Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Munzur Vadİsİ Mİllİ Parki

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Munzur Vadİsİ Mİllİ Parki

    İli : TUNCELİ
    Adı : MUNZUR VADİSİ MİLLİ PARKI
    Kuruluşu : 1971
    Alanı : 42.000 ha.
    Konumu : Doğu Anadolu Bölgesi’nde, Tunceli ili sınırları içerisinde yer almaktadır.
    Ulaşım : Tunceli’ye 8 km uzaklıktadır.
    Kaynak Değerleri :
    Karasu ve Murat çöküntü alanları arasında yükselen Munzur Dağları’nın jeolojik yapısı, metamorfik, volkanik ve tortul kayaçlardan meydana gelir. Kuzeyde 3300 m’ye kadar yükselen bu dağlık alan, Mercan ve Munzur suyu vadileri ile büyük ölçüde parçalanmıştır. Mercan Vadisi’nin 1600 m’den yukarı kesimlerinde buzul gölleri, dağlardan Ovacık düzlüğüne gelindiğinde kaynayan gözeler, vadi boyunca dökülen küçük şelaleler milli parkın peyzajının ilgi çekici örnekleridir.

    Milli parkta tepeler ve yamaçlar meşe ormanları ile kaplıdır. Vadi tabanında ise ceviz, kızılağaç, dışbudak, karaağaç, çınar, kavak, söğüt ve çalı türlerinden meydana gelen zengin bir bitki örtüsü görülür. Sarp ve dik yamaçlar ise çıplaktır.

    Yaban hayatı; kurt, tilki, ayı, kınalı keklik gibi türlerin yanında dağ keçisi, çengel boynuzlu dağ keçisi, vaşak, su samuru, çil keklik, keklik, kaya kartalı gibi nadir türlerin de barınmasına imkan sağlamaktadır. Munzur Vadisi ve Mercan Suyu’nda bol miktarda alabalık bulunmaktadır.


    Görünecek Yerler : Mercan Vadisi’nin yukarı kesimlerinde buzul gölleri ve bu göllerin oluşturduğu peyzaj görüntüleri, Ovacık düzlüğüne inildiğinde kaynayan gözeler ve küçük şelale görülmeye değer kaynak değerleridir.
    Mevcut Hizmetler : Milli park içerisinde günübirlik rekreasyonel faaliyetlerden piknik, doğa yürüyüşleri ve isteğe bağlı olarak basit kamp yapılabilir.
    Konaklama : Ziyaretçilerin kendi imkanlarıyla primitif kamping imkanları söz konusudur.
    İrtibat :
    Çevre ve Orman Bakanlığı
    Tunceli Çevre Orman İl Müdürlüğü : 0 428 2132391
    Tunceli DKMP Şube Müdürlüğü : 0 428 2126025

