fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 14 Ocak 2010

    Bugün 14 Ocak 2010 29 Muharrem 1431 K.Sani: 1 Kasım 68 I.Dünya Savaşı'nda Osmanlı'nın Kanal Seferi (1915)-Dünyada ilk telefon İngiliz Sarayına çekildi (1878)-Fırtına

    HADİS-İ ŞERİF

    Biriniz ayakta iken öfkelenirse otursun. Öfkesi geçerse ne ala. Aksi halde uzanıp yatsın. (Müsned).



    İLMİHAL:.......................................... .... ÎMÂN
    Allâhü Teâlâ'nın birliğine ve Muhammed Mustafâ aleyhisselâmın peygamberliğine îmân eden; yâni Muhammed Mustafâ aleyhisselâmın Allâhü Teâlâdan getirdiği şeylerin hepsine inanan; onları kalb ile tasdik eden kimseye mü'min yahut müslüman denir. Bunu diliyle de ikrar eylemeli yâni Kelime-i Tevhîd'i yâhûd Keli-me-i Şehâdet'i söylemelidir; tâ ki îmânı muteber olsun.
    Ama diliyle ikrar eden (söyleyen) kalbiyle inkâr ederse münafıktır. Yâni dışı müslüman içi kâfirdir ve kâfirden daha kötüdür.
    Kelime-i Tevhîd: "Lâ ilahe illallah Muhammedün resulullah" dır. Mânâsı: Allah'tan başka mâbûd (ibâde te lâyık) yoktur. Muhammed aleyhisselâm, Allah'ın peygamberidir.
    Kelime-i Şehâdet: "Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh." dür.
    Mânâsı: Şehâdet ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur ve şehâdet ederim ki Muhammed (a.s.) onun kulu ve peygamberidir.
    Müslümanın altı şeye îmân etmesi ve: "Âmentü billahi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusülihî ve'l-yevmi'l-âhiri ve bi'l-kaderi hayrihî ve şerrihî minallâhi teâlâ" demesi lazımdır. Mânâsı: Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe, kadere, kaderin; hayrın ve şerrin hepsinin Allâhü Teâlâ Hazretlerinin takdîriyle olduğuna inandım.

    HALKALI GÜNEŞ TUTULMASI
    Yarın (15 Ocak Cuma günü) halkalı güneş tutulması meydana gelecektir.
    Afrika, Hint Okyanusu, Hindistan, Myanmar ve Çin'den gözlenebilecek olan bu tutulma, Türkiye'den gözlenemeyecektir.
    Tutulmanın büyüklüğü: 0,9190'dır.
    Başlangıcı: 15 Ocak 2010 07.43 (Türkiye Saati)
    Tutulmanın ortası: 15 Ocak 2010 09.06
    Tutulmanın Sonu; 15 Ocak 2010 10.59

    FIKRA

    Temel ile Cemal tuttukları balığın dişi mi erkek mi olduğu konusunda iddialaşmış. Temel;
    - Yüzbaşıya soralım.
    - O ne pilir ki?
    - Ama dediğu dediktur.

    GÜNÜN SÖZÜ

    Adaletsizliği işleyen, çekenden daha sefildir. ( Eflatun)

    YEMEK MENÜSÜ

    · Rosto Köfte
    · Makarna
    · Yoğurt
    · Poğaça

    ÇOCUĞUNUZA İSİM

    Erkek: YEKTA: (Fars.) Er. 1. Tek, yalnız. 2. Eşsiz, benzersiz.
    Kız: TÜLİN: (Tür.) Ka. 1. Ayın çevresinde oluşan dairesel hale. 2. Ayna.

    MANİ

    Şu giden kimin oğlu
    Paltası da ak kolu
    Dönüp bana bakmıyor
    Saki vezirin oğlu



    BİLMECE

    Arı ile eşek arasında ne fark vardır?

    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap: Trafik kazasının

    Comment


    • 15 Ocak 2010

      Bugün 15 Ocak 2010 30 Muharrem 1431 K.Sani: 2 Kasım 69 Sarıkamış Şehitler Günü (1915)-Akşemseddin’in vefatı (1459)-İsrail askerlerinin Mescid-i Aksa’yı basması (1988)

      HADİS-İ ŞERİF

      Her canının istediğini yemen, israftandır. (İbn-i Mace).



      HZ. FÂTİH’İN HOCASI AKŞEMSEDDÎN (K.S.)
      Akşemseddîn hazretlerinin ismi Muhammed bin Ham-za’dır. İslâmın ilk halifesi Hz. Ebû Bekr’is-Sıddîk (r.a.) Haz­retlerinin neslinden olup, 1389 (H. 792)’da Şam’da dün­yâya geldi. Yedi yaşında iken Kur’ân-ı Kerîm’i hatmetti. Tahsilini Osmancık ve Amasya’da tamamladı. Aynı yer­deki medreseye müderris oldu. Bir müddet sonra Hacı Bayrâm-ı Velî hazretlerine intisâb etti ve ondan hilâfet alarak Göynük’e vardı, bir değirmen kurdu ve bu yolla maî-şetini temin ederken, diğer taraftan halkı irşada başladı.
      Tıb ilminde de mahir olan Akşemseddîn hazretleri hastalıklara hangi bitkilerin ilaç olduğunu bilirdi. Bu hu­sustaki ilmi pek meşhur idi. Hastalıkların gözle görülme­yecek kadar ufak canlı tohumlar (mikroplar) ile yayıldı­ğından ilk olarak bahseden odur. Akşemseddîn hazret­leri, kanseri de araştırmıştır. Tıptaki şöhreti o dereceye vardı ki birkaç defa Edirne sarayına çağrıldı. Fâtih’in hocalığını yaptı, İstanbul’un fethinde bulundu ve Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin (r.a.) kabrini keşfetti. İstanbul’un fet­hinden sonra tekrar memleketi Göynük’e döndü ve ora­da vefat eyledi. (Kuddise sirruhû)
      Buyurdular ki: "Velî, insanlardan gelen sıkıntılara kat­lanıp, tahammül eden kimsedir. Sıkıntıları göğüsler, belâlar yüzünden şikâyetçi olmaz ve kin beslemez, düş­manlık göstermez. O, toprak gibidir. Toprağa her türlü kötü şey atılır. Fakat topraktan hep güzel şeyler biter."
      SAFER AYI İÇTİMÂİ, RU’YET VE BAŞLANGICI
      Hicrî-Kamerî 1431 yılı Safer ayı ictimâ’ı bugün (15 Ocak Cuma) Türkiye saati ile 09.12’dedir. Ru’yet, ise yarın (16 Ocak Cumartesi) Türkiye saati ile: 02.45’dedir.
      Hilâlin görüldüğü yerler: Büyük Okyanus’un orta ke­simi ile Avustralya kıtasının kuzeyi ile Kuzey Ameri­ka’nın orta ve batı kesimi ve sahilleri, Asya kıtasının kuzey sahilleri hâriç tamâmı.
      Hilâl; Türkiye, Mısır, Fas, Cezayir, Tunus ve Arap yarımadasından da görülebilecektir.
      16 Ocak Cumartesi günü Safer ayının (1)’i dir.

      FIKRA

      Fabrikada bir iş kazası olmuş ve lazın birinin parmağı kopmuş. Lazlar hemen ilkyardım yaparak kopan parmağı bir buz torbası içinde hastaneye yetistirmişler. Koşarak cerraha parmağı vermişler. Parmağı alan cerrah: “Güzel, parmağa bir şey olmamış. Yaralı nerede?” Lazlar “Ne yaralısı? Onu da mi getirmemuz gerekiyordu?..”

      GÜNÜN SÖZÜ

      Başkasından üstün olmamız önemli değildir. Asıl önemli olan şey, dünkü halimizden üstün olmamızdır. Hint Atasözü

      YEMEK MENÜSÜ
      · Tepsi Böreği
      · Zeytin
      · Çay
      · Arpa Şehriyeli Çorba

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: YELDAN: (Tür.) Er. - Hızlı, süratli.
      Kız: TÜLAY: (Tür.) Ka. - İncelikle, düşle ilgili.

