fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Topraklara gereken ilgi gösterilemiyor.

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Topraklara gereken ilgi gösterilemiyor.



    Alıntı. nevin

    Benim aklıma takılan ve öğrenmek istediğim bir husus var: Tarım yapanlar toprağı çeşitli malzemelerle işleyerek,sürerek, gübreleyerek toprağın tarım yapılan kısmını daha da kalınlaştırıp güçlendirmeye çalışıyorlar.

    Sevgili nevin,Yapılan bu işlemler sanıldığı kadar toprak yapısını güçlendirmediği, aksine bilenen bu topraklar her türlü erezyon şartlarına karşı güçsüz duruma getirilmesiylede rüzgarlarla savrulup kuytu bölgelerdeki dere çataklarına oradanda yağmur sularının ününe katılarak dereler içinde denizlere taşınmaktadır.

    Tarım için toprak işlemesi tek yönlü yapıla geldiğinden dolayı humus değeri kazanmış topraklar hep bu şekilde kaybedilerek bütünüyle bu şekilde çoraklaşmaktadır, sonuçta işlenen toprak daima kısa yoldan kaybedilmektedir.

    Zaten onu tek koruyacak olan yabani otlarıda, kimyasal kullanarak yok ederken de toprakların içeriği kimyasallarla zehirlenmektedir.

    Toprağın katmanlaşması ile içeriğinin yapısıda hem organik yapısı bakımından hemde mikro organizma bakımından farklılık arz ettiğinden, insan oğlu toprak kazanma uğruna bu katmanları bozarak karıştırma cürretiyle de daha büyük olumsuzluklar ortaya çıkmaktadır.

    Bu durumu size ufak bir örnekle açıklama gerekirse tuzla şekerin karışmasına benzeterek nasıl bir tuzlu şekerli bir madde elde ediyorsak aynı şekilde toprak yapısının A-B katmanlarının karışması ilede ne idiği belli olmayan bir toprak yapısı ortaya çıkmaktadır.

    Bu oluşumun tarım toprağı durumuna gelmeden önce toprak içi canlıların düzeninin sağlanması gerekmektedir, bilindiği üzere toprağın alt katmanlarında oksijen alımı yetersizliği ile havasız mikro organizmaların yaşam alanları olması, toprağın alt üst edilme esnasında buraya üst katmanlardan oksijenli yaşam içindeki mikro organizmaların gelmesiyle yaşam alanlarıda alt üst edilen bu katmanlardaki mikro organizma populasyonları büyük bir yıkıma uğramakta olduğundan toprakta canlılığını yitirdiğinden topraklarda zaten kıt miktarlardaki organik madde oranları tamamen işlevsiz kalmaktadır.

    Sevgili nevin, sizin sorunuzun içeriğindeki gibi, toprağı işleyenler, her türlü organik mineral, gübre,mikro organizma,malçlama ve yeşil gübrelemeyle güçlendirmeyi amaçlamış olsalar dahi bu böyle tecellietmediği muhakak, çünkü sebebine gelince, hasatla koyduklarından fazlasını kaldırdıkları gibi, toprak içi canlıların yaşamları için gerekli organik maddenin azaldığı bilinmektedir, her geçen yıl organik madde içeriği, yapılan tahlilleri ile sabit görülmektedir

    Bu açıklamlarda belirtilmeyen erezyon kayıpları ilede topraklar, birakın organik maddece zenginleşmeyi tarım toprakları olmaktan çıkmaktadır.

    Bu son bölümde açıklama beklediğiniz konular, alıntılanan mesajınız içinde karşılık gelecek cevaplar içermektedir, bu konularda daha ayrıntılı açıklamalar beklentisi içine girerseniz, sorularınızı bekliyorum.

