fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Takvimde Bugün

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • 16 Temmuz 2010

    Bugün 16 Temmuz 2010 4 Şaban 1431 Temmuz: 3 Hızır 72 Peygamberimizin (SAV)'in Medine'ye Hicretleri (M.622)-Dünya KIBLE günü (ikincisi)

    HADİS-İ ŞERİF

    Cenab-ı Hakk'ın, yönetici yaptığı bir kimse, yönettiği insanları aldatarak ölürse, Allah-u Teala ona cennet yüzü göstermez. Ravi: Buhari



    PEYGAMBER EFENDİMİZİN TAKVASI
    Peygamber Efendimiz (s.a.v.), dâima ibâdetle meşgul olur, Allah'ın rızâsı için ümmetinin hidâyet ve saadetine çalışırdı. Hayatları boyunca, Arap yarımadası fethedildi, Medine'ye her taraftan ganimet malları gelmeye başladı, hükümdarlar tarafından kıymetli hediyeler gönderildi. Fa­kat bunların hiç birine iltifat etmedi. Bütün bunları fakirlere, gazilere, harcadı. Bir gün kendisine bir kese altın gelmişti. Onu ashabına dağıtmıştı. Hâne-i saadetinde yalnız altı altın kalmıştı, gece uyumadı, kalkıp bunları da dağıttı. "Şimdi rahat ettim." buyurdu.
    Hz. Âişe validemiz diyor ki: "Resûlullâh (s.a.v.) dün­yâdan irtihallerine kadar arka arkaya üç gün doyacak şe­kilde yemek yememişti. Halbuki isteseydi, Allâhü Teâlâ ona hatır ve hayâle gelmedik nimetler verirdi. Biz pey­gamber zevcelerinin evlerimizde yemek pişirmek için ocak yanmazdı. Yiyip içtiğimiz, yalnız hurma ile sudan ibaret olurdu. Bazan Resûlullah'ın hâline acır, ağlardım.
    Bir gün: "Canım sana feda olsun, dünyâ dirliğinden yeterince kabul buyursan olmaz mı?" diye sordum. Bu­yurdular ki: "Ben nerede, dünya nerede?.. Kardeşlerim olan ülü'l-azim peygamberler, bundan daha zor hallere sabrettiler, öylece gidip Allah'a kavuştular. Allâhü Teâlâ da onlara büyük sevaplar, makamlar verdi. Şimdi ben geniş bir maişete erersem Allâhü Teâlâ'dan utanırım. Benim mertebemin onlarınkinden aşağı kalmasından sıkılırım; benim en özlediğim, o kardeşlerim olan pey­gamberlere kavuşmaktır."
    Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.) bu mübarek sözle­rinden sonra dünyâda ancak bir ay daha yaşamışlardı. Geride bıraktığı şey, yalnız silâhları ile bindikleri bineği ve gelirini vakfetmiş olduğu araziden ibaretti.
    İşte Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hak yolunda bu kadar samimi, bu kadar fedakârdı. Onun yüksek mak­sadı, yalnız Allah'a kulluk etmek, İslâm'ı yaymak, insan­ları cehaletten kurtarmak, yeryüzünü insanlık ve mede­niyet nurları içinde bırakmak idi.

    FIKRA

    Temel’le Dursun, dört motorlu bir uçakla Trabzon’dan İstanbul’a uçuyorlardı. Birden pilotun anonsu duyuldu: “Sayın yolcular, bir motorumuz arıza yaptı. Ama paniğe gerek yok. Kalan motorlar bizi götürür. Tabii hızımız biraz azalacak. Dolayısıyla yolculuk da biraz uzayacak.” Az sonra bir motor daha durdu. Pilot yine aynı anonsu yaptı: “Yolculuk biraz daha uzayacak...” Sonra bir motor daha... Aynı anons... Temel huzursuzlandı: “Ula bir motor daha durursa, bütün gece burdayız demektur!..”

    GÜNÜN SÖZÜ

    Küçük işlere gereğinden çok önem verenler, elinden büyük iş gelmeyenlerdir. Eflatun

    YEMEK MENÜSÜ
    · KIYMALI YUMURTA
    · MAKARNA
    · YOĞURT
    · BÖREK

    ÇOCUĞUNUZA İSİM
    Erkek: SUNULLAH: (Ar.) Er. - Allah'ın yarattığı.
    Kız: SİBEL: (Tür.) Ka. 1. Buğday başağı. 2. Henüz yere düşmemiş yağmur damlası. 3. Eski Türklerdeki bir tanrıça.

    MANİ

    Fındık kırdım iç ettim
    Yaylalara göç ettim
    Yârim senin yüzünden
    Ben bu canı hiç ettim



    BİLMECE
    Altı göl üstü gül.
    Cevabı Yarın.
    Dünkü Cevap: (Süpürge)

    Comment


    • 17 Temmuz 2010

      Bugün 17 Temmuz 2010 5 Şaban 1431 Temmuz: 4 Hızır 73 Abdülkadir Geylani Hz.'nin Vefatı (1166)-Fırtına

      HADİS-İ ŞERİF

      Allah Teala hazretleri şöyle buyurdular: "Ey ademoğlu! Kendini ibadetine ver, gönlünü zenginlikle doldurayım, fakrını kapayayım. Böyle yapmazsan ellerini meşguliyetle doldururum, fakrını da kapamam." Ravi: Tirmizi, Kıyamet 31



      AKRABA VE SILA-İ RAHİM
      Baba ve anne taraflarından yakınlarımıza akraba de­nir. Bunlar üçe ayrılmıştır.
      Birinci derecede: anneler, babalar, dedeler, neneler, çocuklar ve onların evlâtlarıdır.
      İkinci derecede sayılanlar; kardeşlerimiz ve onların evlâtları, amcalarımız, dayılarımız, halalarımız, teyzele­rimiz, süt anne, süt kardeşlerimizdir.
      Üçüncü derecede de; amca, hala, dayı, teyze çocuk­ları gibi nikahları haram olmayanlardır.
      Birinci ve ikinci sınıflara sıla-i rahim etmemiz vacip, onu terk etmemiz haramdır, günahtır.
      Üçüncülere sıla-i rahim mendub; yâni işleyen sevab kazanır, terk edenler mürüvvetsizlik etmiş olurlar.
      Sıla-i rahim: Hısımlık haklarını muhafaza maksadıy­la Rabb'imizin emrini, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sünnetini işlemek niyetiyle akrabamızı ziyaret edip se­lamlaşmaya, imkânımız var ise onlara hediye vermeye, iyiliklerini isteyip zararlarını gidermeye, uzakta olanla­rını mektup (telefon vesâir yollarla), selâmlarımızla se­vindirmeye denir.
      Sıla-i rahim bütün Müslümanlar üzerine farz kılınmış­tır. İhmal edenler büyük cezalar, azaplar görecektir. Çün­kü bu emrin yapılmaması Müslümanlar arasında sev­gileri paylaşmayı, birbirini gözetmeyi kaldırır. Günden güne birbirine yabancılaşır, kardeşlik bağları yok olur.
      Bu sebepledir ki, Müslümanlar arasında birbirlerini zi­yaret etmek, selâmlaşmak, ihmal edilmesi caiz olmayan haklardan sayılmıştır. Sıla-i rahim dinimizde gayet mü­him olduğundan pek çok âyet-i kerime ve hadîs-i şerîf-ler ile fazîleti beyân edilmiştir.
      Hadîs-i Şeriflerde sılâ-i rahmin ömrü uzatacağı, rızkı bereketlendireceği, cehennemden uzaklaştıracağı, he­sabı kolaylaştırıp, cennete girdireceği haber verilmiştir.
      Hürmet ve ikramda amca ve dayı baba yerinde; tey­ze, hala ve büyük ablalar ana makamındadırlar.

      FIKRA

      - Babam öldü!
      - Neden öldü?
      - Apartmanın sekizinci katının balkonundan düştü.
      - Eyvah parçalandı mı?
      - Yok!.. Girişteki bakkalın tentesine düşünce oradan havalanıp karşı apartmana yöneldi.
      - Apartmana mı çarptı? Nasıl öldü?
      - Yok!.. Karşı apartmanın balkonundaki çamaşır ipine vurup, fabrikanın bahçesine düştü.
      - Orada mı öldü?
      - Yok!.. Fabrika çelik yay fabrikası, bahçedeki yayların üzerine düşüp havalandı yeniden...
      - Peki sonra?
      - Sonrası ne? Baktık ki yere inmiyor, biz de vurduk onu!..

