EROZYON
Erozyon, yeryüzünde ana kaya üzerindeki toprağın çeşitli etkenlerle aşınıp, taşınmasıdır. Erozyon, tabiatın normal süreci içinde meydana geliyorsa buna normal erozyon denir ve jeolojik oluşumlar içinde cereyan eder. Şayet, insanın tabiattaki toprak-su-bitki arasındaki dengeyi bozucu nitelikteki müdahaleleri sonucu meydana geliyorsa hızlandırılmış erozyon adı verilir.
Erozyon sebeplerine göre şöyle sınıflandırılır:
Su erozyonu,
Rüzgar erozyonu,
Çığ erozyonu,
Kitle hareketleri,
Buzul erozyonu.
SU EROZYONU
Su erozyonu diğer erozyon çeşitleri içerisinde en yaygın ve en etkilisi olduğundan bilhassa yurdumuzda toprak erozyonu denince suların sebep olduğu erozyon akla gelmektedir. Eğimli arazilerde, vejetasyon zayıfladığı veya tamamı yok olduğu zaman yere düşen yağmur damlaları, darbe etkisi ile toprak parçalarını yerinden koparır, parçalar ve yüzeysel akışa geçen yağmur suları bu toprak parçalarını sürükleyerek aşağılara taşırlar. Yüzeysel akış halindeki sular aşağılara indikçe, diğer yüzeysel akış suları ile birleşerek güçlenir ve giderek taşıma gücü artar. Böylece, beraberinde taşıdığı toprak ve iri materyal miktarı çoğalarak, taşkın şeklinde akan ve büyük zararlara sebep olabilen seller meydana gelir.
Su erozyonunun oluşumu dört safhada meydana gelir:
Toprak parçacıklarının yağmur damlası tesiriyle kopması,
Parçacıkların süspanse olması,
Toprağın su ile taşınması,
Su içindeki süspanse halindeki toprağın çökelmesi.
Bahsedilen bu olaylar, tabiatta, ayrı ayrı görülebildiği gibi, genellikle bu hareketler birbiri içine girer, bazen biri, ikisi veya üçü bir arada görülür.
RÜZGAR EROZYONU
Yeterli bitki örtüsü bulunmayan, oldukça düz ve geniş arazilerde, gevşek yapıdaki kuru ve ince bünyeli toprağın şiddetli rüzgarların etkisi ile parçacıklar halinde yerinden oynatılarak toz bulutları şeklinde yer değiştirmesi olayına rüzgar erozyonu denir.
Rüzgarlar belli bir hızın üzerine çıktıkları zaman ilk önce toprak parçalarını yerlerinden oynatırlar. Daha sonra küçük toprak parçalarını toprak yüzeyi üzerinden kaldırırlar. Kalkan bu parçalar rüzgara en hassas olan ince elemanlar ve kumlardır. Rüzgar hızı, toprak üzerindeki ilk birkaç metre yüksekliğe kadar parabolik bir formül dahilinde yükselir, daha sonra bu hız süratle artar. Erozyonun şiddeti de rüzgar hızı ile orantılı olarak artar. 20-25 km/saatlik bir hız, rüzgar erozyonunun başlaması için yeterlidir. Daha sonra erozyon, rüzgar hızının küpü ile orantılı bir şekilde artar.
Rüzgar erozyonunun 3 aşaması vardır:
Hareketin başlaması
Taşınma
Yığılma,
Rüzgar erozyonu genellikle kurak ve yarı kurak iklim şartlarının hüküm sürdüğü yörelerde oluşur. Rüzgar sayesinde verimli topraklar, yerlerinden koparılarak başka yerlere taşınır ve devamlı yığılma sonucu lös toprakları oluşur.
Rüzgarın etkisi ile, yalnızca verimli toprakların kaybı sözkonusu olmaz, aynı zamanda buharlaşmanın hızlanması ile toprak nemliliği de azalır. Ayrıca, şiddetli rüzgarlar bitki büyümesinin yavaşlamasına ve verimin düşmesine sebeb olurlar.
Kumul, Çeşitleri ve Oluşumu
Kumullar, humus ve kil gibi bağlayıcı maddeleri olmayan yada çok az bulunan, temelde kuvartz’dan oluşan gevşek ve uçucu çok küçük (5-30 mm.) ve kuru durumdayken (halde iken) ölü veya diri koruyucu örtü bulunmadığı durumlarda, rüzgar aracılığıyla harekete geçerek taşınan birkaç metrekareden kilometrelerce kareye kadar değişen boyutlarda ve çeşitli şekillerde olabilen kumlardır.