      MANİ

      Elma attım nar geldi
      Dar sokaktan yar geldi
      Eğil biyol öpeyim
      Al yanaktan kan geldi



      BİLMECE
      Beş yıllık okulu otuz yılda bitirene ne denir?
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: Arının eşeği vardır ama eşeğin arısı yoktur

      Comment


      • 16 Ocak 2010

        Bugün 17 Ocak 2010 2 Safer 1431 K.Sani: 4 Kasım 71 Körfez Savaşı Başladı (1991)-İstanbul Galata Kulesinin açılışı (1875)-Ankara'da ekmek vesikaya bağlandı (1942)

        HADİS-İ ŞERİF

        Bana 3 özellik verildi: Saflar halinde cemaatle namaz kılmak... Cennet halkına özel olan selamlaşmak... Harun Peygamberden başkasına verilmeyen (Amin) kelimesi... (Hz. Musa dua ettiğinde, Hz. Harun “Amin” derdi.)



        ÎTİKÂD:...EN HAYIRLI ASIR: SAHÂBE-İ KİRAM ASRI
        Sahâbe-i Kirâm'ın Resûlullâh (s.a.v.) ile ilk sohbetlerinde elde ettikleri makam, ümmetin diğer velîlerinin en son mer­tebede ancak bir nebzesini elde edebildiği makamdır. Bu sebepledir ki, Hz. Hamza'yı (r.a.) öldüren Hz. Vahşî (r.a.), tabiînin en hayırlısı olan Uveysü'l-Karanî'den daha üstün­dür. Bu fazîlet, İslâm'a ilk girdiği sırada bir kere de olsa öncekilerin ve sonrakilerin efendisi olan Peygamber Efen­dimizin (s.a.v.) sohbeti şerefi ile şereflendiği içindir. Hz. Vahşî'nin, beşeriyetin efendisi Resûlullâh (s.a.v.) ile bera­ber ilk sohbetinde elde ettiği makam, Üveysü'l-Karanî'ye, ulaştığı son mertebede dahi verilmemiştir. Bu hususiyet sebebiyledir ki ashâb-ı kiramın asrı en hayırlı asır olmuştur.
        Abdullah b. Mübârek'e (r.h.) "Hz. Muâviye mi daha fazi­letlidir, yoksa Ömer b. Abdülazîz mi?" diye sorulduğunda "Resûlullâh (sav.) ile beraberken Muâviye'nin (r.a.) atının burnuna giren toz, Ömer b. Abdülaziz'den şu kadar daha hayırlıdır." demiştir. (Mektubat-ı İmam Rab­bani 66.mektubdan)
        HANIMLARIN HAKLARI
        Birgün bir kişi hanımını şikâyet etmek için Hz. Ömer'in (radıyallâhü anhj evine gitmişti. Kapının önüne gelince, içeride hanımı Ummü Gülsüm'ün Hz. Ömer'e çok söz söylediğini, Hz. Ömer'in ise hiç cevap vermediğini duyup kendi kendine, ben hanımımı şikâyete geldim. Hz. Ömer de hanımından söz işitiyor. Ben de artık evime gideyim, derken Hz. Ömer (r.a.) dışarı çıktı. 'Ne için gelmiştin,' diye sordu. Efendim, hanımımdan şikâyete gelmiştim. Size söylenenleri duyunca geri dönüyorum, dedi.
        Hz. Ömer (r.a.) "Hanımımı, üzerimde olan şu hakları se­bebiyle affederim: Nefsim onunla sakin olup haramlardan kurtulur, Cehennem ile benim aramda perdedir, ben evde olmayınca evimin bekçisidir, çamaşırlarımı yıkar, çocukla­ra bakar, ekmeğimi yapar, yemeğimi pişirir. Onun üzerim­deki bu hakları, onu azarlamaktan beni alıkoyar." buyurdu. O şahıs, 'Doğrusu, benim hanımımın da benim üzerimde bu hakları vardır. Ben de onu affettim,' dedi.

        FIKRA

        Amerika’da zencinin biri pasaportunu kaybetmis, aksilik ya, o gün de Türkiye'ye uçacak.. Kara kara düşünürken yolda bir pasaport bulmasın mı!.. Hemen almış yerden, bir bakmış ki Leonardo di Caprio'nun pasaportu... "Ne olursa olsun" demiş ve şansını denemeye karar vermiş. Çıkarmış Leonardo'nun fotoğrafını, kendi fotoğrafını yapıştırmış. Uçmus Türkiye'ye... Atatürk Hava Limanı’nda görevli pasaport memuru Temel'in karşısına gelmiş. Temel almış pasaportu, adamın ismine bakmış: "Leonardo di Caprio..." Fotoğrafa bakmış, bir zenci, adama bakmış aynı zenci... Bir süre baktıktan sonra öbür masaya seslenmiş, "Ula Cemal, bu Titanik batmış mıydı, yanmış mıydı?.."

        GÜNÜN SÖZÜ

        Başkalarının kusurlarını tartarken, parmağıyla terazinin kefesine bastırmayan insan pek enderdir. Baron Langenfauld

        YEMEK MENÜSÜ
        · Kaşar Peynir
        · Zeytin, Çokokrem
        · Meyve Çayı
        · Havuç Çorba

        ÇOCUĞUNUZA İSİM
        Erkek: YELER: (Tür.) Er. - Yel gibi hızlı, çabuk kimse.
        Kız: TUTKUN: (Tür.) 1. Bir şey ya da birine düşkün bağlı. 2. Bol, verimli. 3. Esir, tutsak. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

        MANİ

        Titretin ışıkları
        Çalıver kaşıkları
        Yürü tirenim yürü
        Kavuştur âşıkları



        BİLMECE
        Kim evini kiraya vermez?
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap:Lahmacunla

        Comment


        • 17 Ocak 2010

          Bugün 16 Ocak 2010 1 Safer 1431 K.Sani: 3 Kasım 70 Sultan III. Murat'ın Vefatı (1595)-İran Şahlığı'nın yıkılması (1979)-Fırtına

          HADİS-İ ŞERİF

          Özür dileyeceğin her işten sakın. (Camiüssağir).



          İKİ TESLİMİYET NUMUNESİ
          Sa'du'l-Eslemî (r.a.) Resûlullâh (s.a.v.)'a gelip selam verdi ve: 'Ey Allah'ın Resulü! Siyah ve çirkin oluşum cenne­te girmeme mâni olur mu?' diye sordu. Resûlullâh (s.a.v.): "Hayır, nefsim kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, sen Allah azze ve celle'den korkup, onun peygamberi­nin getirdiklerine îman ettikçe mâni olmaz." buyurdu.
          Sa'd (r.a.): Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muham­med (s.a.v.)'in onun kulu ve resulü olduğuna şehâdet ede­rim. Benim lehime ve aleyhime ne var, ey Allah'ın Resulü! dedi. Resûlullâh (s.a.v.): Bu topluluk için geçerli olan her şey senin için de geçerlidir. Sen onların kardeşisin. Sa'd (r.a.): Senin yanında olan ve olmayan herkese evlenmek için başvurdum. Ama yüzüm çirkin ve siyah olduğu için beni geri çevirdiler. Resûlullâh (s.a.v.): "Ömer bin Vehb'e git. Ka­pısını çal, selâm ver. İçeri girince "Allah'ın peygamberi beni sizin kızınızla evlendirdi, de." buyurdu. Ömer bin Vehb İs­lâm'a yeni girmiş sert mizaçlı bir zat idi. Onun güzel ve akıllı bir genç kızı vardı.
          Sa'd (r.a.), Resûlullâh'ın (s.a.v.) emrettiğini yaptı. Gittiği aile onu çirkin bir şekilde geri çevirdiler. Sa'd geri çıkmıştı ki Hz. Sa'd'in kızı odasından çıkarak "Ey Allah'ın kulu! Dön, eğer Allah'ın peygamberi beni seninle evlendirdi ise, ben Allah ve Resulünün razı olduğu şeye razıyım" dedi. Sonra babasına "Vahiy gelip, seni rezil etmeden kendini kurtar, kendini kurtar." dedi.
          Bunun üzerine babası kalkıp Resûlüllah'a (s.a.v.) geldi. Resûlullâh (s.a.v.): Benim gönderdiğim kişiyi sen mi geri çevirdin? Adam: Evet, onu ben yaptım. Fakat Allah'tan beni bağışlamasını istedim. Biz onu yalan söylüyor zannet­miştik. Kızımı onunla evlendirdik, dedi. Resûlullâh (s.a.v.) Hz. Sa'd'a "Hanımının yanına git" dedi. O da hanımına bir şeyler almak için çarşıya gittiğinde müslümanların acele harbe çağrılması üzerine hemen savaşa gitti ve hiç durma­dan savaştı ve nihayet, şehit oldu. Resûlullâh (s.a.v.) onun yanına gelerek başını kucağına koydu. Sonra silâhını ve atını hanımına gönderdi ve "Onlara söyleyin; Allah onu sizin kızınızdan daha hayırlısı ile (hûrîlerle) evlendirdi. İşte bu da mîrasıdır." buyurdu. (Radıyallâhü anh)

          FIKRA

          Karadenizliler, bir konferans düzenlerler. Bu konferansa konuşmacı olarak ünlü bir Amerikali bilim adamı da davet edilir. Amerikalı konuk, bir hafta erken gelir, hem tatil yapar, hem de Türkleri yakından tanıma fırsatı bulur. Karadenizliler ile Amerikalı bilim adamı hemen her konuda anlaşırlar, uyum içinde konferans biter. Ayrılık günü gelir, Karadenizliler’i alır bir düşünce; “Biz bu değerli bilim adamına ne alalım?” Aralarında toplanırlar. Başkan konunun önemini vurgulamak için der ki: “Biz bu Türk dostu, değerli bilim adamına nasıl bir hediye alalım ki bizi unutmasın? Hem kullanışlı bir şey olsun, hem her eline aldığında bizi hatırlasın?” Salonda kısa bir sessizlik olur, arka sıralardan Temel elini kaldırır: “Sünnet ettirelim!..”