    Ayrıcı bu konulara ilgi duyarak gösterdiğiniz paylaşımlarınız için size şükranlarımı sunarım, sevgiler saygılar hep sizinle olsun.
    Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.
  • Fidanligi.com

  • #2
    Arkadaşlar ...Özellikle evlerinin önünde bağ,bahçesi olanlar vede en önemlisi:Başta belediyeler olmak üzere kamu-kurum ve tarımla ilgilenen herkes!!!! BUgün herkesin evinde çöp çıkmakta,bu çöplerin büyük kısmı meyve,sebze kabukları gibi değerlendirilecek atıklar.Ortalama her evden günlük en az 5 kg atık atılıyor.Bunu hanelere vuralım.Benim memleketimde 20.000 konut var 20.000X5=100.000kg çöp eder.Bunun 1/4 ü gübre olarak dönüşüme uğrasa; TOPLAM:25.000 hazır organik gübre.İşte sana vilayetinin kullanacağı gübre....Eğer bunu 365'le çarparsak yığınla gübre.Hesaba bak,hesaba...Bizde dışardan parayla gübre alıyoruz.Paralar boşa gidiyor!!!!!.Üstelik topraklarımız kimyasallarla zehirleniyor.Cabası var;Bir sürü yapraklar,ot yığınları vs,vs.

    Comment


    • #3
      Ülkemizde;
      1- Kimyevi gübrelerin bilinçsiz kullanımı
      2- Münavebe sisteminin tam uygulanmaması
      3-Gereksiz anız yakımı

      Gibi nedenlerden dolayı topraklarda organik madde kalmadı. Organik maddece yoksun olan topraklarda verim düşüklüğü ve erozyona maruz kalması kaçınılmaz sonucu doğurmakta.
      .

      Comment


      • #4
        Toprak dostlarıma en iyi dileklerimle.

        Toprakların organik değerlerini bilenlere ve katkı sağlıyanlara tüm samimiyetimle şükranlarımı sunarım.

        TABİATCI Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
        Arkadaşlar ...Özellikle evlerinin önünde bağ,bahçesi olanlar vede en önemlisi:Başta belediyeler olmak üzere kamu-kurum ve tarımla ilgilenen herkes!!!!
        Bu yapılan çağrıya kulak vermesini istyerek topraklara organik madde kazandırmaya her doğa severim diyeni hizmete çağırıyorum.

        TABİATCI Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
        Bugün herkesin evinde çöp çıkmakta,bu çöplerin büyük kısmı meyve,sebze kabukları gibi değerlendirilecek atıklar.

        Evet arkadaşlar bu organik atıkları çöp olmaktan kurtaralım, tekrar toprağa geri kazandıralım, şayet bu imkanlarımız yoksa olan arkadaşlarımızı gözeterek birliktelik içinde olarak bu işi beraber yapmanın onuru paylaşalım, hem çöp olmaktan kurtardığımız gibi hemde çevremizin daha yeşil daha insanca yaşanılır olmasına hizmet ederken milli ekonomimize de kaynak sağlarken bu atıkların tarım için kaynak yaratmış olacağımız onuru yaşayalım.

        Arkadaşlar yaşamımıza bir sürü hobiler hakim olarak zamanlarımızı harcıyoruz, organik atıklarıda değerlendirmek için hobi alışkanlıklarımıza katarak, boş geçen zamanlarımız değer kazanmış olacaktır.


        Bu yönde çalışmalar içinde olan tüm arkadaşlarımı candan kutluyarak şükranlarımı sunarım.
        Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

        Comment


        • #5
          Topraklarda GDO kirlenmesinde. DDT daha masum görünüyor.

          DTT İn marifetlerinde GDa yu tanımamız için büyük deliller var, tabii anlayanlar için bir öneri. GDO yu anlamak istiyorsak DTT gerçeği bize ışık olacaktır.




          ubeyd Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
          Kadir Bey; Çevre temizliği ve çevrenin korunması ile ilgili gösterdiğiniz hassasiyeti tebrik ve takdir ediyorum. Ancak GDO hakkında dünyada henüz zararı kesin olarak Ispatlanamamıştır.

          Sayın ubeyd Arkadaşım, Organik atıkların değerlendirme çalışmaları içindeki çevreye gösterdiğim hassasiyetim. takdirlerinizle taltif etmeniz benim için bir onur kaynağı arz etsede, bu benin insanlığımın asaletindendir.


