fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 6 Ocak 2009

    Bugün 6 Ocak 2009 9 Muharrem 1429 K.Evvel: 24 Kasım:60 Sultan 4.Mehmet Han'ın vefatı (1693) - Ceyhan'ın Kurtuluşu (1922) - Veremle Savaş Eğitimi Haftası (7-13 ocak)

    HADİS-İ ŞERİF

    En hayırlısnız başkasının hakkını ( yani üzerindeki borcu ) en güzel şekilde ödeyendir.
    hadis-i şerif ( Müslim )




    ÂŞÛRÂ GÜNÜ NELER YAPILIR?

    ♦ O gün, eve ufak-tefek erzak alınırsa, bir sene boyunca evde bereket olur.

    ♦ En az on müslümana birer selâm veya bir müslümana on defa selâm verilir.

    ♦ Fakir fukara sevindirilir.

    ♦ O gün gusledenler, bir sene ufak-tefek hastalık görmezler.

    ♦ 10 defa şu duâ okunur: "Sübhânallâhi mll'el-mîzân. Ve münteheVılmi ve mebleğa'r-rizâ ve zînete'l-arş."

    ♦ Âşûrâ gününe mahsus olmak üzere kuşluk vaktinde 2 rek'at namaz kılınır. Her rek'atte 1 Fatiha, 50 İhlâs-ı Şerîf okunur.

    Namazdan sonra da 100 defa şu salevât-ı şerîfe okunur: "Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin ve Âdeme ve Nûhın ve İbrâhîme ve Mûsâ ve îsâ vemâ beynehüm mine'n-nebiyyîne ve'l-mürselîn. Salevâtü'llâhi ve selâmühû aleyhim ecmaîn."

    ♦ Öğle ile ikindi arasında 4 rek'at namaz kılınır. Her rek'atte 1 Fatiha, 50 İhlâs-ı Şerîf okunur. Namazdan sonra:

    70 istiğfâr-ı şerîf,

    70 salevât-ı şerîfe,

    70 defa da "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyil-azîm" denilir. Sonra da; ümmet-i Muhammed'in hidâyeti ve halâsı, kurtuluşu için duâ edilir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

    SEYYİDÜ'L İSTİĞFAR

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:

    "Seyyidü'l-istiğfar, kulun 'Allâhümme ente rabbî, lâ ilahe illâ ente, halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va'dike me'steta'tü e'ûzü bike min şerri mâ sana'tü, ebûü leke bi ni'metike aleyye ve ebûü bizenbî, fağfirlî, zûnübî feinneke lâ yağfiru'z-zünûbe illâ ente' demesidir.

    Kim gündüz, inanarak bunu okur ve akşam olmadan o gün içerisinde ölürse o kimse cennet ehlindendir. Kim de geceleyin, inanarak bunu okur ve sabah olmadan öiürse, o kimse de cennet ehlindendir." (Sahîh-i Buhârî)


    FIKRA

    Bir gün bir adam varmıs bu adamın kulakları çok büyükmüş.Yanından geçen bir adam sormuş,senin kulakların bir insana göre fazla büyük değil mi ?demiş.Adamda evet buyuk demiş. Sonra adam yanındaki adama sormus senin de kulakların bireşşeğe göre fazla kuçuk değil mi?demiş.

    GÜNÜN SÖZÜ
    Gözyaşı, kalp te olan ateşe delildir.
    YEMEK MENÜSÜ

    Şehriye Çorba
    Fırında Tavuk
    Pirinç Pilav
    Salata

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek :ZÜBEYR: (Ar.) Er. - Yazılı, küçük şey.
    Kız :
    ZÜLFİBAR: (Fars.) Ka. - Dağılmış, saçılmış saç.

    MANİ
    Karpuz kestim kan gibi
    Uzadı urgan gibi
    Yarımca kızları
    Kınalı kurban gibi



    BİLMECE

    Mustafa Denizli denize düşmüş onu kim kurtarmış?

    Cevabı Yarın.

    Dünkü Cevap:

    Comment


    • 7 Ocak 2009

      Bugün 7 Ocak 2009 10 Muharrem 1429 K.Evvel: 25 Kasım:61 AŞURA GÜNÜ - Osmaniye'nin Kurtuluşu (1922) - Beyaz Baston Körler (Amalar) Haftası (7-14 Ocak)

      HADİS-İ ŞERİF

      Sıcak yemekten sakının! Çünkü o, bereketi giderir. Soğuk yemeyi tavsiye ederim.Çünkü onun bereketi daha büyüktür. Hadis (Camiüssağir).



      SILA-İ RAHİM: AKRABA MÜNÂSEBETLERİ

      Bir selâm vermek, bir hediye vermek, yardımda bulunmak, beraberce oturmak, beraberce konuşmak, latîfe yapmak, ihsanda bulunmak suretiyle dahi olsa sıla-i rahim vaciptir.

      Akrabalar, sevginin devam etmesi ve artması için zaman zaman ziyaret edilmelidir. Mümkünse haftada bir defa veya ayda bir defa ziyaret edilerek, onların varsa ihtiyaçları karşılanmalı geri çevrilmemelidir. Çünkü hadîs-i şerifte ihtiyaçları geri çevirmek sıla-i rahmi kesmekten sayılmıştır.

      Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Cenab-ı Hak, sıla-i rahim yapana yakın olur; kesenden daha uzak olur." Başka bir hadîsi şerifte "Sıla-i rahim ömrü artırır" buyurmuşlardır.

      Eğer akrabaları başka yerde iseler sıla-i rahmi, mektup (telefon vesâir vâsıtalarla yapmalıdır. Eğer onlara gitmeye gücü yetiyorsa gitmek efdaldir. Eğer anne ile babası varsa ve onlar gelmesini istiyorlarsa mektup kâfî değildir. Onun hizmetine muhtaç olurlarsa da durum böyledir.

      Babadan sonra büyük kardeş baba yerindedir. Dede de -ne kadar yukarıya giderse gitsin- baba yerindedir. Büyük kız kardeş de teyze de, sıla-i rahimde anne yerinde sayılırlar. Bazı görüşlere göre amca, baba gibidir.

      Bunlardan başka diğer akrabalara mektup veya hediye göndermek ile de sıla-i rahim yapılabilir.

      Sıla-i rahimden maksat, onlar sana sıla-ı rahim yaptıkları zaman senin de onlara yapman demek değildir. Asıl sıla, onlar sana sıla-ı rahim yapmasalar dahi onlara sıla-ı rahim yapmandır.

      MA'RUFU EMRETMEKTE EDEP

      Abdullah bin Mübarek (r.h.), Hârûn Reşîd zamanında yaşamış âbid, zâhid, ilmi ve ameli kendisinde birleştirmeye muvaffak olmuş bir zât idi.

      Bir adam yanında aksırmış, fakat "elhamdülillah" dememişti. Abdullah bin Mübarek ona "Kişi aksırdığında ne der?" diye sordu. Adam "Elhamdülillah" deyince, "Yerha-mükallâh" diyerek mukabele etti.


      FIKRA

      İlköğretim okulunun birinci sınıfında öğretmen Türkçedersinde sordu:
      -Çocuklar bana içinde (P) farfi bulunan bir kelime söylermisiniz ?
      Arka sıralardanbir ses yükseldi :
      -Şişe öğretmenim...
      -Şişenin neresinde (P) harfi var oğlum.
      -tı(P)asında öğretmenim.

      GÜNÜN SÖZÜ

      Hiçbirşey için "BENİMDİR" deme, sadece de ki;
      "YANIMDADIR" Çünkü ne altın, ne toprak, ne sevgili, ne hayat, ne ölüm, ne huzur, ne de keder... DAİMA SENİNLE KALMAZ

      YEMEK MENÜSÜ

      Yayla Çorba
      Biber Dolma
      Makarna
      Yoğurt

      ÇOCUĞUNUZA İSİM

      Erkek :
      ZUHURİ: (Ar.) Er. - Orta oyununda komik rolünü yapan kimse.
      Kız :ZÜLEYHA: (Ar.) Ka. - Hz. Yusuf un hanımı, güzelliğiyle ünlenmiştir.

      MANİ
      Yarımcada saz olur
      Gül açılır yaz olur
      Ben yârime gül demem
      Gülün ömrü az olur



      BİLMECE

      -Dişi kertenkeleye ne ad verilir?

      Cevabı Yarın.