      GÜNÜN SÖZÜ

      Kusursuz dost arayan dostsuz kalır. Mevlana

      YEMEK MENÜSÜ
      · FIRIN PİLİÇ
      · PİLAV
      · M.SALATA
      · SÜTLAÇ

      ÇOCUĞUNUZA İSİM
      Erkek: SUZİ: (Fars.) Er. 1. Yanma, tutuşma ile ilgili. 2. (Mecazen): Ateşli kimse.
      Kız: SİDRE: (Ar.) Ka. - Arabistan kirazı.

      MANİ

      Fındık içi işlerim
      Al yanaktan dişlerim
      Eğer benim olursan
      Saçların gümüşlerim



      BİLMECE
      Yer altında yağlı kayış.
      Cevabı Yarın.
      Dünkü Cevap: (Gaz lambası)

      Comment


      • 18 Temmuz 2010

        Bugün 18 Temmuz 2010 6 Şaban 1431 Temmuz: 5 Hızır 74 Tüm Türkiye'de Ezanın Arapça olarak Okunması Yasaklandı (1932)-Misak-ı Milli'nin TBMM'de kabulü (1920)-Şiddetli sıcaklar

        HADİS-İ ŞERİF

        Çevresindeki insanların şerrinden emin olmadığı kişi, cennete giremez. Ravi: Müslim, İman 19



        SELMÂN-I FÂRİSÎ (R.A.)
        Ashâb-ı Kirâm'ın büyüklerinden ve meşhurlarından-dır. Silsile-i Şâdât'ın ikinci halkasıdır. İsfehanlıdır. Medine'ye gelip Müslüman oldu ve ehl-i beytten sayıldı. Müslüman olmadan önceki ismi Mâbeh idi. Müslüman olunca Peygamberimiz (s.a.v.), ona Selman ismini verdi. Künyesi Ebû Abdullah'tır.
        Resûlullâh (s.a.v.), Hz. Selman'ı Ebu'd-Derdâ (r.a.) ile kardeş yapmıştır.
        Hendek Harbi'nde şehrin müdâafası için Selman (r.a), Resûlullah'a (s.a.v.) "Yâ Resûlallâh! Biz İran'da muhasara edildiğimiz zaman şehrin etrafında bir hen­dek kazarak kendimizi müdâfaa ederdik." dedi. Resûlul­lâh Efendimiz (s.a.v.) Hz. Selman'ın teklifini güzel buldu ve Medîne-i Münevvere'nin taarruza, hücuma açık cihetlerinden hendek kazılmasını emir buyurdular.
        Bütün sahabe, Hz. Selman'ı seviyordu. Ensâr, Şel-mân'ı (r.a) sahiplenerek, "Selman bizdendir." dediler. Bunun üzerine Muhacirler "Hayır, Selman bizdendir." demeye başladılar. Resûlullâh Efendimiz de (s.a.v.); "Selman bizden, ehli beytdendir." buyurdular. Onun hendek kazma işindeki gayretinden sonra, Resûluflâh (s.a.v.), onu Selmânü'l-Hayr (Hayırlı Selman) olarak isimlendirmiştir.
        Resûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellemin, Selmân-ı Fârisî hakkındaki bazı hadîs-i şerîfleri:
        • "Önde gelenler dörttür: Ben Arab'ın önde geleniyim, Suheyb Rûm'un, Selman Fars'ın, Bilâl de Habeş'in ön­de gelenidir."
        • "Ben Âdemoğlunun önde geleniyim, Selman da Fâris ehlinin önde gelenidir."
        • "Cennet dört kişiyi iştiyakla bekler; Ali, Selman, Ammâr ve Mikdâd."
        Selmân-ı Fârisî Hazretleri uzun ömür yaşayanlardan­dır. Hz. Osman'ın halifeliği devrinde hastalanmış ve H. 33 senesinde iki yüz elli yaşında Medâyin'de vefat et­miş ve oraya defnedilmiştir. (Radıyallâhu Teâlâ anhu)

        FIKRA

        Temel oğlunun 7. yaş günü için bir tane "pembe panter" almaya karar vermiş. Oyuncakçıya gitmiş ve “Acaba elinizde pembe panter var mı?” demiş. Görevli pembe panteri getirmiş, Temel’e uzatmış. Temel pembe panteri evirmiş, çevirmiş ve: “Bunun başka rengi yok mu?..”

        GÜNÜN SÖZÜ

        Kurnaz insanlar, okumayı küçümserler, basit insanlar ona hayran olurlar akıllı insanlar ise ondan faydalanırlar. Francis Bacon

        YEMEK MENÜSÜ
        · PİLİÇ IZGARA
        · SPAGETTİ
        · YAYLA ÇORBA
        · FIRIN SÜTLAÇ

        ÇOCUĞUNUZA İSİM
        Erkek: SİKA: (Ar.) Er. - Güven, emniyet. İnanılır, güvenilir kimse.
        Kız: SİKAYE: (Ar.) Ka. - Su içecek kab. İçilecek suyun toplanması için yapılan yer.

        MANİ

        Fındık fıstık olur mu? Ateş yastık olur mu? Sen orada ben burada Böyle dostluk olur mu?



        BİLMECE
        Zilim var, kapım yok.
        Cevabı Yarın.
        Dünkü Cevap: (Yılan)

        Comment


        • 19 Temmuz 2010

          Bugün 19 Temmuz 2010 7 Şaban 1431 Temmuz: 6 Hızır 75 Yalova'nın Kurtuluşu (1921)-Emevi İslam Ordusu'nun İspanya'ya çıkışı (711)

          HADİS-İ ŞERİF

          Allah Teala hastalığı da ilacı da indirmiştir. Ve her hastalığa bir ilaç varetmiştir. Öyleyse tedavi olun. Ancak haram olan şeyle tedavi olmayın. Ravi: Ebu Davud, Tıbb 11



          İLMİHAL: ABDESTİN ÂDABI
          Abdestin birçok âdabı vardır. Başlıcaları şunlardır:
          1- Vakit girmeden abdest alıp namaza hazır bulun­mak. Ancak özür sahipleri abdestlerini vakit girdikten sonra alırlar.
          2- Abdest alırken kıbleye dönmek.
          3- Abdest sularının elbiseye sıçramaması için, yük­sek bir yerde durmak.
          4- Abdest için başkasından yardım istememek. Bir kimsenin kendi arzusu ile abdest suyunu hazırlaması veya abdest alana su dökmesi âdaba aykırı olmaz.
          5- Abdest alma sırasında zaruret olmadıkça konuş­mamak.
          6- Her âzâyı abdest niyeti ile yıkarken besmele çek­mek, duâ etmek salât ve selâm getirmek.
          7- Elleri yıkarken yüzükleri oynatıp altına su geçme­sini temin etmek.
          8- Abdest alırken ağıza ve buruna sağ el ile su ver­mek. Burnu sol el ile sümkürmek.
          9- Yüzü yıkarken göz pınarlarını yoklamak, abdest suyunu dirseklerin ve topukların yukarılarına eriştirmek.
          10- Abdest suyu, israf derecede fazla ve azalardan su damlamayacak kadar da az olmamak. Deniz kenarında bulunulsa bile, gereksiz su harcamak mekruh olur.
          11- Abdest suyu güneşte ısıtılmış olmamalıdır.
          12- Abdest bitince kıbleye karşı şehâdet kelimelerini okumak.
          13- Oruçlu değilse, abdest suyunun artanından kıbleye dönerek ayakta biraz içmek ve "Allâhümmec'alnî mi- nettevvâbîne vec'alnî minel mütetahhirîn" duasını okumak.
          14- Abdestin sonunda bir, iki veya üç kere Kadir (innâ enzelnâhü...) sûresini okumak.
          15- Abdestten sonra kerahet vakti değil ise iki rek'at nafile namaz kılmak.

          FIKRA

          Taksinin yokuşta frenleri patlar ve hızla aşağı inmeye başlar. Temel bağırır, “Durdur şu arabayı!” Şoför panik içinde haykırır, “Durduramıyorum!..” Temel: “Hiç değilse taksimetreyi durdur!..”

          GÜNÜN SÖZÜ

          Kurbağayı koltuğa oturtsan,o yine çamura atlar. Arthur Miller

          YEMEK MENÜSÜ
          · KADINBUDU KÖFTE
          · MERCİMEK ÇORBA
          · ÇOBAN SALATA
          · FIRIN SÜTLAÇ

          ÇOCUĞUNUZA İSİM
          Erkek: SUKA: (Ar.) Er. - Çarşı adamı, esnaf.
          Kız: ŞİKAYET: (Ar.) Ka. 1. Birine içecek su verme vazifesi. 2. Ka'be sakalığı, Mekke'de hacılara zemzem dağıtma işi.

