fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Halimiz ve çaremiz

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Halimiz ve çaremiz

    Dünyada ve ülkemizde olup bitenlere bakarak devamlı durum değerlendirmesi yapmamız, meseleleri, imkanları, öncelikleri gözden geçirmemiz ve yapılması gerekenleri vakti geçmeden yapmamız dinin, aklın ve vicdanın emridir.

    İslam ümmetinin mazlum parçaları var; Çin'deki Uygur Türkleri, Çeçenler, Keşmirli Müslümanlar, işgal altındaki Filistin ve Karabağ ve daha niceleri; bunlar için hiçbir etkili tedbir alamıyoruz. Sudan'da, Pakistan'da, Afganistan'da Irak'ta, hatta Türkiye'de akan kanları, köpüren fitneyi durduramıyoruz.

    Küresel oyuncuların oyuncağı olan ve kukla despotlar tarafından yönetilen mazlum, mağdur ve gafil "İslam ülkeleri halkına" kurtulmaları yönünde bir faydamız olmuyor.

    İçeride bölündüğümüz, gücümüzü birleştirerek meşru ve etkili bir şekilde kullanamadığımız için kahir çoğunluğumuz zayıf azınlık gibi oluyor.

    İnsanlığın kurtuluş programı olan İslam'ı, ona ekmek ve su kadar muhtaç olan insanımıza ve insanlığa en uygun şekilde anlatmak ve insanları Müslümanca eğitmek için işbirliği yapacak yerde birbirimizle uğraşıyoruz, birbirimizi tekfir ediyoruz, İslam'dan veya Ehl-i sünnetten dışlıyoruz, ortak düşman veya muhalifler ile işbirliği yapanlarımız oluyor.

    Acından ölenler, sürünenler, kulluk vazifelerini yapamayanlar var; refah ve sefahet içinde yüzenler, israfı mübah sayanlar, oburluk yüzünden aşırı kilo alıp zayıflamak için milyarları harcayanlar var. Artık çoğumuz, komşusu aç iken horul horul uyuyoruz, derdi ve sevinci paylaşmıyoruz, "herkesin içinde, herkesle beraber kendim" diyecek yerde "kendine iyi bak" diyoruz.

    Allah'a ve ahrete imanımız o kadar zayıfladı ki, hayatı bu iman yokmuş gibi yaşıyor, bütün himmetimizi ve imkanımızı dünyadaki fani ömrümüz için harcıyor, Allah'ın ve ahretin hakkını gittikçe azaltıyoruz. Hepimiz az veya çok dünyevîleştik (sekülerleştik), "istikbal=gelecek" düşüncesini, etkili olarak, dünya ve ahiret arasında dengeli paylaştıranımız yok denecek kadar azaldı.

    Bir Kur'an'a, Sünnet'e, ve Râşid Halifeler devrindeki İslamî hayata bakıyoruz, bir de bugünkü Müslümanların hayatına, "onlar müslüman ise biz değiliz" diyecek kadar farklı bir tablo ile karşılaşıyoruz.

    Dert ve mesele hem büyük hem de çok.

    Çaresi yok mu?

    Elbette var; derdi, meseleyi asgariye indirmek mümkün, ama nasıl?

    Gelecek yazılarda biraz bu konulara eğilelim.

    Hayrettin KARAMAN
  • Fidanligi.com

  • #2
    İri ülkeler ve zayıf ülkeler

    Küresel oyuncuların oyuncağı olan ve kukla despotlar tarafından yönetilen mazlum, mağdur ve gafil 'İslam ülkeleri halkına' kurtulmaları yönünde bir faydamız olmuyor.”
    Dedik.

    ABD, AB, Çin, Rusya gibi iri ülkelerin, kendi çıkarları için hem kendi aralarında karşılıklı hem de dünyanın geri kalan ülkelerine yönelik planları, programları, gizli amaçları, stratejik karar ve uygulamaları... var.

    Kendi imkanları ile veya aralarındaki bağlara dayalı olarak birlikler kurmak suretiyle bu iri ülkeleri güç bakımından dengeleyemeyen, onlar karşısında zayıf kalan, bu yüzden onların oyuncağı ve sömürü alanı haline gelen ülkeler arasında ne yazıktır ki İslam ülkeleri de var. İslam ülkeleri dağınık oldukları, halklarının yeterince uyanık, okumuş, hak ve ödevlerini bilen, haklarını alabilmek için mücadele edebilen fertlerden oluşmadığı, ortak amaçlar için aralarında işbirliği yapamadıkları... için o iri ülkeler bunları ya doğrudan veya işbirlikçileri vasıtasıyla idare ediyorlar. Ne öldürüyorlar ne de güçlenerek yaşamalarına izin veriyorlar; hep zayıf, problemli, kendilerine muhtaç olarak yaşamaları için ne gerekirse yapıyorlar.

    İslam ülkelerinin önemli bir kısmı hem İslamî yönetim biçiminden hem de çağdaş demokratik sistemden uzak yaşıyorlar; ya iri devletlerin destekledikleri krallar ve askerler işbaşındalar veya göstermelik bir demokrasi var.

    Eğer İslam ülkeleri bu olumsuz durumdan kurtulmak istiyorlarsa yönetimlerinden önce halkları arasında işbirliğine ve yardımlaşmaya ihtiyaç vardır. Okumuş yazmış Müslümanlar birbiriyle çeşitli vesilelerle buluşmalı, görüş alış verişinde bulunmalı, ülkelerin imkanlarına göre halkı uyandırmalı, maddi ve manevi bağları güçlendirmeli, sözde insan haklarını savunan iri ülkelerin foya ve boyalarını ortaya dökmeli, onları, söylemleri ile fiilleri arasındaki çelişkiyi gidermeye zorlamalıdırlar.

    Bazı İslam ülkelerindeki nispeten daha iyi olan yöneticiler de uluslararası ilişkileri kullanarak bazı ülkelerde hakim olan ve kabul edilemez bulunan baskılara, zulümlere, hak ihlallerine dikkat çekmeli, BM ve Güvenlik Konseyi nezdinde problemleri daima gündemde tutmalıdırlar.

    İri ülkeler, zayıfları daha kolay sömürmek için kendi aralarında birlikler kuruyorlar, bloklar oluşturuyorlar. İslam ülkeleri bu birlik ve bloklar arasındaki rekabeti iyi izlemeli ve gerektiğinde kendi çıkarları için kullanmalıdırlar.

    Ben siyaset bilimi veya uluslararası ilişkiler uzmanı değilim, ama İslam ülkeleri arasındaki bu dağınıklık ve her bir ülkedeki problemler, zaaflar, haksızlıklar... beni derinden üzüyor, aklımın erdiği kadarını söylüyorum, bunun ötesi aynı imanı, vicdanı ve davayı paylaşan uzmanlara ve yöneticilere kalıyor.

    Hayrettin Karaman

    Comment

    Working...
    X