FİLKULAĞI (Syngonium sp.) HASTALIK'LARI
Yaprak Lekelenmesi : Acremonium crotociniğenum mantarının filkulağı bitkisinde yarattığı "yaprak lekelenmesi" hastalığı, küçücük ve suya sokulmuş gibi "hasta" kısımlar ile kendini gösterir. "Leke"ler yavaş yavaş genişler ve sarı hale'si bulunan kırmızımsı esmere döner, bunlar bilhassa alacalı olmayan kültivarlarda baskındır. Leke'ler genelde biçim bakımından yuvarlaktan hafifçe düzensize değişir ve en genç yapraklarda oluşurlar. Yaşlı yapraklara hastalık seyrek olarak bulaşır, buna rağmen şiddetle etkilenmiş yapraklar sık sık bütünüyle sarıya döner.
Mücadele : Mantar püskürtme ilaçlarının filkulağı bitkisi üzerine etkisi belirsizdir. Denetim, etmen mantardan temiz-yoksun çeliklerin kullanılmasına, bitkileri yükseltilmiş tezgahlarda yetiştirmeye, yağışa az maruz bırakmaya ve yukarıdan sulamayı ve ıslatılmayı en aza indirmeye dayanır.
Çürüklük : Ceratocystis fimbriata mantarının husule getirdiği "kara kamış çürüklüğü" hastalığı'nda, esmer veya siyah renkli ve suya sokulmuş gibi gözüken "doku bozuklaşması" oluşumları gövdelerde, bilhassa saksı ortamı ile temastaki kısımlarda ortaya çıkar, kuşaklama yapar. Gövdedeki "hasta" kısımlar gömülüdür, uzunlaşmıştır ve çoğunlukla dal düğümlerinde gelişir. Hastalanmış bitkiler sık sık "sararmış", "bodurlaşmış" olur ve bazan ölebilirler. Hava ve yüzey altı kökleri "çürüklük" gösterir. Yaprak "hasta" kısımları, parlak sarı hale taşıyan koyu esmerden siyaha değişen renk sergiler. Etmen mantarın üreme organları yani peritesyum'ları sık sık hastalanmış gövdelerde, yapraklarda ve köklerde ortaya çıkar.
Mücadele Sürgünleri (kamış) 49 oC sıcaklıkta 30 dakika süre ile sıcak su işlemine tutma, deney bakımından başarılı olmuştur. Doku kültürü yolu ile elde edilmiş bitkiciklerin geniş ölçüde kullanılması, bu yöntemi genelde uygunsuz kılar. Başka çeşit denetimler araştırılmamıştır. Bununla beraber, etmen mantardan yoksun bitkiler, yeni ve steril edilmiş saksılar, saksı harcı kullanılması tavsiye edilmektedir.
Yaprak Lekelenmesi ve Yaprak Sapı Çürüklüğü: Myrothecium roridum mantarının yarattığı "yaprak lekelenmesi ve yaprak sapı çürüklüğü" hastalığı, küçük ve doku kültürü yolu ile elde edilmiş bitkiciklerde ortaya çıkar. Uç tane kadar az olan "yaprak lekesi" hastalıkları bitkinin kaybı sonucunu doğurur. "Yaprak sapı
çürüklüğü" yeni geliştirilmiş bitkiciklerde en yaygındır. "Hasta" kısımlar küçük ve suya sokulmuş gibi kısımlar olarak başlar, bunlar yağlı görünüştedirler. Bu leke'ler genelde yuvarlaktır, leke'ler olgunlaştığı zaman yaprakların alt yüzlerinde veya yaprak sapı diplerinde siyah ve beyaz üreme yapıları ortaya çıkar.
