Duyuru

Collapse
No announcement yet.

GELECEĞÝ HAZIRLAYAN ELLER

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • GELECEĞÝ HAZIRLAYAN ELLER

    Anne Beni Sever misin?

    Ýçeri girer girmez neþeyle baðýrdý:
    -Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu?
    - Görmüyor musun ? Telefonla konuþuyorum.

    Hiç kimsenin sevdiði þey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babasý arabayý seviyordu.

    Her þey erteleniyordu telefon ve araba söz konusu olduðunda… Bir de eve misafir gelecek oldu mu kendisine hiç yer kalmýyordu.
    Nerelere gitsin ki? Annesi kapattý telefonu.
    Mutfaktan tencere sesleri geliyordu. Koþarak yanýna gitti:

    -Sana yardim edeyim mi ? Dedi en sevimli halini takýnarak.
    Annesi manalý manalý baktý:
    -Hayýrdýr. Bir yaramazlýk filan ? Bak bir de seninle uðraþmayayým. Çok yorgunum zaten.

    Yorgunluk nasýl bir þeydi ? Bazen elinde oyuncaðýyla uykuya daldýðýnda anneannesi oyuncaðý yavaþça elinden alýr :
    -Nasýl yorulmuþ yavrucak. Uykunun gül kokulu kollarý sarsýn seni, diyerek alnýna bir öpücük konduruverirdi.

    Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eðer, neden annesi kendisiyle böyle kýzgýn kýzgýn konuþuyordu.

    -Annecigim yorulduðun zaman gül kokulu uykulara dalarsýn. Anneannem öyle söylüyor.

    -Uykuya dalayým da gül kokularý kusur kalsýn. Yorgunluktan ölüyorum.

    Bu kelimeden nefret ediyordu.'Yorgunum, Yorgun olduðumdan, böyle yorgun, yorgunken'

    -Anneciðim sen yorulma, diye...

    -Yemekte konuþuruz çocuðum. Bankada iþler yetiþmedi. Baban gelene kadar bunlarý bitirmem lazým. Hadi sen oyna biraz.
    Hani siz yoruluyorsunuz ya...Eeee....Bende oynamaktan yoruluyorum.Ne yapayým bilmem???...

    Yapýlmamasý gerekenleri biliyordu da büyükler, yapýlmasý gerekenleri hiç bilmiyorlardý. Iþýklar söndü birden.
    Annesi öfkeyle söylenmeye baþladý.
    -Mum da yok !! diye diye karýþtýrdý dolaplarý el yordamýyla.

    Çocuk sýrtüstü yatýp, anneannesinin koynunu düþündü. Gaz lambasýnýn ýþýðýnda deli tavsan masalýný anlatýþýný. Deli tavþanýn duvardaki aksini getirdi gözlerinin önüne. Anneannesi gibi iki ellerini birleþtirip iþaret parmaklarýný yukarý kaldýrarak tavþan kafasý yaptý.
    ''Bak deli tavsan'' diyerek parmaklarýný oynattý.Yoldan geçen arabalarýn farlarý duvardaki tavþana yol açtý. Tavsan alabildiðine hür dolaþtý saðda solda. Otlarla kuþlarla konuþtu. Sonra yorgun düþtü. Duvardaki görüntü minik avuçlarýn açýlmasýyla kayboldu. Kolu yavaþça kanepeden aþaðý sarktý. Neden sonra ýþýklar geldi.

    Kadýn çocuðun hiç konuþmadýðýný akýl etti. Birden kanepeye koþtu.
    Küçücük dizlerini karnýna doðru çekerek uykuya dalmýþtý.
    Masanýn üstündeki dosyalara baktý iðrenerek. Dindirilmez bir piþmanlýk doldurdu içini.

    Uyandýrmaktan korka korka küçük alnýna bir öpücük kondurdu.
    Çocuk sanki bir ipucu bekliyormuþçasýna aralanan gözleriyle mýrýldandý:
    -Ýþin bitince beni sever misin anne? dedi.

    Kadýn, sevilmek için randevu alan çocuðuna bakarak sabaha kadar aðladý.



    Hikaye: Fatma Karabýyýk Barbarosoðlu
  • Fidanligi sponsor reklami

  • #2
    Cevap: GELECEÐÝ HAZIRLAYAN ELLER

    ÇOCUKLARA ALLAH(C.C) KAVRAMINI DOÐRU ÖÐRETMEK


    Aile, çocuðun dini geliþiminde, en fazla etkiye sahiptir

    25/10/2008




    Aile, çocuðun dini geliþiminde, en fazla etkiye sahiptir. Birey, diðer tüm davranýþlarýnýn þekillenmesinde olduðu gibi, ALLAH inancý ve diðer dini içerikli konularda da, ailenin etkisi altýnda kalýr. Özellikle 2-6 yaþlarý arasý çocuklar, kolay inanýrlýk ve taklit özellikleri gereði, anne-babanýn her söylediðine inanýr ve onlarýn her yaptýklarýný taklit etmeye çalýþýrlar. Bunu yaparken de, ne bir þüphe duyar, ne de itiraz etmeyi düþünürler.
    Bu dönemde çocuða verilen dini eðitim, bu konularda kullanýlan ifadeler, özellikle de korkutucu yaklaþýmlar, onun dini geliþimi açýsýndan son derece önemlidir. Örneðin, ALLAH ile ilgili olarak, “ALLAH seni gökten izliyor, sana ceza verecek”, “Yaramazlýk yaptýðýnda seni cehenneminde yakar”, “ALLAH seni taþ eder” vb. ifadeler, ALLAH’ý çocuðun zihninde ceza veren bir varlýk olarak algýlamasýna yol açacaktýr. Çocuðun yaramazlýk olarak deðerlendirilen davranýþlarýyla baþ edebilmek için, “ALLAH” kavramýný kullanmak, her ne kadar bilinçsizce yapýlýyor olsa dahi, son derece yanlýþ ve tehlikelidir.

    Bu þekildeki yanlýþ din eðitiminin, yanlýþ bilgilendirme ve yönlendirmenin en önemli etkisi, çocuðun kiþilik yapýsý üzerinde olacaktýr. ALLAH, ahiret, cehennem vb. dini konularý, birer korku unsuru olarak algýlayan çocuklar, ailelerin bu konulardaki ýsrarlý korkutmalarý karþýsýnda zamanla bu korkularýný daha da derinleþtirerek, çeþitli geliþim sorunlarý yaþayabilirler. Ayrýca, ALLAH ve din ile ilgili konularý, olumsuz duygu ve düþüncelerle deðerlendirebilirler.



    Çocuklar, her þeyden önce ilgi ve sevgiye ihtiyaç duyarlar. Bu anlamda, ilgi ve sevgi gördüklerine yaklaþýr, korku ve baský gördüklerinden kaçýnmak isterler. Aslýnda yetiþkinler de ayný yapýdadýrlar. Ama çocuklarda bu yönelimlerin oraný daha yüksek olur. Çünkü onlar, korku ve baskýyý göðüsleyebilmede bir yetiþkin kadar güçlü olamazlar. Bu nedenle, çocuklarýn zihinlerindeki ve kalplerindeki ALLAH anlayýþý, kesinlikle onlarý seven ve onlarla sevgi ve merhametle ilgilenen bir varlýk þeklinde olmalýdýr.

    Yine çocuklar, özellikle hayatýn ilk yýllarýnda, dýþ dünyaya güvenip güvenmeme konusunda bir tür karar geliþtirirler. Bu anlamda güven duygusunun geliþmesi, çocuklarýn kendi dýþýndakilerin güvenilir ve tutarlý olup olmadýklarýný bilmelerini ifade eder. Özellikle de ihtiyaçlarý olduðunda, bunu giderecek kimseler bulunmadýðýnda güvensizlik duygusu geliþtirirler. Bu duygu doðumdan itibaren ilk iki yýl içinde yeterince geliþmediðinde, daha sonraki yýllarda çocuðun sorunlu olmasýna yol açabilir.
    Ýþte bu noktada, öncelikle anne-babaya düþen görev, çocuðu saðlýklý ve doðru bir din eðitimi ile, sevecen, tutarlý, güvenilir bir kaynaða yöneltmektir. Yani çocuktaki güven eksikliðini yok etmeye çalýþmaktýr. Eðer anne-babalar, hurafelere dayanmayan ve katý yaptýrýmlarla hayatý zorlaþtýrmayan, en azýndan çocuk açýsýndan bakýldýðýnda, onun çocukça yaþantý ve düþüncelerini baskýlamayan bir dini inanca sahip iseler, bu çocuðun güven duygusunu pekiþtirmesi yahut geç de olsa kazanmasýnda olumlu rol oynar. Anne-babanýn dini inançlarý vasýtasýyla kazandýklarý iç güvenlik duygusu çocuða geçer ve bebeðin dünyanýn güvenilir bir yer olduðunu anlamasýna yardýmcý olur.

    Bu güven duygusunun geliþimi, ileri hayattaki güven duygusunun yaþanma þeklini belirleyecek kadar önemlidir. Bu nedenle, onlara kýzan ve ceza veren bir ALLAH anlayýþý, onlarda güven oluþturmayacaktýr. Üstelik yetiþkinlerin, ibadet ve dua gibi dini davranýþlarla yöneldikleri ve en güçlü olduðunu söyledikleri ALLAH isimli varlýðýn, çocuklara kýzan ve onlarý cezalandýran birisi olmasý, çocuðun tüm hayata ve dýþ dünyaya olan güvenini temelli sarsacaktýr.

    Mademki ALLAH bu kadar büyük ve güçlüdür, o halde onun tutarlý ve güvenilecek bir varlýk olmasý son derece önemlidir. Aksi halde çocuk için dýþ dünya, korku ve güvensizlik kaynaðý olmaktan baþka bir anlam ifade etmeyebilir.
    O halde, çocuklara dini konular ve özellikle ALLAH kavramý öðretilirken, ALLAH’ýn onlarý seven, onlara merhametle yaklaþan, bir varlýk olduðu anlayýþý öne çýkarýlmalýdýr.

    Bu anlayýþla yetiþen çocuk, ALLAH’tan korkarak kaçmak yerine, O’nu her zaman kalbinde duyarak, kendini güvende hissedecektir. Önemli olan onun “ALLAH çocuklara kýzmaz ve onlarý cezalandýrmaz; aksine, onlara merhamet eder ve onlarý sever” þeklinde düþünebilmesini saðlayabilmektir.

