Duyuru

Collapse
No announcement yet.

‘’Var’’sýn Yok Desinler!

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • #16
    Cevap: ‘’Var’’sýn Yok Desinler!

    Sözün kýsasý, "Hakiki zevk ve elemsiz lezzet ve kedersiz sevinç ve hayattaki saadet, yalnýz imandadýr ve iman hakikatlarý dairesinde bulunur." Bundan dolayý zevk ve saadet isteyenlere söylenecek söz þudur: "Hayatýn lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatýnýzý iman ile hayatlandýrýnýz ve feraizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz."

    Comment


    • #17
      Cevap: ‘’Var’’sýn Yok Desinler!

      SUAL: ÝNSANIN BU DÜNYAYA GELÝÞÝNÝN HÝKMETÝ VE GAYESÝ NEDÝR?
      CEVAB: “ ÝNSANIN BU DÜNYAYA GÖNDERÝLMESÝNÝN HÝKMETÝ VE GAYESÝ HÂLIK-I KÂÝNÂT’I((kainatýn yaratýcýsý) TANIMAK VE O’NA ÎMÂN EDÝP ÝBÂDET ETMEKTÝR.”

      Comment


      • #18
        Cevap: ‘’Var’’sýn Yok Desinler!

        Evet evet evet...O'nu bulan neyi kaybeder ve O'nu kaybeden neyi bulur.Bulsada baþýna bela bulur.

        Comment


        • #19
          Cevap: ‘’Var’’sýn Yok Desinler!

          O din, bu güzel kâinatý yapan Zatýn(c.c), o kâinatý kendiyle beraber tarif edecek bir beyannamesidir ve bir tarifesidir. Nasýl ki bir sarayýn ustasý, o saraya münasip bir tarife yapar, kendini vasýflarýyla göstermek için bir tarife kaleme alýr.

          Comment


          • #20
            Cevap: ‘’Var’’sýn Yok Desinler!

            Karýncayý emirsiz, arýyý yâsupsuz(baþsýz) býrakmayan kudret-i ezeliye, elbette beþeri nebîsiz býrakmaz.

            Comment


            • #21
              Cevap: ‘’Var’’sýn Yok Desinler!

              Cesed-i insan; havaya, suya, gýdaya muhtaç olduðu gibi, ruh-u insan da namaza muhtaçtýr. Sözler - 778
              Acaba sýrf dünya için mi yaratýlmýþsýn ki, bütün vaktini ona sarfediyorsun! S - 271

              - Dünya seyyar bir ticaretgâhtýr. öyle ise alýþ-veriþini yap, gel…Sözler

              -Evet bir incir çekirdeðinden koca bir incir aðacýný ve ince bir sap ile koca bir kavunu baðlayýp çýkaran kudrete hiç bir þey aðýr gelmez.

              Comment


              • #22
                Cevap: ‘’Var’’sýn Yok Desinler!

                Bir köy muhtarsýz olmaz. Bir iðne ustasýz olmaz, sahipsiz olamaz. Bir harf kâtipsiz olamaz, biliyorsun. Nasýl oluyor ki, nihayet derecede muntazam þu memleket hâkimsiz olur?

                Comment


                • #23
                  Cevap: ‘’Var’’sýn Yok Desinler!

                  Demek, þübhesiz dünya bir mezraadýr. Mahþer ise bir beyderdir, harmandýr. Cennet, Cehennem ise birer mahzendir.Sözler.77

                  Comment


                  • #24
                    Cevap: ‘’Var’’sýn Yok Desinler!