          MANİ

          Fındık dalında testi
          Kemer belimi kesti
          Yine geldi aklıma
          Askerdeki yan fesli



          BİLMECE
          Başımda saç yok, içimde tat çok.
          Cevabı Yarın.
          Dünkü Cevap: (Telefon)

          Comment


          • 20 Temmuz 2010

            Bugün 20 Temmuz 2010 8 Şaban 1431 Temmuz: 7 Hızır 76 Kıbrıs Barış Harekatı'nın Başlaması (1974)-Montreux Boğazlar Antlaşması'nın imzalanması (1936)

            HADİS-İ ŞERİF

            Sizden birisi gerindiğinde veya aksırdığında sesini yükseltmesin. Zira şeytan böyle durumlarda sesin yükselmesinden hoşlanır. Ravi: Hz. Seddat ibni Evs (r.a.)



            İLMİHÂL: ....NAMAZ
            Sabah namazının farzı iki, akşam namazının farzı üç, öğle, ikindi ve yatsı namazlarının farzları dörder rekattir.
            Bu dört rek'atli olan farzlar seferde ikişer rekat kılınır.
            Sabah namazının farzından evvel iki, öğle namazının farzından evvel dört, sonra iki, akşam ve yatsı namazları­nın farzlarından sonra ikişer rek'at namaz kılmak sünnet-i müekkededir. İkindi ve yatsı namazlarının farzlarından evvel dörder rek'at kılmak sünnet-i gayr-i müekkededir.
            Yatsı namazından sonra üç rek'at vitr kılmak vaciptir.
            Ramazân geceleri yatsı namazından sonra ve vitir­den evvel teravih kılmak sünnet-i müekkededir.
            Namazın Şartları:
            1- Namaz kılacak olan kimsenin abdestsiz ise abdest alması ve gusül lâzım ise gusletmesi
            2- Bedeninde veya elbisesinde ve yâhud namaz kılacağı yerde necaset var ise temizlemesi
            3- Avret yerini örtmesi
            4- Kıbleye dönmesi
            5- Namazı vaktinde kılması
            6- Hangi vaktin namazını kılacak ise ona niyet etmesi şart ve farzdır.
            Avret yeri erkekte göbeğinin altından dizinin altına kadardır. Kadınların yüzü ve elleri ile ayaklarından baş­ka her yeri avrettir, örtülmesi îcâb eder.
            Namazın Erkânı-Namazm rükünleri:
            1- İftitâh tekbiri (Allâhü Ekber),
            2- Kıyam,
            3- Kıraat,
            4- Rükû',
            5- Secde
            6- 6- Kâde-i ahîre'dir.
            Yani iftitâh tekbîriyle namaza girildikten sonra gücü yeter ise kıyam (ayakta durmak) ve iki rekatli namazların her rek'atında ve üç veya dört rek'atli namazların iki rek'â-tinde Kur'ân-ı Kerîm'den bir (sûre veya en kısa sûreye -Kevser; İnnâ a'tayrtâ..- denk düşecek) âyet okumak (Kı­raat) ve her rek'atta bir kere rükû ve iki kere secde etmek (sücûd) ve namazın sonunda teşehhüd mikdârı (ettehıy-yâtü... okuyacak kadar) oturmak (Kâde-i ahîre) farzdır.

            FIKRA

            Temel’le oğlu hiç görmedikleri İstanbul’a bir iş için giderler. Küçük köylerinden sonra gördükleri her şeye şaşırır ve hayretler içinde kalırlar. Taksim’de gezerlerken bir otelin içine girerler, bir bakarlar ki demirden duvarlar ve bu duvarlar otomatik olarak açılıp kapanabiliyor. Tabi ki ikisi de şaşırır. Temel’in oğlu fındık babasına sorar: “Buba bu ne ya?” Temel hayatında hiç asansör görmediği için “Oğlum ben böyle bir şeyi hayatımda görmedim, ne olduğunu bilmiyorum!” der. İkisi de büyük bir saşkınlıkla bu duvarlara bakarken 150 kiloluk şişman bir bayan açılan duvarlardan küçük bir odanın içine girer. Duvarlar yine kapanır ve numaralar birer birer yükselmeye başlar. Daha sonra numaralar küçülmeye başlar. Birazdan duvarlar yine açılır ve dışarıya 20 yaşlarında çok güzel ve seksi, sarışın bir bayan çıkar. Temel gözünü bu bayandan ayırmadan oğluna sessizce “Git ananı buraya getur!..”

            GÜNÜN SÖZÜ

            Kötümserlik kanserden daha tehlikeli bir hastalıktır. Muhsin Ertuğrul

            YEMEK MENÜSÜ
            · PİLİÇ ŞİŞ
            · MISIRLI PİLAV
            · ŞEHRİYE ÇORBA
            · K.PAŞA TATLI

            ÇOCUĞUNUZA İSİM
            Erkek: SİMAVİ: (Fars.) Er. - Yüz, çehre, benizle ilgili.
            Kız: SİMA: (Fars.) Ka. 1. Yüz, çehre, beniz. 2. Kimse, insan, tip.

            MANİ

            Fındık dalında direk
            Vay sana yanmış yürek
            Sen nelere dayandın
            Buna da dayan yürek



            BİLMECE
            Dişim var ağzım yok.
            Cevabı Yarın.
            Dünkü Cevap: (Kabak)

            Comment


            • 21 Temmuz 2010

              Bugün 21 Temmuz 2010 9 Şaban 1431 Temmuz: 8 Hızır 77 Ay'a İlk İnsanın Ayak Basması (1969)-Ermenilerin Sultan İkinci Abdülhamid'e Yıldız Suikastı (1905)

              HADİS-İ ŞERİF

              Size bir ziyaretçi geldiğinde ona ikramda bulununuz. Ravi: Hz. Enes (r.a.)



              "HESABA ÇEKİLMEDEN KENDİNİZİ HESABA ÇEKİNİZ"
              Ey Allâhü Teâlâ'dan mağfiret talebinde olan din kar­deşler! Resûlullah (s.a.v.) "(Ahirette) hesaba çekilme­den kendinizi hesaba çekiniz." buyurdular Bir gizli ve sessiz mahalde kıbleye dönerek otur. İlk önce şunu tefek­kür eyle ki bu âleme gelmekten ve gönderilmekten gaye ye maksad nedir. Gelenlerden hiç birisi kalmamış ve kalan da yok. Elbette ve elbette bir gün sıra sana gelip Azrail kapını çalacak, sen de öleceksin. Allah'ın emirle­rinden ve yasaklarından işlediğin ve terk ettiğin her şey­den; zerreye varıncaya kadar birer birer sorup ve cevâbı­nı isteyecekler ve sen de ister istemez cevâp vereceksin. Hâl böyle olunca erginlik vaktinden şu ânına değin geçen ömrünün muhasebesini yapmalı; Allâhü Teâlâ'nın emir ve yasaklarından işlediğin ve terk ettiklerinden he­saba çekildiğin ânı iyice düşünmelisin.
              Şöyle ki; gûyâ kıyamet kopmuş, bütün yaratılmışlar mahşere toplanmış ve mekândan münezzeh olduğu halde Allâhü Teâlâ, bütün Peygamberler, Ashâb-ı Ki­ram ve evliyanın tamâmının bulundukları hâli ve onların yanında mahcup olacağını düşün. Tefekkür et ki- yirmi dört saatin kaçı uyku, kaçı yemek-içmek, kaçı ibâdet ve kaçı günah ve faydasız işler ile geçmiştir.
              Böylece geçen vakitlerden hesap ve azâb suâl ve cevap olunacak vakti güzelce düşün. Kendini ayıplaya­rak hepsine pişman olup istiğfar ederek bundan sonra da işlememeye azmet.
              Bundan sonra îtikâda (inanmağa) ve (namaz oruç gibi) İslam'ın şartlarına dâir kitap hiç okumadı isen bulup oku­yarak bütün îtikâdını-inancını İslâm dînine ve ehl-i sünnet itikadına bağlamak lâzımdır. Zîrâ î'tikatta bid'at küfürdür I tıkad olmadıkça amel temelsiz bina gibidir.
              Öyle olunca bu pişmanlık ile cân u gönülden tevbekâr olup Allah'ın farz kıldıklarını vakit ve zamânıyla edâ ve Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sünnetini yapıp ve mustehab olanları dahi mümkün olduğu kadar islemeve gayret etmelidir.