      Dünkü Cevap:Mustafa Sandal

      Comment


      • 8 Ocak 2009

        Bugün 8 Ocak 2009 11 Muharrem 1429 K.Evvel: 26 Kasım:62 Hirfanlı Barajı'nın hizmete girişi (1960) - Zemherir fırtınası - Erzin'in kurtuluşu (1922)

        HADİS-İ ŞERİF

        Allah, bir işi yaptığınızda o işin hakkını vererek doğru ve sağlam yapmanızı sever.
        Hadis-i Şerif (Beyhaki)




        ALLAH'IM BEN ONDAN RAZIYIM' SEN DE RAZI OL

        Müzeyne kabîlesinden Abdullah Zülbicâdeyn (r.a.) amcasının himayesinde bir yetîm idi. Amcası ona iyilik eder, ihtiyaçlarını verirdi. Müslüman olduğunu işitince yeğenine: "Eğer Muhammed'in dînine uyarsan sana verdiğim her şeyi geri alırım" dedi. Hz. Abdullah (r.a.): "Muhakkak ben Müslümanım" deyince amcası, ona verdiği her şeyi, hatta üzerindeki elbisesini de aldı. Anası bir bicâdı (kilim gibi sert bir bez parçasını) ikiye böldü. Yarısını belden yukarısına izâr, yarısını da belden aşağısına ridâ ederek giydi. Ertesi sabah namazını Resûlullâh (s.a.v.) ile kıldı. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) âdeti olduğu üzere namazdan sonra gelen cemâate bakarken onu gördü ve "Sen kimsin" diye sordu. "Ben Abdüluzzâ'yım deyince (Uzzâ putunun kulu manasına olan ismini değiştirerek), Resûlullâh ona "Bilakis, sen Abdullah Zülbicâdeyn'sin, bana gelmeye devam et" buyurdular. Bu sebeple Zülbicâdeyn (iki bicâd sahibi) diye meşhur oldu. O vakitten sonra Re-sûlullâh'ın (s.a.v.) kapısından hiç ayrılmadı.

        Kurân-ı Kerîm okurken, tesbîh ve tekbîr getirirken sesini pek yükseltirdi. Hz. Ömer (r.a.) "Yâ Resûlallâh, o riyakâr mıdır?" diye sorunca, Resûlullâh Efendimiz: "Onu bırak, o elbette evvâhîn (bağrı yanıklar)dendir" buyurdular. Abdullah Zülbicâdeyn (r.a.) Resûlullâh (s.a.v.) hayâtta iken vefat etti.

        Abdullah bin Mesûd (r.a.) şöyle anlatır: "Resûlullâh (s.a.v.)'i Tebûk gazvesinde Abdullah Zülbicâdeyn'in kabrinde gördüm; Resûlullâh (s.a.v.) Hz. Ebûbekir ve Ömer (r.anhümâ)'ya: "Kardeşinizi bana yaklaştırınız" buyurdular ve naaşım kıble cihetinden alarak lahdine yasladıktan sonra kabirden çıktılar. Definden sonra Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) kıbleye dönerek ellerini kaldırdı ve: Ey Allah'ım ben ondan razıyım sen de razı ol" buyurdular. Abdullah bin Mesûd (r.a.): "Keşke j kabir, benim kabrim olsaydı" buyurdu.

        FIKRA

        10 zenzi bir gün gezerken yolda bir lamba bulurlar ve içinden bir cin çıkar cin der ki dile benden ne dilersen 1.zenci ben beyaz olmak istiyorum der. en sondaki zenci gülmeye başlar
        2.zencide beyaz olmak ister sondaki zenci daha çok gülmeye başlar 3.4.5.6.7.8.derken sıra 9.ya gelir oda beyaz olmak ister sonda ki zenci artık yerinde duramıyor yerlere yatıyor gülmekten çıldırıyor ve sıra ona gelmiş dile benden ne dilersen ZENCİ_ BUNLARIN HEPSİNİ ZENCİ YAP DER.


        GÜNÜN SÖZÜ

        Dünyanın en centilmen insanı, karanlıkta bile esnerken ağzını kapatan insandır..

        YEMEK MENÜSÜ

        Domates Çorba
        Döner
        Pirinç Pilav
        Ayran

        ÇOCUĞUNUZA İSİM

        Erkek :
        ZUHUR: (Ar.) Görünme, meydana çıkma, baş gösterme. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
        Kız :ZÜLAL: (Ar.) Ka. 1. Hafif, saf ve tatlı su.

        MANİ

        Kirazımız dalbastı
        Dalları kiraz bastı
        Delikanlı söz etti
        Kızlar yüzünü astı



        BİLMECE

        -Her şeyi bilen ördeklere ne denir?


        Cevabı Yarın.

        Dünkü Cevap:Kertilenkele

        Comment


        • 9 Ocak 2009

          Bugün 9 Ocak 2009 12 Muharrem 1429 K.Evvel: 27 Kasım:63 Düşman Çanakkale'den çekildi (1916) - Dörtyol'un Kurtuluşu (1922)

          HADİS-İ ŞERİF

          Kim kalbini Allah’a bağlarsa, Allah mü’minlerin kalbinde ona sevgi ve merhamet yaratır Hadis-i Şerif (Taberani).



          İSTİĞFARIN EHEMMİYETİ

          Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:

          • Her derdin devası vardır. Muhakkak günahların devası da istiğfardır.

          • "Bütün âdemoğlu için iki sahife vardır. Sahifenin birine gündüz işlediği ameller yazılır. Diğerine de gece işlediği ameller yazılır. Sonra bu iki sahife dürülür. Eğer onlarda, -bir günah için de olsa- istiğfar varsa nur saçarlar. İstiğfar yoksa, karanlık ve simsiyah bir şekilde dürülürler."

          • "Her gün, iki defa, yâni sabah ve akşam istiğfar getirmeyen kimse kendine zulmetmiştir."

          • "Israrla beraber küçük günah kalmaz (büyük olur), istiğfarla da büyük günah kalmaz (af olunur)."

          İstiğfar, üzüntülerden kurtulmak için bir çıkış yoludur.

          Hz. Huzeyfe (r.a.) buyurdu ki: "Aileme karşı dilimde kötü sözler olurdu. Ben bunu Resûlullâh'a sordum. Bana, 'Ey Huzeyfe, istiğfarla aran nasıl? Ben Allah'a, günde yüz defa istiğfar ederim. Ümmetimin hayırlıları, iyilik yaptıkları zaman sevinirler, kötülük yaptıkları zaman da istiğfar ederler.' buyurdu."

          İstiğfar; malı, hattâ evlâdı da çoğaltır buyurulmuştur.

          Bir adam, Hasan-ı Basrî'ye (r.h.) gelip kıtlıktan şikâyet etti. 'Allah'a istiğfar et.' dedi. Başka birisi gelip fakirlikten şikâyet etti, başka biri, neslinin az olmasından, bir başkası da toprağının verimsizliğinden şikâyette bulundu. Bun-ların hepsine Allah'a istiğfar etmelerini emretti. Bunun üzerine Rabî' bin Sabîh, 'Sana adamlar geldi. Hepsi farklı şeylerden şikâyet ettiler ve senden yardım istediler. Sen de hepsine aynı şeyi söyledin.' deyince, Hasan-ı Basrî (r.h.) cevap olarak "Gelin dedim: Rabbinizin mağfiretini isteyin, çünkü O, mağfireti çok bir Gaffardır. Bol hayır ile üzerinize semâyı (yağmuru) salsın ve size mallar ve oğullarla imdat eylesin ve sizin için cennetler yapsın, sizin için ırmaklar yapsın." mealindeki (Nuh sûresi, 10-12.) âyet-i kerîmeleri okudu.

          FIKRA

          Erzurumlu bi kadın eşiyle birlikte istanbula yerleşir.köyden geldiği için hiç trafik ışığı görmemiştir.Bi gün çarşıya çıkar ve trafik ışıklarının yayalara kırmızı yandığı sırada karşıya geçmek ister ve orda bulunan bi trafik polisi hop hemşerim nereye gidiosun der ve kadında _sanane _erimden izin aldım kaynım gile gidirem der

          GÜNÜN SÖZÜ

          Sorularını yürekten sorarsan, cevaplarını da yürekten alırsın...
          YEMEK MENÜSÜ

          Mercimek Çorba
          Etli Bezelye
          Pirinç Pilav
          Salata

          ÇOCUĞUNUZA İSİM

          Erkek :
          ZORLU: (Tür.) Er. 1. Güzel, çok güzel, iyi. 2. Yakışıklı. 3. Güçlü, dayanıklı.4. Sert, keskin. 5. Yürekli, cesur. 6. Girgin, girişken.
          Kız :
          ZÜHRE: (Ar.) Ka. - Çoban yıldızı, venüs.

          MANİ

          Bu kiraz budak budak
          Olur, mu kiraz dudak
          Yarımcanın güzeli
          Canımdır sana adak



          BİLMECE


          -Hep dönen ördeğe ne denir?


          Cevabı Yarın.

