fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Gıpta Kime Edilir

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Gıpta Kime Edilir

    Kıyamet günü nebilerin ve şehidlerin gıbta edeceği kimseler


    Bazı Hadislerde “kıyamet günü nebilerin(peygamber) ve şehidlerin gıbta edeceği kimseler” den söz edilir. Bunların özellikleri nelerdir?




    Hz. Ömer'in rivayetine göre, Resulullah (asm.) şöyle buyurmuştur:

    “Mutlaka Allah’ın kullarından bazı insanlar vardır ki, onlar ne Peygamber, ne de şehitlerdir. Fakat kıyamet gününde, Allah katındaki makamlarından dolayı nebiler ve şehitler onlara gıpta edecekler.”

    Sahabeler dediler:

    “Ey Allah’ın Resulü bize haber ver, onlar kimlerdir?”

    Resulullah:

    “Onlar öyle bir topluluk ki, aralarında bir akrabalık, alıp verecekleri mal-mülk olmaksızın Allah için birbirlerini severler. Hem, vallahi şüphesiz onların yüzleri pırıl pırıl nurdur. Şüphesiz onlar nur üzerindedirler. (İşleri nurdur) insanlar korktuğu zaman onlar korkmazlar, halk mahzun olduğu zaman onlar mahzun olmazlar”(1) buyurdu ve şu ayeti okudu: “iyi bil ki, Allah’ın velilerine, sevdiklerine korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.”

    Bir başka rivayet de şöyledir:

    “Mutlaka Allah’ın kullarından, nebilerin ve şehitlerin kendilerine gıpta edecekleri kullar vardır. Sahabeler tarafından denildi ki: Onlar kimlerdir ey Allah’ın Resulü, bize haber ver ki onları sevelim. Resulullah onların bu isteği üzerine, şöyle buyurdu: Onlar öyle bir topluluktur ki, aralarında mal (ticari ilişki) ve akrabalık olmaksızın birbirlerini severler. Onların yüzleri nurdur. Nurdan minberler üzerindedirler. Halk korktuğu zaman korkmamayı sürdürürler. İnsanlar mahzun oldukları zaman onlar üzülmezler” dedi ve sonra “Dikkat edin! Mutlaka Allah’ın evliyası için korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.” ayetini okudu. (2)




    Resulullah (asm) kendisinden sonra gelecek ‘kardeşleri’ni bir başka hadis-i şerifte şöyle dile getirmişti. Ebu Hureyre’nin bildirdiğine göre, bir gün “Resulullah (asm) kabristana geldi ve: “Ey müminler yurdunda yatanlar, selam üzerinize olsun. İnşaallah biz de size kavuşacağız buyurdu”.

    Sonra hasretle iç geçirerek: “Kardeşlerimi öyle göreceğim geldi ki” diye ekledi. Yanında bulunan sahabeler: “Ey Allah’ın Resulü biz senin kardeşlerin değil miyiz? Dediler.

    Resûlüllah (asm): “Sizler ashabımsınız, kardeşlerim henüz gelmiş değildir.” buyurdu.

    Yukarıda geçen hadislerde olduğu gibi burada da Resulullah, ashabdan bir kısmı ile Medine kabristanı yanından geçerken kendisinden sonra gelecek “İhvanı’nı görme arzusunu” ve onlara olan hasretini ifade etmektedir. Çünkü dünyada onları görmesi mümkün olmayacaktır. Onlar Resulullah buradan göçtükten sonra, şu veya bu zamanda, Allah dilediğinde hayat sahnesine çıkacaklardır. Onlarla ancak ahirette görüşmek nasip olacaktır.

    Sahabeler, onun hasretini bir nebze olsun söndürmek için, kendilerinin ona olan yakınlıklarını bildiklerinden, “Biz senin kardeşlerin değil miyiz?” diye sormuşlardır.