  • #2
    Cevap: Munzur Vadİsİ Mİllİ Parki

    Munzur Vadisi Milli Parkı Cem Yıldız
    Avukat, Tunceli
    Günisigi Dergisi, (Aylik hukuk degisi)
    Kaynak: gunisigihukuk.com
    Ülkemizde özellikle son yıllarda başta, Bergama, Fırtına Vadisi, Hasankeyf ve Çoruh olmak üzere pek çok çevre karşıtı projelere karşı duyarlı bir kamuoyu hareketliliği gelişmiştir. Bu projelerin büyük bir kısmında istenen başarı elde edilebilmişse de bazılarına karşı sürekli mücadele devam etmektedir.
    Fakat ne yazıktır ki; bu projeler kadar önemde olan ve onurlu bir coğrafyanın yüzyıllardır yok edilmesinin son perdesini teşkil eden bir yıkımlar projesi, çoğu kişi ve kurumlar tarafından görmezlikten gelinmektedir.
    Tunceli (Dersim) ilimizin, nefes borusu olan “Munzur Vadisi Milli Parkı” toplam sekiz adet (evet yanlış okumadınız!) baraj ve hidro elektrik santralleri (hes ) projeleri ile yok edilmek istenmektedir.
    144 km uzunluğundaki Munzur çayı ve kollarına ikisi bitmiş (Uzunçayır-Mercan Barajı ve hes), ikisi ihale aşamasına gelmiş (Konaktepe 1-2 barajları ve hes) ve dördü master plana alınmış (Akyayık, Kaletepe, Bozkaya, Pülümür barajı ve hes) ikisi orta ölçekte ve diğerlerinin tümü küçük ölçekteki tümü enerji amaçlı (!) projeler ile sözüm ona ulusal kalkınma adına bir coğrafyanın kasten ve planlanarak yok edilmesi sözkonusudur.
    Milli Parklar ve Doğa Koruma Mevzuatları:
    a) Milli Parklar Kanunu ve Munzur Barajlar Projesi:
    Günümüz doğal yaşamı koruma ihtiyacına yanıt vermemekle birlikte, halen yürürlükte olan 2873 sayılı, 09.08.1983 tarihli Milli Parklar Kanunu (MPK ) ile, ülkemizin % 1,07’ lik kısmına karşılık gelen toplam 33 adet, 893.663 hektar doğal alan korunmaktadır. Bu kanun kapsamındaki doğal koruma statüleri, önem derecelerine göre; Milli Park,Tabiatı Koruma Alanı,Tabiat Anıtı ve Tabiat parkından oluşmaktadır.
    Bunlardan, konumuzu doğrudan ilgilendirmesi bakımından milli parklar üzerinde durmak istemekteyiz. Milli park, MPK da şu şekilde tanımlanmıştır: “Bilimsel ve estetik bakımdan ulusal ve uluslar arası önemi bulunan doğal ve kültürel kaynak değerleri ile koruma, dinlenme ve turizm alanlarına sahip alanlardır.”
    Milli parklar gibi hassas, ender ve miras coğrafyalar birçok canlı ve cansız varlığı içinde barındırırken, buralarda henüz bilimin dahi tanımlamadığı pek çok canlı yaşamaktadır. Bu alanlar, özellikle ekosistemin korunması ve rekreasyon amacıyla korunan alanlardır.
    MPK/7 md.de “Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Verilecek İzinler” başlığı altında; milli park ve tabiat parklarında, planlarına uygun olması şartı ile kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılacak her türlü plan, proje ve yatırımlara Çevre ve Orman Bakanlığı’nca izin verilebilir ve uygulamalar bu kanun hükümlerine göre denetlenir denilmektedir.
    MPK/8 md.de “Gerçek ve Özel Hukuk Tüzel Kişilerine Verilecek İzinler” başlığı altında düzenleme yapılmış olup; muğlak ve tartışmalı olan ve hukuki olmaktan çok siyasal bir terim olan “kamu yararı” kavramı ile her zaman tartışmalara sebebiyet vermektedir.
