fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

önemli tahıl virüs hastalıkları

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • önemli tahıl virüs hastalıkları

    ÖNEMLİ TAHIL VİRÜS HASTALIKLARI


    ARPA SARI CÜCELİK VİRÜSÜ


    Yurdumuzda tahıllarda görülen en önemli virüs hastalıklarından birisidir. İsmi arpa sarı cücelik virüsü olmasına rağmen arpadan başka buğday, yulaf, triticale, mısır ve çeltikte de hastalık yapan bir virüstür.


    Belirtisi: Hastalığın belirtileri en iyi arpa ve yulafta görülür. Buğdaydaki belirtileri daha hafiftir. Yapraklarda sararma ve kırmızılığa neden olur. Bitkiler cüceleşir. Yapraklar kalınlaşır ve yukarıya doğru dik bir hal alır. Başak oluşumu gerçekleşmez.


    Nasıl bulaşır


    Virüs 20’den fazla yaprak biti türü ile yayılır. Bu hastalığın yaygınlığı vektörü olan yaprak bitlerinin populasyonu ile doğru orantılıdır.


    BUĞDAY ÇİZGİ MOZAİK VİRÜSÜ


    Yurdumuzda tahıllarda görülen önemli virüs hastalıklarından birisi buğday çizgi mozaik virüsüdür. Bu virüs de buğdaydan başka mısır ve darıda da hastalık yapar.

    Belirtisi: Hastalığın en önemli belirtileri yapraklarda yeşil sarı çizgiler oluşturması ve cücelik oluşturmasıdır. Çizgiler birbirine paraleldir ancak devamlı değil genelde kesik kesiktir. Bazen de yapraklarda hafif mozaik ve sararmalar görülür. Daha sonra yapraklar kahverengileşir. Başak oluşumu gerçekleşmez.

    Nasıl bulaşır


    Virüs akarla taşınarak tahıl alanlarına yayılır. Bu hastalığın yaygınlığı vektörü olan akarların populasyonu ile orantılıdır.


    ÖNEMLİ ENDÜSTRİ ve YEM BİTKİLERİ VİRÜS
    HASTALIKLARI


    PATATES VİRÜS HASTALIKLARI


    Ülkemizde patateslerde bulunan 4-5 tane önemli virüs hastalığı vardır. Bunlar arasında en önemlileri patates X, patates Y, patates A ve patates yaprak kıvrılma virüsleridir. Bunlardan ilk üçü bir arada bulundukları zaman çok daha şiddetli hastalıklara yol açarlar.

    Patates X virüsünün patateste sebep olduğu hastalık Patates Latent Virüs Hastalığı olarak da bilinir. Yani virüs bir çok çeşitte belirti oluşturmaz. Zararı daha çok diğer virüslerle beraber patateste bulunduğu zaman artar.


    Patates Y virüsünün patateste sebep olduğu hastalık şiddetli mozaik ve çizgi hastalığı olarak bilinir. Verim kaybı şartlar uygun olduğunda % 80’e kadar çıkar. Bu yapraklarda mozaik, nekrotik leke ve çizgiler oluşturur. Yapraklar gövdeye yapışır. Boğum aralarında kısalma ve yaprak sayısında azalma ve şiddetli deformasyon sonucunda ölüm görülür.


    Patates A virüsünün patateste sebep olduğu hastalık hafif mozaik olarak bilinir. Bu virüs ile bulaşık patates yapraklarında normalden daha koyu ya da sarı renk değişimi, mozaik ve beneklere, parlaklık ve hafif buruşukluk, yaprak kenarlarında dalgalanma, gövdelerde ise burkulma görülür. Bu hastalık ile bulaşık patateslerde % 40’a varan verim kayıpları görülür.


    Patates yaprak kıvrılma virüsü genç yapraklarda sararma ve yukarı doğru kıvrılma, yaşlı yapraklarda kıvrılma ve sarımsı ve pembemsi renk değişimi meydana getirir. Bulaşık bitkilerde daha sonra ölüm, gövdelerde; yumruya yakın yerlerde kahverengileşmeler, yumrularda, ağ nekrozu görülür. Yumrulardaki bu belirtiler depolama sırasında iyice artabilir. Bulaşık bitkiler sağlıklılara göre daha bodur ve yukarıya doğru gelişir. Bu hastalığa yakalanmış bitkilerde % 50-80’e varan verim kayıpları görülür. Patates virüs hastalıklarının belirtileri yüksek sıcaklıklarda maskelenebilir


    ÖNEMLİ YEM BİTKİLERİ VİRÜS HASTALIKLARI


    Yurdumuzda yem bitkilerinde görülen en önemli virüs hastalığı yonca mozaik virüsüdür. Bu virüs yoncanın yanında diğer yem bitkilerinde hastalık yaptığı gibi fasulye, nohut, bezelye, börülce, soya, gibi baklagillerde, domates, biber, marul, kereviz, patates, tütün gibi sebze ve endüstri bitkilerinde önemli hastalıklara yol açar. Aynı zamanda bu virüs bazı meyvelerde de saptanmıştır.


