fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

YARASALAR

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • YARASALAR

    YARASALAR
    Işığı Tanımamış Memeli


    Çatısı henüz kapanmamış küçük bir ahşap kulübe yapıyorduk. Üstünü de güneşin yakıcı alevinden korunmak için geçici olarak kıl bir yaygı ile örtmüştük. Gün akşama dönünce yaygıyı kaldırdı Victor, daha doğrusu savurdu şöyle bir. Hayal misali bir yaratık uçuverdi, uçuverdi, geldi Victor'un bacağına tutundu. İncecik parmaklarıyla bir çocuk gibi sımsıkı sarılmıştı. O kadar narin ve sevimliydi ki hareketsiz duruyordu Victor, ben de eğilmiş epey bir tezahüratta bulunmuştum. Gören Victor'un bacağını incelediğimi sanabilirdi, nereden bilecekti ki orada küçük bir yarasa var ve ona bakıyorum...
    Kanatları yumuşacık, kadife gibiydi. Kafası ufacıktı ve yan duruyordu. Elleri, parmakları ve tırnakları çok belirgindi. Gecenin yaratığı olduğu her halinden belliydi. Yavru bir canlıydı. Belki de orijinal büyüklüğü ve ifadesi böyleydi, aslında yetişkin bir yarasaydı. Ama tıpkı bir yavru gibiydi işte. Evrimin bir noktasında kalmış gibiydi. Yere inememiş, ışığı tanıyamamış bir memeliydi. Zeytinliğimizdeki zeytin sinekleriyle besleniyordu ve bu nedenle de onu ayrıca seviyorduk. İyi ki vardı ve iyi ki buradaydı. Sıkılmış olmalı ki, birden uçup gitti...

    Dupnisa'nın Yarasaları
    Yarasaların ilginç bir yaşamı vardı, bunu biliyordum. Doğal Hayatı Koruma Derneği'nde çalıştığım dönemde, 2001 yılı olabilir, tesadüfen sekreterin telefonda şu cümleleri söylediğini duydum.
    'Evet ama beyefendi, biz yarasalarla ilgilenmiyoruz, yani kuş olsa neyse, uçuyor ama kuş değil ki...'
    Kaynar su başımdan aşağıya boşaldı. Nasıl oluyor da ilgilenmiyoruz? Yarasalar ne zamandır doğal hayatın dışında sayılıyor ki biz onlarla ilgilenmiyoruz? Ona telefonu vermesini söyledim:
    'Kusura bakmayın, buyurun sizi dinliyorum, sorun nedir?'
    Karşımdaki ses biraz afalladı ama nihayet derdine derman olabilecek birine ulaştığı için de memnundu tabii.
    'Ben Boğaziçi Üniversitesi'nin mağara araştırma grubundanım' diye söze başladı. 'Bizim sürekli gidip antrenman yaptığımız bir mağara var İğneada'da; Dupnisa Mağarası. Burada birçok yarasa yaşıyor ama mağarayı turizme açacaklarmış, o nedenle içinde inşaat yapıyorlar.'.
    'Peki söyler misiniz, bu yarasalar hangi tür, sayıları ne kadar, nasıl bir turizm?'
    Bir dedektif gibi soru soruyordum, o da cevaplıyordu.
    'Bu, ender türden bir mağara. İçinde dere akıyor. Sulu ve kuru galerileri var, gerçekten tam bir doğa harikası. Yarasalar da sanırım iki türden ve çok sayıda, yani hocamız ‘Doğu Avrupa'nın en önemli mağarası' diyor.'
    'Sizin hoca?'
    'Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü'nden Andrezj Furman, kendisi yarasa uzmanıdır.'
    'Tamam ben ilgileneceğim, sizi ararım' diyerek telefonu kapattım.
    Önce Andrzej Furman ile görüştüm. Konu bir dilekçe ile yetkili mercilere bildirildi ve inşaatı durdurma ve bilirkişi ziyareti yapma kararı alındı. Sonra ben, Furman ve Kültür Bakanlığı yetkilileri birlikte mağaraya gittik. Mağarada on binlerce yarasa tavana yapışmış, aşağıya doğru sarkmıştı. Gerçi inşaat durmuştu ama bize mağarayı göstermek için bir jeneratör ışık yaktılar. O an Furman çıldırdı:
    'Yarasalar şu anda kış uykusunda, metabolizmaları neredeyse durmuş vaziyette. Normal şartlar altında sürekli beslenmeleri gerekir, çok uzun zamandır beslenmeden bu şekilde uyuyorlar. Mağaradaki en ufak bir ısı-nem değişikliği onlara kış uykusu bitti mesajı verir ve kıpırdanmaya başlarlar.'