    Fakat Resûlüllah (asm) onlara “Ashab” diğerlerine “ihvan” (kardeş) ünvanı vermiştir. Resulullahın devrinde onu görenler, sohbet edenler sahabe veya ashab diye anıldığı ve ashab sözü onlar için çok kullanıldığı gibi ihvan, kardeş veya kardeşler sözü de sonra gelecekler arasında çok kullanılacak, belki de onlar hangi ırktan veya beldeden olursa olsun birbirlerine “kardeş!” diye hitap edeceklerdir. İslâm ve imanla birbirlerini soy kardeşten daha çok sevecekler, mesleklerinin esası, kardeşlik olacak, birbirlerine en fedakâr kardeş, en civanmert arkadaş olacaklardır. Yani sonradan geleceklerin en önemli özellikleri ve mesleklerinin en mühim esası, İslâm kardeşliği olduğu için, Resulullah (asm) onlara kardeş, ihvan, kardeşler ünvanını vermiş, bu kimselerin sonlarının iyi olacağına, imanla kabre gireceklerine de bir işaret vardır. (3)

    Resulullah “kardeşlerim henüz gelmiş değillerdir” buyurunca, sahabeler daha dünyaya gelmeyen kimseleri Resulullahın hiç görmeden nasıl tanıyacağını, ahirette nasıl bileceğini düşünmeliler ki, şöyle sordular:
    “Peki ya Resulullah! Sen ümmetinden henüz dünyaya gelmemiş olan bu kimseleri nasıl bileceksin?”

    Resulullah bunun üzerine şöyle sordu:

    “Bir kimsenin alnı ve ayakları ak nişanlı bir atı bulunsa, onu siyah ve boz atlar arasında iken tanıyabilir mi?”

    Sahabeler:

    “Evet” dediler.

    Resulullahın o ak bahtlı kimseleri, alnında akı, ayaklarında sekisi bulunan atlara benzetmesi gösteriyor ki, bu kimseler beş vakit namazlarını sürekli kılan, büyük günahları terk eden kimselerdir. Ayette belirtildiği gibi(4) onların alınlarında imanlarının ve secdelerinin izi ve işareti olan bir nur ve beyazlık olacaktır.

    Hadis-i şerifin devamında şu husus dile getirilir:

    “İşte o kardeşlerimde abdestlerinden hâsıl olan nur sebebi ile abdest uzuvları pırıl pırıl parlayarak mahşere gelirler. Ben ise onları Kevser havuzumun yanında beklerim. Dikkat edin, bir kısım kimseler de şaşkın develerin kovalandığı gibi kevser havuzumdan kovulur. ‘Buraya gelin’ diye onlara seslenirim. Denilir ki, ‘onlar senden sonra hal ve durumlarını değiştirdiler.’ Ben de o zaman, ‘helak oldular, helak oldular’ derim.”


  • #2
    Cevap: Gıpta Kime Edilir

    İnşaallah bu bahtiyarlar zümresine Allah(c.c) bizleri de dahil eyler.

    Comment


    • #3
      Cevap: Gıpta Kime Edilir

      zaten ölüm tek bir defa gelecek oda neden Allah için olmasın değilmi?

      Comment


      • #4
        Cevap: Gıpta Kime Edilir

        Evet iman insanı insan eder belki insanı sultan eder.
        ölüm iman ehli için bir terhistir.
        dünya zindanından cennet bostanlarına rahman olan Allah ın bir davetidir.

        Comment


        • #5
          Cevap: Gıpta Kime Edilir

          sanirim olumden korkuluyor ee nedemisler suc islersen cezani bilirsin toprak altina girmeyede yuzun olmaz

          Comment


          • #6
            Cevap: Gıpta Kime Edilir

            ya biede tanri diyoruzda arilar olmazsa yasam 4 seneye inecek iyorlar yoksa tanri arilarmi

            Comment


            • #7
              Cevap: Gıpta Kime Edilir

              Eeeee...Allah(tanrı) arıları boşuna yaratmamış değil mi?
              güneş olmazsa da sıfır güne iner.
              yani insanı bu dünyada icad eden zat levazımatını da o hazırlamış.
              Ciğeri verirken havayı teneffüse uygun bir şekilde yaratmış.
              Kısaca yemek yapan kişi yemekten önce tuzunu, baharatını hazırlar.

