fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Zirai Mücadele de Mayıs Böceği

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Zirai Mücadele de Mayıs Böceği

    Zirai Mücadele de Mayıs Böceği


    MAYIS BÖCEĞİ


    Tanımı ve Yaşayışı: Erginler 2.5-3 cm boyunda ve kızıl kahverengindedir. Larvaları belirgin olarak karın etrafında kıvrık, tombul ve beyazdır.




    Nisan ve mayıs aylarında erginler çıkar. Güneş battıktan sonra ağaçlar üzerine konarak yaprak ve çiçekte beslenirler. Dişiler çiftleştikten sonra yumurtalarını özellikle 2-3 yıl işlenmemiş ve üzeri hafif otlanmış bahçelerde toprağın 15-25 cm derinine, 25-30’ lu gruplar halinde koyarlar. Çıkan larvalar ot köklerini kemirir ve daha sonra fındık köklerinde oburca beslenirler.


    Zarar Şekli: Erginler yaprak ve çiçeklerde beslenerek zarar yapar. Ancak bu dönemlerde, zifin çiçeklerinin fazla bulunduğu yerlerde bu çiçekleri tercih ederler ve fındığa zarar vermezler. Larvalar ilk dönemlerde otların köklerinde beslendikleri için zararlı değillerdir. Ancak ikinci döneme geçen larvalarda gelişme hızlanır, beslenme ihtiyaçları artar ve derinlere doğru inerek 1 cm çapına kadar olan fındık köklerini kolayca koparıp yerler. Bu şekilde zarar gören ocaklarda uç kurumaları ve ileri aşamada bu kurumalar ana dallara kadar ilerler.

    Mücadelesi: Kültürel yöntem olarak erginler görüldüğünde toplanıp öldürülmeli, etrafta zifin bitkisi var ise, bu bitkinin çiçeklerini tercih ettikleri göz önünde bulundurulmalıdır.


    Kimyasal mücadeleye karar vermek için bulaşık olduğundan şüphelenilen bahçelerde 50x50 cm boyutunda çerçeve kullanılır. 10 dekarlık bahçeye 16 çerçeve atılarak bu çerçevelerin içindeki toprak 25 cm derinliğine kadar alınır ve içindeki larvalar sayılır. Elde edilen verilerden (larva sayılarından), 1 m2 deki ortalama larva sayısı bulunur. Eğer 1 m2 de (4 çerçevede) 3 veya daha fazla larva bulunursa o bahçede kimyasal mücadele yapılmalıdır.


    Kimyasal mücadele sonbahar yağmurlarını müteakip hava sıcaklığı uygun durumdayken yapılır. Eylül başından ekim ayına kadar sürede ilaçlama yapılır. Bu dönemde larvaların çoğu kolayca mücadele yapılacak dönemdedir ve ilaç toprağa bu dönemde kolayca karışır.


    AMERİKAN BEYAZ KELEBEĞİ


    Tanımı ve Yaşayışı: Kelebeğin esas rengi beyaz, sırt ve karın kül rengindedir. Larvaları siyah renkte, larvanın her bir halkasında 4 adet portakal renginde benekler ve bu beneklerden çıkan kıllar vardır.


    Birinci döle ait kelebeklerin uçuşu mayıs ayının ilk haftası ile üçüncü haftasında, ikinci döle ait kelebeklerin uçuşları ise temmuz ayının üçüncü haftasına rastlar. Kelebekler yumurtalarını genellikle yaprakların altına bırakır.


    Zarar Şekli: Yumurtadan çıkan larvalar, yaprağın alt yüzeyinde ipeksi ağlar örerler, daha sonra gitgide ağı artırmak suretiyle, daldaki diğer yaprakları da birbirine bağlar. Olgunlaşan larvalar ağ kümelerinden çıkarak bireysel yaşamaya başlar ve yaprakları sadece ana damarları kalacak şekilde yerler. Ayrıca koyu ve olgunlaşmaya başlayan meyveleri de yiyerek ürün azalmasına neden olurlar.


    Mücadelesi: Kültürel tedbir olarak haziran ve ağustos aylarında bulaşık dallardaki içinde larvalar bulunan ağ kümeleri kesilmek suretiyle imha edilmelidir.


    İlaçlı mücadele haziran ve ağustos aylarında (3. döl çıkarsa eylül ayında), larvalar epidermisler arasından çıkıp ağ örmeye başladığı zamanda yapılmalıdır. Her döle karşı bir ilaçlama yapılmalıdır.


