fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

ÇALIŞTAY: Başka Bir Hayvancılık Sistemi Mümkün mü?

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • ÇALIŞTAY: Başka Bir Hayvancılık Sistemi Mümkün mü?

    konu çalıştay hakkında Sayın Prof.Dr.Tayfun Özkaya'nın yayımladığı ilk yazı aşağıdadır :

    Çalıştayın adı: Başka Bir Hayvancılık Sistemi Mümkün mü? Doğa ve Çiftçi Dostu Sistemlere Doğru
    Tarih: 6 Ocak 2012 Cuma saat: 9.00–17.00 arası. Öğleden önce sunuşlar, öğleden sonra forum tarzında tartışmalar.
    Yer: Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Seminer Salonu, Bornova İzmir
    Katılması öngörülen kurumlar: Tarım Ekonomisi Derneği, Tarım Ekonomisi Bölümü, Zootekni Bölümü, Tarla Bölümü, Mühendislik Fakülteleri Gıda Bölümü ve Çevre Bölümü, Tıp Fakültesi Halk Sağlığı

    Çalıştayın Gerekçesi:
    Hayvancılık son dönemlerde bitkisel üretimden kopmaya başladı. Önceleri hayvancılık işletmelerin gübreleri bitkisel ürün için gübre, bitkisel üretim yan ürünleri ise hayvancılık için yem oluyordu. Bu giderek birbirinden koptu. Meralar sürülerek tarla haline dönüştürüldü, var olanlar da erozyonla aşınmaya terk edildi. Meralarımız giderek fakirleşmeye devam etti. Hayvancılıkta ise çok az sayıda büyük işletmede çok sayıda hayvan sıkıştırılmış alanlarda üretim yapmaya başladı. Buna İngilizcede sıkıştırılmış hayvan besleme çiftlikleri (confined animal feeding operations) (CAFOs) denmeye başladı. Bu işletmelerde uygulanan tarım sistemine genel olarak endüstriyel tarım denmektedir. Daha küçük işletmelerde de aynı sistem uygulanmaktadır. Bu sistemlerde gübre ve idrarın birikimi önemli bir çevre problemi yaratmaktadır. Hayvanlarda hastalıklardan kaçınmak üzere antibiyotik kullanımı artmaktadır. Bu ise insanlarda kullanılan antibiyotiklerin etkili olma şansını azaltmaktadır.
    Bu işletme tipi birçok ülkede devletler tarafından destekleniyor. Et, süt ve yumurta üretiminde az sayıda şirketin yoğunlaşması daha ekolojik ve verimli hayvancılık sistemlerinin ve meraya dayalı küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin yaşamasını güçleştirmektedir. Bu hayvancılık sistemi ile su ve hava kirlenmektedir. Büyük endüstriyel hayvancılık işletmelerinden sızan maddeler yer altı ve yerüstü sularını kirletmektedir. Ayrıca yoğun amonyak gazı hava kirliğine yol açmaktadır. Bu tür işletmeler karbondioksit, metan gibi sera gazı oluşturucu gazları ekolojik üretim yapan hayvancılık işletmelerine göre daha yoğun olarak üretmektedirler. Endüstriyel hayvancılık işletmelerinin ülkenin belirli yerlerinde daha fazla yoğunlaştıkları da dikkate alınırsa, yem tedariki, ürün ve atıkların taşınması için, ekolojik ve bitkisel üretimle entegre üretim yapan ve ülkeye daha homojen olarak dağılmış hayvancılık işletmelerine göre daha fazla sera gazı üretilmesine yol açacağı görülebilmektedir.
    Diğer önemli bir konu da endüstriyel hayvancılık işletmelerinde üretilen ürünlerdeki kalite kayıplarıdır. Bunların en önemlilerinden biri de omega 3 içeriğindeki düşüştür. Bu ise insanlarda kalp ve damar hastalıkları ile sinir ve beyin hastalıklarında artışa neden olmaktadır. Bu tür dışsallıklar bu endüstriyel hayvancılık sisteminin maliyetinde dikkate alınamamaktadır.
    Gelişmiş batılı ülkelerde yürütülen destekleme politikaları (prim vb.) endüstriyel hayvancılıkta kullanılan mısır, soya gibi ürünlerin çoğu zaman maliyetinin de altına çiftçilerden alınarak hayvancılıkta yem olarak kullanılmasına yol açmaktadır. Türkiye de çoğu GDO’lu olan bu ürünleri hayvan yemi olarak ithal etmektedir. Gelişmiş ülkelerde desteklenerek düşük maliyetle yetiştirilen hayvansal ürünler Türkiye sınırlarını zorlamaktadır. Gerek gelişmiş ülkelerde gerekse de Türkiye’de meralarda hayvancılık yapanlar endüstriyel hayvancılık işletmeleri ile rekabet edememektedirler. Bunun sonucunda ekolojik olarak meralara dayalı üretim yapan küçük ve orta büyüklükteki tarım işletmeleri rekabet edemeyerek hayvancılığı terk etmektedirler. Konu bu özellikleri ile çiftçileri, zooteknistleri, çayır-meracıları, tarım ekonomistlerini, çevrecileri, hekimleri ilgilendirmektedir. Bu bir günlük çalıştayda şu gibi sorulara yanıt aranmaya çalışılacaktır: Endüstriyel tarım sistemlerinin doğa ve insan üzerinde ne gibi yükleri bulunmaktadır? Endüstriyel hayvancılık sistemleri ıslah edilebilir mi? Ekolojik, çiftçi ve tüketici dostu hayvancılık sistemleri nasıl geliştirilebilir? Meralarımız bu sistemler için geliştirilebilir mi? İstenilen gelişmeleri sağlamak için ne gibi ekonomik ve yasal önlemler alınabilir? Bu açıdan çeşitli uzmanlıklardan nasıl yararlanabilir?
  • Fidanligi.com