Rüzgar erozyonu sonucunda oluşan uçucu kumların, kökeni deniz ise sahil kumulu (Eksibe); karaların iç kısımlarında jeolojik devirlerden kalma bir göl ve iç deniz birikmesiyle oluşuyor ise kara kumulu (çöl) adını alan 2 kumul çeşidi bulunmaktadır. Kara kumulları probleminin yanında, kıyı kumulları da verimli toprakları kaplayarak problem sahalarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır: su erozyonu ile verimli topraklar aşınıp taşınmakta, rüzgar erozyonunda ise verimli topraklar verimsiz topraklarla kaplanarak erozyonun diğer bir çeşidini oluşturmaktadır.
Kumlar, dalgalar tarafında sahil boyunca sürekli savrularak kıyılara getirilmekte deniz çekildikten sonra da kısa sürede kurumaktadır. Kuruyan kumlar, rüzgarın belli bir hıza ulaşması sonucunda önce en küçük olanlardan başlayıp hakim rüzgar yönünde içerilere doğru hareket ederek, sahil hattına paralel bir biçimde rüzgar hızının parçaları taşımayacak ölçüde azaldığı yerlerde sıralar oluştururlar. Bu sıra halindeki kum tepeleri sürekli olarak ilerlerken, gerilerde denizin yeniden getirdiği kumlar ilerleyenlerin yerini doldurarak yeni sıralar oluştururlar. Hareket halindeki kumullar, hakim rüzgar tarafında meyli az, ters yönde, dik meyilli iki yamaç içerir. Hakim rüzgar, kumları, kumulun meyli az yamacından söküp kaldırarak tepenin gerisine, dik meyilli yamaç yönüne atar. Kumulların şekli rüzgarın esiş yönünün düzensiz olduğu yerlerde birbirini izleyen düzenli sıralar halinde olmayıp daha çok yuvarlak veya buna yakın tepeler şeklindedir.
Kum kaynağının varlığı, kumul oluşumu için ana unsurdur. Sahil kumullarında bu kaynak doğal plajlardır. Sahil cereyanları ve dalgalar; nehirlerin denize açıldığı yerlerde kara içlerinden nehir aracılığıyla, denize taşınan kumları civardaki alçak sahillere yığarlar. Ayrıca dalgalar da mekanik etkileriyle kıyıları parçalayarak sahillerdeki kum oluşumuna katkı yapmaktadırlar.
Su erozyonu ile taşınan toprak denize ulaştığında, bünyesinde bulunan kumlar, sığ deniz rölyeti içerisinde toplanmaktadır. Eğer dalga hareketleri bu kumları derinlere taşıyamıyorsa, sahil boyunca deniz içerisinde geniş kum depoları oluşmaktadır. Bu kumlar dalgalarla sahile taşınıp kıyıya yığılmaktadır.
Klimatik (rüzgarın şiddeti ve kuraklık), Edafik-Topoğrafik (rüzgarla kolaylıkla sökülebilen materyal ve rüzgar hızını azaltamayan topoğrafik yapı); Vejetatif (yoğun ve etkin bitki örtüsü); Antropojen (insan faktörü; bitkilerin yok edilmesi; tarımsal, rekreasyonel ve yapısal çalışmalar) faktörler kumul oluşumunu etkileyen faktörlerdir.
8333 km. uzunluğundaki sahil şeridimizde bulunan kumullar; kendine özgü flora ve faunasıyla yurdumuz ekosisteminin önemli bir bölümünü oluşturur. Kumullar, ekolojik olarak labil ve dış etkilere karşı çok değerli biyotoplardır. Antropojen etkilerle kolaylıkla harekete geçerek çevrelerine büyük zararlar vermektedir. Kumul vejetasyonunun tahrip edilmesi, yanlış arazi kullanımı ve aşırı otlatma, kumul erozyonunun hızlanmasına ve kumul özelliğinin bozulmasına neden olmaktadır. Biyomühendislik önlemlerle, kumulların stabilize edilmeleri ve ekosistem dengelerinin yeniden tesis edilmesi mümkün olabilmektedir.