          Konu başlığına getirdiğiniz açıklamalar içinde GDO nun üzerinde konuşacaksak bu başlığın konusu içinde olmaması gereğine inandığım için sizi bu konuda ikna edecek bilgilerin bu konu başlığı içinde açıklanarak forumlarada bilgi kirliliği yaratmamış olacağım.


          Arkadaşım bir konuda tutarlı görüşler açıklanarakta, dışardan hakem aramamıza veya bilirkişilere gerek kalmadan konu üzerinde sağlıklı bilgiler verilerek kitleleri bilgilendirebiliriz, Gdo'nun fayda ve zararlarını ortaya koyarken, dayatma içinde olmadan temiz kanaatler oluşturabiliriz.


          Arkadaşım sizinle başka bir başlıkta yazışırken kendimin üzerinden bazı açıklamalarla bilgilerimi paylaşırken çevreci ve doğa dostu çalışmalar ve araştırmalar içinde olduğumu belirtmiştim, yeterli olması bakımında bazı ilavelerle bu bilgilermi biraz daha açarak, mesleki bakımından elektronikçi olmama rağmen, çevre üzerine çalışmalarım da bir karıyer sahibi olmadığımı da belirterek, çalışmalarımın geldiği bu noktanın yoğun ve öz verili bir çalışmanın sonuçları olduğunu da belirtmek isterim.


          GDO konusu gündeme gelmeden, olayların gerisine giderek 1945 lerde yeşil devrim olarak tarihe geçen kimyasal gübre ve zehirlerin kullanım ile DTT 'in de gündeme gelişi ile tamamlanmış olan bu çarpık teknoloji ile tarımda bir 10-15 yıl kadar üretim artışı görülmüş olmasına karşın, doğaya ve çevreye ters düşen üretimin sonun geldiği ancak bu kimyasal girdilerin ne kadar arttırılırsa artacağı düşünceside iflas etmiş, tekrar doğaya zarar vermiyen teknolojilere dönüldüğünde iş işten geçtiği anlaşıldığında çok geç olmuştu.


          Çünkü kullanılan kimyasallar toprakların organik içeriğini tamamen yok etmişti, çalışmalar içinde tekrar toprağın organik değerleri arttıma çalışmaları içinde uzun yıllar geçmiş olmasına karşın 15-20 yıda kullanılan kimyasalların toprakları bozan etkileri topraktan kaldırılamıyordu, Bilimin ortaya koyduğu yeşil devrim kabusa dönmüş, beslenmeye çare bulunamadığı gibi insanlık yanlış beslenmeye bağlı olarak önü alınamayan sağlık sorunları ile yaşama mahkum edilmişti.


          Yeşil devrim içinde yıldızı parlayan DTT bu gün çevrenin kirleticiliğini hala sürdürdüğünü toprak analizleriyle ortaya konmaktadır, 50-60 yıldır topraklarda kirliliğini sürdüren bu basit kimyasalın GDO'nun yanın masum kaldığını söyleyen bilim çevreleri GDO için biyoteknolojinin yarattığı canavar derken de yaptıkları açıklmalar da insanlığı yaşayacağı kabusları şu şekilde tarif ediyorlar.


          GDO lu yemlerle sadece hayvanlar beslenmesi halinde, zararlarını ve olumsuzluklarını tarif etmede zorlandıklarını belirterek, hayvanların sindirim sistemi içinde G D O yu parçalıyacak enzimin ne olacağının bilinmediğinden, sindirilemiyen bu organizmalar hayvanın dışkıları ile tekrar doğaya bırakıldığında esas korkunuç oluşumların bundan sonra başlıyacağı endişlerini yaşadıkları belirtirken, DTT gerçeğindeki olumsuzlukların çok daha masum kalacağını belirtmekten geri kalmıyorlar.