    Nitekim kıpırdanmaya başlamışlardı bile. Furman bir sismograf gibi, az sonra olacak bir depremi haber veriyordu sanki.
    'Kıpırdanınca da yere düşerler ve hiç enerjileri olmadığı için bir daha kalkamazlar, tekrar uyumaya devam edemezler, hepsi bir anda ölmeye başlar. Siz deli misiniz, ne yaptığınızın farkında mısınız?'
    Sesi gittikçe sinirlendiğini gösteriyordu ve gerçekten de önümüze iki yarasa düşüverdi.
    Ben gözlerime, kulaklarıma, etrafımda olanlara inanamıyordum. Üzerinde durduğum beton platforma da inanamıyordum. Üst mağara ile alt mağarayı birleştirmek için yapılan merdivene de, mağara boyunca döşenen aydınlatma elemanlarına da inanamıyordum. Hızla mağarayı terk ederken inşaat ekibinden biri, benim hayret ve tiksinti ile beton dökülmüş tabana baktığımı yakaladı ve bir açıklama yapma gereği duydu:
    'Tabii efendim, şimdi bu yol böyle kalmayacak, yani bittiğinde taş döşenmiş olacak, siz de inanamayacaksınız, çok güzel olacak, doğal görünecek.' Ben zaten inanamadığımı, inanamamam için daha fazla şey yapmalarına da gerek olmadığını söyledim.
    Ama o açıklama yapmaya istekliydi:
    'Yani işte mağaranın taşlarından kullanacağız, aynen mağara gibi olacak.'
    Bunları sırıtarak söylüyordu. Karşımdaki insanın gerçekten insan olup olmadığını merak ediyordum, yoksa az sonra elini çenesine götürecek ve yüzünün üzerindeki deriyi sıyırarak bana gerçek yüzünü mü gösterecekti? Yoksa vampir miydi? Bir yarasa vampiri. Evet, yarasa kanıyla beslenen bir vampir olabilirdi...
    O ziyaretin sonucunda mağara doğal sit ilan edildi ama sonra sit derecesi düşürüldü diye hatırlıyorum.
    Konuyu uluslararası platforma da taşıdım, yarasa uzmanlarıyla konuştum. Onlara raporları gönderdim, onlar da Bern Sözleşmesi sekreteryasında bir dosya açılması için lobi yapmaya karar verdi. Bunu Çevre Bakanlığı'na ilettim. Eğer bir dosya daha açılırsa çevre karnesine bir düşük not daha gelecekti. Zaten Caretta caretta'lar nedeniyle durumumuz parlak değildi. İşe yaradığını söyleyebilirim. Atlas'ta da bir yazı çıktı hatta o dönemde.
    Dupnisa Mağarası'na epeydir gitmiyorum, uzun zaman oldu hatırını sormadım. Belki birlikte gideriz bir ara. Kim bilir?
    İşte yarasaların öyküsü budur bendeki. Yazı: Güneşin Aydemir / Atlas Şubat 2010
  • Fidanligi.com