    FINDIK YEŞİL KOKARCASI


    Tanımı ve Yaşayışı: Kışı ergin olarak dökülmüş yapraklar altında ya da korunabilecekleri yerlerde geçirirler. Kışlayan erginler mart sonu ya da nisan başında hava sıcaklığı 18-20 oC ye ulaşınca kışlaklardan çıkarlar. Çıkış kısa sürede tamamlanır ve çıkan erginler çiftleşip yumurtalarını bırakırlar. Yumurtalar genellikle 14-28’ lik gruplar halinde fındık yapraklarının alt yüzlerine bırakılır. Yumurtalar 8-10 gün içinde açılır. Yumurtalardan çıkan birinci dönem nimfler yumurta kümesi üzerinde, ya da çok yakınında ve toplu olarak beslenirler. İkinci dönemi otlar üzerinde geçirir. Üçüncü dönemden sonra fındıklar üzerine geçerek zararlı olmaya başlarlar. Temmuzda görülmeye başlayan yeni erginler hasada kadar meyveler ve daha sonrada yapraklar üzerinde beslenmeyi sürdürürler.


    Zarar Şekli: Erginler ve nimfler fındık meyvelerinde emgi yapmak suretiyle zararlı olurlar. Zarar biçimi olarak Fındık kurdu’ nda olduğu gibi Sarı karamuk, Kara karamuk meydana getirir. Bunların yanında ihracatta önem arz eden ve olgun (olgunlaşmaya başlayan) meyvelerde (temmuz ayı içinde) beslenme sonucu çöküntülü meyveler oluştururlar. Bu şekilde zararı, hem ürün kaybına (karamuk+şekilsiz iç) ve hem de ürün kalitesinin önemli ölçüde etkileyen emgili iç (şekilsiz+lekeli iç) oluşumuna neden olurlar.


    Mücadelesi: Mücadeleye karar vermek için Fındık kurdu’ nda olduğu gibi 10 dekarlık bahçede 10 ocakta dallar 3x3.5 m boyundaki bez üzerine silkelenir ve 10 ocakta ortalama bir veya birden fazla kışlamış ergin bulunursa bu zararlıya karşı mücadele yapılır.


    AKDENİZ MEYVESİNEĞİ


    Tanımı ve Yaşayışı: Erginleri genellikle ev sineğinin 2/3'ü büyüklüğündedir. Vücudun genel rengi sarımsı kahverengidir. Baş sarı, gözleri büyük, yeşil madeni pırıltılı, kenarları kırmızıdır. Kanatları geniş olup üzerinde siyah ve soluk kahverengimsi şeritler vardır. Yumurtaları mekik şeklinde ve beyazdır. Larvası beyaz ve bacaksızdır. Pupa koyu kahverengi renkte olup, fıçı şeklindedir.


    Zararlı kışı toprakta pupa veya ağaç üzerinde kalan turunç meyveleri içinde larva olarak geçirir. İklim koşullarına göre ilkbahar sonu, yaz başında çıkan erginler beslendikten sonra yumurtalarını olgun meyvelerin kabuğu altında bırakırlar. Açılan yumurtalardan çıkan larvalar meyvenin etli kısmı ile beslenerek üç dönem geçirir ve olgunlaşınca kendisini toprağa atarak, toprağın 2-3 cm. derinliğinde pupa olurlar. Larvanın gelişmesi özellikle sıcaklığa bağlı olup 9-18 gün arasındadır. Pupalardan ergin çıkışı ise yazın 10-12 gündür. Çıkan erginlerin cinsi olgunluğa erişip çiftleşmesi için 4-7 gün, mantar, maya, fumajin gibi maddelerle beslenmeleri gerekir. Yumurtlamanın olması için sıcaklığın 16˚ C nin üzerinde olması şarttır. Erginin ortalama ömrü doğal koşullarda 30-50 gündür. Ege Bölgesinde yılda 4-5, Akdeniz Bölgesinde ise 7-8 döl verebilir.

    Zarar Şekli: Akdeniz meyvesineği zararı, larvası tarafından yapılır. Meyvenin etli kısmında beslenen larvalar, meyvenin bu kısmında bir yumuşama ve çöküntü meydana getirirler. Zarara uğrayan meyveler, vaktinden önce olgunlaşır, ve dökülür. İhraç edilen turunçgil çeşitlerindeki zararı, ülke ekonomisi yönünden çok önemlidir.