          Evet arkadaşım ubeyd, bu açıklamalar Hakemli dergi yazı olarak size bilim uygulamaları içindeki yeşil devrim ve DTT gerçeği ile sunuyorum, idrakın içinde oluşan kanaat seni doğru anlamaya götürecektir, kal sağlıcakla Saygılarımla.
          Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

          Comment


          • #6
            Topraksız tarım neden düşünülüyor.

            Arkadaşlar mevcut topraklarının suyumu çıktıda, tarımsal ilgi alanlarınız değişyor, insan beslenmesinin genleri toprağa dayalı beslenme yapılanması içinde olduğundan bu uygulamada bırak tarım yapmayı, balık yetiştirmeninde doğallığını da tartışmamız gerekmektedir.

            Bu çalışmalar bence insanın kültre alma çılgınlığının bir yansıması ile sağlıklı beslenmede masumca genetiği ile oynamadan başka bir şey değildir.

            Ben bir toprak sever olduğumdan bu uygulamaları kabul etmiyorum, ama her görüş tartışmaya açık olarak sorgulanırsa, hobi ile ticari anlamdaki gerçeler bize göre hangisi içinde olacağımızıda belirliyecektir.
            Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

            Comment


            • #7
              Şİmdi..Bazı hadiseleri, bilgileri iyice değerlendirelim birbirine karıştırmıyalım.Evvelen insanımız GDO ile Hibrit'i karıştırıyor.Topraksız tarımdan pek çok insanımız ekmek yiyor.Dünya bu konuda epeyce ileride,bizimde bu konuda geri kalmamız uygun değildir.Lakin;Topraksız tarım yapılan mekanların yerlerinin tarım arazilerinin yerinde kurulması,bitkide kalıntı bırakacak şekilde zirai ilaç kullanılması ve insan sağlına zarar verecek şekilde ürün yetiştirilmesine karşıyım.Bu konuda ilgili kurum,kuruluş ve kişilerin konuya hassas davranılması gerektiği bilincinin gerekliliği mutlaka şart.

              Comment


              • #8
                Toprak bizim gerçek anamız, aslımız ondan gelmektedir.

                Önce toprak diyerek toprağımızı sevelim koruyalım ona küsmiyelim ve onuda küstürmiyelim.


                TABİATCI Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                Şİmdi..Bazı hadiseleri, bilgileri iyice değerlendirelim birbirine karıştırmıyalım.Evvelen insanımız GDO ile Hibrit'i karıştırıyor.

                Arkadaşım TABİATCI; İnsanımızın davranış ve düşüncesi üstünde konuşacaksak, öncelikle şunu belirtmek istiyorum bir konu üstünde bile tartışma becerisi gösteremeyip, konuyu açıklamakta tali yollara saparken hep polemikler içinde özden uzaklaşılmakta sonuçta konun dışına çıkılarak , boş tartışmalarla sayfalar doldurularak, forumlar bilgi kirliliği içinde kalmakta, forum yöneticileride bilgi paylaşımlarını dözene sokmada düzenlemelere gitselerde, karışıklıklar sürüp gidiyor.

                Arkadaşım öze gelerek konu başlığı içindeki tartışmalarımız öncelikle topraklara gereken ilginin ortaya konması olmalıdır, başlıkta bu ilgi konusu içinden çıkardığım sonuca göre toprağın yerine geçecek topraksız tarımda suyu kullanmanın gereğine inanan insanlar, bilsinlerki toprağın üretimdeki yerini inkar edecek anlayışa varmışlarsa bir gün suyun üstünde aynı kanaatı de ortaya koyacaklardır.

                Senin düşüncene göre GDO ve hibrit konusun temeli üretimi sağlamada yaşanan olumsuzlukların sebebi yanlış yerlerde aranıyor, çünkü bütün görüş sahiplerinin birleştiği nokta toprakların organik özelliğinin dibe vurduğudur, öncelikle yapılması gerekenler bu yapıyı düzeltmeden önce çare aramak bence abesle iştigal etmektir.


                TABİATCI Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                Topraksız tarımdan pek çok insanımız ekmek yiyor.Dünya bu konuda epeyce ileride,bizimde bu konuda geri kalmamız uygun değildir.

