Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Yanan ormanlar ve keçiler

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Yanan ormanlar ve keçiler

    Son aylarda orman yangınları arttı. Ciğerimiz kan ağlıyor. Yangın uçakları aldık, orman içine yollar açtık, kimse artık tarla açamıyor, ama nafile. Yoksa bir şeyleri yanlış mı yapıyoruz? Neredeyse elli yıldır, ülkemizdeki orman kayıplarının büyük çoğunluğunun birinci nedeni yangınlar, ardından tarla açma, sonra da keçi olarak gösterildi. Osman Namdar keçileri ormanlara salarsak yangınların azalacağını ya da kolayca söndürülebileceğini söylüyor. Bu nasıl iş diye sormayın. Yazıyı okursanız siz da hak vereceksiniz. Zaten keçiler yüzyıllardır Toros’larda yaşadılar, ama Toros ormanları ancak son yüzyılda azaldı. Tam de keçiler ormandan uzaklaştırıldıktan sonra. Yoksa keçiler günah keçisi mi?

    İçinde yaşadığımız, bize sunulan dünya, algı yanlışlarıyla doludur. Bunun nedeni birçok şey olabilir. Günümüzde neredeyse süreklilik kazanmış bir durum olarak; sunulan, özellikle öyle sunulmuş, biz öyle algılayalım istenmiş bir halde karşımıza çıkmaktadır. Bir yanlışın üstüne kurmuş da olabiliriz algımızı. Bu bilimsel(!) bile olabilir. Ya da algı dünyamızda bir araz vardır. Bu lüzumsuz girişi yapmamın nedeni, son yıllarda sürekli artan ve tutuşunca bir türlü söndürülemeyen orman yangınları. Sözü, yanan ormanlar ve ormandan kovulan keçiyle ilgili bir algı ve bilgi yanlışına getirmek istiyorum.

    Ormanla yangın, ormanla keçi bir biçimde hep yan yana geldi. Çünkü varlıkları, iç içeliklerine de bağlı bir yerde. Orman yanar! Keçi ormanı yer. Bunlar yıllardır kanıksanmış gerçekler olarak hayatımızda yer etmiştir.

    Neredeyse elli yıldır, ülkemizdeki orman kayıplarının büyük çoğunluğunun birinci nedeni yangınlar, ardından tarla açma (eskiden öyleydi), sonra da keçi olarak gösterildi. Bir de orman köylülerinin yakacak temini bunlara arada sırada eklendi. Neden, ‘cahil köylülerdi’ hep. Keçi beslerler, tarla açarlar, odun keserler. Yoksullukları ve çözüm yolları hep unutuldu. Ormandan hayvanlarıyla birlikte kentlerin varoşlarına kovuldu çoğu. Neyse, bunu geçelim.

    Son yıllarda devletimizin yüce politikalarıyla cahil köylüler azaldı, ya da azaltıldı. Ama orman kayıpları yine de başta yangınlar yüzünden durmadan arttı. ‘Ülkemizin ciğerleri’ yanıyor, diye diye bir hal oldu canım ülkemin canım insanları. Yangınların nedeni olarak, köylülerin cahilliğinin yanına teröristler, kirli teknolojinin cam kırıkları falan eklendi. Gelişen tekniklere ve teçhizata (uçaklar, helikopterler) karşın tutuşan ormanlar şimdi daha fazla tahrip oluyor, çok çabuk yanıp kül oluyor.

    Suçlu ilan edildi: Küresel ısınma ve kuraklık(!). Tamam, Küreyi ısıttık, yağmurlar daha az yağıyor. Ama daha önce de kurak geçen yıllar oluyordu. Ne oluyor, sorusuna en basit nedenlerle yanıt verildi. Bu bir yanılsama bence, ya da algı yanlışı. Unutulan başka bir şeyler de olmalı. Unutulan bir de yağmacılardı: turizm teşvikleri, özel ormanlar, orman vasfını kaybetmiş denen alanların hukuk yolları ile gaspı. Bunu da geçelim ve son yıllardaki yangınların neden bu kadar çok tahribata yol açtığını tartışalım.

    Ormanbilim okumamış biri çıkıp “ahkâm” kesmeye kalkarsa, birileri de çıkıp ağzının payını vermelidir. Ben ağzımın payını almaya hazırım. Benim bilim dışı düşüncelerime, Batının bilimsel(!) düşünceleriyle karşı çıkılmasın ama. Batı ülkelerinin %95’i yapay orman olan alanları üzerine yapılmış bilimsel araştırmaları, ormanlarının % 95’inden fazlası doğal orman olan Türkiye orman alanları üzerine uyarlamaya kalkan bir bilimsel anlayış, ne kadar bilimseldir bilemem. Dahası bilimdışı bile ilan edilebilir bence.