    Genel bir tanımına rağmen, üzerinde bir türlü uzlaşının sağlanamadığı bu kavram siyasal iktidarlar tarafından çoğu zaman gerçekten kamunun yararı yerine bazı bireylerin ve başta da kendilerinin yararına olan projelerde temel alınabilmekte ve idari yargıda da, çoğu zaman bu doğrultuda adil olmayan kararlar çıkabilmektedir. Örneğin, söz konusu olan “Munzur Vadisi Barajlar Projelerinde” idareye göre “kamu yararı” varken, bilimsel araştırmaların sonucu, yörenin ender coğrafik özellikleri ve yapılan ve yapımı planlanan baraj ve hes’lerin ekonomik özellikleri, verimlilikleri ile yöre insanlarının uzun dönemli sürdürülebilir yaşamları dikkate alındığında, “üstün kamu yararı”, bu projelerin derhal iptalinde bulunmaktadır.
    Son dönemde özellikle bu tür projelerde, kamu hukukunda “kamu yararı” kavramı, “üstün kamu yararı” kavramına dönüşmüş bulunmaktadır. Fırtına vadisi kararında da olduğu gibi, ilgili mahkemece bu alanın korunmasında, bilimsel veriler ışığında “üstün kamu yararı” kavramından hareket edilmiş ve hakkaniyete uygun nihai karar verilmiştir. Darısı Munzur’a diyelim...
    MPK/14 md. en önemli madde olup, burada da “yasaklanan faaliyetler” sıralanmıştır. Buna göre bu kanun kapsamına giren yerlerde; tabii ve ekolojik denge ve tabii ekosistem değeri bozulamaz, yaban hayatı tahrip edilemez, bu sahaların özelliklerinin kaybolmasına veya değiştirilmesine sebep olan veya olabilecek her türlü müdahaleler ile toprak, su ve hava kirlenmesi vb. çevre sorunları yaratacak iş ve işlemler yapılamaz, tabii dengeyi bozacak her türlü orman ürünleri üretimi, avlanma ve otlatma yapılamaz, onaylanmış planlarda belirtilen yapı ve tesisler ve Genel Kurmay Başkanlığınca ihtiyaç duyulacak savunma sistemi için gerekli tesisler dışında kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk bulunmadıkça(!), her ne surette olursa olsun hiçbir yapı ve tesis kurulamaz ve işletilemez veya bu alanlarda var olan yerleşim sahaları dışında iskan yapılamaz.
    14.md. ışığında, “Munzur Vadisi Barajlar Projelerinde” bizce kesinlikle kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk bulunmamaktadır: Çünkü; sayılabilecek yüzlerce etmenden ilk elde aklımıza gelen pek çok aşağıdaki nedenlerden dolayı, bu coğrafyanın korunmasında insanlık adına “üstün kamu yararı” bulunmaktadır.
    Türkiye de şu anda, lüks elektrik üretimi devrededir. Atatürk, Keban, Karakaya vb. devasa barajlar kapasitelerinin 1/3 veya 1/4’ü ile devrededir. Elektrik üretimi maliyeti 1 cent’in altında olan bu santraller, uykuya çekilmiş durumdadır. Çünkü bu ülkede halen, gerçek bir ulusal enerji politikası bulunmamaktadır. (Aslında, ülkenin şu andaki açmazlarının temelinde, bilimsel ve uzun vadeli politikasızlık yatmaktadır.) İnsana ve çevreye saygılı, uzun vadeli sürdürülebilir ekonomi politikalarının parçası olan ulusal enerji politikaları var olsaydı, Munzur projeleri olamazdı. Ama maalesef, uzun yıllardır bu ülkede elektrik üretiminde yerli kaynaklar yerine (barajlar ve termik santraller rölantide iken) ithale dayalı doğalgaz santralleri tam gaz çalışmaktadır. Tüm bu tabloya rağmen, DSİ “kamu yararı” aldatmacası ile, Munzur’u boğmak istemektedir.