Mücadele : Yaprakları "yaralama"yı ve "ıslatma"yı en aza indirme, özellikle doku kültürü ile elde edilmiş bitkiciklerde hastalığın şiddetini azaltır. Lüzumundan yüksek oranda gübreleme de uygulanmaz, çünkü böyle yapılırsa bitkinin bu mantara duyarlılığı artabilir. Hem "mankozeb" ve hem de "khlorothalonil", bu mantarın başka yaprak bitkilerdeki "yaprak lekelenmesi" hastalıklarına çok etkilidir, ancak "yaprak sapı çürüklüğü" hastalığına karşı iyi denetim vermez. Filkulağı bitkisindeki "yaprak sapı çürüklüğü"ne karşı "iprodion", "triflumizol" veya "kaptan" ilaçlarından biri iyi denetim sağlamaktadır.
Tepe Yanıklığı ve Yaprak Lekelenmesi: Rhizoctonia solanı mantarının meydana getirdiği "tepe yanıklığı" hastalığı çoğunlukla saksı ortamı ile temastaki alt yaprak kenarlarında küçük, düzensiz biçimli ve suya sokulmuş gibi "hasta" kısımlar olarak gözükür. "Hasta" kısımlar esmerdir, etmen mantarın kırmızımsı esmer de olan ağ gibi miselini taşıyabilir.
Mücadele : Myrothecium'un yarattığı "yaprak lekelenmesi" hastalığının denetimi için konu edilen ilaçlar, Rhizoctonia'n\r\ "tepe yanıklığı"nınkine de etkilidir. Etmen mantar toprakta yaşadığından, iyi bir denetim için kökler işleme sokulur. Bu sebepten dolayı, "iprodione" veya "thiophanate methyl" sık sık kullanılır, çünkü başka bileşikler "ıslatma" uygulamaları bakımından çoğunlukla tavsiye edilmez. Daima etmen mantardan yoksun saksı harcı, saksı ve bitkiler kullanılır; bulaşmadan kaçınmak için bitkiler yükseltilmiş tezgahlar üzerinde yetiştirilir. Hastalık sıcak ve rutubetli yaz ayları esnasında ortaya çıktığından dolayı, böyle zamanlarda bulaşmadan korunmak üzere özel önlemler alınır.
Yanıklık: Erwinia chrysanthemi ve E. carotovora bakterilerinin yarattığı "yanıklık" hastalığfnın belirtileri, önce küçük ve suya sokulmuş gibi "hasta" kısımlar olarak gözükür, bunlar yaprak damarları arasında yer alır ve bazı hallerde de damarlar arasında düzensiz biçimde genişler. Eğer bu bakteri "yaprak lekelenmesi"ne sebep olursa, yaprak merkezleri peltemsi olabilir ve dökülür biter. Leke'ler çoğunlukla esmerden koyu esmere değişen renktedir ve bu da rutubet şartlarına ve bakterinin etkinliğine bağlı olur. Hava kuru olduğu zaman esmer renkli "hasta" kısımlar yaygın hale gelir, bu da hastalığın faal olmadığına işaret eder. Mücadele ; bu hastalığı denetleme, etmen bakteriden yoksun çeliklerin veya doku kültüründen elde edilmiş bitkiciklerin kullanılması esasına dayanır, çünkü bakteriler belirti göstermeyen bitkilerin içerisinde veya yüzeyinde yer alabilir; yukarıdan sulamanın da en aza indirilmesi de çok önemlidir, çünkü bakteriler yayılmak ve bitkilere bulaşmak için suya ihtiyaç duyarlar; araştırmalara göre, yukarıdan sulama ve yağışa maruz bırakma terkedildiği zaman "bakır'h" bileşiklerin ve "streptomisin"in kullanılması orta derecede etkili olmaktadır; bazı "bakır'h" ilaçlar filkulağı bitkisine zehirli etkide bulunur, seçilmiş olan ilaç çeşidi her üreticinin yetiştirme şartları altında kendisi tarafından sınanmalıdır.