    Bu tür meyvelerin vuruklu ve enfekteli olması ihracata mani olmakta ve malın yurt dışına çıkarılmasına izin verilmemektedir. Yıllık zarar oranının Ege Bölgesinde % 5,2 - 78,9 arasında değişebileceği saptanmıştır. Dünyadaki subtropik ve tropik iklime sahip hemen hemen tüm ülkelere yayılmış bulunan zararlı, ülkemizde de Ege ve Akdeniz bölgelerinin sahil şeridi boyunca uzanan kısımların da devamlı faaliyet göstermektedir.


    Polifag bir zararlıdır. Ülkemizde tesbit edilen en önemli konukçuları kayısı, ayva, şeftali (özellikle geç çeşitler), incir, trabzon hurması, mandarin (satsuma), portakal (waşington, alanya yerli, valansiya, şeker kanı), greyfurt ve turunçtur. Tercih ettiği konukçuların mevcut olmadığı hallerde tali konukçularda (nar, armut, hint inciri, ünnap) ve yabani türlerde yaşayışını devam ettirebilme potansiyeline sahiptir.


    Mücadelesi


    Kültürel Önlemler: Turunçgil bölgelerine ara konukçuluk eden şeftali, incir, trabzon hurması ve nar gibi çeşitler dikilmemelidir. Dökülen bulaşık meyveler toplanıp derin çukurlara gömülmelidir.

    Biyolojik ve Biyoteknik Mücadele: Ülkemizde parazitoitleri bulunmadığından biyolojik mücadelesi yoktur. Bazı ülkelerde iyonize radyasyon ile kısırlaştırılıp laboratuar koşullarında üretilen bireylerin doğal populasyonları içine salınması, parazitoit salımı ile birlikte kombineli olarak uygulanmaktadır.


    Kimyasal Mücadele: Sonbaharda eylül-ekim aylarında turunçgiller gelişmesine devam ederken özellikle erkenci çeşit olan satsuma mandarinleri olgunlaşmadan önce meyvelerde vuruk kontrolü yanı sıra mutlaka Jakson tipi feromon tuzakla veya Trimedlure içeren besi tuzakları asılarak sinek çıkış kontrolü yapılmalıdır. Sineğin tespitinden sonra meyveler vurma olgunluğuna erişmişse ve vuruk tespit edilmişse derhal ilaçlamaya geçilir. İlaçlamayı takiben tuzaklarda yine sinek görülüyorsa 7-10 gün ara ile hasada 10 gün kalıncaya kadar ilaçlamaya devam edilir. Günlük sıcaklık 16 oC’nin altına düştüğünde ilaçlama gerekmez. Limon bahçelerinde ilaçlamaya gerek yoktur.


    Zehirli Yem Kısmi Dal İlaçlama yöntemi kullanılır; Hazırlanan cezbedici + insektisit karışımı ağaçların güneyinde büyük bir dala ( 1-1.5 m2’lik alan ) yapraklar iyice ıslanacak şekilde uygulanır. Zerrecikler yaprakların üzerinde belirgin olarak kalmalıdır. Ağaç başına ortalama 150 gr ilaçlı karışım uygulanır. Bir sıra ilaçlanır, bir sıra atlanır. İkinci ilaçlamada ise ilaçlanmayan sıralar ilaçlanır.


    TURUNÇGİL BEYAZSİNEĞİ

    Tanımı ve Yaşayışı: Erginler süt beyaz renkli, 1-1,5 mm boylu küçük kelebekleri andırır. Dişilerde kanatlar erkeklere oranla daha geniş ve uzun, erkeklerde abdomen dişilere oranla daha sivri ve incedir. Yumurtaları saydam, soluk sarı renklidir. Nimfleri kabuklu bitleri andırır şekilde yassı ve yaprağın alt yüzünde sabitleşmiş bir konumda olup saydam, soluk yeşil-sarımsı renktedir


    Kışı %95-97 oranında pupa, % 3-5 oranında üçüncü larva döneminde geçirir (Ege bölgesinde). İlkbaharda erginler çıktıktan 1-2 gün sonra yumurtalarını yalnız yaprağın alt yüzüne bırakırlar. Yumurtalarını bir sap ile yaprak alt yüzüne yapıştırırlar. Larvalar, birkaç saat dolaştıktan sonra yaprağın alt yüzünde sabitleşir. Üç larva döneminden sonra pupa olur. Erginler ortalama 10 gün yaşar, bir dişi 40-160 adet yumurta bırakır. Yılda 2-3 döl verebilir.