                    HAYATI VERENÝN HAYATSIZ,ÝLÝM SIFATINI ÝHSAN EDENÝN ÝLÝMSÝZ, ÞUURU ÝHSÂN EDENÝN ÞUURSUZ, ÝHTÝYARI(seçebilme)VERENÝN ÝHTÝYARSIZ, ÝRADEYÝ VERENÝN ÝRADESÝZ, KÂMÝL ÞEYLERÝN SANÝ'Ý GAYR-I KÂMÝL OLDUÐUNU TELÂKKÝ ETMEK MUHALDÝR.VE KEZA, AYNI TERSÝM, BASARI(gözü) TASVÝR VE NAZARI TENVÝR EDENÝN BASARSIZ OLDUÐUNU DÜÞÜNMEK, ANCAK BASAR VE BASÝRETTEN MAHRUM OLAN ADAMIN ÝÞÝDÝR. MAAHAZA, MASNU'DAKÝ KEMALÂT TAMAMEN SÂNÝ'(c.c) DEKÝ KEMALDEN AKAN BÝR FEYÝZDÝR. FAKAT KUÞLARDAN YALNIZ SÝNEÐÝ GÖREN, TANIYAN BÝR MÝKROP, KARTALI GÖRDÜÐÜ ZAMAN "BU KUÞ DEÐÝLDÝR" DER. ÇÜNKÜ, SÝNEKTEKÝ ÞEYLER ONDA YOKTUR.

                    Comment


                    • #25
                      Cevap: ‘’Var’’sýn Yok Desinler!

                      Tabiatlarý lâtif, ince ve lâtif san'atlara meftun bazý insanlar, bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir þekilde þekilleri, arklarý, havuzlarý, þadýrvanlarý yaptýrmakla, bahçelerine pek muntazam bir manzara verirler. Ve o letâfetin, o güzelliðin derecesini göstermek için, bazý çirkin kaya, kaba, gayr-ý muntazam maðara ve dað heykelleri gibi þeyleri de ilâve ediyorlar ki, onlarýn çirkinliðiyle, adem-i intizamýyla bahçenin güzelliði, letâfeti fazlaca parlasýn. Çünkü,
                      her þey zýddýyla bilinir.Lâkin, müdakkik bir kimse, o ezdadý(zýdlarý) cem eden bahçenin manzarasýna baktýðý zaman anlar ki, o çirkin, kaba þeyler kasten yapýlmýþtýr ki, güzellik, intizam, letâfet artsýn. Zira, güzelin güzelliðini arttýran, çirkinin çirkinliðidir. Demek bahçenin tam intizamýný ikmal eden, o çirkinlerdir. Ve o çirkinlerin adem-i intizamý nisbetinde bahçenin intizamý artar.




                      Kezalik,
                      dünya bahçesinde nizam ve intizamýn son sisteminde bulunan mahlûkat ve masnuat arasýnda-hayvanlarda olsun, nebatatta olsun, cemâdatta olsun-bazý çirkin, intizamdan hariç þeyler bulunur. Bunlarýn çirkinliði, intizamsýzlýklarý, dünya bahçesinin güzelliðine, intizamýna bir ziynet, bir süs olmak üzere Sâni-i Hakîm tarafýndan kasten yapýlmýþ olduðunu, pek yüksek, geniþ, þâirâne bir hayalle dünyanýn o bahçe manzarasýný nazar altýna alabilen adam, görebilir.

                      Comment


                      • #26
                        Cevap: ‘’Var’’sýn Yok Desinler!

                        tabiat misali bir matbaadýr, tabi’ deðil; nakýþtýr, nakkaþ deðil; kabildir, fail deðil; mistardýr, masdar deðil; nizamdýr, nazým deðil; kanundur, kudret deðil.


                        "yani nasýl ki matbaa kitabý basan þahýs olamayacaðý gibi...

                        öylede, tabiatta üzerindeki vücut elbisesini diken ve basan olamaz...

                        Comment


                        • #27
                          Cevap: ‘’Var’’sýn Yok Desinler!



                          Kâinatýn sonradan yaratýldýðý “Isý Kanunu” ile sabit olmuþtur. Zira kainat devamlý olarak ýsý/enerji kaybetmektedir. Þayet ezeli olsaydý enerjisi þimdiye kadar biter, varlýktaki hareketlilik durmuþ olurdu.

                          Varlýðýn kendi kendine var olmasý da “Hareket kanunu” ile mümkün deðildir. Çünkü, bu kanuna göre “madde dýþarýdan herhangi bir etki olmadan hareket edemez, yine herhangi bir etki olmadan hareketini durduramaz.” Maddeye ilk hareketi veren bir “Vacibu’l- Vücud” aklen zaruri olarak bulunmalýdýr.

