fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 5 Şubat 2009

    Bugün 5 Şubat 2009 10 Safer 1429 K.Sani: 23 Kasım:90 Fatih'in Tahta Çıkışı (1451)


    HADİS-İ ŞERİF

    Benden sonra bana inanan müslümanlar hakkında şu 3 şeyden korkuyorum: Onları idare edenlerin zulme sapmalarından. Yıldızların (Burçların) yaşamlarına etkisi olduğuna inanmalarından. Kaderi inkar etmelerinden. Hadis (İbn-i Asakir).



    TEVBENİN ZARÛRÎLİĞİ

    İki sebepten dolayı günahlardan tevbe etmek lâzımdır.

    Birincisi Allah'a ibâdete muvaffak olmak içindir. Çünkü günahlar, mahrumiyete ve perîşân bir akıbete sebep olur. Günahlar, insanı Allah'a ibâdet etmekten ve onun yolunda hizmete koşmaktan meneder. Günahların ağır yükü kulun hayırlı işler yapmasına ve Allah'a şevkle ibâdet etmesine mâni olur. Günahta ısrar etmek kalbi karartır. Netîcede kalb, saflıktan, lezzetten mahrum olur, kasvetli olur.

    Allâhü Teâlâ'nın rahmeti olmasa sahibini küfre ve şekâvete dahi götürür. Bu uğursuzluk ve kasvet hâli içinde olan kişi, Allah'a ibâdete nasıl muvaffak olabilir? Günah deryasına batmış olan bir kişi Allah'a münâcâta nasıl yaklaşabilir?

    Resûlüllah (s.a.v) Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır. "Kul, yalan söylediği zaman ağzından çıkan pis koku sebebiyle vücudundaki iki melek ondan uzaklaşır." Böyle bir dil, Allah'ı zikretmeye nasıl salahiyetli olabilir. Şüphesiz günahta ısrar eden kişi, uzuvlarında bir hafiflik hissetmediği için, ibâdete muvaffak olamaz, olsa bile, ibâdetinde safiyet olmaz ve ibâdetten tat alamaz.

    Bütün bunlar günahların uğursuzluğundan ve tevbenin terk edilmesindendir. "Geceleri ihya edemiyor, gündüz de oruç tutamıyorsan günahların ve hatâların seni zincirlemiş demektir." diyen ne kadar doğru demiş.

    İkincisi: İbâdetin kabul olunması için de tevbe zarurîdir. Haramla meşgul olan kimse tevbe etmeden Allah'a nasıl duâ eder, ona nasıl hamd ve sena edebilir. (Minhâcü'l-Âbidîn)


    FIKRA

    BARİ DOKUZ OLSUN

    Nasreddin Hoca'ya bir gün rüyasında dokuz altın verilir. Hoca "Hiç olmazsa şunu on yapın!" diye ısrar ederken heyecanla uyanır ama eli boştur. Hemen gözlerini kapatıp elini uzatır ve 'Peki, bari dokuz olsun' der.


    GÜNÜN SÖZÜ

    Ya ümit sizsiniz, ya ümitsizsiniz.
    Behçet Necatigil

    YEMEK MENÜSÜ

    · DOMATES ÇORBA
    · TAVUK IZGARA
    · NOHUTLU PİLAV
    · AYRAN

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: ZEREN: (Tür.) - Anlayışlı, kavrayışlı, zeki. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
    Kız: ZERİA: (Ar.) Ka. - Vesile, bahane, fırsat.


    MANİ

    Su serptim serin olsun
    Mezarım derin olsun
    Dünyada alamazsam
    Ahrette benim olsun



    BİLMECE

    Kulağını büktükçe ağzı sulanır.

    Cevabı Yarın.

    Dünkü Cevap: (Gazete)

    Comment


    • 6 Şubat 2009

      Bugün 6 Şubat 2009 11 Safer 1429 K.Sani: 24 Kasım:91 Ağaç Dikme Zamanı


      HADİS-İ ŞERİF

      Bana 3 özellik verildi: Saflar halinde cemaatle namaz kılmak... Cennet halkına özel olan selamlaşmak... Harun Peygamberden başkasına verilmeyen (Amin) kelimesi... (Hz. Musa dua ettiğinde, Hz. Harun “Amin” derdi.) Hadis



      SULTAN İKİNCİ AHMED HAN

      1691-1695 yılları arasında pâdişâhtık yapan Sultan İkinci Ahmed Han, az bilinen Osmanlı pâdişâhlarındandır. Tahtta bulunduğu seneler, Osmanlı Devleti'nin, Avrupa devletleri ile muharebe içinde olduğu bir zamana rastlar. Osmanlı Devleti'nin tarihinde ilk defa toprak kaybettiği bu savaşlar sırasında Sakız Adası gibi Anadolu topraklarına yakın bir adanın 1694 yılının sonlarına doğru Venediklilerin eline geçmesi üzerine çok müteessir olan pâdişâh, sadrazamına gönderdiği hatt-ı hümâyunda:

      "Mademki Sakız düşman elindedir, bütün Üngürüs (Macaristan) memleketini fethetsen makbulüm değildir!" diyerek durumun vahametini ve bu husustaki hassasiyetini ifade etmişti. Diğer bir hatt-ı şerifinde de: "Sakız'ın ahvali içimi yakıyor. Zapt edilmesi murâdımdır. İcâp edenlerle görüşüp ne yapmak lazımsa bildiresin sözleriyle Sakız'ın kaybına asla göz yumamayacağını bildiriyordu.

      Ne var ki gayretli pâdişâh Sakız'ın geri alındığını göremeden 6 Şubat 1695 tarihinde fani hayâta gözlerini yumdu. Fakat onun hassasiyeti neticesi alınan tedbirler sayesinde Şakız Adası, vefatından 12 gün sonra Mezomorta Hüseyin Paşa tarafından yeniden ele geçirilmişti.

      Kânûnî Sultan Süleyman türbesine defnedilen Sultan İkinci Ahmed Han ecdadı gibi çok merhametli ve va-tanperver bir padişahtı. Tebdîl-i kıyafetle halk arasında dolaşır, alışveriş eder, fiyatları kontrol eder, halkın dertlerini dinler, çâre bulunması için gerekli yerlere emir verirdi. Eğer bir haksızlık görse, derhal o kişileri çağırtır, hesabını sorardı. İslâmiyet'e, Hicaz bölgesine, seyyidlere ve Allah'ın bütün kullarına hizmet hususunda mesuliyet hissi ile hareket ederdi.

      Gösterişten hoşlanmayan ve sâde giyinmeye itinâ gösteren Sultan İkinci Ahmed Han, sanatkârları korur, onlara iltifat ederek daha iyiye ve daha güzele ulaşmaya sevk ederdi. Aynı zamanda iyi bir hattat olan pâdişâhın, kendi eliyle yazdığı Mushaf-ı şerifler ve istinsah ettiği kitaplar vardır. (Osmanlı Tarihi, Çamlıca Basım Yayın)

      FIKRA

      Bir gün Hoca, yol üstü bir hana inmiş. Han Nuh Nebi'den kalma bir yer.. Her tarafı delik deşik; adeta çökmeye ramak kalmış. Hoca'nın yüreğine bir korkudur düşmüş ama, ne desin? Nihayet bir söz arasında: - "Yahu, bu senin tavan da ne kadar gıcırdıyor, beşik mübarek!" diyecek olmuş ama, hancı baba hiç oralı olmamış; sözü şakaya boğarak: - "Ağzını hayra aç Hoca, bu gıcırtı beşik gıcırtısı değil; tavan tahtaları Hakka tesbih çekiyor!" demiş. Hoca'nın közü küllenir mi? Gözlerini hancının gözüne dikerek: - "Peki ama", demiş; "ya bu tavan boyle tesbih çeke çeke aşka gelip de secdeye kapanırsa, bizim halimiz nice olacak?"

      GÜNÜN SÖZÜ

      Unutulmak istemiyorsan, ya okunacak şeyler yaz,ya da yazılmaya değer şeyler yap.
      Benjamin Franklin

      YEMEK MENÜSÜ

      · SEBZELİ ÇORBA
      · KADINBUDU KÖFTE
      · SOSLU MAKARNA
      · YOĞURT

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: ZERAK: (Ar.) - Mavi, gök renkli. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
      Kız: ZERGUN: (Fars.) Ka. - Altın renkli, altın gibi san olan.