    Bu inanç ve anlayýþ çocuðun zihnine yerleþtirildiðinde, hem saðlýklý bir dini geliþime imkân saðlanabilecek, hem de onun temel güven duygusu, olumlu bir þekilde kiþiliðinde yer alacaktýr. Böylece çocuk, hayatýnýn her aþamasýnda güven duygusu yeterince geliþmiþ olmanýn yanýnda, kendi dýþýndaki dünyayý ve insanlarý sevmeyi ve sevilmeyi de doðal bir yaþantý haline getirebilecektir

    Comment


    • #3
      Doðmamýþ Oðluma Mektup

      Doðmamýþ Oðluma Mektup

      Ben Anneyim / Mine Ýzgi

      Önümde bir sürü çocuk resmi… Mavi gözlü, kýrmýzý yanaklý, simsiyah saçlý… Gözlerinde sevinç, yüzünde mutluluk pýrýltýlarý olan…

      Ve ben yavrum, sen daha dünyada yokken, o çocuklara bakýp bakýp seni düþünüyorum. Ve seni daha þimdiden çok, ama çok seviyorum. Belki de beni ayakta tutan, ufukta umut bulutlarýmý dolaþtýran sensin, her þeyimsin sen benim. O pembe yanaklarýna, sýcacýk buseler kondururken, minicik ellerini sýmsýký tutacaðým. Cennet kokan saçlarýný okþarken, minik baþýný göðsüme dayayýp, kalbimin senin için nasýlda çarptýðýný sana dinleteceðim…

      Bu yeryüzü denilen alemde yalnýz olmadýðýný sana ezberleteceðim yavrum. Benim yalnýzlýðýma nispet, senin yalnýz olmadýðýný görecek ve benim çektiðim acýlarý çekmeyeceksin. Annen seni o kadar çok seviyor ki, senin acý çekmene asla müsaade etmeyecektir. Sen de büyüyünce bunlarý çok iyi anlayacak ve çocuklarýna benim sana davrandýðým gibi þefkatli kollarýna sarýlacaksýn.

      Sevgili yavrum, þu yeryüzüne bir bakýnca seni nelerin beklediðini, seni nelerden korumak istediðimi, þimdiden sana anlatmaya baþlýyorum. Dinle…

      Yeryüzü… Canlýlarýn yaþadýðý ve çoðaldýðý yer. Ama ne acý ki, dünyayý yaþanmaz hale getiren insanlar var. Zulmeden, öldüren, kan akýtan insanlar… Acaba bu insanlýk dramý ne zaman duracak? Ne zaman kan kokan topraklarda renk renk çiçekler açacak? Acaba hiç gelmeyecek mi o tatlý seher rüzgarlarý? Çocuklar özgürce uçurtma uçurtmayacak mý mavi gökyüzüne? Ya sen yavrum?!... Seni karamsarlýklar diyarýna yuvarladýðýmý sanma. Geleceðin ve yaþamak zorunda olduðun dünyayý iyi taný… Ýþte burasý, bizlerin de yaþamaya çalýþtýðý dünya. Evet, burasý dünya…

      Ama umutluyum… Senin varlýðýndan gelen bir kuvvetle umutluyum. Sen ve senin gibiler, ters esen rüzgarýn yönünü düze çevireceksiniz. Ve ben bu yolda hep seninle beraber olacaðým bir tanem… Ve ömrün, bahar çiçeði gibi açacak. Ömür defterini nasýl dolduracaðýný sana ben öðreteceðim.

      Bilmelisin ki, bir defa ele geçen ömür baharý, insan hayatýnda bazen billur billur akan bir suya benzer… Ýnsan o akýþta resmini görebilir. Bazen güllerle bezenmiþ has bahçe gibi bütün güzel kokularý üzerinde toplar. Bazen de bir bataklýk misali sere serpe uzanýr. Bazen yol üzerinde biten dikene benzer. Bazen azgýn akan seller gibidir, baþýný rast gele taþlara vurur. Fakat yavrum, senin ömrünü nasýl bezeyeceðini ben sana anlatacaðým. Her þeyi, seni daha iyi yetiþtirmek için öðrenip, sana o ýlýk sesimle ben anlatacaðým. Dinlemeye devam et…

      Ýsmini Fatih koyacaðým. Ama öncelikle seni fetih yürekli bir delikanlý olarak yetiþtireceðim. Baþaracaklarýn belki insanlýk tarihini deðiþtiremeyecek, ama senin yazgýný deðiþtirecektir. Þimdi ben, geçmiþte yapamadýðým þeyleri hayal etmektense, gelecekte seninle birlikte yapmak istediklerimi hayal etmeye baþladým. Ayrýca sana da hayallerine nasýl yüzme öðreteceðini de anlatacaðým. Mesela ben, baþýma gelen acý ve üzüntülü þeyleri bir zarfa koyup, K.K.K. hýzlý servisine postalamayý öðrendim. K.K.K. ne mi? Kaderin Kapalý Kutusu… Sana da öðreteceðim.

      Sana nedenlerin ardýndaki nedeni anlatmaya çalýþacaðým. Çünkü o zaman yalýn bir dünya kapýlarýný sana açacaktýr sonsuza kadar…
      Camdan baktýðýnda dünyanýn sesini hiç duymayanlara inat, ben sana þimdiden dünyanýn sesini dinleteceðim. Birlikte sessiz dünyanýn, keþfedilmeyi bekleyen hayatýný fark edeceðiz.

      Ezanla öten kumruyu, yaþadýðýmýz þehrin olaðan sesini, aðaçlarýn uðuldayan yapraklarýný, sokak lambalarýndan sýzan ýþýk huzmesinin helezonik dansýný, bugüne kadar duymadýðýn tüm sesleri sana dinleteceðim…

      Ýyi öðren oðlum, geminin rotasýný kaptan belirler. Hayatýn rotasýný ise, kiþinin kendi düþünceleri… Saðlýklý ve doðru düþüncelere sahip olmaný saðlayacaðým. Çünkü sadece kirletilen soluduðumuz hava deðil, asýl kirletilen düþüncelerimiz. Onun için tertemiz düþüncelere sahip olman için çalýþacaðým.

      Maratonu hangi koþucular kazanýr biliyor musun bir tanem? Tabi ki antrenmanlý olan koþucular… Ýþte þimdiden antrenmanlara baþlamalýsýn. Onun için bunlarý sana anlatýyorum. Geleceðin en iyi evladýný yetiþtirmek için… Biliyorum az kaldý, kýsa bir zaman sonra seni kucaðýma alacak ve doya doya o cennet kokunu içime çekeceðim.

      Biliyorum, her kýþýn bir baharý, her gecenin bir sabahý, her müþkülün bir salahý vardýr. Her baþlangýcýn bir sonu olduðu gibi… Biliyorum, her külfetin arkasýnda bir nimet ve her sýkýntýnýn ardýnda da bir ferahlýk vardýr. Ýþte ben de, bu büyük nimet için, tarifsiz bir mutlulukla seni bekliyorum yavrum.

      Seni büyük bir özlemle bekleyen annen.

      Comment


      • #4
        Cevap: GELECEÐÝ HAZIRLAYAN ELLER

        Yeryüzü bir okul...


        Anneler habire yakýnýyor. Meyve yemiyor çocuðum, sebze yemeklerine kaþýk sürmüyor! Varsa yoksa hamburger, tost... Yemezler... Meyveleri tanýyorlar mý ki yesinler! Nereden geliyor o yaratýklar, hangi dünyadan?

        Yerde mi bitiyorlar, gökte mi, hangi fabrikanýn malý bunlar?.. Meyvelerin geldiði dünyayý bilmiyor þehirli çocuklar. Aðaçlarý hiç tanýmýyorlar; bir aðacýn dalýnda meyvenin salýnýþýný, kýzarýp olgunluða duruþunu görmüyorlar. Görüp de canlarý çekmiyor, þöyle sulu armutlarý, kokulu elmalarý, soyulunca kokusu odayý dolduran portakallarý... Dalýndan ceviz koparýp ellerini kýnalamamýþlar, kekre eriði diþleyip yüzlerini buruþturmamýþlar. Sonbaharda ham ayvayý ýsýrýp diþlerinden olmamýþlar... Demem o ki çocuklar yeryüzüne yaklaþamýyor artýk.



        Okullar, okuduklarý kitaplar da yaklaþtýrmýyor çocuklarý yeryüzüne. Çocuk kitaplarýnýn pek çoðunun dilinde çocuksu bir ýþýltý, bir zýpzýp zýplayýþ, bir kýpýr kýpýr kýpýrdayýþ, çýn çýn bir çýnlayýþ yok. Nasihat, akýl hocalýðý, iyi ahlak dersi... Ýyi de hayat nerede hayat! Çocuklar üstüne konuþmaya duran eðitimciler büyük cinayetler iþliyor. Çocuklarýn zihinlerine filan düþünceleri 'nakþetmek'ten, 'kazýmak'tan; filan fikirleri, alýþkanlýklarý 'aþýlamak'tan söz açýyorlar. Aman Allah'ým, cinayet! Nakþetmek, kazýmak, aþýlamak... Çocuklarý önce bir insan gibi görmediklerini ele veriyorlar. Bir taþtan, aðaçtan söz ediyorlar sanki.



        Allah'tan çocuk dilinden anlayan yazarlar, þairler de var. Sayýlarý pek az, ama tertemiz dilleri, duruca bir bakýþlarý sýðýnak gibi çaðýrýyor çocuklarý. Hayatýn, okulun, televizyonun zihinlerinde býraktýðý paslarý onlarýn þiirleriyle, masallarýyla silebilir çocuklar. Muþtu Yayýnlarý'nýn, insanda bir çiçek bahçesine giriyormuþ hissi uyandýran cývýltýlý kitaplarý bu türden yayýnlar. Hayatý, bir oyunun içinden geçerek öðretiyor. Müþfik, sevgi dolu, güvenle gezebileceðiniz bir bahçe... Lezzetli Meyveler, Besleyici Sebzeler, Yaðmur Damlalarý, Top Kuyruklarýn Cevizleri, Pamuk Dede'nin Gülleri... Ne þeker þey onlar...



        Benim, çocuk kitaplarýna dair karamsarlýðýmý birazcýk unutturan yazarlardan biri, Bestami Yazgan'dýr. Masallar, öyküler, þiirler yazýyor. Apaydýnlýk, hayatýn bütün cývýltýsýný, sýcaklýðýný sevgiyle tutuþturan bir dili var. Bizim Ayþe'nin en çok sevdiði yazar. Masal Denizi'ni, Uçtu Uçtu Þiir Uçtu'yu ben de sevinçle okumuþtum. Þimdi de Masal Salýncaðý'ný (Timaþ Çocuk Yayýnlarý) göndermiþ. Kitabýn hemen baþýnda, 'Domatesin Çekirdeði' baþlýklý nefis bir masal var. "Sebzeler Ülkesi diye bir ülke varmýþ. Bu ülkenin her þehrinde sadece bir sebze yetiþirmiþ. O þehir de yetiþtirdiði sebzeden alýrmýþ adýný..." Masal Salýncaðý'nda sebzeleri, aðaçlarý, kuþlarý, daðlarý, ýrmaklarý, çiçekleri, mevsimleri, rüzgârlarý tanýyor çocuklar. Bir odayý dolaþýr gibi geziyorlar onlarýn arasýnda. Bestami Yazgan da bir öðretmen, ama o kazýyýcý, nakþedici olanlardan deðil.