    Belirtisi: Hastalığın belirtileri en iyi ilkbahar ve sonbahar aylarında görülür. İlk belirtiler de genç yapraklarda sarı ve yeşil mozaik şeklinde görülür. Hastalık ilerledikçe sararma, buruşukluk ve rozetleşme gibi belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Genel belirtileri şöyle özetlenebilir. Yapraklarda yeşilimsi-sarı lekelenmeyi takiben sararma, yapraklarda katlanma ve düzensiz şekil oluşumu, bitkilerde yıldan yıla hastalığın genel belirtileridir. Soğuk geçen bahar aylarında belirtileri çok daha şiddetli olur. Sıcak geçen yaz aylarında da belirtileri maskelenir. (Şekil ). Virüs tohum, yeşil ve kuru üründe direkt olarak büyük oranda azalmaya neden olmaz. Ancak bitkiler zayıfladığı için diğer enfeksiyonlara ve uygun olmayan koşullara çok hassas olurlar.


    Nasıl bulaşır


    Virüs yaprak bitleri ve mekanik olarak taşınır. Bu hastalığın yaygınlığı vektörü olan yaprak bitlerinin populasyonu ile orantılıdır. Yonca tohumuyla %50 oranında taşınır.




    VİRÜS HASTALIKLARI İLE NASIL MÜCADELE EDİLİR


    Herhangi bir virüs hastalığı bitkilere bulaşmış ise hiçbir tedavi şekli yoktur. Bu yüzden virüsler ile mücadelede koruyucu tedbirler önemlidir. Yani;

    Hastalıklı bitkilerden tohum, yumru, fide ve fidan gibi üretim materyalleri alınmamalı, temiz olduğu düşünülen bitkilerden üretim materyali alınmalı ya da sertifikalı üretim materyali kullanılmalıdır.

    Şüpheli görülen bitkiler derhal sökülüp imha edilmelidir.

    Hastalıklı bitkilere dokunduktan sonra eller bol sabun ve su ile yıkanmalıdır.

    Virüs hastalıklarına karşı varsa dayanıklı çeşit kullanılmalıdır.

    Tarla yabancı otlardan temizlenmelidir.

    Yabancı otlar ve emici böceklere karşı mücadele yapılması virüs hastalıklarının yayılışını önlemesi açısından önemlidir.


    Koruyucu tedbirlere gerekli ihtimam gösterilmezse virüs hastalıklarının kontrolü güçleşir.

    FİZYOLOJİK HASTALIKLAR

    Bitki hastalıkları; bitkilerde uygun olmayan çevre yada mikrop diye adlandırılan canlı organizmalar tarafından bitkinin normal yapısında yada fizyolojik işlemlerde ortaya çıkan bozulmalardır. Bitkilerde uygun olmayan çevre koşullarından kaynaklanan cansız hastalık etmenleri tarafından oluşturulan hastalıklara ’’fizyolojik yada abiyotik hastalıklar ‘’denir.


    Bitkilerde fizyolojik hastalıklara yol açan cansız hastalık nedenlerini başlıca 4 grup altında toplamak mümkündür:


    1.İklim koşulları (sıcaklık,ışık, rüzgar, nem ve yağışlar)


    2.Toprak özellikleri (toprağın nemi, fiziksel yapısı, kimyasal yapısı, toprak reaksiyonu ve toprağın pH’sı)


    3.İşletme tekniği (mekanik zararlanmalar, pestisitlerin yanlış kullanımı, yetiştiricilik işlemlerinin yanlış uygulanması vb.)


    4.Çevre kirleticiler (çevre kirliliği, egzoz gazları, fabrika atık ve artıkları, çöpler vb.)


    İKLİM KOŞULLARI

    Bitkilerin yetişme süresi içinde uygun olmayan sıcaklık, yağış, ışık ve rüzgar doğrudan veya dolaylı olarak bitki gelişimini olumsuz etkilemektedir.




    Sıcaklık

    Sıcaklık bitkilerin dünya üzerindeki yayılma ve gelişmelerini birinci derecede sınırlar ve bitkideki tüm fizyolojik olayları etkiler. Doğada birçok bitki yüksek sıcaklıklarda düşük sıcaklıklara göre daha fazla zarar görmektedir. Yüksek sıcaklıklarda bitkide genel bir solgunluk ve ileri dönemlerde yaprak dökümü ve yanıklık şeklinde hastalık belirtileri görülür. Elma, kiraz üzüm, nar gibi meyvelerde güneş yanığı zararına sık rastlanmaktadır.