    Neyse konumuza dönelim: Ormanın asıl düşmanı köylülerin geçim kaynağı kıl keçisiyle orman ilişkisine. Orman Bakanlığı ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ortaklaşa bir projeyle 5 yıl içerisinde kıl keçisi sayısını %50 azaltacaklarmış (1980’den sonra köylüleri işsiz güçsüz varoşlara yığarak, ülkeyi içinden çıkılmaz bir hale getirdikleri yetmedi). Askerler keçi eti yiyecekmiş, kurban olarak kesimi özendirilecekmiş; köylüler başka geçim kaynaklarına yöneltilecekmiş, miş de miş miş.

    Ben hep bu tür Zihni Sinir projelerden çok korkarım; ormanlarımız daha fazla yanacak, ülkem tamamen yangın yerine dönecek, varoşlarda Amerikan yardımı kesildiğinde daha büyük yangın çıkacak diye. Onun için Batılı, sözde bilimsel bakışlardan vazgeçilsin istiyorum. 50 yıllık yanılgıdan ayrılalım. Keçileri ormanlarda çobanlarıyla bırakalım; yangınlar azalsın, çıkan yangınlar kolayca söndürülsün. İşte benim keseceğim ahkâm bu.

    Doğal olarak söylediğim sözü savunmam gerekiyor. Keçiler dağdayken orman kayıpları nasıl azalır? Çoban, keçi ve orman bir arada olmaz. Çoban ormanı keser, keçi sürgünleri yer. Öyle değil mi? Yıllarca böyle öğrenmedik mi? Evet, öyle öğrendik.

    Ama işin aslı hiç de öyle değil, benim Batıdan bakışlı, medya avazlılarım. Eğer öyleyse, bu ülke koşullarında yapılmış, tartışmasız kabul görmüş bir orman keçi ilişkisi üzerine araştırmaları görelim. Ormanların başına ne geldiyse, bu Batıcı bakışlı yargılardan ve hukuki olarak devletin ormanları koruyorum demesinden geldi. Yukarda sözünü ettiğimiz turizm teşvikleri, kamu arazilerinin talanı, orman özelliğini kaybetmiş alanların ormandan çıkarılması gibi, hep kanunların bir yerlerine eklenen “kamu yararı” lafzının altından çıktı asıl tahribat.

    Şöyle bir bakalım keçi ve çoban ne kadar zarar veriyor ormanlara.

    İlkbaharda, yazın kuruyacak ve kolayca tutuşacak otların fazlasını yer keçiler, ama devlet ormana sokmaz keçiyi.
    Dökülmüş yaprakları çiğneyerek sıkıştırır, aralarındaki hava boşluklarını azaltarak alev almasını güçleştirir keçi, ama devlet ormana sokmaz keçiyi.
    Dip çalılardan ve makilerden beslenir keçi, yangına elverişli yaprakları yer; ama devlet ormana sokmaz keçiyi.
    Dağlarda gezerken, patikacıklar açar ormanda ormanı yangına elverişli hale getiren, yere dökülmüş iğne yaprakları sıkıştırır keçi; devlet ormana sokmaz keçiyi.
    Gezdiği yerlerde toprağı sıkıştırır, rüzgâr ve yağmur sularının alıp gitmesini önler keçi, devlet ormana sokmaz keçiyi.
    Uzun sürede gübre olacak yaprakları kısa sürede gübre haline dönüştürerek ormanı gübreler keçi, devlet ormana sokmaz keçiyi.
    Keçi bunları yaparken çoban ne yapar? Ağaçların arasında kurumuş odunu, tohumunu dökmüş kozalağı yakmak için toplar çoban. Ama tohumunu dökmüş kozalakları bile toplatmaz ona devlet.

    Yangın çıkarsa kendi geçim yurdu, keçilerinin yiyeceği yanacağı için ateş gördüğü yerde söndürür çoban, yangın çıkmasına izin vermez; ama çobanı ormandan kovar devlet. Tarla açmaz çoban, yerleşik değildir hayatı, tarıma uymaz; ama gene de ormana sokmaz çobanı devlet.

