fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

İBRETLİ HİKAYELER

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • İBRETLİ HİKAYELER

    Karıncaların Evi

    28/08/2007



    Van'da talebelerine ders veriyordu. Yaz aylarında Erek Dağındaki yaylaya çıkar, derslerine orada devam ederlerdi.

    Yine bir bahar mevsimini yaylada geçirmişlerdi.Havalar yavaş yavaş soğumaya başlamış, kış yüzünü göstermişti.

    - "Kar yağmadan önce bir barınak yapalım, hiç olmazsa orada barınırız." dediler.

    Kaldıkları yer biraz yamaçtı. Bediüzzaman barınak yapmak için uygun bir yer göstererek:

    - "Buraya bir pencere, bir de kapı açın ve kazın. Burası sıcak olur ve kışı burada geçiririz." dedi.

    Talebeleri, "Olur mu Üstadım?" dediler.

    - "Elbette olur" dedi Bediüzzaman.

    İki talebesi yeri kazmaya başladı. Bediüzzaman gelip gidip kazılan yeri kontrol ediyordu. Bir ara kazılan yerden birer birer karıncaların çıktığını gördü.

    - "Bırakın orayı" dedi.

    - "Niye Üstadım? Ne güzel kazıyoruz işte, zaten az bir yer kaldı."

    - "Hayır," dedi, Bediüzzaman. "Bir ev yıkıp bir ev yapmak olmaz. Bu hayvanların yuvasını dağıtmayın, başka yeri kazın."

    Bu şekilde üç yer değiştirdiler. Üçüncü yerden sonra karıncaların olmadığı bir yeri kazıp kendilerine barınak yaptılar.



    Kaynaklar: Bediüzzaman'la Yaşayan Öyküler (Ömer Faruk Paksu)
    Hazırlayan: KuTuL KuLuB
  • Fidanligi.com

  • #2
    Cevap: İBRETLİ HİKAYELER

    Sn Ebrar: bu ibretli hikaye için teşekkürler.Bir karıncanın yuvasına bile zarar vermeyen zihniyetin ve şahsiyeti, günümüz insanların düşüncesiyle mukayese edelim heyhattt!!.Yalan,dolan,iftira...vs,vs Kim ne götürecek? neyin sahibi olacak? 100 sene yaşasa akibet yine aynı.. saygılar dileğimle,ALLAH'a emanet olunuz.

    Comment


    • #3
      Cevap: İBRETLİ HİKAYELER

      Sıcak havalarda bir kültür sanat şehri olan Paris’te sokaklar dolup taşarken, kışın sessizliğe bürünüyor, uzayan sokaklarda in cin top oynuyordu. Delikanlı tabelalara baka baka ilerlerken, birinin önünde durdu. İçerde birkaç kişi hararetli bir şekilde konuşuyor, hamallar sırtlarında kitaplarla girip çıkıyordu. Dükkanın içine şöyle bir göz attı.



      İç tarafta ayrıca cam bir bölme vardı. Orada şişman, saçları dağınık gözlüklü bir tombul adam oturuyordu.



      Delikanlı çekingen ve ürkek adamlarla süzüldü dükkana. Burası o dönemin en büyük ve itibarlı yayıncılarından birinin ofisiydi. İçerisi boşalınca, delikanlı usulca kapıyı tıklattı. Yayınevi sahibi,



      gözlüklerinin altından şöyle bir baktı. Tanımadığı bu genç elindeki poşetten dosyasını çıkartırken “Şey.. “ dedi. “Ben… Size



      yazdıklarımı göstermek istiyorum”



      Adam, önündeki sandalyeyi gösterip “oturun” dedi. Belli ki bir an önce başından savmak istiyordu onu. Bu konuda tecrübe sahibi de olmuştu. Birkaç satır karalayan, yayınevlerine koşturuyor, eserlerinin değerlendirilmesini talep ediyordu. Yayıncı delikanlının buruşuk poşetten çıkartıp titrek elleriyle masaya bıraktığı dosyayı alıp, şiirlere bir göz attı. İlk etapta tepkisi pek belli olmadı. Ancak, donuk yüz ifadesine bakılırsa, pek hazzetmemişti. Önünde heyecanla,



      merakla bekleyen delikanlıya arada bir göz ucuyla bakıyor, başını iki yana sallıyordu. Yayıncı “İlk defa mı yazıyorsun?” dedi.



      Delikanlı “Hayır, uzun zaman oldu” diye karşılık verdi ve devam etti. “ Şiirlerimin yayıneviniz tarafından basılmasını istiyorum”. Yayıncı, elindeki dosyayı kapattı ve delikanlıya uzattı. “Bunları basamam… Hiçbiri beş para etmez!”



      Yayıncı onca kitap arasında yaşamasına rağmen, kaba biri sayılırdı. Belli ki kitap işini sırf ticari olarak algılıyordu. Nezaketten pek nasibi yoktu.



      Lakin delikanlı, kendine güveniyordu. Başarmaya kararlıydı. “Çok yazık, büyük bir servet kazanmak fırsatını kaçırdınız. Çünkü sizinle anlaşmak ve ileride yazacağım bütün eserlerin telif hakkını da size vermek istiyordum” dedi.



      Yayıncı, alaycı bir tavırla dudak büktü…



      Yayıncı gerçekten büyük bir fırsatı kaçırmıştı. Başarma azmiyle



      tutuşan bu delikanlıyı hepiniz tanıyorsunuz. Adı. Victor Hugo

      Ahmet Sırrı Arvas

      Comment

      Working...
      X