              FIKRA

              Temel’i kasabaya imam yapmışlar. Ramazanın ilk günü, akşama doğru herkesin gözü-kulağı top sesinde. Temel de akşam ezanı okumadan önce topçu ile koordinasyon sağlamak için kasabanın top atılan tepesine çıkmış. Görevli “Her şeyi hazırladım.” demiş. Ama bizim Temel sağlamcı. İlla da bizzat kontrol edecek. “Burası nedir? Çalişayi mi, şurasi nedir? Çalişayi mi?” derken top kazara ateş almış. Temel koştura koştura yarım saatte ancak camiye ulaşmış. Son bir güçle şerefeye çıkmış ve sesinin çıktığı kadar bağırmış. ”Ula uşaklar, haçan yarım saat önce patlayan top denemeydu. Sakın olaki orucu bozmayasuz. Taha beş dakika vardır!..”

              GÜNÜN SÖZÜ

              Komşunu sev ama bahçe duvarını yıkma. G. Herbert

              YEMEK MENÜSÜ
              · BARBUNYA PİLAKİ
              · PİLAV
              · YOĞURT
              · MEYVE

              ÇOCUĞUNUZA İSİM
              Erkek: SUYURGAL: (Tür.) Er. - İhsan, bağış, hükümdarca bağışlanan dirlik.
              Kız: SUZAN: (Fars.) Ka. - Yakan, yakıcı. Yanan, yanıcı.

              MANİ

              Fındık toplayan gelin
              Fındık dalda kalmasın
              Gel biraz konuşalım
              Aklım sende kalmasın



              BİLMECEİçimde akrep var, zarar vermeden turlar.
              Cevabı Yarın.
              Dünkü Cevap: (Tarak)

              Comment


              • 22 Temmuz 2010

                Bugün 22 Temmuz 2010 10 Şaban 1431 Temmuz: 9 Hızır 78 Edirne'nin Kurtuluşu (1913)-Adapazarı zelzelesi (1967)-Prut Zaferi ve (Osmanlı-Rus) Prut Barış Antlaşması (1711)

                HADİS-İ ŞERİF

                Bir muallimin önünde veya ilim meclislerinde oturduğunuzda, onlara yaklaşın ve birbirinize yakın oturun. Cahiliye ehlinin yaptığı gibi dağınık oturmayın. Ravi: Hz. Ebu Hureyre (r.a.)



                KADINLARIN, ERKEKLERE DENK AMELİCâbir b. Abdullah (r.anhümâ) anlatıyor: Biz Resûlul­lah ile beraber otururken bir kadın geldi ve Resûlullah'ın huzurunda durup: Esselâmü aleyke, ey Allah'ın resulü! Ben kadınların sana gönderdiği temsilciyim. Yâ Resû-lallâh.Benim bu gelişimi duyup da buna hayret etme­yecek bir kadın yoktur.
                Allâhü Teâlâ, hem erkeklerin hem de kadınların Rabb'idir. Âdem (a.s.) hem erkeklerin, hem de kadınla­rın babasıdır. Havya validemiz, hem erkeklerin hem de kadınların annesidir. Erkekler Allah yolunda cihâda çı­kıp şehit edildikleri zaman, onlar Rablerinin katında diridirler ve rızıklandırıiırlar. Şehît olmazlarsa, onlara senin de bildiğin gibi ecir yardır. Fakat bizler, kendimizi onlara adamışız, onlara hizmet ederiz, (bundan dolayı harbe katılamayız) bize de bir sevap var mıdır?
                Resûlullah (s.a.v.): "Benden o kadınlara selâm söy­le ve de ki: Kadının kocasına itaat etmesi ve onların hakkını bilmesi, erkeklerin kazandıkları sevaba denk­tir. Fakat sizden bunu yapan pek azdır." buyurdu.

                VELİ VE KERAMET
                Allâhü Teâlâ'ya tâat ve ibâdete devam eden, günah­lardan kaçınan, nefsinin lezzetlerine düşkün olmayan, mümkün olduğu kadar Allâhü Teâlâ'yı ve sıfatlarını bi­len kişiye velî (evliya) denir.
                Keramet ise; peygamberlik iddiası olmaksızın hariku­lade olan bir hususun peygamberin ümmeti olan velî zât­tan meydana gelmesidir. Eğer keramet îmân, amel-i sâlih ve ihlâs sahibin olmayandan görülürse ona istidrâc denir.
                Evliyanın kerameti haktır, inkâr edilmemelidir. Zira; Kurân-ı Kerîm'de haber verilmiş, Sahâbe-i Kirâm'ın ek-serîsinden tevatür yoluyla (inkârı mümkün olmayacak surette) meşhur olmuştur. Meselâ Hz. Ömer'in Medî-ne'de minberde iken Iran, Nihâvend'deki İslâm askerini görmesi, kumandanları Sâriye'ye düşmanın tuzağına düşmemesen için "Dağa!.." diye seslenmesi ye oniann bunu işitmeleri, Hâlid bin Velid'in (r.a.) zehir içmesi ve zehrin ona zarar vermemesi gibi.

                FIKRA

                Temel motorsiklet eğitimi almak için kursa gitmiş. Kursta ‘gece karşıdan tek farlı bir araç geliyorsa bu motosiklettir’ diye öğretmişler.Temel iyi öğrenci. Hemen işi kapmış ve ilk girişte ehliyetini almış. Ancak ilk gece yoluna çıktıktan sonra dönüşü ambulansla olmuş. Hastanede yara bere içindeyken sormuşlar ‘nasıl oldu?’ diye. Temel, “Karşıdan iki tek far geliyordu. Ben de ‘şu iki motorsikletin arasından geçeyim’ dedim!..”

                GÜNÜN SÖZÜ

                Komşunla kavga etme, misafir gider o kalır. Hz. Ebu Bekir (r.a.)

                YEMEK MENÜSÜ
                · MUSAKKA
                · PİLAV
                · CACIK
                · MEYVE

                ÇOCUĞUNUZA İSİM
                Erkek: SUBUTAY: (Tür.) Er. - Cengiz Han'ın ünlü Moğol generalinin adı.
                Kız: SİMAY: (Tür.) Ka. - Gümüşten ay, gümüş gibi parlak ay.

                MANİ

                Fındığa kaga derim
                Darılma şaka derim
                Sen beni bastırırsan
                Ben sana aga derim



                BİLMECE
                Etlice, metlice ortası tatlıca?
                Cevabı Yarın.
                Dünkü Cevap: (Saat)

                Comment


                • 23 Temmuz 2010

                  Bugün 23 Temmuz 2010 11 Şaban 1431 Temmuz: 10 Hızır 79 II.Meşrutiyet'in İlanı (1908) - Erzurum Kongresi (1919)-Hatay'ın anavatana katılışı (1936)

                  HADİS-İ ŞERİF

                  Bir kimse anne ve babası namına hac ederse, bu hac hem kendisi, hem de ana ve babası için kabul edilir ve ayrıca ana ve babasının ruhu semada müjdelenir. Ravi: Hz. Zeyd ibni Erkam (r.a.)


                  PEYGAMBERİMİZİ (S.A.V.) SEVMENİN ALÂMETLERİ
                  1. Resûlullah'a (s.a.v) uymak, onun sünnetini işle­mek, söz ve fiillerine uymak, menettiklerinden, yasakla­dıklarından geri durmak ve edepleriyle edeplenmektir.
                  2. Resûlullah'ın (s.a.v.) dinde yapılması için teşvjk et­tiği hususları kendi nefsinin hevâsına (arzularına) tercih etmek, sünnetlerini işlemeye çalışmaktır.
                  Resûlullah (s.a.v.) Enes b. Mâlik'e (r.a.): "Yavrucu­ğum! Kalbinde kimseye karşı bir kötülük beslememeğe çalış, gücün yeterse gece ve gündüz bunu yap. Yavru­cuğum, bu benim sünnetimdir. Kim ki benim sünnetimi ihya ederse o kimse beni sevmiş olur. Kim beni severse o, cennette benimle beraberdir." buyurmuştur.
                  3. Bir iş insanların hoşuna gitmese de Allah'ın rızâ­ sına uygunsa onu tercih etmek.
                  4. Resûlullâhı çok hatırlamak, ona çok salavât-ı şerîfe okumaktır. Çünkü kim bir şeyi severse onu çok anar. Resûlullâhı çok anmakla beraber, ona çok hürmet et­mek, ismini söylerken, huşu içinde bulunmaktır. Nitekim Ashâb-ı Kiram, Resûlüllahın (s.a.v.) âhirete irtihâlinden sonra onu ancak huşu ve tevazu içinde anarlardı. Tabii­ nin çoğunun hâli de böyle idi.
                  5. Resûlullah'ın (s.a.v.) sevdiği kimseleri; ehl-i beytin­ den, pâk neslinden olanları, Ensârı ve Muhacirleri; bü­tün Ashâbmı sevmek ve onlara düşmanlık yapanlara düşman olmak, buğzedenlere buğzetmektir. Onun di­ninde bid'atler îcâd edip sünnetine muhalefet edenden uzaklaşmak, Resûlullah'ın dînine muhalif olan her şey kendisine ağır gelmektir.
                  6. Resûlüllah'ın getirmiş olduğu ve onunla insanları hidâyete sevkeftiği Kur'ân-ı Kerîm'i sevmektir.
                  7. Resûlullah'ın ümmetine şefkat ve merhamet et­mek, onlara nasîhat etmek, onlara faydalı olmaya, müş­külâtlarını gidermeye çalışmaktır. Nitekim Resûlullah (s.a.v.) mü'minlere çok merhametli ve şefkatli idi.
                  8. Zâhid olmak; yâni kalbini dünyâya bağlamamaktır.