    Yaylasında sahilinde, yaylak ve kışlak için ikişer yurdu vardır çobanın, dönüşümlü otlatır güttüğü yerleri (merabilimciler münavebeli otlatma diye bilimsel adlar koyup tezler, kitaplar yazarlar bunun üstüne), dallar sürsün, otlaklar tazelensin, mikrop ve keneler ölsün (veteriner hekimler ve kenelerin yanmasından dolayı yangınları hayırlı bulanlar, KKKA yayılışı için buna dikkat) diye yapar bunu; yaptığı işi ilelebet sürdürmek için ister.
    İşte bu sayılan nedenlerden dolayı orman ve keçi bir arada olup gider yüzyıllardır, ama Batıcılar anlamamıştır bunu. Çünkü Batıdan çevrilmiş kitaplardan okunanlar doğru sayılmış, yapay orman ile doğal orman bir tutulmuştur ülkemde. Algılarımız ona göre oluşmuştur. Kendi coğrafyamızı, kültürümüzü özümseyerek, kendi bilimselliğimize ulaşmak için yeni bir yol çizelim bu ülkede. Bütünsel bir bilimsel yöntemle bakmak gerekiyor ormana, keçiye ve çobana.

    Devlet, yağmacıların yolunu açacağına, orman köylülerinin ve çobanların ormanla ilgili kişisel gereksinimlerini (zati ihtiyaçlarını) karşılasın ve keçilerle çobanları dağlarda rahat bıraksın, hatta onları eğitip desteklesin. Göreceğiz ki, yangınlar azalacak, yananlar kolay söndürülecek, ormanların üzerindeki büyük yük kalkacaktır. Sonuçta hepimiz kazanacağız. Bir avuç yağmacı değil.

    Not:
    1. Bu kestiğim ahkâma, yeni kurulmuş ormanlarda da hayvanlar otlatılsın demek istiyor diye düşünülmemeli elbette. Onlar yapay orman artık.
    2. Milli Park alanlarında kalan ormanları bir gezin. Diplerinde yığılı çıraları (birikmiş yapraklar, kurumuş dip dallar, dökülmüş kozalaklarla açıkta depolanmış benzin deposu gibi. Nedir bunun bilimsel mantığı? Biri bana anlatsın isterim.

    Osman NAMDAR

  • #2
    Cevap: Yanan ormanlar ve keçiler

    Sayın Namdar'a ve sayın Ubeyde çok teşekkürler.
    Gelin Mühendis mantığı ile ve akıl mantığı ile bir bakalım, Tabiatı şöyle bir inceleyelim.
    Ben yıllardan beridir belgesel manyağı bir insanım; Nedenmi kendi kendi inkar eden bilim adamlarını görmek için değil tabiiki doğayı ve doğal yaşamı sevdiğim için.
    Tübitak Yıllardır bilim dergisi yayınlar bende bunlar lise hayatımda hep takip ettim daha sonra bu yayını kestiler tekrar başlamışlar o zaman bıraktım. Tübitağın bir dergisinde bir uluslararası ortak araştırmayı okumuştum. Araştırma aynen şu ( daha sonra belgesilide çekildi) İnsan tabiatın neresinde ve döngüye faydaları ve zararlarını esas alan bir konu idi.

    İlgimi çeken olay şu: Tabiatta tüm döngüyü inceliyorsunuz ve insan bozmazsa hiç bir yerinde bozulma yok. Bakın bu araştırma çok önemli:
    Araştırmada insan aç gözlü olmadan eğer dünyada yaşarsa ve ben yaşayacağım diye diğer canlılara zarar vermese çanlılarda büyük dengesizlik yok. Yani dengesizlik nerede ; BİZİM AÇ GÖZLÜLÜĞÜMÜZDE nokta.

    Şimdi bu araştırmanın avrupalılar belgeseli çektiler ve TRT de yayınlandı. 90 lı yılların sonu idi; Oarada bir belgeselde avrupalı avrupanın doğal ormanlarında yaşayan ve türkiyedende karadenizde çok bulunan dağ keçilerini anlatıyordu. Bu dağ keçilerinin ozaman ormana 1-2 zararını saydı ve sonrad faydasını saymaya başladı.
    Zararları
    1-Ormanda eğer yeni filizlenmiş ot bulamassa veya populasyon çok yüksek boyuta geldiğinde yeni filizlenen fideleri veya ağaçların yumuşak kabuklarını yemesi
    2- Bölgesel sahiplenme yapan hayvanlar olduğu için bölgesinde dağ koyunu gibi hayvanları uzaklaştırması.