          Dünkü Cevap:Blendax (bilen ducks)

          Comment


          • 10 Ocak 2009

            Bugün 10 Ocak 2009 13 Muharrem 1429 K.Evvel: 28 Kasım:64 Allame Teftazani Hz.nin vefatı (1390) - Osmanlı-Rus "Yaş" Antlaşması (1792)

            HADİS-İ ŞERİF

            Biriniz bir yere girmek istediğinde 3 defa izin istesin. Müsaade edilmezse, geri dönsün.
            Hadis (Müsned).



            ALLÂME TEFTÂZÂNÎ (R.H.)

            İsmi, Mesûd bin Kâdî Ömer Sa'düddîn Teftâzânî'dir. Sarf, nahiv, meânî, beyân, asleyn (usûleyn yani usûl-i dîn; akâid ile usûl-i fıkıh), mantık ve şâir bir çok ilimde âlim idi. Hanefî mezhebi üzere idi. Hicrî yedi yüz on iki senesinde doğdu. Moğol istîlâsı sebebiyle yüksek âlimi kalmayan, islâmî müesseselerinin sönmeye yüz tuttuğu bir devirde yetişen Allâme Teftâzânî, yüzlerce yüksek âlim yetiştirmiştir. Onunla İslâm âlimleri iki devreye ayrılmış; Teftâzânî'den evvelki âlimlere "Mütekaddlmln" ondan sonraki âlimlere "Müteahhlrln" denilmiştir.

            Hicretin 793. senesinde Semerkand'da vefat etti. Vefatına Seyyid-i Şerif "Tayyebellahü Serâhü" cümlesini tarih düşürmüştür ki H. 793 tarihini gösterir. Kabri Se-rahs'dedir. Rahmetu'llahi aleyh.

            Ehl-i sünnet i'tikâdına dâir yazmış olduğu Şerhu'l-Akâidi'n-Nesefiyye kitabında şöyle buyurmuştur:

            "Dirilerin ölüler için dualarında ve sadakalarında onlar için menfaat vardır. Bu husûsda Resûlullâh Efendimizin (s.a.v.) nice sahîh hadîs-i şerîfleri ve Ashâb-ı Kirâm'dan tevatür yoluyla nakiller vardır. Eğer fayda olmasaydı, cenaze namazı kılmanın da bir manası olmaz idi. Sa'd bin Ubâde (r.a.) Resûlullâh Efendimiz'e "Yâ Resûlallâh, anam vefat etti. Onun için hangi sadaka daha faziletlidir" diye sordu da Resûlullâh "su" buyurdular. O da bir kuyu kazdı ve 'Bu Ümmü Sa'd içindir1 dedi. Yine Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.): "Duâ belâları def eder, sadaka da Allâhü Teâlânın gazabını söndürür" ve "Muhakkak âlim ve talebe bir beldeye uğradıklarında Allâhü Teâlâ o belde kabristanından azabı kırk gün kaldırır" buyurmuşlardır.

            Kitâblarından bazısı şunlardır: "Şerhu'l-Adud, Şerhu't-Telhîs el-Mutavvel, Muhtasar, et-Telvîh fî Şerhi't-Tevzîh, Şerhu'l-Akâidi'n-Nesefiyye, el-Mekâsıdve Şerhi, Şerh-i Şemsiye, Şerh-i Tasrîfi Zencânî, el-İrşâd, Tehzîbü'l-Mantık ve'l-Kelâm, Hâşiyetü'l-Keşşâf (tamamlanamamış), Hâşiyetü Şerhi'l-Adud alâ Muhtasar-ı İbn-i Hâcib ve bunlardan başka pek çok tasnifleri vardır. (Şerh-i Akâid / Mevzûâtü'l-ulûm)


            FIKRA

            Adamın biri bir rüya görmüş sonra rüya tabircisine gitmiş başlamış anlatmaya
            -ya hocam ben bi rüya gördüm sorma gitsin
            - önce bi ağaç gördüm ağaç mı desem,çınar mı desem,meşe mi desem
            -bi yeşillik gördüm yeşillik mi desem,çayır mı desem ,çimen mi desem
            -sonra bi su gördüm ırmak mı desem,nehir mi desem, okyanus mu desem
            adamın herşeyi 3 defa tekrarlayarak anlatmasına sinirlenen tabirci bi hışımla
            -ALLAH senin belenı vercek bugün mü desem,yarın mı desem,öbürgün mü desem demiş.

            GÜNÜN SÖZÜ

            Bela gelmeden tedbir için feraset,
            Bela gelince cesaret gerekir.
            Pişmanlık;cesareti ve feraseti olmayan Ahmak'ın tesellisidir.

            YEMEK MENÜSÜ

            Mercimek Çorba
            Kuzu Gerdan
            Pirinç Pilav
            Salata

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek :
            ZOBU: (Tür.) Er. 1. İri yarı, kadın, kaba. 2. Delikanlı. 3. Zor, sıkıntılı. 4. Eski vezir konaklarındaki hizmetlilere verilen ad.
            Kız :
            ZÜHDİYE: (Ar.) Ka. - Her türlü zevke karşı koyarak kendini ibadete veren. - Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.

            MANİ

            Duvarda makas asulu
            Elbiseler kesülü
            Bana mani sorarsan
            Kirli çuval basulu



            BİLMECE

            -Aykut gol atamayınca ne der?

            Cevabı Yarın.

            Dünkü Cevap:Fırıldak (fırıl duck)

            Comment


            • 11 Ocak 2009

              Bugün 11 Ocak 2009 14 Muharrem 1429 K.Evvel: 29 Kasım:65 Haliç'in donması (1755) - Şiddetli soğuklar
              HADİS-İ ŞERİF

              Hz. Peygamber, çocuklara ve aile bireylerine karşı, insanların en merhametlisiydi.
              Hadis-i Şerif (İbn-i Asakir).




              İLİM ÖĞRENMEK

              İlim öğrenmek farz-ı ayın ve farz-ı kifâye olmak üzere ikidir.

              Farz-ı ayın: Bir kimsenin dîni için muhtaç olduğu kadar ilimdir:

              • Beş farz (Kelime-i şehâdet, namaz, zekât, oruç ve hacc) ile ihlâsı (amelleri sırf Allah rızâsı için yapmayı) öğrenmenin farz olduğunda şüphe yoktur. Çünkü amelin sahih ve makbul olması ihlasa, Allah rızâsı için yapılmış olmasına bağlıdır.

              • Her Müslüman erkek ve kadın abdest, gusül, namaz ve orucu öğrenmeli, nisaba mâlik olan zekâtı, kendisine hac farz olan haccı, ticâretle meşgul olan alışverişi öğrenmelidir ki muamelelerde şüpheli şeylerden ve mekruhlardan korunabilsinler.

              • Müslümanın, işlediği amellerde ihlâslı olması ve insanlar ile iyi geçinmesi için muhtaç olduğu ilmi öğrenmesi farzdır.

              • San'at sahipleri ve diğer herhangi bir işle meşgul olanların da haramdan korunmak için meşgul oldukları işin hükmünü bilmeleri farzdır.

              • Helâli, haramı ve riyayı öğrenmek de farzdır. Zîrâ ibâdet eden kimse riya yaparsa amelinin sevabından mahrum olur.

              • Hasedin ve ucubun (yani kişinin yaptığı amelleri beğenmesinin) insanın dîni için büyük tehlike olduğunu öğrenmek de farzdır. Çünkü bu iki şey ateşin odunu yediği gibi ameli yer.

              • Alışveriş, nikâh ve talâka dâir meseleler ile bunların hükümlerini usul ve âdabını öğrenmek de farzdır.

              • Söylenmesi haram olan veya küfre götüren sözlerin ne olduğunu öğrenmek de farzdır.

              Farz-ı kifâye: Başkalarına faydalı olmak için muhtaç olduğu mikdardan fazlasını öğrenmektir.

              • Farz-ı kifâye olan ilim, dünyâ işlerinin kıvamında (makbul seviyede) yürümesi için muhtaç olunan her ilimdir.

              FIKRA

              Birgün adamın biri hayvanat bahçesine gitmiş.eşşek hariç tüm hayvanlar gülüyormuş.
              ertesi gün yine gitmiş.bu seferde sadece eşşek gülüyormuş.en sonunda dayanamamış.oradaki görevliye sormuş.adam demiş ki:dün neden eşşek hariç tüm hayvanlar gülüyodu da bugün sadece eşşek gülüyor demiş.adam da demiş ki:zürafa dün bir espiri yaptıda eşşek daha yeni anladı demiş.

              GÜNÜN SÖZÜ

              İtidalde selamet, acelede nedamet vardır.
              İhtiyatlı davranan umduğuna ulaşır.

              YEMEK MENÜSÜ

              Yayla Çorba
              Çiftlik Kebap
              Börek
              Komposto

              ÇOCUĞUNUZA İSİM

              Erkek :
              ZORAL: (Tür.) Er. - Zor al.
              Kız :
              ZÜBEYDE: (Ar.) Ka. - Öz, asıl, cevher.