        Bir sevincim de Daðlarca'nýn çocuk kitaplarýnýn yeniden yayýnlanýþý... O harikulade Çocuk ve Allah'ýn þairi, çocuklar için de þiirler yazdý hem de çok. Daðlarca Çocuklarda dizisinden, Okulumuz 1'deki, Okulumuz 2'deki, Okulumuz 3'teki yayýnlandý en son. Kimi didaktik þiirlerini yadýrgamadým deðil, ama daðlarca nesnelerden, aðaçlardan, kuþlardan, okuldan, arkadaþlardan söz açtýðýnda, çocuklarý alýp bulutlarýn üstüne çýkarýyor.



        Sevimli, neþeli çocuk kitaplarýndan açmýþken, asýl Kök Yayýnlarý'nýn gönderdiði o kocaman paketten çýkan birbirinden deðerli eserleri unutuyordum. Gülten Dayýoðlu, Mehmet Güler, Abdülkadir Budak, Mustafa Ruhi Þirin, Hasan Latif Sarýyüce, Refik Durbaþ, Aysel Korkut, Ahmethan Yýlmaz gibi usta çocuk edebiyatçýlarýnýn kitaplarý var Kök'te. Dili, iþçiliði ve basýmýyla özenli...



        Ýyi kitaplar elbette bir okul çocuklar için fakat ben, en büyük okulun hayat olduðunu savunanlardaným. Kýrlarýn, yaðmurlarýn, rüzgârlarýn uðultusunun, kuþlarýn gökyüzünde çizdiði dairelerin, meyvelerin daldaki ýþýltýsýnýn öðrettiðini hiçbir okulun ve kitabýn öðretmediðini düþünüyorum. J. J. Rousseau gibi 'Salýverin çocuklarý tabiata!...' diyesim geliyor.

        Comment


        • #5
          Keþfedilmeyi Bekleyen Dünya: Çocuklarýmýz

          Günümüz cemiyet hayatýna hâkim olan deðiþme, yeni yapýlan­ma, hýzlý teknolojik geliþmeler çocuklarýmýzýn talim ve terbiyesini ve ahlakýný da tesir altýna almakta, bu geliþmeler ýþýðýnda büyüyen çocuðun farklý karakter çizgileri taþýmasýna sebep olmaktadýr. Çocuðunuzun mükemmel bir insan olmasýna karar vermeniz demek aile huzurunuza, güvenli bir geleceðe, mutlu bir hayata karar vermek demektir.

          Çocuðunuzu gerçekten çok mu seviyorsunuz? Onun sevilen, arkadaþlarý tarafýndan ilgi duyulan, en iyiler ve numune insanlar arasýnda gösterilen bir fert olmasýný istiyor musunuz? 0 zaman iþ size düþüyor demektir. Çünkü onun ilk muallimi ve terbiyecisi, model olarak aldýðý kiþi sizsiniz.

          Çocuðunuzu mükemmel hâle getirmek için en evvelâ þu suâli kendinize sormalýsýnýz. Biz iyi bir an­ne baba, ayný zamanda çocuðun dilinden anla­yan, onunla iyi münâsebet kurabilen, rehberlik ya­pabilme kabiliyetine sahip bir eðitimci miyiz? Bu so­rularýn cevabý menfî ise o zaman iþ iþten geçmeden deðiþmenin tam zamaný. Bu iþe önce kendinizden baþlamalýsýnýz.

          Günümüz cemiyet hayatýna hâkim olan deðiþme, yeni yapýlanma, hýzlý teknolojik geliþmeler çocuklarý­mýzýn tâlim ve terbiyesini ve ahlâkýný da tesir altýna al­makta, bu geliþmeler ýþýðýnda büyüyen çocuðun fark­lý karakter çizgileri taþýmasýna sebep olmaktadýr.

          Çocuðunuzun mükemmel bir insan olmasýna ka­rar vermeniz demek aile huzurunuza, güvenli bir ge­leceðe, mutlu bir hayata karar vermek demektir.

          Bu iþte ilk adým çocuðunuzu tanýyarak kabili­yetlerini keþfetmektir. Çünkü her çocuðun parmak izi, retina çizgileri, kokusu farklý olduðu gibi zihin dünyasýnýn ve hâdiselere verdiði tepkilerin de farklý olacaðýný bilmek gerekir. Yanlýþ olduðunu bildiðiniz halde kendi çocuðunuzun baþkalarýnýn çocuklarý gibi olmasý için yanlýþ yönlendirmeler, her defasýnda ona baþka çocuklarýn örnek gösterilmesi, ulaþamayacaðý hedefe zorlamak onun körpe dimaðýna ve ruhuna vurulan manevî darbelerdir. Farkýnda olmadan býrak­týðýnýz her kötü hâtýra ise çocuðunuzun düþünce dünyasýnda silinmez izler býrakacak ve onun mutsuz bir fert olmasýna yol açacaktýr.

          iyi bir gözleyici olun. Onun içinde bulunduðu ru­hî durumu hissetmeye çalýþýn. Çünkü her çocuðun içinde bulunduðu geliþme devresine âit ihtiyaçlarý ve sýkýntýlarý farklýdýr. Onu ilk keþfeden siz olun. Yaþadý­ðýnýz münâsebetlerinizde çocuðun bir sýkýntýyla karþý karþýya olduðunu görüyorsanýz onu dinleyin, ona de­ðer verdiðinizi hissettirin. Çünkü deðerli olmak, sevil­mek çocuðunuzun ekmek gibi, su gibi, hava gibi te­mel ihtiyaçlarýndan biridir. Bu ihtiyaçlarýný yeterince karþýlayamayan çocuklar büyüdüklerinde neyi sevip sevmeyeceklerini bilemeyen, sevgiye hasret, kuru ve renksiz bir iç dünyaya sahip fert olurlar.

          Zorba yasaklardan mutlaka kaçýnýn. Bu çeþit ya­saklama ve kýsýtlamalar çocuklarda bulunan alýþkan­lýklarý, büyüklerdekinden daha fazla kesinleþtirir. Ço­cuklarýn sadece yasaklanan þeyleri akýllarýna takmak gibi bir saplantýlarý vardýr. Büyüklere karþý o þey önü­ne geçilmez bir çekicilik kazanýr onlarýn gözünde. Bu sebeple kýsmen veya kýsa süreli durdurucu ve gemle-yici davranýþlara isyan ederler. Ona tahsis edilmiþ ne varsa onun malýdýr. Lütfen onlara yersiz müdâhalede bulunmayýn. Bu durum çatýþmalara sebep olduðu gi­bi onun sevgisini de kaybetmesine yol açacaktýr. Her þeyin ölçülü olaný fâidelidir.

          Saatlerce nutuk çekmeyin. Çünkü çocuklar söy­lediklerinize deðil, yaptýklarýnýza dikkat eder ve onla­rý taklit ederler. Böylece büyüdükçe sizin kötü hare­ketlerinizin kopyasý birer insan yetiþtirmiþ olursunuz.

          Çocuklarýnýzýn hata yapmasýndan korkmayýn. Hata, çocuklarýnýzýn geliþmesine, kendilerine olan öz güvenlerinin artmasýna vesîle olur. Ona sadece doðru ve yanlýþ olaný anlatýn. Yanlýþ yapmaktan korkan ço­cuklar deneme kabiliyetini kaybederler.

          Çocuklarýnýza mutlaka zaman ayýrýn. Çünkü ha­yatýnýzýn hiçbir devrinde bitmemiþ iþlerinizden baþýný­zý kaldýramayacak, onlara zaman ayýracak fýrsat bula­mayacaksýnýz. Ailesiyle yeterince baþ baþa olmayan çocuklarýn zihinleri ve kalpleri karýþýktýr. Eften püften þeyleri etraflarýna bahane olarak göstererek dikkat çekmek ve ailesinin kendisiyle ilgilenmesini saðlamak maksadýyla menfî davranýþlar içerisine girer. Böyle ço­cuklar umumiyetle baþarýsýz ve mutsuzdurlar. "Niye baþarýsýzsýn?" sorusuyla karþýlaþtýklarýnda halýnýn ren­gi, masanýn eðri durmasý gibi basit mazeretlerle kar­þýlýk verirler.

          Bizce kötü veya uyumsuz çocuk yoktur. Yalnýz­ca yaptýðýmýz hatalar sebebiyle yanlýþ þekillendirdiði­miz, dilini anlamadýðýmýz, münâsebet kuramadýðýmýz çocuklarýmýz vardýr. Bu yüzyýlýn gençliði yâni bizim ço­cuklarýmýz aslýnda çok þey istemiyorlar bizden; biraz sevgi, biraz ilgi, biraz manevî destek istiyor onlar. Ha­ni biz de o yaþlarda ayný þeyleri istemiyor muyduk? Lütfen kasayý açtýðýmýzda, paralarý gördüðümüzde yüzümüzde beliren tebessümü onlara da gösterelim. Onlar bizim gerçek hazinemiz.

          Çocuklarýnýza yetiþkin insanlar gibi davranýn, fakat yetiþkin insan davranýþlarý beklemeyin. Böyle­ce onlara mesuliyetini bilen, cemiyete kendini kabul ettirmede zorluk çekmeyen, kariyer sahibi saðlýklý bir kiþilik yüklemiþ olursunuz.

          BIlISIMGELISIM.COM

          Comment


          • #6
            Cevap: GELECEÐÝ HAZIRLAYAN ELLER

            ÇOCUÐUN ÝHTÝYAÇLARI


            Çocuklar bir günde bebeklikten okulöncesi döneme geçmezler.

            26/02/2008




            OKUL ÖNCESÝ ÇOCUÐUN ÝHTÝYAÇLARI



            GÜVEN

            SEVGÝ

            HAREKET

            ANLAYIÞ

            ÝLGÝ

            ÇEVRE



            Çocuða sevgi ve anlayýþ ile yaklaþarak ona güven duygusunu vermemiz gereklidir.Bunu verirken çocuðun hem kendi akranlarý ile hem de yetiþkinlerle kurduðu çevreyi göz önünde bulundurmamýz gereklidir.Okul öncesi dönemdeki çocuðu ihtiyaçlarýný anlaya bilmemiz için önce çocuðun kim olduðunu ve çevresel sorunlarýný bilmemiz gereklidir.



            Okulöncesi Çocuðu Kimdir?