    1- Bu barajlardan, yapımı tamamlanan iki baraj, DSİ kriterlerine göre orta ölçekte olup, diğerlerinin tümü, son derece küçük ve enerji üretimi anlamında fayda getirmeyen santral tipi baraj ve hes’lerdir. (DSİ’ne göre; bu barajların devreye girmesi ile, 352 nw.’lık kurulu güçle, yılda toplam 1.280 milyon kwh.’lık enerji elde edilecektir.)
    2- Dünyamız ve ülkemiz açısından son derece önemli olan, hassas ve miras bir coğrafya olan Munzur Vadisi Milli Park alanı tümden yok edilecektir. Oluşacak olan direkt ve dolaylı etkilerden dolayı, (iklim değişikliği vb.) başta endemik türler olmak üzere (örneğin; “kırmızı pullu alabalık”, dünyada sadece bu alanda yaşamakta ve bilimsel verilere göre bu durumda kesinlikle yok olacaktır) pek çok fauna ve flora türü yok olacak ve en önemlisi de bu alan insansızlaştırılacaktır.
    3- Bu bölgede yaşamın temeli Munzur’dur. Yörede yaşayan alevi inançlı insanlar açısından, alan kutsaldır. Munzur sadece bir coğrafi ad değildir. Aksine, ilgili kamu kurumları ve uluslararası sermayenin anlayamayacağı kutsal anlamları vardır. “Munzur; tarihin, direncin, onurun, başkaldırının, yaşama bakışın, aşkın, kültürün simgesidir; kirletilmesi günah sayılan bir nimettir, ekmektir.”
    Yüzyıllardan beri, yörenin geri bıraktırılmasında (geri kalmasında değil!) aktif rol oynayan kamunun, şimdi de bu projeler ile sözde sağlayacağı iş imkanları vs. ile yöre insanını kandırması ve barajların yapılmasına ikna etmesinde maalesef kısmen başarı sağlanmıştır.
    4- DSİ’ye göre, bu projelerin tümünden elde edilecek yıllık gelir sadece 80 milyon dolardır. Bu miktarın getirisi ve götürüsünü kamuoyuna bırakmak sanırım en doğrusu olacaktır. (Oysa ki Tunceli ilinin, hayvancılık, tarım, turizm vb. potansiyeli milyar dolarlarla ifade edilmektedir.)
    5- Ayrıca, asıl olarak siyasi bir karar olan (kamu yararı) bu projeler ile göçler artacak, yöre insanı tıpkı elde edilecek elektrik enerjisi gibi, batıya gönderilecek ve sisteme entegre edilecektir.
    6- Bu projelerin tümü başta, bu alanın mutlaka korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasında “üstün kamu yararı” bulunması nedeniyle, hukuka ve kanunlara aykırılıklar taşımaktadır.
    Ayrıca bu projeler maalesef ÇED Yönetmeliği hükümlerine göre (hukuka ve çevre insan hakkına aykırı da olsa!) ÇED raporundan muaf tutulmuştur. Bu durum, DSİ ve ilgili yapımcı inşaat firmaları açısından büyük kolaylıklar taşımaktadır. Çevre Kanununun (1983 yılı) 10.md. hükmüne dayalı olarak ancak 10 yıl sonra (1993) çıkartılan ve en son 16.12.2003 tarihinde 3. kez değişikliğe uğrayan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliğinin (diğer yasal düzenlemelerde olduğu gibi) geriye yürümezliği temel ilkesi nedeniyle, geçici maddeleri hükmünce, “Munzur barajlar projeleri” ÇED Yönetmeliği’nden muaf tutulmuştur. Dolayısıyla, hukuk devleti (!) olduğu iddia edilen bu ülkede, milli park alanında yapılan devasa inşaatlarda ÇED raporu alınmasına kanunen gerek bulunmamaktadır.
    b) Munzur Projeleri ve Doğa Koruma Mevzuatına Genel Bakış:
    Bu projeler başta 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu olmak üzere;
    - TC.Anayasası ( m.56,63,169...vb )