          GÜNÜN SÖZÜ

          Başkası düştü mü "çürük tahtaya basmasaydı" deriz.Kendimiz düşünce,bastığımız tahtanın çürük olmasından şikayet ederiz. Cenab Şahabettin

          YEMEK MENÜSÜ
          · Yeşil Mercimek
          · Pilav
          · Salata
          · Karışık Bisküvi

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: YELEN: (Tür.) Er. 1. Arzu, istek. 2. Fırtına.
          Kız: TUYUĞ: (Tür.) - Şiir, şarkı, türkü. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

          MANİ

          Elinde demir orak
          Mektup göndersem ırak
          Cebinde tarağın
          Bana yadikar bırak



          BİLMECE
          Hangi macunla diş fırçalanmaz?
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: Öğretmen

          Comment


          • Takvim de Bugün

            Bugün 18 Ocak 2010 3 Safer 1431 K.Sani: 5 Kasım 72 Yabancı Sermaye Teşvik Kanunu'nun Kabulü (1954)-Çandarlı Ali Paşa'nın vefatı (1406)-Fırtına

            HADİS-İ ŞERİF

            Alış verişte çok yemin etmekten sakının. Çünkü bu yemin, malı sattırır, ama (kazancın) bereketini giderir. (Müslim).



            NASÎHAT: "AHDE VEFA ÎMÂNDANDIR"
            îmânın insana kazandırdığı güzel ahlaktan biri de ahde vefadır. Akid ve ahid; söz verme, taahhüd etme, anlaşma yapma mânâlarına gelmektedir. Vefa ise veri­len sözü yerine getirmek, borcu ödemek, dostlukta se­bat göstermek gibi mânâlara gelmektedir.
            Kur'ân-ı Kerîm'de birçok âyette kulların Allâhü Teâlâ ile olan ahitlerini (sözlerini) yerine getirmesi emredilmiş, Allâhü Teâlâ ile yapılan muahedeye sâdık kalanlara bü­yük mükâfat va'd edilmiş, bu ahitleri yerine getirmeyen­lerin ise elem veren bir azaba uğrayacakları beyân edil­miştir. Aynı zamanda Kur'ân-ı Kerîm'de ve hadîs-i şerîf-lerde kâmil müminlerin vasıfları sayılırken onların söz verdikleri vakit ahdini yerine getiren vefakârlar olduğu ifâde edilmiştir.
            Âyet-i kerîmelerde yerine getirilmesi istenilen ahitler, Allah'ın emirleri ve dînî hükümleri, insanların Allâhü Teâlâ'ya adakları ve yeminleri ve müslümanların kendi aralarındaki emanetleri ve diğer anlaşmaları, hatta müslüman olmayanlara verilen söz ve emânetleri de içerisine almaktadır.
            Resûlullâh (s.a.v.), ahde gösterdiği vefa ve emânet­lere riâyeti sebebiyle düşmanları tarafından bile "Emîn" diye isimlendirilmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) hadîs-i şerîflerinde ahde vefayı îmândan saymış, buna aykırı hareket etmeyi ise münafıklık alâmeti olarak ifâde buyurmuştur.
            O insanlara karşı da son derece vefakâr idi. Hz. Aişe (r.anhâ) şöyle anlatır: Bir defasında Resûlullâh (s.a.v.) benim yanımda iken eve ihtiyar bir kadın geldi. Resûlul­lâh (s.a.v.) onun kim olduğunu sorarak öğrendikten son­ra o kadına "Nasılsınız, hâliniz nasıl?" diyerek hâl hatır sordu. Kadın "Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın resulü, iyiyim" diye cevap verdi. Kadın gittikten sonra bu kadına neden böyle çok ikramda bulunduğunu sordum. "Ey Âişe! Bu kadın Hadîce hayatta iken bize gelir gider­di. Ahde vefa îmandandır.' buyurdular.

            FIKRA

            Temel İdris'e “Kuşa bak, ölmüş.” İdris kafayı kaldırır, güneşi eliyle engelleyerek gökyüzünü tarar ve “Hani?.. Cöremiyrum...”

            GÜNÜN SÖZÜ

            Başkalarının bilgisi ile bilgin olsak bile ancak kendi aklımızla akıllı olabiliriz. Montaigne

            YEMEK MENÜSÜ
            · Kadınbudu Köfte
            · Spagetti
            · Salata
            · Meyve

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek: YELMEN: (Tür.) Er. - Aceleci, hızlı davranan, canı tez kimse.
            Kız: TUTKU: (Tür.) - Güçlü istek ve coşku. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

            MANİ

            Mısır ektim azmasın
            Gelen geçen kazmasın
            Yar üstüne yar seven
            Gençliğine doymasın



            BİLMECE
            Dokunmadan tutulan şey nedir?
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap:Kaplumbağa

            Comment


            • 19 Ocak 2010

              Bugün 19 Ocak 2010 4 Safer 1431 K.Sani: 6 Kasım 73 Çırağan Sarayı yandı (1910)-SSCB askerlerinin Bakü’yü işgali (1990)

              HADİS-İ ŞERİF

              Cehennem ateşinin sıcaklığı (adam öldürenler için) yetmiş cüz’dür. Altmış dokuzu, öldürmeyi emredenin, bir cüz’ü de katilin (tetikçinin) dir. (Taberani).



              KASIM BİN MUHAMMED (R. A.)
              Hz Ebû Bekir ve Selmân-ı Fârisî’den (r.anhümâ) son­ra Silsile-i Sâdâtın üçüncü halkası olan Kasım bin Mu-hammed (r.a.), Hz. Ebû Bekr’in torunudur.
              Babası Muhammed bin Ebûbekir Mısır vâlîsi iken şehit edilince küçük yaşta yetim kaldı. Halası ve mü’minlerin annesi Hz. Aişe validemizin yanında buyu-dü. Ondan fıkıh öğrendi ve hadîs-i şerîf rivayet etti.
              Tabiînin büyüklerinden ve Medîne’deki yedi fukahâdan biridir Hadîs ilminde güvenilir bir râvî, alım, fakın ve takva sahibi idi. İki yüz hadîs-i şerîf rivayet etmiştir. Hz_ Âişe İbn-i Mes’ûd, İbn-i Abbâs, Ebû Hüreyre Zeyneb bint-i Cahş gibi sahabeden (r.anhum) hadîs-ı şerif rivayet etmiş, tabiîn de kendisinden hadis rivayet etmiştir.
              Kasım bin Muhammed (r.a.), gün başlarken mescide gelir, iki rekât namaz kılar ve insanların arasında otu­rurdu. Onlar da kendisine sorular sorarlardı. Ancak açık olan meselelere cevap verirdi. Kasım bin Muhammed (r.a.) buyurdular ki:
              • "İnsanlar bana fetva sorarlar, ben bu hususu bilmi­yorum, anlamıyorum, derdim. Israrla sorduklarında val­lahi sizin sorduklarınızın hepsini bilmiyorum. Şayet bil­se idim, söylerdim. Zâten bildiğim şeyi gizleyip söyle­ memem helâl olmaz, derdim.
              Kişinin, Allah’ın farz kıldıklarını öğrendikten sonra câhil olarak yaşaması, bilmediği hususlarda fetva vermesinden daha hayırlıdır."
              • "Kişinin günâhını hafife alması en büyük günah­lardandır."
              Hac veya umre için giderken, hicrî 106 yılında Mekke ile Medîne arasında Kudeyd’de vefat etti. Radıyallahu anhü.
              Hz. Kâsım’dan sonra Silsile-i Sâdâtın dördüncü hal­kası Ca’fer-i Sâdık Hazretleridir.