              Comment


              • #8
                Cevap: Gıpta Kime Edilir

                ibrahim simsek Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                ya biede tanri diyoruzda arilar olmazsa yasam 4 seneye inecek iyorlar yoksa tanri arilarmi
                O zaman size göre insana menfaatı olan şey onun tanrısı mı oluyor?
                Elbette ki öyle değil. Ya nasıl?
                etrafımızda bize yardımcı olarak verilen her şey(arı,tavuk, inek,güneş,yağmurlar,ay,annemiz,babamız vs. vs.)bizi yaratıp bizi bizden daha iyi bilip,mevcudatı imdadımıza gönderen, bir ikram edici Zat'ın işleri.
                yani padişahın hediyesini bize getiren birer vasıtadırlar.
                Yoksa hediye sahibi başka...

                Comment


                • #9
                  Cevap: Gıpta Kime Edilir

                  yardimcimi yani diyelimki simdi beyin yardimci nukler silahlar toplumu katletmek icin bulunmustur ya kusura bakmayin ama islamla sizin nasil mantiginiz oldugunu anlayamiyorum yani arilari yok edersek insanlik yok olur o zaman tanrinin gucu nerede kalacak arilara yasam bagladik adina tanrimi dedik neyse ben bilime guvenir ve bilimden sasanlarin sonunuda gorurum ornek hindistan ornek cezayir vs

                  Comment


                  • #10
                    Cevap: Gıpta Kime Edilir

                    Eveet... Şimdi önce Allah yardımcısı olmaktan münezzehtir.
                    Onun kudreti,gücü herşeyi ihata ettiğinden yardımcılara ihtiyacı yoktur.
                    Padişahın hediyesini sana getiren ulak onun ortağı yardımcısı değildir.
                    Yaratıcının araya sebepler koymasının nedenlerini başka bir zaman izah ederiz.
                    İnsana kendisine muhatap olabilmesi için akıl ve onun merkezi olan beyini vermiştir.İnsan imtihan gereği bunu hayırda da şerde de kullanabilir.
                    Mesela bıçak çok faydalı bir alettir ama onunla adam öldürülebiliyor.
                    Yani insan kendi kullanım şekliyle o yararlı aleti zararlı bir hale çeviriyor.
                    Nükleer enerji de öyle. İnsanlığın yararına kullanılabilirken, kitle imha silahı olarak kullanılabiliyor.
                    Allah insanların kuvvelerine bir had koymadığı için nihayetsiz hayır ve nihayetsiz şer işleyebiliyor.
                    Ama yaratıcı bunun güzel işlerde kullanılmasını istiyor.
                    İnsanın dünya üzerinde varlığını sürdürebilmesi için binlerce şart lazım.
                    Allah bu ortamı hazırlamış.
                    Sen bu şartlardan birini veya birkaçını ortadan kaldırmakla insanlığa zarar versen bu tanrıya yardım olmuyor.Ama imtihan sırrı gereği müsaade
                    ediyor. Etmese idi insanoğlunun sınavının anlamı kalmazdı.
                    Birisi bir insanı öldürse tanrının gücüne ortak olmuş olmuyor.
                    yani şer işlerinide yaratan o. Ama istemiyor.
                    Zaten insanlığın buluşları ,çalışmalarının neticesinde yaratıcının ikramı.
                    Newton çalışıyor fakat en olmadık bir zamanda yerçekimini keşf ediyor.
                    Yani biz hiç bir şeye hayat bağlamadık. Her şey hayata hizmetkar kılnmış.
                    çünki insan mükerrem bir varlık.
                    Allah bazı şeylere müsaade eder ama zamanı gelince çok şiddetli müdahale eder.
                    Mesela anne babalarıda yok etsen çocuklar doğmaz.
                    bu bir tahrip olur.Yani ben bu şeyi yıktım öyleyse yapan yoktu denilebilir mi?
                    tahripte de Allah ın müsaade ettiği kadar ileri gidilebilir.
                    Kabeyi yıkmaya gelen ebrehe ordusuna oraya gelmelerine kadar izin veren Zat ondan sonra onları ebabil kuşlarıyla mahvettiği tarihlere geçmiş.
                    hülasa; biz diyoruz ki zarar da menfaatte onun elindedir.
                    O istemezse kimse kimseye zarar veremez.
                    Allah tabiatta mükemmel bir denge kurmuş.
                    İnsan bu dengeyi bozarsa kendi evini kendi başına yıkmış olur.
                    Ben bu evi bozarsam daha içinde yaşanmaz mantığıyla hareket ederse, ev sahibi de bütün bütün o haneyi harap eder.
                    "Beserin bulasik eli karismamak sartiyla, hicbir seyde hakiki nezafetsizlik ve cirkinlik gorulmuyor."
                    Bizim bulaşık elimiz çirkinliklere sebep oluyor.
                    Ayrıca bilim geliştikçe kuranın hakikatları ortaya çıkıyor.
                    İslamiyet bilimin ta kendisidir.ama herşeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir.
                    Bugün islam ülkelerinin keşmekeşe düşmelerinin sebebi dine bağlılık değil avrupa ve asya münafıklarının tasallutlarıdır.herkes islam ülkeleriyle ve bunların doğal kayanaklarıyla uğraşmıyor mu?
                    Bizler ne zaman islamla bütünleşsek o zaman yükselmiş bir milletin evlatlarıyız.
                    Dinimiz hiç ir şekilde bilime muhalif değil aksine teşvik ediyor.
                    Biz her sanatlı şeyin sanatkarı olduğuna inanırız. görünmemek olmamaya delil olamaz.
                    Bir de şu an dünyanın dörtte üçü yaratıcıyı kabul ediyor. bunun en önemli sebebi de ilginçtir ki bilimin gelişmesi....
                    İnsan DNA sını çözen kişide bu yüzden iman etti.

