fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Öncelikli mektup

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Öncelikli mektup

    SOĞUKTAN ve koşmaktan pancar gibi kızarmış yüzünü öğretmeninden kaçırmaya çalışıyordu. Fakat tecrübeli öğretmeni bu fırsatı ona tanımadı.

    "Okula sadece top oynamak için mi geliyorsun?" sorusuna cevap vermek ne kadar zorsa, Öğretmenin gözlerinden kaçmak da o kadar zordu...Belki on dakika, başı yerde, gözleri, topa vurmaktan rengi kaybolmuş ayakkabılarının burnunda bekledi. Güzel bir dayağı çoktan hak ettiğini biliyordu.
    Çünkü top yüzünden derse sık sık geç giren tek öğrencisiydi sınıfın."Bunu annene götüreceksin ve öncelikle de cevap getireceksin" diye uzatılan mektubu alırken bu defa da dayaksız kurtulduğuna sevindi.
    İlkokul dördüncü sınıfta okuyordu. Babası yıllar önce ölmüştü. Annesi ilgilenirdi her şeyiyle. Şimdiye kadar oğlunu çevresine utandırmamak için ne lâzımsa yapmıştı. Hiçbir fedakârlıktan çekinmemiş, sırf oğlu için her sıkıntıyı göğüslemişti. Apartmanlara odun bile taşımıştı zamanında. Oğlu da pek kötü çocuk değildi gerçekte. İyiliksever ve derslerinde başarılıydı. Ne var ki, bazen söz dinlemiyor, arada bir de olsa derslerini kenara itiveriyordu.
    Okuldan ayrılırken, "Mektubu anneme vermem" diye düşündü...
    "Ne yazdığı belli nasılsa..."

    Sömestre tatilinde yapılacak Antalya gezisi için okulda hazırlık vardı. Para toplanıyordu. Ancak o geziyle ilgilenemiyordu. Üzgündü bu sebepten. Annesine böyle masraflı bir şeyi teklif edemezdi ki...

    Ertesi gün Öğretmen onu çağırdı:

    "Mektubu annene götürdün değil mi?"

    "Götürdüm efendim."

    Halbuki, mektup meselesini daha o gün unutmuştu. Tekrar aynı konunun açılması canını sıktı ama, öğretmenin inanmış tutumuyla rahatladı. Gerçekte 'öncelikli mektup' çantasının astarı arasında duruyordu. "Öğretmenim öncelikli demişti ama, öncelikli möncelikli fark etmez... Nasılsa beni şikâyet için yazıldığı belli."

    Okulda o gün bayram sevinci yaşanıyordu. Antalya'ya gitmek İçin hazırlanan öğrenciler yerlerinde duramıyor, otobüslerin etrafında habire dolanıyorlardı. Kendilerini "Akdeniz'in maviler cenneti" denen güzelliğe götürecek otobüslere bir girip bir çıkıyorlardı. Bazı çocukları uğurlamaya büyükleri de gelmişti. Evleri okula yakın olduğundan o da oradaydı. Arkadaşlarıyla gülüşebiliyordu ama, geziye katılamamanın üzüntüsü her an içini sıkıyordu. Bakışları, otobüsle buluştuğunda üzüntüsü belli oluyordu apaçık.
    Bazılarına göre hiç gelmeyecekmiş gibi olan hareket saati, sonunda çocukları otobüslere buyur etti. Neşeyle doluştular.

    Otobüsler okuldan ayrılınca o, yitik ve ateşböceği gibi içine kıvrılmış duygularıyla oradan uzaklaştı.
    Doğruca eve gitti. Ne yapacağını bilmez, orayı burayı karıştırmaya başladı. Ve aklına öğretmenin annesine gönderdiği mektup geldi. Çıkardı, okumaya başladı. Son satırlara doğru gözleri şaşkınlıkla irileşti, ağzı açılıp kaldı. Bedeninde kötü bir sıcaklık belirdi. Şöyle bitiyordu mektup.
    "Her ne kadar yaramazlıkları varsa da oğlunuz, büyüklerine saygılı, derslerinde başarılıdır. Okulumuzca düzenlenen Antalya gezisinden onun da faydalanmasını istiyoruz.

    Kısıtlı şartlarınızı bildiğimizden gerekli masrafı okul aile birliği karşılayacaktır. Ancak velisi olarak böyle bir geziye izin verdiğinizi belirten belgeyi imzalamanız yönetmelik gereğidir, ilişikte sunduğumuz izin belgesini imzalayıp gönderirseniz oğlunuz da bizimle birlikte Antalya'ya bu çok faydalı olacağını umduğumuz geziye gelebilecektir. Saygılarımla..."
    Mektuptaki kelimeler tek tek döküldü sanki. Yüzünde şaşkınlık, üzüntü ve derin bir pişmanlık üst üste gezindi. Aklına arkadaşlarını Antalya'ya götüren otobüsler geldi.
    (Hüseyin Gökçe)

    Emaneti sahibine verin. Sonucu ne olursa olsun...

  • #2
    Cevap: Öncelikli mektup

    paylaşım için teşekkürler..

    Comment

    Working...
    X