Değerli arkadaşlarım,
13-30 Ağustos 2009 tarihleri arasında umre ziyaretinde bulundum. Birçok arkadaşım duygu ve düşüncelerimi internet üzerinden sitemizde paylaşmamı rica ettiler. Bende his ve duygularımın bir kısmını çok kısa bir şekilde internet ortamında uygun olacak şekilde notlar halinde istifadeniz için aktarmaya çalışacağım.
Kitaplarda yada başka yerlerde Mekke Medine hakkında yazılanları okuyup bildiğinizi kabul ediyorum. Direk konuya giriyorum.
1- Umre ziyaretine gidenler, iki farklı atmosfere giriyor. Birisi Medine atmosferi, birisi de Mekke Atmosferi. İkisi de birbirinden çok farklı...
2- Medinede en çok etki bırakan his, Peygamber Efendimiz(S.A.V.)in Sizin selamınızı hayattayken aldığı selamla aynı şekilde mukabele edeceği ve selamınızı canlı olarak alacağı hissi? Bu his insana büyük bir mutluluk veriyor ve gerçek bir ziyaret yapmış düşüncesinde oluyorsunuz. Peşinden de onunla sanki hayattaymış gibi konuşuyor derdinizi döküyor ve isteğinizi şikayetlerinizi iletiyor ve medet istiyorsunuz. Eğer önce Medineye gittiyseniz halen Mekke atmosferini tanımadığınız için bu ortam sizi oldukça büyülüyor ve anlatılmaz bir feyz ve haz alıyorsunuz. Bu his çok sevdiğiniz ve uzun süre görmediğiniz dedenizin ziyaretindeki mutluluğunuzu andırıyor. Medinenin temizliğine, Mescidi Nebevinin büyüklüğüne, müştemilatına hayran oluyor, güneşine, sıcağına, havasına hemen alışıyorsunuz. Sizi alışkın olmasanız ve sıcağı sevmeseniz de manevi havasıyla sarıyor. Mescitte Yeşil halı üzerinde namaz kılmak ve dua etmek için yarışıyor insanlar. Sizde onların arasında kayboluyorsunuz.
Burada şu husus çok önemli; Mescidi Nebevide ziyaret edilen mekanda alışık olduğumuz bir türbe sandukası görmenize imkan yok... 3 Ayrı kapı olarak önünden geçtiğimiz yer Peygamberimiz ve onun ilk 2 halifesinin kabirlerinin olduğu mekan.. Ama bazı maillerde yayınlandığı gibi gösterilmeyen türbe fotoğrafı diye bir olay yok... Kabirleri kimsenin görmesine imkan yok. O bildiğimiz 3 kapıdan sadece içerideki odayı görebiliyoruz. Yani bina içinde bina var. Kapılardan sadece içerideki daha küçük binayı görebiliyoruz. üzeri yeşil bir işlemeli örtüyle kaplı. O içerideki binanın da kapısı yokmuş. Kral dahi girmek istese içeriye giremezmiş, kapısız binaya kim girebilir... Peygamber efendimiz o içerideki binanın içerisinde medfunlar. Malum kabirlere tarihlerde suikast girişimi olduğu için böyle bir koruma yapılmış.
İnternette dağıtılan Peygamber kabri olarak gösterilen malum Fotoğrafı hangi kendini bilmez, ne maksatla dağıtıyor acaba????
Benim maillerde gördüğüm fotoğraf, Konyada Mevlana Türbesinin fotoğrafıydı zaten Konyalı olduğum için ilk görüşte bilmiştim.
3- Medine ziyaret günleri bittikten sonra farklı bir heyecan başlıyor. Mekke yolculuğu daha en başında bile bir acayip. İhrama girmek apayrı bir olay? Hayatınızda hiç kefen giydiniz mi? İhram öyle bir duygu veriyor insana? Dünyadan ayrılmanın provası sanki? Önce insana komik geliyor Sonra alışıyorsunuz? Gündelik bir kıyafetiniz haline geliveriyor çünkü?
Medineden ihramla ayrılıyorsunuz. Rasulullahtan ayrılmak? İnsanı oldukça duygulandırıyor? Sanki günah denizine tekrar dönüyorsunuz ve hayatta yalnız kalacaksınız? verdiğiniz sözler unutulup gidecek ve yine nefis mücadelesi başlayacak? Zor bir hayat var önünüzde?. Bu hislerle medineden ayrılırken, bir yandan da üzerinizde ihrama alışmaya çalışıyor ve tatlı bir Kabe heyecanı başlıyor içinizde?
4- Kabe? Beytullah?Mescidi Haram? Hacerül esved? Bu kavramlar yıllardır hep hacılardan duyduğumuz ve özlemini çektiğimiz keşke bir gün bize de nasip olsa dediğimiz kutsal mekanlar? İslam tarihini okuyanların dahi aslını görmeden tüm bilgilerinin değersiz kalacağı mubarak mekanlar?
