fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Arıcılar! Bunları düşündünüz mü?

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Arıcılar! Bunları düşündünüz mü?

    İşte, ilhâma mazhar olan arı, örümcek ve yuvasını çorap gibi yapan bülbül gibi hayvanları bu sineğe kıyas et. Hatta bitkileri de aynen hayvanlara kıyas edebilirsin. Evet, Cevâd-ı Mutlak (celle celâlühü), her can sahibi varlığın eline lezzet ve ihtiyaç mürekkebiyle yazılmış bir tezkereyi vermiş ve onunla tekvînî emirlerin programını ve hizmetlerinin fihristesini tevdî etmiştir. Bak o Hakîm-i Zülcelâle, nasıl Kitâb-ı Mübîn'in düsturlarından arının vazifesine âit miktarını bir tezkerede yazmış ve arının başındaki sandukçaya koymuştur. O sandukçanın anahtarı da, vazîfeperver arıya has bir lezzettir. Onunla sandukçayı açar, programını okur, emri anlar ve hareket eder:
    “ve evha rabbüke ilen nahli” âyetinin sırrını ortaya koyar.

  • #2
    Cevap: Arıcılar! Bunları düşündünüz mü?

    Biraz kafa yormakla konuyu anlayabiliyorum. Mesajlarınızı daha anlaşılır yazsanız daha güzel olacak, benim osmanlıca kelime bilgim iyidir ancak günümüzde bu dil kullanılmadığı için hızlıca anlamakta zorlanıyorum.
    Bu mesajınızdan anladığımı yazacak olursam, birazda sorularım olacak bu arada.
    1- Arı, örümcek ve bülbül sineğe kıyas edilecek. Nasıl? onlar bir tarafta sinek diğer tarafta olarak mı? sineğin ne farkı var diğerlerinden. Boşta gezdiği için mi?
    2-Allah, her canlıya onun yaşama şartlarını anlatan bir program yazmış ve onların kafalarının içine yerleştirmiş. O hayvancıklarda bu programa göre hareket ederler. Doğrumu anlamışım?
    3-Bu yazdığınız ayet sırrı nedir? bunu bir tefsirden mi alıntı yaptınız. Bu bir tefsirden alındıysa merak ettim gerçekten. Adını verebilirmisiniz?
    teşekkürler.

    Comment


    • #3
      Cevap: Arıcılar! Bunları düşündünüz mü?

      1-Sineğe kıyas edilmesi ilhama mazhariyet noktasındandır.Şöyle ki;Hortumlu sivrisinek dünyaya geldiği dakikada hanesinden çıkar; durmayarak insanın yüzüne hücum eder, uzun asâsıyla vurur, âb-ı hayat(kanı) fışkırtır, içer. Hücumdan kaçmakta, erkân-ı harb gibi meharet gösterir. Acaba bu küçük, tecrübesiz, yeni dünyaya gelen mahluka bu san'atı ve bu fenn-i harbi ve su çıkarmak san'atını kim öğretmiş ve nereden öğrenmiş? Yani bu tamamaen bir sevk-i ilahidir.Fark değil,ortak yönler nazara verilmiş.Bu mahluklar onun emirber hizmetkarlarıdır.
      2- Evet veciz bir şekilde manayı anlatmış olmanız iyi anladığınızın bence en önemli delili.
      3- Bu ayette cenab-hak, biz arıya ilham ettik diyor. Yani tabiatçıların bütün bütün aksine,arı içgüdü ile değil Allah'tan aldığı ilhamla hareket ediyor. Eğer ilhama bu namı takmışlarsa, yinede bu işi Allah'tan soyutlamakla büyük bir hata yapıyorlar. Yazdığım konuların ekserinde R.N.Külliyatını referans alıyorum. İlginize teşekkür ederim.

      Comment


      • #4
        Cevap: Arıcılar! Bunları düşündünüz mü?

        Akıl/ilim, araştırmalar göstermiştir ki, atomdan yıldızlara, milyonlarca hayvan türleri ve bitki çeşitlerine dek her varlığın hem kendi içinde hem de diğer bütün unsurlarla öyle harika/girift bağlantıları var ki, içeriden değil, mutlaka dıştan sonsuz bir akıl, ilim, irade ve güç sahibi tarafından idare ve sevk edilmesi gerekir. Hayvan ve bitkilerin de ilhamla/İlâhî bir sevkle yönlendirildiklerine delil, onların yaptığı harika işleri yüz milyonlarca akıllı, şuurlu ve bilgili insanın bir araya geldikleri halde yapamamaları, âciz kalmalarıdır.