            Çocuklar bir günde bebeklikten okulöncesi döneme geçmezler. Siz çocuðunuzun ne kadar aksi ve iþbirliðine girilmesi ne kadar zor bir çocuk olduðunu düþünüp durur ve bu duruma üzülürken bir süre sonra çocuðunuzun gerçekten büyümüþ olduðunu, bir bebek gibi deðil de bir çocuk gibi davrandýðýný fark edersiniz. En azýndan günün büyük bir kýsmýnda böyle davranýr. Bir çocuðu çocukluk dönemine sokan asýl deðiþmeler 2,5 – 3,5 yaþlarý arasýndaki deðiþmelerdir.



            Çocuklar bir günde bebeklikten okulöncesi döneme geçmezler. Siz çocuðunuzun ne kadar aksi ve iþbirliðine girilmesi ne kadar zor bir çocuk olduðunu düþünüp durur ve bu duruma üzülürken bir süre sonra çocuðunuzun gerçekten büyümüþ olduðunu, bir bebek gibi deðil de bir çocuk gibi davrandýðýný fark edersiniz. En azýndan günün büyük bir kýsmýnda böyle davranýr. Bir çocuðu çocukluk dönemine sokan asýl deðiþmeler 2,5 – 3,5 yaþlarý arasýndaki deðiþmelerdir.



            Bir okulöncesi çocuðu dil geliþimi sayesinde artýk daha az þey yapmaya daha çok þey söylemeye baþlar. Becerileri artar ve daha çok þeyi baþarýr. Daha çok þeyi baþardýðýný hissettikçe kendini daha çok içinde yaþadýðý dünyanýn bir parçasý sayar ve o dünyayý geniþletmek için daha çok zaman ve enerji harcar. Çocuðunuzun kendi kendine soyunma, yemek yeme ve ayakkabýlarýný giyme gibi becerileri arttýkça size daha fazla zaman kalýr; ancak bu kez de kalan zaman çocuðun büyüleyici zihin geliþimini keþfetmek ve izlemekle geçer. Günden güne daha çok þeyi hatýrladýðýný, daha önce öðrendiði bir þeyi unutmayýp yeni bir durumda kullandýðýný, isteklerini ertelemede zorlandýðýný ama seçim þansý verildiðinde basit seçimleri yapabildiðini görürsünüz.



            Okulöncesindeki çocuklar kendi etkinliklerini yetiþkinlerin yaptýðý gibi, hareket, düþünme ve duygulaným olarak ayrýþtýramazlar. Bedenlerini kendileri olarak düþündükleri için bedenin gücü ve ne ölçüde etkili kullanýldýðý her iki cinsiyet için de önemlidir. Bedeniyle yaptýðý bir iþte baþarýsýz olan çocuk kendini tümüyle baþarýsýz hisseder. Kendi gücünü bilmek, kendini ortaya koymak ve baþarabileceklerini görmek ister. Yürüyebildiðini bilir, fakat ne kadar hýzlý yürüdüðünü görmek ister, týrmanabildiðini bilir, fakat gördüðü bir duvara týrmanýp týrmanamayacaðýný merak eder. Bilek kuvvetiyle kaldýramadýðý bir eþyayý omzuna kuvvet vererek kaldýrabileceðini görür. Deneyimleri sonunda bizim için sýradan olan pek çok þeyi keþfeder. Örneðin, ayaklarýný bir araya getirerek topu durdurabileceðini, avuç içinde ýslak kumu taþýyabileceðini fakat kuru kumu taþýyamayacaðýný, bayýr aþaðý koþabileceðini oysa bayýr yukarý koþamayacaðýný, bir tahtanýn üstünde elleri iki yana açýk olarak yürüyebileceðini fakat lolipopu aðzýna koymak istediðinde düþeceðini yaþayarak öðrenir.



            Bedeni ve zihni birlikte hareket ettiði için televizyonda dört nala giden atlarý gördüðünde kendisi de odada öyle koþar, baðýrýr, zýplar ve yerinde duramaz. Duygularýný da hala bir ölçüde bedeniyle ifade etmeye devam ettiði için kýzýnca aðlayýp kendini yere atabilir. Sevgisini göstermek için gelip sýk sýk sizi öpebilir. Bu davranýþlar içindeki bir çocuk, özellikle kalabalýk yerlerde bu tür duygu gösterimleri sebebiyle utandýrýlmamalý ve fiziksel ceza uygulanmamalýdýr. Bir okulöncesi çocuða sahip olmanýn en zor tarafý, onun duygularýný, düþüncelerini ve davranýþlarýný kabul etmek ancak onu incitmeden bunlarýn uygun biçimde nasýl ortaya konulacaðýný öðretmektir.

            Comment


            • #7
              Cevap: GELECEÐÝ HAZIRLAYAN ELLER

              Tanýdýklarýma bu yazýlarýnýzý önereceðim.Her ne kadar kitap almakta zorlansalarda.(Alýþkanlýk olmadýðý için.)Genel olarak sigara alýþkanlýðýnýn çok azý bile okumada olsaydý diyorum.

              Comment


              • #8
                Cevap: GELECEÐÝ HAZIRLAYAN ELLER

                Tabiki sizlerin de katkýlarý ile, insanlýk için en önemli unsur olan, deðer olgusunu kendimize ve çocuklarýmýza kazandýrmaya gayret edeceðiz inþallah.

                Comment


                • #9
                  Gençler NÝçin Karamsar?

                  Ülkemizin aðýr bir ekonomik krizden geçtiði bir gerçek. Halkýn ayaklandýðý, yaðmanýn yaþandýðý, iflasý ilan etmiþ Arjantin'le kýyaslayanlar çok. Ýstiklal Harbimiz sýrasýnda bile bu kadar ciddi bunalýmla karþýlaþmadýðýmýzý uzmanlar ifade ediyorlar.

                  Önce deprem, sonra Baþbakanla Cumhurbaþkanýnýn Milli Güvenlik Kurulu'ndaki çatýþmalarý, derken ABD'ye terörist saldýrý ile artýk ekonomik darboðaz sürekli bir hal aldý.

                  Ülke giderek küçülüyor, vatandaþýn geliri azaldý, enflasyon tekrar patladý ve iþsizlik çýð gibi arttý.

                  Zaten tabiat olarak hassas ve dalgalý mizaca sahip olan genç neslin morali, bu durumdan fazlasýyla etkilenmiþ durumda. Karamsarlýk neredeyse gençlerin hakim mizacý haline geldi.

                  Bu yüzden günümüzde ergenlerin çoðunda; kendisinin ve dünyanýn geleceði konusunda kötümserlik mevcuttur. Muhtemelen, kendi koltuklarýný korumaya ülke insanlarýna yardým etmekten daha fazla önem veren politikacýlar da bu karamsarlýðý körüklemektedir. Çürümüþ, yoz ve duygusal bakýmdan tavizkar politikacý, avukat, hakim, din adamý, emniyet görevlileri ve spor yýldýzlarýnýn gazete ve televizyon haberlerinde devamlý boy göstermeleri de genci hayal kýrýklýðýna sürüklemektedir. Ayrýca televizyonda gördüðü zengin ülkelerin bombaladýðý yoksul insan manzaralarý;

                  kolu-bacaðý, vücudu parçalanan çocuk görüntüleri; haksýzlýða ve çýkarcýlýða dayanan ucuz politikalar karþýsýnda delikanlýnýn ürküntüye kapýlmasýna þaþmamak gerekir.

                  Liseli gençlik umutsuz Lise öðrencileri arasýnda yapýlan bir araþtýrma,

                  gençlerin büyük bölümünün durumunu iyi göremediðini ve geleceðe iliþkin

                  endiþeler taþýdýðýný ortaya koymuþtur. Ýstanbul Vakfý tarafýndan yapýlan araþtýrmaya göre,

                  gençlerin yüzde 53'ü "gelecek ve güven kaygýsý" taþýmaktadýr,

                  yüzde 43'ü durumundan memnun deðildir. Öðrencilerin yüzde 26'sý okullardaki kültürsanat

                  etkinliklerinin yetersizliðinden, yüzde 24'ü çete faaliyetlerinden,

                  yüzde 19'u sigara kullanýmýndan ve yüzde 14'ü madde baðýmlýlýðý olaylarýndan þikayetçidir.

                  Üniversiteliler farklý mý?

                  Zýorlu ve uzun yýllar süren aþamalardan geçerek üniversiteye kapaðý atma þansýný

                  yakalamýþ gençlerimiz de dertlidir, problemlidir. Fakülteyi bitirdikten sonra çalýþabilecekleri iþin

                  ve kolay baþarýnýn onlarý beklemediðini görmektedirler. Ülkemizde üniversite maalesef gencin dýþý ve kýlýkkýyafetini dikte ettirmeyi ilk görev sanan zihniyetin elindedir. Ayrýca üniversite diplomasý

                  almadan kendi yollarýný bulmuþ ve baþarý kazanmýþ insanlarý çevrede gören genç, öðrenimden soðuyabilmektedir. Ne yapmalý?

                  Yine iþe girme planlarýyla ve erken hayata atýlmak fizkirleriyle okulu býrakmak doðru deðildir. Burada büyüklerin yapýcý öðütlerine kulak ver mek gerekir. Ergenler, bir yýl sonrasýný bile görmekte güçlük çekeceklerini bilmelidirler. Her gün birçok kiþinin problemlerini, þikayet ve dertlerini

                  dinleyen bir profesyonel olarak yetiþkinlerden çok sýk iþittiðim söz þudur: "Okuma fýrsatýný kaçýrdýðýma yanýyorum." Gerçekten okuyamamak, tahsili yarýda býrakmak, yetiþkinlerin en çok

                  dertlendikleri konularýn baþýnda gelmektedir. Öyle ki iþ bulmalarýna yardýmcý olmasa bile gençlerin öðrenimlerini tamamlamalarýný hararetle tavsiye ediyorum.

                  Tabii dersleriyle birlikte kendilerini geliþtirmelidirler. Bir yandan sosyal ve kültürel

                  faaliyetlere katýlmalý, diðer yandan çeþitli alanlardaki deðiþik bakýþ açýlarýna sahip kitaplar

                  okumalýdýrlar. Ülkemizin geleceðinin aydýnlanmasýný, hiç olmazsa sonraki neslin gençliðinin

                  iyimser olmasýný istiyorsak, günümüz ergenlerine bu yolu göstermeliyiz.

                  Sefa SAYGILI

                  Comment


                  • #10
                    Doðru Ders Çalýþmanýn Ýpuçlarý

                    Defalarca duymuþuzdur bir öðrencinin “Artýk bu kitabý okumaktan býktým”, “Bu kitaptan o kadar býktým ki anlatamam.” Veya “Ne kadar fazla okusam sanki daha az öðreniyorum” ya da “Defalarca okudum ama yine öðrenemedim” dediðini.

                    Acaba sorun nerde? Bir dersi anlamak için defalarca okumak mý gerekir? Dersleri bir biri ardýna mý çalýþmalý? Ve bir dersi defalarca mý tekrar etmeli? Eðer böyleyse ders çalýþmak çok zor bir iþ demektir. Ama gerçek böyle deðildir.