    Faydaları
    1- Doğanın ana unsuru olduğu için doğal seyreltme yaparak bitkilerin eşit ışıklanmasını sağlaması
    2- Ormanda gezerek ormanda insanlarında gezebileceği patika yollar oluşturması ve balta girmemiş ormanların inceleme imkanının oluşması
    3- Ormanda doğal gübrelemeye sebeb olması
    4- Ormanda Organik parçalanmanın ve toprak yapısı oluşumun hızlanması
    5- Ağaç dibi çalılarını ve orman altı otlarını yiyerek ormanda ulaşımı engelleyen ve yangına sebeb veren unsurların yok edilmesi
    6- Ormanda Doğal seleksiyonun ana unsuru olması
    7- Ormanda doğal seleksiyon yaparak diğer yabani canlılara yaşam alanı oluşturması
    .
    .
    .
    Bunun gibi başladı adam sıralamaya.
    Sonrada bunun avlanması ve yaşı ve buynuzuna biçilen parasal değere değinerek sadece bunu avalamk için oluşabilecek turizm gelirlerinden bahsetti ve bunun en güzel alanının avrupada Türkiye olduğunu belirterek belgeselin bu bölümünü bitirdi. Şimdide YABAN TV de bu tür belgeseller var ilgi duyan izleye bilir.

    Eğer Seni yaradn Rabbim bunu doğal hayatta Ormana ve bu Ormanın içine salmışsa bir bildiği vardır. Bu da yaratılış mantığı. Doğada bir unsur nered ise onun asıl yeri orasıdır. Buda Ekolojik bakış ve bilimsel akli bakış ozaman ne diye ormanın hayvanını dışarı atıp dışardan gelen bu ötel kurmak için orman yakan hayvanları içeri alıyoruz. Nedenmi aç gözlülük.
    Size basit bir örnek yıl 1998 olması lazım antalya kunduda bir alanda kamp yapıyoruz. Bizim kampın bittiği günlerde bize 500 m uzak olan ormanlık alanda yangın çıkyı 5 ötel büyüklüğünde alan yandı ve söndürüldü.
    Aradan sadece 6 ay geçti
    O bölgede işim vardı arkadaşa dedimki espiri olarak bakalım şurada kamp yaptığımız yeer yüzmaya gidelim dedim. BAktım alanda ölçümler felan yapılıyor iş makinaları var dedim arkadaş ahanda buraay otel yapılacak.

    Yok ya dedi ormanın çevresini kapatacaklar herhalde dedi. 1 sene sonra aynı alanda denize giremedik. Nedenmi Fransızlar otel yapıyormuş ve sahil onlar tarafından yönetilecekmiş felanda filan işte. O zaman tüm buraya bu yetkiyi veren herkese beddua ettim ve halada bu olaylara izin verenlerin ve göz yumanların, Para için cana kıyanların (orman içinde yanan hayvanlar için) ve orman yakanların Allah gerekeni yapsın kula kalmasın. selametle saygılar
    Bir Garip Kardelen

    Comment


    • #3
      Cevap: Yanan ormanlar ve keçiler

      Kardeşlik:Size ce Sn Ubeyd'e teşekkürler.Senin yazına katılmamak mümkün değil.Ama insanoğlu aç gözlü vede bu aç gözü ancak toprak doyurur.Kim Yaparsa yapsın,kim sebep olursa olsun Bu ormanı yakanlara Rabbime havale ediyorum.Muğla taraflarında yanan ve o ormanı söndürmeye uğraşan bir dostum anlatdı.Yangın içerisinde kalan,ayıların,kurtların,yılanların feryatları yıllarca hafızamdan gitmedi dedi.Şimdi Antalyada Tenis kortu yapmak için bir sürü çam ağacını katletdiler.Ancak;bu işi sadece Yüce Rabbimize havale etmek yanlış olur düşüncesindeyim.Elbetde Rabbim her şeye kadirdir.Ama bizde bir şeyler yapalım.Bir de şunu iyice İdrak edelim;Bu Çam dikme modasını bir yana atalım.Zira çam her bölgede yetişmiyor.Bunun yanında ekonomik deeğri olan diğer ağaç türlerini gözden geçirmemiz gerekldir.Selamlar.