Kabeyi ilk gördüğünüzde yapacağınız dua çok önemli? İlk dua şaşkınlık ve hayret içinde yapılıp bitiyor? Eğer önceden hazırlamadıysanız ne isteyeceğinizi bilemiyorsunuz, çünkü Kabenin ilk görüldüğünde yapılan dua makbuldür? Onun için size Selahattin YILMAZ beyin bir dua tavsiyesini yazmak istiyorum. Eğer görürseniz kabeyi ilk defa aklınızda bulunsun şu kısacak dua: ?Allahım bundan sonra yapacağım tüm dualarımı kabul et? Kabeye yaklaşıyorsunuz. İçinizde büyük bir heyecan ve şaşkınlık? Boyunu ölçüyorsunuz, ebatlarını inceliyorsunuz ve tavaf yapan insanları seyrediyorsunuz. Çok farklı bir mekan? İşte burada hayat duruyor. Ben diyorsunuz nasıl başka zaman ve zeminlerde aynı kişiysem, burada da yine aynı kişiyim. Aklınız şuurunuz yerinde? Uçmuyorsunuz, Transa girmiyorsunuz. Kabe karşısında sessiz sakin bakınıyorsunuz. Ve grup liderinin peşinden tavafa başlıyorsunuz. Heyecanlı bir kalabalık içirisindesiniz. İlk defa duyulan dualar okunuyor kulaklarınıza? Ama hemen peşinden isterseniz elinizdeki kitaptan Türkçesini de okuma imkânınız var? Ve Türkçe anlamlarını kendiniz okursanız bir şavt ( tur) bitmeden o zaman anlıyorsunuz, burasının ne olduğunu?.. Taaaaa 4000 km. mesafeden niye buralara gelindiğini? Sadece dünyanın değil kainatın merkezinin Kabe oluşunu anlıyorsunuz? Ve Yüce bir makamda bulunduğunuzu tavaf dualarını okudukça daha iyi anlıyorsunuz. Kabeyi boydan boya gözlerinizle süzdükçe, ateşin etrafında dönen ateş böceğini, ateşin içine çektiği gibi kabenin sizi içine çektiğini ve sanki manevi bir mıknatısın, kuvvetli bir ezeli bağın aranızda bulunduğunu hissediyorsunuz? 4 köşeli kupkuru kutuya benzeyen bir binanın mucizesine şahit oluyorsunuz. Ve neden bunca sene buraya gelmemiş olduğunuza üzülerek, tekrar tekrar gelmeyi ve defalarca tavaf etmeyi Allahtan istiyorsunuz. Tavaf ederken Allahtan direk isteklerinizi istiyor, yalvarıyor ve dönüyor dönüyor dönüyorsunuz. Her dönüşünüzde sanki kendi aslınıza dönüyorsunuz. Sanki Eskiyen manevi cihaz veparçalarınız rektifiye oluyor ve sanki manevi ameliyat oluyorsunuz? Tüm manevi hisleriniz yeniden hayat buluyor ve yeniden canlanıyorsunuz.
Anlatılacak o kadar his, duygu düşünce varki?. Tavaf bana hiç bu yönleriyle anlatılmamıştı? ve giderken nereye gittiğimi dahi bilmeden gittiğimi zannediyorum. Ancak çoooook geç kalınmış bir ziyaret olduğunu düşünüyorum. Her yıl gidenleri, tekrar tekrar gittiği halde özlemini çekenleri daha iyi anlıyorum? Bırakın oraya gitmemiş ve kabe etrafında bir kere bile tavaf etmemiş cahillerin cahilce sözlerini bir kenara? Vakit geçmeden, kaportalarınız eskimeden koşun tavafa, mubarek mekanlara?
Rabbim cümlemize tekrar tekrar gitmeyi ve kendimizin ve ümmet-i Muhammed(S.A.V) in selameti için orada dualar etmeyi nasip etsin İnşallah?.
Yazılacak o kadar farklı konu var ki? Sıkılmamanız için aklıma en önce gelen önemli olanlarını yazdım.
Saygılarımla
Selami SARAÇ
5 Eylül 2009
KABE den, 24 saat yayın yapan 2 ayrı naklen yayın kamerasını aşağıdaki karelerden izleyebilirsiniz. Ama şunu hiçbir zaman unutmayın ki; bu görüntülerle, bizzat yanında olup seyretmenin arasında, uzaktan yakından hiçbir ilgi yok...( Görüntüyü alamıyorsanız internet explorer ile seyredin, google crom ile sorun çıkabilir):
[IFRAME]http://live.gph.gov.sa/user.swf[/IFRAME]
[IFRAME]http://live.gph.gov.sa/user44.swf[/IFRAME]
13-30 Ağustos 2009 tarihleri arasında umre ziyaretinde bulundum. Birçok arkadaşım duygu ve düşüncelerimi internet üzerinden sitemizde paylaşmamı rica ettiler. Bende his ve duygularımın bir kısmını çok kısa bir şekilde internet ortamında uygun olacak şekilde notlar halinde istifadeniz için aktarmaya çalışacağım.