Xanthomonas campestris pv. dieffenbachiae bakterisinin "yanıklık" hastalığı belirtileri, ilk olarak yaprak kenarlarında ortaya çıkar, bakteri burada hidatod'lardan giriş yapar. "Hasta" kısımlar önce saydam, sarımsı ve suya sokulmuş gibidir.
Bunların genişlemesi uzun zaman alır, sonunda yaprak kenarı ile birleşebilirler, yaprağın merkezini istila eder ve hatta yaprak düşmesine sebep olurlar. Olgun "hasta" kısımlar kağıtsı ve esmerdir, parlak sarı bir hale ile çevrili olabilirler. Eğer bitki sistemik olarak hastalanırsa, "sararma", "bodurlaşma" ve alt yaprakların "kaybı" gibi işaretler gösterir. Sistemik olarak hastalanmış bitkiler sonunda ölür. Mücadele ; bu bakterinin yarattığı "yanıklık" hastalığının yaprak safhasında bile denetiminde bakteri ilacı kullanma seyrek olarak etkilidir; bu hastalıktan kaçınma en etkili denetimdir; bakterinin yaratacağı erken belirtileri bulmak üzere ürün bitkiler düzenli ve sık olarak gözden geçirilir; %1'e kadar beyaz sirke kullanılması, hastalığın yayılmasını azaltma bakımından zaman zaman etkili olmaktadır; "bakır'lı" bileşikler etkilidir, buna rağmen hastalık bir kere sistemik olarak baştadıktan sonra hiçbir bakteri ilacı bu hastalığı denetleyemez; ilave olarak, "fosetilalüminum" bulaşmadan önce uygulandığı zaman hastalığın gelişmesini ve yayılmasını azaltmaktadır; etmenin yayılmasını azaltmak için yukarıdan sulama sınırlanır; akılda bulundurulmalıdır ki aglaonema (Aglaonema sp.), anturyum (Anthurium sp.) ve difenbahya (Dieffenbachia sp.) gibi yaygın olarak yetiştirilen bitkilerin çoğu da bu bakteriye karşı hassastır.
Soğuk Su Hasarı: Hastalığın sebebi "soğuk su"dan dolayı ortaya çıkan hasardır. Yaprağın bütünü veya kısımları ıslak ve suya sokulmuş gibi gözükür. Bu belirti hemen daima genç yapraklarda ortaya çıkar, başlıca kış ayları sırasında saksı ortamı hala soğuk iken, güneşin önce yapraklara vurduğu ve yaprak dokusunu ısıttığı zaman görülür. Bu hal, bitkide geçici bir su dengesizliğine sebep olur, toprak ısındıkça belirtiler kaybolur.
Mücadele : Hastalığı denetim altına almak için, kök sıcaklığı 18 oC veya daha yukarıda tutulur, yahut da hava sıcaklığı yavaş yavaş artırılır.
Bakır Zehirlemesi: Hastalığın sebebi, "bakır" içeren bakteri ilaçlarının yapraklara uygulanmasıdır. Belirtiler olarak, su veya püskürtme ilacı biriken yaprak uçlarında veya alt kısımlarda küçük ve suya sokulmuş gibi kısımlar oluşur. Bu "leke"ler, yeni ama genelde esmerleştiği zaman bakteri bulaşması ile belirenlere benzemektedir. Bunlar biçim bakımından çok düzensizdir.
Mücadele : "Bakır" içeren bakteri ilaçları veya besin püskürtme maddeleri kullanıldığı zaman, yeni kültivarların hassaslık bakımından sınandığından emin olmak gerekir. Bu ilaçlar, daima etiket verilen oranda ve aralıkta kullanılır; bunlar pH'si düşük olan "sirke" veya "fosetilalüminum" gibi bir madde ile asla karıştırılmaz. 6 pH değerinden aşağı su kullanma, "bakır zehirlemesi" sonucunu doğurabilir.