              MANİ

              Şu giden kimin oğlu
              Paltası da ak kolu
              Dönüp bana bakmıyor
              Saki vezirin oğlu



              BİLMECE


              -En şişman kız kimdir?

              Cevabı Yarın.

              Dünkü Cevap: I couldn't.

              Comment


              • 12 Ocak 2009

                Bugün 12 Ocak 2009 15 Muharrem 1429 K.Evvel: 30 Kasım:66 Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nın İstanbul'daki son devre toplantılarının başlaması (1922) - Enerji Tasarrufu Haftası

                HADİS-İ ŞERİF

                Güvenilir olmak, zenginliktir.(Camiüssagir). Güvenilir olmak, rızkı kendine çeker. Kazanç yollarını açar. Hıyanet ise,fakirliğe neden olur.
                Hadis-i Şerif (Deylemi).




                İBADETİN SEVABINI BAĞIŞLAMAK

                Bir kimse yaptığı ibadetin (kendisi için niyet etmiş olsa bile) sevabını başkasına bağışlayabilir.

                Bütün ibâdetler, namaz, oruç, sadaka, Kur'ân okumak, zikir etmek, tavaf etmek, hacc ve umre yapmak, peygamberlerin, şehitlerin, evliyanın ve sâlihlerin kabirlerini ziyaret etmek, ölüyü kefenlemek vesâir işlenen bütün hayırların sevabını bir başka kimseye hediye edebilir. Ehl-i sünnet ve'l-cemâat inancına göre sevabı ona ulaşır.

                Nafile bir ibâdeti hediye etmek isteyenin, erkek-kadın bütün mü'minler için niyet etmesi efdaldir, daha makbuldür. Çünkü bu hediye onlara (ecrinden eksilmeden) hiç noksansız ulaşır ve ayrıca hediye edene de onların sayısınca sevap verilir.

                Bir hadîsi şerîfte "Bir kimse kabristana uğrar da on bir defa Ihlâs Sûresini (Kul huvellâhü ehad...) okur ve sevabını ölülere bağışlarsa, kendisine ölülerin sayısınca sevap verilir." buyurulmuştur.

                Hz. Enes (r.a.) Resûlullâh Efendimiz'e (s.a.v.): "Yâ Resûlallâh! Biz ölülerimiz nâmına sadaka veriyoruz. Onlar nâmına haccediyor, duada bulunuyoruz. Acaba bu onlara vâsıl oluyor (ulaşıyor) mu?" diye sormuş. Resûlullâh (s.a.v.), "Evet, onlara vâsıl olur ve onlar bundan, sizden birinize bir tabak hediye geldiği zaman nasıl sevinirse öyle sevinirler." buyurmuştur.

                Diğer bir hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz (s.a.v.), "Ölülerinize Yâsîn okuyun!" buyurmuştur.

                Kur'ân-ı Kerîmde anaya babaya duâ edilmesi emir buyurulmuş, meleklerin müminlere istiğfar ettikleri haber verilmiştir ki, bunlar fayda hâsıl olduğunu göstermektedir.

                Rasûlullâh (sav.) birini kendisi, diğeri ümmeti adına olmak üzere iki alaca koç kurban etmiştir.

                Yâni sevabını ümmetine bağışlamıştır. Rasûlullâh (s.a.v.) böylece bir insanın amelinin başkasına fayda vereceğini öğretmiş oluyordu. Ona tâbi olmak ise en sağlam kulpa sarılmaktır.

                FIKRA

                Temel yolda yürürken bir adam çıkmış önüne,demişki;
                - Hadi gel birlikte yürüyelim,demiş.
                Sonra birlikte yürümüşler.Yolda yürürlerken adam''gel şurdaki hamburgerciye uğrayalım ''demiş. Hamburgerciye uğramışlar.temel adama;
                "Sana ne ısmarlayım"demiş.
                adam;hamburger,patetes ve cola.
                temel kasaya gidip sormuş;"sıcak içeceklerden ne var?
                kasacı;sıcak süt
                sıcak çikolata
                çay
                temel;Peki soğuk içeceklerden ne var?
                kasacı;limonata
                cola
                soğuk süt
                yedigün
                temel;ula siz yedigünü içecek olarak satıyorsunuz?

                GÜNÜN SÖZÜ

                Kimseye öğüt vermeyin. Cahiller anlamaz, akıllıların ise ihtiyacı yoktur.

                YEMEK MENÜSÜ

                Mercimek Çorba
                Misket Köfte
                Soslu Makarna
                Tatlı

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek :
                ZİYAEDDİN: (Ar.) Er. - Dinin ışığı, aydınlığı.
                Kız :ZİYNETİ: (Ar.) Ka. - Süsle, bezekle ilgili

                MANİ
                Bahçenizde gül var mı?
                Gül altından yol var mı?
                Gel gidelim sevgilim
                Annenden izin var mı?



                BİLMECE

                -Kocasıyla karısının ortak özellikleri nedir?

                Cevabı Yarın.

                Dünkü Cevap:FATma

                Comment


                • 13 Ocak 2009

                  Bugün 12 Ocak 2009 15 Muharrem 1429 K.Evvel: 30 Kasım:66 Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nın İstanbul'daki son devre toplantılarının başlaması (1922) - Enerji Tasarrufu Haftası

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Güvenilir olmak, zenginliktir.(Camiüssagir). Güvenilir olmak, rızkı kendine çeker. Kazanç yollarını açar. Hıyanet ise,fakirliğe neden olur.
                  Hadis-i Şerif (Deylemi).




                  İBADETİN SEVABINI BAĞIŞLAMAK

                  Bir kimse yaptığı ibadetin (kendisi için niyet etmiş olsa bile) sevabını başkasına bağışlayabilir.

                  Bütün ibâdetler, namaz, oruç, sadaka, Kur'ân okumak, zikir etmek, tavaf etmek, hacc ve umre yapmak, peygamberlerin, şehitlerin, evliyanın ve sâlihlerin kabirlerini ziyaret etmek, ölüyü kefenlemek vesâir işlenen bütün hayırların sevabını bir başka kimseye hediye edebilir. Ehl-i sünnet ve'l-cemâat inancına göre sevabı ona ulaşır.

                  Nafile bir ibâdeti hediye etmek isteyenin, erkek-kadın bütün mü'minler için niyet etmesi efdaldir, daha makbuldür. Çünkü bu hediye onlara (ecrinden eksilmeden) hiç noksansız ulaşır ve ayrıca hediye edene de onların sayısınca sevap verilir.

                  Bir hadîsi şerîfte "Bir kimse kabristana uğrar da on bir defa Ihlâs Sûresini (Kul huvellâhü ehad...) okur ve sevabını ölülere bağışlarsa, kendisine ölülerin sayısınca sevap verilir." buyurulmuştur.

                  Hz. Enes (r.a.) Resûlullâh Efendimiz'e (s.a.v.): "Yâ Resûlallâh! Biz ölülerimiz nâmına sadaka veriyoruz. Onlar nâmına haccediyor, duada bulunuyoruz. Acaba bu onlara vâsıl oluyor (ulaşıyor) mu?" diye sormuş. Resûlullâh (s.a.v.), "Evet, onlara vâsıl olur ve onlar bundan, sizden birinize bir tabak hediye geldiği zaman nasıl sevinirse öyle sevinirler." buyurmuştur.

                  Diğer bir hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz (s.a.v.), "Ölülerinize Yâsîn okuyun!" buyurmuştur.

                  Kur'ân-ı Kerîmde anaya babaya duâ edilmesi emir buyurulmuş, meleklerin müminlere istiğfar ettikleri haber verilmiştir ki, bunlar fayda hâsıl olduğunu göstermektedir.

                  Rasûlullâh (sav.) birini kendisi, diğeri ümmeti adına olmak üzere iki alaca koç kurban etmiştir.

                  Yâni sevabını ümmetine bağışlamıştır. Rasûlullâh (s.a.v.) böylece bir insanın amelinin başkasına fayda vereceğini öğretmiş oluyordu. Ona tâbi olmak ise en sağlam kulpa sarılmaktır.

                  FIKRA

                  Temel yolda yürürken bir adam çıkmış önüne,demişki;
                  - Hadi gel birlikte yürüyelim,demiş.
                  Sonra birlikte yürümüşler.Yolda yürürlerken adam''gel şurdaki hamburgerciye uğrayalım ''demiş. Hamburgerciye uğramışlar.temel adama;
                  "Sana ne ısmarlayım"demiş.
                  adam;hamburger,patetes ve cola.
                  temel kasaya gidip sormuş;"sıcak içeceklerden ne var?
                  kasacı;sıcak süt
                  sıcak çikolata
                  çay
                  temel;Peki soğuk içeceklerden ne var?
                  kasacı;limonata
                  cola
                  soğuk süt
                  yedigün
                  temel;ula siz yedigünü içecek olarak satıyorsunuz?