              FIKRA

              Temel’e piyangodan araba çıkmış. Ama arabanın rengi beyazmış. Temel “Kırmızı isterim!” diye tutturmuş. Maalesef ki kırmızı rengi yokmuş arabanın. Temel çok sinirlenmiş ve, “Verin piyango bileti paramı geri!..” demiş.

              GÜNÜN SÖZÜ

              Başkalarını hep bağışla, kendini hiç bağışlama. Syrus

              YEMEK MENÜSÜ
              · Poğaça, Peynir, Domates
              · Süt
              · Ezogelin Çorba

              ÇOCUĞUNUZA İSİM
              Erkek: YENGİ: (Tür.) Er. - Zafer, utku, yenme, alt etme.
              Kız: TUTİ: (Fars.) Ka. l. Papağan türünden bir kuş. 2. Konuşmayı seven, konuşkan.

              MANİ

              Irmak gumsuz galır mı?
              Dibi susuz galır mı?
              Senin gibi güzelin
              Goynu yarsız galır mı?

              [IMG]http://aa.wrs.yahoo.com/_ylt=A0WTf2lmSVVL8YEBtGx2Uwx./SIG=11v668s9m/EXP=1263966950/**http%3A//img107.yukle.tc/images/924104466.jpg[/IMG]

              BİLMECE
              Denizler niçin tuzludur?
              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap:Oruç

              Comment


              • 20 Ocak 2010

                Bugün 20 Ocak 2010 5 Safer 1431 K.Sani: 7 Kasım 74 İmam Şafi'nin Vefatı (820)-Sultan I.Mustafa Han'ın vefatı (1639)-Daru'l-aceze'nin kuruluşu (1895)

                HADİS-İ ŞERİF

                Şeytanlar, elbiselerden faydalanırlar. Onun için, biriniz elbisesini çıkardığı zaman, onu katlasın. Çünkü şeytan, katlanmış elbiseyi giyemez. (Ramuz).



                NASÎHAT: ..EMÂNETLERE RİÂYET
                Emânet, eminlik,.doğruluk, davranışlarda doğru ol­mak ve başkasına âit bir şeyin geri verilmek üzere bir kimsenin yanında bulunması demektir. Bir şey korun­mak için verilmiş olursa "vedîa"dır. Mükellef bir müslü­man üzerine noksansız ve geciktirmeksizin yerine geti­rilmesi vâcib olan dînî vazîfeye de Allah'ın emaneti denir. Hayatımız, aklımız, namus ve haysiyetimiz de Allâhü Teâlâ'nın bize birer emânetidir. Bunlara güzelce riâyet etmek ise insanlar için yerine getirilmesi gereken bir vazîfedir.
                Aslında insan, Allâhü Teâlâ'nın emânetini üzerinde taşıyan yegâne varlıktır. İşte insanlar gerek Allah'a ve gerek kullara karşı bu emânetleri iyi muhafaza ederler­se o nisbette kıymetlerini arttırmış olurlar.
                İnsanların üzerinde üç kısım emânet vardır:
                Birinci kısım, Cenâb-ı Hakk'a karşı olan emânet­lerdir ki, bunlar Allah tarafından emr olunan şeyleri yeri­ne getirmek, yasaklanan şeyleri bırakmak, terketmek suretiyle îfâ edilir. Allâhü Teâlâ'nın insana verdiği âzâ (organ)lar birer emânettir ve onların her birisinin bir va-zîfesi vardır.
                İkinci kısım, insanlara karşı olan emânetlerdir ki, onlara âit borçları, emânetleri vermekle, onlara zarar ver­memekle ve onların kusurlarını insanlar arasında yayma-makla ve âmirlerin halka karşı adaletle hareket etmeleri, âlimlerin de insanları güzelce irşada çalışıp onları bâtıla sevk etmemesiyle te'min edilir. Aynı şekilde karı ve koca­nın birbirlerinin namuslarını sadâkatle koruması ve ço­cuklarını terbiye etmeğe çalışmaları da öyledir.
                Üçüncü kısım da, insanların kendilerine karşı olan emânetleri(vazîfeler)dir:,
                Her insanın din ve dünyâsı için en faydalı, en iyi olan şeyleri tercih etmesi ve şehveti, gazabı, dünyâ sevgisi gibi şeylerin de kendisini manevî zararlara sevk etme­mesidir.

                FIKRA

                Davadan haberdar olan Coca-Cola yönetimi adına açıklama yapan bir şirket yetkilisi, olayın çok komik olduğunu ve artık Karadeniz bölgesine gönderilen ürünlerin kapağına "Başka şişede inşallah!" yazmayı düşündüklerini söyledi.

                GÜNÜN SÖZÜ
                Başarının sırrı , uğraşılan konuya hakim olmaktır. Benjamin Disraeli

                YEMEK MENÜSÜ
                · Orman Kebabı
                · Pirinç Pilavı
                · Meyve
                · Çokoprens

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek: YEZİD: (Ar.) Er. - Emevi halifesi Muaviye'nin 3. oğlu.
                Kız: TURRE: (Ar.) Ka. - Alın saçı, kıvırcık, saç lülesi.

                MANİ

                Ev ötene ev yaptım
                Çıktım üstüne baktım
                Yârim gelecek diye
                Çivte lambalar yaktım



                BİLMECE
                Hangi istasyonda tren durmaz?
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap:Balıklar kokmasın diye

                Comment


                • 21 Ocak 2010

                  Bugün 21 Ocak 2010 6 Safer 1431 K.Sani: 8 Kasım 75 I.Abdülhamid'in Tahta Çıkışı (1774)-Sultan III.Mustafa'nın vefatı (1774)

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Biriniz Kur’anı hatmettiğinde şöyle dua etsin: Allah’ım, kabrimde yalnız kaldığımda korku ve yalnızlığımı (Kur’anla) gider. (Deylemi).



                  "O GUN NI'METLERDEN MUHAKKAK SORULACAKSINIZ"
                  Allâhü Teâlâ'nın insanoğluna bahşettiği bütün nimet­lerden kıyamet gününde sorulacaktır. Bu ni'metler, ken­disiyle lezzet alınan her türlü şeydir. Hayât, sağlık ve afiyet, hattâ içilen bir yudum (tatlı ve soğuk) su dahi bu­nun içindedir.
                  Birgün Hz. Ömer: Hangi ni'metlerden sorulacağız yâ Resûlallah? Hâlbuki yurtlarımızdan ve mallarımızdan çıkarıldık! demişti. Resûlullâh da (s.a.v.): "Sizleri sıcak­tan ve soğuktan koruyan evler, ağaçlar, çadırların göl­geleri ve sıcak günde su" buyurmuştur.
                  Resûlullâh (s.a.v.) Hz. Ebû Bekir ve Ömer ile birlikte Ebû Eyyûb Ensârî hazretlerinin evine gittiler. Hanımı Resûlullâh (s.a.v.) ve arkadaşlarını karşılarken Hz. Ebû Eyyûb de çıkageldi ve bir hurma dalı kesti. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Bunu bizim için niye kestin, meyvesin­den toplasaydın ya!" buyurdu. "Yâ Resûlallah! Hurmanın hem koruğundan, hem tazesinden hem de olgunundan yemenizi arzu ettiğim için." dedi. Sonra bir oğlak kesti. Huzuruna getirdiği zaman Resûlullâh (s.a.v.) oğlaktan biraz aldı ve onu bir yufkaya sardı. Sonra ıYâ Ebâ Eyyûb! Bunu kızım Fâtıma'ya yetiştir, zîrâ günlerden beri o böylesini tatmadı,' buyurdu. Ebû Eyyûb (r.a.) da onu Fâ­tıma'ya (r.anhâ) yetiştirdi. Yemeklerini yediler ve doydu­lar. Resûlullâh (s.a.v.) sofradaki ni'metlere bakarak "Ek­mek, et, olgun, koruk ve taze hurma." buyurdu ve müba­rek gözleri yaşardı. "Nefsim kudretinde olan Zât-ı Âlâ'ya yemin ederim ki işte bu, sorulacağınız ni'metlerdir, Allâhü Teâlâ (meâlen) "Sonra, yemin olsun o gün o ni­metlerden muhakkak sorulacaksınız." (Tekâsür-8) bu­yurdu. Bu, işte o kıyamet günü sorulacağınız ni'metler­dir." buyurdu. Peygamber Efendimizin bu sözü ashabına ağır geldi. Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v.): "Böyle ni'­metlere kavuşup da el sürdüğünüz vakit -bismillah- deyin. Doyduğunuz vakit de 'Elhamdülillâhillezî...' deyiniz, çün­kü bununla (yani besmele ile başlanır ve sonunda duâ ile hamd edilirse) o rızıktan sual olunmaz", buyurdu.