                  FIKRA

                  Temel’in eşi şiddetli soğuk almış doktor Linkosin iğne yazmış. Sabah Temel çıkarken hanımı yataktan seslenmiş; “Ula Temel, akşama dönerken Linkosin’i unutmayasun ha!” Akşam iş dönüşü, Temel her zamanki gibi kahvede Dursun’la tavla oynarken karısının ilacını ve eczanelerin kapanmak üzere olduğunu hatırlamış. Hemen kalkıp en yakındaki eczaneye doğru koşturmaya başlamış. Temel nefes nefese içeri girmiş; ancak ilacın ismi bir türlü aklına gelmiyor. Kapıda durup hatırlamaya çalışırken beceremeyince seslenmiş “Ula, say pakayum şu ilaçlarunu pana!..”

                  GÜNÜN SÖZÜ

                  Kitaplardan önce kendimizi okumaya çalışalım. Mevlana

                  YEMEK MENÜSÜ
                  · KIY.TAZE FASULYE
                  · PİLAV
                  · CACIK
                  · MEYVE

                  ÇOCUĞUNUZA İSİM
                  Erkek: SÖZMEN: (Tür.) - Güzel, etkili konuşan kimse.
                  Kız: SİMBER: (Fars.) Ka. - Göğsü gümüş gibi olan.

                  MANİ

                  Fındık bahçelerinde
                  Miras oynarım miras
                  O kırmızı yanaktan
                  Eğil öpeyim biraz



                  BİLMECE
                  Hangi on tatlıdır?
                  Cevabı Yarın.
                  Dünkü Cevap: (Karpuz)

                  Comment


                  • 24 Temmuz 2010

                    Bugün 24 Temmuz 2010 12 Şaban 1431 Temmuz: 11 Hızır 80 Lozan Antlaşması (1923)-İstanbul'da yangın (1660)-Tübitak'ın kuruluşu (1963)-Gazeteciler Günü
                    HADİS-İ ŞERİF

                    Yemeği bitirdiği zaman Elhamdülillahillezi et'amena ve sekana ve cealena mine'l-müslimin, (Bizi yediren, içiren ve Müslüman kılan Allah'a hamd olsun. Ravi: Ebu Davud



                    ÂDÂB: YEME VE İÇMENİN BÂZI ÂDABI
                    Resûlullah Efendimiz'in (s.a.v.), yeme ve içme hu­susunda bâzı tavsiyeleri şunlardır:
                    1- Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak: İbn-i Abbas'tan (r.a.) rivayet olunan bir hadîs-i şerîfte Pey­gamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Yemek­ ten önce ve sonra elleri yıkamak fakirliği giderir ve bu, bütün peygamberlerin sünnetidir."
                    2- Yemeği ayıplamamak: Peygamber Efendimiz, ye­nilmesi caiz olan hiçbir yemeği ayıplamaz, yiyeni de yermezdi. Ebû Hureyre (r.a.) şöyle rivayet etmiştir: "Re­sûlullah (s.a.v.) hiçbir yemeği, hiçbir zaman ayıplamamış-yermemiştir. O bir yemekten hoşlanırsa yer, hoş­lanmazsa bırakırdı."
                    3- Ayakta yememek ve içmemek: Enes bin Mâlik (r.a.) şöyle demiştir: "Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ayak­ ta su içmeyi yasakladı. Yâ Resûlallâh, ayakta yemek için ne buyurursunuz?" diye soruldu. Bunun üzerine Peygam­ber Efendimiz (s.a.v.); "O daha kötüdür." buyurdu.
                    4- Yatarak yememek: Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kişinin yüz üstü yatarak yemek yemesini yasakladı."
                    5- Kendi önünden yemek: Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Yemek konulduğu zaman kendi önünden ye. Sofrada oturan diğer kimselerin önünden yeme." buyur­muştur.
                    6- Yiyeceğe ve içeceğe üflememek: İbn-i Abbas (r.a.) "Peygamberimiz (s.a.v.), yiyeceğe ve içeceğe üflemezdi. Su içerken de kabın içine doğru solumazdı." demiştir.
                    7- Yemekten sonra duâ etmek, Hz. Allah'a, verdiği nimetlerden dolayı şükretmek: Sahabeden Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.) demiştir ki: "Peygamber Efendimiz (s.a.v.), yemek yedikten sonra: "Elhamdülillâhillezî et'amenâ ve sekânâ ve ce'alenâ müslimîn..." diye duâ ederdi ki, meali şudur: Bizleri yediren, içiren ve bizi Müslümanlar­dan kılan Allâhü Teâlâ'ya hamd ü senalar olsun...

                    FIKRA

                    Bir gün Temel köyden çarşıya gidecek. Giderken karısına “Pi’ şey isteyi musun Fadime?” der. Fadime, “Gelurken bağa bi tarak getür. Sen unutkansun gelürken unutursun, akluna getürmen içun da bi akıl diyeyim sağa! Gökyüzüne bak, ayı görür alacağuni hatirlarsun!” Temel “Peki!” der, yola çıkar. Pazarda dolaşır, kendi işlerinin hepsini halleder tam dönecek, “Fadime de pi’ şey istemişti.” Ama ne istediğini bir türlü hatırlayamıyor. Kafayı o yana bu yana sallarken birden gökyüzüne bakar ve dolunayı görür. “Ula bu aynaya benzeyi, herhalde Fadime ayna istedi!” der ve bir ayna alır. Eve döner dönmez Fadime’ye aynayı uzatır. Ömründe hiç ayna görmeyen Fadime aynayı alır, şaşkın şaşkın aynanın karşısına geçer. Bakar bakmaz çığlığı basar. Ağlayarak annesinin evine gider. Temel şaşkın, ne olduğunu anlamaz. O da peşinden gider... Fadime’nin anası, “Kizum ne oldi? Temel mi furdi sağa?” Fadime, “Hiç, vursa daha eyi... Sorma benum başuma geleni! Bak! Temel benden daha güzel birini getirdi. Ben mahvoldum!” Anası aynayı alır karşısına koyar ve bakar. Şöyle der, “Sen ağlama kizum! Korkacak pi şey yok! Baksana kocanın getirdiği kocakarının biri!..”

                    GÜNÜN SÖZÜ

                    Kitaplar, benim sevgili dostlarım, gerçek yol gösterenlerimdir. Çünkü ikiyüzlülük etmeden bana görevimi hatırlatırlar. Benjamin Franklin

                    YEMEK MENÜSÜ
                    · KURU FASULYE
                    · PİLAV
                    · CACIK
                    · MEYVE

                    ÇOCUĞUNUZA İSİM
                    Erkek: SÖZER: (Tür.) Er. - Sözünde duran.
                    Kız: SİMGE: (Tür.) Ka. - İşaret, sembol.

                    MANİ

                    Ey fındığım fındığım
                    Dallarına konduğum
                    Ben sevdim de el aldı
                    Odur benim yandığım



                    BİLMECE
                    Geldi mi gelir, gitti mi gelmez?
                    Cevabı Yarın.
                    Dünkü Cevap: (Bal-on)

                    Comment


                    • 25 Temmuz 2010

                      Bugün 25 Temmuz 2010 13 Şaban 1431 Temmuz: 12 Hızır 81 İspanya'nın Emeviler Tarafından İşgali (711)-İlk Lokomotifin çalıştırılması (1814)-Yarın akşam Berat Gecesi

                      HADİS-İ ŞERİF

                      İnsana ölüm hazır olduğunda, onu Hak'dan alıkoyan ve terkettiği herşey derlenip toplanır, iki gözünün önüne getirilir. İşte o anda o insan şöyle der: "Ya Rabbi beni geri döndür. Umulur ki terkettiğim salih amelleri yapayım" Ravi: Hz. Cabir (r.a.)