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Kimseye öğüt vermeyin. Cahiller anlamaz, akıllıların ise ihtiyacı yoktur.

                  YEMEK MENÜSÜ

                  Mercimek Çorba
                  Misket Köfte
                  Soslu Makarna
                  Tatlı

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM
                  Erkek :
                  ZİYAEDDİN: (Ar.) Er. - Dinin ışığı, aydınlığı.
                  Kız :ZİYNETİ: (Ar.) Ka. - Süsle, bezekle ilgili

                  MANİ
                  Bahçenizde gül var mı?
                  Gül altından yol var mı?
                  Gel gidelim sevgilim
                  Annenden izin var mı?



                  BİLMECE

                  -Kocasıyla karısının ortak özellikleri nedir?

                  Cevabı Yarın.

                  Dünkü Cevap:FATma

                  Comment


                  • 13 Ocak 2009

                    Bugün 13 Ocak 2009 16 Muharrem 1429 K.Evvel: 31 Kasım:67 Medine Müdafii Fahreddin Paşa'nın teslim olması (1919) - İstanbul'da Darulfünun açıldı (1863)

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Cennete giren, hep nimet görür, sıkıntı çekmez. Ne elbisesi eskir; ne de gençliği elden gider. Hadis (Müslim).



                    ÖRNEK BİR İNSAN: SAÎD BİN ÂMİR (R.A.)

                    Hz. Ömer (r.a.), Şam diyarını teftiş etmeye gelmişti. Kendisini karşılamaya gelenlere "Valiniz Şaîd Bin Âmir'i nasıl buldunuz?" diye sordu. Onlar da dört hususta şikâyetçi olduklarını söylediler.

                    Hz. Ömer (r.a.) buyuruyor ki: "Şikâyet edenlerle valilerini bir araya getirdikten sonra, Saîd hakkında beni yanıltmaması için Allah'a duâ ettim. Çünkü Saîd'e i'timâdım tamdı." Sonra onlara;

                    'Vâlînizden şikâyetiniz nedir?' dedim; 'Gün yükselinceye kadar yanımıza gelmiyor.' dediler. 'Ne diyeceksin ey Saîd?' dedim. Saîd, biraz sükût etti. Sonra şöyle dedi: "Vallahi, bunu söylemek istemiyordum, ama artık söylemek mecburiyetindeyim. Benim aileme yardımcı olacak kimse yok. O sebeple her sabah kalkıp onlara hamur yapıyor, sonra o hamur mayalanıncaya kadar biraz oyalanıyor, onlara ekmek yapıyorum. Sonra da abdest alıp insanların arasına çıkıyorum."

                    'Başka şikâyetiniz var mı?' diye sordum. "Geceleri hiçbirimizin davetine gelmiyor" dediler. 'Buna ne elersin ey Saîd?' dedim. O da "Vallahi, ben bunu da söylemek istemiyordum. Ben gündüzlerimi insanların işlerine, geceleri ise Allah'a ibâdet etmeye ayırıyorum." dedi.

                    'Başka ne şikâyetiniz var?' dedim. "Bir gün de hiç gözükmüyor." dediler. 'Bu nedir yâ Saîd?' dedim. "Ey mü'minlerin emîri, benim hizmetçim yok, üzerimdeki elbisemden başka elbisem de yok. Onu yıkıyorum ve kurumasını bekliyorum. Kuruyunca insanların arasına çıkıyorum." dedi.

                    'Başka bir şikâyetiniz var mı?' diye sordum. 'Ona bazan bir müddet baygınlık geliyor ve ortadan kayboluyor' dediler. 'Bu nedir ey Saîd?' dedim. Saîd şöyle dedi: "Ben müslüman olmadan evvel Hu-beyb bin Adiyy'in (r.a.) şehid edilmesine şahit olmuştum; Kureyş-liler onun vücudunu parçalarken ona "Muhammed'in senin yerinde olmasını ister misin? Böylece sen de kurtulmuş olursun." diyorlardı. O ise "Vallahi ben, ailem ve çocuklarımın arasında iken, Muhammed'in ayağına diken batmasına bile razı olamam." demişti. Vallahi, ben o günü hatırladığımda, kendi kendime ona nasıl yardım etmedim, diye -Allâhü Teâlâ'nın beni affetmeyeceği korkusuyla-baygınlık geçiriyorum." dedi.

                    Hz. Ömer (r.a.) "Onun hakkında kanaatimde beni yanıltmayan Allah'a hamd olsun." dedi ve ihtiyaçlarını karşılaması için Saîd (r.a.)'a bin dinar gönderdi.

                    FIKRA

                    "Sevgili oğlum Temel... Senin hızlı okuyamadığını bildiğim için mektubu yavaş yavaş yazıyorum...
                    Artık senin büyük şehre gittiğin sırada yaşadığımız evde yaşamıyoruz. Baban bir gazetede, "İnsanların başına genellikle evlerinin iki kilometre civarındaki bölgelerde kaza geldiğini" okumuş; o yüzden taşındık...
                    Sana yeni adresi veremiyorum, çünkü yeni evimizde bizden önce oturan hemşehrilerimiz, taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını söküp götürmüşler...
                    Bu evde garip bir çamaşır makinası var. Geçen gün içine dört gömlek koydum, çalıştırmak için duvardaki zinciri çektiğimden beri bir daha gömlekleri göremedim.
                    Geçen hafta sadece iki kez yağmur yağdı. İlki üç gün, ikincisi ise dört gün sürdü...
                    Benden istediğin yeleği postaya verdim. Ancak, halan 'o koca düğmelerle paket çok ağır olur' deyince düğmeleri kopartıp yeleğin cebine koyduk. Orada bulabilirsin...
                    Not: Sana biraz da para gönderecektim, ama zarfı bir kere yapıştırmış bulundum... Sevgiler... Annen"

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Sanatımız, gözümüzün gerçekle kamaşmasından oluşmaktadır: Gerçek, geri geri kaçan ucube maskelere vuran ışıktan başka bir şey değildir.

                    YEMEK MENÜSÜ

                    Düğün Çorba
                    P.Karnıyarık
                    Bulgur Pilav
                    Cacık

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek :ZİVEKAR: (Ar.) Er. - Vekarlı. Vakar dolu. Vakar sahibi.
                    Kız :
                    ZİBARU: (Fars.) Ka. - Güzel yüzlü, dilber.

                    MANİ
                    Kayadan indirmişler
                    Tirene bindirmişler
                    Kara saçlı yârimi
                    Gurbete göndermişler



                    BİLMECE

                    -Kedinin biri köpeği tırmalamış, köpek ne demiş?


                    Cevabı Yarın.

                    Dünkü Cevap:Aynı gün evlenmeleri

                    Comment


                    • 14 Ocak 2009

                      Bugün 14 Ocak 2009 17 Muharrem 1429 K.Sani: 1 Kasım:68 Dünyada ilk telefon İngiliz Sarayı'na çekildi (1878) – Fırtına

                      HADİS-İ ŞERİF

                      İnsan yasaklanan şeylere karşı hırslıdır, aç gözlüdür. Hadis (Deylemi).



                      DUADA NELER İSTENİR?

                      Kişi, duada Allâhü Teâlâ'dan isteklerinin en mühimini, günah ve kusurlarının affedilmesini ve afiyetini istemelidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Rabb'inden, dünyâ ve âhiret-te af ve afiyet iste. Onlar verildiği zaman felah bulur; muradına -Allah'ın rızasına- erersin." buyurmuşlardır.

                      Ebûbekr el-Verrâk'a (r.h.) afiyet nedir? diye sordular. O da şöyle cevap verdi: "Kulun, kelime-i şehâdet söyleyerek îmân ile ölmesi, Allah'ın evliyaları zümresinde diriltilmesi, sırat köprüsynü selâmetle geçmesi ve sonra da cennete girmesidir. İşte afiyet budur."

                      Afiyet on şeydir. Beşi dünyâdadır. Bunlar: İlim, amel, ihlâs, şükür ve kazaya razı olmak. Beşi de âhirettedir: Yüzün ak olması, terazi (de sevabların) ağır gelmesi, hesabın kolay olması, cehennemden kurtulmak ve cennete girmektir.

                      Allâhü Teâla'ya lafzı az, mânâsı çok olan ve içinde dünyâ ve âhiretin hayırlarını toplayan cümlelerle duâ etmelidir. "Rabbena âtlnâ fl'd-dünyâ haseneten ve fi'l-âhlretl ha-seneten vekınâ azâbe'n-nâr" gibi. (Manası: "Ey Rabbimiz, bize dünyada bir güzellik (sıhhat, afiyet ve hayra muvaffakiyet) ver, âhirette de bir güzellik (sevâb) ve bizi o ateş azabından koru.) Enes (r.a.) Peygamber Efendimizin (s.a.v.) en çok bununla duâ ettiğini rivayet etmiştir. Çünkü bu duâ bütün hayırları içine alır. Sanki bununla duâ eden, dünyâ ve âhiretteki iyilik ve güzelliklerin tamamını istemiş olur.