Kitaplarda yada başka yerlerde Mekke Medine hakkında yazılanları okuyup bildiğinizi kabul ediyorum. Direk konuya giriyorum.
1- Umre ziyaretine gidenler, iki farklı atmosfere giriyor. Birisi Medine atmosferi, birisi de Mekke Atmosferi. İkisi de birbirinden çok farklı...
2- Medinede en çok etki bırakan his, Peygamber Efendimiz(S.A.V.)in Sizin selamınızı hayattayken aldığı selamla aynı şekilde mukabele edeceği ve selamınızı canlı olarak alacağı hissi? Bu his insana büyük bir mutluluk veriyor ve gerçek bir ziyaret yapmış düşüncesinde oluyorsunuz. Peşinden de onunla sanki hayattaymış gibi konuşuyor derdinizi döküyor ve isteğinizi şikayetlerinizi iletiyor ve medet istiyorsunuz. Eğer önce Medineye gittiyseniz halen Mekke atmosferini tanımadığınız için bu ortam sizi oldukça büyülüyor ve anlatılmaz bir feyz ve haz alıyorsunuz. Bu his çok sevdiğiniz ve uzun süre görmediğiniz dedenizin ziyaretindeki mutluluğunuzu andırıyor. Medinenin temizliğine, Mescidi Nebevinin büyüklüğüne, müştemilatına hayran oluyor, güneşine, sıcağına, havasına hemen alışıyorsunuz. Sizi alışkın olmasanız ve sıcağı sevmeseniz de manevi havasıyla sarıyor. Mescitte Yeşil halı üzerinde namaz kılmak ve dua etmek için yarışıyor insanlar. Sizde onların arasında kayboluyorsunuz.
Burada şu husus çok önemli; Mescidi Nebevide ziyaret edilen mekanda alışık olduğumuz bir türbe sandukası görmenize imkan yok... 3 Ayrı kapı olarak önünden geçtiğimiz yer Peygamberimiz ve onun ilk 2 halifesinin kabirlerinin olduğu mekan.. Ama bazı maillerde yayınlandığı gibi gösterilmeyen türbe fotoğrafı diye bir olay yok... Kabirleri kimsenin görmesine imkan yok. O bildiğimiz 3 kapıdan sadece içerideki odayı görebiliyoruz. Yani bina içinde bina var. Kapılardan sadece içerideki daha küçük binayı görebiliyoruz. üzeri yeşil bir işlemeli örtüyle kaplı. O içerideki binanın da kapısı yokmuş. Kral dahi girmek istese içeriye giremezmiş, kapısız binaya kim girebilir... Peygamber efendimiz o içerideki binanın içerisinde medfunlar. Malum kabirlere tarihlerde suikast girişimi olduğu için böyle bir koruma yapılmış.
İnternette dağıtılan Peygamber kabri olarak gösterilen malum Fotoğrafı hangi kendini bilmez, ne maksatla dağıtıyor acaba????
Benim maillerde gördüğüm fotoğraf, Konyada Mevlana Türbesinin fotoğrafıydı zaten Konyalı olduğum için ilk görüşte bilmiştim.
3- Medine ziyaret günleri bittikten sonra farklı bir heyecan başlıyor. Mekke yolculuğu daha en başında bile bir acayip. İhrama girmek apayrı bir olay? Hayatınızda hiç kefen giydiniz mi? İhram öyle bir duygu veriyor insana? Dünyadan ayrılmanın provası sanki? Önce insana komik geliyor Sonra alışıyorsunuz? Gündelik bir kıyafetiniz haline geliveriyor çünkü?
Medineden ihramla ayrılıyorsunuz. Rasulullahtan ayrılmak? İnsanı oldukça duygulandırıyor? Sanki günah denizine tekrar dönüyorsunuz ve hayatta yalnız kalacaksınız? verdiğiniz sözler unutulup gidecek ve yine nefis mücadelesi başlayacak? Zor bir hayat var önünüzde?. Bu hislerle medineden ayrılırken, bir yandan da üzerinizde ihrama alışmaya çalışıyor ve tatlı bir Kabe heyecanı başlıyor içinizde?
4- Kabe? Beytullah?Mescidi Haram? Hacerül esved? Bu kavramlar yıllardır hep hacılardan duyduğumuz ve özlemini çektiğimiz keşke bir gün bize de nasip olsa dediğimiz kutsal mekanlar? İslam tarihini okuyanların dahi aslını görmeden tüm bilgilerinin değersiz kalacağı mubarak mekanlar?
