fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Yeşilden gelen sohpetler.

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Yeşilden gelen sohpetler.

    Arkadaşlar Doğala olan sevgimin yansıması içinde hobi çalışmalarımla edindiğim bilgi ve hazları, diğer forumların sohbet köşelerinde paylaşmaktayım, bu paylaşımlarımı bahçesel üyeleri arasında paylaşarak yaygınlaştırmak adına bu başlığı açmış bulunuyorum, yorumlarınızlada daha iyi sobetler çıkaracağı umudunu taşıyarak, sizleri bu başlığa davet ediyorum.


    Sindirimde enzimlerin payı


    Arkadaşlar hobi çalışmaları içinde temiz besin, temiz tarım anlayışı ile, enzimler ve sindirim konulu bilgi sohpetlerimi paylaşımlara sunmaktan onur duyarım.

    Sağlıklı beslenmek temiz besinle başlar diyorsak, sindirimin ilk başladığı ağzımızdaki salgı bezlerinin işlevinin ağzımızdaki bakteri plakları içinde bulunan mikro organizmaların işlevleri ile başladığının pek bilenimizin olmadığı konusundaki endişerimin ağız temizliği ile hat safaya ulaşarak bir çok insanımızın bol bol intibiyotik içeren diş macunları kullanmasına bağlı olarak ağzımızdan yeterli bakteri faaliyeti ile ağız salgılarının içeriğine katkı sağlayamadan, aldığımız gıdaların dişlerin öğütüm aşamasında bu salgıların içeriği yeterli miktarlarda sağlanamadığından, ön sindirim aşaması tamamlanmadan besinler mideye geçmektedir.

    Bu işlem mide de dahada zor koşullarda sağlanması aşaması ile bir çok sindirim bozukluklarına bağlı hastalıklar ön plana çıkarken kişerde en temiz besin almış olsalar dahi yetersiz beslenmeye bağlı olarak bünyelerine bağışıklık sağlayıcı vitaminleride oluşturamamaktadırlar.

    Arkadaşlar konumuz ağzımızda ilk sindirim için sağlanan salgıların nasıl oluştuğuna dair bulgularımı size açıklarken, bu oluşumun ilk başlangıcında oluşan olaylardan bir örnek vermek istiyorum, herkesce malum olan limonu gördüğümüzde ağzımızın neden sulandığını bilerizde bu işlemin sindirimdeki yerinin ne olduğunu bilenimiz yok gibidir.

    Bu olayı yorumluyacak olursak limondaki gibi beynimiz sindirim başlıyormuş uyarısı içinde bütün besin ve gıdalara göre salgı enzim üretmeye senkronize olarak harekete geçmektedir, ilk salgılanan sıvılar ağız bakterileri tarafından işleme konarak bir fermantasyon sürecine girerek bu salgılar alınan besinin en ideal sindirilmesinin ilk aşamasında kullanımi için enzim olarak hazırlamaktalar.

    Bu işlemler normal sağlıklı insanlarda düzgün işlerken, sağlığı vede ağız sağlığı olmayan insanlarda bu süreç işlemeden bir sonraki işleme geçilmekte sağlıksız beslenmenin ilk aşaması geçılmiş olmaktadır.

    Arkadaşlar bu sohpetimden daha fazla detay isteyen arkadaşlarıma buradan açıklama getirmek için sorularınız bekliyorum, sevgilerimle hoşça kalın.
    Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.
  • Fidanligi.com

  • #2
    Eray'ın Gelibolu'daki anıları

    Sayın forumdaşlar, bu başlığa başlarken, önce niye gerek duyduğumu belirterek konun daha iyi anlaşılacağı umudunu taşıyorum, Çanakkale savaşlarının yıldönümü kutlamaları içinde gündeme gelen bu anmaların ve üyelerin duygu heyacanlarına mashar olan mesajlarını, Gelibolu'da yaşayan biri olarak şahsıma yönelik cevap hakkımı kullanma gereği içinde bu başlıklarda Bu vatan nasıl kurtuldu mesajlarını bir tarihçi şuuru içinde yorumlama gereği hasıl olduğu için açmış bulunuyorum.

    Bu konu başlığına Bu vatan nasıl kurtuldu mesaj ekleyen bütün arkadaşlarımı davet ederken de onların bu duygularının samimiyeti test etmiş olacağım.