        Meselâ kedi gibi bazı hayvanların gözü kör olduğunda, kaderin sevkiyle gidip gözüne ilâç olan otu bulup sürmesi, kartal gibi (etobur) kuşların fersah fersah uzaklardaki hayvan ölüsünü fark etmesi, bir günlük arı yavrusunun havada bir günlük mesafede izini kaybetmeyerek ve yuvasını karıştırmayarak gelip girmesi; bülbülün yuvasını çorap gibi örmesi, anestezi yapan sivrisinek, binlerce kilometre uzaklara göç eden kuş ve balıkların yerlerini bulması vs. bütün bunlar, nasıl içgüdü olabilir? Demek, onlar İlâhî sevkle hareket eder ve onlara ilhamen bildirilir. İlâhî Kudret’in izniyle bütün hayvanların melâikeden bir çobanı var ki onları yönlendiriyor.

        Yavru ördek, yumurtadan çıktığı anda yüzmesini becerebiliyor. Kozadan çıkan karıncalar, hemen dehliz kazmaya başlıyorlar. Arı, çok kısa zamanda san'at hârikası olan peteği; örümcek ise, gergef inceliğindeki ağını örebiliyor. Bir arının bir çay kaşığı balı yapabilmek için günde 18 bin çiçeğe konduğu, fennin tesbitleri arasındadır. (Sanki her bir çiçek, 18 bin âlemden birisini temsil ediyor). Bu kadar karmaşık yolları dolaştıktan sonra tekrar kovanını bulması, içgüdüyle izah edilip geçiştirilebilir mi?

        Keza tavuk, inek, kurt, kedi, köpek gibi hayvanların depremin yaklaştığını hissetmeleri de ilim ve tecrübeyle sabittir. Ki, kimi garip sesler çıkarıyor, kimisinin vücut hareketleri değişiyor, kimisi deprem bölgesini terk ediyor...

        Kilometrelerce ötede yumurtalarını bırakıp dönen yılan balıklarının yavruları, yumurtadan çıkar çıkmaz yola koyulur ve annelerini sanki elleriyle koymuş gibi bulurlar. Bunu İlâhî bir sevkten başka ne ile izah edebiliriz? Hayvanlarda gördüğümüz bu hârikulâdelik, ancak ve ancak Allah’ın (cc) bir vergisi olarak açıklanırsa, işte o zaman buna aklî ve mantikî bir açıklamayla bakılabilir.

        Ya patates, soğan, pancar gibi sebzeler, toprak altındaki karanlıkta nasıl büyüyüp gelişiyor? İpek gibi yumuşak kökler nasıl taşı toprağı deliyor, ihtiyaçları olan kimyevî elementleri (gıdayı) hassas ölçüyle şaşırmadan nasıl ayırt edip alıyorlar?

        Ne yazık ki, 19-20’nci asrı, etkisi altına alıp çalkalayan seküler, lâdinî, ateist felsefe sevk-i İlâhî’yi, “Kendi kendine oluyor veya tabiatın icâbı” diyerek “içgüdü” kılıfıyla örttü.

        Atomdan galaksilere kadar her şey, nasıl yörüngesinden sapmadan nizam ve intizam içinde yoluna devam ediyor? Bunlar apaçık, sevk-i İlâhî, yani Allah’ın varlığı ve birliğini göstermez mi?

        Comment


        • #5
          Cevap: Arıcılar! Bunları düşündünüz mü?

          yavru ordek yumurtadan ciktinmi yuzmeyi becerebiliyor tabiki ama nedense cift basli insanlar doguyor ilahi gucmu yani ilahi gucun isi gucu kalmadidami dogan yavrucaklarla ugrasiyor birde bir erkegi hamile birakmayi basardilar bu erkek yakinda dogumda yapacak bebekte cok saglikli ama sezeryanla alacaklar naber millet gider aya biz hep yaya

          Comment


          • #6
            Cevap: Arıcılar! Bunları düşündünüz mü?

            Sizce bu kendiliğinden olabilir mi?
            insanın maşaalah diyesi gelmiyor mu?