Kabeyi ilk gördüğünüzde yapacağınız dua çok önemli? İlk dua şaşkınlık ve hayret içinde yapılıp bitiyor? Eğer önceden hazırlamadıysanız ne isteyeceğinizi bilemiyorsunuz, çünkü Kabenin ilk görüldüğünde yapılan dua makbuldür? Onun için size Selahattin YILMAZ beyin bir dua tavsiyesini yazmak istiyorum. Eğer görürseniz kabeyi ilk defa aklınızda bulunsun şu kısacak dua: ?Allahım bundan sonra yapacağım tüm dualarımı kabul et? Kabeye yaklaşıyorsunuz. İçinizde büyük bir heyecan ve şaşkınlık? Boyunu ölçüyorsunuz, ebatlarını inceliyorsunuz ve tavaf yapan insanları seyrediyorsunuz. Çok farklı bir mekan? İşte burada hayat duruyor. Ben diyorsunuz nasıl başka zaman ve zeminlerde aynı kişiysem, burada da yine aynı kişiyim. Aklınız şuurunuz yerinde? Uçmuyorsunuz, Transa girmiyorsunuz. Kabe karşısında sessiz sakin bakınıyorsunuz. Ve grup liderinin peşinden tavafa başlıyorsunuz. Heyecanlı bir kalabalık içirisindesiniz. İlk defa duyulan dualar okunuyor kulaklarınıza? Ama hemen peşinden isterseniz elinizdeki kitaptan Türkçesini de okuma imkânınız var? Ve Türkçe anlamlarını kendiniz okursanız bir şavt ( tur) bitmeden o zaman anlıyorsunuz, burasının ne olduğunu?.. Taaaaa 4000 km. mesafeden niye buralara gelindiğini? Sadece dünyanın değil kainatın merkezinin Kabe oluşunu anlıyorsunuz? Ve Yüce bir makamda bulunduğunuzu tavaf dualarını okudukça daha iyi anlıyorsunuz. Kabeyi boydan boya gözlerinizle süzdükçe, ateşin etrafında dönen ateş böceğini, ateşin içine çektiği gibi kabenin sizi içine çektiğini ve sanki manevi bir mıknatısın, kuvvetli bir ezeli bağın aranızda bulunduğunu hissediyorsunuz? 4 köşeli kupkuru kutuya benzeyen bir binanın mucizesine şahit oluyorsunuz. Ve neden bunca sene buraya gelmemiş olduğunuza üzülerek, tekrar tekrar gelmeyi ve defalarca tavaf etmeyi Allahtan istiyorsunuz. Tavaf ederken Allahtan direk isteklerinizi istiyor, yalvarıyor ve dönüyor dönüyor dönüyorsunuz. Her dönüşünüzde sanki kendi aslınıza dönüyorsunuz. Sanki Eskiyen manevi cihaz veparçalarınız rektifiye oluyor ve sanki manevi ameliyat oluyorsunuz? Tüm manevi hisleriniz yeniden hayat buluyor ve yeniden canlanıyorsunuz.
Anlatılacak o kadar his, duygu düşünce varki?. Tavaf bana hiç bu yönleriyle anlatılmamıştı? ve giderken nereye gittiğimi dahi bilmeden gittiğimi zannediyorum. Ancak çoooook geç kalınmış bir ziyaret olduğunu düşünüyorum. Her yıl gidenleri, tekrar tekrar gittiği halde özlemini çekenleri daha iyi anlıyorum? Bırakın oraya gitmemiş ve kabe etrafında bir kere bile tavaf etmemiş cahillerin cahilce sözlerini bir kenara? Vakit geçmeden, kaportalarınız eskimeden koşun tavafa, mubarek mekanlara?
Rabbim cümlemize tekrar tekrar gitmeyi ve kendimizin ve ümmet-i Muhammed(S.A.V) in selameti için orada dualar etmeyi nasip etsin İnşallah?.
Yazılacak o kadar farklı konu var ki? Sıkılmamanız için aklıma en önce gelen önemli olanlarını yazdım.
Saygılarımla
Selami SARAÇ
5 Eylül 2009
KABE den, 24 saat yayın yapan 2 ayrı naklen yayın kamerasını aşağıdaki karelerden izleyebilirsiniz. Ama şunu hiçbir zaman unutmayın ki; bu görüntülerle, bizzat yanında olup seyretmenin arasında, uzaktan yakından hiçbir ilgi yok...( Görüntüyü alamıyorsanız internet explorer ile seyredin, google crom ile sorun çıkabilir):
[IFRAME]http://live.gph.gov.sa/user.swf[/IFRAME]
[IFRAME]http://live.gph.gov.sa/user44.swf[/IFRAME]


Comment