                      TAZİYE

                      Taziye müstehaptır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Her kim bir musîbet dolayısıyla din kardeşine taziyede bulunursa, Allah ona kıyamet gününde keramet elbiselerinden hülle (kıymetli elbise) giydirir." buyurmuştur.

                      Keza, "Her kim bir felâketzedeye taziyede bulunursa, kendisine de onun ecrinin bir misli, aynısı verilir." buyurmuştur.

                      Taziye "Allah sana ecr-i cezîl, sabr-ı cemîl versin, merhumu af ve mağfiret buyursun!" gibi sözlerle yapılır.

                      Bir hadis-i şerifte "Müslüman'a bir dert, acı, gam, tasa, hüzün ve eza isabet eder; hattâ ayağına diken batarsa Allah onu mutlaka günahlarından bazısına keffâret yapar." buyurulmuştur.


                      FIKRA

                      Bir gün Temel le Dursun 2 katli otobüsle yolculuk ediyomus. Temel
                      cep telefonunu çikartip alt kattaki Dursun u aramis.
                      - Orada havalar nasil Dursun kardesim?
                      - Bizim söför uyumus otobüs kendi kendine gidiyo valla Temel cigim...
                      - O dabirsey mi Dursun? Bizim katta söför bile yok. Otobüs kendi
                      kendine gidiyo...

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Bir kadın kısık sesle konuşuyorsa bir şey istiyor demektir. Sesini yükseltiyorsa bilin ki istediğini elde edememiştir.

                      YEMEK MENÜSÜ

                      Şehriye Çorba
                      Tavuk But
                      Pirinç Pilav
                      Meyve

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM

                      Erkek :
                      ZİNNUR: (Ar.) Er. - Nurlu, ışıklı, aydınlık.
                      Kız :
                      ZİNET: (Ar.) Ka. - Süs, bezek.

                      MANİ

                      Ay gelir aydan beri
                      Çay gelir dağdan beri
                      Ben yârimi görmedim
                      Bir buçuk aydan beri



                      BİLMECE


                      Bir lazi sinifta nasil teshis edebilirsiniz?


                      Cevabı Yarın.

                      Dünkü Cevap:Hiçbir şey tabi ki, köpekler konuşamaz ki.

                      Comment


                      • 15 Ocak 2009

                        Bugün 15 Ocak 2009 18 Muharrem 1429 K.Sani: 2 Kasım:69 Akşemseddin (k.s.) Hazretlerinin vefatı (1459) - İsrail askerlerinin Mescid-i Aksa'yı basması (1988)

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Suçsuz yere (mazlumen) öldürülen kişinin, Allah katında 5 ödülü vardır. Kanının ilk damlası yere düştüğünde günahları bağışlanır. Cennetteki yerini görür. Keramet (soyluluk) elbisesi giydirilir. Büyük korkudan, yani kıyametin dehşet dolu sıkıntılarından güvencede olur Hadis-i Şerif (Ramuz).



                        AKŞEMSEDDÎN (K.S.) HAZRETLERİNİN NASİHATLERİNDEN

                        Ey oğul! Her işe besmele ile başla.

                        Dâima abdestli ve temiz ol.

                        Namazlarında tembellik etme. Kaza ve kaderin Hak¬tan olduğunu bil. Sana ulaşan nimete şükret, belâya sabret; sakın Allâhü Teâla'ya isyan eyleme.

                        Kimseden incinerek sitem etme ve kimse de senden incinmesin. Kimsenin kalbini vîrân eyleme (yıkma).

                        Kardeşine ulaşan nimete asla haset etme.

                        Kimseyi kötüleme, yalan ve iftiradan sakın. Kardeşinin kusurlarını görme.

                        Ananı ve babanı duadan ihmâl etme. Senden büyük kimsenin önünde yürüme.

                        Yalnız sefere çıkma.

                        Çok uyumak hastalığa sebeptir.

                        Geceler uyanık ol (namaz ve zikirle meşgul ol), seher vakitlerinde Kurân-ı kerîm oku. Gece, gündüz Allâhü Teâla'ya duâ ve ilticada bulun.

                        Allâhü Teâla'ya dâima hamd et, azabından kork. Hep sâlih kimselerle otur.

                        Dünyâ sultânlarının iltifâtıyla sevinme. Dünyânın ge¬çici sevinci seni oyalamasın.

                        İhsan ve ikramın bol olsun, sadakayı ihmâl etme.

                        Sırlarını ifşa eyleme.

                        Kendini başkalarına medh eyleme.

                        Bu günden yarının tasasını çekme.

                        Nâ-mahreme sakın bakma, gaflet verir.

                        Sofradan düşeni yemek, zenginliğe sebeptir.

                        Dâima edebli ol; ikram ettiğine de mütevâzî ol.

                        Dişini tırnağınla kurcalama.

                        Evinde örümcek ağı olmasın.

                        Elbiseni üzerinde iken dikme.

                        Allâhü Teâla'ya isyandan sakın ki, hafızan ve zekân artsın.

                        Şâhibsiz mala elini uzatma.

                        Ölümü aklından hiç çıkarma.


                        FIKRA

                        bir gün kadını teki evde otururken azrail gelmiş ve kadına senin canını alıcağım demiş kadında demiş ki nolur canımı alma demiş azrail ise tamam ozamam ben senin canını 40 yıl sonra alcam demiş kadında bunu duyunca hemen gitmiş güzellik merkezine saçını başını yaptırmış altınada güzel bir minmi etek giymiş tama güzellik merkezinden çıkmış kadına araba çarpmış ölmüş kadında öbür dünyada azrail le karşılaşmlış azraile hani canımı 40 yıl sonra alcaktın demiş azrail de aaa dur bi yüzüne bakiyim falla o kadar kalabalığın arasından çıkaramadım tühhh başka biri sandım seni demiş

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Öldükten sonra yasamak isterseniz, kalici bir eser birakiniz.
                        HZ.ALI (R.A)

                        YEMEK MENÜSÜ

                        Sebze Çorba
                        Etli Patates
                        Pirinç Pilav
                        Yoğurt

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM

                        Erkek :
                        ZİYAD: (Tür.) Er. - Fazlalık, çokluk. - Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır. Ziyat.
                        Kız :
                        ZİŞAN: (Ar.) 1. Şanlı, sereni. 2. Canlı. 3. Bir tür lale. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                        MANİ

                        Bostanlarda aşlama
                        Aşlamayı taşlama
                        Ben askere giderken
                        Ağlamaya başlama



                        BİLMECE


                        Bir lazi cenazede nasil teshis edebilirsiniz?


                        Cevabı Yarın.

                        Dünkü Cevap:Ogretmen tahtayi silerken, oda defterini siler...

                        Comment


                        • 16 Ocak 2009

                          Bugün 16 Ocak 2009 19 Muharrem 1429 K.Sani: 3 Kasım:70 Sultan 3.Murad Han'ın vefatı (1595) - İran'da Şahlığın Yıkılması (1979) – Fırtına

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Hiçbir müslüman yoktur ki, Allah’a dua atsin de, Allah duasına şu 3 halden biri ile cevap vermesin: Kişi dua ettiğinde, Allah, onun karşılığını dünyada acilen (peşin) verir. Duanın karşılığını ahirete erteler. Yaptığı dua kadar, o kuldan bir dert ve sıkıntıyı giderir. Bu sözü işitince sahabiler sevinç içinde: Öyleyse, bizler çok dua ederiz, dediler. Allah Resulü de şu açıklamayı yaptı: Allah’ın kabul etmesi, sizin duanızdan daha çoktur. Hadis (Müsned).



                          BAŞLICA BÜYÜK GÜNAHLAR

                          1. Allah'a şirk (ortak) koşmak,

                          2. Haksız yere insan öldürmek,

                          3. Namuslu kadına iftira etmek,

                          4. Zina etmek,

                          5. Harbden kaçmak,

                          6. Sihir yapmak,

                          7. Yetim malı yemek,

                          8. Müslüman ana babaya âsî olmak,

                          9. Harem-i Şerîf, (Mekke-i Mükerreme'nin harem hudutları dâhilin)de günah işlemek,

                          10. Faiz yemek,

                          11. Hırsızlık yapmak,

                          12. İçki içmek,

                          İlk dokuz günah Hz. İbn-i Ömer'in (r.a.) rivayetidir. Hz. Ebû Hureyre (r.a.) faiz yemek, Hz. Ali (k.v.) hırsızlık yapmak ve içki içmek de büyük günahtır buyurmuşlardır. (Şerh-u Akâid, Teftâzânî)

                          SULTAN ÜÇÜNCÜ MURAD HAN'IN VEFATI

                          Sultan Üçüncü Murad Han bir akşam Sinan Paşa Köş-kü'ne gittiğinde orada "Bîmârum ey ecel, bu gece bekle ca-num al" mısraını söylerken İskenderiye'den gelen iki kadırga üç pare top atışı ile pâdişâhı selâmlamıştı. Fakat evvelce, çok daha büyük kalyonların top atışından kırılmamış olan köşkün camları, o gece paramparça olmuştu. Bunun üzerine Pâdişâh gözleri yaşlı "Bu köşke son gelişimizdir. Eskiden bütün donanmanın top atışları camları kıramaz iken, şimdi bu kadırgaların toplarıyla düşüyorlar. Görüyorum ki benim varlığımın köşkü de artık harap olmuştur." demişti.

