Türkiye'nin GDO üretimine ihtiyacı yok
Genetik tarıma ve genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) her türlü ticaret ve tüketimine kapı aralayacak Biyogüvenlik Yasa Tasarısı onaylanırsa ne olacak? Neden Türkiye`nin kendine yetecek verimli toprakları varken GDO dayatması yapılıyor? Bu yasa en çok kimleri sevindiriyor? Türk halkını ve Türkiye topraklarını ne gibi sıkıntılar bekliyor?
İnsan sağlığı ve biyoçeşitlilik üzerindeki etkileri tüm dünyada hâlâ ateşli bir tartışma konusu olmasına karşın genetik tarım ve transgenik ürünler hızla yaygınlaşıyor. Başta ABD, Arjantin, Hindistan ve Çin olmak üzere toplam 23 ülkede 114 milyon hektar alanda genetik tarım yapılırken, dünya çapında bu tarımı gerçekleştiren çiftçi sayısı ise 12 milyona ulaştı. 2025 yılında 25 milyar dolara ulaşması öngörülen pazar ise şimdiden 33 milyar dolara dayandı. Bu ürünlerin üretim ve ticaretine yönelik düzenlemeler ise dünyanın gündeminde. Bunun için 2003 yılında aralarında Türkiye`nin de bulunduğu ülkeler Uluslararası Cartagena Biyogüvenlik Protokolü`nü imzaladı. Bu protokole göre tüm ülkeler yasalarını 2009 sonuna kadar çıkarmak zorunda.
İyibilgi olarak yıllardır gündeme getirdiğimiz GDO dosyasını tekrar açıyoruz. İşte GDO alanında yıllardır araştırmalar yapan alanında uzman isimlerin görüşleri...
Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı ve GDO`ya Hayır Platformu bileşeni Ahmet Atalık`a bu yasa onaylanırsa ne olacağını sorduk.
Tasarıyı en son 3 yıl önce gördüklerini söyleyen Ahmet Atalık Türkiye`de GDO`ya hayır demek için yıllardır savaş verdiklerini, 3 yıl önce yüzbin imza toplayarak TBMM`ye sunduklarını ve TBMM`de, ziraat mühendislerine GDO`lar konusunda eğitim verdiklerini belirtti. Ancak bütün çabalarına rağmen şu anki yasa tasarısının kamuoyundan saklandığını ve Ziraat Mühendisleri Odası olarak Biyogüvenlik yasa taslağı hakkında bir bilgiye sahip olamadıklarını ifade eden Atalık, Türkiye`nin GDO üretimine ihtiyacı olmadığını söyledi. Atalık`ın açıklamaları şöyle:
Türkiye`nin GDO`lu tarıma ihtiyacı yok, normal tohumlar daha verimli!
`Arjantin topraklarında % 90 GDO`lu soya eker ve tüm dünyaya GDO`lu soya ticareti yapar, Türkiye normal soya tohumu eker ve yetiştirir. Verim açısından baktığımızda aynı birim alandan Arjantin 270 kg. GDO`lu soya alırken, Türkiye 300 kg. normal soya alır. Ancak yine de Türkiye`de gerekli miktarda yetiştirmek yerine yurt dışından soya ithalatı yapılır.
GDO`lu tarımda ne ilaç kullanımı azalır, ne de verim yükselir. Dünyada açlığa çare olacağı söylenmektedir ama bu gerçek değildir. Türkiye`nin GDO`lu tarıma ihtiyacı yoktur.
Tarım Bakanlığı`nın açıklamaları net değil!
Tarım Bakanlığı yaptığı açıklamada; 115 mısır ve mısır ürününü üzerinde yaptıkları inceleme ve araştırmalarının sonunda Türkiye`deki gıda ürünlerinde GDO`ya rastlamadıklarını açıkladı. Ne ilginçtir ki GDO`yu en çok destekleyen Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Çetiner geçtiğimiz haftalarda üniversitede GDO ile ilgili yaptıkları konferansta Türkiye`deki gıda ürünlerinde GDO tespit ettiklerini açıkladı.
GDO`ya Hayır Platformu olarak Arjantin`den Türkiye`ye ithal edilen mısırlardan aldığımız örnekler üzerinde yapılan incelemede GDO tespit ettik ve bunu Tarım Bakanlığına da bildirdik.
İnsan sağlığı üzerinde bir araştırma yapılmaksızın piyasaya sürülmesinin sakıncalı olduğunu biz değil konuyu yıllardır araştıran Amerika`daki bilim adamları söylüyor.
Önce sağlıklı besin üretimine kaynak ayrılmalı
Ülkemizde öncelikli olarak insanların sağlıklı beslenebilmesi ve sağlıklı gıda üretilmesi için kaynak ayrılmalı. İnsanların beslenmeden doğan hastalıklara maruz kalması ile yapılan hastane, ilaç masrafları ve iş gücü kaybını bir araya getirdiğimizde ekonomimizin ne kadar zarar gördüğü açık şekilde görülmektedir. İşte bu yüzden öncelikle sağlıklı tedbirlerin alınması Türkiye ekonomisine daha fazla katkıda bulunacaktır.`
iyibilgi.com ,Nihal Doğan
Genetik tarıma ve genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) her türlü ticaret ve tüketimine kapı aralayacak Biyogüvenlik Yasa Tasarısı onaylanırsa ne olacak? Neden Türkiye`nin kendine yetecek verimli toprakları varken GDO dayatması yapılıyor? Bu yasa en çok kimleri sevindiriyor? Türk halkını ve Türkiye topraklarını ne gibi sıkıntılar bekliyor?