    Zarar Şekli: Erginler ve larvalar bitki özsuyunu emerek zararlı olurlar. Yaprak alt yüzlerinde emgi yerlerinde klorofil parçalanması sonucu sarımsı lekeler oluşur. Böyle yapraklar sertleşerek zamansız dökülür; bu gibi ağaçlarda gelişme duraklar, verimde azalma görülür. Bu doğrudan zararın yanısıra beslenme sırasında larvaların ve pupaların salgıladığı tatlı maddeler nedeni ile de dolaylı zarar oluşur. Tatlı maddenin stomaları örtmesi sonucu fizyolojik olaylar engellenebildiği gibi, yine bu tatlı madde üzerinde saprofit mantarların gelişmesi ile oluşan fumajin nedeni ile de ağaçların gelişmesinde durgunluk meydana gelir. Turunçgil alanlarında yaygındır.


    Mücadelesi


    Kültürel Önlemler: Yeni kurulacak tesislerde temiz fidan kullanılmalı, sık dikimden kaçınılmalı, Turunçgil bahçelerinin çevresine zorunlu olmadıkça rüzgar kıran olarak yüksek boylu çit bitkileri dikilmemeli, ara tarımı yapılmamalı, yüksek boylu meyve ağaçları arasında turunçgil tesis edilmemeli, Hava sirkülasyonunu sağlamak için, ürün verimini olumsuz yönde etkilemeyecek şekilde yüksek taçlı budama uygulanmalı, Tüm bakım işlerine özen göstererek ağaçlar güçlü bulundurulmalı, Özellikle yumurta açılımının olduğu dönemlerde eğer olanak varsa sulama yağmurlama şeklinde yapılmalıdır.

    Biyolojik Mücadele: Bahçede bulunan diğer zararlıların mücadelesinde, ilaçlama gerektiği durumlarda seçici ilaçlar kullanılarak doğal düşmanların korunması esas alınmalı, zararlının sorun olduğu durumlarda avcı böceği olan, Serangium parcesetosum’ un bahçelere yerleştirme çalışmalarına ağırlık verilmelidir. Salımlar, önceki yıllarda yerleştiği bahçelerden toplanan bireylerle yapılabilir. Yararlı, ülkemizde kışı geçirebildiği için sonraki yıllarda ilaç atılarak yok edilmemişse tekrar salımına gerek yoktur.

    Kimyasal Mücadele: Biyolojik mücadele uygulaması yapılmıyorsa, yapılan sayımlarda yaprak başına en az 3 adet canlı Turunçgil beyazsineği bireyi (yumurta, nimf) bulunan bahçelerde ilaçlı mücadele yapılır. Doğada ilk kez 3. dönem nimfler görüldüğünde 1. ilaçlama yapılır. Bu uygulama haziran ayının ilk yarısına denk gelmektedir. Gerekirse 2. ilaçlama, ikinci döle karşı ağustos ayı ikinci yarısından itibaren yapılır. Ayrıca hasat sonrası ile şubat ayı arasında yazlık yağlar ile kış ilaçlaması yapılabilir. İlaçlama tekniğine uygun şekilde yapıldığı takdirde tek uygulama yeterlidir.
  • Fidanligi.com

  • #2
    Cevap: Zirai Mücadele de Mayıs Böceği

    ZEYTİN SİNEĞİ

    Tanımı ve Yaşayışı: Ergin, 4-6 mm boyunda, parlak kahve ve bal renklidir. Baş ve antenler sarı, göğüs üzerinde 3 adet açık kahverenginde bantlar vardır. Dişilerde karın daha geniş yapılı olup sonunda yumurta koyma borusu bulunur. Yumurta mat beyaz renkli ve mekik şeklindedir. Larva, bacaksız ve şeffaf beyaz renklidir. Pupa kahve renkli ve fıçı şeklindedir.