  • #2
    Beyhude çalışmalar.

    Alıntı:
    mavikartal5´isimli üyeden alıntı



    benzer bir şekilde, 6 ocak 2012 tarihinde yapılan "Başka Bir Organik Hayvancılık Mümkün mü?" konulu çalıştayla ilgili sayın prof.dr.tayfun özkaya'nın yazdığı ilk yazısı.

    artık, bir kısım bilim adamı ve üretici; organik tarımdaki gerçeği görmüş ve yeni arayışlar peşine düşmüşlerdir.

    Çalıştayın adı: Başka Bir Hayvancılık Sistemi Mümkün mü? Doğa ve Çiftçi Dostu Sistemlere Doğru

    Alıntı :
    Türkiye?ye halihazırda ithal edilen üç GDO?lu soya çeşidi var. Biyogüvenlik Kurulu, sessiz sedasız 13 GDO?lu mısırın yem amaçlı ithaline izin verdi. Artık soframıza gelen etin, sütün, yoğurdun GDO?yla yemlenen hayvandan olup olmadığını bilemeyeceğiz.

    Türkiyenin geri kalmışlığındaki çifte satandart yaklaşımlar la Topraklar elden gidiyor.
    Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

    Comment


    • #3
      Cevap: ÇALIŞTAY: Başka Bir Hayvancılık Sistemi Mümkün mü?

      Evet..Elimizi başımıza koyup şöyle bir düşünelim.Bu günlere neden ve nasıl gelindi?.Çözümü ne?,neler yapılabilir?. Yormlarınızı bekliyoruz.

      Comment


      • #4
        Cevap: ÇALIŞTAY: Başka Bir Hayvancılık Sistemi Mümkün mü?

        GDO'lu ürünlek -şimdilik- ülkemizde üretilmeyecek/miş. hali hazırda soyanın yanında GDO'lu mısır da ithal ediyoruz. dün akşam, tarım bakanı canlı yayında açıkladı. ama şimdilik "üretimleri yasak" da diyor. peki ya sonra...

