Daha önce bu sitede Hayatıma yön veren insanlar adlı yazımda; Hayatımdan bazı kesitler anlatmış ve Neden sigara içmediğimi daha sonra yazacağımı belirtmiştim.
Daha önceki yazımda beni Rahmetli Babaannem yani ebem'in büyütdüğünü yazmıştım. Anlatacağım Hikaye'yi Hem rahmetli ebem, hem Babam hemde annem doğruladılar. Rahmetli dedem, Çok cefa çekmiş ll yıl Harpde kalmış adeta yoksulluğun pençesinde kıvranmış. Gördüğü ve yaşadığı olaylar onda derin izler bırakmış ve asabi bir kişliğe sahipmiş. O Zamanlar tütün revaçtaymış ve de dedem tablasıyla tütününü hiç yanından ayırmazmış. Derken dedem rahatsızlanmış vede o günün en iyi ulaşım aracı olan; At arabasına bindirip, ilimizde tek doktor olan Sami Bey'e getirmişler. Sami bey dedemi iyice muayene etmiş ve dedemin akciğerlerinin artık iyice gittiğini ve sigarayı kesinlikle bırakmasını söylemiş. Babam eczaneden ilacını almış vede dedemi evin tek ısınma aracı olan ocağın dibindeki yatağını serip yatırmışlar. Rahmetli ebem odaya girip baktığında bakmışki;dedem yatağın içinde doğrulmuş ve elinde tütün tablası bir yandanda sigara tüttürüyor, bir yandanda sarıp tabakaya yerleştiriyor. Bu günü gören rahmetli ebem şöyle diyor "-Herif, oğlun yok halinde coluğunun, çocuğunun rızkını sana doktor, ilaç parası yapıyor. İçme şu mereti" diyor. Dedemde öfkeyle"-Avrat senden vaz geçerim, Bu tütünden vaz geçmem" diyor. Buna sinirlenen ebem şöyle diyor. "Utan, utannn ben senin 40 yıllık avradınım beni bir tütünemi değşiyon" buna sinirlenen dedem hışımla yerinden kalkıp, pencerenin yanında duran at arabasının dayamasını kapıyor vede kapıyı arkadan sürüp, rahmetli Ebemi dayamayla yaklaşık yarım saat iyice döğüyor. Burada şunu iyice iziah edeyim. At arabası dayaması elma, dut, badem vs gibi sert ağaçlardan yapılır ve kalınlığı iyi bir kazma sapından kalındır vede uzunluğuda, kazma sapından biraz uzundur. Rahmetli Ebemin canhıraş feryadına annem koşuyor. Ancak; Kapı arkadan kilitli vede dedem neden sonra öfkesi geçince kapıyı açıyor. zemberek sesine koşan annem yerde kan, revan içinde yatan ebemi kucaklıyor. "-Baba ne yaptın" diyor. Yan odaya alıp yatırıyor. Rahmetli ebem; Mavi gözlü, beyaz tenli güzel bir kadındı. Beyaz tenli insanların darbede yada çizikte derileri daha fazla morarır. Annem diyorki. "Rahmetli Kayınvalidemi soydum vücudunda bir tek beyaz yer kalmamıştı, her yer mosmordu. Yaklaşık 1 ay yatalak kaldı, Vücudunu ispirto ile pansuman yaptım vede ağzından çorba ve süt verdim. Bu zaman zarfında temel ihtiyiçlarını görmede yardımcı oldum.
Derken rahmetli ebem, 2,5-3 ay gibi bir sürede iyi oluyor. Rahmetli dedem'de artık iyice rahatsızlanıyor ve can çekişmeye başlıyor. Mahallenin hocasını getirip başında KURAN okutuyorlar ve o sırada ebem odayı terkediyor ve yaklaşık 300 mt ilerdeki kavaklığın dibine oturuyor. Derken babam yanına geliyor ve kendisine rica ediyor. "Anne babam seni dövmekte haksızdı, ancak; uzun yıllar bir yastığa baş koydunuz, bunun vebali var. Gel helallaşda küs bari gitmesin" der. Bunun üzerine ebem şöyle der. "Ben onun 40 yıllık ailesiydim, yokluk içinde ona 4 çocuk verdim, aç kaldım, kimsesiz kaldım vede hiçbir zaman hayıflanıp başına kakmadım. Ama o beni bir tütüne değişti. Boş ver oğlumm, Ahiretde hakkımı alacağım, Öldüğü yerde bi daa ölsünnn" der.
Babam diyorki "Anama o kadar ısrar ettim, yalvardım ama ikna olmadı" Kısa bir müddet sonra rahmetli dedem vefat ediyor ve de küs ölüyor. Babam vefattan sonra ebemin yanına geliyor ve de dedemin ölüm haberini söylüyor. O an ebemin gözünden 3 damla yaş geliyor ve şu sözü diyor "Bu hayat böyle olmamalıydı, yavrum bu tütün neslimize haram olsun" diyor. Rahmetli ebem bana ölene kadar sık, sık vasiyet ederdi.
"-Guzum bu tütünü içirsen sana hakkımı helal etmem.! Derdi. Bende tiksindim.