    Zeytin sineği, çoğunlukla kışı toprağın 2-5 cm derinliğinde pupa halinde veya zeytinlik ve fundalıklarda ergin halinde geçirir. Erginler, toprak sıcaklığının 10 0C'yi bulmasından itibaren, ender olarak nisan başlarında, genel olarak hazirandan itibaren topraktan çıkmaya başlarlar. Meyvelerin yumurta konulmaya elverişli hale gelmeye başladığı haziran sonlarında çiftleşen dişiler, öncelikle iri, parlak ve yağlanmaya başlamış zeytin meyvelerine yumurtasını, yumurta koyma borusu ile açmış olduğu V şeklindeki yarığa bırakır. Bir dişi, bir zeytin meyvesine ancak tek bir yumurta bırakabilir. Yoğunluğun yüksek olduğu yerlerde bir zeytin meyvesine farklı dişilerce 7-9 adet yumurta bırakılabilir. Yumurta konan yer bir gün sonra koyu kahverengine dönüşür, buna "vuruk" denir. Bir dişi 200-250 yumurta koyabilir. Yumurtadan çıkan larva meyve etinde galeriler açarak beslenir. Üç larva dönemini tamamlayarak olgun larva haline gelir. Olgun larva meyvenin yüzeyine gelir, meyve zarını kemirerek inceltir, 2-3 mm geri çekilerek pupa olur ve daha sonra buradan ergin çıkar. Son döl larvaları, toprakta pupa olurlar. Ege'de 4-5; Marmara'da 3-4; Güney Anadolu'da 2-5; Karadeniz Bölgesinde 3-4 döl vermektedir. Bir dölün gelişme süresi 30-40 gün kadardır


    Zarar Şekli: Zeytin sineği larva döneminde ve meyve etinde zararlı olarak bulunur. Larva gelişme süresinde çekirdek etrafında galeriler açarak beslenir. Böylece meyvelerin çürüyerek dökülmesine, zeytin yağı miktarının azalmasına kısmen de yağda asitliğin yükselmesine neden olur. Özellikle sofralık zeytinlerde zararı daha büyük önem taşımaktadır. Zarar oranı normal yıllarda %15-30, salgın yıllarda ise % 80'e kadar ulaşmaktadır. Yılda % 30 kadar ürün kaybına sebep olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde zeytin yetiştirilen tüm alanlarda bulunur.


    Mücadelesi


    Kültürel Önlemler: Pupaların yok edilmesi için kış aylarında toprağın sürülmesi gerekmektedir. Ayrıca zarar periyodu boyunca 3-4 günde bir, kurtlu zeytinlerin toplanarak zeytinlikten uzaklaştırılması gerekmektedir. Zeytin sineğinin sonbahardaki yoğun zararını önlemek için erken hasat yapılmalıdır.

    Biyolojik Mücadele: Ege ve Akdeniz bölgelerinde yapılmış çalışmalarda, Zeytin sineğinin pek çok doğal düşmanı saptanmıştır. Ancak bunlar, doğada zararlıyı tek başına kontrol altına alacak yoğunluk ve etkinlikte değildir. Bu yüzden, özellikle yağlık çeşitlerde yapılacak ilaçlamalarda, doğal dengeye daha az zararlı olan ilaçlar seçilmelidir.


    Zeytin sineği’ nin parazitoiti, bazı ülkelerde kitle halinde üretilerek, zeytin bahçelerine salınmak suretiyle biyolojik mücadelede kullanılmaktadır.


    Biyoteknik Mücadele: Kitlesel tuzaklama metodu kullanılarak Zeytin sineği populasyonunun yüksek olmadığı alanlarda (en az 5 ha), Zeytin sineği ile başarılı bir şekilde mücadele etmek mümkün olmaktadır. (Deltamethrin + Amonyum bikarbonat + Feromon kapsül içeren tuzaklar, orta büyüklükteki ve yeknesak bahçelerde 1 tuzak/2 ağaç; diğerlerinde ise 1 tuzak/ 1 ağaç gelecek şekilde asılmalıdır). Bu amaç için Bakanlıkça ruhsatlandırılmış tuzak tipi kullanılmalıdır.