      MANİ

      Kiremit üstünde gezersin
      İnci boncuk dizersin
      Kusura bakmayın ama
      Sen hepsinden güzelsin



      BİLMECE

      Ağzı var odun yutar,bacası var duman tüter.

      Cevabı Yarın.

      Dünkü Cevap: (Musluk)

      Comment


      • 7 Şubat 2009

        Bugün 7 Şubat 2009 12 Safer 1429 K.Sani: 25 Kasım:92 Sultan II.Ahmed'in Ölümü (1695) - Sultan 4.Murad'ın Ölümü (1640)

        HADİS-İ ŞERİF

        Şu 6 şeyi devamlı yapacağınıza dair bana söz verin; ben de cenete gireceğinize kefil olayım: Konuştuğunda hep doğru söyleyin. Söz verdiğinizde hep sözünüzde durun. Size güvenildiğinde bu güveni sakın istismar etmeyin. Namusunuzu titizlikle koruyun. Gözlerinizi haramdan sakının. Haramın her türlüsünden çekinin.
        Hadis (Müsned).




        ALLAH İÇİN SEVMEK VE BUĞZETMEK

        Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Allâhü Teâlâ'nın öyle kulları vardır ki, nebilerden ve şehitlerden olmadıkları hâlde, Allah'ın yanındaki mevkileri sebebiyle kıyamet gününde nebîler ve şehitler onlara gıbta ederler. Dediler ki: Yâ Resûlallah, onlar kimdir, bize haber verir misin?'

        "Onlar, aralarında bir akrabalık ve mal alışverişi olmadığı hâlde Allah'ın kalblerine yerleştirdiği sevgi ile birbirlerini sevenlerdir. Vallahi, şüphesiz onların yüzleri nurdur. Ve onlar muhakkak nûr (dan minberler) üzerinedirler. İnsanlar korktukları zaman onlar korkmazlar ve insanlar hüzünlendikleri zaman onlar üzülmezler." buyurduktan sonra şu âyet-i kerîmeyi okudu (meâlen): "Haberiniz olsun ki, muhakkak Allah'ın evliyası (dostları) için bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmaz. (Yunus sûresi, âyet 62)

        Allâhü Teâlâ, Musa (a.s.)'a şöyle vahyetti: "Yâ Mûsâ! Hiç, benim için bir amel işledin mi? Dedi ki: İlâhî, senin İçin namaz kıldım, oruç tuttum, sadaka verdim, zikrettim. Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu: "Namaz senin için burhandır, delildir; oruç, bir kalkandır; sadaka senin için bir gölgedir, zikir nurdur. O halde benim için ne amel işledin? Mûsâ (a.s.): Yâ Rabbi, beni, senin için olan amele delâlet et (yol göster), dedi. Allâhü Teâlâ buyurdu ki: Yâ Mûsâ! Hiç benim rızâm için bir dostuma dostluk yaptın mı? Hiç benim rızâm için benim düşmanıma düşmanlık ettin mi?"

        Bundan sonra Mûsâ (a.s.) öğrendi ki, amellerin en güzeli Allah için sevmek ve Allah için buğz etmektir.

        KITA:

        Gariplere hor bakma, güler yüz göster Bilinmez ki... bir gün gelir garip olursun Etme bulma dünyasıdır ettiğini bulursun Garibe bir selâm bin altına değer.


        FIKRA

        KİMMİŞ
        -Çok acayip bir şey oldu, diye adam arkadaşına anlatır.
        -Dün gece kapıyı çaldım, karanlıkta açanı hizmetçi kız zannedip öptüm. Meğer karım değil miymiş?
        -Eee, ne olmuş yani? der beriki.
        -Daha ne olsun be adam? Karımı öperken karım, dikkat et sevgilim, kocam aniden gelebilir, diye fısıldamaz mı?

        GÜNÜN SÖZÜ

        Verilmesi en kolay şey nasihat,alınması en güç şey ibrettir.Droz

        YEMEK MENÜSÜ

        · YAYLA ÇORBA
        · ETLİ KURU FASÜLYE
        · SADE PİLAV
        · MEYVE SUYU

        ÇOCUĞUNUZA İSİM

        Erkek: ZERR: (Ar.) Er. - Karınca yumurtası. Ebu Zerr: Ashab-ı Kiram'da zühd ve takvaca meşhur bir zat.
        Kız: ZERGÜL: (Fars.) Ka. - Altın gibi.


        MANİ

        Ne uyursun ne uyursun
        Bu uykuyla ne bulursun
        Al abdesti, kıl namazı
        Cenneti alayı bulursun



        BİLMECE

        Dört ayağı var canı yok, ayağını kessen kanı yok.

        Cevabı Yarın.

        Dünkü Cevap: (Soba)

        Comment


        • 7 Şubat 2009

          Bugün 7 Şubat 2009 12 Safer 1429 K.Sani: 25 Kasım:92 Sultan II.Ahmed'in Ölümü (1695) - Sultan 4.Murad'ın Ölümü (1640)

          HADİS-İ ŞERİF

          Şu 6 şeyi devamlı yapacağınıza dair bana söz verin; ben de cenete gireceğinize kefil olayım: Konuştuğunda hep doğru söyleyin. Söz verdiğinizde hep sözünüzde durun. Size güvenildiğinde bu güveni sakın istismar etmeyin. Namusunuzu titizlikle koruyun. Gözlerinizi haramdan sakının. Haramın her türlüsünden çekinin.
          Hadis (Müsned).




          ALLAH İÇİN SEVMEK VE BUĞZETMEK

          Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurmuştur: "Allâhü Teâlâ'nın öyle kulları vardır ki, nebilerden ve şehitlerden olmadıkları hâlde, Allah'ın yanındaki mevkileri sebebiyle kıyamet gününde nebîler ve şehitler onlara gıbta ederler. Dediler ki: Yâ Resûlallah, onlar kimdir, bize haber verir misin?'

          "Onlar, aralarında bir akrabalık ve mal alışverişi olmadığı hâlde Allah'ın kalblerine yerleştirdiği sevgi ile birbirlerini sevenlerdir. Vallahi, şüphesiz onların yüzleri nurdur. Ve onlar muhakkak nûr (dan minberler) üzerinedirler. İnsanlar korktukları zaman onlar korkmazlar ve insanlar hüzünlendikleri zaman onlar üzülmezler." buyurduktan sonra şu âyet-i kerîmeyi okudu (meâlen): "Haberiniz olsun ki, muhakkak Allah'ın evliyası (dostları) için bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmaz. (Yunus sûresi, âyet 62)

          Allâhü Teâlâ, Musa (a.s.)'a şöyle vahyetti: "Yâ Mûsâ! Hiç, benim için bir amel işledin mi? Dedi ki: İlâhî, senin İçin namaz kıldım, oruç tuttum, sadaka verdim, zikrettim. Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu: "Namaz senin için burhandır, delildir; oruç, bir kalkandır; sadaka senin için bir gölgedir, zikir nurdur. O halde benim için ne amel işledin? Mûsâ (a.s.): Yâ Rabbi, beni, senin için olan amele delâlet et (yol göster), dedi. Allâhü Teâlâ buyurdu ki: Yâ Mûsâ! Hiç benim rızâm için bir dostuma dostluk yaptın mı? Hiç benim rızâm için benim düşmanıma düşmanlık ettin mi?"

          Bundan sonra Mûsâ (a.s.) öğrendi ki, amellerin en güzeli Allah için sevmek ve Allah için buğz etmektir.

          KITA:

          Gariplere hor bakma, güler yüz göster Bilinmez ki... bir gün gelir garip olursun Etme bulma dünyasıdır ettiğini bulursun Garibe bir selâm bin altına değer.