                      BERÂT GECESİNDE İBÂDET
                      Yarın akşam Şa'bân-ı şerîfin 15'inci gecesi yâni Berât Gecesi'dir. Bu gecede hiç olmazsa bir Tesbîh Namazı kılınır. Berât gecesinde kılınması tavsiye edilen "Hayır namazı" vardır. 100 rek'atlik bu namazı kılan kimse o sene ölürse, şehitlik mertebesine nail olur.
                      Namaza şöyle niyet edilir:
                      "Yâ Rabbi, niyet ettim senin rızâ-yı şerîfin için na­maza. Beni afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne mazhar eyle. Kasvet-i kalbden, dünyâ ve âhiret sıkıntılarından ha-lâs eyleyip, süedâ defterine kay deyle."
                      Her rek'atte Fatihadan sonra 10 İhlâs-ı şerîf oku­nur. İki rek'atte bir selâm verilerek 100 rek'ate tamam­lanır.
                      Namazdan sonra; Allâhü Teâlâ'nın "Hû" ism-i şerî-finin ebced hesabına göre değeri 11'dir. Resûlullah Efendimizin isimlerinden "Tâhâ"nın ebced hesabıyla değeri 14 olduğu için,
                      Aşağıdaki 11 şey 14 adet okunur. Bunlar;
                      1. İstiğfar: 14 kere,
                      2. Salevât-ı şerîfe: 14 kere,
                      3. Fâtiha-i şerîfe (Besmeleyle): 14 kere,
                      4. Âyetü'l-Kürsî (Besmeleyle): 14 kere,
                      5. Tevbe Sûresi'nin son 2 âyeti olan "Lekad câe-küm..." (Besmeleyle): 14 kere,
                      6. 14 kere "Yasin, Yasin..." dedikten sonra 1 Yâsîn-i şerîf. (Yâsîn-i şerîfte 7 zahirî, 7 bâtınî "mübîn" vardır, böylece o da 14 olur.)
                      7. İhlâs-ı şerîf (Besmeleyle): 14 kere,
                      8. Felak Sûresi (Besmeleyle): 14 kere,
                      9. Nâs Sûresi (Besmeleyle): 14 kere,
                      10. "Sübhânellâhi ve'l-hamdü lillâhi velâ ilahe illallâhü vallâhü ekber Velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi'l-aliy-yi'l-azîm": 14 kere,
                      11. Salevât-ı şerîfe (Salât-ı Münciye okumak efdal-dir): 14 kere okunur ve duâ edilir.
                      (Dua ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

                      FIKRA

                      Temel Dallas’taki Dursun’u görmeye gitmiş. Dursun Temel’i havaalanında karşılamış. Dışarı çıkmışlar. Temel bir bakmış, 10 metre boyunda bir Limuzin! “Uyyy, amma da büyük bu, daa!” Dursun hafifçe gülmüş. “Temel burası Amerika! Burada her şey büyük!” Yola çıkmışlar, Dursun’un çiftliğinin kapısından girmişler. Git git bir türlü eve varamıyorlar. Temel saşkınlık içinde: “Uyy, amma da büyük çiftlik daaa!” Dursun gene hafifçe gülmüş. “Temel burası Amerika! Burada her şey büyük!” Neyse, akşam olmuş, yemek salonuna geçmişler. Salonun ortasında kocaman bir masa. Bir ucunda Temel, bir ucunda Dursun. Temel Dursun’u taa uzaktan zor seçiyor. “Uyy!..” diye bağırmış, “... amma büyük masa, da!” Dursun’un sesi gelmiş “Temel burası Amerika! Burada her şey büyük!” Yemekten sonra Temel’in tuvalete gitmesi gerekmiş. Dursun: “Temel, alt kata in, soldan üçüncü kapı...” diye tarif etmiş. Temel alt kata inmiş ama sol yerine sağdan üçüncü kapıya girmiş. Orası evin havuzunun olduğu yermiş. Her yer karanlık olduğu için Temel elektrik düğmesini ararken havuza düşmüş. Can havliyle bağırmaya başlamış: “Sifonu çekmeyiiin!.. Sifonu çekmeyiiin!..”

                      GÜNÜN SÖZÜ

                      Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası, dostunun yüz karası, düşmanının maskarası. M.Akif Ersoy

                      YEMEK MENÜSÜ
                      · KARNITARIK
                      · ŞEHRİYELİ PLAV
                      · CACIK
                      · MEYVE

                      ÇOCUĞUNUZA İSİM
                      Erkek: SİNAN: (Ar.) Er. - Mızrak, süngü vb. silahların sivri ucu.
                      Kız: SİMİN: (Fars.) Ka. - Gümüşten, gümüş gibi, gümüşe benzeyen parlak ışıltı.

                      MANİ

                      Eğdim fındık dalını
                      Gel deşure deşure
                      Ölmeden koydun beni
                      Menşure teneşure



                      BİLMECE
                      Büyük baca küçük bacaya ne demiş?
                      Cevabı Yarın.
                      Dünkü Cevap: (Gençlik)

                      Comment


                      • 26 Temmuz 2010

                        Bugün 26 Temmuz 2010 14 Şaban 1431 Temmuz: 13 Hızır 82 Boğdan (1476) ve Teşaver Kalelerinin Fethi (1552)-Bu akşam BERAT GECESİ

                        HADİS-İ ŞERİF

                        Allah'ım Aczden, tembellikden, korkaklıktan, düşkünlük derecesine varan ihtiyarlıktan, cimrilikten sana sığınırım. Keza kabir azabından sana sığınırım. Hayat ve ölüm fitnesindende sana sığınırım. Ravi: Buhari, Da'avat 38



                        BERÂET KANDİLİ
                        Şâbân-ı Şerîfin 15. gecesi Berâet Kandili'dir. Bu gece birçok mü­him hâdiselerin tefrîk edildiği; gelecek seneye kadar kulların rızıkları, ecelleri ve olacak hâdiseler husûsiyle Peygamber Efendimiz'e (s.a.v) şefâat-i tâmme (büyük) salâhiyetinin verildiği mübarek bir gecedir.
                        Cenâb-ı Hakk buyurdu ki (meâlen): "Hâ Mîm. Kitab-ı mübîn hakkı için biz o Kur'ân'ı mübarek bir gecede indirdik..." (Duhân Sûresi, âyet 1,2,3) Bu inzal, Kur'ân-ı Kerîmin Levh-i Mahfuz'dan dünyâ semasındaki Beyt-i Ma'mûr'a bir defada toplu hâlde indjrili-şidir ki bazı müfessirlere göre Berâet Gecesi'nde olmuştur. Ayet âyet indirilmesi Kadir Gecesi'nde başlamıştır.
                        Peygamberimiz'e tam şefaat salâhiyetinin verilmesi: Peygam­ber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyorlar ki: "Şâbân'ın 13. gecesi Cebrail (a.s.) bana geldi ve "Yâ Muhammedi (sav.) Kalk, ümmetin için isteyeceğini iste." dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) de ümmeti için ilticada bulundu. Sabaha yakın Cebrail (a.s.) tekrar gelerek "Yâ Mu-hammed (s.a.v.) Cenâb-ı Hakk ümmetinin üçte birini sana bağış­ladı." buyurdu. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Yâ Cebrail! Geriye kalan üçte ikisinin hâli ne olacak?" buyurarak ağladı. 14. gece Cibrîl (a.s.) tekrar gelerek evvelki gece gibi Peygamberimizi kaldır­dı. Peygamberimiz (s.a.v.) sabaha kadar ümmeti için ilticada bulun­du. Sabaha doğru Cebrail (a.s.) yine gelerek "Müjde, yâ Muham-med! (s.a.v.) Cenâb-ı Hakk ümmetinin üçte ikisini bağışladı." buyurdu. Peygamberimiz "Yâ Cebrail, kalan üçte birinin hâli ne olacak?" buyurarak gözyaşı döktüler. Berâet Gecesi'nde de Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) ümmeti için sabaha kadar gözyaşları ile duâ ve iltica ettiler. Cebrail (a.s.) "Müjde, yâ Muhammedi (s.a.v.) Muhakkak Hz. Allah -Allah'a şirk koşanlar hâriç- ümmetinin hep­sini sana bağışladı. Yâ Muhammed! Başını semâya kaldır, bak ne görüyorsun?" buyurdu. Yerden arşa kadar bütün melekler sec­deye kapanıp ümmet-i Muhammed için istiğfar ediyorlardı.
                        Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: "Her kim bu gece yüz rek'at namaz kılarsa, Allâhü Teâlâ ona yüz melek gönderir. Bunlardan otuzu ona cenneti müjdeler, otuzu cehennem aza­bından emânda olduğunu söyler, otuzu da dünyâ âfetlerini ondan def eder. On melek de o kimseyi şeytânın tuzaklarından muhafaza eder."