                  FIKRA

                  Temel Coca-Cola’ya dava açar. Konuyla ilgili açıklama yapan davacının avukatı İdris Karadeniz, "Müvekkilim marketten aldığı 2 lt’lik kampanyalı Coca-Cola ürününün kapağını açtığında hediye çıkmadığını ve ‘Tekrar deneyiniz’ yazısını görmüş. Bunun üzerine kapağı kapatıp tekrar açmış ancak yine aynı şey. Bunun üzerine tam 4246 defa deneme yapmasına rağmen hediye çıkmamıştır. Coca-Cola şirketinin tüketiciyi dolandırdığını düşünen müvekkilim şirkete dava açmaya karar vermiştir. Biz de bugün gelerek dava dilekçemizi adliyeye teslim ettik. 10 bin TL maddi tazminat talep etmekteyiz..." dedi.

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Başarılarını gizlemek, en büyük başarıdır. La Rochefoucauld

                  YEMEK MENÜSÜ
                  · Patates Haşlama,Zeytin
                  · Reçel,
                  · Meyve Çayı
                  · Şehriyeli Çorba

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM
                  Erkek: YIBAR: (Tür.) Er. - Misk, amber, güzel koku.
                  Kız: TURFA: (Tür.) Ka. - Az bulunur, nadir.

                  MANİ

                  Deniz coştu göl oldu
                  Yârim sana ne oldu
                  Benim sana yandığım
                  Memlekette şan oldu



                  BİLMECE
                  Kadın ve politikacıdan ortak beklenti nedir?
                  Cevabı Yarın.
                  Dünkü Cevap:Benzin istasyonunda

                  Comment


                  • 22 Ocak 2010

                    Bugün 22 Ocak 2010 7 Safer 1431 K.Sani: 9 Kasım 76 Yavuz Sultan Selim'in Ridaniye Zaferi (1517)-Baytar Mektebi'nin açılışı (1842)

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Şu 6 şeyi devamlı yapacağınıza dair bana söz verin; ben de cenete gireceğinize kefil olayım: Konuştuğunda hep doğru söyleyin. Söz verdiğinizde hep sözünüzde durun. Size güvenildiğinde bu güveni sakın istismar etmeyin. Namusunuzu titizlikle koruyun. Gözlerinizi haramdan sakının. Haramın her türlüsünden çekinin. (Müsned).



                    ÂDÂB: NAMAZDAN SONRA DUÂ
                    Namazdan sonra âyetü'l-kürsî ve muavvizât (ihlâs, felak ve nâs sûreleri) okunur. 33 kere 'Sübhânallâh', 33 kere 'Elhamdülillah' ve 33 kere de 'Allâhü Ekber' denilir ki, bunlar 99'dur. Tamâmı yüz olmak üzere 'Lâ ilahe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh ...' denilir.
                    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) her namazın akabinde bunu yapanların -deniz köpüğü kadar da olsa- günah­larının bağışlanacağını bildirmiştir.
                    Bundan sonra eller açılıp huşu' ve sükûn ile dünyâ ve âhiret hayırlarını toplayan "Rabbena âtinâ fi'd-dünyâ haseneten ve fi'l-âhireti haseneten ve kına azâbe'n-nâr" gibi dualarla duâ edilir.
                    Bütün müslümanlar için de duâ edilir. Zîrâ Peygam­ber Efendimiz "Müslüman bir kimsenin kardeşine gı­yabında yaptığı duâ müstecabdır, makbuldür. Onun başında bekleyen vazîfeli bir melek vardır. Karde­şine hayır duâ etse o vazîfeli melek, 'âmîn, senin için de aynısı(nı Allah sana versin)' der." buyurmuştur.
                    Duayı, Sübhâne rabbike rabbi'l-ızzeti amma yesı-fûn ve selâmün ale'l-mürselîn ve'l-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn' diye bitirip yüzler ellerle meshedilir.

                    SAĞLIK: AZI KARAR, ÇOĞU ZARAR: TUZ
                    Yiyeceklere yeterinden fazla tuz katmamalı, lezzet için tuz yerine nane, maydanoz, kekik, rezene gibi bitki­ler kullanılmalıdır.
                    Aslında gıdaların içinde bulunan tabîî tuz vücûdun ihtiyâcını karşılar. Onun için eksik bile olsa pişmiş ye­meklere tuz konulması sıhhat için çok zararlıdır.
                    Tuzun yeterinden fazla kullanılması yüksek tansiyon, kalb krizi ve felç tehlikesini artırır, mide kanserine ve kemik erimesine yol açabilir.

                    FIKRA

                    Temel 70 yaşına gelmiş. Fadime’yle akşam evde otururken içi gıcıklanmış. Fadime’ye seslenmiş; “Fadime suyu koy... Olmazsa çay yaparız!.."

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Bana bir harf öğretenin kölesi olurum. Hz.Ali (r.a.)

                    YEMEK MENÜSÜ
                    · Pırasa
                    · Makarna
                    · Ayran
                    · Kuru Pasta

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek: YİĞİT: (Tür.) Er. 1. Güçlü, yürekli, kahraman, alp 2. Delikanlı, genç, erkek. 3. Gözüpek, düşüncelerini açıkça söylemekten kaçınmayan kimse.
                    Kız: TUNCA: (Tür.) - Balkan Yarımada-sı'nda Meriç ırmağının kolu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                    MANİ

                    Kara kabak bağ atar
                    Altında yılan yatar
                    Ben bilmem mi a yârim
                    Goynunda neler yatar



                    BİLMECE
                    Hangi ağrı en güzel ağrıdır?
                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap:Çenelerini kapamaları

                    Comment


                    • 23 Ocak 2010

                      Bugün 23 Ocak 2010 8 Safer 1431 K.Sani: 10 Kasım 77 İttihatçıların Babıali Baskını (1913)-Sinan Paşa'nın şehadeti (1913)

                      HADİS-İ ŞERİF

                      Ahlakı kötü olan nefsine azap (sıkıntı)verir. Kaygısı (stresi) çok olanın bedeni hasta olur. İnsanlarla sürtüşmeye girenin insanlar nezdinde onuru gider, kişiliği (saygınlığı) yok olur. (Ebu Nuaym).



                      NASÎHAT:...ALLAH YOLUNDA HİZMETİN MÜKÂFATI
                      Resûlullâh'ın (s.a.v.) ashabından biri, içinde tatlı ve güzel bir su pınarının bulunduğu bir vâdîden geçti. Pınarın güzelliğine hayran kaldı ve 'Keşke insanlardan ayrılsam da bu vâdîde ikâmet etsem! Fakat Resûlullâh bana izin vermeden ben asla böyle bir şey yapamam.' dedi. Sonra gidip durumu Resûlullâh'a (s.a.v.) anlattı. Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Böyle bir şey yapma. Muhakkak sizden birinizin Allah yolunda bulunması evinde yetmiş sene namaz kılmasından daha faziletlidir. Allah'ın sizi bağışlamasını ve cennete koymasını istemez misiniz? Allah yolunda cihâd ediniz. Kim devenin sağılacağı bir vakit kadar Allah yolunda cihâd ederse, cennet ona vâcib olur."

