yüz yıldır fazlasıyla unuttuğumuz usta-çırak eğitim sistematiğini bilimsel ve günün şartlarına uygun bir anlayışla hayata geçirmektir.

    Son Söz
    Tarım sektörü ve tarım eğitimi açısından deneyimli tarımcılarımız kahvehanelerde, lokallerde ya da evlerinde elden ayaktan çekilmelerine izin veremeyeceğimiz kadar büyük ve önemli bir zenginliğimizdir. Bu zenginliğimizi ya görmüyor ya da yıllardır bir türlü çözülemeyen sorunlara karşı ne kadar faydalı olacaklarını anlayamıyoruz. Beşinci yüzyılda yaşamış bir düşünce adamı olan Euripides “Yalnız akıllar zenginliklerini kullanabilir” demiş. Akılıysak, bu zenginliğimizi doğru şekilde kullanmalıyız diye düşünüyorum.


    Saygı ve sevgilerimle
    Hakan Ozan Erzincanlı
    Ziraat Yüksek Mühendisi
    Tarim Hayvancilik Proje Tarimsal Ar-Ge Biyoteknoloji

  • #2
    Cevap: Türkiye’ de Tarım Eğitimi ve Çözüm Önerileri

    Sayın Selsarac;
    Uzak şehirlerde olmamıza rağmen duygularımız aynı zannedersem. Bugün "Milli Tarım Seferberliği" altında Türk Tarımının sorunları arasında Ziraat Teknisyen ve Teknikerlerinin'de içinde bulunduğu problemleri taşıyan bir başlık oluşturmaya karar verdim ve akabinde oluşturdum. Sizin de bu konuya özdeş bir konuyu platforma taşımanız beni fazlasıyla mutlu etti.
    Sizi yürekten kutluyor ve teşekkür ediyorum.
    Bunun yanı sıra Antalya fuarında sizinle ve ubeyd'le tanışma şansına eriştiğim için de çok mutluyum.
    Saygı ve Sevgilerimle..

    Comment


    • #3
      Cevap: Türkiye’ de Tarım Eğitimi ve Çözüm Önerileri

      Sayın üstad Hakan Ozan Erzincanlı'ya ;
      Kaleminize Sağlık Hocam..
      Lütfen bilgi dağarcığınızı bizlerle paylaşın, deneyimlerinize ihtiyacımız var.
      Saygılarımla..

      Comment


      • #4
        Cevap: Türkiye’ de Tarım Eğitimi ve Çözüm Önerileri

        Merhaba Alp Arslan Bey, bizlerde sizi tanımaktan mutlu olduk. Ülke tarımının gelişmesi ve sorunların çözümü için birlik oluşturma heyecanınızı paylaşıyoruz. Kaliteli paylaşımlarda birlikte olmayı istiyoruz. Umarız bir mesafe alır ve amacımıza hep birlikte ulaşırız.

        Comment


        • #5
          Cevap: Türkiye’ de Tarım Eğitimi ve Çözüm Önerileri

          Sn Hocama sonsuz teşekkürlerimi ve şükranlarımı arz ediyorum.Ayrıca Sn Saraç Hocamızın bu değerli bigi ve tecrübelerini bize aktardığınız için sizede teşekkürler.Hocamın yazdıklarına katılmamak elde değil.Kendimden örnek vereyim.Pratik bilgilerimi(aşı yapma-ceviz dahil,budama arıcılık) gibi pek çok konuyu, çevremdeki yaşlı ve tecrübeli insanlardan öğrendim.Rahmetli Dedem Mustafa Kemal ATATÜRK ile 11 yıl cephelerde savaşmış. Musul cephesinde esir aldıkları bir İngiliz Zabit Ziraat Mühendisiymiş.Ellerinde 2 yıl kalmış ve Müslüman olmuş,bildiklerini dedeme ve sevdiği insanlara öğretmiş.dedemde kardeşlerine veçocuklarına öğretmiş.Geçimi sebzecilkle olmuş.rahmetli iki amcamda Vali'nin bahçıvanı idiler ve kendilerini geliştirmişler.Emin olun bu civarda sayısın bilmediğim kadar ağaç aşıladım.Hatda Tarım il Müdürlüğüne bu iş için gelen vatandaşlar bile beni ziyaret eder ve Bahar aylarında 1 dakikam bile boş geçmez.Bunları size niye anlatdım.Öncelikle yaptığınız işi sevmeniz ve önemsemeniz çok önemli; Ayrıca okuyarak, araştırarak bilgi edinmek, uygulamk ve kendini geliştirmek olgusuna sahip olmanız gerektiğine inanıyorum.Tabi bu işte şahsiyet çok önemli birde özünüz doğru olacak.Tabi işsizlik çok kötü bir durum,ama malsef bir resmi daireye kapağı atdıktan sonra, amaaann boş verrr!! hadisesinede malesef çokda rast geldim.evinize götürdüğünüz ve çoluk cocuğunuza yedirdiğiniz lokmaların helal olmasını düşünmekde ayrı bir kişilik.Şunuda söylemeden geçmiyeceğim;değerli şahsiyetlerlede tanışmak her zaman isteğim olmuştur.Esen kalınız.