                    Comment


                    • #11
                      Cevap: Gıpta Kime Edilir

                      ibrahim simsek Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                      yardimcimi yani diyelimki simdi beyin yardimci nukler silahlar toplumu katletmek icin bulunmustur ya kusura bakmayin ama islamla sizin nasil mantiginiz oldugunu anlayamiyorum yani arilari yok edersek insanlik yok olur o zaman tanrinin gucu nerede kalacak arilara yasam bagladik adina tanrimi dedik neyse ben bilime guvenir ve bilimden sasanlarin sonunuda gorurum ornek hindistan ornek cezayir vs
                      bir insan sadece dini ilimlerle iştigal edip bilime önem vermezse bundan taassup meydana gelir.
                      Sadece bilim der ve dini ilimlerle bunu mezc etmezse yani harmanlayarak birleştiremezse buradan da tabiatperestlik çıkar.Yani doğaya tapmaya başlar.
                      En mükemmeli dini ilimlerle fennin ittihad ettirilmesidir.
                      Aristo,Eflatun, Sokrat,Pascal,Bernard Shawe, Mr. Karlayl vs. vs. gibi bir çok filozof ve bilim adamı tabiatı,doğayı incelerken bu nizam ve intizamın sahibini görmüş ve bulmuşlar.
                      Yani ;doğaya, tabita Allah' ı karıştırmayın mantığı mantıksızlık olur.Çünki;Bir iğne ustasız olmaz bir köy muhtarsız olmaz bir harf bile kâtipsiz olmaz iken nasıl olurda şu muntazam ve sistemli bir şekilde çalışan dünya kainat sahipsiz olur ve kendi kendine meydana gelir...Değil mi?
                      Görüldüğü gibi asıl bilimden şaşmak Allah ı inkar ile oluyor.
                      Her fen kendine mahsus dille Onu anlatıyor, belki de sevdiriyor.
                      Anlayana sivrisinek saz..........

                      Comment

                      Working...
                      X