                          Varlýðýn baþlangýcý için dört ihtimal vardýr:
                          1. Varlýk ya vehim ve hayalden ibarettir,
                          2. Ya kendi kendine olmuþtur,
                          3. Yahut bir baþlangýcý yoktur, ezeldir,
                          4. Veyahut, “Vacibu’l Vücut” olan Allah’ýn eseridir.
                          Varlýðýn vehim ve hayalden ibaret olmadýðý konusunda hem din adamlarýnýn hem de Ýlim ve fen adamlarýnýn “ÝCMA” sý vardýr.

                          Kendi kendine olmasý ise aklen muhaldir. Bediüzzaman’ýn “Tabiat Risalesi”nde ispat ettiði gibi, eðer her bir mevcut bir Vacibu’l Vücut ve Vahid-i Ehad olan Kadir-i Külli Þey’e verilmezse varlýklarda faaliyet içinde bulunan tüm atomlarýn bütün kainatý görecek ve her þeyi bilecek ilim, irade ve kudrete malik olmasý gerekir ta ki o varlýðýn kainatla ve tüm eþya ile dengeli münasebetini koruyabilsin. Bu ise muhal ender muhal bir durumdur. Mükemmel bir sarayýn ustasý inkar edilerek taþlarýn kendi kendilerine saray þeklini aldýklarýný iddia etmek kadar gülünç bir hurafe olur. ( Lem’alar, 243-245)

                          Varlýðýn bir madde olarak ezeli olma imkaný ve ihtimali de yoktur. Öncelikle Ezeli ve ebedi olan Yüce Allah’ýn ezeliyetini aklýna ve zihnine sýðýþtýramayan nasýl oluyor da her yönü ile aciz olan hadsiz varlýklarýn ezeliyetini iddia edebiliyor anlamak mümkün deðildir. (Mesnevi, 210) Allamelerden Hüseyn-i Cisri de “Risale-i Hamidiye” isimli eserinde maddenin ezeli olmadýðýný ispat ettikten sonra “Devir ve Teselsülün” de butlanýný izah etmiþtir. ( Risale-i Hamidiye, Terc. Manastýrlý Ýsmail Hakký, sadeleþtiren Ahmet Gül, s. 170-181)

                          Neticede varlýðýn Vacibu’l Vücut olan Allah’ýn eseri olduðu sabit olmaktadýr. Tabiiyyunun münkir kýsmýnýn gittiði yolun ne derece hurafe olduðunu ispat eden Bediüzzaman “Tabiat Risalesi” isimli ederinde “Madem mevcudat var ve inkar edilmez. Hem her mevcut sanatlý ve hikmetli vücuda geliyor.hem madem kadim deðil yeniden oluyor. Herhalde ey mülhid, bu mevcudu, mesela bu hayvaný ya diyeceksin ki, sebepler icad ediyor, veya kendi kendine vücut buluyor, veyahut tabiat muktezasý olarak, tabiatýn tesiriyle vücuda geliyor, veyahut bir kadir-i zül celalin kudretiyle icad edilir. Madem aklen bu dört yoldan baþka yol yoktur. Evvelki üç yol muhal, battal, mümteni, gayr-i kabil olduklarý ispat edilirse, bizzarure ve bilbdahe, dördüncü yol olan tarik-i vahdaniyet þeksiz, þüphesiz sabit olur” diyerek her þeyin Allah’ýn eseri olduðunu isbat eder. Ýsteyen bakabilir. ( Lem’alar, s. 238-254)

                          Tüm ilimler bir varlýk felsefesi olarak tabiattan bahsederler. Böylece bir “Tabiat Felsefesi” oluþmuþtur. Tabiatýn ne olduðu ise felsefi olarak ele alýnmýþ deðildir. Bunu da Bediüzzaman ele alarak incelemiþ ve “Tabiat misali bir matbaadýr, tabii deðildir, sanattýr sani’ deðildir. Ahkamdýr, hakim olamaz.
                          (Lem’alar, 247) diye izahýný yapmýþtýr.