    Alıntı sahibi: GÜNDÜZ üzerinde 18 Mart 2011, 12:37:19
    1915 yılında Galatasaray Lisesi ile İstiklal Harbi yıllarında 3 liseyle
    İstanbul Tıp Fakültesi tek bir mezun bile veremedi; çünkü Müslüman ve gayrimüslim tüm öğrencileri cephede şehit oldu.

    Sevgili GÜNDÜZ, Tarımsal hobi anlayışı içinde edindiğimiz bilgilerimize, benim sizlerden çok farklı bir anlayışla yaklaştığım bu konu başlığına ekliyeceğim bilgilerin paylaşımından sonra sizlerin GELİBOLU savaşları edebiyatınızın sarsılacağı kanatindeyim.

    Herkes bilinmesine rağmen, kimse ERAY'ın bahçesinin neden geliboluda olduğunu sorgulamaması, bence bu başlığa mesaj ekliyen arkadaşlarımın ifadelerinin bir anlık duygu heyacanından öte bir şey olmadığını belirtmekte hiç bir sakınca görmüyorum.

    Alıntı sahibi: GÜNDÜZ
    Çanakkale ve İstiklal savaşlarına katılan çok sayıda çocuk, vatan savunmasında kahramanlık örnekleri sergiledi. Öyle ki 1915′te bütün öğrencileri şehit düşen Galatasaray ile İstiklal Savaşı yıllarında Konya ve İzmir Liseleriyle İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi tek bir mezun bile veremedi. Müslüman ile çok sayıda gayrimüslim vatandaşımız cepheye birlikte koşup vatan uğruna omuz omuza savaştı.

    Üsteki açıklamalarının yanıtı Gelibolu yarımadası savunmasıda ki Kanlı sırt savaşları içinde bütün gereçeği ile ortaya konmuştur, hatta bu kanlı sırt savaşları benim için iyi bir yorum kaynağı durumuyla bu savaşlarda harcanan bu vatan evlatlarının aziz ruhlarına duyduğum saygıdan dolayıdırki geliboluda yaşam benim için büyük bir tutku olmuştur.

    Bu başlıkta paylaşacağım bilgiler ve yorumlar, gerçek paylaşımlara örnek olacak bir akıcılıkla açıklanacaktır
    Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

    Comment


    • #3
      Cevap: Yeşilden gelen sohpetler.

      Sn ERAY Kardeşim...öğünmeyi sevmem ammaa.. madem söz açıldı bir kaç satırda biz karalayalım istedik.Rahmetli Babannemden bana iletildi ve Babam'da doğruladı.Babannem 1981 de 90 yaşında vefat etdi.Babam şu an 84 yaşında.Babannemin Babası Osman ağa adında görgülü bir zat imiş ve Çanakkalede savaşmış,arkasından aynı cepheye 17 yaşında hacı adlı oğlu gitmiş.Baba ve oğul 1'er hafta arayla şehit düşmüş.Rahmetli Babannem ağlayarak anlatırdı:Hacı gardaşımın güzel yüzü,selvi boyu ve gürül-gürül Kuran okuyan sadası gözümün önünden gitmiyor derdi.Yıl 1960 Ben Dünya'ya geldiğimde babam Nüfüs dairesine gitmiş ve benim ismimi şehit düşen dayısınıN ismini yaşatmak amacıyla Hacı koymak istemiş.lakin;İhtilalin zihniyeti: babamı kovmuşlar."Git başka ad koy" demişler.Babamda şehit düşen dedesinin adını yani Osmanı koymuş.Rahmetli Babannemde "Olsun oğlum,bende onu hem babam hemde gardaşım diyerek severim" demiş.Hakikaten rahmetli bana çok düşkündü ve geceleri bana sarılır öper ve gardaşım,babam derdi.Ben askerdeyken vefat etdi ve annem dahil çok kişiden dinledim.Öldüğü zaman gözleri açık kalmış,pek çok kez gözlerini kapatmalarına rağmen tekrar açılmış ve demişlerki"Bu kadının bir beklediği var" Annem demişki"Askerde torunu var".hemen benim resmimi döşüne koymuşlar ve gözleri kapanmış.Rahmetli dedem 11 yıl seferberlikte kalmış.Yani cepheden,cepheye savaşmış.Ayağında şarapnel parçası varmış ve geceleri bu mermi parçasından dolayı ayağı sürekli sancı yaparmış.Anadolu'da her aileden mutlaka bir şehit yada gazi vardır.Ruhları şad,Mekanları cennet olsun!.selam ve sayılarımla...