                    Gerçek þu ki, bu tür öðrenim görenler, doðru ders çalýþma metodunu bilmiyorlar ve okul ve üniversitelerde nasýl ders çalýþmalarý gerektiðini öðrenmiyorlar. Öðrenme ve okuma, birbiriyle çok iliþkilidir. Öyle ki, birbirinin gereðidirler adeta. Öðrenimin artmasý için her þeyden önce araþtýrmacý ve faal bir okuma gereklidir.

                    Doðru Okuma Metodu, Aþaðýdaki Önemli Dört Özelliði Doðurur

                    1- Okumaya ayrýlan zamaný kýsaltýr.

                    2- Öðrenme oranýný artýrýr.

                    3- Konularýn akýlda kalma süresini artýrýr.

                    4- Bilgileri akýlda tutmayý kolaylaþtýrýr.

                    Etkin bir okuma için, önemli noktalarý not etmek gerek. Böylece defalarca okumaya gerek kalmaz ve notlara bakarak konuyu hatýrlarsýnýz. Not almak, okumanýn ayrýlmaz bir parçasý olmalýdýr. Çünkü baþarýnýzý artýracak ve öðrenmeye ayýracaðýnýz zamaný azaltacaktýr. Not almadan okumak, unutkanlýðýn önemli bir sebebidir.

                    Okumanýn 6 Metodu

                    1- Yazmadan okumak: yanlýþ bir mütalaa metodudur. Konularý insan kendi okumalý, gerektiðinde yüksek sesle okumalý; önemli konularý not almalý böylece gerektiðinde özellikle sýnav öncesinde o konulara göz atarak konularý çabucak hatýrlamalýdýr.

                    2- Önemli noktalarýn altýný çizmek: Bu metot belki bir öncesinden daha iyidir ama ders çalýþma için yeterli bir metot deðildir. Çünkü bu metotta kiþi, konuya dikkatini verecek yerde, kendini çizgi çizmeye adapte ediyor. Bu metodun en doðru yolu, önce konuyu iyice okumak, anlamak ve daha sonra önemlilerinin altýný çizmektir; altýný çizecek önemli nokta aramak deðil.

                    3- Dipnot: bu metot, önceki iki metoda göre daha iyi ama yine de konularý kökünden anlamada ve ders kitaplarýný okumada yeterli bir metot deðildir. Fakat fazla önemi olmayan konularý öðrenmede yararlanýlabilir.

                    4- Özet Tutma: bu metotta bir konuyu okuyor ve aklýnýzda kalaný özet bir þekilde not ediyorsunuz. Bu metot, diðer ikisinden daha etkilidir; çünkü bu metotta önce konuyu anlýyor daha sonra not alýyorsunuz. Yine de en iyi metot deðil.

                    5- Kilit noktayý tespit etme: bu metot, okumak ve önemli noktalarý yazmak için çok uygun bir metottur. Bu metotta, konuyu anladýktan sonra, kilit noktayý not ediyorsunuz. Aslýnda kilit kelime, gördüðümüzde, cümlenin anlamýný hatýrladýðýmýz en rahat ve anlamlý kelimedir.

                    6- Yaratýcýlýk ve beyin aðý þemasý: bu metot, öðrenmenin, özellikle ders metinlerini öðrenmenin en iyi yoludur. Bu metotta önce konuyu okuyor, tamamen anladýktan sonra kendi dilinizle ve kilit kelime yöntemiyle not alarak ve kilit kelimeleri beyin aðý üzerine yazarak sonraki aþamalarda kitabý ve konuyu tekrar okumak yerine, sadece beyin aðý þemasýna müracaat edip kilit kelimeleri gördükten sonra çabuk bir þekilde hatýrlýyorsunuz. Bu metot öðreniminizin baþarý yüzdesini artýrmakta ve ders okumayý kolaylaþtýrmaktadýr.

                    Okuma þartlarý

                    Okuma koþullarý, þartlarý bilmek, kullanmak ve hazýrlamakla oluþur. Bu þekilde faydalý ve verimli bir okuma gerçekleþir. Gerçekte bu koþullar bizlere okumaya baþlamadan önce hangi esaslarý kullanmayý, okuma esnasýnda hangi koþullarý hazýrlamayý ve hedefe nasýl varmayý öðretir. Bunlarý bilmekle daha bilinçli ders çalýþmaya baþlar ve daha faal oluruz.

                    1- Doðru Baþlama: okumada baþarýlý olmak için doðru baþlamak gerek.

                    2- Plan program: Baþarýnýn asli etkenlerinden biri, düzenli bir plan programa sahip olmaktýr.

                    3- sýra Düzeni: Her kuruluþun temeli, sýra düzenine baðlýdýr.

                    4- Sükûnet: Sakin kiþilik, öngörüyü güçlendirir.

                    5- Zamaný doðru kullanmak: Benyamin Franklin þöyle diyor: “Yaþamayý seviyor musunuz? Öyleyse vaktinizi telef etmeyin; çünkü hayat vakitten müteþekkildir.”

                    6- Saðlýk: Saðlam kafa saðlam vücutta bulunur.

                    7- Dengeli Beslenme: Saðlýk açýsýndan önemli bir yeri vardýr.

                    8- Alkollü içkilerden uzak durmak: Alkol, hafýzayý zayýflatýr.

                    9- Spor: Uzun ömrün anahtarýdýr.

                    10- Yeterli Uyku: Uyku öðrenme ve hafýzayý güçlendirir.

                    11- Konuyu Ýdrak: Uzun süre akýlda kalan þey konudur.

                    Ýlim öðrenenlerin göz önünde bulundurmasý gereken birkaç önemli tavsiye

                    1- Ýnsanýn bir konu üzerine fikrini yoðunlaþtýrmasý en fazla 30 dakika sürer. Yani bir konu üzerinde 30 dakika fikir yürütmeli mütalaa etmeli, ardýndan 10 15 dakika istirahat edip tekrar ayný minvalde devam edilmelidir.

                    2- Okumaya baþlamadan önce aðýr ve yaðlý yiyecekler tüketmekten kaçýnýn. Yemeði yedikten birkaç saat sonra okumaya baþlayýn. Çünkü aðýr bir yemekten sonra kan dolaþýmý, sindirime yardým etmek için daha çok sindirim sistemine yoðunlaþýr ve bu yüzden beyine kan akýþý azalýr ve anlama yeteneði azalýr. Alkol, ilaç, unlu ve þekerli yiyeceklerden kaçýnýn; bunlar anlama ve konsantrasyonu azaltýr. Asitli içecekler de ayný.

                    3- Ýnsan zihni akýllýdýr; eðer not alýrsanýz ezberlemekten kurtulursunuz. Yine bir konuyu hem yazýp hem dinleyemezsiniz. Öyleyse okuma esnasýnda not almalýyýz.

                    ZEHRANET

                    Comment


                    • #11
                      Çocuk ve Okul

                      Okula baþlama çocuklarý ve aileleri bekleyen en önemli adýmlardýr. Bu adýma iliþkin sorunlar genelde okul baþladýklarý ilk haftalarda çýkar.

                      Çocuklar psikososyal ve zihinsel geliþimleri sýrasýnda karþýlaþtýklarý zorluklarda bulunduklarý geliþim dönemine uygun olarak farklý tepkiler vermektedirler. Kreþe baþlama, öðretmen deðiþikliði, yakýn çevreden sevilen birinin hastalýðý ya da kaybý, anne baba tartýþmasý ve kardeþ doðumu gibi yaþam olaylarý karþýsýnda zorlanmakta, belirli bir uyum süreci yaþamaktadýrlar.

                      Çocuklar olumlu ya da böylesi olumsuz duygularýný sözelleþtirebilmeyi ancak ilkokula baþladýklarý dönemde, daha belirgin olarak ise 9-10 yaþlarýndan sonra kazanmaktadýrlar. Baþkalarýnýn ne hissettiklerini ise daha da sonraki geliþim dönemlerinde öðrenmektedirler. Duygularýn sözle ifade edilemediði dönemlerde yaþanan kaygý bedensel tepkilerle belirtilmektedir. Kreþe ya da okula baþlamada zorlanan çocuklarýn karýn aðrýlarý olmakta, uyku, iþtah ya da davranýþlarý ile ilgili tepkiler görülmektedir. Burada "zorlanýyorum" ya da "alýþamadým" olarak anlatýlmak istenen "karným aðrýyor", "baþým aðrýyor" ya da midem bulanýyor" gibi bedensel yakýnmalarla anlatýlmaya çalýþýlýr. Bu yakýnmalarýn ne kadar zorlanmaya baðlý ruhsal tepkiler olduðu ya da bir bedensel hastalýðýn belirtisi olup olmadýðý sorularýnýn yanýtý anne baba için hiç de kolay olmamaktadýr. Sýklýkla bir çocuk doktoruna baþvurularak bedensel hastalýða iliþkin kanýtlar aranmakta, çoðu zaman da uzun süreli ayrýntýlý incelemelere gerek duyulmaktadýr. Çünkü bu dönemde çocuðun beden ýsýsý yükselebilmekte, halsizlik, bitkinlik ve iþtahsýzlýk olabilmekte ve gerçekten acý çekmektedir.

                      Bu karmaþýk etkileþim örüntüsü göz önüne alýndýðýnda, çocuk ve ergenlerde psikososyal ve duygusal etkenlerin sýklýkla bedensel yakýnmalara neden olduðu ortaya çýkacaktýr.

                      Okula baþlama çocuklarý ve aileleri bekleyen önemli adýmlardandýr. Daha önceden kreþ ya da anaokulu gibi okul öncesi kurumlara gitmeyen çocuklarda bu adým daha da zor olabilmektedir. Yeni bir ortam, bilinmedik birçok kural ve bunlara alýþmak. Bu ilk adýma iliþkin sorunlar okulun baþladýðý ilk haftalarda ortaya çýkmaktadýr. Öðrenciler okula anne babalarý ile gelmekte, sýnýflarda küçük sýralarda öðrencilerin yanýnda anne babalarý da sýðmaya çalýþarak oturmaktadýr. Haftalar içinde bu sýrayý dolduran davetsiz konuklar birer ikiþer azalýr, ancak bazý sýnýflarda derslere düzenli devam eden anne babalar kalmaktadýr. Okul korkusu ya da anne babadan ayrýlma zorluðu olarak tanýmlayabileceðimiz bu durum ders baþarýný etkileyen ilk sorunlardandýr. Öðrenci, anne-baba ve öðretmenin birlikte çalýþmasý ile bu sorun giderek azalmakta, çocuk ya da genç yaþýtlarý gibi uyum saðlayabilmektedir.