        çalıştayda ne tesadüftür ki son konuşmayı ben yaptım. dünyada 1 milyar civarında aç insanın olduğu belirtilmişti çalıştay akışında. bu bir milyar aç insanı da nasıl doyuracağımı, açıkladım. umarım, çalıştay notlarında bu açıklamam da yer alır.
        saygılar

        Comment


        • #5
          GDO lu ürünlele beslenen hayvanlar.

          mavikartal5 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
          GDO'lu ürünler -şimdilik- ülkemizde üretilmeyecek/miş. hali hazırda soyanın yanında GDO'lu mısır da ithal ediyoruz. dün akşam, tarım bakanı canlı yayında açıkladı. ama şimdilik "üretimleri yasak" da diyor. peki ya sonra...saygılar
          Bu tür ürünlerin ülkemizde üretilmemesi GDO gerçeğindeki tehlikeleri göz ardı etmemimiz anlamınamı geliyor sizce Sayın mavikartal5, Adamlar topraklarımızı kirletmek için Türkiye?ye halihazırda ithal edilen üç GDO?lu soya çeşidi var. Biyogüvenlik Kurulu, sessiz sedasız 13 GDO?lu mısırın yem amaçlı ithaline izin verdi. bu ürünleri ülkemize sokmalarına nasıl izin çıktı.

          Başka bir hayvancılık modeli olarak çalıştay da bunlar mı karara bağlandıda Yeni modele göre GDO lu ürünler ithal edilerekmi hayvan besiciliği sağlanacak, bu yapılanları hoş mu karşılamamız gerekiyor.

          GDO lu yemlerle beslenen hayvanların etleri ve sütleri ne kadar temiz besin tartışmalarının sonuçları belli olmadan, bu hayvanların dışkılarının gdo ile kirletildikten topraklara gübre sağlama olarak kullandığımız takdirde toprakların yapısının kimyasallardan çok daha fazla kirliliğe sebeb olacaktır.

          Bu kirlilik kimyasal pestisitlerin yarattığı kırlilikten çok daha farklı biyokirlilik olarak tüm çevrenin bozulmasını getireceğinden ülkemizin eko sistemini zaafa uğratarak yeni boyuttaki olumsuzlarıda gündeme getirerek ülke insanımızın üzerinde birçok hastalıklara yakalanmasına sebeb olacaktır.

          Yabancı ülkeler her alandaki teknik uygulamaları yapmadan önce ülkelerinde her türlü denetim mekanizmalarını yürürlüğe geçirdiklerinden olumsuzluklara karşı her türlü önlemini alarak uygulamalarını sürdürüyorlar.

          Bizim ülkemiz de böyle bir alt yapı olmadığı gibi aynı zamanda insanımızın konun ciddeiyetini anlıyacak duyarlılığı olmadığının kanaati içinde olarak bu gelişmelerden endişe duymaktayım, biliyorum sizin topraklar konusundaki insiyatifinizin bu endişeleri algılamaya yetmediği görüşünü söyleyebilirsiniz, ama bu topraklarımızın geleceğini kurtaramaz.
          Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

          Comment


          • #6
            Cevap: GDO lu ürünlele beslenen hayvanlar.

            ERAY-Kadir Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
            Bu tür ürünlerin ülkemizde üretilmemesi GDO gerçeğindeki tehlikeleri göz ardı etmemimiz anlamınamı geliyor sizce Sayın mavikartal5, Adamlar topraklarımızı kirletmek için Türkiye’ye halihazırda ithal edilen üç GDO’lu soya çeşidi var. Biyogüvenlik Kurulu, sessiz sedasız 13 GDO’lu mısırın yem amaçlı ithaline izin verdi. bu ürünleri ülkemize sokmalarına nasıl izin çıktı.

            Başka bir hayvancılık modeli olarak çalıştay da bunlar mı karara bağlandıda Yeni modele göre GDO lu ürünler ithal edilerekmi hayvan besiciliği sağlanacak, bu yapılanları hoş mu karşılamamız gerekiyor.

            GDO lu yemlerle beslenen hayvanların etleri ve sütleri ne kadar temiz besin tartışmalarının sonuçları belli olmadan, bu hayvanların dışkılarının gdo ile kirletildikten topraklara gübre sağlama olarak kullandığımız takdirde toprakların yapısının kimyasallardan çok daha fazla kirliliğe sebeb olacaktır.

            Bu kirlilik kimyasal pestisitlerin yarattığı kırlilikten çok daha farklı biyokirlilik olarak tüm çevrenin bozulmasını getireceğinden ülkemizin eko sistemini zaafa uğratarak yeni boyuttaki olumsuzlarıda gündeme getirerek ülke insanımızın üzerinde birçok hastalıklara yakalanmasına sebeb olacaktır.