  • #2
    Cevap: YARASALAR

    İki yıl önce ziyaret ettim mağarayı. Yavrulama zamanı olduğunu söylemişlerdi. Sadece ilk giriş galerisine girebildik. Diğer bölüme salmadılar. Merdivenler yapılmıştı ve ışıklandırma vardı. Yani mağaranın doğallığını zaten bozmaya başlamışlardı. Hiç anlam veremiyorum. Yahu neden herşeyi bu kadar maddiyata bağladık. Birkere olsun bilmediğimizi bilebilsek ne olur sanki. Yurt dışında da (Romanya ve Bulgaristan' Da ) birsürü mağaraya gittim ben. Eksta hiç bişey yapılmıyor ve uzman rehber olmadan mağaralara girilmiyor. Ayrıca istediğiniz zamanlarda da mağarayı ziyaret edemezzsiniz. Yahu bu insanlar bişey mi bilmiyorlar. Bu kadar değerleri elimizde tutamıyoruz. Mağaraların doğallığı bozulunca bu yarasalar nerede nasıl yaşarlar. Yeter artık Durun artık ya bi DURUN

    Comment


    • #3
      Cevap: YARASALAR

      Ya ne edecen be ustad allah yasatir allah alir .Yarasalarinda kaderi oyleymis ne etcen kader.

      Comment


      • #4
        Cevap: YARASALAR

        Zaten biz Kader kelimesinin manasını tam anlamıyla bilseydik, bu hale düşmezdik. Kur' an- ı Kerim in dediklerini yapsaydık bi o kadar ilerlerdik. Ama biz sadece herşeyi bildiğimizi zannediyoruz, her konuda bilgiç kesiliyoruz. Ya bi mağaramız vardı burda onun da hakkından geldik. Akıbeti ne olur diye hiç düşünmüyoruz, para gelsin de. Yalnız şunu söyleleyim oraya gelecek yabancı turistler bizim gibi cahil gelmiyor. Gideceği yerle ilk önce ayrıntılı araştırma yapıyorlar, OKUYORLAR, ellerinde bilgi kitapları ile geziyorlar, soru soruyorlar, Bizim gibi aval aval bakınmak için gelmiyorlar.
        Bakalım o sorulara bizimkiler nasıl cevap verecekler, ve umduğunu bulamayan turistlerin ardı kesilince ne edecekler.

        Comment


        • #5
          Cevap: YARASALAR

          Ya ustad niye kizdinki ben kadere inanirim oda kader alin yazisi ne etcen .Yaradan baska turlu olmasini istedide o insanlarmi degistirdi? Etme yaw Saka tabi ama malisef insanlarin yuzde doksani kadere inanmakta ve sonucta kader gercek olmakta .

          Comment


          • #6
            Cevap: YARASALAR

            Yahu ben kadere inanmyalım demiyorum. Bende inançlı bir insanım, ama eşeğimi kazığa bağlayıp ondan sonra Allaha emanet etmeliyiz. Onu diyorum. Biz salmışız Ya mevlasını, sonra da ne yapalım, Kader. Yahu bunun bile hesabı sorulacak bize. Daha da önemlisiyaşadığımız dünyayı neden hala göz göre göre mahvetmeye o kadar uğraşıyoruz inadına

            Comment


            • #7
              Cevap: YARASALAR

              Isin gercegi ustad kader malesef insanlarin onunde bir manidir yani engel .Gerçekci olmak gerekiyor ve gerçeklere gore hareket etmek gerekiyor.Hiç dikkatini çektimi kader diyenler sanki kaderlerini kendileri çiziyor ve zenginlesiyor ama kadere inanlar malesef sadece kendilerini fakirlestirmiyor dogayada zarar veriyor.Agaç kes gitsin ve mantikta su allah verdi ne için ?Insanlar için kesilecek .Yani birileri kadzere insanlari inandirirken ceplerini dolduruyor ve tabiat ana mahvoluyor.Diyecegim o durki insanlarimizin su kader mantigindan acilen kurtulmasi sart.Iste o zaman degerlerimize sahip cikarlar cikmayanlarin karsisina dikilirler.Baska turlusu mumkun degildir.Dusun ulke ateist yada ona benzer bir inanc bicimi olsaydi acaba bunlar yasanirmiydi.Yada insanlara gercek islam yada ataturkun izinden gidilerek yukseltilen bir cumhuriyet olsaydi bunlar olurmuydu.