      Comment


      • #4
        Cevap: Yanan ormanlar ve keçiler

        arkadaslar paylasımlar için tesekkürler

        Comment


        • #5
          Cevap: Yanan ormanlar ve keçiler

          selamün aleyküm hayırlı akşamlar arkadaşlar.
          ramazanı şerifleriniz mübarek olsun sağlık afiyetler versin.

          ilgimi çekti araştırırken rast geldim her halde derdimizden anlıyanlar çıktı ?

          bizim karaman bölgesine bir orman kesim pahanesi bulndu ? OR KÖY yapıyoruz millet ne bilsin bedava inekler verdiler beş altı kişiye on kadar inek dagıtıldı onlarda zaten bakacak yem saman bile yok bir yıl sona sattılar yediler . aradan on yıl geçti arkadaşlar biz bu meşeleri kesmeye geldik dediler ? niye denince yahu burası ORKÖY yaa bu meşeleri keseceğiz meşeler yeniden süyecek hemde senede bir metre beş yılda beş metre olacak sonaa ?? içinde yine koyun otlatacaksınız dediler . köylü razı olmayınca 2007 kasım ayında oldu bu olaylar. yaz gelince senin mal meşeye baktı ceza , sen ormandan geçtin ceza , millet bıktı yukardan bir yer göstermişler köyden bazı art niyyetli kişiler bu tarafın ahipleri karamana göçtüler burda bu sülaleden pek kalan olmadı deyip o bölgeleri köyden dörtte yalın ayak bulup kestiler.

          oradan meşeleri taşıyıp 8 km yukarı dağda kömür ocağı kurup kömür yapıp sattılar. sattılarda bu sefer izmirden bir firma imiş güya köydeki 700 800 yıllık cevizleri kesmeye başladılar milletin yerinin içinde yıllardır meyvesini yemiş gölgesini çekmiş .
          zirraat odasına başvurduk , teme-aya baş vurduk hepsi biribirinin ağzına tükürmüş sanki . abi biz karışmayız orman kes dedi ise keser biz özel kuruluşuz falan bizde şikayet etik keşif gelecek deyince haziran 18 kesilen meyveli cevizler kasım ayına kadar korkup götüremediler. amma bir yerden yalan diye duyup iki günde karamana getirip bir hizar kurdular iki ay içinde tüfek kundağı yapımı için biçip götürdüler.
          ve iki yıldır çevrede sincap ve yabani kuş cinsi sanki kalmadı

          2008 nisan mayıs aylarında tekrar cezaya başladılar 500 ila 2000 tl arası tekrar ceza kesmeye başladılar köyün karşısındaki ormanlarıda keseceğiz diye 500 OHT A- hekter alan o ara yine seçimler var ya bizde bir iki partilere müracaatla işlemleri hızlandırdık işlem durdu seçim sonuna kaldı zaten köyü satan eski muhtarda elenince yeni gelen muhtara yüzleride varmadı ormancıların çünki onlarada ağılları önünde 2000 tl ceza yazmışlar ode mahkeme ile durdurdu geri aldı .

          vel hasıl BAŞHARMAN ( zengen ) köyünün 2002 de 200 hektar kaba ağaç derler ya 100 - 150 devrinde kalın meşeleri köylüye siz kesmezseniz biz kestiririz deyip köylüd e başkası kesip götüreceğine keselimde kendimizin olsun dediler kestiler ve iki yılda dolan GÖDET BARAJI kuraklıktan kurudu yağış yok ---PAŞABAĞI ( güves ) köyü bir uçdan bir uç sınırı 5 km -7 km buralarında yetişmiş meşeleri kesilip kömür yapıldı . GÜLDERE ( gödet ) köyü güneyinde 50 hekter kadar meşeler vardı onlarıda kestiler kömür yapıldı baharında 50 100 kasa çam fidanı getirip bakın fidan dikiyoruz dediler fidenolacak kamulaştırılan araziler vardı oralara dikildi iy güzel bir iş ammaaa yakalardaki onca yabani erikleri yabani alıçları meşeleri hep keseceklerine kesmeden olduğu gibi çevrilse idi bnun on katı orman olurdu .

          acaba şu meşhur ERGENEKONDU cular buralarada el atıyorda el altından meşelerimiz kesilip yok ediliyor kesilemeyenlerde yangın oldu deyip yakıyorlarmı ???
          içlerine gezi yollarıda yapılmış ya nasıl olsa yolu var fidan dikim adına , yangın söndürümü adına yollar yapılmış niye adam hazır vadilere doğal sulu yerlere binalar yapıp yerleşmesin satmasın her halde işkalin başka bir türü bunlar.

          daha çok fotoraf ekleyecektim amma olmadı diğer sayfalara ekleyecem.
          aginli diye aratırsanız-- google-- o bölgenin ve değişik konya alanya hadim hattı fotoları mevcuttur.