            Yabancı ülkeler her alandaki teknik uygulamaları yapmadan önce ülkelerinde her türlü denetim mekanizmalarını yürürlüğe geçirdiklerinden olumsuzluklara karşı her türlü önlemini alarak uygulamalarını sürdürüyorlar.

            Bizim ülkemiz de böyle bir alt yapı olmadığı gibi aynı zamanda insanımızın konun ciddeiyetini anlıyacak duyarlılığı olmadığının kanaati içinde olarak bu gelişmelerden endişe duymaktayım, biliyorum sizin topraklar konusundaki insiyatifinizin bu endişeleri algılamaya yetmediği görüşünü söyleyebilirsiniz, ama bu topraklarımızın geleceğini kurtaramaz.
            sayın eray,
            yazılanları, çok bilmiş sevdasında anlamanıza hayranım inanın. hiç bir kimse de sizin gibi anlayamaz anlaşılan!

            Comment


            • #7
              Cevap: GDO lu ürünlerle beslenen hayvanlar.

              mavikartal5 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
              sayın eray,
              yazılanları, çok bilmiş sevdasında anlamanıza hayranım inanın.
              Sayın mavikartal5; Bu işler az bilme ile çözülemez, sizin niye anlamak istemediğinizi söyleyin bizde bilgilerimizi ona göre ortaya koyalım.

              Sizin aklınız almıyormu Türkiye’ye halihazırda ithal edilen üç GDO’lu soya çeşidi var. Biyogüvenlik Kurulu, sessiz sedasız 13 GDO’lu mısırın yem amaçlı ithaline izin verdi.ithal edilen bu genetiği değiştirilmiş yemlerle beslenen bu hayvanların dışkılarında gdo kalıntısı olmıyacağımı sanıyorsun.

              Tohumlara gösterdiğin hasasiyet, bu tohumların ekileceği toprağa göstermemeni anlamakta zorlanıyorum. Yapılan çalıştayda hayvanların beslenmelerinde bu gdo lu ürünlerle beslenmesine iliişkin görüşler ele alınmadımı ki biyo güvenlik kurulunun bu kararları üstüne ne tür görüşler ortaya atlarak bu konular çalıştayın raporları düzenlendi.

              Siz hiç bu konulara değinmiyorsunuz, anlaşılan tarım bakanıyla aynı görüşleri paylaşarak endişeye mahal olmadığı yönünde fikirler beyan edyorsunuz.


              mavikartal5; Nickli Üyeden Alıntı
              hiç bir kimse de sizin gibi anlayamaz anlaşılan!
              Çok bilmişliğime hayran olduğunuzu söylemenize rağmen anladıklarınızı açıklamıyorsunuz neden!

              Bu açıklamanızı biraz açarsanız,daha anlaşılır olacaksınız, tabii açıklamalarmdan neyi anladğınızda ozaman daha net anlaşılacaktır.
              Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

              Comment


              • #8
                Cevap: ÇALIŞTAY: Başka Bir Hayvancılık Sistemi Mümkün mü?

                arkadaşlar,
                bu sitenin amacı bilgi paylaşımı olduğuna göre gereksiz tartışmalar yerine faydalı bilgileri paylaşarak ve bu bilgilere ulaşımınındada yardımcı olursanız sizi daha net anlayabilirim.
                saygılar,

                Comment


                • #9
                  Cevap: ÇALIŞTAY: Başka Bir Hayvancılık Sistemi Mümkün mü?

                  arkadaşlar,
                  önceki yazıma ilave edeceğim birkaç husus daha var:
                  1980 yılları başında, plastik kapı ve pencere sistemlerini Türkiye'de ilk imalatının gerçekleştirme projesinde ar-ge müh. olarak bulundum o günler dayanıklılığı ve kanserojen etkisi tartışılırdı, aradan 30 yıl geçti dayanıklılığı ispat edildi (o yillar evime taktığım pencere hala sapa sağlam kullanıyorum) ancak kanserojen etkisi yapıp yapmadığı ispatlanamadı dolayısıyla bırakalım GDO konusunuda bilim adamları araştırsın ve tartışsın, tarımsal biyoteknoloji bölümünde okuyan oğlum bile bana bu konuda net bilgi verememektedir.