                          Hakîkaten Sultan'a Sinan Paşa Köşkü'ne bir daha gitmek nasip olmadı ve bir iki gün sonra 15/16 Ocak 1595 (5 Cemâziyelevvel 1003) gecesi vefat etti. Cenaze namazı Topkapı.Sarayı'nda Helvahane önünde kılındıktan sonra babası İkinci Selim Han'ın Ayasofya Camii yanındaki türbesinin bahçesine defnedildi. Sonradan üzerine türbe inşa olundu. Vefatına ebced hesabıyla düşürülen târihlerden biri şöyledir: "Şâh-ı cihan oldu bin üçünde fevt" (H.1003 / M. 1595) (Osmanlı Tarihi)

                          FIKRA

                          bir ülke varmış ordada kablumbagalar yaşarmış ülkede bir gün su bitmiş bir dagın arkasındada gölet varmış ancak sularını ordan bulabilirlermiş kablumbaga heyeti toplanmış su sorununu çözmek için neyse aralarından iki tane kablumbaga seçmişler. iki tane genç kablumbaga yola düşmüşler 10 yıl 20 yıl 30 yıl 40 yıl 50 yıl 60 yıl derken gölete varmışlar bi bakmışlarki yanlarına kap almamışlar kablumbaglar düşünmeye başlamışlar birsi demiş sen git gel hadi demiş niye ben gidiyom sen git demiş neyse bunlar o zaman yazı tura atalım demiş.yazı turayı kaybeden kaplumbaga been gelinceye kdr sende su içmeyecen demiş. yola düşmüş 10 yıl 20 yıl 30 yıl 40 yıl.....100 yıl geleln giden yok göletin başında bekleyen kablumbaga oooo demiş bizim ülkedekiler ölmüştür demiş yavaşça su içmeye yaklaştıgında arkasından bi çıtırtı gelmiş diger kablumbaga bak böyle yaparsan gitmem demiş

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Zulüm yanan ateş gibidir, yaklaşanı yakar;Kanun ise su gibidir, akarsa nimet yetiştirir.
                          Yusuf Has Hacip


                          YEMEK MENÜSÜ

                          Mercimek Çorba
                          Kadınbudu Köfte
                          Piyaz
                          Tatlı

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM

                          Erkek :
                          ZİYA: (Ar.) Er. - Aydınlık, parlaklık, nur, ışık.
                          Kız :
                          ZİVER: (Fars.) - Süs, bezek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                          MANİ

                          Su koydum su taşına
                          Masanın ortasına
                          Memelerin benziyor
                          Ferik yumurtasına



                          BİLMECE

                          Istanbul Trabzon ucaginda nicin film
                          gosterilmiyormus?


                          Cevabı Yarın.

                          Dünkü Cevap:Sadece o hediye getirmistir...

                          Comment


                          • 17 Ocak 2009

                            Bugün 17 Ocak 2009 20 Muharrem 1429 K.Sani: 4 Kasım:71 İstanbul Galata Tüneli'nin açılışı (1875) - Ankara'da ekmek vesikaya bağlandı (1942) - (Irak) Körfez Savaşı başladı (1991)

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Ben, insanları hakka çağırıcı ve Allah’ın emirlerini onlara ulaştırıcı olarak gönderildim. Hidayet verme, inanları doğru yola çekme konusunda, elimde hiçbir şey yoktur. Şeytan da, Allah’ın yasakladığı şeyleri insanlara süslü gösterici olarak yaratılmıştır. İnsanları dalalete atma (saptırma) konusunda onun da elinde bir şey yoktur. Hadis (İbn-i Adiyy).



                            ASHÂB-I KİRAMIN FAZİLETİ

                            Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) ashabını birçok hadîs-i şeriflerle medhetmişlerdir. Bazı hadîs-i şerîfler:

                            • "Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız hidâyet bulursunuz." (Ithâfu's-Sâde)

                            • "Ashabıma sövmeyiniz, onları kötülemeyiniz. Eğer sizden biriniz Uhud Dağı kadar altını sadaka olarak verse,

                            Ashabımdan birisinin bir veya yarım müd (260 dirhem=832 gr. veya yarısı kadar buğday veya su) sadaka vermesinin sevabına kavuşamaz." (832 gr. buğday, bir fitre için verilen miktarın yarısıdır.)

                            • "Ashabımı azîz tutunuz, zîrâ onlar sizin hayırlılarınızdır."

                            • "Ashabım hakkında Allah'tan korkunuz, Allah'tan korkunuz. Benden sonra onları kötülemek için hedef tahtası yapmayın. Onları seven beni sevdiği için sever. Onlara buğzeden, bana buğzettiği için buğzeder. Onlara ezâ ve cefâ eden, bana ezâ ve cefâ etmiş olur. Bana ezâ etmek isteyen Allâhü Teâlâ'ya ezâ etmiş, onu gazaplandirmiş olur. Allâhü Teâlâ'ya ezâ edip onu gazapland ırana Allâhü Teâlâ'nın azâb etmesi yakındır."

                            Ashabı Kirâm'ın hepsinin âdil olduklarında âlimler ittifak etmişlerdir. Allâhü Teâiâ onları seçip, yaratılmışların en üstünü ve mevcudatın en şereflisi Resûl-i Kâinat olan habîbl Mu-hammed Mustafâ'ya (aleyhissalâtü vesselam) ahbâb ve arkadaş etmiştir. Eğer onlarda doğruluk ve adalet bulunmasa acaba başka kimlerde bulunurdu. Allâhü Teâlâ, İslâm dînini onlarla ayakta tuttu ve etrafa yaydı. Peygamberlik nuru ile kalpleri nurlandı. Hepsi en güzel ahlâk ile ahlâktandı. Salih amelleri ve üstün vasıfları ile mâruf oldular.

                            Birçokları Allah'ın Resûlü'nün yanında Allah ve din yolunda cihâd edip şehitlik şerbetini içtiler. Birçokları küfür karanlık-larında, îmândan ve ilimden haberi olmayanları îmân nuru ile hidâyete getirdiler. Birçokları Allâhü Teâlâ'nın kullarına İslâm dînini öğrettiler, âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîfleri beyân ettiler. Onların bildirdikleri ilimler imân sahiplerinin her iki dünyâda saadetlerine sebep, kurtuluşlarına vesîle olmuştur.

                            Ehl-i sünnet müslümanlar, Ashâb-ı kiramın tamamını severler. Rıdvanullâhi Teâlâ aleyhim ecfiıaîn.

                            FIKRA

                            İki deli oturuyormuş, birisi aniden ayağa kalkmış ve yürümeye başlamış.

                            Oturan deli sormuş:

                            -Nereye?

                            -Seni aramaya...

                            -İyi...Çabuk gel, ben seni burada bekliyorum...

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Zamanında bir adım atmayan tembel, sonradan yüz adım atmak zorunda kalır.

                            Giovio


                            YEMEK MENÜSÜ

                            Domates Çorba
                            Kabak Dolma
                            Makarna
                            Yoğurt Mercimek
                            Çorba
                            Piliç Baget
                            Pirinç Pilav
                            Salata

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM

                            Erkek :
                            ZİRVE: (Ar.) - Doruk, bir şeyin en yüksek noktası, tepesi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
                            Kız :

                            MANİ
                            Kırşehir adın ünlüdür
                            Bağın bahçen güllüdür
                            Elden ayrıdır insanın
                            Tatlı dilinden bellidir



                            BİLMECE

                            Laz buzdolabinda nicin bos sise bulundurur?

                            Cevabı Yarın.

                            Dünkü Cevap:Film bitince ucaktakiler arka kapidan
                            cikiyorlarmis.. .