          Comment


          • #6
            Cevap: Yanan ormanlar ve keçiler

            başharman köy fotoları
            sağ tarafları 2002 yılında kesilen yerler bu aşagıdaki yerlere kadar baraj suyu ile dolu idi şimdi 5 km çekildi
            sol taraftaki ormanlar gibi idi bu araziler.

            karar sizlerin gerçek ağaç doğa severlerin seslerini duyurmalarını çevredeki ağaç kesilen yerlerin nasıl kesilip razı edildiğini araştırın . bakanlıkta koltukta oturan adam ne bilsin buralada dönen dolapları telfon eder sorar yahu luzumsuz bir iş küçük bir proplem derler zaten bizede öyel dediler Sayın mevlüt akgün,e ilettik her tarafları aradı amma o köyün ormanını kesemezsek başka çevre köylerinkini hiç kesemeyiz dediler az yukardan keselim dendi , yukarı ile aşağı arası tamamı 5 km uzunluğunda 1 km eninde bir çay arasıdır.

            Comment


            • #7
              Cevap: Yanan ormanlar ve keçiler

              GÜLKAYA köyünden 2007 haziranda kesilen cevizlerimiz koca vadii öldü yağmur yok diye ağlıyacagımıza bu ağaçlara sahip çıkalım.

              Comment


              • #8
                Cevap: Yanan ormanlar ve keçiler

                Çok enteresan .Hadi Yetkililer yoktu ama ya yerli halk da mı yotu .Neden hiç ses çıkarmamışlar. Yazık değerlerimiz bir bir yok oluyor ama biz bana dokunmasınlar ile ugraştayız.

                Comment


                • #9
                  Cevap: Yanan ormanlar ve keçiler

                  GÜLKAYA ( gödetagin ) köyününgörünümleri şu mamlakete bakın tam milli park olacak yerler mağaralar dağlık yeşillik her şey var amma şu meşeler korunsa buralar çok yüksek olduğu içinağaç yetişmesi zor çünki agustos 15 inde meyve sebze olur 15 eylülde soğuk vurur hepsı biter mayıs 15 ten sona ısınır soğuk memleketler .
                  buralardaki beş altı köyün olan ağaçlarınıda orköy adı altında kesip piknik kömürleri yapıyorlar burdan aşağıda karapınar seydişehire varana kadar ağaç yok orlardaki kırlarada fidan dikiyoruz diye buraların ağaçlarının canına okunuyor kesiliyor bu nasıl ormancılık bu nasıl koruyuculuk


                  zaten TÜRKÇE yide böyle bozmadıkmı ?
                  yahu avrupada ben beş yıl kaldım iki öğretmen isim ad adreslerini bir seferde yazamaz yazdıramazlar ? tek tek harf harf sölerler . oda söyleniş ayrı yazılış ayrı , okunuş ayrı

                  ammaa bizde ilk okul ikinci sınıf öğrenci ile öğretmeni karşılıklı okur yazar, em ce cüm ay uy demezler altmış yıldır kullandığımız harfleri cümleleri hep değiştiriyorlar Le larş , He aş , I ay denmek dedirtmek için uğraşılıyorsa demekki halimiz kalmamış

                  1-oto yıkama yağlama ?? sakın otonuzu burada yıkatmayın yağlatmayın demek deyilmi ?
                  oto yıkanır yağlanır - oto yıka yağla - olmıyacakmıydı .
                  2-okuma yazma seferberliği ? okuyanlar ne oldu sende okuma demek deyilmidir ?
                  oku yaz -- okuyun yazın seferberliği deyilmi ?
                  3- konuşma sanattır ? konuşmak sanattır . hangisi doğru ?
                  sizler daha çoğaltabilirsiniz söze bak manaya bak , bendemi hata ? söyleyendemi ?