          FIKRA

          KİMMİŞ
          -Çok acayip bir şey oldu, diye adam arkadaşına anlatır.
          -Dün gece kapıyı çaldım, karanlıkta açanı hizmetçi kız zannedip öptüm. Meğer karım değil miymiş?
          -Eee, ne olmuş yani? der beriki.
          -Daha ne olsun be adam? Karımı öperken karım, dikkat et sevgilim, kocam aniden gelebilir, diye fısıldamaz mı?

          GÜNÜN SÖZÜ

          Verilmesi en kolay şey nasihat,alınması en güç şey ibrettir.Droz

          YEMEK MENÜSÜ

          · YAYLA ÇORBA
          · ETLİ KURU FASÜLYE
          · SADE PİLAV
          · MEYVE SUYU

          ÇOCUĞUNUZA İSİM

          Erkek: ZERR: (Ar.) Er. - Karınca yumurtası. Ebu Zerr: Ashab-ı Kiram'da zühd ve takvaca meşhur bir zat.
          Kız: ZERGÜL: (Fars.) Ka. - Altın gibi.


          MANİ

          Ne uyursun ne uyursun
          Bu uykuyla ne bulursun
          Al abdesti, kıl namazı
          Cenneti alayı bulursun



          BİLMECE

          Dört ayağı var canı yok, ayağını kessen kanı yok.

          Cevabı Yarın.

          Dünkü Cevap: (Soba)

          Comment


          • 8 Şubat 2009

            Bugün 8 Şubat 2009 13 Safer 1429 K.Sani: 26 Kasım:93 Yeni Camii^nin İbadete Açılışı (1664)

            HADİS-İ ŞERİF

            Allah, benden evvel herhangi bir insanın cennete girmesini yasaklamıştır. Ancak ben, sağıma baktığımda, beni geçmeye çalışan bir kadın görürüm. Bu kadının benimle beraber cennete girmesinin sebebi nedir? diye sorarım. O zaman, bana denir ki: Bu, gençliği ve güzelliği yerinde bir kadın idi. Fakat yanında yetimleri bulunduğu için, onları büyütüp işleri yoluna girinceye kadar sabredip evlenmedi. Onun bu şefkatli davranışına Allah’ın mükafatı böyle olmuştur. Hadis (İmam Şa’rani, Tenbihu’l-Muğterrin).



            YENİ CAMİ İBÂDETE AÇILDI

            Sultan Üçüncü Mehmed'in annesi Şafiyye Sultan'ın isteği üzerine Mîmar Sinan'ın talebelerinden Başmîmâr Dâvûd Ağa, 1598'de Yeni Camiin inşâsına başladı. İnşaatın arsasının denizin hemen yanında ve sonradan doldurulmuş olması sebebiyle temelde çıkan suyu boşalttıran Dâvûd Ağa, büyük kazıklar çaktırıp, başlarını kurşun kuşaklarla birleştirdi. Binanın temel taşlarını bu tabanlara oturttu.

            Mimar Dâvûd Ağa'nın bir sene kadar sonra vebadan vefatı üzerine suyolu nâzın Dalgıç Ahmed Çavuş inşaata devam etti. Safiyye Sultan 1605'te vefat edince cami, 56 sene yarım vaziyette kaldı. Sultan Dördüncü Mehmed'in annesi Turhan Sultan 1661 yılında Hassa Mîmarı Mustafa Ağa'yı camiyi ilk plânına uygun şekilde bitirmekle vazîfelendirdi.

            Yeni Câmî 8 Şubat 1664 günü cuma namazında ibâdete açıldı.

            Camiin beş kapısı, iç avluya bakan iki köşede üçer şerefeli iki minaresi vardır. Valide sultanlar için yapılan kasır, camiin bir parçasıdır. Bu kasrın bütün odaları baştan başa çinijerle süslüdür. "Valide Camii" veya "Yeni Valide Camii" adlarıyla anılan bu muazzam eser, dârulkurrâ, mektep, türbe, hazîre, Sultan Üçüncü Ahmed tarafından yaptırılan kütüphane ve muvakkithâne ile büyük bir külliyedir. Bugünki Mısır Çarşısı da camiin müştemilâtı ndandı. (Osmanlı Tarihi)

            YARIGÖLGELİ AY TUTULMASI

            Yarın (9 Şubat 2009 Pazartesi) günü "Yarıgölgeli ay

            tutulması" meydana gelecektir. Hint okyanusundan,

            Avustralya ve Asya kıtalarından gözlenebilecek fakat

            Türkiye'den görülemeyecektir.

            Tutulmanın büyüklüğü: -0.0830'dur.

            Ay'ın gölgeye girişi: 9 Şubat 2009 (Türkiye Saati) 14 36

            Tutulmanın ortası: 9 Şubat 2009 " 16.38

            Ay'ın gölgeden çıkışı: 9 Şubat 2009 " 18.39


            FIKRA

            BİR SİZDEN

            İki Laz sinek avına çıkmışlar.Dolaşıp ararlarken, birinin alnına bir sinek gelip konmuş.Laz usulca arkadaşına alnındaki sineği göstermiş.Arkasından da Laz hemen namluyu doğrultup ateş etmiş; sineği de, arkadaşını da vurmuş :
            -Bir suzden, bir buzden citti, diye söyylenmiş.


            GÜNÜN SÖZÜ

            Sanatın vazifesi, tabiatı kopya etmek değil, tabiatı ifade etmektir.
            Balzac

            YEMEK MENÜSÜ

            · EZOGELİN ÇORBA
            · YOĞURTLU MANTI
            · Z. FASÜLYE PİLAKİ
            · YOĞURT

            ÇOCUĞUNUZA İSİM

            Erkek: ZERARE: (Fars.) - Saçıntı, saçılan şey. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
            Kız: ZEREFŞAN: (Fars.) Ka. 1. Altın saçan, altın saçıcı. 2. Altın kakmalı. 3. Bir lale türü.


            MANİ

            Bağa girdim nar için
            Dolaşırım yar için
            Anneler kız büyütür
            Delikanlılar için



            BİLMECE

            Bakınca görünürsün,kaçınca silinirsin.

            Cevabı Yarın.

            Dünkü Cevap: (Masa)

            Comment


            • 9 Şubat 2009

              Bugün 9 Şubat 2009 14 Safer 1429 K.Sani: 27 Kasım:94 Avusturya'nın Osmanlı Devletine Savaş İlan Etmesi (1788)

              HADİS-İ ŞERİF

              Başlarına üzücü bir hal geldiğinde sabreden; Kendine nimet verildiğinde şükreden; Haksızlığa uğradığında olaya hoşgörüyle yaklaşarak bağışlayıp affeden; Kendi bir haksızlık yaptığında özür ve af dileyen kimseler... İşte onlar güvenli ve doğru yolu bulanların ta kendileridir. Hadis-i Şerif (Taberani).



              KİM ALLAH'A ÖDÜNÇ VERİRSE

              Allâhü Teâlâ âyet-i kerîmesinde (meâlen) "Hani kim var Allah'a güzel bir ödünç arz edecek (verecek) ki Allah ona birçok katlarını katlayıversln..." (Bakara Sûresi, âyet 245) buyurdu.

              Bu âyet-i kerime nazil olduğu zaman, Ebu'd-Dahdâh (r.a.); "Yâ Resûlallâh, Allâhü Teâlâ bizden borç mu istiyor?" diye sormuş. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Evet" buyurmuşlar.

              Yâ Resûlallâh, benim iki bahçem var. Birisini sadaka olarak versem bana cennette iki misli var mıdır!" demiş.

              Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Evet" buyurmuşlar.

              (Hanımını kasdederek) "Dahdâh'ın anası da beraberimde mi?" demiş. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Evet" buyurmuşlar.

              "Kızım da beraberimde mi?" demiş. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Evet" buyurmuşlar.

              Ebu'd-Dahdah bahçelerinin en güzelini Allah için bağışlamış, dönüp ailesine gelmiş. Onlar da o bahçede bulu-nuyorlarmış. Hemen bahçenin kapısına durup hanımına bunu anlatmış. O da "Allah mübarek etsin." demiş, bahçeden çıkmışlar.

              Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Ebu'd-Dahdâh için cennette nice hurma ağaçları saçak atıyor." buyurmuştur. (Elmalılı)

              SULTAN İKİNCİ ABDÜLHAMÎD HAN'IN VEFATI

              Sultan İkinci Abdülhamîd Han, Birinci Dünyâ Harbi'nin sonlarına doğru, Selanik'ten İstanbul'a getirildi. Beylerbeyi Sara-yı'nda ikâmete mecbur edildi. 10 Şubat 1918 günü vefat etti.

              Sultan Abdülhamîd Han'ın na'şı Topkapı Sarayı'nda teçhiz ve tekfini yapıldıktan sonra, Sultan Mehmed Reşad Han'ın iradesiyle vefatının ertesi .günü pâdişâhlara mahsûs muazzam merasimle Sultan İkinci Mahmud Han Tür-besi'ne defnedildi.

              Bu merasim esnasında Ayasofya'dan türbeye kadar iki sıra asker dizilmişti. Cadde ile caddeye çıkan sokaklar, pencere-ler, damlar, ağaçlar ve türbe mezarlığının etrafındaki duvarlar mahşerî bir kalabalıkla dolmuştu. Bütün halk derin bir teessür içinde "Bizi bırakıp nereye gidiyorsun? diye ağlıyor, hıçkı-rıyorlardı. Allah rahmet eylesin. (Osmanlı Tarihi)


              FIKRA

              BOĞA
              İki avcı arkadaş yaban ördeği avına çıkmışlardı. Ördeklerin yanına rahatça ürkütmeden varabilmek için bir İnek postuna bürünmeye karar verdiler.
              İki arkadaştan sadece İneğin ayakları tarafında yürüyenin tüfeği vardı. Etrafı gözleyerek yavaş yavaş ilerliyorlardı.
              Bir ara arkadaki heyecanla seslendi :
              -Çabuk tüfeği bana ver, çabuk!
              Öbürü şaşkınlıkla sordu :
              -Ne o, sürü arkada mı yoksa?
              Beriki sabırsızlıkla :
              -Ne sürüsü yahu! dedi.Arkadan bir boğa dörtnala üstümüze geliyor.

              GÜNÜN SÖZÜ

              Savaşın iyisi, barışın kötüsü yoktur.
              Benjamin Franklin

              YEMEK MENÜSÜ

              · ŞEHRİYE ÇORBA
              · İZMİR KÖFTE
              · SOSLU MAKARNA
              · MEYVE SUYU

              ÇOCUĞUNUZA İSİM

              Erkek: ZEMZEM: (Ar.) - Ka'be çevresindeki ünlü kuyu ve bu kuyunun müslümanlarca kutsal sayılan suyu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
              Kız: ZENNİŞAN: (f.a.i.) Ka. - Ünlü, tanınmış kadın.

              MANİ

              İstanbula giderken
              Sol tarafta hastane
              Yârimin mektubunu
              Eğlendirme postane



              BİLMECE

              Çıt der,ateş çıkar.

              Cevabı Yarın.

              Dünkü Cevap: (Ayna)

              Comment


              • 10 Şubat 2009

                Bugün 10 Şubat 2009 15 Safer 1429 K.Sani: 28 Kasım:95 Sultan II.Abdülhamit'in Vefatı (1918)
                HADİS-İ ŞERİF

                Hz. Peygamber çok merhametliydi. Birisi kendisine bir şey istemeye gelirse, istenilen şey varsa, mutlaka verirdi. Yok ise, olunca verme sözü verirdi.
                Hadis-i Şerif (Buhari).



                KİM ALLAH'A ÖDÜNÇ VERİRSE

                Allâhü Teâlâ âyet-i kerîmesinde (meâlen) "Hani kim var Allah'a güzel bir ödünç arz edecek (verecek) ki Allah ona birçok katlarını katlayıversln..." (Bakara Sûresi, âyet 245) buyurdu.

                Bu âyet-i kerime nazil olduğu zaman, Ebu'd-Dahdâh (r.a.); "Yâ Resûlallâh, Allâhü Teâlâ bizden borç mu istiyor?" diye sormuş. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Evet" buyurmuşlar.

                Yâ Resûlallâh, benim iki bahçem var. Birisini sadaka olarak versem bana cennette iki misli var mıdır!" demiş.

                Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Evet" buyurmuşlar.

                (Hanımını kasdederek) "Dahdâh'ın anası da beraberimde mi?" demiş. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Evet" buyurmuşlar.

                "Kızım da beraberimde mi?" demiş. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Evet" buyurmuşlar.

                Ebu'd-Dahdah bahçelerinin en güzelini Allah için bağışlamış, dönüp ailesine gelmiş. Onlar da o bahçede bulu-nuyorlarmış. Hemen bahçenin kapısına durup hanımına bunu anlatmış. O da "Allah mübarek etsin." demiş, bahçeden çıkmışlar.

                Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Ebu'd-Dahdâh için cennette nice hurma ağaçları saçak atıyor." buyurmuştur. (Elmalılı)


                FIKRA

                Fadime ile Temel büyükada da dolaşıyorlarmış
                Bir martı Temel`in kafasına pislemiş
                Fadime:
                -Temel git şu tuvaletten tuvalet kağıdı al
                Temel:
                -Gerek yoktir kuş çoktan uçup gittu

                GÜNÜN SÖZÜ

                Tez elde edilen başarı, insanı kararsız ve maceraperest yapar. (Bacon)

                YEMEK MENÜSÜ

                · EZOGELİN ÇORBA
                · TAVUK ŞİNİTZEL
                · PİRİNÇ PİLAVI
                · AYRAN
                · KARIŞIK BİSKÜVİ



                ÇOCUĞUNUZA İSİM

                Erkek: VOLKAN: (Fran.) Er. - Yanardağ, burkan.
                Kız: VELAYA: (Ar.) Ka. - Ermiş kadınlar.

                MANİ

                Yaylanın çimenini
                Hep toplamış geyikler
                Sevdalunun işine
                Ne garuşur böyükler


                BİLMECE

                Kışın yatar,yazın kalkar.
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: (Kardan adam)

                Comment


                • 11 Şubat 2009

                  Bugün 11 Şubat 2009 16 Safer 1429 K.Sani: 29 Kasım:96 İran'da İslam İnkilabı Gerçekleşti (1979)
                  HADİS-İ ŞERİF

                  Bir gün bir hurma fidanı dikiyordum.Resulüllah yanıma geldi. Ey Eba Hureyre! Nedir o diktiğin? diye sordu. Hurma fidanı dikiyorum ya Resulallah, dedim. Sana o diktiğinden daha hayırlı bir dikim işi söyleyeyim mi? dedi. Söyle ya Resulallah! dedim. Sübhanallah, Elhamdülillah La ilahe illallah, Allahu Ekber, kelimelerini söyle... Bunların her biri için, sana Cennet’te bir ağaç dikilir, buyurdu.
                  Hadis (Hakim, Ebu Hureyre’den).



                  MÜFLİS KİMDİR?

                  Haramlardan kaçınmak iki kısımdır: Birisi Allâhü Teâlâ'nın hakları ile alâkalı olan, diğeri de kulların hakları ile alâkalı olanlar

                  Kulların hakları ile alâkalı olan haramlara riâyet etmek, diğerine riâyet etmekten daha mühimdir. Zîra Allâhü Teâlâ, mutlak olarak zengindir ve rahmet edenlerin en merhametlisidir. Kullar ise fakir, muhtaç ve cimridirler.

                  Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:

                  "Her kim din kardeşinin ırzına veya herhangi bir şeyine zulmederse, dinar ve dirhemin (altın ve gümüş paranın) bulunmayacağı günden önce helalleşmeye çalışsın. Zîrâ (o günde) kendisinin sâlih ameli varsa, zulmü kadar ondan alınır, hak sahibine verilir. Şayet, sâlih amelleri yoksa hak sahibinin günahlarından alınıp kendisine yüklenir."

                  Diğer bir hadîs-i şerîfte Resûlullâh (s.a.v.) şöyle bu-yurmuştur:

                  "Müflis kimdir, bilir misiniz?" Ashâb-ı Kiram "Bizde müflis, parası pulu olmayan kimsedir." dediler.