                        FIKRA

                        Asansör bozulmuş... Kapıcı Temel asansöre not yazmış: “Asansör bozuktur, lütfen yan apartmanınkini kullanınız!..”

                        GÜNÜN SÖZÜ

                        Kim ilim arama yolunda olursa, cennet de onu arama yolunda olur. Hz. Ali (r.a.)

                        YEMEK MENÜSÜ
                        · IZGARA KÖFTE
                        · ŞEH PİLAV
                        · M.SALATA
                        · EZO ÇORBA

                        ÇOCUĞUNUZA İSİM
                        Erkek: SİNA: (Ar.) Er. 1. Arap yarımadasının Mısır ile birleştiği yerde bir üçgen oluşturan yanmada. 2. Bu yarımadada bulunan dağ. 3. Hz. Musa'ya Allah'tan levhaların (sözlerin) geldiği dağ.
                        Kız: SİMRUY: (Fars.) Ka. - Gümüş yüzlü, gümüş gibi parlak, ışıltılı yüzü olan.

                        MANİ

                        Altınlarım alay değil
                        Gümüşlerim kalay değil
                        Attın bana sevdayı
                        Çekmesi kolay değil



                        BİLMECE
                        Hangi macun yenir?
                        Cevabı Yarın.
                        Dünkü Cevap: (Büyüklerin yanında sigara içmeye utanmıyor musun?)

                        Comment


                        • 27 Temmuz 2010

                          Bugün 27 Temmuz 2010 15 Şaban 1431 Temmuz: 14 Hızır 83 Kore Savaşı'nın Sona Ermesi (1953)-Aden'in Süleyman Paşa tarafından fethi (1538)

                          HADİS-İ ŞERİF

                          Ey Arz, benim de senin de Rabbimiz Allah'tır. Senin de, sende bulunanlarında, sende yaratılmış olanlarında, senin üzerinde yürüyenlerinde şerrinden Allah'a sığınırım. Arslanın, iri yılanın, yılanın, akrebin ve beldede ikamet edenlerin, iblisin ve iblis neslinin şerrinden de Allah'a sığınırım. (Peygamber Efendimizin gece okuduğu dua).Ravi: Ebu Davud, Cihad 80



                          ANA BABAYA İYİLİK
                          Bir kişi Peygamber Efendimiz'e gelip cihâd etmek için izin istedi. Resûlullah (s.a.v.) 'Annen baban hayatta mı?' buyurdu. O kişi 'Evet' eleyince Resûlullah (s.a.v.) 'onların hizmetinde (rızâlarını kazanmak için) çalış' buyurdular.
                          Onlara iyilik; ihtiyaçlarını görmek, sıkıntılarını gider­mek, onlara çocuklara muamele edildiği gibi yumuşak­lıkla muamele etmek, kendilerinden ve ihtiyaçlarından dolayı sıkılmamak, onlara hizmeti birçok nafile ibâdet­ten faziletli görmek, namazlardan sonra onlara duâ et­mektir. Onların yorulmasına fırsat vermemek, onlara karşı sesi yükseltmemek ve eziyet etmemek, yiyecek ve içeceklerin en güzellerini onlara ikram etmek ve onlar­dan izinsiz yolculuğa çıkmamaktır.
                          Ancak dîne aykırı olan arzu ve işlerinde onlara uyul­maz. Meselâ beş vakit namaz, zekât, oruç, keffâret, ne­zir gibi ibâdetleri terk etmek, zina etmek, içki ve şarap içmek, adam öldürmek, hırsızlık yapmak gibi haram olan isteklerinde onlara itaat edilmez. Çünkü Peygamber Efendimiz "Allâhü Teâlâ'ya isyan olan işlerde mahlûka itaat olunmaz." buyurmuştur.
                          Dînin razı olacağı ve mürüvvetin icâbı olan, meselâ yemek içmek, giymek gibi ihtiyaçlarını karşılamak, cefâ etmemek, ağır söylememek, hastalıklarına bakmak, ve­fatlarında defnetmek gibi yardımlarda bulunmalıdır.
                          Kişi, ana babasına karşı öfkelendiğinde, küçük­ken kendini nasıl yetiştirdiklerini, geceleri uykusuz kaldıklarını, yorulduklarını ve şefkatle muamele et­tiklerini hatırlamalı, Allâhü Teâlâ'nın "Onlara güzel söz söyle." emrini unutmamalıdır.
                          Şayet öfkelenip emirlerine muhalefet edilirse, daha sonra yaptığına pişman olup, özür dilemeli ve tövbe etmelidir.

                          FIKRA

                          Temel ile Dursun Toronto’ya gelmişler. Temel dünyanın en yüksek kulesi olan CN Tower’ı Dursun’a gösterip; “Burası o kadar yüksek ki, yukarıdan düştüğün zaman aşağıya gelene kadar 3 gün geçer.” Dursun: “Ölür müsün?” diye sorunca, Temel: “Ne zannettin ya! 3 gün yemeden içmeden yaşanır mı?..”

                          GÜNÜN SÖZÜ

                          Kibir bele bağlanan taş gibidir, onunla ne yüzülür, ne de uçulur. Hacı Bayram-ı Veli

                          YEMEK MENÜSÜ
                          · KARIŞIK PİDE
                          · DOMATES ÇORBA
                          · KAŞIK SALATA
                          · AYRAN

                          ÇOCUĞUNUZA İSİM
                          Erkek: SİMURG: (Fars.) Er. - Anka kuşu, masal kuşu.
                          Kız: SİMTEN: (Fars.) Ka. - Teni gümüş gibi güzel, parlak olan.

                          MANİ

                          Taş üstünde oturma
                          Kumaşını batırma
                          Sen benimsin ben senin
                          Gel Yanıma utanma



                          BİLMECE
                          Allah yapar yapısını. Bıçak açar kapısını.
                          Cevabı Yarın.
                          Dünkü Cevap: (Lamacun)

                          Comment


                          • 28 Temmuz 2010

                            Bugün 28 Temmuz 2010 16 Şaban 1431 Temmuz: 15 Hızır 84 I.Dünya Savaşı'nın Başlaması (1914)-Ankara Savaşı (1402)-Sultan II.Mahmud'un tahta çıkışı (1808)

                            HADİS-İ ŞERİF

                            Biriniz dua ederken, Allah'u Teala'ya hamd'u sena ederek başlasın, sonra Rasulullah (S.A.V.)'e salat okusun, sonrada dileğini istesin. Ravi: Tirmizi, Da'avat 66 - Ebu Davud, Salat 358



                            YEMEĞE BAŞLARKEN BESMELE
                            Yeme - içmeye besmele ile başlamak, kalkarken de Allah'a hamd ile kalkmak yemek âdâblarındandır. Böyle yapmak, kişinin yemeğinin bereketli olmasına ve şeytanın uzaklaşmasına sebep olur.
                            Ashâb-ı Kiram Resûlullâh'a, "Yâ Resûlallâh! Biz yedi­ğimiz halde doymuyoruz." dediler. Resûlullâh (s.a.v.) "Herhalde siz yemeğinizi ayrı ayrı yiyorsunuz." buyur­dular. Sahabe, evet, deyince Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Yemeğinizin etrafına toplanınız ve besmele çekiniz. Böyle yaparsanız Allâhü Teâlâ ye­meği size bereketli kılar."
                            Câbir bin Abdullah (r.anhümâ) Peygamber Efendi-miz'in (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet etti: "Bir kimse evine girerken ve yemek yerken besmele çekerse, şeytan, kardeşlerine, arkadaşlarına bu gece (Allah'ın ismi zikredildiği için) size ne kalacak yer var, ne de akşam yemeği var, der. Şayet o kimse eve girerken besmele çekmezse şeytan, yardımcılarına, gece kal­mak için burada yeriniz var, der. Yemek yerken de besmele çekmezse, bu gece hem kalacak yeriniz, hem de akşam yemeği var, der."
                            Hz. Huzeyfe (r.a.) anlatıyor: Biz Resûlullâh (s.a.v.) ile beraber bir sofranın etrafında bulunduğumuzda Resû­lullâh (s.a.v.) yemeğe başlamadan biz de ellerimizi uzat­mazdık. Yine bir gün yemek için toplanmıştık. O esnada bir bedevî geldi sanki eli sofraya doğru süratlice itiliyor­du. Elini sofraya uzatınca Resûlullâh (s.a.v.) hemen onun elini tuttu. Biraz sonra küçük bir kız geldi sanki onun eli de sofraya doğru sür'atlice itiliyordu. Tam elini yemeğe uzatırken Resûlullâh (s.a.v.) onun da elini tuttu ve şöyle buyurdu:
                            "Şeytan, besmele çekilmeyen yemekten yiyebilir. Şeytan bu yemekten yiyebilmek için bu bedevî ile geldi, ben elini tuttum. Bu yemekten yiyebilmek için bu kız çocuğu ile geldi, onun da elini tuttum. Nefsim kudre­tinde olan Allah'a yemin ederim ki, bu adam ve kızın elini tuttuğum zaman şeytanın eli de benim elimde idi."