          Comment


          • #6
            Cevap: Türkiye’ de Tarım Eğitimi ve Çözüm Önerileri

            Antalya Tarım fuarı benim için bir çok konuda yeni açılıma sebep oldu. Artık Türkiye’de hiç bir şey yapılmıyor diyenlerin fikrine katılmıyorum. Gelsinler Antalya ve çıvarını gezip dolaşsınlar. Yerinde görüp neler yapıldığına şahit olsunlar. Antalya ve çevresi Tarımsal üretim ve pazarlamada Türkiye’yi aşmışlar ve kabuğu kırmışlar. Burada şunu bir kez daha anladım. Artık her yöre kendi sıkıntılarını kendileri aşmak zorunda yani kendi göbek bağlarını kendileri kesmesini öğrenecekler, yâda batıp gidecekler. Antalya’da çok mükemmel işleyen bir Üretici hal sistemi kurulmuş. Çiftçinin adeta gözü kulağı ve sigortaları olmuş. Bundan dolayı hepsini de tebrik ediyorum.

            Comment


            • #7
              Cevap: Türkiye’ de Tarım Eğitimi ve Çözüm Önerileri

              Köylerimiz, kasabalarımız, ilçelerimiz tarımın yoğun olarak yapıldığı yerlerdir. Bugüne kadar insanlarımız kendi gayretleri ile birşeyler yapmaya çalışmışlar ve çalışmaktalar. Tarımla ilgili devlet kuruluşları masabaşı mühendisliğine devam ettiği müddetçe, zaten bu aktif gruba katkı sağlamak yerine, hantal formaliteleri ile üstüne kambur olmaktadırlar. Bunların içinden duyarlı insanlar çıkıyorsa, mecburiyetten değil, vicdani sorumluluktandır. Çünkü, basit bir toprak tahlili labaratuvarı hizmetini bile merkezlere gidip rica minnetle almak, sonuçlarını raporlar halinde verip yönlendirme yapmamak, kısaca çiftçiye "sen en son iş, çiftçilik yapabilirsin" demektir.

              Comment


              • #8
                Cevap: Türkiye’ de Tarım Eğitimi ve Çözüm Önerileri

                Yaz sezonunun başlaması ile konunun önemine dikkat kesilmek gerekir diye düşünüyorum. Üreticinin üretimden, pazarlamaya kadar ziraatçılarla arasındaki tek bağ, üreticinin kendi insiyatifi ölçüsünde olmaktadır. Ziraat ile ilgili kurumlar, kendi bulunduğu bölgelerdeki faaliyetleri sadece yüzeysel olarak rapor ediyorsa, biz hâlâ sorunların ortasındayız demektir.

                Burada sorunun çözümü, ziraatçılar tarafından değil, bu işin ticaretini yapan firmalar tarafından yapılmaya başlar. Bu da, gereksiz pek çok ürünün haddinden fazla toprağa ve bitkiye uygulanması demektir.

                Comment


                • #9
                  Cevap: Türkiye’ de Tarım Eğitimi ve Çözüm Önerileri

                  Konuyu açtığınız için teşekkürler.Bu konuda daha önce okumuştum.Hocamız Sn Hakan Ozan Erzincanlım Beyefendi'nin çok güzel bir yazısı mevcut tavsiye ediyorum vede Kendisine teşekkürler.

                  Comment


                  • #10
                    Cevap: Türkiye’ de Tarım Eğitimi ve Çözüm Önerileri

                    Türkiye'de tarım eğitimi v.s çözüm önerileri.......Bu güne kadar hep tartışılan konu zannedesem.Birisi fosforsuz bitki yetişirmi diye sorulsa hemen karşı çıkarız.Olmaz.Neden çünkü eğitimimiz bu yönde.Eğitimimizin verdiği kapasiteyi aştığı için imkansız görünüyor.Hemen arkasından böyle bir şey yapılmaya kalkışılsa,sen bunu başar nobel ödülü az gelir diye imkansız oluşunu derecesini söyleriz.Oysa ben her şey mümkün diyorum.Nedenmi bitkiler o kadar güçlü ki.Akıl almaz derecede.Bir adenozin tri fosfat molekülünün adenozin di fosfata indirgenmesi,yle bitki 7000 calorilik enerji açığa çıkartabiliyorsa bunuda bitkilerle başarabilmek mümkün.Tek bir dez avantaj var bu güne kadar başaramamışlar veya başarılamamış.Önemli olan zoru başarırım,imkansız vaktimi alır.
                    Bunıda ALLAH'IN izniyle başaracağıma inanıyorum.
                    Neden mi?Bunu yapamazsın demeleri beni acayip tetikliyor ve hırslandırıyor.Saygılarımla......

                    Comment


                    • #11
                      Cevap: Türkiye’ de Tarım Eğitimi ve Çözüm Önerileri

                      Sayın Saraç yaptığınız olumlu tespitler için teşekkürler.

                      Comment


                      • #12
                        Cevap: Türkiye’ de Tarım Eğitimi ve Çözüm Önerileri

                        Sayın Reis_Bey, bu tespitler bana ait değildir. Yazının ilk paragrafında yazdığım gibi Hakan Ozan beyin köşe yazısını buraya aktarmıştım. Saygılarımla

                        Comment


                        • #13
                          Cevap: Türkiye’ de Tarım Eğitimi ve Çözüm Önerileri

                          Güzel bir yazı Teşekkür Ederim.

                          Comment

                          Working...
                          X