                  Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v.):

                  "Şüphesiz benim ümmetimden İflas etmiş olan o kimsedir ki, kıyamet gününde namaz, oruç, zekât (gi-bi bir çok ibâdetlerle gelir. O, falana sövmüş, falan kimseye İftira atmış, falanın malını yemiş, falanın ka-nını dökmüş, falana vurmuş olarak gelir. Sonra onun sevapları bu kimselere verilir. Eğer üzerindeki haklar ödenmeden önce İyilikleri tükenirse, onların günah-ları alınır ve kendi üzerine atılır. Sonra da cehenneme atılır." (Sadaka Resûlullâh sallallâhü aleyhi ve alâ âlihi ve sellem) (Mektûbât-ı Şerîfe, 1/76)

                  BEYİT:

                  Uyandır çeşm-i canı hâb-ı gafletten seher hiz ol Çemen bülbülleriyle subh u dem zikreyle mevlâyı. Çemen: Çimen, Çeşm-i can: can gözü, Seher-hiz: sabahları erken kalkan, Subh u dem: sabah ve akşam


                  FIKRA

                  TEMEL DURSUNA SORAR DURSUN
                  HAYVANLAR MI YOKSA İNSANLAR MI DAHA AKILLI
                  DURSUN
                  TABİKİ HAYVANLAR DAHA AKILLI
                  TEMEL NEDEN DİYE SORMUŞ
                  DURSUN ÇÜNKÜ
                  BEN KÖPEĞİME NE DESEM ANLIYO AMA KÖPEK BANA NE DESE BEN ANLAMIYORUM

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Başarı kuvvetli olana gülümser, başarısızlık zayıflara çullanır.(Oscar Wilde)

                  YEMEK MENÜSÜ

                  · MERCİMEK ÇORBA
                  · ETLİ TAZE FASÜLYE
                  · BULGUR PİLAVI
                  · CACIK
                  · ÇOKOKREMLİ EKMEK

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM

                  Erkek: VERKA: (Ar.) Er. 1. Yabani güvercin, üveyik. 2. Açık, boz renk.
                  Kız: VERZİŞ: (Fars.) Ka. 1. Çalışma, işletme. 2. Çalışmış.



                  MANİ

                  Gayalardan ot biter
                  Guzular yayulsun diye
                  Gızlar kekürt sallar
                  Oğlanlar bayulsun diye

                  BİLMECE

                  Ne ağzı var ne dili konuşur insan gibi.

                  Cevabı Yarın.

                  Dünkü Cevap: (Soba)

                  Comment


                  • 12 Şubat 2009

                    Bugün 12 Şubat 2009 17 Safer 1429 K.Sani: 30 Kasım:97 Hasan Benna'nnın Şehadeti (1949) - K.Maraş'ın Kurtuluşu (1920)

                    HADİS-İ ŞERİF

                    Allah, niyeti “önce ahiret” olana dünyayı da verir. Ama niyeti “sadece dünya” olana, ahireti vermez. Hadis bn-i Mübarek).



                    KONUŞMANIN EDEPLERİ

                    Susmak, mü'minin en faziletli huylarındandır. Afiyet ve selâmetin onda dokuzu susmaktadır. İnsanın başına gelen belâlar çok konuşması sebebiyledir.

                    Süleyman (a.s.) "Eğer konuşmak gümüş ise susmak altındır." buyurmuştur.

                    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Kişinin mâlâyânîyi (din ve dünyasına faydasız şeyleri) terk etmesi Müslümanlığının güzelliğindendir." buyurmuştur. Kışı dini için zarurî olmayan, dünyâ ve âhireti için kendisine menfaati bulunmayan sözleri ve işleri terk ettiği zaman Müslümanlığı güzel ve kâmil olur.

                    Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Kim dilini tutarsa Allah onun ayıplarını örter. Kim de öfkesine sahıb olursa Allah onu azabdan korur." buyurmuştur.

                    Müslüman, konuşurken sesini yükseltmez. Çünkü seslerin en çirkini yüksek olanıdır. Allâhü Teâlâ (meâlen) Yü-rüyüşünde mu'tedil ol, sesini yükseltme, bağırma, çünkü seslerin en beti (en hoşa gitmeyeni) her halde mer-keb sesidir." (Lokman Sûresi, 19. âyet) buyurmuştur.

                    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Çok konuşanın hatası çok olur. Hatası çok olanın günâhı da çok olur. Günahı çok olan kimseye de ateş daha lâyık olur.' buyurmuşlardır.

                    Müslüman, her duyduğunu söylemez. Yoksa söylediklerinden dolayı günâha girer. Peygamber Efendimiz (sav.) "Duyduğu her şeyi söylemesi, kişiye günah olarak yeter." buyurmuştur. .

                    Müslümana yakışan, dilinden Peygamber Efendimiz e salavâtı eksik etmemek istiğfar ve kelime-i tevhidi çok okumakdır. Bilhassa söyleyeceği bir şeyi unuttuğu zaman

                    Peygamber Efendimiz'e salavât okursa, ya unuttuğunu hatırlar veya unutup da söyleyeceği şeyin sevabından daha fazla sevab kazanır. Bir şeyi unutmak istemeyen "Elhamdü lillâhı muzekkı-ri'l-hayri ve fâilihî."duasını okumalıdır.

                    Müslüman, tehlike görse bile doğruyu söyler. Çünkü doğru söylemekte tehlikelerden kurtuluş vardır. "Kurtuluş doğ-ruluktadır, helak (mahvolmak) ise yalandadır."

                    FIKRA

                    TEMEL BİGÜN MASADA BİRİNE KAFAYI TAKAR DERKİ ABİ SEN JAPONUMUSUN ADAM DEĞİLİM DER Bİ DAHA SORAR ABİ SEN JAPONMUSUN ?
                    ADM TEKRAR DEĞİLİM DER TEMEL Bİ DAHA SORAR ABİ SEN JAPON MUSUN ADAM SİNİRLENİR HE LAN JAPONUM NE OLMUŞ? TEMEL DE VALLAHİ HİÇ BENZEMİYOSUN DER

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Bal, arı iğnesinin yarasına değmez. İnsan kendi pekmeziyle kanat etsin, daha iyi (Şeyh Sadi)

                    YEMEK MENÜSÜ

                    · YAYLA ÇORBA
                    · İZMİR KÖFTE
                    · MAKARNA
                    · YOĞURT
                    · MEYVE

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM

                    Erkek: YAĞIN: (Tür.) Er. 1. Yağmur. 2. Düşman yağı. 3. Yiğit. 4. Arka, sırt.
                    Kız: VERGİN: (Tür.) - Verici, özverili kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.



                    MANİ

                    Yayladan mı geliyon
                    Sırtındaki yayuk mu?
                    Ben sağa ayakkabı verdüm
                    Ayağundaki çaruk mu?

                    BİLMECE

                    Biz onu görürüz o bizi görmez,O konuşur dinleriz.
                    biz konuşuruz dinlemez

                    Cevabı Yarın.

                    Dünkü Cevap: (Mektup)

                    Comment


                    • 13 Şubat 2009

                      Bugün 13 Şubat 2009 18 Safer 1429 K.Sani: 31 Kasım:98 Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin Kuruluşu (1975)
                      HADİS-İ ŞERİF

                      Cennette büyük bir köşk vardır. İsmi cömertler köşküdür. Hadis_i Şerif (Taberani).



                      "ALLAH'IN NURUNU AĞIZLARIYLA SÖNDÜRMEK İSTİYORLAR"

                      Allâhü Teâlâ'nın, Muhammed Mustafâ'yı (s.a.v.) peygamber olarak göndermesi, Yahûdî, Hıristiyan, Rum ve Sâsânîlere, Kureyş ve diğer Arap kabilelerine bir hayli ağır gelmişti. Çünkü getirdiği din, onların dinlerini ve ilâh edindikleri putları ayıplıyordu. Böylece bütün küfür milleti hepsi birden Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) karşı bir tavır aldı. Ancak Allâhü Teâlâ onların hilelerini boşa çıkarıp Peygamberimizi düşmanlarına karşı muzaffer kıldı, Allah'ın hidâyet verdiği birçok kimse İslâm'a girdi.