                            FIKRA

                            Temel karayollarında şantiye şefi olmuş. Kar-kış demeden dağlarda koşturuyor. Bir gece arabasıyla şehre inmeye niyetlenmiş ama yolunu kaybetmiş. Bakmış yakında bir ışık var, gidip kapıyı çalmış. Güzel bir hanım çıkmış karşısına. Temel, “Çok özür dilerim hanımefendi, ben karayolları şantiyesinde şefim. Dağda yolumu kaybettim. Bir sakıncası yoksa beni bu gece misafir edebilir misiniz?” demiş. “Tabii...” demiş kadın, ”... buy’run içeri.” Önce Temel’in önüne güzel bir yemek koymuş. Derken sohbet açılmış. Temel dağdaki yalnızlıktan yakınırken, kadın eşi Almanya’da çalıştığı için kendisinin de çok uzun zamandır yalnız olduğunu anlatmış. Sohbet ilerledikçe, üzerine daha rahat bir kıyafet giyen kadın sık sık soruyormuş Temel’e, “Bakın Temel bey, bir kadın ve bir erkek bu evde yalnızız. İstediğiniz bir şey varsa çekinmeyin söyleyin.” Ama Temel’de kadının mesajını anladığını gösterir en ufak bir hareket yok. Kah su istiyormuş, kah çay. Saat gece yarısını geçip Temel artık uyumak istediğini söylediğinde kadın onun yatağını hazırlayıp üzerine yalnızca iç çamaşırıyla dikilmiş karşısına: “Benden istediğiniz bir şey var mı?” Temel, teşekkür edip iyi geceler diledikten sonra vurmuş kafayı uyumuş. Sabah kalktığında kahvaltısı hazır. Ev sahibi hanım da kapının önünde hayvanları yemliyor. Temel bakmış 1 tavuk, 5 tane horoz var. Sormuş: “5 tane horoz 1 tavuğa çok değil mi?” Kadın cevaplamış, ”Siz onların öyle horoz gibi göründüğüne bakmayın. Onların biri gerçek horoz, diğerleri karayollarında şantiye şefidir!..”

                            GÜNÜN SÖZÜ

                            Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe insan yeni okyanuslar keşfedemez. Andre Gide

                            YEMEK MENÜSÜ
                            · FIRIN PİLİÇ
                            · PİLAV
                            · ÇOBAN SALATA
                            · SPANGLE

                            ÇOCUĞUNUZA İSİM
                            Erkek: SİPAHİ: (Fars.) Er. - Osmanlı İmpa-ratorluğu'nda tımar sahibi bir sınıf atlı asker.
                            Kız: SİNCAN: (Tür.) Ka. - Gülgillerden, Doğu Anadolu bölgesinde yetişen, kırmızı ya da kan kırmızısı renkte çiçekleri olan çok yıllık ıtırlı bir bitki.

                            MANİ

                            Benim saçlarım uzun
                            Uzun diye örmezler
                            Beni sana Sevdiğim
                            Hısım diye vermezler



                            BİLMECE
                            Alçacık boyları. Kadife donlu.
                            Cevabı Yarın.
                            Dünkü Cevap: (Karpuz)

                            Comment


                            • 29 Temmuz 2010

                              Bugün 29 Temmuz 2010 17 Şaban 1431 Temmuz: 16 Hızır 85 Yaprak Aşısı sonu-Üzümlerin olgunlaşmaya başlaması-Şiddetli sıcaklar

                              HADİS-İ ŞERİF

                              Şeytan insana damarlardaki kan gibi nüfuz eder. Ben, onun kalplerinize bir kötülük atmasından korkarım. Ravi: Müslim, Selam 23-25; Ebu Davud, Sıyam 79



                              KOMŞU HAKKI NEDİR BİLİR MİSİN?
                              Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
                              "Komşunun hakkı nedir bilir misin?
                              Senden yardım istediği zaman yardım edersin.
                              Senden borç isterse borç verirsin.
                              Fakir düştüğü zaman tekrar borç verirsin.
                              Hastalanınca ziyaret edersin.
                              Ona bir hayır ulaşırsa tebrik edersin.
                              Başına bir felâket geldiğinde taziye (tesellî) edersin.
                              Vefat edince cenazesine iştirak edersin.
                              İzni olmadan bina yükselterek rüzgârını kesmezsin.
                              Tencerendeki yemeğin kokusu ile onu rahatsız et­mez, yemekten ona da ayırırsın.
                              Meyve satın aldığın zaman ona da hediye edersin. Eğer hediye etmezsen meyveyi evine gizlice getirirsin. Çocuğun o meyveleri dışarı çıkarıp onun çocuğunu im­rendirmesin.

                              KABİR AZABINI HAFİFLETEN ŞEYLER
                              Ebû Hureyre'den (r.a.):
                              Resûlullâh (s.a.v.) ile beraber yürüyorduk. İki kabre rastladık. Resûlullâh (s.a.v.) durunca biz de durduk. Resûlullâh'ın (s.a.v.) rengi değişmeye başladı. Hattâ gömleğinin kolu titredi.
                              'Size ne oluyor yâ Resûlallâh?' dedik.
                              'Benim duyduğumu siz duymuyor musunuz?' buyurdu.
                              'Ne duyuyorsunuz, yâ Resûlallâh?' dedik. Buyurdu ki:
                              'Şu iki kişi küçük (zannettikleri, gördükleri) bir günah­tan dolayı kabirlerinde şiddetli bir azab görüyorlar.'
                              Biz: 'Nedir o?' diye sorduk.
                              'Birisi idrardan tam kaçınmazdı. Diğeri de dili ile in­sanlara eziyet eder, aralarında spz taşırdı.' buyurdu. Sonra iki hurma dalı istedi. Her kabre bir tane dikti.
                              Biz: 'Bunun onlara faydası olur mu?' diye sorduk.
                              'Evet, bunlar kurumadıkları müddetçe azapları hafif­letilir' buyurdu.

                              FIKRA

                              Temel, Cemal’e konukluğa gitmiştir. Gece sağanak yağış başlayınca, Cemal konukseverlik gösterir: “Ula Temel, çok yağmur yağıyor, eve gitme , burada kal.” Temel bunu kabul eder ama biraz sonra ortadan kaybolur. Aradan epeyce zaman geçtikten sonra, kapı çalar, bakarlar sırılsıklam bir biçimde Temel... Cemal çıkışır: “Ula neredesun? Merak ettuk seni!” Temel: “Eve kadar gittim, pijamamı aldum da!..”

                              GÜNÜN SÖZÜ

                              Kendini herkese uydurmak için yontmaya koyulanlar, sonunda yontula yontula tükenip giderler. R. Hull

                              YEMEK MENÜSÜ
                              · KIYMALI YUMURTA
                              · PEY.MAKARNA
                              · YOĞURT
                              · MEYVE

                              ÇOCUĞUNUZA İSİM
                              Erkek: ŞİRAN: (Ar.) Er. - Kaleler, hisarlar.
                              Kız: SİNE: (Fars.) Ka. 1. Göğüs. 2. Gönül, yürek. İç derinlik.

                              MANİ

                              İncilerim diziyle
                              Kimler görmüş gözüyle
                              Ben yârimden ayrılmam
                              İki düşman sözüyle



                              BİLMECE
                              Gökte gördüm köprü. Rengi yedi türlü.
                              Cevabı Yarın.
                              Dünkü Cevap: (Patlıcan)

                              Comment


                              • Cevap: Takvimde Bugün

                                Bu güzel paylaşımınızdan dolayı teşekkür ederiz.

                                Comment

                                Working...
                                X