                      Ayrýlma kaygýsý ya da okul reddi olarak tanýmlanan bu durum anne baba tutumlarý, çocuk ve öðretmenin özellikleri gibi durumlardan kaynaklanmaktadýr. Özellikle çocuðun tüm gereksinimlerini karþýlayan, aþýrý kaygýlý, onun baðýmsýzlýðýný desteklemeyen anne-baba tutumlarýnda okula gitme gibi bir ayrýlýk hem ebeveynde hem de çocukta kaygý doðurmaktadýr. Aþýrý koruyan, aþýrý kontrolcü ebeveyn çocuðun ayrýlýðýnda kaygý duyacaktýr. Onun tek baþýna bir þeyler yapamayacaðýný, saðlýðý açýsýndan sorun oluþturacaðýný ya da kendi kontrolü dýþýna çýkacak, yaptýklarýný denetleyemeyecek duygusu yaþamaktadýr. Çocuklar ise daha önce ayrýlma ya da ebeveyne baðlanma ile ilgili özellikler gösteren, duygusal açýdan bulunduðu yaþtan daha küçük yaþta tepki veren bireylerdir. Anne baba ile yatan ya da ayrý yatamayan, aðlama, tutturma gibi hemen tepki veren, genelde ev dýþýnda vakit geçirmeyi sevmeyen çocuklardýr.

                      Okul ile ilgili hayali ya da gerçek kaygýlar olabilir. Okula gidiþ yolundaki tehlikeler (trafik, çevrenin kalabalýk ya da ýssýz oluþu vb.). Okula uyum sürecindeki öðretmenin tahammülsüz ve/veya ceza ile eðitici tutumu, anne-babadan habersiz ani ayrýlma, sýnýfa yaklaþýnca anne babanýn býrakýp kaçmasý, söz verilen saatte almama, bu süreçte çocuðun yalnýz kalmasý gibi nedenler de etkili olmaktadýr.

                      Okula baþlama dönemindeki çocuklarýn yaklaþýk % 5 kadarýnda bu durum profesyonel desteði gerektirecek yoðunlukta olmaktadýr. 18 yaþýna kadar okula gitme ve aileden ayrýlma ile ilgili zorluklar görülebilmekte, genelde 13 yaþýndan sonra belirtiler ve yakýnmalar deðiþebilmektedir.

                      Okula gitmek istememe ve okuldan kaçma bu durum dýþýnda; davranýþ sorunlarý olan çocuklarda, kaygýlý çocuklarda, travma sonrasý (örn; deprem) kaygý bozukluðu olan çocuklarda, depresyonu ya da psikoz olarak belirtilen belirgin ruhsal bozukluðu olan çocuklarda da görülmektedir. Ancak bu hastalarýn diðer belirtileri ile ayrým yapýlabilir.

                      Okul korkusu ya da ayrýlma ile ilgili kaygýsý olan çocuklarýn önceden ayrýlýða, baðýmsýzlýða alýþtýrýlmasý, böyle bir sorun varsa anne-baba, çocuk ve okul iþbirliði ile çocuðun desteklenmesi gerekmektedir. Çocuðun bu ayrýlýða yavaþ yavaþ alýþtýrýlmasý (anne ya da babanýn sýnýfta, sonra koridorda, sonra bahçede ve daha sonra çocuðu evde beklemesi gibi) çocuða güvence verilmesi ve bu güvencelerin yerine getirilmesi (seni bahçede bekleyeceðim-diyerek belirlenen zamana kadar bahçede bekleme gibi), bu süre içinde çocuðun sergilediði zorluklarýn bedensel bir nedenle oluþup oluþmadýðýnýn araþtýrýlmasý, kýsa süreli ve yaygýn deðilse bu belirtilerin fazla dikkate alýnmamasý (uyku, iþtah, davranýþ gibi tüm alanlara yayýlan bir bozulma, sadece okul saati öncesinde deðil tüm gün olan kaygý, neþesinin giderek azalmasý gibi) gerekir.

                      Eðer anne-baba ve öðretmenin çabasý yetersizse, belirtiler azalacaðý yerde giderek artýyor veya yayýlýyorsa, çocuk ve ergen psikiyatri uzmanýndan deðerlendirme ve yardým istenmelidir. Sonuçta anne baba ve çocuðun bu uyum sürecine uzman desteði eklenecek, gerekirse çocuðun kaygýsý güvenilir ilaçlarla azaltýlacaktýr.

                      Beyza çocuk

                      Comment


                      • #12
                        ÇOCUÐUM SÖZ DÝNLEMÝYOR NE YAPMALIYIM?

                        1. Söz dinletmenin birinci þartý söz dinletmeye çalýþmaktan vaz geçmektir. Çocuðunuza söz dinletmek amacý taþýdýkça doðru davranamazsýnýz.

                        2. Çocuðunuza söz dinletme deðil çocuðunuzla iletiþime geçme amacý taþýmalýsýnýz. Bunu yaparken de anlayýþlý ve þefkatli bir dil kullanmalýsýnýz. .

                        3. Çocuðunuzla iletiþime geçerseniz, yani çocuðunuzu anlamaya çalýþýrsanýz o da sizi anlama konusunda daha duyarlý olacaktýr.

                        4. Çocuðun sizin önemsediðiniz konulara saygý göstermesi, sizin de onun önemsediði konulara bazen size çok çocukça bile önemsemenizle mümkündür. Örneðin: çocuðun sevdiði kýrýk bir oyuncaðý çöp olarak görüp çocuða hiç bir açýklama yapmadan atan bir anne, çocuðun duygularýný önemsemediði için ayný karþýlýðý çocuktan da görür. Çocuk da annenin duygularýný önemsemez.

                        5. Çocuklara sürekli olarak söz dinletme amacý taþýyan yetiþkinler sevilmezler. Çünkü söz dinletme amacýyla sürekli ya nasihat ya emir kullanýrlar ve ses tonlarýnda daima hakim olma isteði vardýr. Kendisine hakim olmaya çalýþan ve sürekli emir vermeye çalýþan birinden kim hoþlanýr ve sözünü dinler düþünsenize. Çocuðun yetiþkini dinlemesi için herþeyden önce sevmesi saymasý gerekir. Çocuklara hakim olmaya çalýþan yetiþkinler ise malesef çocuklarý tarafýndan ciddiye alýnmazlar. Saygý görmezler, bazen ömür boyu saygý görmezler.

                        6. Kimi ana baba da ben iyilikle yaklaþtým gene olmadý diye yakýnýr. Ýyilikle yaklaþmak çocuk söz dinlesin diye iyilikle yaklaþýyormuþ gibi yapmak deðildir. Çocuk söz dinlesin diye vereceðiniz emiri biraz daha yumuþak ses tonuyla vermek de deðildir. Ýyilikle yaklaþmak, çocuk ve sizin için iyi davranýþ, çocuða þefkatinizi ve anlayýþýnýzý göstereceðiniz davranýþtýr. Ve onu düþündüðünüz için ona zarar gelmesin diye bazý þeylere izin vermediðinizi çocuðunuza anlatabilmektir.

                        7. Aslýnda ana babalarýn çocuklarýyla ilgili sorduklarý her sorununun çözümü çocukla iletiþimi kuvvetlendirmekledir. Sorular baþka baþka gibi görünür ama temelinde annenin çocuða kendini anlatamamasý ve çocuðu anlayamamasý yatar. Çocuklarýmýzýn dünyasýna girip onlarý anlamaya çalýþmak, ve onlarýn seviyesine uygun bir þekilde kendi isteklerimizi ve nedenlerini onlara anlatmak gerekir.

                        Aslýnda kýsa bir cevap yazacaktým ama çok da kýsa olmayan bir cevap çýktý. Birazdan siteye yeni yazý ekleyeceðim. Bu cevabý da yazý olarak koyayým bari. Ana babalarý kara kara düþündüren önemli bir soru çünkü sorunuz.

                        Çocuðunuz evde sözünüzü dinliyor da dýþarýda dinlemiyorsa durum biraz vahim demektir.

                        1. Yani aslýnda evde de dinlemiyor sadece korkudan veya baþka bir sebepten boyun eðiyor olabilir.

                        2. Size tepki veriyordur, evde ya da baþkalarýnýn olmadýðý ortamlarda verdiði baþka tepkiler anlaþýlmadýðý ya da çocuk anlatamadýðý için, çocuk sizin dikkatinizi çeken bu yola baþvurmuþ olabilir.

                        3. Çocuk evde gördüðü muameleden memnun olmazsa ve sürekli mutsuzluk hali yaþýyorsa, dýþarýda verdiði bu tür tepkiler artacaktýr. Bir uzmandan yardým alabilirsiniz.

                        umut çocuk

                        Comment


                        • #13
                          Stres ve Sabýr

                          Hayatýn deneyleri ve darbeleri bazýlarýmýzý olgunlaþtýrýr, bazýlarýmýzý imha eder. Herkes iki yoldan birini seçmek zorundadýr

                          Hayatýn deneyleri ve darbeleri bazýlarýmýzý olgunlaþtýrýr, bazýlarýmýzý imha eder. Herkes iki yoldan birini seçmek zorundadýr. Ya olgunlaþacaðýz ya da yýkýlacaðýz.

                          Hayatýn olaylarý, deney ve darbeleri yani stres karþýsýnda herkesin farklý tepki ve yaklaþýmlarý vardýr. Burada kiþilik yapýsý önemli rol oynar.

                          Stres verici uyaranlara karþý psikolojik tepkinin þekillenmesi ve olayý tehdit olarak deðerlendirilmesinde kiþiliðe baðlý eðilimler, zihinsel kapasite, geçmiþ yaþantý ve tecrübeler önemli rol oynar.

                          Stresli vücudun psikolojik cevabý; koku, endiþe, gerilim, kaçýnma davranýþý þeklinde olurken, fizyolojik cevabý da; çarpýntý, kýzarma-sararma, terleme-soðuma ve nefes sýkýþmasý gibi belirtiler þeklinde kendini gösterir.

                          Düþünce ve davranýþ kalýplarý

                          Kiþinin zihinsel þartlanmalar ve davranýþ modeli, çocukluk dönemlerinden beri gelen öðrenme süreci yanýnda, genetik eðilimler ve çevreyle de ilgilidir.

                          Ýki uçtaki tepkiler

                          Ýçe dönük-dýþa dönük

                          Sert-yumuþak

                          Ölçülü-ölçüsüz

                          Normal-nevrotik

                          Uyum yetmezliði

                          Bireyin uyum saðlamayý kolaylaþtýran kiþilik özellikleri varsa ve bunu iyi kullanabilirse, her engel ve zorluða uyum saðlayýp aþabilecektir.

                          Uyum saðlayýcý kiþilik özellikleri, deneme yanýlma yoluyla hayat boyunca geliþir. Akýllý kiþi, geçmiþ tecrübelerden iyi ders alýr, deneme yanýlma yöntemini en az kullanýr. Her þeyi kendi tecrübesiyle öðrenmek isteyenlerin ulaþacaðý sonuç felakettir. Bu çok yanlýþ bir öðrenme yoludur.