    - 2872 Sayılı Çevre Kanunu (m/ 1-3-9-10-30...vb )
    - 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa ve diğer pek çok ulusal mevzuata aykırıdır.
    Uluslararası mevzuatta ise;
    Başta; 1979 Bern Sözleşmesi (Avrupa’nın yaban hayatı ve yaşama ortamlarını koruma sözleşmesi ) Türkiye bu sözleşmeye 09.01.1984 tarihinde BK. kararı ile taraf olmuştur. Bu sözleşme, doğal alan koruması açısından, halen ülkemizdeki en önemli yasal düzenlemedir. (Bu sözleşmede yer alan ek liste 1-2-3 deki kesin olarak koruma altındaki pek çok flora ve fauna türleri Munzur coğrafyasında, barajlar projeleri ile tehlike altındadır.)
    - 1972 Stocholm B.M İnsan Çevresi Konferansı Deklarasyonu
    - 1972 Paris, Dünya Kültürel Ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme (Türkiye 14.07.1982 tarihinde taraf olmuştur.)
    - 1992 Rio, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi
    - 1992 Rio, B.M. Çevre ve Kalkınma Konferansı Deklarasyonu
    - AB Habitat ve Tür Yönetmeliği
    - Cıtes Sözleşmesi (Nesli tehlikede bulunan yabani hayvan ve bitki türlerinin uluslararası ticaretine ilişkin sözleşme) gibi pek çok ulusal ve uluslar arası düzenlemelere aykırıdır.
    Ulusal ve uluslararası tüm çevre mevzuat bir bütün olarak değerlendirildiğinde; özellikle doğal yaşamın korunması açısından ulusal mevzuatta çok büyük eksiklikler ve hatalar bulunmaktadır. Bu nedenle, dağınık olan, pek çok yasal boşluklar barındıran ve hukukun, insan haklarının temel ilkelerine aykırılıklar taşıyan ulusal çevre mevzuatının bir an evvel yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Ulusal mevzuattan olan 2872 sayılı Çevre Kanunu anayasal düzenlemelerden olmasına rağmen, doğal hayatı korumaktan son derece uzaktır. Bu kanun daha çok çevre kirlenmesi, sanayi atıkları vb. düzenlemeye dönüktür.
    Yukarıda belirtilen doğal yaşamı koruma statüleri; ilgili Bakanlığın koordinesinde ve sivil toplum kuruluşlarının da aktif katılımı ile yeniden sil baştan düzenlenmelidir. Tüm bu yasal mevzuata rağmen, icracı bakanlığa bağlı olmanın verdiği moral ve ekonomik güç ile, 6200 sayılı DSİ Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun hükümleri daha ağır basmakta ve halen Munzur Vadisi Milli Parkı’nda baraj yapım aşamaları, her şeye rağmen hiçbir engelle (başta, hukuksal ve eylemsel) karşılaşmadan sessizce devam etmektedir. Bu kapsamda, ülkemizdeki en büyük eksiklik, acilen biyolojik çeşitlilik esas alınarak “Doğal Yaşamı Koruma Kanunu” çıkartılmalıdır. Bu kanun kapsamında, özellikle milli parklar gibi miras coğrafyalar her ne pahasına olursa olsun, mutlaka korunmalı, bir tek çivi bile çakılmamalıdır.
    c) Munzur Vadisi Milli Parkı (Tunceli )
    Doğu ve Güneydoğu Anadolu coğrafyasının tek doğal milli parkı olan,Munzur Vadisi Milli Parkı’nın önemi de, en başta milli park olmasından kaynaklanmaktadır. Onlarca coğrafik ve biyolojik kriter olmadan herhangi bir yerin milli park yapılmadığı düşünülecek olunursa, bu alanın önemi kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.