                      "TEDBİR GİBİ AKIL YOKTUR"
                      Sultan Yıldırım Bâyezîd Han Niğbolu'yu ve Silistre'yi fethedip Eflak'a geçti. Eflak Beyi Mirce, askeriyle Sultan Bayezid'e karşı geldi. İki ordu arasında akşama dek cenk oldu. Akşam olunca iki taraf at üzerinde oturdular. Gece oldu. Sultan Yıldırım Bâyezîd Han'ın veziri Ali Paşa o gece şöyle bir tedbir aldı: Meşaleleri yaktırdı. Ne kadar şehit varsa savaş yerinde birini bıraktırmadı, hepsini taşıttı. Sabaha dek bu işi bitirdiler. Sabah olunca savaş yerinden göçüp gittiler. Eflak Beyi Mirce, Türk'ün gittiğini öğrenince, savaş yerine adam gönderdi. Gördüler ki, kendilerinden çok kişi kırılmış, yatar. Bu haberi alan Mirce dehşete kapılıp, ordum çok kırıldı, diye gönlüne korku düşüp savaş yerinden kaçıp gitti.
                      Sultan Yıldırım Bâyezid Han yüz aklığıyla Tuna'yı geçip, Niğbolu'dan Edirne'ye doğru geldiğinde arkasından Eflak Beyi Mirce bağlılığını bildirip haracını verdi.
                      BEYİT:
                      Kimsesiz hiç kimse yok, her kimsenin var kimsesi, Kimsesiz kaldım, yetiş, ey kimsesizler kimsesi.
                      (Rûşenî)

                      FIKRA

                      Amerikalı bilim adamları yıllar süren uğraşlar sonucu bir gorile konuşmasını öğretirler... Çeşitli cisimleri tanıyıp isimlerini söyleyebilecek duruma getirdikleri gorilin ameliyat aracılığıyla beynini aldıktan sonra cisimlere vereceği tepkiyi tespit etmek için ameliyat etmek isterler... Gorili ameliyat masasına yatırmadan son kez konuşturmak için önüne bir muz koyarlar... Goril muzu görünce heyecanlanarak "banana... banana..." diye sevinç çığlıkları atar... Bilim adamları, gorili alkışlayarak muzu gorile verirler ödül olarak... Bir gün sonra ameliyat masasına yatırılan gorilin beyninin yarısını aldıktan sonra gorilin önüne tekrar bir muz koyarlar... Goril biraz afallamış bir şekilde muza bakarak "banaaaa--naa banaaaa--naa..." diye mırıldar... Beyninin yarısı alınmış olmasına rağmen goril muza tepki verebildiği için daha çok sevinen bilimadamları ödül olarak tekrar muzu gorile verirler... Diğer gün son bir ameliyatla gorilin tüm beynini alırlar ve yine önüne bir muz koyarlar... Goril iyice afallamış, muza uzuncana boş boş baktıktan sonra ancak "baaa... baaaaa..." diyebilmiştir... Hiç beyni olmamasına rağmen cisime tepki verdiği için bilim adamları iyice sevinçten coşarlar ve ödül olarak gorilin önüne yine bir tane muz koymuşlar... Ancak goril bu sefer sinirlenerek avazı çıktığı kadar "baaaaaaa!! baaaaa!!" diye bağırmıştır... Telaşa kapılan bilim adamları hemen 1 düzine muz bulup gorilin önüne koyunca goril avazı çıktığı kadar bağırır: "Baaaaaaaa hamsii cetiruunnn!.. Baaaaaa hamsii cetirunnn!.."

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Bana arkadaşını söyle,sana kim olduğunu söyleyeyim. Cervantes

                      YEMEK MENÜSÜ
                      · Kaşar Peynir, Bal,Zeytin,
                      · Domates, Süt
                      · Mercimek Çorba

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM
                      Erkek: YİĞİTCAN: (Tür.) Er. - Güçlü, korkusuz, kahraman.
                      Kız: TUNA: (Tür.) 1. Çok bol. 2. Yavru. 3. Görkemli, gösterişli. 4. Karaor-manlardan doğan, Karadeniz'e dökülen, Avrupa'nın Volga'dan sonra en uzun ırmağı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                      MANİ

                      Garşıdan gelen atlı
                      Ne gayratlı gayratli
                      Ben istedim vermedi
                      Niman malın gıymatlı



                      BİLMECE
                      Zır cahil bir zenciye ne der?
                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap:İlk göz ağrısı

                      Comment


                      • 24 Ocak 2010

                        Bugün 24 Ocak 2010 9 Safer 1431 K.Sani: 11 Kasım 78 Hz. Ali'nin Küfe'de Şehit Edilmesi (661)-Haliç'in donması (1621)

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Borcunu azalt ki hür yaşayasın. (Beyhaki )



                        NASİHAT: HZ. ALİ'NİN (K.V.) SON SÖZLERİ
                        Hz. Alî şehîd olduğu yarayı aldığı vakit oğulları Hz. Hasan'ı ve Hz. Hüseyin'i çağırarak onlara şöyle öğütte bulunmuştu:
                        "Önce Allah'tan korkmanızı ve dünya hayatında size karşı serkeşlik edilse bile, sizin öyle davranmamanızı tavsiye ederim. Sakın kaybettiğiniz kimse için ağlama-yasınız. Haktan başka bir şey söylemeyisiniz. Yetime merhamet edin, zayıfa yardımcı olun. Ahiretiniz için amelde bulunun. Zâlime hasım olun, mazluma yardımcı olun. Allah'ın kitabındaki ile amel edin ve Allah yolunda kimsenin kınamasından çekinmeyin"
                        Sonra diğer oğlu Muhammed Ibnü'l-Hanefiyye'ye de şöyle buyurdu: "Kardeşlerine nasihatimi işittin. Bunlar sana da nasîhatimdir. Bu iki kardeşine hürmet et, zîra üzerinde hakları büyüktür. Onların sözünü dinle ve on­lara danışmadan hiç bir işe girişme." Sonra Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin'e: "Şu kardeşinizi size bırakıyorum. Babanızın onu sevdiğini çok iyi biliyorsunuz." buyurdu.
                        Sonra Hasan'a: "Ey oğlum! Allah'tan korkmanı, na­mazını vaktinde kılmanı, zekâtını tam olarak ve yerine vermeni, abdestini iyi almanı tavsiye ederim. Zîrâ ab-destsiz ve tahâretsiz hiç bir namazın olmaz.
                        İnsanlara af ile muamele et, öfkeli ânında öfkeni yut, akrabalarını gözet, câhile yumuşak davran. Dâima dînî meseleleri öğren. Bir işe giriştiğinde sabırlı ol.
                        Kur'ân-ı Kerîm'in emirlerine riâyet et. Komşuna iyilikte bulun, mârufu (iyiliği) emredip münkeri (kötülüğü) neh-yet ve her türlü çirkin işten uzak dur." buyurdu.
                        Hz. Alî (k.v.), sonra vasiyetini yazdı ve vefat edinceye kadar "Lâ ilahe illallah" kelime-i tevhidinden başka bir söz söylemedi.
                        BEYİT:
                        Kullar tedbîr eder, Huda takdîr,
                        Hâsıl olmaz hilâf-ı emr-i Kadîr. (Lâ edrî)
                        Yani: Allah takdir eder, insanlar tedbir alır. Allah'ın takdi­rine aykırı bir şey olmaz.


                        FIKRA

                        Nasrettin Hoca göle maya çalarken o sırada ordan geçmekte olan Temel hocayı görmüş;
                        - Hocam napayisun?
                        - Göle maya çalıyorum!..
                        - İyi de hoca, o kadar yoğurdu n'apacan daa?

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Bana "Seni anlamıyorum" demen hak etmediğim bir övgü, fakat senin de hak etmediğin bir sövgüdür. Halil Cibran

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · Etli Kuru Fasülye
                        · Pirinç Pilavı
                        · Turşu
                        · Puding

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: YILDIR: (Tür.) Er. - Parlak, parlayan, ışıklı ışık.
                        Kız: TULÜ: (Ar.) - Doğma, doğuş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                        MANİ

                        Ayakkabı giyerim
                        Üstü beyaz olursa
                        Kaynanamı severim
                        Oğlu güzel olursa



                        BİLMECE
                        Hangi köye kimse gitmek istemez?
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap:Kara cahil

                        Comment


                        • Takvim de Bugün

                          Bugün 25 Ocak 2010 10 Safer 1431 K.Sani: 12 Kasım 79 Sırpsındığı zaferi (1364)-Şiddetli soğuklar-Dünya Cüzzam Günü-Cüzzam Haftası (25-31 Ocak)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Şüphesiz ben sizin, günah işlemenizden korkmuyorum. Dikkat edin! Şükredilmeyen nimetler, öldürücü ve yok edicidir. (İbn-i Asakir).