      Comment


      • #4
        Cevap: Gelibolu kırsalına saygımın ortaya konması.

        Arkadaşlar Sizlere bu mesajımdaki sohbetim Toprak sevgimin geliboludaki tezahürünün nedenlerine değinirken,aynı zamanda bu toprakları bize canları ve kanlarının bedeli olarak ödemiş bu aziz insanlara laik bir yaşam ve anlayış içinde olmanın karşıığı olduğunu ortaya koymaktır.

        Gelibolu savunmasında ülke insanımızın her aileden bir kaçının mutlaka gidip de dönmediği gerçeği bizim ailemizden de dedemin (Rahmetli babamın, babası)Ve kayınçosu(Baba Annemin Kardeşi)Bu savaşlardan gazi olarak dönmüşler, burada oluşan anılarını, rahmetli baba anneme nakletmiş, lakin her ikiside kısa bir zaman sonra dedem doğu cepesine sarkamışa gitmiş, gidiş o gidiş bir daha ne kendi gelmiş nede kendisinden bir haber gelmiş, Dedemin kayınçosu olan babamın selim dayım dedeği çanakkale gazisi Hicaz cepesine gönderilmiş burda yemen müdafasında bulunmuş, 1 milyondan fazla gencimizin ölümüyle sonuçlanan müdafa hain şeyhlerin ingilizlerin yanında bizim askerlerimizi arkadan vurmaları ile bu savaş kaybedilmiş.

        Rahmetli Selim dayımların birliği ingilizlere esir düşerek, bir daha türk ceephelerinde savaşmamak üzere esir kamplarına gönderilen bu gaziler, savaş bitimine dek bu kamplarda kötü muamelere tabii tutularak yaşatılmış,esaret hayatı son bulduğunda ülkenin içinde bulunduğu durum ve kendisin yaşamış olduğu sıkıntılarla ruhsal hayatı tamamen bozulduğundan geri kalan yaşamında huzur bulup bir hayat kuramamış bir avare hayat içinde yaşamı son bulmadan önce babam kendisini himayesine alarak son günlerini bizim yanımızda tamamlamıştı, bende kendisini 3 yaşında iken tanıma şansına sahip olmuştum, benimde kendisi ile kaç anım olmuştu, 1953 kışında bu aziz insanı kaybetmiştik, bu vatan uğruna harcanan insanlardan bir tanesi idi ruhu nurlar içinde olsun.

        Babam dayısından bu anılarını ve babasının gelibolu savaşındaki anılarını dayısının ağzından dinlemiş olmasının nedeni doğduğunda babasın doğu cepesinden bir daha dönmiyecek savaşta olmasıdır, babam babasız büyümenin ruhunda yarattığı çoçukluk anılarını anlattığında genç bir insan olarak tarifi mümkün olmayan duygularla büyürken ilerki bir zamanda gelibolu kırsalında bu topraklara gerçek saygının tezahürü olan toprak sevgisiyle dolu bir insanın ruhunun yüce değerleri ortaya koyan gelişmeleri sağlıyacaktı.

        Ne mutlu ki bana böyle bir atalara sahibim derken onlara laik olmanın tezahürün en iyi bir şekilde geliboluda ortaya koyarkende onlara yakın olmanın şuuru içinde olarak , bu aziz topraklara gereken duygularla yaklaşıp, tarımın temiz olması için verdiğim mücadele aynı zamanda 250 bin aziz vatan evladının kanlarının döküldüğü toprakları da lekelememiş oluyordum.

        Hepsinin ruhları şaad olsun, nurlar içinde ruhları sükün bulsun.
        Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

        Comment


        • #5
          Cevap: Yeşilden gelen sohpetler.

          Aynı duygu ve düşünceleri paylaşıyor size ve ailenize iki cihandada saadetler diliyorum.ALLAH(C.C)'a emenet olunuz.sağlıcakla kalınız.

          Comment


          • #6
            Forumlarda bilgi sohpetlerim.