    Türkiye’nin en eski (1971) ve en büyük (42.000 ha) milli parklarından olan “Munzur Vadisi Milli Parkı” bünyesinde barındırdığı onlarca bitki ve hayvan toplulukları, ilginç jeomorfolojik oluşumları ve ender peyzaj güzellikleri ile ülkemizin miras coğrafyalarının başında gelmektedir. Bu alan, ilginç doğal özelliklerinin yanında ulusal ve uluslar arası hukuki düzenlemeler ile de koruma altına alınmıştır.
    Genel olarak Munzur coğrafyası, ülkemizin en önemli endemik flora ve fauna türlerine ev sahipliği yapmaktadır. Munzur florasında 1518 bitki kayıtlı olup, bu durum bu alanın tek başına pek çok ülkeden bile daha zengin bir floraya sahip olduğunu göstermektedir. Bu türlerden, 43 tanesi yalnızca Munzur’a özgü olup, 227 tür ise Türkiye’ye endemik türdür. Munzur Vadisi Milli Parkı ve dağlarında 228 toplam endemik takson saptanmış ve bunlardan 141’i tehlike altındadır. (120’si endemik.) Bu alan; yaban hayatı koruma sahası, öba (önemli bitki alanı), öka (önemli kuş alanı) ve en başta da milli park alanıdır. Bu alan, coğrafi büyüklük anlamında ülkemizde Doğu Karadeniz Bölümü hariç olmak üzere en geniş koruma alanı özelliğine sahiptir. Burada, 12 küresel ölçekte tehlike altında tür ve 109 Avrupa ölçeğinde tehlike altında olan türler bulunmaktadır.
    Munzur Vadisi, iki farklı koruma sahasından oluşmakta ve bu alanlardan olmazsa olmaz alan olan 1.derece koruma zonu (mutlak koruma alanı ), Ovacık-Tunceli arasındaki dar vadi tabanında yaklaşık 3 km. eninde ve 40 km. uzunluğundaki alanı içermektedir. Bu alan, tüm milli parkın hayati bölgesini teşkil eden en önemli alanıdır. İşte, yapımı planlanan bu barajlardan ihale aşamasına getirilmiş bulunan Konaktepe 1-2 barajları ve hes bu alanı tamamen kapsamaktadır. Bu alan, 42.000 ha toplam milli park alanı içinde oran olarak az bir kısmını kapsasa da (ki, DSİ ve yapımcı firmaların en büyük söylemleri de budur), tüm alanın en önemli mutlak koruma alanını teşkil etmektedir. (Konaktepe Barajı inşaası halinde bu alanın % 63.5’i, Çevre ve Orman Bakanlığı’na göre sular altında kalacaktır.) Dolayısıyla, “bu alan yoksa, Munzur da yoktur.” denebilecek öneme sahiptir.
    İnşaatı bitmiş olan barajlardan Uzunçayır, milli park sahası dışında kalırken, Mercan Barajı ve hes ise, milli parkın 2.derece koruma alanında yer almakta olup, endemik onlarca fauna ve flora türlerini barındırıyordu. Fakat bu vadi gözlerden ırak olması sebebiyle sulara gömülmüş ve bu türler yok olmuştur.
    Munzur Vadisi Milli Parkı, tıpkı bulunduğu coğrafya gibi kaderine terk edilmiş ve şimdiye kadar var olan OHAL uygulamaları vb. malum nedenlerle adeta gözden çıkartılmıştır. Bu barajlar projesi ile de son perde kapatılmak istenmektedir. Yöre insanının onurlu ve mücadeleci yapısına rağmen, özellikle son dönemlerde baş gösteren ekonomik krizler, yetersizlikler, uzun süreli yoksulluklar vb. nedenlerle maalesef bu projelerin yapılmasına onay veren insanların varlığı da dikkate değerdir.
    Sonuç olarak; tüm bunlardan sonra bizlerin ulusal kalkınmaya karşı olduğu iddia edilemez. Aksine, uzun dönemli, bilimsel esaslara dayalı, sürdürülebilir ekonomi politikaları ile ulusal enerji politikaları belirlenmeli ve ender coğrafyalar olan bu tür alanlar her ne pahasına olursa olsun mutlaka korunmalıdır.