İnsan sağlığı ve biyoçeşitlilik üzerindeki etkileri tüm dünyada hâlâ ateşli bir tartışma konusu olmasına karşın genetik tarım ve transgenik ürünler hızla yaygınlaşıyor. Başta ABD, Arjantin, Hindistan ve Çin olmak üzere toplam 23 ülkede 114 milyon hektar alanda genetik tarım yapılırken, dünya çapında bu tarımı gerçekleştiren çiftçi sayısı ise 12 milyona ulaştı. 2025 yılında 25 milyar dolara ulaşması öngörülen pazar ise şimdiden 33 milyar dolara dayandı. Bu ürünlerin üretim ve ticaretine yönelik düzenlemeler ise dünyanın gündeminde. Bunun için 2003 yılında aralarında Türkiye`nin de bulunduğu ülkeler Uluslararası Cartagena Biyogüvenlik Protokolü`nü imzaladı. Bu protokole göre tüm ülkeler yasalarını 2009 sonuna kadar çıkarmak zorunda.
İyibilgi olarak yıllardır gündeme getirdiğimiz GDO dosyasını tekrar açıyoruz. İşte GDO alanında yıllardır araştırmalar yapan alanında uzman isimlerin görüşleri...
Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı ve GDO`ya Hayır Platformu bileşeni Ahmet Atalık`a bu yasa onaylanırsa ne olacağını sorduk.
Tasarıyı en son 3 yıl önce gördüklerini söyleyen Ahmet Atalık Türkiye`de GDO`ya hayır demek için yıllardır savaş verdiklerini, 3 yıl önce yüzbin imza toplayarak TBMM`ye sunduklarını ve TBMM`de, ziraat mühendislerine GDO`lar konusunda eğitim verdiklerini belirtti. Ancak bütün çabalarına rağmen şu anki yasa tasarısının kamuoyundan saklandığını ve Ziraat Mühendisleri Odası olarak Biyogüvenlik yasa taslağı hakkında bir bilgiye sahip olamadıklarını ifade eden Atalık, Türkiye`nin GDO üretimine ihtiyacı olmadığını söyledi. Atalık`ın açıklamaları şöyle:
Türkiye`nin GDO`lu tarıma ihtiyacı yok, normal tohumlar daha verimli!
`Arjantin topraklarında % 90 GDO`lu soya eker ve tüm dünyaya GDO`lu soya ticareti yapar, Türkiye normal soya tohumu eker ve yetiştirir. Verim açısından baktığımızda aynı birim alandan Arjantin 270 kg. GDO`lu soya alırken, Türkiye 300 kg. normal soya alır. Ancak yine de Türkiye`de gerekli miktarda yetiştirmek yerine yurt dışından soya ithalatı yapılır.
GDO`lu tarımda ne ilaç kullanımı azalır, ne de verim yükselir. Dünyada açlığa çare olacağı söylenmektedir ama bu gerçek değildir. Türkiye`nin GDO`lu tarıma ihtiyacı yoktur.
Tarım Bakanlığı`nın açıklamaları net değil!
Tarım Bakanlığı yaptığı açıklamada; 115 mısır ve mısır ürününü üzerinde yaptıkları inceleme ve araştırmalarının sonunda Türkiye`deki gıda ürünlerinde GDO`ya rastlamadıklarını açıkladı. Ne ilginçtir ki GDO`yu en çok destekleyen Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Çetiner geçtiğimiz haftalarda üniversitede GDO ile ilgili yaptıkları konferansta Türkiye`deki gıda ürünlerinde GDO tespit ettiklerini açıkladı.
GDO`ya Hayır Platformu olarak Arjantin`den Türkiye`ye ithal edilen mısırlardan aldığımız örnekler üzerinde yapılan incelemede GDO tespit ettik ve bunu Tarım Bakanlığına da bildirdik.
İnsan sağlığı üzerinde bir araştırma yapılmaksızın piyasaya sürülmesinin sakıncalı olduğunu biz değil konuyu yıllardır araştıran Amerika`daki bilim adamları söylüyor.
Önce sağlıklı besin üretimine kaynak ayrılmalı
Ülkemizde öncelikli olarak insanların sağlıklı beslenebilmesi ve sağlıklı gıda üretilmesi için kaynak ayrılmalı. İnsanların beslenmeden doğan hastalıklara maruz kalması ile yapılan hastane, ilaç masrafları ve iş gücü kaybını bir araya getirdiğimizde ekonomimizin ne kadar zarar gördüğü açık şekilde görülmektedir. İşte bu yüzden öncelikle sağlıklı tedbirlerin alınması Türkiye ekonomisine daha fazla katkıda bulunacaktır.`
iyibilgi.com ,Nihal Doğan


Comment