                      Peygamber Efendimiz vefat edince nifak tohumları ekildi; Resûlullâh (s.a.v.)'in vefatından sonra Ashâb-ı kiramın zayıf düşeceğini zanneden bedevî Araplar İslâm'dan döndüler. Ancak Hz. Ebû Bekir (r.a.) onlara hiç fırsat vermeden yalancı peygamber Müseyleme'yi ve bütün irtidât edenleri yok ederek küfrü zillete uğratmış, Sâsânî ve Bizans İmparatorlukları üzerine seferler düzenleyerek İslâm'ı oralara götürmüştü. Bu azılı düşmanlar Hz. Ebû Bekir'in (r.a.) vefat etmesiyle, İslâm'ın yıkılacağını zannettiler. Ancak Hz. Ebû Bekir'den sonra Hz. Ömer (r.a.), Sâsânîleri ve Rumları kendi ülkelerinde mağlûp etti ve zelîl kıldı. Münafıklar Ebû Lü'lü' eliyle Hz. Ömer'i şehîd ettiler. Böylelikle İslâm nurunun söneceğini zannetmişlerdi. Ancak arkasından hilâfete gelen Hz. Osman (r.a.) da fetihleri sürdürmüş ve İslâm ülkesi bir hayli geniş bir sahaya yayılmıştı. Hz. Osman'ın (r.a.) şehid edilmesinden sonra Hz. Ali (k.v.) hilâfet makamına geçti.

                      Din düşmanları İslâm'ı silahla yıkmaktan ümitlerini kesince Müslümanların akıllarını karıştırmak istediler. Diğer taraftan Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) ve ehl-i beytinin taraftarları, olduklarını söyleyip sahabeye dil uzatmaya ve böylelikle İslâm dînini kökünden tahrîf etmeye kalkıştılar. Lâkin Allâhü Teâlâ dînini bu ümmet arasından çıkardığı âlimlerle muhafaza etmiştir, kıyamete kadar da muhafaza edecektir.

                      BEYT:

                      Söner mi söndü demekle bu nûr-ı nâ mütenâhî Nefesle kâbil-i itfa mıdır çerâğ-ı ilâhî.


                      FIKRA

                      bir gün temel ile dursun kamp kurmaya gitmişler.kamp yerine geldiklerinde çadırlarını kurmuşlar ve yoruldukarı için erkenden yatmışlar.fakat sinekler o kadar çokmuş ki bi türlü uyuyamamışlar.ikiside örtüyü kafalarına çekip uyumaya çalışmışlar.fakat temelin artık canına tak etmiş ve örtüyü kaldırmış.o anda gördüğü şey üzerine dursunu dürterek...-ula dursun boşuna saklanma sinek elinde fenerle bizi arıyor..

                      GÜNÜN SÖZÜ
                      Balın varsa sineğin bol olur. ( Cervantes)

                      YEMEK MENÜSÜ

                      · ŞEHRİYE ÇORBA
                      · ETLİ NOHUT
                      · PİRİNÇ PİLAVI
                      · TURŞU KEK

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM

                      Erkek: YAĞIZALP: (Tür.) Er. - Esmer, güçlü yiğit.
                      Kız: VERİM: (Tür.) - Ortaya çıkan, beklenilen, istenilen sonuç. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.


                      MANİ

                      Ambar altunda cecük
                      Bacakları küçücük
                      Benüm sevduğum oğlan
                      Dünyalarda biricük



                      BİLMECE

                      Konuş deyince konuşur,sus deyince susar.

                      Cevabı Yarın.

                      Dünkü Cevap: (Televizyon)

                      Comment


                      • 14 Şubat 2009

                        Bugün 14 Şubat 2009 19 Safer 1429 Şubat: 1 Kasım:99 Vakfıkebir'in Kurtuluşu (1918)

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Sizden daha zenginlerin yanına az girip çıkın. Çünkü bu, Allah’ın size verdiği nimetlerini küçümsememeniz için daha uygundur. Hadis (Hakim).



                        GIYBET

                        Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Kim dünyada (gıybet ederek) kardeşinin etini yerse, kıyamet gününde o et ona getirilir ve 'Diri İken bunları yediğin gibi ölü İken de hepsini ye!1 denilir. Onu yer ve feryâd ederek yü-zünü buruşturur." buyurduktan sonra Hucurât Sûresi'nin "... Hiçbiriniz kardeşinin ölü olarak etini yemesini sever mi. Demek ki o eti yemekten tiksindiniz. Öyle İse yapmayın, tevbe ederek Allah'ın korumasına girin, mealindeki 12. âyetinin bir kısmını okudular.

                        Peygamber Efendimiz (s.a.v.): "Gıybetten sakının. Çünkü onda üç âfet vardır. Gıybetçinin duası müste-câb (makbul) olmaz, iyilikleri kabul olmaz, günahları artar." buyurdular.

                        Câbir bin Abdullah (r.a.) rivayet ediyor: Peygamber Efen-dimiz'le (s.a.v.) beraberdik. Bu sırada bir leş Kokusu geldi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) 'Bu koku nedir, bilir misiniz?' diye sordu. 'Hayır* dedik. "İnsanlara ve mü'minlere gıybet edenlerin kokusudur." buyurdular.

                        Abdullah ibn-i Mübârek'in (r.h.) yanında gıybetten bahsedildi de, 'Eğer gıybet etseydim ana babamı gıybet ederdim. Çünkü onlar benim sevaplarıma insanların hepsinden daha lâyıktır.' buyurdu.

                        Süfyân-ı Sevrî (k.s.) Hazretlerine Peygamber Efendi-mizin (s.a.v.) "Muhakkak Allâhü Teâlâ, et yiyen ev halkına bugzeder." hadîs-i şerifi sorulunca "Onlar insanlara gıybet edip onların etlerini yiyenlerdir." diye cevap verdi.

                        Müslüman, gıybet etmediği gibi gıybet edenleri de dinlemez. Çünkü gıybeti dinleyen kimse gıybet edenle günahta ortaktır.

                        PENDNÂME'DEN:

                        Dünyâda dört nesne vardır, ey oğul Giderse gelmesi değildir me'mul Ağızdan çıkan sözle yaydan çıkan ok Geri çevrilemez, buna çare yok Sonra vuku' bulan kaza ve kader Neden ibaretse hayır veya şer Dördüncüsü zayi ettiğin ömür Oda geri gelmez eyle tefekkür. (F.Attar)

                        FIKRA

                        temel birgün karısına mektup yazıyomuş fakat çok yavaş yazıyomuş bunu gören dursun neden yavaş yazıyosun demiş temel ise benim karının okuması yavaştır onun için der

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Tatlı bal, en keskin zehiri gizler. ( P. Nasa Ovidius)

                        YEMEK MENÜSÜ

                        · DOMATES ÇORBA
                        · ORMAN KEBABI
                        · PİRİNÇ PİALAVI
                        · AYRAN
                        · TATLI

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM

                        Erkek:YAĞIZ: (Tür.) Er. 1. Esmer. 2. Doru. 3. Yiğit. 4. Bakımlı hayvan.
                        Kız: VESAMET: (Ar.) - Güzellik, güzel olma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.


                        MANİ

                        Eriklerin çayırı
                        Yana eğer başını
                        Yarimin motoru var
                        Çıkamıyor bayırı



                        BİLMECE

                        Burda bağırsak,orda duysak.

                        Cevabı Yarın.

                        Dünkü Cevap: (Radyo)

                        Comment


                        • 15 Şubat 2009

                          Bugün 15 Şubat 2009 20 Safer 1429 Şubat: 2 Kasım:100 Gümüşhane'nin Kurtuluşu (1918)
                          HADİS-İ ŞERİF

                          Hz. Peygamber, öylesine tane tane konuşurdu ki, kelimelerini saymak isteyen saya bilirdi. Hadis-i Şerif (Buhari).



                          ANA-BABAYA İYİLİK

                          Ana-babaya iyilik yapmak Allah katında, ona yaklaşmanın en faziletlilerindendir. Resûlullâh (s.a.v.) buyurdular ki: "Ana-babaya iyilik yapmak nafile namazdan, oruçtan, hacdan, umreden ve Allah yolunda cihad etmekten daha faziletlidir."