    Kimyasal Mücadele: Ergin çıkış zamanları iklim, toprak karakteri, çeşit v.b. etkenlere bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Bölge farklılıkları dikkate alınarak, meyvelerin yumurta koyma olgunluğuna geldiği dönemde vuruk sayımları yapılarak, yeterli vuruk ve tuzaklarda yakalanan Zeytin sineği ergin sayısında artış görülmesi halinde ilaçlamaya geçilmelidir. Bu nedenle tuzakların haziran ayının ilk yarısından itibaren asılması gerekmektedir. Ergin artışlarının belirlenmesi amacıyla, içinde %2 diamonyum fosfat eriyiği olan McPhail tuzaklar ile feromonlu sarı yapışkan tuzaklar kullanılır. Vuruk sayımları haftada 1-2 kez, ağaçların güney-doğu kısımlarındaki parlak, yağlanmaya başlamış, florasan sarısı renkteki en az 1000'er meyvede yapılarak, vuruk yüzdesi belirlenir. Yapılan sayımlar sonucunda, salamuralık çeşitlerde %1 vuruk, yağlık çeşitlerde ise %6-8 vuruk saptandığında, yer aletleri ile zehirli yem kısmi dal ilaçlaması veya kaplama ilaçlama yapılmalıdır.

    ZEYTİN GÜVESİ

    Tanımı ve Yaşayışı: Ergin kelebeğin boyu 7-8 mm, kanat açıklığı 13-16 mm kadardır. Genel görünüşü gümüşü renklidir. Üst kanatların üzerinde siyah renkli lekeler ve kenar uçlarında da gümüşi renkli saçaklar bulunur.

    Yumurta basık kubbe biçimde olup, üzerinde arı peteğini andıran desenler bulunur. Larvaları, genellikle kirli beyaz ve sarımtrak renkte olup, olgun larvanın boyu 8-10 mm kadardır. Pupa dıştan görülebilen seyrek dokulu beyaz bir kokon içinde bulunur.

    Zeytin güvesi yılda 3 döl verir ve her döl zeytin ağacının ayrı fenolojik dönemlerinde zararlı olur. Her döl, zarar yaptığı döneme göre "yaprak dölü", "çiçek dölü" ve "meyve dölü" olarak isimlendirilir.


    Zarar Şekli: Zararı, Zeytin güvesi’ nin larvaları oluşturmaktadır. Zeytin güvesi larvalarının meydana getirdiği zararları zeytin ağacının 3 ayrı fenolojik döneminde incelemek mümkündür.


    Yaprak dölü zararı, Larvalar, yaprağın iki epidermisi arasında, açtıkları galerilerle, yaprak ve sürgün uçlarında beslenmeleri ile zararlı olur.


    Çiçek dölü zararı, Larvalar, çiçek salkımları arasında beslenerek salkımlardaki tomurcuk ve çiçekleri tahrip ederek meyve tutumunu önlerler.


    Meyve dölü zararı, Yumurtadan yeni çıkan larvalar meyvenin içine meyve sapı dibinden girerek meyve ile meyve sapının birleştiği kısmı tahrip eder ve bu meyvelerin dökülmelerine neden olur. Haziran ayında meydana gelen bu döküme "karabiber dökümü" adı verilir. Meyve içine giren larvalar meyve çekirdeğinde 2,5-3,5 ay kadar beslenerek pupa olmak için yine meyve sapı dibinden dışarı çıkar. Bu çıkış sırasında meyve sapı ile meyve etinin bağlantısını tahrip eder ve bu güve çıkış delikli meyveler dökülür. Bu meyveler henüz yağlanmadan döküldükleri için değerlendirilmeleri de mümkün değildir.


    Zeytin güvesinin meyvelerdeki zarar oranı yıllara ve bölgelere göre değişir. Bazı yıllarda bu zarar %30'a kadar ulaşan ürün kaybına neden olabilmektedir.

    Zeytin güvesi zeytin yetiştirilen çeşitli Akdeniz ülkelerinde ve ülkemizde bulunur.


    Mücadelesi


    Biyoteknik Mücadele: Kitlesel tuzaklama, zeytin tomurcuklarının kabarmaya başladığı mart sonu nisan başlarında, 3 zeytin ağacına bir Delta tipi eşeysel çekici tuzak asılarak düşük ve orta yoğunluktaki populasyonlarda bu zararlı ile etkili bir mücadele yapılabilir.