                          "ŞÜPHESİZ İYİLİKLER KÖTÜLÜKLERİ GİDERİR"
                          Ebû Osman (r.a.) şöyle rivayet etti: Selmân-ı Fârisî (r.a.) ile bir ağacın altında oturuyorduk. Selmân-ı Fârisî (r.a.) ağacın kuru dallarından birini tuttu ve yaprakları dökülene kadar salladı. Sonra 'Ey Ebû Osman! Bunu niçin yaptığımı sormayacak mısın?' dedi. Bunun üzeri­ne 'Bunu niçin yaptın?' dedim. Şöyle anlattı:
                          "Bir ağacın altında Resûlullâh (s.a.v.) ile beraber otu­rurken o böyle yapmıştı. Ağacın kuru dallarından birini tutup yaprakları dökülünceye kadar salladıktan sonra, 'Ey Selmân! Bunu niçin yaptığımı bana sormayacak mı­sın?' buyurdular. O zaman ben de 'Ey Allah'ın Resulü! Bunu niçin yaptınız?' diye sordum. Şöyle buyurdular:
                          "Bir müslüman güzelce abdest alıp sonra da beş vakit namazını kılarsa onun günahları işte şu ağacın yapraklarının döküldüğü gibi dökülür."
                          Arkasından da "Ve namazı gündüzün iki tarafında ve geceden ve gündüze yakın saatlerde dosdoğru kıl. Şüp­he yok ki iyilikler, kötülükleri giderir. Bu, güzelce düşü­nenler için iyi bir öğüttür." mealindeki (Hûd Sûresi'nin 114.) âyetini okudular."

                          İHMÂL ETMEYİNİZ!
                          Emniyet kemerinizi takınız.
                          Hız kaidelerine uyunuz.
                          Öndeki vâsıtayı yakından takip etmeyiniz.
                          Öndeki vâsıtayı geçerken trafik kaidelerine uyunuz.
                          Kavşaklara, virajlara yaklaşırken yavaşlayınız.
                          Daîmâ geniş açıdan ve ileri bakınız.
                          Gözlerinizi hareket ettiriniz.
                          Yolunuzu önceden planlayınız.
                          Diğer araçlara ve yayalara anlayışlı davranınız.
                          Yayaların da hakları vardır.
                          Çocuklara dikkat ediniz.
                          Otomobilinizin bakımını ihmâl etmeyiniz.

                          FIKRA

                          Adamın biri sinemaya gider. Tam film başlarken önüne saçını kazıtmış biri oturur ve projektörün ışığı parlayan kafadan yansır. Arkasındaki adam bir türlü filmi izleyemez; içinden “Şunun ensesine bi tane yapıştırayım...” der. Sonra “Oğlum adam iri yarı. Ellese bile beni parçalar!” deyip vazgeçerken yanına Temel oturur. Adam Temel’e dönüp “Şu kafasını kazıtmış adamın ensesine bi tane vur, sana 5 milyon vereceğim!” der. Temel adamın ensesine bi tane yapıştırır ve devam eder “Ulan Hasan sen burada mıydın?” Adam dönüp “Ne Hasanı kardeşim?” der. Temel “Pardon, karıştırdım.” der ve adam önüne dönünce 5 milyonunu alır. Adam Temel’e “Kardeş bi tane daha yapıştır, sana 10 milyon vereceğim...” der. Temel adamın ensesine bi tane daha vurur ve “Hasan sensin be, yeme beni!..” Adam dönüp “Hasan değilim kardeşim be!“ deyip ön koltuklardan birine oturur. Temel’in yanındaki adam artık filmi bırakıp kafasını kazıtan adamı aramaya başlar. Bulur bulmaz hemen Temel’e dönüp “Bak kardeşim, işte oraya oturmuş. Git ensesine bi tane daha vur, sana cebimdeki tüm parayı vereceğim...” der. Temel hemen kafasını kazıtmış adamın arkasına geçip ensesine bi tane yapıştırır “Ulan Hasan burda mıydın? Ben de yarım saattir arkada bir adamı sen sanıp ensesine vuruyorum!..”

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Ayakta ölmek, diz üstü yaşamaktan daha iyidir. G.Washington

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · Açma,Beyaz Peynir,Domates
                          · Kuşburnu Çayı
                          · Tarhana Çorba

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: YILDIRAN: (Tür.) Er. - Parlayan, ışıldayan, ışık saçan.
                          Kız: TUHFE: (Ar.) - Armağan, hediye. Hoşa giden, güzel şey. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                          MANİ

                          Ayakkabı aldırdım
                          Bir sele topukları
                          Beni baştan çıkaran
                          Taşköprü kopukları



                          BİLMECE
                          Erkekler niçin kravat takar?
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap:Tahtalıköye

                          Comment


                          • 26 Ocak 2010

                            Bugün 26 Ocak 2010 11 Safer 1431 K.Sani: 13 Kasım 80 Kazım Karabekir'n Vefatı (1948)-Karlofça Antlaşması (1699)-Televizyonun icadı (1926)

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Şüphesiz ben sizin, günah işlemenizden korkmuyorum. Dikkat edin! Şükredilmeyen nimetler, öldürücü ve yok edicidir. (İbn-i Asakir).



                            TÂRİH: KARLOFÇA ANLAŞMASI
                            Osmanlı Devleti tek başına, 16 sene Avusturya ve Lehistan (Polonya) ile, 15 sene Venedik ile, 10 seneye yakın Rusya ile sekiz-on cephede mücâdele etmiştir. Tarihte hiçbir devlet bu kadar uzun savaşlar ve mücâ­delelere dayanamamıştır.
                            Osmanlı Devleti ile harb eden devletlerden Avustur­ya'nın askerî ve mâlî sıkıntısı, Osmanlı Devleti'nin kat kat üstündeydi.
                            İngiliz ve Hollanda elçilerinin ısrarlı faaliyetleri neti­cesinde sulh anlaşmasının lüzumlu olduğuna inanan sadrâzamın, pâdişâh ve diğer devlet erkânını ikna et­mesi ve uzun seneler devam eden harbin devleti her yönden zaafa uğrattığını söylemesi üzerine sulha karar verildi. Uzun görüşmeler neticesinde Osmanlı Devleti ile, Avusturya, Venedik ve Lehistan arasında 26 Ocak 1699'da Karlofça Anlaşması imzalandı. Aynı zamanda Karlofça'da Ruslarla üç senelik bir mütâreke imzalandı. Ruslarla sulh görüşmeleri İstanbul'da devam etti ve 15 Temmuz 1700'de anlaşma imzalandı.
                            Osmanlı Devleti, ilk defa Karlofça Anlaşmasfyla bü­yük topraklar kaybetmiş oldu. O ana kadar Avrupalılar, Osmanlı ordusu mağlub edilemez kanaatini taşıyorlar­dı. Bu anlaşmadan sonra Avrupalılar, Osmanlı Devle-ti'ni parçalamak ve Avrupa'dan atmak için harekete geç­tiler. Osmanlı Devleti'nin bundan sonraki siyâseti tama­men müdâfaa şeklinde olmuş ve zaman zaman, kay­bedilen yerlerin geri alınması için büyük mücâdeleler verilmiştir.


                            TELEVİZYON,, BİLGİSAYAR ve ÇOCUKLAR
                            Hareketli ve sesli görüntüler çok küçük yaşlardan iti­baren çocukların dikkatini çeker. Bu sebeple çocuklar küçük yaşlardan itibaren takip edilmeli,
                            Uzun süre televizyon ve bilgisayar karşısında tutulma­malı, yaşlarına uygun ve faydalı programlar izletilmeli.
                            Çocuklarımıza kitap okumalı ve bu alışkanlık hâline getirilmelidir.

                            FIKRA

                            Temel yemek odasının üzerindeki çatının aktığını fark edince hemen bir çatı ustası çağırmış. Usta gelip şöyle bir bakmış, "Çatınızın aktığını ne zaman fark ettiniz?" diye sormuş. "Dün gece..." demiş Temel, "... çorbamı içmem iki saat sürünce şüphelendim!"

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Aptalın sevgisi, ayının sevgisidir; kini sevgidir, sevgisi kindir. Mevlana

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · Cızbız Köfte
                            · Makarna
                            · Meyve Tatlı

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: YILDIRAY: (Tür.) Er. - Parlak, ışık saçan ay.
                            Kız: TUBA: (Ar.) Ka. 1. Kökü yukarıda, dallan aşağıda cennet ağacı. 2. En güzel, en iyi, hoş. 3. Baht, mutluluk, müjde. 4. Efdal olan. Kur'an'da Ra'd suresi 29. ayette zikredilmiştir.

                            MANİ

                            Ayağında mesi var
                            Odasında sesi var
                            Bekâr oğlan değil mi?
                            Kızlarda hevesi var



                            BİLMECE
                            Elbiselerden başka ne ütülenir?
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap:İki yakaları bir araya gelsin diye

                            Comment


                            • 27 Ocak 2010

                              Bugün 27 Ocak 2010 12 Safer 1431 K.Sani: 14 Kasım 81 Osmanlı'nın Kuruluşu (1299)-III.Mehmet'in tahta çıkışı (1595)-Şair Nef'i'nin vefatı (1635)

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Dünyada garipler 4’tür. Zalimin göğsündeki (zihnindeki) emri tutulmayan Kur’an; Bir topluluk ortasında bulunup ta içinde namaz kılınmayan cami; Bir evde bulunup ta, kabından çıkarılıp okunmayan Kur’an; Kötü huylu insanlar arasında kalan iyi huylu kişi... (Deylemi).