                          Allâhü Teâlâ ana babaya iyilik yapmanın ehemmiyetini bildirmek için kendine ibâdetten hemen sonra ana-babaya iyiliği emretti ve şöyle buyurdu: "Rabb'in ancak kendisine ibâdet etmenizi ye ana babaya iyilik yapmanızı kat'î olarak emretti..." (Isrâ, 23), "...Bana ve ana-baba-na şükret, dönüş de banadır." (Lokman, 14)

                          Ana hakkı, baba hakkından daha çoktur. Onun için anaya iyilik etmek evleviyetle farzdır. Allâhü Teâlâ, Isâ aleyhisselamdan hikâye ederek Kur'ân-ı Kerîm'de bunu açıkça tavsiye etmiştir.

                          "O (îsâ a.s.) dedi ki: Haberiniz olsun, ben Allah'ın kuluyum, o bana kltab verdi ve beni bir peygamber yaptı ve beni -her nerede olsam- mübarek kıldı ve hayatta olduğum müddetçe bana namaz ve zekât tavsiye buyurdu ve beni valideme hürmetkar kıldı, bir cebbar (zorba) şakîy(isyankâr) kılmadı. (Meryem, 30-31-32)

                          'Gerçi İnsana ebeveynini de tavsiye ettik, anası onu meşakkat üstüne meşakkatle taşıdı...' (Lokman, 14) buyurmuştur.

                          Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki:

                          • 'Evlad önce namazdan suâle çekilir, sonra ana baba hakkından. Kadın da önce namazdan sual edilir, sonra kocasının hakkından.'

                          • 'Babalarınıza iyilik ediniz ki çocuklarınız da size iyilik etsinler.

                          • 'Muhakkak cennetin kokusu beş yüz yıllık mesafeden duyulur. Ana-babasına âsî olan ve sıla-i rahmi (akraba münasebetlerini) kesen kimseler bu kokuyu duyamaz.'

                          • 'Cennet, anaların ayakları altındadır."

                          Süfyan bin Uyeyne (r.a.) şöyle buyurdu: "Kim beş vakjt namazını kılarsa Allah'a şükretmiştir. Kim de beş vakit namazdan sonra anası babası için dua ederse ana babasına şükür (teşekkür) etmiş olur."


                          FIKRA

                          Bir gün temel dursunlara gider ve çok şiddetli bir şekilde yağmur yağmaya başlar.. Dursun Temel'e bugün bizde yat bu yağmurda çıkılmaz der.. Temel'de tamam der.. Dursun bekle sana pijama getireyim der.. Temel bekler bekler sonra der ben gidip evden getireyim bunun getireceği yok ve gidip evden pijamayı alıp geri gelir..

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Suratı ekşi olanın balı da acı olur. ( Şeyh Sadi)

                          YEMEK MENÜSÜ

                          · MERCİMEK ÇORBA
                          · ARNAVUT CİĞER
                          · MAKARNA
                          · SALATA
                          · HALLEY

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM

                          Erkek: VEFA: (Ar.) Er. 1. Sözünü yerine getirme, sözünde durma, borcunu ödeme. 2. Sevgi, dostluk ve bağlılıkta sebat. Yetme yetişme; ömrü vefa etmedi.
                          Kız: VEFRET: (Ar.) - Çokluk, bolluk. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.


                          MANİ

                          Su serptim serin olsun
                          Mezarım derin olsun
                          Dünyada alamazsam
                          Ahrette benim olsun



                          BİLMECE

                          Her gün yeniden doğar,dünyaya haber yayar.

                          Cevabı Yarın.

                          Dünkü Cevap: (Telefon)

                          Comment


                          • 16 Şubat 2009

                            Bugün 16 Şubat 2009 21 Safer 1429 Şubat: 3 Kasım:101 Türk Hava Kurumu'nun Kuruluşu (1925)
                            HADİS-İ ŞERİF

                            Allah kuluna bir nimet verdiğinde kul elhamdulillah derse, bu şükür ve hamd, o nimetten daha hayırlı olur. Hadis (Ramuz)



                            AZ BİLE OLSA KÜÇÜK GÖRME

                            Kişinin az bile olsa konuştuğu şeyleri küçük görüp hafife almaması gerekir. Çünkü nice kelimeler vardır ki kişi onda bir mahzur görmeyip söyler de o kelime insanı helak eder.

                            Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Kul, Allâhü Teâlâ'nın razı olacağı bir kelimeyi -varacağı yeri düşünmeden- söylese, bu kelimesinden dolayı Allah onun derecelerini yükseltir. Yine bir kul -varacağı yeri düşünmeden- Allah'ın gadab edeceği bir kelime söylese, bu kelimesinden dolayı cehenneme atılır."

                            Bunun mânâsı şudur: Bir kimse hakkı söyler, ancak onu küçük bir şey zanneder fakat; o Allah katında büyük bir şeydir. Bu sebeple Allah'ın rızâsını elde eder. Bir kimse kötü bir şey söyler ve onun küçük bir şey olduğunu zanneder. Fakat bu, Allah katında büyük günahtır ve bu sebeple Allah'ın gadabına uğrar.

                            Küçük bile olsa kötülükleri, günahları küçük görmekte on mahzur vardır:

                            1- Rabbinin gadablanmasına sebep olur.

                            2- Allah'ın ve kendisinin düşmanı olan şeytanı sevindirmiş olur.

                            3- En güzel yer olan cennetten uzaklaşır.

                            4- En şerli yer olan cehenneme yaklaşır.

                            5- Kendisine eziyet vermiş olur.

                            6- Allah'ın temiz olarak yarattığı nefsini kirletmiş olur.

                            7- Kendisine hiç eziyet vermeyen hafaza meleklerine eziyet etmiş olur.

                            8- Peygamber Efendimiz'i (s.a.v.) üzmüş olur.

                            9- Yeryüzünü, gökyüzünü, gece ve gündüzü aleyhine şahit tutmuş olur.

                            10- İnsanlara ve diğer bütün mahlûkâta ihanet etmiş olur.


                            FIKRA

                            Öğretmene telefonla,Temel'in hastalanıp okula gelemeyeceği söylenir.

                            öğretmen:

                            demek temel hasta.okula gelemeyecek.

                            peki ben kiminle konuşuyorum?

                            diye sorar.telefondaki ses cevap verir:

                            BABAMLA…

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            En tatlı balın bile fazlasının tadı bıkkınlık verir. ( Shakspeare)

                            YEMEK MENÜSÜ

                            · EZOGELİN ÇORBA
                            · ETLİ TÜRLÜ
                            · MAKARNA
                            · YOĞURT
                            · TEPSİ BÖREĞİ

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM

                            Erkek: VECHİ: (Ar.) Er. - Yüzle ilgili, yüze ait.
                            Kız: VECİBE: (Ar.) Ka. - Ödev, boyun borcu, vazife.


                            MANİ

                            Kiremit üstünde gezersin
                            İnci boncuk dizersin
                            Kusura bakmayın ama
                            Sen hepsinden güzelsin



                            BİLMECE

                            Kulağını büktükçe ağzı sulanır.

                            Cevabı Yarın.

                            Dünkü Cevap: (Gazete)

                            Comment


                            • 17 Şubat 2009

                              Bugün 17 Şubat 2009 22 Safer 1429 Şubat: 4 Kasım:102 Türk Medeni Kanununun Kabulü (1926)
                              HADİS-İ ŞERİF

                              Biriniz bir müslüman kardeşinde bir dert gördüğünde, kendisini o derde uğratmadığı için Allah’a şükretsin. Fakat bu şükrünü, açıktan yapıp ta dertli kimseye duyurmasın. Hadis (İbn-i Neccar).