Bugün sigara ülkemizin en büyük sorudur. Hepinize sağlıklı vede dumansız hayatlar dileğimle, esen kalınız.
Daha önceki yazımda beni Rahmetli Babaannem yani ebem'in büyütdüğünü yazmıştım. Anlatacağım Hikaye'yi Hem rahmetli ebem, hem Babam hemde annem doğruladılar. Rahmetli dedem, Çok cefa çekmiş ll yıl Harpde kalmış adeta yoksulluğun pençesinde kıvranmış. Gördüğü ve yaşadığı olaylar onda derin izler bırakmış ve asabi bir kişliğe sahipmiş. O Zamanlar tütün revaçtaymış ve de dedem tablasıyla tütününü hiç yanından ayırmazmış. Derken dedem rahatsızlanmış vede o günün en iyi ulaşım aracı olan; At arabasına bindirip, ilimizde tek doktor olan Sami Bey'e getirmişler. Sami bey dedemi iyice muayene etmiş ve dedemin akciğerlerinin artık iyice gittiğini ve sigarayı kesinlikle bırakmasını söylemiş. Babam eczaneden ilacını almış vede dedemi evin tek ısınma aracı olan ocağın dibindeki yatağını serip yatırmışlar. Rahmetli ebem odaya girip baktığında bakmışki;dedem yatağın içinde doğrulmuş ve elinde tütün tablası bir yandanda sigara tüttürüyor, bir yandanda sarıp tabakaya yerleştiriyor. Bu günü gören rahmetli ebem şöyle diyor "-Herif, oğlun yok halinde coluğunun, çocuğunun rızkını sana doktor, ilaç parası yapıyor. İçme şu mereti" diyor. Dedemde öfkeyle"-Avrat senden vaz geçerim, Bu tütünden vaz geçmem" diyor. Buna sinirlenen ebem şöyle diyor. "Utan, utannn ben senin 40 yıllık avradınım beni bir tütünemi değşiyon" buna sinirlenen dedem hışımla yerinden kalkıp, pencerenin yanında duran at arabasının dayamasını kapıyor vede kapıyı arkadan sürüp, rahmetli Ebemi dayamayla yaklaşık yarım saat iyice döğüyor. Burada şunu iyice iziah edeyim. At arabası dayaması elma, dut, badem vs gibi sert ağaçlardan yapılır ve kalınlığı iyi bir kazma sapından kalındır vede uzunluğuda, kazma sapından biraz uzundur. Rahmetli Ebemin canhıraş feryadına annem koşuyor. Ancak; Kapı arkadan kilitli vede dedem neden sonra öfkesi geçince kapıyı açıyor. zemberek sesine koşan annem yerde kan, revan içinde yatan ebemi kucaklıyor. "-Baba ne yaptın" diyor. Yan odaya alıp yatırıyor. Rahmetli ebem; Mavi gözlü, beyaz tenli güzel bir kadındı. Beyaz tenli insanların darbede yada çizikte derileri daha fazla morarır. Annem diyorki. "Rahmetli Kayınvalidemi soydum vücudunda bir tek beyaz yer kalmamıştı, her yer mosmordu. Yaklaşık 1 ay yatalak kaldı, Vücudunu ispirto ile pansuman yaptım vede ağzından çorba ve süt verdim. Bu zaman zarfında temel ihtiyiçlarını görmede yardımcı oldum.
Derken rahmetli ebem, 2,5-3 ay gibi bir sürede iyi oluyor. Rahmetli dedem'de artık iyice rahatsızlanıyor ve can çekişmeye başlıyor. Mahallenin hocasını getirip başında KURAN okutuyorlar ve o sırada ebem odayı terkediyor ve yaklaşık 300 mt ilerdeki kavaklığın dibine oturuyor. Derken babam yanına geliyor ve kendisine rica ediyor. "Anne babam seni dövmekte haksızdı, ancak; uzun yıllar bir yastığa baş koydunuz, bunun vebali var. Gel helallaşda küs bari gitmesin" der. Bunun üzerine ebem şöyle der. "Ben onun 40 yıllık ailesiydim, yokluk içinde ona 4 çocuk verdim, aç kaldım, kimsesiz kaldım vede hiçbir zaman hayıflanıp başına kakmadım. Ama o beni bir tütüne değişti. Boş ver oğlumm, Ahiretde hakkımı alacağım, Öldüğü yerde bi daa ölsünnn" der.
Babam diyorki "Anama o kadar ısrar ettim, yalvardım ama ikna olmadı" Kısa bir müddet sonra rahmetli dedem vefat ediyor ve de küs ölüyor. Babam vefattan sonra ebemin yanına geliyor ve de dedemin ölüm haberini söylüyor. O an ebemin gözünden 3 damla yaş geliyor ve şu sözü diyor "Bu hayat böyle olmamalıydı, yavrum bu tütün neslimize haram olsun" diyor. Rahmetli ebem bana ölene kadar sık, sık vasiyet ederdi.
"-Guzum bu tütünü içirsen sana hakkımı helal etmem.! Derdi. Bende tiksindim.
Bugün sigara ülkemizin en büyük sorudur. Hepinize sağlıklı vede dumansız hayatlar dileğimle, esen kalınız.


Comment