    Düşük sıcaklık etkisi ise bitkide üşüme ve donma şeklinde görülür. Üşüme zararında; yaprak üste doğru kıvrılır ve bazen yaprak üst yüzeyinde beyazımsı çizgiler oluşur. Bu sıcaklıklarda döllenme olmaması sonucu yaprak, meyve dökümü, buğdaygillerde kör başak oluşumu ortaya çıkar.


    Don zararı bitkilerde değişik belirtiler oluşturur. Yeni yapraklar, otsu bitki kısımları pörsür, sulu saydam bir görünüm alırlar. Renkleri koyulaşır ve kurur. Meyve ağaçlarında yaralar ve nekrozlar meydana gelir. Odunsu bitkilerde kabuktaki su kaybı odun kısmından daha fazla olduğu için kabuk büzülür ve parçalanır. Böylece don çatlakları ve don plakları oluşur. Düşük sıcaklıklar üründe azalmaya yol açar. Dona bağlı olarak bitkilerde gözler, çiçekler ve hatta genç meyveler bile ölebilir.

    Işık

    Bitkilerde ışık; ışıklanma süresi, az yada çok ışık yoğunluğu şeklinde zararlı etki yapmaktadır. Işık yoğunluğunun fazla olması sonucu bitkilerde bodurlaşma ve rozetleşme meydana gelmektedir. Işık az olduğunda ise; bitkilerde kloroz ve etiole olma yani leylek bacaklılık şeklinde kendini göstermektedir. Az ışıkta sürgünlerin boğum araları uzun ve zayıftır. Yapraklar renksiz yada soluk yeşil renkli olur, iğ şeklinde ve zayıf gelişir. Çiçek ve yapraklar zamanından önce dökülür. Işık yoğunluğunun fazla olması durumunda ise bitkilerde sarılık ve kloroz belirtileri görülür.

    Rüzgar, kar, dolu ve yıldırım zararları

    Şiddetli rüzgar bitkilerin dal, sürgün ve gövdesini kırarak, meyveleri zamansız dökerek mekanik zararlanmalara yol açmaktadır. Hububat gibi tek yıllık bitkileri yatırarak doğrudan zarara neden olmaktadır. Rüzgar ile kum ve toprak benzeri partiküller bitkilere çarparak sürtünerek zarar oluşturmaktadır.Örneğin turunçgillerde rüzgar etkisi ile sürtünme ve çarpma zararı olmaktadır. Rüzgar nedeni ile oluşan yaralardan bitkilere değişik hastalıklar girerek hastalık oluşturmaktadırlar. Genellikle çiçeklenme zamanı esen sıcak ve kurak rüzgarlar çiçeklerin kuruyup dökülmesine yol açmaktadırlar.Böyle durumlarda buğday başakları boş kalmaktadır.


    Kar ise; meyve ağaçlarının dalları üzerinde birikerek ağırlık yapmakta, mekanik zarar vererek kırılmalara yol açmaktadır. Bu zararlı etkisi yanında soğuk yörelerde bir örtü oluşturarak kışlık buğdayların ani soğuklardan korunmasına yardımcı olur.


    Yıldırım çarpması ile; ağaçların kabuğu çatlamakta, yarılmakta, meyve ağaçlarında sürgün uçları yanmakta, özellikle buğday ekili bir alana düştüğünde ise daire şeklinde yanmış alanlar oluşmaktadır.


    Dolu ise bitkilerde kırılma, yaralama, parçalama şeklinde sürgün, dal, yaprak ve çiçeklere zarar vermektedir. Ayrıca dolunun bitkilerde oluşturduğu yaralardan diğer hastalık etmenleri (mantarlar, bakteriler vb.) bitkileri kolayca hastalandırabilmektedirler.

    Çiğ, bitkilerin su ihtiyacının karşılanması yanında, uygun sıcaklıklarda mantar, bakteri gibi mikropların bitkileri hastalandırması şeklinde de zarar oluşturmaktadır.






    TOPRAK ÖZELLİKLERİ


    Toprağın fiziksel yapısı


    Toprağın su, hava kapasitesi ve sıcaklığı onun fiziksel özelliklerini oluşturmaktadır.


    00 C’nin altındaki sıcaklıklarda toprak donarak çatlar ve orada bulunan bitki kökleri koparak zarara uğrayabilir. Toprak gözeneklerinin su ile sürekli dolması sonucu bitki kökleri havasız bir ortamda kalarak kökleri çürür. Bazı ağaçlarda derin dikim nedeni ile de kökler çürümektedir.Bu durum özellikle derin dikilen, kökboğazı ve aşı yeri toprak içinde kalan limonlarda önemli sorunlara neden olmaktadır. Derin dikim yapılan turunçgil bahçelerinde eğer toprak ağır bünyeli ise limonlarda Gövde Zamklanma ve Kahverengi Meyve Çürüklüğü (Phytophthora citrophtora )hastalığı görülmektedir.