                              SÜNNETE SARILMAK, BİD'ATTEN SAKINMAK

                              Allâhü Teâlâ buyurdu ki (meâlen): "Hayır. Yâ Muhammed, Rabbine kasem ederim ki onlar aralarında çıkan nızalı, çatallaşmış işlerde seni hakem yapıp sonra da verdiğin hükümden nefislerinde hiçbir darlık duymaksızın tam bırtesh-miyetle teslim olmadıkça îman etmiş olmazlar!" (Nisa, 65) "De ki: Eğer siz Allâhı seviyorsanız hemen bana uyun ki Allah da sizi sevsin..." (AN Imrân, 31)

                              Resûlullâh'a tâbi olmak farz-ı ayındır. Hiçbir durumda terk etmek caiz olmaz. Ona muhalefet etmek de İslam nimetinin yok olmasına çalışmaktır. İnanılması farz olan bir şeye inanmayıp terk etmek îmânı yok eder. Muhakkak onun ümmeti, ona tabî olan kimselerdir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Sizden hiçbiriniz -arzu ve hevâsı benim getirdiklerime tabî olmadıkça- îmân etmiş olmazsınız!"

                              "Kim benim sünnetimi (amel etmeyerek) zâyî ederse, ona şefaatim haram olur",

                              "Kim benim sünnetimi ihya ederse beni ihya etmiş olur. Kim de beni ihya ederse beni sevmiş olur. Beni seven kimse de kıyamet günü cennette benimle beraber olur. "Kim benim sünnetimi (amel etmek suretiyle) muhafaza ederse Allâhü Teâlâ ona dört haslet ikram eder: İyilerin kalbinde ona karşı muhabbet, kötülerin kalbinde heybet, rızıkta bolluk ve dîninde itimat."

                              Müslümanların amel etmesi ve kuvvetle sarılması gereken sünnet; ilk üç asrın, yani Resûlullâh Efendimiz m ve onu gören ashabının ve ashabı gören tabiînin ve onlardan sonra gelenlerin itikâd, amel ve ahlâkına uymaktır.

                              Bunlardan sonra, dinde onların gittiği yola uymayan şeyler ihdas etmek ise bid'attir. Dindeki her bid'at dalalettir, sapıklıktır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Kim dînimiz hakkında, ondan olmayan bir şey ihdas ederse bu reddolun-muştur." buyurmuştur.

                              Ashâb-ı kiram (rıdvânullâhi aleyhim ecmaîn), az veya çok olsun, büyük veya küçük olsun, muamelede veya ibadette veyahut zikirde olsun, Peygamber Efendimiz (s.a.v) zamanında olmayan bir şey ihdas eden kimselere şiddetle karşı çıkar, onları reddederlerdi.

                              FIKRA

                              temel hergün balığa gidiyomuş ve paçaları ıslak geliyomuş dursun temel e birgün sormuş niye böyle hergün paçaların ıslak geliyon diye temel de demişki denize sigaramı atıyom ve denize girip sigarayı söndürüyom deniz yanmasın diye

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Düşmanın tatlı sözlerine aldanma, balın içinde zenidre bulunabilir. ( Şeyh Sadi)

                              YEMEK MENÜSÜ

                              · DOMATES ÇORBA
                              · FIRIN KÖFTE
                              · PİRİNÇ PİLAVI
                              · AYRAN MEYVE
                              · ÇUBUK KRAKER

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM

                              Erkek: VECAHEDDİN: (Ar.) Er. - Dinin yüceliği, onuru. - Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.
                              Kız: VECAHET: (Ar.) Ka. 1. Güzel yüzlülük, gösterişlilik, güzel yüz. 2. Saygınlık, onur.



                              MANİ

                              Ne uyursun ne uyursun
                              Bu uykuyla ne bulursun
                              Al abdesti, kıl namazı
                              Cenneti alayı bulursun

                              BİLMECE

                              Ağzı var odun yutar,bacası var duman tüter.

                              Cevabı Yarın.

                              Dünkü Cevap: (Musluk)

                              Comment


                              • 18 Şubat 2009

                                Bugün 18 Şubat 2009 23 Safer 1429 Şubat: 5 Kasım:103 Türkiye'nin NATO'ya Girişi (1952) - Fatih'in Tahta Çıkışı (1451)

                                HADİS-İ ŞERİF

                                Kişi (kabrinde) cennetteki derecesinin yükseltildiğini görür. Sebebini Rabbine sorar: Ya Rabbi, bu ödüllenme nereden? Ona şöyle cevap verilir: Çocuğunun arkandan senin için Allah’a yaptığı af isteği ve dualardan... Hadis-i Şerif (İbn-i Mace).



                                VARNA ZAFERİ VE İKİNCİ MEHMED HAN

                                Şehzade Mehmed (Fâtih), 1444 (H. 847) senesinde babasının emri üzerine Edirne'ye çağrıldı. Sultan Murad Han "Oğlumu hayatımda tahta geçireyim. Tâ ki gözümle aöreyim nasıl padişahlık eder?" diyerek saltanatı 14 yaşındaki oğlu Şehzade Mehmed'e bırakmıştı ve Manisa'ya çekilmişti. (Ağustos 1444)

                                Sultan Murad Han'ın, yerine çocuk yaştaki oğlunu bıraktığını haber alan Avrupa devletleri, Osmanlıları Avrupa'dan atmak için büyük bir Haçlı ordusu hazırladılar. Sultan Mehmed, bir mektupla durumu babasına bildirdi. Fakat babası bu daveti kabul etmeyince bir mektup daha gönderdi ve 'Eğer pâdişâh iseniz, din ve devletin hizmete muhtaç olduğu böyle bir zamanda feragat etmeniz padişahlık vazifesine aykırıdır. Eğer pâdişâh ben isem, işte size emrediyorum: Ordunun başına geçiniz!' demesi üzerine Sultan Murad Han Edirne ye geldi. Sultan Murad Han, oğlunu tahttan indirmedi. Sultan Mehmed'i Sadrazam Çandarlı Halil Paşa ile birlikte Edirne'de bırakarak başkumandan sıfatıyla kırk bin kişilik ordusunun başında harekete geçti.

                                10 Kasım 1444'te Varna Ovası'ndaki muharebe, Osmanlı ordusunun zaferiyle neticelendi. Sultan Murad Han, zaferden sonra Edirne'ye dönüp bir sene kadar oğlu ile birlikte kaldı. 1445 senesinde Manisa'ya gitti. Ancak Zağ-nos Paşa ile Çandarlı Halil Paşa arasında cereyan eden bazı hâdiseler üzerine Sultan Murad Han, Edirne ye gelip tekrar devletin idaresini eline aldı. Sultan Mehmed Han da Manisa'ya gönderildi. Şehzade Mehmed, babasının vefatına kadar Manisa valisi olarak kaldı.

                                Sultan İkinci Murad Han'ın 3 Şubat 1451 günü 49 yaşında vefatı üzerine 17 Şubat günü Edirne'ye gelen Sultan Mehmed Han, muhteşem bir karşılama ile şehre girdi. Ertesi gün vezirler ve devlet erkânının hazır bulunduğu bir merasimle tekrar Osmanlı tahtına cülus etti. (18 Şubat 1451/16 Muharrem 855) (Osmanlı Tarihi)

                                MISRA:

                                Bir şem'i ki Mevlâ yaka bir veçhile sönmez.
                                Yani, Allâhü Teâlâ'nm yaktığı mum, asla sönmez.

                                FIKRA

                                temel birgün heryeri gezmiş ve gelmiş kahveye oturmuş biri demiş çin'e gittin mi diğeri de almanya'ya gittin mi demiş temelde evet demiş bi diğeride o zamn sen cüğrafyayı iyi biliyosun demiş temelde evet oraya da gittim demiş

                                GÜNÜN SÖZÜ

                                Kuru pantolon ile balık tutulmaz. ( Cervantes)

                                YEMEK MENÜSÜ

                                · MERCİMEK ÇORBA
                                · YOĞURTLU MANTI
                                · BARBUNYA PİLAKİ
                                · TATLI

                                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                                Erkek: VAZAH: (Ar.) Er. - Beyaz, güzel yüzlü adam.
                                Kız: VAZAHAT: (Ar.) Ka. - Vazıhlık, açıklık.

                                MANİ

                                Bağa girdim nar için
                                Dolaşırım yar için
                                Anneler kız büyütür
                                Delikanlılar için



                                BİLMECE

                                Dört ayağı var canı yok, ayağını kessen kanı yok.


                                Cevabı Yarın.

                                Dünkü Cevap: (Soba)

                                Comment

                                Working...
                                X