                  Comment


                  • #10
                    Cevap: ÇALIŞTAY: Başka Bir Hayvancılık Sistemi Mümkün mü?

                    ykaya194 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                    arkadaşlar,
                    önceki yazıma ilave edeceğim birkaç husus daha var:
                    1980 yılları başında, plastik kapı ve pencere sistemlerini Türkiye'de ilk imalatının gerçekleştirme projesinde ar-ge müh. olarak bulundum o günler dayanıklılığı ve kanserojen etkisi tartışılırdı, aradan 30 yıl geçti dayanıklılığı ispat edildi (o yillar evime taktığım pencere hala sapa sağlam kullanıyorum) ancak kanserojen etkisi yapıp yapmadığı ispatlanamadı dolayısıyla bırakalım GDO konusunuda bilim adamları araştırsın ve tartışsın, tarımsal biyoteknoloji bölümünde okuyan oğlum bile bana bu konuda net bilgi verememektedir.
                    sayın ykaya194
                    haklısınız tarımsal biyoteknoloji bölümünde okuyan oğlunuz halen okumakla meşgul. bu konuda epeyce kafa patlatan profesörler de bile görüş ayrılığı var.
                    geçmişi birazcık hatırlatayım; sözde üretim artışı sağlanacak diye yeşil devrim sürecini unutmamak gerekir. yeşil devrime karşı çıkan bilim adamlarının olduğunu sadece tahmin ediyorum, ama haklı çıktılar.

                    yeşil devrim uygulamaları çökünce, patronları ve efendileri organik devrimi yaratmaya çalışıyorlar, 1980'lerde avrupada başlayan organik hareketlerin bugün geldiği nokta ise çok farklı. "insanları doyuramıyoruz, verimi arttıralım" demeye başladılar gübrenin yanında hibrit tohumları da kullanıyorlar. takiben şimdilerde biyo teknoloji üretimine geçmeye hazırlanıyorlar.
                    organik tarımın devamında ortaya çıkarılan endüstriyel tarım ve hayvancılık, küçük çiftçiyi yok etmeye yönelik bir sistem ve geride bıraktığı yığınla çöpü nasıl görmezden gelebilirsiniz?
                    insanları aç bırakan doğa değil, sadece bir kısım büyük-küçük insanların daha fazla pay alma isteği, hırsları...paylaşmama ve bölüşmeme istekleri... hep bana, hep bana düşünceleri...
                    galiba, öte tarafa giderken cepsiz kefenlerinin cebine koyup da gidecekler...
                    saygılar

                    Comment


                    • #11
                      Cevap: ÇALIŞTAY: Başka Bir Hayvancılık Sistemi Mümkün mü?

                      ykaya194 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                      arkadaşlar,
                      önceki yazıma ilave edeceğim birkaç husus daha var:
                      1980 yılları başında, plastik kapı ve pencere sistemlerini Türkiye'de ilk imalatının gerçekleştirme projesinde ar-ge müh. olarak bulundum o günler dayanıklılığı ve kanserojen etkisi tartışılırdı, aradan 30 yıl geçti dayanıklılığı ispat edildi (o yillar evime taktığım pencere hala sapa sağlam kullanıyorum) ancak kanserojen etkisi yapıp yapmadığı ispatlanamadı dolayısıyla bırakalım GDO konusunuda bilim adamları araştırsın ve tartışsın, tarımsal biyoteknoloji bölümünde okuyan oğlum bile bana bu konuda net bilgi verememektedir.
                      arkadaşım mavikartal,
                      1) alıntıdaki yazım kısa ve öz olduğu için tam olarak anlaşılamamış, konuyu biraz daha açarsam: Eğer o yıllar plastik kapı ve pencere sistemleri projesine önyargılı yaklaşılarak vazgeçilse idi bugün konut ihtiyacına parelel miktarda ahşap kapı ve pencere kullanılacaktı buda milyonlarca ağacın katledilmesi anlamına gelir.
                      2)gdo,hibrit gibi ürünlerin insan sağlığına henüz zararlı olup olmadığı ispatlanmamış dolayısıyla kunuya önyargılı yaklaşmıyalım zira belki geliştirilen bu ürünlerde daha az zehirli kimyasal madde (ilaç,gübre vs) kullanma ihtiyacı olacak, doğa şartlarına dayanıklı ürün elde edilecekse bırakalım tarımsal biyoteknoloji çalışmalarına bilim adamları devam etsin.

                      yazımdaki, amacım ne bu ürünlerin yanında olmak nede sizi eleştirmek, konuya daha objektif bakmak.
                      umarım amacım anlaşılmıştır.
                      saygılar,

                      Comment


                      • #12
                        Cevap: ÇALIŞTAY: Başka Bir Hayvancılık Sistemi Mümkün mü?