                Açıklamalarınıza karşı çıktığım noktayı vurgulamam gerekirse, bu çalışmalar içinde üretilen sebze ve meyvelerin insanları sağlıklı beslemede uygunluğu tartışılabilirsede, konuyu daha geniş platforumlara taşıyacağından, içine girmeden bazı konuları açıklama gereği duymaktayım, bu tarz içinde üretilen sebzeler asıl tatlarından uzaklaştığı herkesce bilinen gerçek olmasına rağmen, insanın genetik yapısında yaratacağı olumsuzlukları şimdiden kestirmek güç, toprakla su arasındaki kültür farkına bir açıklama ile yorum getirmek istiyorum, balık bilindiği üzere suda yaşıyan bir canlı olmasına karşın, tatlı suda yetişen balıkla tuzlu suda yetişen balığın fakları ne ise, insanın kültür çalışmalarındaki yetiştirilen balıklarında benzerlikleri bir olurmu.

                Burada açıklamaya çalıştığım nokta yetiştirme ortamına bağlı değişen özelliklerin bizim ihtiyaçlarımıza ne kadar yarayacağı yönündedir, Arkadaşlar bu mesaj içindeki açıklamalarımın hedefi topraklara gereken ilgiyi gösterek, saplantılara düşerek model arayışına girmeden yetiştireceğimiz bitkisel üretimlerimizi gerçekleştirmenin toprağa küsmeden gerçekleşeceğine olan inancımıda vurgulamak istedim, sevgiyle selamlarım.
                Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

                Comment


                • #9
                  Sn ERAY:İnsanoğlu topraktan gelip,toprağa gark olacaktır.Yani;Toprağın bağrında yatacaktır.Lakin;bağrında yatacağı,her türlü besin ihtiyacını karşılayacağı toprağa hor bakmakta,kıymetini bilememektedir.Bu konuda merhum Aşık Veysel'in "Benim sadık yarim kara topraktır" türküsü manidardır.Ayrıca;bu toprakları biz bedeva almadık şehit kanlarıyla sulanan atalarımızdan miras kaldı.Yarin ebedi alemde"Niye emanetinize iyi bakmadınız" derlerse ne diyelim?.Diğer yandan;bir TV kanalının"Toprağa küsmeyelim,Toprağı küstürmeyelim" Logosu ne kadar manidar.Bizlere düşen bu konuları ailemize,çevremize,insanımıza ve tüm insanlığa işin doğrusunu izah etmeye çalışmak.pek çok nedenlerden dolayı Akdeniz bölgesinde bulundum.Burada az bir kaya parçasının üzerine toprak taşıyıp,dağın üst kenarlarında zeytin,yada narenciye yetiştiren insanımıza rast geldim.Bu takdire şayan insanımıza dua etdim.Diğer yandan;bomboş yatan Konya Ovasını gördükçe hayıflandım.Bizim Konya vilayetimiz kadar olan Hollanda'nın Dünyanın en zengin ülkesi olmasına gıpta edip,acaba bizim bunlardan eksiğimiz ne?,deyip üzüldüm.BU konuda topraklarımıza her türlü emeği verenlere selamlar,saygılar ve dualar...

                  Comment


                  • #10
                    Topraklarımıza hakkını nasıl ödeyeceğiz, hiç bileniniz varmı.

                    Cehaletimiz bizi kurtaracakmı yaradanın gazabından.



                    ubeyd Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                    Ülkemizde;
                    1- Kimyevi gübrelerin bilinçsiz kullanımı
                    İnsanımız kırsaldaki yaşamda bilinçlendirme konusunda, yanlız kalmışlığı geçmişlere dayanıyor, osmanlı döneminde balkanlarda hırıstiyan tebaya papazlar tarım ve topraklar konusunda eğitici vaazlar verdiğinde toprak gübreleme, suni dölleme aşılama gibi konularda halk bilgilendiriliyordu, müslüman halk bunlardan yoksun olarak sadece uhrevi bilgiler verilmekte olduğu birçok bilgilere hırıstiyan tebadan öğrenmeleri yörekleri acısı olduğunu tarihi kaynaklardan öğrenmekteyiz.