                  Comment


                  • #10
                    Cevap: Yanan ormanlar ve keçiler

                    selamlar Übeyd arkadaşım 2006 kasım ayında köylü ayaklandı bende filimleri fotorafları var jandarma araya girdi durduruldu amma ondan sona köy muhtarı ve orman dairesinden çıkarı olanlarla iş birliği yapıldı ben filmleri karaman tv lerinde yayınlattım

                    amma sözümüz geçmedi 17aralıkta mevlana şeb.u aruz törenlerine sayın osman pepe o zamanın orman bakanına vermek için gittik muhtar üç aza ve ben konya orman bölge müdürü bize kimse karişamaz dedi bayakı atanlaştık ben çağdaş tv muhabiriidim muhtar falan ağzını açamadı ve filmi izlediler biz bakana veririz deyip ala koydular sona o filimde konuşan fazla sesi çıkanları ormandairesi ve muhtar tüm isimleri listelemişler herkese siz bunları konuştuğunuz içinsuçlusunuz deyiyp korkutmuşlar.
                    bek karamanda elekrtonik cıhazlar yetkili servisiyim benide bir gün karaman ormandairesine çağırdılar konyadan gelmiş şef 3 aza muhtar ve beni öyle tehdit ettilerki sanki onlar devlet ben karşı çıktım bu sefer devlet kadife eldiven içinde demirden bir yumruj-ktur dedi eldiveni çıkarırsa görürsünüz o zaman dedi bize hükümetler karışamaz biz ayrıyız dedi bende bu hükümet karşamazsa gelecek ve gelevek hükümetler karışır dedim . çiktık fakat yaz gelince eline bir çalı alıp gelene 500 tl ceza yazdılar zaten köyün en zengini yıllık 5000 tl kazancı var masrafçıkınca 2000 tl kalır.

                    köyün bir hanenin geçimi yıllık 50 havayı buğday 100kg patates 20 kg soğan 1 ağustosla 15 eylül arası ne sebze kaldırıp yerse böyle olunca kimsenin gıkkı çıkmadı ben çok uğraştım gelin tv proğramlarına çıkalım diye gelip götürüp bırakmasıda bana ait amma işe yaramadı ve alınan cezalarada mabuz kesilmeden size arkadan göndeririz deyip aldılar çoğuna soruyom ne makbuzu yahu işim yokta onamı gidip gelecem diye aramadı bir şehre geliş gidiş 10 tl para yok.


                    amma şimdi millet bayakı paralandı ormanın bir çok yerkleri kesildi yaa baharın orman çapasına gidiyorlar 23 tl yevmiye alıyorlar iki ay çalışıyorlar köylerdeki kesimler ne dümenlerle kesiliyor bir baksak ağzın uçuklamaz boydan boya yırtılır abii. buralara bakanların harcırahı var yolluğu var varda var bu ücretler olmasa amaaannn ne işimiz var yahuu deyip gelen giden olmaz.

                    ben konyadan antalyaya gittimde seydişehir dağlarına varana kadar meşe kalmamış birde yalandan baharın konyadan antalya yolu düzergahı üstünde güya orman alanları yapıyorlar fidanın boyu bakanların diktiği 60 -70 cm amma diğer yerler dikilenler 5 cm boyunda C ALLAH rahmet verecekte o fidan büyüyecek ?

                    yahu şu ormanları o mahaldeki köylü koruyor zaten köyün olmadığı yerde hiç orman ağaç gördünüzmü?

                    ağaç varsa insan var , insan varsa ağaç vardır.
                    buraların ovalarında su kuyuları var amma adamın evinin önünde bir söğüt ağacı bir kaysı ağacı yoookkk
                    amma dağlık kesimdeki vatandaşın evinin önü dağı her yeri suda varsa hep ağaçlıktır fotoraflardada görüyorsundur zaten ne deyim ne anlatayım.

                    HOLLANDA.dada çınar ağaçları var kardaşım iki adam kucaklıyamaz boyu altı katlı bina kadar tramvay metro ile giderken ağaçların ucunda yolları yukarı kaldırmışlar dördüncü katta trenler tramvaylar kavşak dönüşü yapıyorlar .

                    bizlerde ise tahribatın danıskasını yapıyorlar günlük gazete dergi tüm yaşadığımız çevreye mahalle bakın bakalım millet yararına ne yapılıyor .

                    şu avrupa birliğine almazlar amma avrupa birliğine gireceğiz diye bayakı dürüstlük aşılanır oturur belki her daire ayrı devlet olursa olacağı budur işte bir başbakana , cumhurbaşkanına , genelkurmay başkanına sıradan kimse söz sölüyorsa oranın şerefini unutuyorsa daha ne beklenirki ?