Prof.Dr.Sabri SÜMER --SÜS BİTKİLERİ HASTALIKLARI ---2008
Yaprak Lekelenmesi : Acremonium crotociniğenum mantarının filkulağı bitkisinde yarattığı "yaprak lekelenmesi" hastalığı, küçücük ve suya sokulmuş gibi "hasta" kısımlar ile kendini gösterir. "Leke"ler yavaş yavaş genişler ve sarı hale'si bulunan kırmızımsı esmere döner, bunlar bilhassa alacalı olmayan kültivarlarda baskındır. Leke'ler genelde biçim bakımından yuvarlaktan hafifçe düzensize değişir ve en genç yapraklarda oluşurlar. Yaşlı yapraklara hastalık seyrek olarak bulaşır, buna rağmen şiddetle etkilenmiş yapraklar sık sık bütünüyle sarıya döner.
Mücadele : Mantar püskürtme ilaçlarının filkulağı bitkisi üzerine etkisi belirsizdir. Denetim, etmen mantardan temiz-yoksun çeliklerin kullanılmasına, bitkileri yükseltilmiş tezgahlarda yetiştirmeye, yağışa az maruz bırakmaya ve yukarıdan sulamayı ve ıslatılmayı en aza indirmeye dayanır.
Çürüklük : Ceratocystis fimbriata mantarının husule getirdiği "kara kamış çürüklüğü" hastalığı'nda, esmer veya siyah renkli ve suya sokulmuş gibi gözüken "doku bozuklaşması" oluşumları gövdelerde, bilhassa saksı ortamı ile temastaki kısımlarda ortaya çıkar, kuşaklama yapar. Gövdedeki "hasta" kısımlar gömülüdür, uzunlaşmıştır ve çoğunlukla dal düğümlerinde gelişir. Hastalanmış bitkiler sık sık "sararmış", "bodurlaşmış" olur ve bazan ölebilirler. Hava ve yüzey altı kökleri "çürüklük" gösterir. Yaprak "hasta" kısımları, parlak sarı hale taşıyan koyu esmerden siyaha değişen renk sergiler. Etmen mantarın üreme organları yani peritesyum'ları sık sık hastalanmış gövdelerde, yapraklarda ve köklerde ortaya çıkar.
Mücadele Sürgünleri (kamış) 49 oC sıcaklıkta 30 dakika süre ile sıcak su işlemine tutma, deney bakımından başarılı olmuştur. Doku kültürü yolu ile elde edilmiş bitkiciklerin geniş ölçüde kullanılması, bu yöntemi genelde uygunsuz kılar. Başka çeşit denetimler araştırılmamıştır. Bununla beraber, etmen mantardan yoksun bitkiler, yeni ve steril edilmiş saksılar, saksı harcı kullanılması tavsiye edilmektedir.
Yaprak Lekelenmesi ve Yaprak Sapı Çürüklüğü: Myrothecium roridum mantarının yarattığı "yaprak lekelenmesi ve yaprak sapı çürüklüğü" hastalığı, küçük ve doku kültürü yolu ile elde edilmiş bitkiciklerde ortaya çıkar. Uç tane kadar az olan "yaprak lekesi" hastalıkları bitkinin kaybı sonucunu doğurur. "Yaprak sapı
çürüklüğü" yeni geliştirilmiş bitkiciklerde en yaygındır. "Hasta" kısımlar küçük ve suya sokulmuş gibi kısımlar olarak başlar, bunlar yağlı görünüştedirler. Bu leke'ler genelde yuvarlaktır, leke'ler olgunlaştığı zaman yaprakların alt yüzlerinde veya yaprak sapı diplerinde siyah ve beyaz üreme yapıları ortaya çıkar.