                    Hatta bu kaynaklar osmanlıların rumeliden atılmalarının sebebleri olarak toprağına sahip olamanın nedenlerini sadece ordunun çekilmesinin güçsüzlüğüne bağlamamakta, osmanlıların toprak sevgilerinin toprağı gerçekten sevmediğinide yorumlamaktadırlar.

                    Daha sonraları büyük önder ATATÜRK'ün sofyaya ateşe milter olarak gittiğinde bu bölgelerde yaptığı teftişlerde aynı kanaatler edinerek raporlarında belirtmiş, Daha sonrada büyük nutkunda söylediği gibi hayretle belirterek, balkanlardaki bu geri kalmışlıkla nasıl oluyorda bu ülkeler bizi balkanlardan çıkarttıktan sonra rumeliden atamamalarınıda kendi aralarındaki çelişkiden dolayı rumelinin bizim elimizde kaldığını vurgalamıştır.

                    ubeyd Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                    2- Münavebe sisteminin tam uygulanmaması
                    Arkadaşımız ubeyd'in Topraklarımıza münavebe(Rotasyon uygulama) uygulanmamasına benim şahsen getirdiğim güzel bir yorumlamam olacak Osmanlıdan bu yana insanımızı bilinçlendirme konularına gidilmemiş, sadece dinsel bilgiler verilerek, hata bu konuda da ileri gidiler kur'an derslerine ağırlık verilerek bu kursların yaygılaştırılmasına gidilmiş akabinde kırsal insanımızın yanında şehirlerdede halk eğitim merkezlerine önem verilmeden bu kurslar buralardada yaygılaştırılarak tek yönlü bilgilerle insanımız geri bıraktırılarak, Feodal yapının korunması sağlanarak çağdaş uygarlığı yabancılardan ithal ederek bir başka çelişkiler yaratılmış olmaktadır.

                    Kırsal insanımız toprağa körü körüne bağlanmanın sonucu olarak toprak bigisi edinmeden babadan oğula geçen kulaktan duyma bilgilerle insanımız toprak mücedelesini gelişen teknolojinin makinaları ile sürdürmesine karşın toprağı kullanmaktaki bilgi yetersizliğinin göstergesi olarak, toprağın çoraklaşmasını durduramayıp, şehirleşmenin özentisine sokulan insanlarımız şehirlerdede kültürel yozlaşma ile kırsallığığını da kaybetmiş olmaktadır.


                    ubeyd Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                    3-Gereksiz anız yakımı

                    Her nekadar dinsel öğretiler ile cehennemi vurgulayan vaazlar verilsede Ateşin yakıcı gücü anlatılamamış, olduğu bu açıklama çok bariz ortaya koysada, insanımıza gerçek şuurla bilgilendirme yapılamadığından, insanımız Anız ve orman yangıları ile cehenmi dünyada inşaa ettiklerinin farkına varamamışlar, güzel topraklarımızı yakmanın şuruna varamadan, hep yarada şirin görünmenin ötesinde insanımıza bilgi vermeyenleri dilerimki yaradan bunları cehennemi ile ödülendirdiğinde toprak sevgisinin ateş sevgisiyle mukayesesi de öğrenmiş olacaklardır.

                    ubeyd Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
                    Gibi nedenlerden dolayı topraklarda organik madde kalmadı. Organik maddece yoksun olan topraklarda verim düşüklüğü ve erozyona maruz kalması kaçınılmaz sonucu doğurmakta..