                          Dünyanýn en cahil insaný bildiklerinin yeterli olduðunu sanan insandýr. Buna eski tanýmla “Cehil-i mürekkeb” denilir. Yani bilgisizdir ama bilgisizliðini bilmez.

                          Ýnsan, düzelme iþine kendinden baþlamalýdýr. Toplumu, dünyayý deðiþtirmek yerine, kendimizi deðiþtirmek zorundayýz.

                          Uyum saðlamayý zorlaþtýran kiþilik özellikleri

                          Stresle mücadeleyi zorlaþtýran kiþilik özelliklerini iyi tanýmak gerekir. Düþmanca duygularý aðýr basan, aþýrý duyarlý, ben merkezci, katý, endiþeli, kötümser, içine kapanýk, alýngan, huzursuz, kolay kýþkýrtýlan, tepkisel, saldýrgan, deðiþen, aceleci, sabýrsýz, telaþlý, hýrslý, doyumsuz, mükemmeliyetçi, hýzlý araba kullanma, sorumluluk duygusu fazla veya vurdumduymaz kiþilik özellikleri stresle mücadeleyi zorlaþtýrýr.

                          “A” tipi davranýþ tarzý:

                          bu davranýþ tazý batý dünyasýnda teþvik edilen ve ödüllendirilen bir davranýþ biçimidir. Fakat bu davranýþ tarzýný gösteren bireylerde; mide ülseri ve koroner kalp hastalýklarý baþta olmak üzere, pek çok hastalýk daha yüksek oranda ortaya çýkmaktadýr.

                          Baþlýca özellikleri:

                          Yarýþmacýlýk

                          Saldýrganlýk, ataklýk, giriþimcilik

                          Düþmanlýk duygularý

                          Hýrslýlýk, beklenti seviyesinin yüksekliði

                          Zaman baskýsý, acelecilik, sabýrsýzlýk

                          Doyumsuzluk

                          Ben merkezcilik

                          Bu kiþilik özellikleri batý dünyasýnda baþarý için gerekli görülmekte ve ödüllendirilmektedir. Ýnsanlýk tarihinde belki ilk defa yüzyýlýmýzda; hýzlý, saldýrgan, hareketli, yarýþan, tüketen, abartýlmýþ, zaman darlýðý çeken, aceleci, sabýrsýz insanlar bu kadar teþvik edilmektedir. Bunun da tabii sonucu insanlarýn daha zengin olmasý fakat daha mutlu olamamasýdýr.

                          “A” tip davranýþ tarzý gösteren kiþililer çeþitli derecelerde, sürekli telaþ içersindedirler. Beklerken huzursuz olurlar ve beklemeyi hiç sevmezler. Randevulara hiç geç gecikmezler, baþladýklarý iþi mutlaka bitirirler. Karþý tarafýn sözünü sýk sýk keserler, onun cümlelerini tamamlarlar, yarýþma duygusu içersindedirler, rekabetçilikten büyük zevk alýrlar, kolay tatmin olmazlar. Pek çok iþi birden iþlerler, acelecilik, sabýrsýzlýk hayatýnda hep ön plandadýr. Ýþlerinde hýzlý ilerleme isterler. Hemen ve þimdi meraklýsýdýrlar. Yemeyi, yürümeyi bile hýzlý yaparlar. Baþkalarýnýn tenkidine çok önem verirler, duygularýný bastýrýrlar. Kolaylýkla karamsarlýða ve ümitsizliðe düþerler. Kafalarýnda hep rakamlar vardýr. Her þeyi maddi kavramlarla açýklamaya çalýþýrlar. Hesapçý ve çýkarcýdýrlar. Manevi deðerleri, psikolojik kavramlarý önemsemezler. Her þeyi çok ciddiye alýrlar. Sorumluluk duygularý fazladýr. Tamcý ve ayrýntýcý olmayý baþarýnýn þartý olarak görürler.hep kafalarýnýn dikine gitmeyi severler.

                          “B” tipi davranýþ tarzý:

                          “A” tipi davranýþ tarzýnýn tersidir.

                          Sakin, acelesiz, sabýrlý kiþilerdir. Ýyi dinleyicidirler, baþkalarýnýn konuþmalarýna imkan verirler. Baský altýnda olduklarý sýrada bile heyecan ve telaþ göstermezler. Beklemeye tahammüllüdürler. Rekabet ve yarýþmayý sevmezler. Yumuþak baþlýdýrlar. Yavaþ ve tartarak konuþurlar. Her þeyi yavaþ yapmayý severler, duygularýný açýkça ifade ederler. Düþmanlýðý sevmezler, küçük þeylerden mutlu olurlar. Ölçülü ve sýnýrlý sorumluluk isterler. Esnektirler, gereksiz konularda derinleþmezler.

                          “A” grubu davranýþ kalýbý gösterenlerde kalp krizi oraný “B” grubuna göre beþ misli olmaktadýr. Koroner kalp hastalarýnýn %70’nin “A” tipi davranýþ biçimi sergiledikleri dikkati çekmektedir.

                          Batý tarzý hayat biçimi ürünlerin hayat kalitesini artýrdý, milli gelir seviyesini yükselti, bireyler ve toplum daha zengin oldu ama buna karþý büyük bir bedel ödüyorlar, insanlarýn hem beden, hem akýl ve ruh saðlýðý daha çok bozuluyor.

                          Birbirinize sabýr tavsiye ediniz:

                          “A” ve “B” tipi davranýþ kalýplarý arasýnda en belirgin farklýlýk acelecilik, telaþlýlýk, sabýrsýzlýk oranlarý ile ilgili. O halde “A” tipi davranýþ özelliklerini, “B” tipi haline dönüþtürmek nasýl olur?

                          Ýþte bunun yolu da sabýr eðitiminden geçer.

                          Sabýr, olaylar, sýkýntýlar karþýsýnda sýzlanmadan, þikayet etmeden katlanabilmek ve tahammül gösteren, isyan etmeyen; sonuçta mutluluðun lezzetini tadar.

                          Bizi piþirecek olan zorluk ve engellerin darbeleridir. Yunus Emre “Hamdým, yandým, piþtim, oldum elhamdulillah” derken yanmamanýn acýsýný ne güzel ifade etmiþtir. Ýnsanýn içersindeki cevher zorluklar geliþiyor.

                          Sisal bitkisinin hikayesi:

                          Bu bitki Amerika kýtasýnda, soðuk rüzgar, sert verimsiz toprak ve sýcak güneþte yetiþen bir bitki. Yapraklarý çok elyaflý, dokumada kullanýlýyor. Elyafýnýn kýymeti nedeniyle, bu bitkiyi daha verimli topraklarda yetiþtirmeyi deniyorlar. Bitki yetiþiyor ve çok daha büyükçe yapraklarý çýkýyor fakat bakýyorlar yapraklarýn içinde elyaf yok.Sonra anlaþýlýyor ki bitkinin kötü toprak, soðuk rüzgar, sýcak güneþle mücadelesi onun lifli yapýsýný meydana getiriyormuþ.Yani içindeki cevheri geliþtiriyormuþ.Ýþte insan içindeki cevherde zorluklara katlanma ve mücadele ile geliþmektedir.

                          “Ýhtiyaç ilmin hocasýdýr” sözü ne kadar yerinde.Hastalýklar mikroplarý olmasa týp bu kadar ilerler biyoloji bu kadar geliþir miydi?

                          Deðiþme “acý” demektir. Çocuk doðarken neden aðlar? Rahat anne karnýndan sonra hayatýn zorluklarý ile yüz yüze gelmeye baþlamýþtýr. Yeni bir þey öðrenmek, zahmete katlanmayý gerektirir.

                          Büyük baþarýlar kafa yormak, bir çok zevk ve lezzet ve keyiften geri durmakla doðmaktadýr. Hem canýnýn istediði her þeyi yapacaksýn, hem de baþarýlý olacaksýn. Bu mümkün deðildir.

                          Büyük baþarýlar, büyük mücadelelerin sonucunda gelir, mücadele ne kadar çetinse baþarý da o kadar büyük olur.

                          Rüzgar, yaðmur ve fýrtýnalarýn kamçýsý, bitkilerin tohumlarýnda gizli olan çiçek ve meyve verme yeteneðini ortaya çýkarýr. Zayýf aðaçlar dayanamaz. Fanus içersinde büyütülen aðaçlar hiç dayanamaz. Týpký aþýrý korunarak büyütülen çocuklarýn hayat zorluklarýnda kolay depresyona girmesi gibi.

                          Kur’an-ý Kerim’de yetmiþ yerde ve pek çok hadis-i þerifte sabrýn fazileti ve üstünlüðü bildirilmiþtir.

                          “Elbette sabredenlerle beraberim” (Bakara, 153)

                          “Sabredenlerin ahirette ücretleri, mükafatlarý sayýsýzdýr” (Zümer, 10)

                          “Sabýr ve namazla Allah’tan yardým dileyin. Gerçi bu (nefsine) aðýr gelir. Ama hürmet (ve huþu ile ürperenlere) göre aðýr deðildir.” (Bakara, 45)

                          “Ey müminler (itaatkarlarý isyan edenlerden ayýrt etmek için) sizi biraz korku, açlýk, mal, can ve ürün darlýðý ile, and olsun, imtihan edeceðiz. Ey Habibim! Sabredenlere (lütuf ve ihsanýmý) müjdele.” (Bakara, 155)

                          Peygamberimiz Efendimiz (s.a.s) “Sabýr, imanýn yarýsýdýr.” Buyurmaktadýr. Ýnsanýn iyilikleri, ibadetleri yapabilmesi kötülük ve günahlardan kaçýnmasý ve son nefesine kadar imanýn korunmasý sabýrla olur.

                          O büyük insanýn hayatý sabýr örnekleri ile doludur. Hz. Ýsa (a.s.) “Ýstemediðine sabretmeyince, istediðine kavuþamazsýn” buyurmaktadýrlar.

                          Allah, Davud Peygambere (a.s.) “Ahlakta bana uy! Benim ahlakýmdan biri sabredici olmamdýr.” buyurmuþtur.

                          Sabýr insan has bir sýfattýr. Hayvanlarda ve hatta meleklerde bile yoktur. Nefsin arzularý veya düþmanla mücadele gibi sorumluluklar sabrý gerektirir.

                          “Eðer size bir eziyet verilirse, karþýlýðýnda onun kadar yapýnýz. Sabrederseniz daha iyidir.” (Nahl, 126)

                          Ne mutlu inananlara, iyi iþler yapanlara ve birbirine doðruyu ve sabrý tavsiye edenlere.