            Haaaaaa..! size dönmeyi erkek diye yutturmuşlar. O adam(!) zaten kadındı. Sağını solunu kesip kadına erkek süsü verdiler ve bunu erkek hamile kaldı diye lanse ettiler.Çokları da kemel-i afiyetle yuttu.
            naber)))
            Evet gelelim çift başlı insan meselesine;cenab-ı hak iradesinin hiç bir kayıt altında olmadığını göstermek için bazen böyle istisna diyebileceğimiz fertleri yaratıyor.
            Yani o iki başlı intizamdan çıkmış fert yine Allah ın kudret ve iradesiyle yaratılıyor. yani allah iradesini o şekilde gösteriyor.
            Bir de Allah ın kanunları var. Milyonlarca insanı sıhhatli olarak yaratan Allah a onlarıda o şekilde yaratıp hayat vermek ağır gelmezdi.Bu sayede insanlar kendi yaratılışlarındaki mükemmeliyeti görüyorlar.Bazı çirkin gibi görünen işler güzelliklerin anlaşılabilmesi için vardır.Mesela bazı bahçelere kocaman şekilsiz kayalar koyulur ta ki diğer güzellikler ortaya çıksın...Bahçıvanlar bunu iyi bilir.
            Suni döllenmede de o yumurta ve spermlerden canlı,ruhlu o mahluku yaratan aynı o gizli el.zaten yumurtalarıda o yaratmıyor mu? Haaaaa tavuk yaratıyor diyorsan daha bir şey demeyeceğim...
            İsa peygamberin babasız olması bilimin baba olmadan da çocuk doğabileceğini anlayacağına bir işarettir.
            yani bir aşı yapılıyor. şimdi meyveleri yaratan o aşıyı yapan kimse mi? insaf yani...
            Arkadaş ateizmin insanı yaya bıraktığını sonunda anlamış..

            Comment


            • #7
              Cevap: Arıcılar! Bunları düşündünüz mü?



              Sanat sanatkarı iktiza eder.
              Zehirli bir sineğin eliyle tatlı, şifalı balı bize yediren kimdir...

              Comment


              • #8
                Cevap: Arıcılar! Bunları düşündünüz mü?

                Rahmetin tecellileri:

                - zehirli bir böceğin karnında şifalı ve en tatlı bir balı bizim için pişirmek ve o böceğin eliyle bize ikram etmek elbette o böceğin işi olamaz demek balı yapan böcek değildir Allahın rahmetidir.

                - ve bahar mevsiminde cennet hurileri tarzında bütün ağaçlara en güzel elbiseleri giydirip, çiçek ve meyvelerle süslendirip, onların elleri hükmünde olan kuru dallarıyla lezzetleri farklı, renkleri farklı, kokuları farklı, şekilleri farklı meyvelerle bizi beslemek. Elbette rahmetin bir tecellisidir. Yoksa o kuru ağaçlar bizi tanımaz ve bize merhamet etmez.

                - Ve elsiz bir böceğin eliyle bize ipek gibi yumuşak bir elbiseyi giydirmek rahmetin neticesidir. Yoksa o elsiz böcek yemyeşil dut yaprağını yiyip bembeyaz bir ipeği bizim için çıkartamaz.

                - Ya inek deve koyun ve keçi gibi hayvanlara ne demeli: onlara yemyeşil otu yedirip kan ve fışkıları arasından bembeyaz, besleyici bir sütü çıkarmak ve o hayvanı bir süt fabrikası yapmak elbette rahmetin işidir.

                - Ve o koca güneşi dünyamıza soba ve lamba yapmak ayı kandil ve takvim yapıp, yıldızlarla semanın yüzünü süslendirmek elbette rahmetin bir tecellisidir.

                - Şimdi rahmetin insandaki cüzi bir tecellisine bakalım! Acaba gözümüz olmasaydı ne yapardık? Kapkaranlık bir alem! Ya kulaklarımız olmasaydı? Sessiz bir alem! Ya dilimiz olmasa ve ona tad alma duygusu verilmeseydi? Konuşmanın ve lezzetin olmadığı bir alem, ya burnumuz olmasaydı? Kokunun olmadığı bir alem! Elbette böyle bir alemde yaşamak ne kadar zor olurdu. Acaba el, ayak, parmak, gibi maddi ve akıl, korku, şefkat , muhabbet gibi manevi hediyeler olmasaydı ne yapardık? Demek her bir azanın takılışında rahmetin bir tecellisi görünüyor.

                - İnsanları böyle maddi ve manevi aza ve duygularla süsleyen Allah hayvanlara da bu Alemden istifade edebilmeleri için lazım olan cihazları takmış. Kuşa kanat takıp uçmayı, balığa yüzgeç verip yüzmeyi öğretmiş. Ve her canlıya rahmetiyle muamele edip hayatının devamı için gerekli olan vücudu ve azaları vermiş

                Comment


                • #9
                  Cevap: Arıcılar! Bunları düşündünüz mü?

                  Evet bir arının küçük kafasında kainat bahçesindeki çiçekleri tanıyacak ve bal gibi bir rahmet hediyesini getirecek ve dünyaya geldiği anda hayat şartlarını bilecek derecede bir kabiliyeti bir cihazı yerleştiren zat; elbette bütün kainatın yaratıcısı olabilir.

                  Comment

                  Working...
                  X