    Toprakta yeterli miktarda su bulunmadığında bitkiler terleme ile kaybettikleri suyu topraktan sağlayamadıkları için solgunluk belirtisi gösterirler. Bu durum uzun süre devam eder ise bitkilerde erken yaprak dökümü ve ölüme varan hastalıklar meydana gelir. Toprakta fazla su bulunması halinde; yapraklarda lekeler ve kloroz ve gövdede zamk akıntısı şeklinde ortaya çıkan hastalıklar görülmektedir.

    Toprağın kimyasal yapısı


    Toprağın kimyasal yapısının bitki beslenmesi ve topraktaki mikroorganizma davranışları üzerine etkisi büyüktür. Bitkiler sağlıklı gelişebilmek için su, oksijen, karbondioksit yanında fazla miktarda azot, potasyum, fosfor, kalsiyum, magnezyum, kükürt, ve ayrıca çok az miktarda demir,manganez, çinko, molibden, bor, bakır ve klor kullanırlar. Bu maddelerin toprakta azlığı, fazlalığı veya dengede olmayışı bitkiler için zararlıdır. Ayrıca bu maddeler toprakta bulunsa bile bitkinin kullanabileceği formda değilse bitki tarafından alınamaz. Bunun yanında bazı besin maddeleri diğerinin alımını engelleyebilir. Örneğin kalsiyum potasyum alımını azaltır. Toprak analizi yapılarak bitkilerin ihtiyaç duyduğu bu maddelerin topraktaki miktarları tespit edilmeli dengeli bir gübreleme yapılarak bitkinin ihtiyacı karşılanmalıdır.


    Azot noksanlığı: Bitkiler bu maddeye fazla gereksinim duyarlar. Noksanlığı durumunda, kök, sürgün ve yapraklarda gelişme yavaşlar. Yapraklar sararır ve daha sonra kahverengileşir. Yaşlı yapraklar kırmızı mor renk alıp dökülür. Tomurcuklar ölür. Çiçeklenme ve meyve oluşumu azalır. Dolayısı ile verim düşer. Buğdaygillerde kardeşlenme azalır ve tane verimi düşer.


    Meyve ağaçlarında ufak, sert, düzensiz renkli meyveler oluşur. Azot noksanlığı; topraktan azotlu gübrelerin uygulanması, baklagillerin yetiştirilmesi ile giderilebilir. Aşırı azot uygulanmasında ise bitki dokuları gevşek olur, soğuk havalara, hastalık ve zararlılara karşı daha hassaslaşır. Ayrıca çiçeklenme ve meyve oluşumu gecikir. Hububat sapları gevrek olup kolayca kırılır ve yatma eğilimi fazlalaşır.


    Fosfor noksanlığı: Sürgün ve yapraklarda gelişme geriliği, çiçeklenmenin azalması, olgunlaşmadan dökülme, verim düşüklüğü gibi belirtiler oluşturur. Ayrıca yapraklar mat mavimsi-yeşil renktedir. Bazı bitkilerde bronzlaşma görülür, kahverengi mor noktalar oluşur. Yaprak kenarları kahverengi yanık bir renk alır. Sürgünler kısa, ince ve diktir. Meyveler yumuşak ve ekşidir.


    Potasyum noksanlığı: Yapraklar koyu mavimsi bir renk alır.bazen damarlar arasında kloroz olur. Yaprak uçları yanar ve kahverengileşir. Yapraklarda kıvrılmalar olur. Potasyum noksanlığı boğum aralarında kısalma, kök gelişiminin azalması, verimde azalmaya yol açmaktadır.


    Demir noksanlığı: Genellikle kireçli topraklarda demir noksanlığı yaygındır. Bu topraklarda demir tuzları kireç tarafından tutulmaktadır. Demir noksanlığının tipik belirtisi bitkilerde kloroz oluşumudur. Kloroz damarların yeşil damar aralarının sarı bir renk almasıdır. Bazı yapraklarda kahverengi noktalarda olur. Yaprağın tamamı yada bir kısmı kahverengileşir ve dökülür. Meyve ağaçlarında daha çok görülmektedir.


    Çinko noksanlığı: Çinko noksanlığında bitkide önce yapraklarda belirtiler başlar. Yapraklarda damarlar yeşil kalırken damar araları sararır. Yapraklarda gelişme durur, şekilleri bozulur, boğum araları kısalarak rozetleşir,verim azalır. Hububatta renk morarır ve yaşlı yapraklar ölür. Elmalarda rozetleşme, kamçılama ve dal kırılmaları, turunçgillerde kloroz, yaprakların daralması, küçük ve kalın kabuklu meyve oluşumu çinko noksanlığında ortaya çıkmaktadır.

    Kaynak : tedgem.gov.tr
Working...
X