Erozyon, yeryüzünde ana kaya üzerindeki toprağın çeşitli etkenlerle aşınıp, taşınmasıdır. Erozyon, tabiatın normal süreci içinde meydana geliyorsa buna normal erozyon denir ve jeolojik oluşumlar içinde cereyan eder. Şayet, insanın tabiattaki toprak-su-bitki arasındaki dengeyi bozucu nitelikteki müdahaleleri sonucu meydana geliyorsa hızlandırılmış erozyon adı verilir.
Erozyon sebeplerine göre şöyle sınıflandırılır:
Su erozyonu,
Rüzgar erozyonu,
Çığ erozyonu,
Kitle hareketleri,
Buzul erozyonu.
SU EROZYONU
Su erozyonu diğer erozyon çeşitleri içerisinde en yaygın ve en etkilisi olduğundan bilhassa yurdumuzda toprak erozyonu denince suların sebep olduğu erozyon akla gelmektedir. Eğimli arazilerde, vejetasyon zayıfladığı veya tamamı yok olduğu zaman yere düşen yağmur damlaları, darbe etkisi ile toprak parçalarını yerinden koparır, parçalar ve yüzeysel akışa geçen yağmur suları bu toprak parçalarını sürükleyerek aşağılara taşırlar. Yüzeysel akış halindeki sular aşağılara indikçe, diğer yüzeysel akış suları ile birleşerek güçlenir ve giderek taşıma gücü artar. Böylece, beraberinde taşıdığı toprak ve iri materyal miktarı çoğalarak, taşkın şeklinde akan ve büyük zararlara sebep olabilen seller meydana gelir.
Su erozyonunun oluşumu dört safhada meydana gelir:
Toprak parçacıklarının yağmur damlası tesiriyle kopması,
Parçacıkların süspanse olması,
Toprağın su ile taşınması,
Su içindeki süspanse halindeki toprağın çökelmesi.
Bahsedilen bu olaylar, tabiatta, ayrı ayrı görülebildiği gibi, genellikle bu hareketler birbiri içine girer, bazen biri, ikisi veya üçü bir arada görülür.
RÜZGAR EROZYONU
Yeterli bitki örtüsü bulunmayan, oldukça düz ve geniş arazilerde, gevşek yapıdaki kuru ve ince bünyeli toprağın şiddetli rüzgarların etkisi ile parçacıklar halinde yerinden oynatılarak toz bulutları şeklinde yer değiştirmesi olayına rüzgar erozyonu denir.
Rüzgarlar belli bir hızın üzerine çıktıkları zaman ilk önce toprak parçalarını yerlerinden oynatırlar. Daha sonra küçük toprak parçalarını toprak yüzeyi üzerinden kaldırırlar. Kalkan bu parçalar rüzgara en hassas olan ince elemanlar ve kumlardır. Rüzgar hızı, toprak üzerindeki ilk birkaç metre yüksekliğe kadar parabolik bir formül dahilinde yükselir, daha sonra bu hız süratle artar. Erozyonun şiddeti de rüzgar hızı ile orantılı olarak artar. 20-25 km/saatlik bir hız, rüzgar erozyonunun başlaması için yeterlidir. Daha sonra erozyon, rüzgar hızının küpü ile orantılı bir şekilde artar.
Rüzgar erozyonunun 3 aşaması vardır:
Hareketin başlaması
Taşınma
Yığılma,
Rüzgar erozyonu genellikle kurak ve yarı kurak iklim şartlarının hüküm sürdüğü yörelerde oluşur. Rüzgar sayesinde verimli topraklar, yerlerinden koparılarak başka yerlere taşınır ve devamlı yığılma sonucu lös toprakları oluşur.
Rüzgarın etkisi ile, yalnızca verimli toprakların kaybı sözkonusu olmaz, aynı zamanda buharlaşmanın hızlanması ile toprak nemliliği de azalır. Ayrıca, şiddetli rüzgarlar bitki büyümesinin yavaşlamasına ve verimin düşmesine sebeb olurlar.
Kumul, Çeşitleri ve Oluşumu
Kumullar, humus ve kil gibi bağlayıcı maddeleri olmayan yada çok az bulunan, temelde kuvartz’dan oluşan gevşek ve uçucu çok küçük (5-30 mm.) ve kuru durumdayken (halde iken) ölü veya diri koruyucu örtü bulunmadığı durumlarda, rüzgar aracılığıyla harekete geçerek taşınan birkaç metrekareden kilometrelerce kareye kadar değişen boyutlarda ve çeşitli şekillerde olabilen kumlardır.