    Comment


    • #3
      Cevap: Munzur Vadİsİ Mİllİ Parki

      Munzur Vadisi Milli Parkı

      Tunceli-Ovacık arasında uzanan Munzur Vadisinde, 42.000 Hektarlık bir alan 1971 yılında Milli Park olarak ilan edilmiştir. Türkiye’nin en büyük milli parklarından biri olan “Munzur Vadisi Milli Parkı”, Tunceli kent merkezine 8 Km. uzaklıkta başlayıp, vadi boyunca Munzur Dağlarına kadar uzanmaktadır. Kuzeyde 3300 metreye kadar yükselen Munzur Dağları, Mercan ve Munzur Suyu vadileri tarafından parçalanmıştır.
      Bu bölgenin milli park olarak ilan edilmesinde etken olan veriler, başta akarsu kaynakları ve gözeler olmak üzere zengin doğal veriler, endemik bitki türleri ve yöreye özgü hayvan türleri ile zenginleşen bitki örtüsü ve yaban hayvan varlığıdır.
      Munzur Suyu ve Mercan Deresinde yaygın ve yoğun olarak bulunan yöreye özgü nadir alabalık türleri ile çengel boynuzlu ve bezuvar adlarıyla bilinen iki tür dağ keçisi ile av kuşlarından ur kekliği yabanıl yaşamın yöreye özgü değerlerini oluşturmaktadır. Milli parkın kuzeyinde, Munzur Dağlarının üzerinde 2000-3000 metrelik zirvelerde yer alan krater gölleri, Ovacık düzlüğünde kaynayan gözeler ve kanyonlar ile vadi boyunca dökülen şelaleler parkın doğal değerlerini zenginleştirmektedir. Milli parkın her köşesinden eşsiz doğal görünüm ve tüm yabanıl yaşam kolaylıkla izlenebilmektedir. Bu özellikleriyle Munzur Vadisi, gerek rekreasyonel etkinlikler, gerekse doğa araştırmaları için turizme yönelik çok önemli potansiyel taşımaktadır.
      Bitki örtüsü bakımından çok zengin olan Munzur Vadisi Milli Parkı florasında, 1518 çeşitli bitki kayıtlı olup, bunlardan 43 çeşidi Munzur Dağlarına, 227 çeşidi Türkiye’ye endemik türlerden oluşmaktadır. Munzur Dağlarından başka hiçbir yerde bulunmayan endemik bitkiler arasında Çan Çiçeği, Erzincan Kirazı, Bindebirdelik Otu, Munzur Kekliği, Munzur Düğün Çiçeği, Dağ Çayı, Munzur Dağı Oltu Otu ve Menekşe sayılabilir. Ovacık ilçesiyle Munzur gözelerinden 1.5 km. aşağıda Munzur Suyunun iki yanında bölgenin karakteristik ağacı olan huş meşceresi bulunmaktadır. Ülkemizde ender bulunan ağaç türlerinden olan huş, bu bölgede su kenarında güzel gövde yapmakta ve bölgenin florasına önemli bir katkı sağlamaktadır. Milli Parkta hakim ağaç türü meşe ve çeşitli türleridir. Tepeler ve yamaçlarda kayalık olmayan yerler meşe ormanları ile kaplıdır. Vadi tabanında ve su boylarında karışık olarak karaağaç, akağaç, kızılağaç, dişbudak, çınar, asma, huş, ceviz, yabani fındık, kavak, söğüt ve çalı türlerinden oluşan zengin bir bitki örtüsü bulunmaktadır. Alt flora, meşelerin koru niteliğinde olduğu yerlerde zengin durumdadır. Dağların sarp ve dik yamaçları tamamen çıplaktır.
      Munzur Vadisi Milli Parkında doğal çevre yaban hayvanları için elverişli bir ortam sunmaktadır. Çengel boynuzlu keçi ve bezuvar isimli iki tür dağ keçisi ile av kuşlarından ur kekliği gibi yaban hayvanları bu yöreye özgü ilginç ve nadir türlerdir. Munzur Vadisi ve çevresi av hayvanları bakımından oldukça zengin sayılır. Milli Parkta kurt, tilki, sansar, ayı, vaşak, su samuru, porsuk, sincap, tavşan, yaban domuzu ve yaban keçisi bulunmaktadır. Mağaralarda ve kaya kovuklarında yaşayan boz ayı, Munzur yaban hayatının önemli büyük memelilerinden biridir. Bölgenin diğer büyük memelileri orman içerisindeki kayalıklarda yaşayan vaşak, yaban domuzu ve kurt’tur. Kuş türleri bakımından da oldukça zengin olan Milli Parkta yırtıcı kuşlardan kartal,akbaba,doğan,şahin,atmaca,kerkenez,delice,ç aylak nadir türlerden ise kaya kartalı bulunmaktadır. Gece yırtıcılarından puhu,baykuş ve yarasa yaygın türlerdendir. Milli Parkta bulunan diğer kuş türleri arasında keklik, çil keklik, toy, mezgeldek, turna, bıldırcın, çulluk, üveyik, tahtalı ve kaya güvercinleri, bazı ördek türleri ve ender olarak da kaz bulunmaktadır. Munzur Suyu Vadisinde çeşitli av hayvanları için bir koruma ve üretme alanı vardır.
      Munzur Suyu, Mercan Deresi ve çevresindeki akarsularda yaşayan bol miktarda alabalık, yöre için önemli bir ekonomik değer oluşturmaktadır. Munzur Gözelerinden başlayarak 80Km.’lik bir su alanına yayılmış olan alabalık, Tunceli ekonomisi için olduğu kadar, ülkemiz için de çok önemli bir doğal servettir.
      Bölgede sert karasal iklim hüküm sürdüğünden, milli parktan faydalanmak için en uygun zaman Haziran ve Eylül arasındaki dönemlerdir. Milli Park alanındaki doğal veriler, kamp kurma, piknik yapma, sportif balıkçılık ve doğa yürüyüşleri gibi günübirlik etkinliklerin yanı sıra çeşitli su ve doğa sporları (rafting, dağcılık v.b.) için de çok elverişli potansiyele sahiptir.