Mücadele : Yaprakları "yaralama"yı ve "ıslatma"yı en aza indirme, özellikle doku kültürü ile elde edilmiş bitkiciklerde hastalığın şiddetini azaltır. Lüzumundan yüksek oranda gübreleme de uygulanmaz, çünkü böyle yapılırsa bitkinin bu mantara duyarlılığı artabilir. Hem "mankozeb" ve hem de "khlorothalonil", bu mantarın başka yaprak bitkilerdeki "yaprak lekelenmesi" hastalıklarına çok etkilidir, ancak "yaprak sapı çürüklüğü" hastalığına karşı iyi denetim vermez. Filkulağı bitkisindeki "yaprak sapı çürüklüğü"ne karşı "iprodion", "triflumizol" veya "kaptan" ilaçlarından biri iyi denetim sağlamaktadır.
Tepe Yanıklığı ve Yaprak Lekelenmesi: Rhizoctonia solanı mantarının meydana getirdiği "tepe yanıklığı" hastalığı çoğunlukla saksı ortamı ile temastaki alt yaprak kenarlarında küçük, düzensiz biçimli ve suya sokulmuş gibi "hasta" kısımlar olarak gözükür. "Hasta" kısımlar esmerdir, etmen mantarın kırmızımsı esmer de olan ağ gibi miselini taşıyabilir.
Mücadele : Myrothecium'un yarattığı "yaprak lekelenmesi" hastalığının denetimi için konu edilen ilaçlar, Rhizoctonia'n\r\ "tepe yanıklığı"nınkine de etkilidir. Etmen mantar toprakta yaşadığından, iyi bir denetim için kökler işleme sokulur. Bu sebepten dolayı, "iprodione" veya "thiophanate methyl" sık sık kullanılır, çünkü başka bileşikler "ıslatma" uygulamaları bakımından çoğunlukla tavsiye edilmez. Daima etmen mantardan yoksun saksı harcı, saksı ve bitkiler kullanılır; bulaşmadan kaçınmak için bitkiler yükseltilmiş tezgahlar üzerinde yetiştirilir. Hastalık sıcak ve rutubetli yaz ayları esnasında ortaya çıktığından dolayı, böyle zamanlarda bulaşmadan korunmak üzere özel önlemler alınır.
Yanıklık: Erwinia chrysanthemi ve E. carotovora bakterilerinin yarattığı "yanıklık" hastalığfnın belirtileri, önce küçük ve suya sokulmuş gibi "hasta" kısımlar olarak gözükür, bunlar yaprak damarları arasında yer alır ve bazı hallerde de damarlar arasında düzensiz biçimde genişler. Eğer bu bakteri "yaprak lekelenmesi"ne sebep olursa, yaprak merkezleri peltemsi olabilir ve dökülür biter. Leke'ler çoğunlukla esmerden koyu esmere değişen renktedir ve bu da rutubet şartlarına ve bakterinin etkinliğine bağlı olur. Hava kuru olduğu zaman esmer renkli "hasta" kısımlar yaygın hale gelir, bu da hastalığın faal olmadığına işaret eder. Mücadele ; bu hastalığı denetleme, etmen bakteriden yoksun çeliklerin veya doku kültüründen elde edilmiş bitkiciklerin kullanılması esasına dayanır, çünkü bakteriler belirti göstermeyen bitkilerin içerisinde veya yüzeyinde yer alabilir; yukarıdan sulamanın da en aza indirilmesi de çok önemlidir, çünkü bakteriler yayılmak ve bitkilere bulaşmak için suya ihtiyaç duyarlar; araştırmalara göre, yukarıdan sulama ve yağışa maruz bırakma terkedildiği zaman "bakır'h" bileşiklerin ve "streptomisin"in kullanılması orta derecede etkili olmaktadır; bazı "bakır'h" ilaçlar filkulağı bitkisine zehirli etkide bulunur, seçilmiş olan ilaç çeşidi her üreticinin yetiştirme şartları altında kendisi tarafından sınanmalıdır.