                    öyle başbakan öyle genelkurmay başkanı olacakki basının şu çizgiyi çıkarsan canına okurum olcak . bak hollandada uçağmız düştü hiç hollanda basını yazdımı bir günlük usulen tamam , almanya aynı onlarda devlet menfeatini zedeleyici iş yapmazlar yayılamazlar adam her türlü eğlenceyi yapar amma yayınını ona göre örf adetlerine göre yaparlar.
                    bizde ise yazmada sana sır vereyim dersin daha adam kapıdan çıkmadan ulaştırmış yazılar piyasad bu ne ?? haberim yok .....

                    Comment


                    • #11
                      Cevap: Yanan ormanlar ve keçiler

                      Sayın gürses, Bu olayı okudukça çok üzüldüm. Malesef bu tür olaylar başımıza zaman zaman geliyor. Devletin hiçbir kurumunu zan altında bırakmak istemiyorum ancak halka rağmen yapılan mantıksız işlerin altında, 3-5 kişiyi geçmez, aklı evvel çapulcunun utanmaz ve arlanmaz hırsları yatar. Vatanı kendi malları sayarlar. Talan etmeleri kendilerine caiz görünür.

                      Eğer gerekçeli bir sebepleri varsa en azından halkı bilinçlendirmeleri gerekmez mi? tabi bu arada ağaç kesip, orman yok etmenin ne kadar güçlü bir sebebi olabilir merak ediyorum.

                      Sesinizi duyuramadığınız sürece de bu her yerde ve her alanda tekrar tekrar yaşanır gider.

                      Sesinizi daha gür bir şekilde duyurmanın yollarını arayın. Eğer siz tehdit ediliyorsanız, başka yakınlarınıza bu işi devam etmelerini isteyin ve basının, internetin gücünü kullanın. Ve aşağılara takılıp kalmayın, En üst makamlara sesinizi iletin.

                      Saygılarımla

                      Comment


                      • #12
                        Cevap: Yanan ormanlar ve keçiler

                        gurses70 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                        muhtar üç aza ve ben konya orman bölge müdürü bize kimse karişamaz dedi bayakı atanlaştık ben çağdaş tv muhabiriidim muhtar falan ağzını açamadı ve filmi izlediler biz bakana veririz deyip ala koydular sona o filimde konuşan fazla sesi çıkanları ormandairesi ve muhtar tüm isimleri listelemişler herkese siz bunları konuştuğunuz içinsuçlusunuz deyiyp korkutmuşlar. ..................................
                        bek karamanda elekrtonik cıhazlar yetkili servisiyim benide bir gün karaman ormandairesine çağırdılar konyadan gelmiş şef 3 aza muhtar ve beni öyle tehdit ettilerki sanki onlar devlet ben karşı çıktım bu sefer devlet kadife eldiven içinde demirden bir yumruj-ktur dedi eldiveni çıkarırsa görürsünüz o zaman dedi bize hükümetler karışamaz biz ayrıyız dedi bende bu hükümet karşamazsa gelecek ve gelevek hükümetler karışır dedim . çiktık.....

                        Şimdi bunlar kendilerini kral zanneden zavallılar. Bir koltuk sahibi olmakla havaya girmişler. Eğer siz kararlı olun, bunların alayını süpürürsünüz. Devletin gücünü bunların üstünde en kısa zamanda görürsünüz. Bütün mesele sesinizi duyurabilmenizde...

                        Comment


                        • #13
                          Cevap: Yanan ormanlar ve keçiler

                          Eğer elinizde görüntüler varsa sayın gürses direk bir genel TV yi ararsan sevinirin

                          Comment


                          • #14
                            Cevap: Yanan ormanlar ve keçiler

                            arkadaşlar elimde 2006 , 2007 , 2008 , videoo filimleri var hem baharında hem güzün sonbaharda çevremizde yağmur düaa,larına çıkarlar ya onları kayıt eder saklarım bunlardan 2006 , 2007 filimlerini KONTV 3 saatlik dvd verdim hiç yayınlamadılar bazen bölge müdürü biz ormanları şöyle koruyoruz böyle faydalıyız diye yayına çıkıyor hemen arıyorum beni canlı yayına bağlayın diye amma bu banttan yayın deyip atıştırıyorlar.

                            isteyen kuruluşlara tv yayını yapacaklara gönderebilirim selamlar saygılarımla .
                            bu duyarlılığa katılan arkadaşlara çok çok teşekkür edrim bayakı morelim düzeldi.

                            Comment

                            Working...
                            X