                            Comment


                            • 18 Ocak 2009

                              Bugün 18 Ocak 2009 21 Muharrem 1429 K.Sani: 5 Kasım:72 Çandarlı Ali Paşa'nın vefatı (1406) – Fırtına
                              HADİS-İ ŞERİF

                              Bütün inanlar hasedçidir. Ancak diliyle onu ifade ve eliyle de gereğini yapmadıkça hased, hasedçiye zarar vermez. Hadis (Ebu Nuaym)



                              MELEKLER KİME HAYRAN

                              Üseyd bin Hudayr'ın (r.a.) sesi çok güzel idi. Onun en çok sevdiği şey gözler uykuya dalınca ve gönüller saf bir hâle gelince Kur'ân-ı Kerîm okumaktı. Ashâb-ı Kiram onun Kur'ân okuduğu vakitleri gözler, dinlemek için birbiri ile yarışırlardı. Yerdekiler onun okuyuşunu beğendiği gibi göktekiler de beğenmişlerdi.

                              Üseyd bin Hudayr (r.a.), bir gece vakti evinin avlusunda oturuyordu. Küçük oğlu Yahya kendisine yakın bir yerde yatıyordu, atı da yanında bağlı idi.

                              Üseyd bin Hudayr (r.a.) Bakara Sûresi'nin ilk âyetlerini okumaya başladı. Bu esnada atı huysuzlaşarak şaha kalktı. Neredeyse dizginini, yularını koparacaktı. Bunun üzerine Hz. Üseyd (r.a.) sustu. O susunca atı da sâkinleşti.

                              Sonra tekrar okumaya başladı, atı yine ürktü ve süratle dönmeye başladı. Bunun üzerine Üseyd (r.a.) tekrar sustu, o susunca atı da sâkinleşti. Bu hâdise birkaç kez tekrar etti. Her okuyuşunda atı ürkerek şaha kalkıyor, sustuğunda ise sâkinleşiyordu.

                              Üseyd (r.a.), atın, oğlunu çiğnemesinden korkup, uyandırmak için oğlunun yanına gitti. O esnada gökyüzünde, şemsiye şeklinde fevkalâde güzel bir bulut gördü. Sanki ona kandiller takılmış, âfâkı ziyâsıyla aydınlatıyordu. Bulutlar gözünden kayboluncaya kadar yükseldiler.

                              Üseyd (r.a.), sabahleyin Resûlullâh (s.a.v.)'in yanına gitti ve önceki gece başından geçeni anlattı. Resûl-ü Ekrem Efendimiz şöyle buyurdu: "Onlar meleklerdi ey Useyd, şayet Kur'ân okumaya devam etseydln, şüphesiz İnsanlar da o melekleri görürlerdi."

                              OSMANLI MUTFAĞINDAN: MÜCMER

                              Melceü't-Tabbâhln'de mücmer şöyle tarif edilmiştir: İnce çentilmiş soğan, tuz İle oğuşturulur, kıyılmış maydanoz, ıslanmış ekmek içi ve kavrulmuş ince kıyma İle hamur gibi yoğrulduktan sonra kızgın sâde yağda İki tarafı da kızartılır.

                              FIKRA

                              Adamin birinin elinde koltuk yayi, keman yayi, amortisor yayi gibi yaylar varmis. Bunlari sirayla isiriyormus. Bunu gören arkadasi meraklanip ne yaptigini sormus. Adam da yanitlamis:
                              -Yayla lezzet testi.

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Yüzünü Güneşe çeviren insan,gölge görmez.
                              Helen Keller


                              YEMEK MENÜSÜ

                              · Şehriye Çorbası
                              · Tavuklu Pilav
                              · Patates Kızartması
                              · Salata

                              ÇOCUĞUNUZA İSİMErkek :ZİNNUREYN: (Ar.) Er. - İki nur sahibi. Hz. Osman'a Hz. Muhammed (s.a.s)'in iki kızıyla evlendiği için bu ad verilmiştir.
                              Kız :ZİNDE: (Fars.) 1. Diri, yaşayan, canlı. 2. Dinç, sağlam, güçlü kuvvetli. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

                              MANİ

                              Denizin dibi derin
                              Üstüne halı serin
                              Sandık sepet istemem
                              Beni sevdiğime verin



                              BİLMECE

                              Lazin Amerika'da oglu olmus, ismini ne koymus?

                              Cevabı Yarın.

                              Dünkü Cevap:Icki icmeyen misafirler >icin...

                              Comment


                              • 19 Ocak 2009

                                Bugün 19 Ocak 2009 22 Muharrem 1429 K.Sani: 6 Kasım:73 Çırağan Sarayı yandı (1910) - SSCB askerleinin Bakü'yü (Azerbeycan) işgali (1990)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Allah Resulü bir gün ashabına: Cennetliklerin kimler olduğunu size bildireyim mi? diye sordu. Bildir ya Resulallah! dediler. Halk arasında hor görülüp hiçe sayılan, mütevazi her mü’mindir ki, o bir hususta Allah’a yemin etse, muhakkak Allah onun yeminini boşa çıkarmaz, doğrular. Peygamberamiz ashabına tekrar sordu: Size Cehennem ehlini de bildireyim mi? Bildir ya Resulallah, dediler. Onlar iri vücutlu, katı yürekli, kaba davranışlı, gururlanarak yürüyen, kibirli kimselerdir. Hadis (Buhari-Müslim).



                                LOKMAN (A.S.)'DAN HİKMETLER

                                Lokman Hekim, Hz. Dâvud (a.s.) devrinde yaşamıştır. Allâhü Teâlâ Lokman (a.s.)'a hikmet vermiş ve onun adı ile bir sûre, Lokman sûresi nazil olmuştur.

                                Allâhü Teâlâ Lokman Sûresi 12. âyette (mealen) "Andolsun ki, Lokmân'a, Allah'a şükret diye İlim ve hikmet verdik..." buyurmuştur.

                                Hz. Lokman esmer ve kırçıl bir zattı. Nasihatleri pek makbul ve meşhurduk.

                                Oğluna yaptığı nasihatlerinden bâzısı şunlardır:

                                "Ey oğul:

                                Sakın gündüzleri çok uyuma. Geceleri de az uyu.

                                İdrarını saklayıp tutma.

                                Doyuncaya kadar çok yeme, az ile kanaat et. Her zaman sıhhatli olmak istiyorsan, bil ki, bütün illetlerin, hastalıkların başı bunlardır. İştahın açılmayınca bir şey yeme. Eğer iştahın daha da açılsa elini yemekten çek.

                                Suyu» ayakta içme. Geceleyin su içme.

                                Senden bir şey sorulmadıkça cevap verme. Sırlarını ifşa eyleme.

                                Ey oğul, iki kişi bu dünyadan pişmanlık çekerek gider. Birisi malı çoktur, ama yemez. Ötekisi de ilmi vardır ama ilmiyle amel etmez.

                                "Ey oğul! Müfsitlerle arkadaşlık etme, onlarla konuşma. Onların huyları sana geçmesin. Onların yaptığı kötü jşterle suçlanmayasın. Eğer bir kişi meyhaneye ayak bassa insanlar 'o, namaz kılmaz, şarap içer.' derler."

                                Eğer düşman, düşmanlık etmekten âciz düşüp seninle dostluğa kalkarsa, sana o dostluğun İçinde öyle İşler ederki yüz düşman etmez.

                                Ey oğull Halka iyilikte bulun. Eğer, gün olur düşersen, halk da sana iyilikte bulunsun.

                                Hiçbir işte acele etme, sabırlı ol ki dileğin yerine gelsin. İyilik bilmeyene iyilik etme. Ona öğüt de verme. Söylediklerin kaybolur, gider. Şunu da bil ki her kimin tuz ve ekmeğini yersen, onun hakkını bil, onu duada unutma.

                                FIKRA

                                cocuk babasından nasıl para isticeni düşünüyor sonra kafveye gidip babasına elini kaldır demiş sonra yüzüne çevir demiş işaret parmagını kaldır demiş sonra başbarmagınla birbirine sürt demiş
                                sonra babası cocuha elini kaldır der sonra avcunu yala der baba sonra parayı aldınmı der

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Yüksek tepelerde hem yılana, hem kuşa rastlanır; birisi sürünerek, öteki uçarak yükselmiştir.
                                Cenab Şahabettin


                                YEMEK MENÜSÜ

                                Ezogelin Çorba
                                Döner
                                Pirinç Pilav
                                Ayran

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM

                                Erkek :ZİKRA: (Ar.) 1. Anma, hatırlama. 2. İbret, örnek. 3. Öğüt. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
                                Kız :ZİCAN: (Fars.) Ka. 1. Canlı, canayakın, candan.

                                MANİ

                                Duvağın telli gelin
                                Gümüşten elli gelin
                                Buğulu gözlerinden
                                Sevdiğin belli gelin.



                                BİLMECE


                                Karadenizdeki kola siselerinin altinda ne
                                yaziyormus?


                                Cevabı Yarın.

                                Dünkü Cevap:Basic.(Temel)

                                Comment

                                Working...
                                X