      Comment


      • #4
        Cevap: Munzur Vadİsİ Mİllİ Parki

        Comment


        • #5
          Cevap: Munzur Vadİsİ Mİllİ Parki

          Tunceli - Munzur Vadisi Milli Parkı

          Ülkemizdeki Milli Parklar
          Yeri:Tunceli ili

          Ulaşım:
          Doğu Anadolu Bölgesinde Tunceli ili sınırları içinde yer alan Munzur Vadisi Milli Parkı Tunceli'ye 8 km. uzaklıktadır.
          Özelliği: Karasu ve Murat çöküntüsü alanları arasında yükselen Munzur Dağlarının jeolojik yapısı, metamorfik , volkanik ve tortul kayaçlardan meydana gelir. Kuzeyde 3300 metreye kadar yükselen bu dağlık alan Mercan ve Munzursuyu vadileri ile büyük ölçüde parçalanmıştır. Mercan vadisinin 1.60 metreden yukarı kesimlerinde buzul gölleri, dağlardan Ovacık düzlüğüne gelindiğinde kaynayan gözeler, vadi boyunca dökülen küçük şelaleler Milli Parkın peyzajında ilgi çekici örnekleridir.
          Milli Parkta tepeler ve yamaçlar meşe ormanları ile kaplıdır. Vadi tabanında ise ceviz, kızılağaç, dişbudak, karaağaç, çınar, kavak, sögüt ve çalı türlerinden meydana gelen zengin bir bitki örtüsü görülür. Sarp ve dik yamaçlar ise çıplaktır.
          Yaban Hayatı;kurt,tilki, ayı, kınalı keklik gibi türlerin yanında dağkeçisi , çengel boynuzlu dağkeçisi , vaşak, susamuru, çil keklik, keklik kaya kartalı gibi nadir türlerin de barınmasına imkan sağlamakta;Munzur Vadisi ve Mercan suyunda bol miktarda alabalık bulunmaktadır.
          Parkta görevlilerin göstereceği yerde kamp kurmak,piknik yapmak ,sportif balık avcılığı, yürüyüş ve dağcılık yapılabilir.
          Görülebilecek Yerler: Mercan Vadisinin yukarı kesimlerinde buzul gölleri, dağlardan Ovacık düzlüğüne inildiğinde kaynayan gözeleri ve küçük şelalesi görülmeye değer güzelliktedir.
          Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Milli Parkta kamp kurulup,piknik yapılabilir. Sportif balık avcılığı, yürüyüş ve dağcılık yapılabilir. Çadırla konaklanabilir..

          Comment


          • #6
            munzur vadisi huzurluğu

            çok güzel büyüleyici doğa ile iç içe bir park

            Comment

            Working...
            X