                        ykaya194 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                        arkadaşım mavikartal,
                        1) alıntıdaki yazım kısa ve öz olduğu için tam olarak anlaşılamamış, konuyu biraz daha açarsam: Eğer o yıllar plastik kapı ve pencere sistemleri projesine önyargılı yaklaşılarak vazgeçilse idi bugün konut ihtiyacına parelel miktarda ahşap kapı ve pencere kullanılacaktı buda milyonlarca ağacın katledilmesi anlamına gelir.
                        2)gdo,hibrit gibi ürünlerin insan sağlığına henüz zararlı olup olmadığı ispatlanmamış dolayısıyla kunuya önyargılı yaklaşmıyalım zira belki geliştirilen bu ürünlerde daha az zehirli kimyasal madde (ilaç,gübre vs) kullanma ihtiyacı olacak, doğa şartlarına dayanıklı ürün elde edilecekse bırakalım tarımsal biyoteknoloji çalışmalarına bilim adamları devam etsin.

                        yazımdaki, amacım ne bu ürünlerin yanında olmak nede sizi eleştirmek, konuya daha objektif bakmak.
                        umarım amacım anlaşılmıştır.
                        saygılar,

                        y kaya abi ben senden tarafım mesela hibrit tohumlar olmasa yasaklansa allahın domates büberi hıyarı çoğu kişi için lüks bir ürün olur çoğu kişilerin evine bu ürünler giremez çoğu çocuk bunların ne olduğunu bilemeden büyür gider bunu bile bile hala organik ürün diyola saçmalıyola organik ürünle bu kadar insan doyarmı mesela seralarda hormon kullanılıyo peki kullanılmasa biz bu zemheri soğuklarında nasıl domates büber yiyeceğiz hem zaten insanlar o kadar sigara içiyo içiyo kendilerini zehirliyo da birazcık herhangi bir sebzenin içiğndeki hormonmu kanser yapacak??? hem zaten organik ürün yemek isteyenin kendisinin üretmesi lazım yoksa pazardan alınan birşeyin organik olma olasılığı sıfır

                        Comment


                        • #13
                          Cevap: ÇALIŞTAY: Başka Bir Hayvancılık Sistemi Mümkün mü?

                          sayın balböceği,
                          konu çalıştayda belirttiğim açıklamanın başlangıcını aşağıya ekliyorum. son cümlelerini ise ancak, sayın prof.dr.tayfun özkaya'nn çalıştay notlarında belirtilirse okuyabilirsiniz:

                          "Ben ziraat kökenli birisi değilim, sadece vatandaşım. Sabahtan beri sizler konuşuyorsunuz dinliyorum. Tarımsal faaliyetlerin 10.000 yıl önce başladığını söylüyorsunuz. İnsanlarda tarımsal açlık ise 1950’lerden itibaren başlamıştır. Daha önce bu konuyu Tayfun hocamla görüşmüştük, 1950’lerden sonra üretim düştü, açlık başladı diye. Ancak II.dünya savaşında erkeklerin bir çoğunluğu ölmüş, tarımsal faaliyetler yapılamamış ve üretim düşmüştür. Sorun da buradan kaynaklanmıştır. Savaş sonrası makineleşme ve sanayileşme artmış, şeker gübresiyle başlayan kimyasal hareketler, değişik kimyasal ve hormonların kullanılmasıyla Yeşil Devrimi getirmiştir. 1980’lere gelindiğinde ise yiyeceklerde kimyasal kalıntılar tespit edildiğinde Yeşil Devrimin efendileri para kazanmak için Organik tarım düşüncesini ortaya atmışlardır. Organik tarımda verim düşüktür, günümüzde ise organik tarımda verim arttırma çalışmaları kimyasal lafını ortadan kaldırarak biyokimyasal veya biyoteknolojik adıyla devam ettirilmektedir.