            Doğal uygulamalarımın paylaşımları.
            Alıntı:
            atalay´isimli üyeden alıntı




            Bende doğal tarımdan yanayım ama nekadar uygulayabileceğiz veya direnebileçeğiz.geçen yıllarda istemiyerek olsada ot ilacı kullandım .
            Ben de bir emekliyim.50 yaşından sonra hobi bahçeciliği ve tarımla uğraşmaya başladım.

            Sayın atalay, doğal olanı uygulamak baştan belki zor gelirsede sonuçta uygulamıyacak bir durum görmüyorum, burada ticari kaygılar söz konusu olmadığına göre hobi uygulamalarımız benim için zevk olmaktadır, benim inancım odurki toprağımızın yapısını ekolojik değerlerini yükselttiğimiz taktirde menfi etkiler bizi fazla etkilemiyecektir.

            Topraklarımızın doğallığına ilave edilen kimyasallar faydadan çok zarar vermektedir bize, zarar yapan canlılar bile bir yerde topraklarımızın denge unsurudur, nasılki yılanları öldürdüğümüzde kemiricilerin zararları daha aktif olmaktadır,bunun ispatı bu kadar açık, halbuki sizin uygulamalarınızdaki otları yok etmeyip bunları üremelerini baskı altına alarak, oluşanlarıda topraklarımız organik değerlerine katabilirsek toprağımıza yaptıkları zararı ödemiş olacaklardır.

            Benim şahsi kanatim, yabani otların toprağımızın öz evlatları olduklarının bir ispatı olarak topraklarımız onların gelişmelerine öncelik vererek bizim kültüre alınmış olan sebzelerimiz ve meyvelerimiz üvey oldukları için gereken ilgiyi görmedikleri yönünde görüş sahibiyim.

            Bu konuyu biraz açacak olursam, topraklarımız doğanın acımasız şartlarında (şiddetli sağnak yağmurlar ve fırtınalarda) büyük tehdit altına girererek erezyonunu etkilerini bu yabani otların kuruyuculuğu inkar edilemez bir gerçek olmaktadır, bu yabani dediğimiz bu otların kökleri toprak içinin canlılarına besin ve oksijen sağlarken dal ve yaprakları ilede yağmurun toprağa düşüş şiddetinin azaltarak toprak yüzeyindeki organik maddenin erzyonunuda önlemektedi, tabii bu anlattıklarım yağmurla sınırlı değil rüzgarın savurma gücü ve güneşin yakıcı etkilerinin toprağın nemini korumasınıda katabiliriz.

            Bunların tamamını toplarsak yabani otların neden toprağın öz evlatları olduğu gerçeğini kabul etmemiz zor olmıyacaktır, sizin mesajınızdaki alıntıladığım bilgilerin yorumun yaparak yeni paylaşımlar sağladığımdan ilgili paylaşımlarınız için şükranlarımı sunarım, Saygılarımla.
            Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

            Comment


            • #7
              Cevap: Yeşilden gelen sohpetler.

              Mirimmm...bu satıra bir kaç kelimede ben ilave etmek istiyorum.Otlar yaşamları bitdiğindede çürüyerek toprağa gübre olmakta ve organik maddenin artmasına sebep olarak vefa borçlarını ödemiş olmaktadırlar.Özellikle bazı baklagil bitkileri havadaki azotu alarak,toprağa vermekte ve kendilerinden sonraki bitkilerin yaşamına katkıda bulunmaktadırlar.Pek çok kişi bu sitedede okudum otlardan dert yanmakta.Yukardaki bilgilerin haricinde ot'lar pek canlı için besin,insanlar için ilaç ve yaşam kaynağıdır.Sağlıcakla kalınız.

              Comment


              • #8
                Doğalığı anlayıp uygulamak.

                Sohbetimin konusu:

                Organik Tarım mı, Doğal Tarım mı?



                Arkadaşlar Bu başlıktaki tartışmaların, doğalmı organik mi? sorusuna cevap olacak bir açıklama içinde sizlere doğal tarım kavramına sadık kalarak nasıl bir tarım anlayışı içinde yapılabilirliği ile ne derece temiz bir tarıma vardığımı sizlerin yorumlarına bırakıyorum.