Xanthomonas campestris pv. dieffenbachiae bakterisinin "yanıklık" hastalığı belirtileri, ilk olarak yaprak kenarlarında ortaya çıkar, bakteri burada hidatod'lardan giriş yapar. "Hasta" kısımlar önce saydam, sarımsı ve suya sokulmuş gibidir.
Bunların genişlemesi uzun zaman alır, sonunda yaprak kenarı ile birleşebilirler, yaprağın merkezini istila eder ve hatta yaprak düşmesine sebep olurlar. Olgun "hasta" kısımlar kağıtsı ve esmerdir, parlak sarı bir hale ile çevrili olabilirler. Eğer bitki sistemik olarak hastalanırsa, "sararma", "bodurlaşma" ve alt yaprakların "kaybı" gibi işaretler gösterir. Sistemik olarak hastalanmış bitkiler sonunda ölür. Mücadele ; bu bakterinin yarattığı "yanıklık" hastalığının yaprak safhasında bile denetiminde bakteri ilacı kullanma seyrek olarak etkilidir; bu hastalıktan kaçınma en etkili denetimdir; bakterinin yaratacağı erken belirtileri bulmak üzere ürün bitkiler düzenli ve sık olarak gözden geçirilir; %1'e kadar beyaz sirke kullanılması, hastalığın yayılmasını azaltma bakımından zaman zaman etkili olmaktadır; "bakır'lı" bileşikler etkilidir, buna rağmen hastalık bir kere sistemik olarak baştadıktan sonra hiçbir bakteri ilacı bu hastalığı denetleyemez; ilave olarak, "fosetilalüminum" bulaşmadan önce uygulandığı zaman hastalığın gelişmesini ve yayılmasını azaltmaktadır; etmenin yayılmasını azaltmak için yukarıdan sulama sınırlanır; akılda bulundurulmalıdır ki aglaonema (Aglaonema sp.), anturyum (Anthurium sp.) ve difenbahya (Dieffenbachia sp.) gibi yaygın olarak yetiştirilen bitkilerin çoğu da bu bakteriye karşı hassastır.
Soğuk Su Hasarı: Hastalığın sebebi "soğuk su"dan dolayı ortaya çıkan hasardır. Yaprağın bütünü veya kısımları ıslak ve suya sokulmuş gibi gözükür. Bu belirti hemen daima genç yapraklarda ortaya çıkar, başlıca kış ayları sırasında saksı ortamı hala soğuk iken, güneşin önce yapraklara vurduğu ve yaprak dokusunu ısıttığı zaman görülür. Bu hal, bitkide geçici bir su dengesizliğine sebep olur, toprak ısındıkça belirtiler kaybolur.
Mücadele : Hastalığı denetim altına almak için, kök sıcaklığı 18 oC veya daha yukarıda tutulur, yahut da hava sıcaklığı yavaş yavaş artırılır.
Bakır Zehirlemesi: Hastalığın sebebi, "bakır" içeren bakteri ilaçlarının yapraklara uygulanmasıdır. Belirtiler olarak, su veya püskürtme ilacı biriken yaprak uçlarında veya alt kısımlarda küçük ve suya sokulmuş gibi kısımlar oluşur. Bu "leke"ler, yeni ama genelde esmerleştiği zaman bakteri bulaşması ile belirenlere benzemektedir. Bunlar biçim bakımından çok düzensizdir.
Mücadele : "Bakır" içeren bakteri ilaçları veya besin püskürtme maddeleri kullanıldığı zaman, yeni kültivarların hassaslık bakımından sınandığından emin olmak gerekir. Bu ilaçlar, daima etiket verilen oranda ve aralıkta kullanılır; bunlar pH'si düşük olan "sirke" veya "fosetilalüminum" gibi bir madde ile asla karıştırılmaz. 6 pH değerinden aşağı su kullanma, "bakır zehirlemesi" sonucunu doğurabilir.
Prof.Dr.Sabri SÜMER --SÜS BİTKİLERİ HASTALIKLARI ---2008