                              İHLÂS SÛRESİNİ ÇOK OKUMANIN FAZİLETİ

                              Enes b Mâlik (r.a.) rivayet etti: Resûlullâh (s.a.v.) ile beraber Tebük'te idik. Güneş daha önce görmediğimiz bir ışık ile doğdu. Her yer öncekilerden farklı bir şekilde parlaktı. O gün Cebrâîl (a.s.) peygamberimize geldi. Resûlullâh (s.a.v.): "Ey Cebraîl! Bu gün güneşi daha önce hiç görmediğim şekilde parlak görmekteyim. Niçin? diye sordu. Cebrail (a.s.); "Bugün Muâviye el-Leysı Me­dine'de vefat etti. Allâhü Teâlâ ona yetmiş bin melek gön­derdi. Cenaze namazını bu melekler kılıyor." dedi.

                              Resûlullâh (s.a.v.); "Peki, ona niçin böyle ikram edili­yor?" dedi Cebrail (a.s.); "O, Ihlâs sûresini çok okurdu. Gece gündüz, sabah akşam, ayakta, oturarak ve yürür­ken hep okurdu." diye cevap verdi.

                              OSMANLI İTFAİYESİ; TULUMBACILAR

                              Tulumbacılar, yangın çıkınca etrafa yayılmadan sön­dürmek ve mahsur kalanları kurtarmak için kurulan bir Osmanlı devri teşkilâtıdır. 1720 senesine kadar İstan­bul'da çıkan yangınları, yeniçeriler söndürürlerdı. On sekizinci asrın başlarında yangın söndürmek için (suyu tazyîk ile alevlere püskürten) tulumba yapıldı ve Tulum­bacı Ocağı kuruldu. 1869'da belediye merkezlerine, mahallelere tulumbalar verilerek semt tulumbacı ocak­ları bir kaç sene sonra da itfaiye alayları kuruldu. 1923'ten sonra itfaiye teşkilâtı belediyelere devredildi. Tulumbacılar, şehrin yüksek yerlerindeki yangın kule­lerinden yangınları haber alırlar, başta reisleri omuzla­rında su tulumbaları ve yangın söndürme aletleriyle vanam yerine koşarlardı. Yangına koşar adım gidildiğin­den neferlerin yorulmaması ve gidiş hızının azalma­ması için uygun yerlerde takım değiştirilirdi. Tulumbayı sırtlarında taşıyanlara uşak, tulumba takımının ağası ve vol Göstericisine Fenerci denirdi. Borucu su sıkılan bo­ruyu taşır ve alevlere su sıkardı. Kökenci ise borucunun kullandığı boruyu tutarak düşmemesini sağlar hortumcu da hortumları kullanırdı.

                              FIKRA

                              Kahvede oturan laz, kafasıyla duvara çivi çakabileceğini iddia eder. Kahvedekiler inanmaz. Laz 2’lik çiviyi tutar, kafayı çakar ve çivi duvara geçer. İddiayı büyütürler. Bu kez 4’lük çivi duvara gömülür. En sonunda temel çivisine kadar getirirler iddiayı. Laz kafayı vurur, çivi yarıya kadar girer. Bir kez daha vurur, çivi aynen duruyordur. Duruma inanamayan laz yan dükkana geçer ve bakar. Çivi çakılan yerin tam karşısında kafayı duvara dayamış durumda uyuklayan bir başka laz vardır.

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Anı yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır. Andre Gide

                              YEMEK MENÜSÜ

                              · Arnavut Ciğeri
                              · Makarna
                              · Salata
                              · Kek

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM
                              Erkek: YILDIZHAN: (Tür.) Er. - Yıldızların hakanı.
                              Kız: TRAJE: (Fars.) Ka. - Gökkuşağı.

                              MANİ

                              Avlu dibi örümcek
                              Aklım gitti görüncek
                              Ben aklımı yemedim
                              Köylülere gidecek



                              BİLMECE
                              Hangi kale tarihi değildir?
                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap:Kafa ütülenir

                              Comment


                              • 28 Ocak 2010

                                Bugün 28 Ocak 2010 13 Safer 1431 K.Sani: 15 Kasım 82 Mülkiye Mektebi'nin Açılışı (1854)-Yavuz Sultan Selim Han'ın Mısır'ı zaptı (1517)-Ayandon Fırtınası

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Birinizin yamalı bir elbise giymesi, kendisine güven duyuran bir görünüm vererek bedelini ödeyemeyeceği bir elbise alıp giymesinden daha iyidir. (Müsned).



                                TEFSİR:.... BÂZI AİLE VE EVLÂDIN DÜŞMANLIĞI
                                Mekkelilerden müslüman olanlar Medine'ye, Peygamber Efendimize (s.a.v.) gitmek istemişler, hanımları ve evlatları da onları bırakmak istememişlerdi. Bilâhare kalkıp Resûlullâha geldiklerinde insanların ilim ve irfan sahibi olduklarını görünce, hanımlarına ve evlatlarına bu gecikmeden dolayı düşmanlık beslemeğe başladılar. Bunun üzerine Allâhü Tealâ: "Ey îmân edenler! Haberiniz olsun ki eşlerinizden ve evlâtlarınızdan size düşman vardır. Onun için onların mahzurlarından sakının; Bununla beraber afveder, kusurlarına bakmaz, örterseniz şüphe yok ki Allah Gafurdur, Rahimdir." mealindeki Tegâbün sûresinin 14. âyetini indirdi.
                                Elmalılı Hamdi merhum bu âyeti şöyle tefsir etmiştir: Hanım ve evlâtlarınızdan bâzısı, size bilerek veya bil-meyşrek bir nevi düşmandır. Dünyâda kocalarına düşmanlık eden, malına, ırzına, namusuna hıyanet eden, dîninden eden, cehenneme sürükleyen nice kadınlar ve evlatlar vardır. Belki birçokları da bilmeyerek ve kötü bir maksat beslemeyerek kocalarını veya babalarını sıkıntılara ve üzüntülere düşürür ve böylelikle bir takım hayır işlerine, ibâdetlerine mâni olurlar. Bu düşmanlık hanım ve evlâd tarafından olabildiği gibi koca tarafından da olabilir.
                                Binâenaleyh âyet-i kerîmenin mealinin hâsılı şu olur: "Ey îmân eden erkekler, aklınız ve îmânınız ailenize düşmanlık etmemeyi îcâb ettirir. Fakat hanımlarınız ve evlâdınız içinden sizlere düşman olan, başınıza sıkıntılar çıkarmak isteyen bâzılarının da bulunabileceği muhakkaktır.
                                O hâlde onlara dikkat edip şerlerinden, başınıza açacakları sıkıntılardan sakınınız. Bundan dolayı hanımı seçerken dış güzelliğini, malını değil her şeyden evvel dinini, edebini, iffetini, ahlâkını aramalıdır.
                                Eğer -başkasının hakkını alâkadar etmeyen- dünyâ işlerindeki kusurlarını veya tevbe ettikleri dînî suçlarını affederseniz, yüzlerine vurmaz, müsamaha gösterirseniz şüb-he yok ki Allah da sizin günahlarınızı rahmetiyle affeder."

                                FIKRA

                                Organ bankasında çeşitli fiyatlarda beyinler bulunmaktadır. En pahalısı ise laz beynidir. Yetkililere bunun nedeni sorulduğunda; “1000 tanesini açıyoruz, bir tanesinden çıkıyor!..”

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Alkışı en sessiz karşılayan,alkışı haketmiş demektir. Emerson

                                YEMEK MENÜSÜ

                                · Tahinli Pekmez, Kaşar Peynir
                                · Zeytin,Domates, Ihlamur Çayı
                                · Yayla Çorba

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM

                                Erkek: YILHAN: (Tür.) Er. - Yıl - han.
                                Kız: TÖZÜM: (Tür.) - Sabırlı, alçak gönüllü. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
                                MANİ

                                Arabamın tekeri
                                Hem ileri hem geri
                                Benim de bir yârim var
                                Oruçlar’ın şoförü



                                BİLMECE

                                Kızdığını en çok kim belli eder?

                                Cevabı Yarın.
                                Dünkü Cevap:Futbol kalesi

                                Comment

                                Working...
                                X