                Arkadaşlar temel amacım doğrultusunda dışarıdan ne mineral (sentetik kimyasal) nede organik diyebileceğimiz ahır gübrelerini dahi kullanmaktan imtina etmekteyim, bilindiği üzere ister et yumurta üretimi olsun ister süt üretimi için yetiştirilip bakılan hayvanların besin ihtiyaçları doğal yollardan karşılanmadığı, hazır yemlere tabii olarak beslenmeleri ile, bu yemlerin hazırlanması sırasında içeriklerine çeşitli hayvan sağlığını destekleyen vitamin ve kimyasalların katılımı söz konusu olmaktadır.

                Burada benim toprağımın doğallığını bozmadan katkı sağlıyacak bitki besinlerini vede toprağımın organik zenginliğini arttıracak katkıları tekrar toprağımın içinde sağlamayı amaçlıyan bir döngünün nasıl işlediğinide vurgulayarak, bahçemde yetişen yabani otlarımın, meyve ağaçlarımın budama artıklarının toprağa kazandırma yöntemlerini burada çeşitli başlıklarda sizlerle paylaşmıştım.

                Bahçemde yetiştirdiğim ürünlerin topraktan kaldırdığı besin değerleri kuru bazda ölçülendirecek olursak bazı durumlarda, sağladığım katkılar karşılamama durumuna ilave olarak yakın çevremin de bu tür doğal atıklarını da kullanmaktayım.

                Sonuçta kimyasal kullanmadan yetişen bu atık durumundaki mataryeller, toprağım için en doğal kaynak durumu arz etmektedir. Diyeceksiniz ki mutfak atıklarınızın bir kısmı dışarden sağlanan besin maddelerinin atıkları içinde temiz besin anlayışı dışında yetişmiş olanlarla topraklarına bulaşma riski ile zaman içinde yoğunluk sağlayıp aktif kirletici durumu hasıl etmiyecekmidir.

                Burada topraklarımın içindeki organik zenginliğe güvendiğimden, başta solucan gübre kullanımı ve toprak içi canlıların kalıntı ve pestist artıklarını bertaraf edecek özelliklerine inanmaktayım.

                Bu inancımın kaynağını açıklamam gerekirse toprağımda bulunan her türlü bitki ve canlıların zenginliği içinde dost düşman faydalı zararlı çelişkisi düşünmeden bir denge içindeki bir uyumun varlığına inanmaktayım.

                Burada ki çalışmaları sizlerle paylaştığım yetiştirdiğim ürünler üzerindeki doğallığın ne kadar temiz tarım hedeflerini yakaladığımı belirtmektedir.
                Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

                Comment


                • #9
                  Kuşların bahçelerimize faydaları.

                  Arkadaşlar Bu günkü sohebetim bahçemde gözlemlerimle sabit bir doğal yaşam içinde doğal bir zararlı mücadelesinin yapılabilmesine ilişkin yorumlar sunacağım, amacım kimyasal kullanımının önüne geçecek uygulamalara dikkat çekmek istiyorum.

                  Her kesin dikkatlerinden kaçmıyan bir olgunun bahçelerimizdeki ağaçlarda çeşitli kuşların ziyaretleri ile bahçelerimizdeki kuşların şenlik dolu ötüşlerinin arkasındaki gerçek aslında, beslenmelerini sağlamak adına ağaçlarımızın dalları arasında dolaşarak neşeli cıvıltılarının arkasındaki bir gerçeği açıklamak la sizlere doğal bir mücadelenin sırlarınıda vereceğim.

                  Kuşları bahçemize davet eden anlayış esasında geçmiş sezondan kalan dallar arasındaki meyve artıkları olmaktadır, bu meyve artıklarını öncelikle ağaçlarımızdaki konukçu zararlıların odak yuvası konumudur, kuşlar bahçemizi ziyaret sebebleri arasında bu konukçularla beslenme alışkanlıklarına bağlanabilir.

                  Kuşların bu davranışları bizim için ideal bir zararlı mücadelesinde bu kuşların bize destek sağlamaları için ağaçlarımızın üst dallarındaki meyveleri bırakmamız halinde çevredeki kuş populasyonlarının ziyaretlerini devamın sağlıyarak, ağaçlarımızdaki zararlı oluşum içindeki konukçuları kimyasal uygulamamıza gerek bırakmıyacak bir titizlilikle bu kuşların ilgi alanları ile beslenmelerini sağlamak adına her dalın kontrolunu yaparak bu zararlılardan bizi kurtaracaklardır.
                  Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

                  Comment

                  Working...
                  X