                          Dünyada 1 milyar aç insanın olduğunu yine sizler söylediniz. Ben onları doyururum. Hiç merak etmeyin,"


                          saygılar

                          Comment


                          • #14
                            Cevap: ÇALIŞTAY: Başka Bir Hayvancılık Sistemi Mümkün mü?

                            ykaya194 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                            arkadaşım mavikartal,
                            1) alıntıdaki yazım kısa ve öz olduğu için tam olarak anlaşılamamış, konuyu biraz daha açarsam: Eğer o yıllar plastik kapı ve pencere sistemleri projesine önyargılı yaklaşılarak vazgeçilse idi bugün konut ihtiyacına parelel miktarda ahşap kapı ve pencere kullanılacaktı buda milyonlarca ağacın katledilmesi anlamına gelir.
                            2)gdo,hibrit gibi ürünlerin insan sağlığına henüz zararlı olup olmadığı ispatlanmamış dolayısıyla kunuya önyargılı yaklaşmıyalım zira belki geliştirilen bu ürünlerde daha az zehirli kimyasal madde (ilaç,gübre vs) kullanma ihtiyacı olacak, doğa şartlarına dayanıklı ürün elde edilecekse bırakalım tarımsal biyoteknoloji çalışmalarına bilim adamları devam etsin.

                            yazımdaki, amacım ne bu ürünlerin yanında olmak nede sizi eleştirmek, konuya daha objektif bakmak.
                            umarım amacım anlaşılmıştır.
                            saygılar,
                            sayın ykaya194
                            akademisyenler sizin sorunuzu incelemişler ancak; bir kısım akademisyen organik, gdo ve hibrit üretimlerin zararlı olmadığını savunmaya devam etmekle birlikte, bir kısım akademisyen ise labaratuvar incelemelerini ortaya koyarak doğal ürün ve diğer endüstriyel ürünlerin farklılıklarını da ortaya seriyorlar. çalıştayda bu konuda birçok örnekleme yapıldı, tartışmalar da oldu ancak çalıştayın tüm notları gelsin orada daha belirgin anlatılıyor.
                            yeşil devrimin başlangıcında da aynı sizin gibi söylemlerin olduğu yakın tarihi kayıtlarda yazılıdır. ama gelinen sonuç da ortadadır. organik üretim konusundaki yazılarıı incelerseniz, bunun ortaya çıkması için yaklaşık bir 10-20 yıllık sürece ihtiyacımız var tabi bu süreç sonunda iş işten geçmiş olacak, sağlıklı doğal tohumlarımızı kaybedeceğiz, sağlığımızı kaybedeceğiz.
                            endüstriyel üretimin işkenceci yönüne gelince en basit; tavukların gagalarının kesildiği gerçeği. endüstriyel üretimde 1 tavuk için 4 metrekare alan ayrılması gerekiyormuş ama uygulamada böyle değil ve bu yüzden de tavukların gagaları kesiliyor.
                            acı ama acı bir gerçek. işkence düzeyinde bir gerçek.
                            saygılar

                            Comment


                            • #15
                              Cevap: ÇALIŞTAY: Başka Bir Hayvancılık Sistemi Mümkün mü?

                              Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
                              16 Ocak 2012 Hürriyet gazetesi 7. sayfa
                              Kansersever besinlere DİKKAT EDİN!
                              BU besinlerden uzak durmanızı tavsiye ediyorum.
                              Çünkü kansere davetiye çıkardıkları iyi biliniyor:
                              - Şeker ve fruktozun fazlası.
                              - Un ve nişastalı yiyeceklerin aşırısı.
                              - Trans yağ zengini besinler (kızartmalar, margarinler, fastfood ürünler, mayonezler, şantiler).
                              - Hormonlanmış besinler.
                              - Tarımsal ilaç kalıntılı yiyecekler-içecekler.
                              - Ateşte yanmış, kararmış, kömürleşmiş, karamelize olmuş et ve her türlü yiyecek içecek.
                              - Tütsülenmiş etler.
                              - Nitrit, nitrat içeren et ürünleri.
                              - Aflatoksin içeren gıdalar (kalitesiz kırmızı biberlere dikkat!).

                              Comment

                              Working...
                              X