                          Nevzat TARHAN

                          Comment


                          • #14
                            KÜÇÜK KIZIN ARMAÐANI

                            Adam 3 yaþýndaki kýzýný, pahalý bir hediyelik kaplama kaðýdýný ziyan ettiði için azarlamýþtý. Küçük kýz, koskoca bir paket altýn yaldýzlý kaðýdý bir kutuyu eðri büðrü sarmak için kullanmýþtý...

                            Bayram sabahý küçük kýz paketi getirip "Bu senin babacýðým" dediðinde üzüldü, acaba gereðinden fazla mi tepki göstermiþti kýzýna... Bir gece önce yaptýðýndan utandý...

                            Ne var ki paketi açýnca yeniden öfkelendi. Kutunun içi boþtu... Kýzýna gene baðýrdý:

                            - Birisine bir hediye verdiðinde, kutunun içinde bir þey olmasý lazým. Bunu da mý bilmiyorsun?!

                            Küçük kýz gözlerinde yaþlarla babasýna baktý:

                            - O kutu boþ deðil ki baba, dedi. "Ýçini öpücüklerimle doldurmuþtum"

                            Adam öyle fena oldu ki... Koþtu... Kýzýna sarýldý... Beraberce aðladýlar.

                            Adam o altýn kutuyu ömrünün sonuna kadar yataðýnýn baþ ucunda sakladý. Ne zaman keyfi kaçsa, ne zaman morali bozulsa, ne zaman kendini kötü hissetse, kutuya koþar, içinden minik kýzýnýn sevgi ile doldurduðu hayali öpücüklerinden birini çýkarýrdý.

                            Umut Çocuk

                            Comment


                            • #15
                              ÇOCUKLARDA SAYGI EÐÝTÝMÝ

                              Saygý ölçütleri kültürden kültüre farklýlýk gösterir. Bizim kültürümüzde yaþlýlara saygý göstermek önemsenirken baþka kültürlerde önemsenmeyebilir. Yine bizim kültürümüzde yardýmlaþmak, ihtiyacý olanlara baðýþta bulunmak çok önemlidir. Fakat örneðin Japonya’da yaþayan bir insana yardým etmek, para vermek onun kiþiliðine yapýlmýþ bir hakaret ve saygýsýzlýk olarak kabul edilebilir. Saygý ölçütlerini bu kültürel farklarý göz önüne alarak belirlemek gerekir.

                              Ayný kültürün içinde de ölçütlerde birtakým deðiþiklikler olabilir. Zaman içinde deðer yargýlarýnda deðiþmeler görülebilir. Örneðin itaat kültürü ve otoriteye gösterilen aþýrý saygý kiþinin özsaygýsý aleyhine iþlediði için bu konudaki ölçütleri yeniden düzenlemek gerekir.

                              Saygý Eðitiminde Yapýlan Hatalar

                              Yukarýda ifade ettiðimiz gibi kültürümüzde itaat ve büyüklere saygý önemli bir yer tutar. Sadece büyüklere deðil, nefes alýp veren her þeye saygýlý olmak elbette çok güzel bir davranýþtýr. Ancak bunu özsaygýyý önemsememe noktasýna götürmek kendine güvensiz, giriþimci olmayan, inisiyatif kullanamayan, deðiþimi sorgulamayan, zora talip olmayan, yeteneklerini geliþtiremeyen insanlar ortaya çýkarýr. Baskýcý kültürel özelliklerimiz nedeniyle ailede baba baskýsý þeklinde baþlayan bu sürece ilerleyen yýllarda toplum baskýsý, koca baskýsý, kayýnvalide baskýsý da eklenir ve kiþi kendi özsaygýsýný kaybeder, kendisini bir çeþit paspas gibi görür. Kendi kiþiliðinin sýnýrlarýný bilemeyen, sadece kurallara uymak zorunda hisseden ama kurallarý sorgulamayan bir insan ortaya çýkar.

                              Anne babalar kendi haklarýna sahip çýkabilen, silik olmayan, kendine güvenen çocuklar yetiþtirmek isterler. Ama hayatýn içinde yaþanan olaylarý alýp incelediðimizde genellikle o anda sorunu çözmek için çocuðun kendine güvenini zedeleyeceði tavýrlar takýnýldýðýný görürüz. Ýnsanlarýn çoðu baþkalarýný kýrmamak, gücendirmemek için kendi çocuklarýný kýrar ve çoðu zaman bunun yanlýþ bir davranýþ olduðunu fark bile edemez.

                              Çocuklara saygý eðitimini hak duygusuyla birlikte vermeliyiz. Çocuk hem kendi hakkýný talep etme, hak arama becerisini kazanmalý, hem de baþkasýnýn hakkýna zarar vermeme bilincini benimsemelidir. Çocuða körü körüne itaat alýþkanlýðý kazandýrmak yerine doðru olana, hakka, akla uygun olana saygý alýþkanlýðý kazandýrýlmalýdýr. Çocuðun zihninde iyi-kötü, doðru-yanlýþ kavramlarýnýn oluþmasý için ona kurallarýn nedenleri, gerekçeleri izah edilmelidir. Çocuk kurala anne babasý öyle istediði için deðil doðru olduðuna inandýðý için uymalý, baþka insanlara da bu motivasyondan hareketle saygý göstermelidir. Körü körüne uygulanan kurallarda neyin neden yapýldýðý bilinmediði için tutarsýzlýklar olacaktýr. Aslolan çocukta kalýcý bir davranýþ deðiþikliði ve saygý bilinci geliþtirmektir. Aksi halde çocuk sadece anne babasýnýn yanýnda onlarýn istediði gibi davranýp yalnýzken canýnýn istediðini yapabilir.

                              Çocuklarda saygý eðitiminde anne babalarýn tutumlarý çok önemlidir. Çocuklarýn benmerkezci olduklarýný biliyoruz. Benmerkezcilik, çocuklarýn bencilce davranmalarýna, hata yapmalarýna neden olur. Çocuklar davranýþlarýnýn sonucunu düþünmeden hareket ederler. Kendilerini nasýl iyi hissederlerse öyle davranýrlar. Çocuk için o anda korkunun gitmesi, incinme ihtimalinin ortadan kalkmasý, kendini daha iyi hissedebilmesi saygýsýz bir davranýþta bulunmasý için yeterli nedendir. Davranýþýnýn iyi mi kötü mü olduðunu, uzun vadeli sonuçlarýný düþünmez. O nedenle anne baba çocuða doðru rehberlik yapma görevini yerine getirebilmelidir. Büyükler rehberlik rolünü doðru üstlenebilirlerse çocuk hayatý tanýr; nerede, nasýl davranacaðýný öðrenir. Aileler saygýsýzlýk, haksýzlýk yapan çocuða mutlaka müdahale etmelidirler fakat bunu çocuða konuyla ilgili farkýndalýk kazandýrarak, yaptýðýnýn neden yanlýþ olduðunu anlatarak yapmalýdýrlar. Çocuðun saygýsýzlýk yapmayý bir yöntem haline getirmemesi, huy edinmemesi için çaba göstermek gerekir.

                              Aileler çocuða saygýnýn sýnýrlarýný iyi çizmeli; nerede, ne yapýlacaðýný öðretmelidir. Gülünecek yerde gülünecek, aðlanacak yerde aðlanacak, saygý gösterilecek yerde saygý gösterilecek gibi zaman kavramýný iyi öðretmek gerekir. Ýnsanýn kiþilik geliþiminde sosyal sýnýrlarý çizebilmek çok önemlidir.

                              Saygýlý Davranarak Hakkýný Aramak

                              Saygýlý davranmayla hak arama arasýndaki sýnýr önemlidir. Hak aramak illa ki zor kullanmak, þiddete baþvurmak deðildir. Ýyilik yapana iyilikle karþýlýk verilir. Kötülük yapana kötülük yapmak deðil de haksýzlýk yapmamaya çalýþmak, haksýzlýk yapmadan hatasýný göstermek idealdir. Çocuða sadece iyilere saygýlý olmayý deðil kötülük yapana haksýzlýk yapmama kaygýsýný da öðretmek gerekir.

                              Çocuklara haklarýný ararken saygý sýnýrlarý içinde kalmayý öðretmek için anne babalarýn bu konuda da model olmalarý gereklidir. Kavgacý bir ailede yetiþen çocuk ister istemez bunun sorun çözmek için doðru yöntem olduðunu düþünür, öyle hareket eder. Nasýl ki aile içi iliþkilerde haklý olmak yetmiyor, haklý olanýn kendisini doðru bir üslupla ifade etmesi gerekiyorsa ayný þekilde sosyal iliþkilerde de kullanýlan yöntem önemlidir. Ýnsanlarýn medeniyet ölçüsünü gösteren en önemli özellik doðru yöntemle hak arama bilinci ve hukuka saygý anlayýþýdýr. Hukukun geçerli olduðu toplumlarda haksýzlýða uðrayan kiþi, karþýsýndakinin boynuna sarýlmaz.

                              Hatayý Kabul Edebilmek

                              Günümüzde insanlar arasýnda yaygýn olan bir tavýr kiþilerin haksýz olduklarý, hata yaptýklarý durumlarda bunu kabul etmeme eðilimi göstermeleridir. Bu davranýþýn temelinde hata yapmanýn insanýn deðerini azaltacaðý düþüncesi yatmaktadýr. Oysa ki hata yapmak çok doðal bir þeydir. Önemli olan insanýn hatasýný fark edip düzeltmesi ve ayný hatayý bir daha yapmamaya çalýþmasýdýr. Hiç kimsenin her durumda haklý olmasý mümkün deðildir. Hatalý olduðu halde “ben hep haklýyým” duygusu içinde hareket eden insan çevresindekileri kendisinden uzaklaþtýrýr.

                              Bazý insanlar teþekkür etmeyi ve özür dilemeyi zayýflýk olarak görürler. Sürekli haklý olduklarýný savunma çabasý içindedir. Bu davranýþýn arkasýndaki dinamiði araþtýrdýðýmýzda þunu görürüz: Kendilerinde birtakým eksiklikler gören insanlar kontrolü baþkalarýna býrakmamak için sürekli haklý olduklarýný kanýtlamaya çalýþýrlar. Daima kendisinin haklý, baþkalarýnýn haksýz olduðunu kanýtlamaya çalýþan kendini beðenmiþ kiþiler kendilerini yalnýzlýða mahkum ederler. Halbuki bir insanýn hatasýný kabul etmesi kendisine deðer katar ve baþkalarý tarafýndan daha çok sevilmesini saðlar. Yetiþkinlerin bu bilinçte olup hem kendi sosyal hayatlarýnda hem de aile içi iliþkilerinde özür dilemeyi bilmeleri ve bunu uygulamalarý, çocuklarýna doðru örnek olma bakýmýndan önemlidir. Hatasýný kabul etmek hem hak duygusuna uygun bir davranýþtýr, hem de kiþiye duyulan saygýyý arttýrýr.


                              Nevzat Tarhan

                              Comment

                              Working...
                              X