                          Ýlkçaðdan günümüze kadar tüm filozoflar sistemlerini tabiatý anlama üzerine kurmuþlardýr. Tüm filozoflar felsefelerini Natüralizm üzerine kurmuþ ve geliþtirmiþlerdir. Hepsi de “Neden bu böyledir?” sualine cevap aramýþlardýr. Tüm ilimlerin tabiat üzerindeki araþtýrmalarý eþyanýn nasýl olduðunu anlamaya yöneliktir. “Niçin vardýr?” sualine cevap aramamýþlardýr. Hal bu ki “BÝR ÞEYÝN NÝÇÝN YAPILDIÐI BÝLÝNMEZSE NASIL YAPILMIÞ OLDUÐUNU BÝLMENÝN BÝR ANLAMI YOKTUR.” Mesela, kalemin nasýl yapýlmýþ olduðunu bilmek önemli deðildir, önemli olan niçin yapýlmýþ olduðudur. Kalemi amacý doðrultusunda kullananýn onu nasýl yapýldýðýný bilmesi de gerekmez.

                          Bediüzzaman’ý tabiatý inceleyen ve varlýk üzerinde araþtýrma yapan diðer bilginlerden ayýran en önemli fark “Varlýk niçin yaratýlmýþ ve eþya hangi amacý gerçekleþtirmek için yaratýlmýþtýr?” sualine cevap aramasýndadýr.

                          Bediüzzaman’ýn diðer bir özelliði de Ýslam bilginlerinin izahýnda zorlandýðý “Tevhit Hakikatýný” varlýk aynasýnda izah ve ispat etmiþ olmasýdýr. Bediüzzaman eþyayý Allah’ýn bir sanatý olarak görür ve eserden müessire; sanattan sania yönelmiþ olmasýdýr. Risale-i Nur anahtarý ile Ýman ve Kur’an hakikatlerini açarak o hazineden istifade etmek gerekir.

                          Comment


                          • #28
                            Cevap: ‘’Var’’sýn Yok Desinler!

                            Ey insanlar! Fani, kýsa, faidesiz ömrünüzü; bâki, uzun, faideli meyvedar yapmak istemez misiniz? Madem istemek insaniyetin gereðidir, Baki-i Hakikinin yoluna sarfediniz. Çünki, Bakiye müteveccih olan þey, bekanýn cilvesine mazhar olur. Madem her insan gayet þiddetli bir surette uzun bir ömür ister, bekaya aþýktýr ve madem bu fani ömrü, baki ömre tebdil eden bir çare var ve manen çok uzun ömür hükmüne geçirmek mümkündür. Elbette insaniyeti sukut etmemiþ bir insan, o çareyi arayacak ve o imkâný bilfiile çevirmeye çalýþacak ve ona göre hareket edecek. Ýþte çare budur:
                            Allah için iþleyiniz, Allah için görüþünüz, Allah için çalýþýnýz. Lillah, Livechillah, Lieclillah rýzasý dairesinde hareket ediniz. O vakit sizin ömrünüzün dakikalarý, seneler hükmüne geçer.

                            Comment


                            • #29
                              Cevap: ‘’Var’’sýn Yok Desinler!

                              Dünya bir tezgâh ve bir mezraadýr. Ahiret pazarýna münasip olan mahsulatý yetiþtirir. (1). Ýnsan ise o ebedî alemde mes'udane yaþamasý hikmetiyle, bu dünyada çalýþmak ve onu kazanmak için gönderilmiþtir.

                              Comment


                              • #30
                                Cevap: ‘’Var’’sýn Yok Desinler!

                                Sayýn Arkadaþlarým.
                                Þair, düþünür, bilim adamý, devlet adamý ve bilge kiþi Johann Wolfgang GOETHE 'nin Goethe der ki adlý kitabýndan bir yzý aktarmak istiyorum.

                                Ýki hakiki din vardýr. Biri, içimizde ve çevremizdeki kutsalý tamamýyla biçimden uzak olarak tanýyan, öteki ise onu en güzel biçim içinde tanýyýp ibadet edendir.
                                Ýkisi arasýnda kalan putperestliktir.

                                Kuaran'ýn bütün özü, az sözle çok söylemek gerekirse ikinci surenin baþýnda yer alýr ve þöyle der. Bu Kitap'ta þüphe yoktur.

                                Comment

                                Working...
                                X