                    Arkadaşımız ubeyd'in bu son pargrafının yorumu sizlere bırakırken, Bu mesaja getirdiğim yorumu bir örnekle bağlıyarak bütün insanlarımıza bu ibret olan konya toprakları kadar bir ülke hollandanın geldiği çağdaş medeniyetinin ölçüsü olarak bizlere yakışıyormu bir müslüman ülke olarak geri kalmışlığımız, bunun hesabını yarada nasıl vereceğiz, ötesini siz düşünün, mesajım içindeki açıklamalarımda sürçü lisan ederek hata yaptı isem affola, niyetim sizleri bilgilendirmek adına sevgilerimle esenlikler içinde olasınız.
                    Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

                    Comment


                    • #11
                      Ahır gübreleri bundan böyle masumluklarını yitirmiş olmaktadırlar

                      Topraklara gübre atacağız diyerek kirlilik yaratılmaktadır, kimyasal gübrelerden bahsettiğimi zannetmeyiniz ahır gübreleri ve diğer kanatlı gübreleri masumiyetleri üzerinde şüpheler her geçen gün artmaktadır, buna sebeb besicilikte kullanılan rasyonlar hazırlanırken doğal besiciliğe uymayan katkı maddeler ve koruyu maddeler olarak antibiyotikler katıldığını düşünürken şimdide karşımıza doğal besinmiş gibi balık unu tavuk tüylerinin öğütülerek katılması ile bu hayvanların sağlıklı yaşamları için gerekli ilaçlar ve antibiyotiklerin her türlü dişkı ve atıkları da kirlenmesiye ahır gübreleri ve kanatlı gübrelerinin içerikleri kimyasallarla kirlenmiş olmaktadır.

                      Bu güberelerin topraklara sürekli kullanılmasıyla topraklarda kimyasal atıklar birikerek doğal gübreleme içinde kirlilik artmaktadır.
                      Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

                      Comment


                      • #12
                        Topraklara uygulacağımız gübreleri en iyi toprak şartlandırıcılığı sağlamalıyız.

                        Topraklarımızda yetiştireceğimiz bitkilerimizi ve topraklarımıza sağlıyacağımız destekler içersinde çeşitli gübreleri çeşitli yöntemler içersinde topraklarımıza uygulamalar içersinde bir çok olumsuzluklar yapmaktayız, ben bu konuyu çeşitli başlıklarda kompostlanarak bu gübrelerin kullanılmasını önermiş olmama rağmen arkadaşlarımın son yazılan mesajlarından anlıyorum ki ister ahır gübreleri olsun isterse diğer kanatlı gübreleri olsun bunların direk kullanımları içinde taze veya yanmış olmaları üzerinde çeşitli uygulamalardan bahisle konuya vakıf arkadaşlarında yaptıkları önerilerde yanlış yönlendirmeler içersine girdiklerini müşahade etmiş bulunmaktayım.

                        Bu sebepten ötürü Gübrelemeler konusu içinde kanatlı gübrelerin sulandırılarak şerbet olarak verilmesinde bu gübrelerin olumsuzluklarından kurtulacağı düşüncelerine girmelerini uygun görmediğimi belirtirken, endişerimin kaynağı olan bilgilerimi sizlerle paylaşırken haklılığımı ortaya koymuş olacağım, şerbet yaparak sulandırdığımız bu gübrelerin ph larının uygunluğu sağlandığı farz edilmektedir, bir ph metre ile kontrol edilerek kanaatimiz sağlansa bile bu olay iyi bir toprak şartlandırıcılığı sağlanamaz.

                        Gübreyi sulandırarak tatbik etmemiz bitkilerimizin su rejimi üzerindeki olumsuz etkilerinide hesap etmemiz gerekmektedir, gübrenin yakıcılığından kurtulacağız derken bitkilerimizin su rejimini bozduğumuzu bilenlerimizin fazla olduğuna inanmıyorum, sonuçta yağmurdan kaçarken doluya tutulma gibi düşünebiliriz.

                        Yetiştireceğimiz bitkilerimizin toprak isteklerini göz önünde bulundurarak topraklarımıza yapacağımız ilavelerin öncelikle iyi bir toprak şartlandırıcılığı sağlamasına özen göstererek bitkilerimizin sağlıklı toprak üzerinde sağlıklı yetişmelerini sağlıyabilelim.
                        Last edited by ERAY-Kadir; 04.05.12, 07:55.
                        Yaşamın şifreleri topraklarda saklıdır.

                        Comment

                        Working...
                        X