              Comment


              • #8
                Cevap: YARASALAR

                Aklın yolu birdir üstad, doğru söze ne denir.

                Comment


                • #9
                  Cevap: YARASALAR

                  MEDENİ YARASALAR
                  Bonn Üniversitesi Zooloji Ensütüsü'nde dört yıl boyunca "Desmodus rotundus" isimli sevimsiz görünen vampir yarasa kolonilerini laboratuvarda besleyerek onlar üzerinde araştırmalar yapan Koreli biolog Shi-Ryong Park, neticede oldukça enteresan bir tesbitte bulundu: Yarasalar da balinalar gibi karşılıklı konuşuyorlar...
                  Yarasalar üzerinde bugüne kadar yapılan araştırmalar neticesinde, ekseriyetle koloniler halinde yaşadıkları, birlikte avlandıkları, ultrasonik ses dalgalan yayarak yönlerini buldukları ve avlarının yerini tesbit ettikleri biliniyordu. Bu araştırma neticesinde bu sahada bilinmeyen bir nokta daha aydınlatılmış oldu.
                  Biolog Park, bu uzun süreli araştırması esnasında vampir yarasa kolonileri içinde, adeta rütbelerle belirlenmiş bir hiyerarşik nizamın varlığını tesbit etti. Hâdise, yüksek rütbeli bir yarasanın yem mahalline yaklaşması üzerine, burada bulunan diğer yarasaların uzaklaşması şeklinde cereyan ediyordu. Diğer yarasaların uzaklaşmaması halinde orada anında rütbe kavgası başlıyordu. Biolog Park bu tür mütecaviz davranışların, bütün davranışların sadece % 16 gibi cüz'i bir kısmını teşkil ettiğini belirtmektedir. Daha sık olarak, tevazu ve müdafaa hareketleri görülmektedir. Sabırla beklemek, uçup gitmek ve uzaklaşmak gibi.
                  Burada vampir yarasalara, huzuru sağlamak ve birbirlerine karşı saldırıları engellemek için bir davranış sisteminin ilham edildiği görülmektedir. Koloninin başında grubun dişi yarasaları arasında yaşayan "Alpha-erkek" bulunur. Dişi yarasalar, onu belli rütbeye sahip diğer erkek koloni üyelerine karşı müdafaa ederler. Bu gibi farklı sosyal münasebetler, kesin olarak haberleşme vasıtasına ihtiyaç bırakmaktadır.
                  Araştırmanın derinleştirilmesi neticesinde "Desmodus rotundus" isimli yarasanın 17 sesten oluşan hayret verici genişlikteki bir dağarcığı kullandığı tesbit edilmiştir. Bu seslerin çoğu, insanların duyamıyacağı ultrases sahasında bulunduğu için ancak hassas cihazlar vasıtasıyla işitilip kaydedilmektedir.
                  Neticede yarasaların içtimâi münasebetlerini tertipleyen tehdit, kavga, müdafaa, kurtarma, protesto, temas ve teselli gibi hâdiseler karşısında birbirinden farklı sesler çıkararak haberleştikleri anlaşılmıştır.
                  Her şeyi tabiat ve tesadüf İle açıklayanların "İnsan, konuşan bir hayvandır" ısrarına karşılık; bu yarasalar, esrarengiz konuşma dilleri ile, bütün lisanları bilen ve ihtiyaçlara en uygun cevabı veren Rahmeti Sonsuz'u düşünen insanlara hatırlatmaktadırlar.

                  İsmail Kaleli

                  Comment


                  • #10
                    Cevap: YARASALAR

                    Eger haber dogru ise geçmiste bizlere anlatilan hikayelerin tamami yalan.Ozellikle camide anlatilanlar.Allah hayvanlara koklasarak anlasma yetisi vermistir.Oysaki hayvanlarda konusmaktadir.

                    Comment


                    • #11
                      Cevap: YARASALAR

                      İnşaallah bu yazıları da aklı selim birileri görür de yarasa katliamlarına artık DUR der

                      Comment

                      Working...
                      X