Rüzgar erozyonu sonucunda oluşan uçucu kumların, kökeni deniz ise sahil kumulu (Eksibe); karaların iç kısımlarında jeolojik devirlerden kalma bir göl ve iç deniz birikmesiyle oluşuyor ise kara kumulu (çöl) adını alan 2 kumul çeşidi bulunmaktadır. Kara kumulları probleminin yanında, kıyı kumulları da verimli toprakları kaplayarak problem sahalarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır: su erozyonu ile verimli topraklar aşınıp taşınmakta, rüzgar erozyonunda ise verimli topraklar verimsiz topraklarla kaplanarak erozyonun diğer bir çeşidini oluşturmaktadır.
Kumlar, dalgalar tarafında sahil boyunca sürekli savrularak kıyılara getirilmekte deniz çekildikten sonra da kısa sürede kurumaktadır. Kuruyan kumlar, rüzgarın belli bir hıza ulaşması sonucunda önce en küçük olanlardan başlayıp hakim rüzgar yönünde içerilere doğru hareket ederek, sahil hattına paralel bir biçimde rüzgar hızının parçaları taşımayacak ölçüde azaldığı yerlerde sıralar oluştururlar. Bu sıra halindeki kum tepeleri sürekli olarak ilerlerken, gerilerde denizin yeniden getirdiği kumlar ilerleyenlerin yerini doldurarak yeni sıralar oluştururlar. Hareket halindeki kumullar, hakim rüzgar tarafında meyli az, ters yönde, dik meyilli iki yamaç içerir. Hakim rüzgar, kumları, kumulun meyli az yamacından söküp kaldırarak tepenin gerisine, dik meyilli yamaç yönüne atar. Kumulların şekli rüzgarın esiş yönünün düzensiz olduğu yerlerde birbirini izleyen düzenli sıralar halinde olmayıp daha çok yuvarlak veya buna yakın tepeler şeklindedir.
Kum kaynağının varlığı, kumul oluşumu için ana unsurdur. Sahil kumullarında bu kaynak doğal plajlardır. Sahil cereyanları ve dalgalar; nehirlerin denize açıldığı yerlerde kara içlerinden nehir aracılığıyla, denize taşınan kumları civardaki alçak sahillere yığarlar. Ayrıca dalgalar da mekanik etkileriyle kıyıları parçalayarak sahillerdeki kum oluşumuna katkı yapmaktadırlar.
Su erozyonu ile taşınan toprak denize ulaştığında, bünyesinde bulunan kumlar, sığ deniz rölyeti içerisinde toplanmaktadır. Eğer dalga hareketleri bu kumları derinlere taşıyamıyorsa, sahil boyunca deniz içerisinde geniş kum depoları oluşmaktadır. Bu kumlar dalgalarla sahile taşınıp kıyıya yığılmaktadır.
Klimatik (rüzgarın şiddeti ve kuraklık), Edafik-Topoğrafik (rüzgarla kolaylıkla sökülebilen materyal ve rüzgar hızını azaltamayan topoğrafik yapı); Vejetatif (yoğun ve etkin bitki örtüsü); Antropojen (insan faktörü; bitkilerin yok edilmesi; tarımsal, rekreasyonel ve yapısal çalışmalar) faktörler kumul oluşumunu etkileyen faktörlerdir.
8333 km. uzunluğundaki sahil şeridimizde bulunan kumullar; kendine özgü flora ve faunasıyla yurdumuz ekosisteminin önemli bir bölümünü oluşturur. Kumullar, ekolojik olarak labil ve dış etkilere karşı çok değerli biyotoplardır. Antropojen etkilerle kolaylıkla harekete geçerek çevrelerine büyük zararlar vermektedir. Kumul vejetasyonunun tahrip edilmesi, yanlış arazi kullanımı ve aşırı otlatma, kumul erozyonunun hızlanmasına ve kumul özelliğinin bozulmasına neden olmaktadır. Biyomühendislik önlemlerle, kumulların stabilize edilmeleri ve ekosistem dengelerinin yeniden tesis edilmesi mümkün olabilmektedir.


Comment