    Kimyasal Mücadele: Zararlının tercihen sadece meyve dölüne karşı ilaçlama yapılmalıdır. Kontrol edilen mercimek büyüklüğündeki zeytin meyvelerinin %10'unda canlı "yumurta+larva" olması halinde ilaçlama yapılmalıdır. Mayıs ayının ikinci yarısında yapılan kontrollarla uygun ilaçlama zamanı saptanır. Ancak zararlının mevsim başında yaprak ve yeni sürgünlerde %10' dan yüksek düzeylerde zarar yapması halinde çiçek dölünde, ilk kelebeklerin yakalanmasından 7-10 gün sonra ilaçlama yapılmalıdır. İlaçlama zamanını belirlemek için Delta tipi feromon tuzaklardan yararlanılır. Bu tuzaklar nisan ayında bahçelere asılarak haftada bir kez kontrol edilir. Zeytin güvesinin özellikle çiçek dölünde, yoğun bir avcı ve parazitiot kompleksi bulunduğu için, tercihen böcek gelişme engelleyici preparatlar kullanılmalıdır.

    AKARLAR

    MEYVE AĞAÇLARINDA ZARARLI AKARLAR


    Tanımı ve Yaşayışı: Akarlar, çıplak gözle zor görülecek kadar küçük zararlılardır. Vücutları yumurta veya armut şeklindedir. Vücutlarında, değişik şekil ve büyüklükte kıllar, dikenler ve tüyler bulunur. Erkekler dişilere göre daha küçük, vücutları arkaya doğru sivri ve ince uzun görünüşlüdür. Larvalar ergin olana kadar 3 gömlek değiştirirler. Kışı döllenmiş ergin dişi halinde, ağaçların gövdelerindeki kabukların altında, yere dökülmüş yaprakların arasında geçiren İki noktalı kırmızı örümcek, beslendikleri yaprakların alt yüzüne, 100-200 kadar yumurta bırakır ve yılda 10-21 döl verebilir, Akdiken akarı ise, 60-120 adet yumurta bırakabilir. Yılda 9-10 döl verir. Kışı, dalların üzerindeki tomurcuklar ve yaprak gözleri civarında yumurta halinde geçiren Avrupa kırmızı örümceği yılda 8-9 döl, Kahverengi örümcek ise yılda 3-4 döl verir.

    Zarar Şekli: Kırmızı örümcekler ağaçların yapraklarında, bitki özsuyunu emerek ve zehirli madde salgılayarak zarar yaparlar. Şiddetli zarar gören yapraklar kurşun veya gümüş rengini alırlar. Ağaçlar zayıf kalır, meyve gözleri iyi gelişemez ve ertesi yıl verim azalır. Avrupa kırmızı örümceği ve Kahverengi örümcek, çiçeklerin çanak yaprak ve çiçek buketindeki taze yapraklarını emerek sararmasına sebep olur. Böyle ağaçlar, yanmış gibi bir görünüm alırlar. Kiraz, elma, armut, ayva, şeftali, vişne, erik, kayısı, badem ve diğer meyve ağaçlarında zarar yaparlar.

    Mücadelesi


    Kültürel Önlemler: Kışın veya erken ilkbaharda, ağaçların kökboğazı ve gövdelerindeki kavlamış olan kabuklar kaldırılarak, altında kışlayan akarların ölmesi sağlanmalıdır. Yere dökülen yapraklar toplanarak, bahçeden uzaklaştırılmalıdır. Bahçenin bakım işlemleri uygun olarak yapılmalıdır.


    Biyolojik Mücadele: Akarların doğal düşmanları, doğada korunarak, etkinlikleri arttırılarak, bulunmayan yerlere bulaştırılarak ve kitle halinde üretilip salmak suretiyle biyolojik mücadelede kullanılabilir. Bu nedenle, mücadele programlarının özellikle faydalıları koruyacak şekilde düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır.


    Kimyasal Mücadele: Kırmızı örümceklere karşı kış mücadelesi önerilmemektedir. Ancak diğer zararlılara karşı yapılan kış mücadelesi, kışı yumurta halinde geçiren Avrupa kırmızı örümceği ve Kahverengi örümceğe de etkili olmaktadır. Akarların kimyasal mücadelede ilaçlama zamanını doğru bir şekilde belirleyebilmek için, bahçedeki kırmızı örümcek yoğunluğu ve doğal düşman populasyonunun saptanması gerekir. Bu amaçla, bahçeyi temsil edecek şekilde seçilen 10 ağaçtan koparılan 100 yaprakta periyodik olarak sayım yapılmalıdır. Yapılan sayımlarda, yaprak başına ortalama 3-5 adetin üzerinde kırmızı örümcek bulunması ve doğal düşmanların etkinliğinin çok düşük olması durumunda ilaçlama yapılabilir.

    Kaynak : tedgem.gov.tr

    Comment

    Working...
    X